SON DAKİKA

#İşgal

HABER DEĞER - İşgal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İşgal haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AB Rusya seçimini tanımayacak: "İşgal altındaki Ukrayna topraklarında düzenlenen oylama tanımayacaktır" Haber

AB Rusya seçimini tanımayacak: "İşgal altındaki Ukrayna topraklarında düzenlenen oylama tanımayacaktır"

"Seçimler otoriterleşen bir ortamda gerçekleşti" Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği, Rusya’da 18-20 Eylül tarihlerinde yapılan Devlet Duması seçimlerine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, söz konusu seçimlerin Rusya’da demokrasinin gerilemesinin sürdüğünü açıkça ortaya koyduğu savunulurken, ülkenin Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü savaşın ve toprak işgallerinin seçim atmosferini son derece olumsuz etkilediği vurgulandı. Rus makamlarının demokratik muhalefetin katılımını engellemek amacıyla ülke içinde ve dışında baskıları artırdığına dikkat çekilerek, savaş karşıtı bir siyasi programa sahip Yabloko Partisi adaylarının federal listeden men edilmesinin seçmen seçeneklerini ciddi biçimde daralttığı ifade edildi. Bağımsız Bilgiye Erişim Sınırlandı Seçimler öncesinde idari ve yargısal araçların muhalif isimleri tasfiye etmek için kullanıldığına işaret edilen açıklamada, Rus vatandaşlarının bağımsız bilgiye erişiminin de ciddi oranda kısıtlandığı belirtildi. AB, Rus sivil toplum örgütlerini, insan hakları savunucularını ve bağımsız medyayı desteklemeye devam edeceğini yineledi. Öte yandan, Moskova yönetiminin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gözlemcilerini seçimleri izlemeye davet etmemesi de AB tarafından tepkiyle karşılandı. Bu kararın Rusya'nın AGİT taahhütleriyle bağdaşmadığı ve seçimlerin tarafsız bir şekilde değerlendirilme imkanını ortadan kaldırdığı ifade edildi. " aptırım uygulayacağız" Rusya’nın yasa dışı ilhak ettiği Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Sivastopol kenti ile Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson bölgelerinin bazı kesimlerinde sandık kurulmasını kınayan AB, bu oylamaların uluslararası hukuka, BM Şartı’na ve Ukrayna’nın egemenliğine tamamen aykırı olduğunu kaydetti. Açıklamada şu net mesaj verildi: "Avrupa Birliği, Rusya’nın ilhak ettiği Ukrayna topraklarında düzenlediği oylamaları ve sonuçlarını tanımayacaktır." AB, işgal altındaki bölgelerde seçimlerin organize edilmesinde rol alanların, buralarda aday olanların ve Rusya’da adil seçim ortamını ortadanlıktan sorumlu tutulan şahısların yaptırım listesine ekleneceğini duyurdu. Açıklamanın sonunda, Ukrayna’nın uluslararası alanda kabul görmüş sınırları içindeki toprak bütünlüğüne ve bağımsızlığına verilen güçlü destek yinelenerek, Rusya’ya savaşı derhal sona erdirme, koşulsuz ateşkes ilan etme ve askeri güçlerini Ukrayna topraklarından çekme çağrısı yinelendi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ateşkese rağmen sular durulmuyor: İsrail, Lübnan Devlet Hastanesini ateşe verdi Haber

Ateşkese rağmen sular durulmuyor: İsrail, Lübnan Devlet Hastanesini ateşe verdi

Meys el-Cebel Devlet Hastanesi ateşe verildi Lübnan resmi ajansı NNA'nın aktardığı bilgilere göre, İsrail askerleri ülkenin güneyindeki sınır hattında İsrail işgali altında yer alan Meys el-Cebel beldesindeki Meys el-Cebel Devlet Hastanesi'nde kasıtlı olarak yangın çıkardı. Sosyal medya platformlarında paylaşılan görüntülerde, tesisten yoğun dumanların yükseldiği net bir şekilde görüldü. Yaşanan bu olay bölgede endişe yaratırken, Lübnan makamlarından art arda kınama mesajları geldi. Lübnan Sağlık Bakanlığı'ndan uluslararası topluma çağrı Olayın ardından yazılı bir açıklama yayan Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in devlet hastanesini ateşe vermesini en sert ifadelerle lanetledi. İsrail ordusunun daha önce söz konusu hastaneye konuşlanarak burayı askeri bir kışlaya dönüştürdüğüne dikkat çekilen açıklamada, binanın tamamen yakılmasının temel amacının Lübnan'ın güneyinde yaşayan sivil halkı en temel sağlık hizmetlerinden tamamen mahrum bırakmak olduğu vurgulandı. Uluslararası topluma, Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi'ne sessiz kalmama çağrısı yapılan açıklamada, İsrail'in Lübnan'ın sağlık sektörüne yönelik sistematik saldırılarından hesap sorulmasının sağlanması istendi. Bakanlık açıklamasında, "Tıbbi kuruluşların ve sağlık çalışanlarının hedef alınması, tüm unsurlarıyla bir savaş suçu ve uluslararası sözleşmelerin açık bir ihlalini teşkil etmektedir" ifadelerine yer verildi. Bölgedeki çatışmalar ve kayıpların bilançosu Yaşanan son saldırı, İsrail ordusunun Lübnan'da aylardır sürdürdüğü askeri operasyonları yeniden gündeme getirdi. İsrail güçleri, Lübnan'a 2 Mart tarihinde yoğun hava saldırıları başlatarak ülkenin güneyinde onlarca beldeyi işgal etmişti. Lübnan hükümetinin paylaştığı verilere göre, bu saldırılar nedeniyle ülkede yerinden edilen kişilerin sayısı 1 milyonu aşmıştı. Taraflar arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren ve sonradan birkaç kez uzatılan ateşkesin ardından, Washington'da yürütülen doğrudan müzakerelerin 5. turunun akabinde 26 Haziran'da Lübnan ile İsrail arasında bir çerçeve anlaşması imzalanmıştı. Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı son bilanço ise İsrail'in 2 Mart'tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda en az 4 bin 386 kişinin hayatını kaybettiğini ortaya koydu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yunanistan'ın "soykırım" iddialarına Dışişleri Bakanlığı’ndan sert tepki: "Aklıselime davet ediyoruz" Haber

Yunanistan'ın "soykırım" iddialarına Dışişleri Bakanlığı’ndan sert tepki: "Aklıselime davet ediyoruz"

"Mesnetsiz açıklamaları reddediyoruz" Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın, Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu’da yaşayan Rumlara yönelik soykırım uygulandığını savunarak bu dönemde Anadolu’dan Yunanistan’a göç edenleri andığı sosyal medya paylaşımına Ankara’dan resmi yanıt gecikmedi. Yunan yetkilinin 1919-1922 yılları arasında yaşananları "Küçük Asya Rumlarının Soykırımı" olarak nitelendirmesine Dışişleri Bakanlığı tepki gösterdi. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "Yunan makamlarının, Yunanistan’ın Anadolu’yu işgal ve istila çabasında olduğu döneme dair mesnetsiz açıklamalarını reddediyor, Yunan yetkilileri ciddiyete ve aklıselime davet ediyoruz" denildi. "Tazminat ödemeyi Lozan'ın 59. maddesiyle kabul ettiler" Yunanistan’ın söz konusu dönemdeki sorumluluklarına dikkat çekilen açıklamada, tarihi gerçeklerin göz ardı edilemeyeceği vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Bu vesileyle, Yunanistan’ın bu dönemde Anadolu’da sivil halka karşı toplu katliamlar ve yıkımlar gerçekleştirdiğini, sözkonusu suçları ve tazminat ödemeyi Lozan Barış Antlaşması’nın 59’uncu maddesi uyarınca kabul ettiğini hatırlatıyoruz." Lozan Barış Antlaşması’nın 59’uncu maddesi uyarınca Yunanistan, Anadolu’da Yunan ordusu veya yönetiminin savaş yasalarına aykırı eylemlerinden doğan zararları giderme yükümlülüğünü resmen tanımıştı. Türkiye ise o dönemde Yunanistan’ın savaş sonrası mali durumunu ve imkanlarını göz önünde bulundurarak bu zararlar için fiili tazminat talebinden vazgeçmişti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İsrail'den iki cepheli askeri harekat: Lübnan ve Suriye'ye saldırı Haber

İsrail'den iki cepheli askeri harekat: Lübnan ve Suriye'ye saldırı

Lübnan'da ateşkese rağmen şiddetli saldırılar Bölgede yürürlükte olan ateşkes anlaşmalarına rağmen askeri faaliyetlerini tırmandıran İsrail güçleri, Lübnan'ın güneyinde derinlemesine bir ilerleyiş kaydederek birliklerinin konumunu yer yer 10 kilometrenin ötesine taşıdı. Savaş uçakları, patlayıcı yüklü insansız hava araçları ve tank birlikleriyle gerçekleştirilen operasyonlarda Sur kentine bağlı el-Mansuri ile Buyut es-Siyad beldeleri ağır darbe aldı. Saha raporlarına göre askerler bazı meskenleri ateşe verirken, sivil yerleşim alanlarına İHA'lar aracılığıyla patlayıcı dolu bidonlar atıldı. Bununla birlikte Merciiyyun'a bağlı Hula beldesinde iş makineleri sokularak çok sayıda yapının tamamen yerle bir edildiği aktarıldı. Mart 2026 tarihinden bu yana süregelen çatışma ve bombardımanlar nedeniyle bilanço her geçen gün ağırlaşmaya devam ediyor. Kayıtlara geçen verilere göre bölgede bugüne kadar 4 bin 350 kişi yaşamını yitirirken, 12 bin 307 kişi yaralandı ve 1 milyondan fazla sivil güvenli alanlara göç etmek zorunda kaldı. Fiziksel yıkımın yanı sıra başkent Beyrut ile Dahiye ve Zahrani sahalarında alçak uçuş yapan İsrail İHA'ları halk üzerindeki baskıyı artırıyor. Suriye sınırından sızıldı Lübnan cephesindeki hareketlilik sürerken Suriye sınırında da askeri provokasyonlar hız kesmeden devam ediyor. Daha önce 18 Ağustos tarihinde İdlib'deki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı'na düzenlenen şiddetli hava bombardımanının ardından, bu kez Suriye'nin güneybatısındaki Kuneytra iline bağlı Terence köyüne karadan sızma gerçekleştirildi. Köye giren İsrail birliklerinin belirli bir konuta baskın düzenleyerek arama yaptığı belirlendi. 2024 yılının son döneminde Baas rejiminin devrilmesiyle birlikte bölgede köklü bir siyasi ve askeri dengesizlik doğmuş, İsrail 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nın geçersizliğini öne sürerek tampon bölgeyi ele geçirmişti. Her ne kadar Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yakın zamanda yaptığı açıklamalarda İsrail ile güvenlik anlaşması zemininde çalışmak istediklerini ve Golan Tepeleri'ndeki ulusal haklardan ödün vermeden kalıcı barış aradıklarını belirtse de, sahadaki fiili işgal hamleleri ve sınır ihlalleri bu diplomatik çabaları gölgelemeyi sürdürüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

11 ülkeden ortak bildiri: İsrail’in Suriye saldırısı şiddetle kınandı Haber

11 ülkeden ortak bildiri: İsrail’in Suriye saldırısı şiddetle kınandı

"Son derece tehlikeli bir tırmanış" Dışişleri bakanları tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail'in Suriye'nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'nü hedef alan saldırılarının "son derece tehlikeli bir tırmanış" olduğu vurgulandı. Açıklamada, bu eylemlerin Suriye'nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin açık bir ihlali olduğu belirtilirken, şu ifadeler yer aldı: Türkiye Cumhuriyeti, Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti, Endonezya Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Katar Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Malezya, Moritanya İslam Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Somali Federal Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Dışişleri Bakanları, İsrail'in, Suriye'nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü hedef alan hava saldırılarını şiddetle kınamaktadır. Bu saldırılar, son derece tehlikeli bir tırmanışı ve Suriye'nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin açık bir ihlalini teşkil etmektedir." Bildiride ayrıca, Dışişleri Bakanlarının Suriye topraklarının ve altyapısının sürekli olarak hedef alınmasından ve tahrip edilmesinden derin endişe duydukları ifade edilerek, bu tür eylemlerin Suriye'nin güvenliğini yeniden tesis etme, ulusal kurumlarını yeniden inşa etme ve yıllardır süregelen çatışmanın yarattığı insani sonuçların giderilmesi yönündeki mevcut çabalarını aşındırma riski taşıdığı kaydedildi. Uluslararası topluma "somut adım" çağrısı Dışişleri bakanları, İsrail'in Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal etmeyi sürdürmesinin gerilimi tırmandırma, bölgesel barış ile istikrarı bozma ve uluslararası hukuka olan saygıyı zedeleme riski barındırdığının altını çizdi. Bildiride yapılan çağrı şu sözlerle aktarıldı: "Dışişleri Bakanları uluslararası topluma; Suriye'ye yönelik devam eden bu saldırganlık karşısında kararlı, net ve ilkeli bir duruş sergilemesi, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı uyarınca somut adımlar atması, bu ihlallere son verilmesi, 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'na tam olarak uyulmasının sağlanması ve İsrail güçlerinin işgal ettikleri bölgelerden çekilmesi, böylece gerilimin daha da tırmanmasının önlenerek bölgesel barış ile istikrarın korunması için çağrıda bulunmaktadır." Açıklamanın son bölümünde, Dışişleri Bakanlarının Suriye'nin egemenliğine, bağımsızlığına, toprak bütünlüğüne ve siyasi birliğine saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladığı ve "buna halel getirmeye yönelik her türlü girişimi reddettiklerini" belirttiği ifade edildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Gazze’de 1000 Gün Haber

Gazze’de 1000 Gün

"İran'ın vekillerini vurma" gerekçesiyle başlayan süreç, bölgedeki devletlerin altyapılarının yok edildiği ve on binlerce insanın hayatını kaybettiği tarihi bir felakete evrildi. Etnik temizlik(!) ve yıkım Ekim 2023’ten bu yana geçen 1000 günde Gazze’de tarihin gördüğü en büyük insan yapımı felaketlerden biri yaşandı. 21 bin 500’den fazlası çocuk ve 12 bin 500’den fazlası kadın olmak üzere toplam 73 bin 66 Filistinli hayatını kaybetti. Gazze Şeridi’ndeki yapıların en az yüzde 90’ı yerle bir edildi. Yaklaşık 2 milyon 400 bin Filistinli, defalarca zorla yerinden edilerek etnik temizliğe maruz bırakıldı. İsrail’in Gazze’deki soykırım operasyonlarının yarattığı yıkımın bilançosu en az 80 milyar dolara ulaştı. Bölgesel yayılma sürüyor: Lübnan, Yemen ve Suriye İsrail ordusu, Gazze dışındaki hedeflere yönelik saldırılarını sistematik bir şekilde genişletti: 2 Mart 2026’da yoğunlaşan saldırılarla Lübnan’ın güneyinde yaklaşık 600 kilometrekarelik bir alanı "tampon bölge" bahanesiyle işgal etti. Husileri hedef alan hava saldırıları, 28 Ağustos 2025’te Başbakan Ahmet Galib er-Rehavi ve bazı bakanların ölümüyle sonuçlanan bir krize dönüştü. 8 Aralık 2024’te Baas rejiminin devrilmesinin ardından İsrail, "gelecek tehdit" bahanesiyle yüzlerce hava saldırısı düzenledi ve güneydeki tampon bölgeyi işgal etti. Doğrudan hesaplaşma İsrail ile İran arasındaki gerilim, karşılıklı suikastlar ve küçük çaplı saldırıların ardından 13 Haziran 2025’te "doğrudan savaşa" evrildi. 12 gün süren bu ilk safhada nükleer tesisler ve askeri altyapı hedef alındı. 28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in başlattığı ortak "ikinci raunt" saldırıları ise Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına ve Körfez’deki ABD üslerinin vurulmasına kadar uzanan, tüm dünyayı ekonomik krize sürükleyen küresel bir boyuta ulaştı. Bu çatışmalarda İran kaynaklarına göre 3 bin 500, uluslararası kaynaklara göre ise 6 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Uzun süren savaş, 17 Haziran 2026’da devlet başkanlarının imzaladığı Mutabakat Zaptı ile resmi olarak sona erdirilmeye çalışılırken, bölgedeki derin siyasi ve ekonomik hasarın etkileri hala hissediliyor. Diplomasi ve hukuk süreç yetersiz kaldı İsrail yönetimi, bu süreçte ağır uluslararası baskıyla karşı karşıya kaldı: Uluslararası Ceza Mahkemesi, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Yoav Gallant hakkında yakalama kararı çıkardı. İsrail, Uluslararası Adalet Divanı’nda soykırım suçlamasıyla yargılandı. 9 Eylül 2025’te Katar’da müzakere heyetine yönelik düzenlenen saldırı, uluslararası toplumda "kırılma anı" olarak kabul edildi ve İsrail’i Ekim 2025’teki ateşkese razı eden dış baskının fitilini ateşledi. Bugün 1000. gününe giren süreçte İsrail, Batı Şeria’daki işgalini de 1967’den bu yana görülen en yüksek seviyeye taşıyarak "vaadedilmiş topraklar" iddiasıyla bölgedeki istikrarsızlığı derinleştirmeye devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

AK Parti Sözcüsü Çelik: "Gazze'de soykırım yapan ordunun ahlaklı olduğuna inanacak kimse yok" Haber

AK Parti Sözcüsü Çelik: "Gazze'de soykırım yapan ordunun ahlaklı olduğuna inanacak kimse yok"

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun "İsrail ordusu dünyanın en ahlaklı ordusudur" ifadelerine sert tepki gösteren Çelik, Gazze’de yaşananların dünyanın en büyük suçu olduğunu vurguladı. "Netanyahu'nun sözleri dünyanın en büyük yalanıdır" İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarını ve İsrail ordusuna yönelik "dünyanın en ahlaklı ordusu" nitelemesini değerlendiren Çelik, bu iddiaları "dünyanın en büyük yalanı" olarak nitelendirdi. Çelik, şunları kaydetti: "Yeryüzünde, Gazze'de soykırım gerçekleştiren o ordunun ahlaklı bir ordu olduğuna inanacak hiç kimse yoktur. Gazze'de gerçekleştirilen soykırım, İran'a yapılan saldırı, Lübnan'da gerçekleştirilen katliamlar, dünyanın en ahlaksız, en vicdansız, en büyük suçunu teşkil eden eylemlerdir. Netanyahu'nun açıklamasının değersizliği ve niteliksizliği, her türlü ahlaki değerden yoksun olduğu net bir şekilde görülüyor." "İşgalci ve yayılmacı olan Netanyahu hükümetidir" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Kudüs’e dair ifadeleri üzerinden Türkiye’ye yöneltilen "işgalcilik" suçlamalarına da yanıt veren Ömer Çelik, gerçek işgalcinin İsrail yönetimi olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "İşgalcilik, fetihçilik, başka ülkelerin toprağına göz dikmek, Netanyahu hükümetiyle özdeştir. Gazze'yi işgal ediyor, Batı Şeria'da yeni yerleşim yerleri ilan ederek Filistinlilerin topraklarını gasp ediyor. Litani nehrine kadar Lübnan'ı işgal etti. Şimdi bize işgalcilik ve yayılmacılık suçlaması yapıyor. Türkiye’nin Filistin konusundaki görüşü açık ve nettir; Birleşmiş Milletler kararları çerçevesinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletini savunuyoruz." ABD'nin İsrail politikasına ilişkin değerlendirme ABD'den İsrail'in politikalarına karşı gelen tepkilerin bir "politika değişikliği" olarak yorumlanıp yorumlanamayacağı sorusuna Çelik şu yanıtı verdi: "Tam bir politika değişikliğinden bahsedemeyiz ama doğru sesler yükseliyor. Ancak bu henüz bir politika değişikliğine tekabül etmiyor. Burada esas olan, İsrail'in bu eylemlerinin mutlak surette, kesin bir şekilde durdurulmasına dönük adım atılmasıdır. Ancak o zaman politika değişikliğinden söz edebiliriz." Basın mensuplarına yönelik şiddete tepki CHP miting ve toplantılarında basın mensuplarına yönelik gerçekleşen fiziki saldırılara da değinen Çelik, gazetecilere yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu belirtirken, "Bu öncelikle ahlaki bir sorundur. Basın mensuplarına saldırıların sadece CHP'nin mitinglerinde meydana gelmesi düşündürücüdür. Parti hukuku gereği gereğinin yapılması icap ederdi; yapılmaması bu şiddetin teşvik edildiği anlamına geliyor. Buna karşı daha güçlü bir duruş sergileyeceğimizden hiç kuşkunuz olmasın." dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.