SON DAKİKA

#İşgal

HABER DEĞER - İşgal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İşgal haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İsrail'den iki cepheli askeri harekat: Lübnan ve Suriye'ye saldırı Haber

İsrail'den iki cepheli askeri harekat: Lübnan ve Suriye'ye saldırı

Lübnan'da ateşkese rağmen şiddetli saldırılar Bölgede yürürlükte olan ateşkes anlaşmalarına rağmen askeri faaliyetlerini tırmandıran İsrail güçleri, Lübnan'ın güneyinde derinlemesine bir ilerleyiş kaydederek birliklerinin konumunu yer yer 10 kilometrenin ötesine taşıdı. Savaş uçakları, patlayıcı yüklü insansız hava araçları ve tank birlikleriyle gerçekleştirilen operasyonlarda Sur kentine bağlı el-Mansuri ile Buyut es-Siyad beldeleri ağır darbe aldı. Saha raporlarına göre askerler bazı meskenleri ateşe verirken, sivil yerleşim alanlarına İHA'lar aracılığıyla patlayıcı dolu bidonlar atıldı. Bununla birlikte Merciiyyun'a bağlı Hula beldesinde iş makineleri sokularak çok sayıda yapının tamamen yerle bir edildiği aktarıldı. Mart 2026 tarihinden bu yana süregelen çatışma ve bombardımanlar nedeniyle bilanço her geçen gün ağırlaşmaya devam ediyor. Kayıtlara geçen verilere göre bölgede bugüne kadar 4 bin 350 kişi yaşamını yitirirken, 12 bin 307 kişi yaralandı ve 1 milyondan fazla sivil güvenli alanlara göç etmek zorunda kaldı. Fiziksel yıkımın yanı sıra başkent Beyrut ile Dahiye ve Zahrani sahalarında alçak uçuş yapan İsrail İHA'ları halk üzerindeki baskıyı artırıyor. Suriye sınırından sızıldı Lübnan cephesindeki hareketlilik sürerken Suriye sınırında da askeri provokasyonlar hız kesmeden devam ediyor. Daha önce 18 Ağustos tarihinde İdlib'deki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı'na düzenlenen şiddetli hava bombardımanının ardından, bu kez Suriye'nin güneybatısındaki Kuneytra iline bağlı Terence köyüne karadan sızma gerçekleştirildi. Köye giren İsrail birliklerinin belirli bir konuta baskın düzenleyerek arama yaptığı belirlendi. 2024 yılının son döneminde Baas rejiminin devrilmesiyle birlikte bölgede köklü bir siyasi ve askeri dengesizlik doğmuş, İsrail 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nın geçersizliğini öne sürerek tampon bölgeyi ele geçirmişti. Her ne kadar Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yakın zamanda yaptığı açıklamalarda İsrail ile güvenlik anlaşması zemininde çalışmak istediklerini ve Golan Tepeleri'ndeki ulusal haklardan ödün vermeden kalıcı barış aradıklarını belirtse de, sahadaki fiili işgal hamleleri ve sınır ihlalleri bu diplomatik çabaları gölgelemeyi sürdürüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

11 ülkeden ortak bildiri: İsrail’in Suriye saldırısı şiddetle kınandı Haber

11 ülkeden ortak bildiri: İsrail’in Suriye saldırısı şiddetle kınandı

"Son derece tehlikeli bir tırmanış" Dışişleri bakanları tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail'in Suriye'nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'nü hedef alan saldırılarının "son derece tehlikeli bir tırmanış" olduğu vurgulandı. Açıklamada, bu eylemlerin Suriye'nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin açık bir ihlali olduğu belirtilirken, şu ifadeler yer aldı: Türkiye Cumhuriyeti, Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti, Endonezya Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Katar Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Malezya, Moritanya İslam Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Somali Federal Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Dışişleri Bakanları, İsrail'in, Suriye'nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü hedef alan hava saldırılarını şiddetle kınamaktadır. Bu saldırılar, son derece tehlikeli bir tırmanışı ve Suriye'nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin açık bir ihlalini teşkil etmektedir." Bildiride ayrıca, Dışişleri Bakanlarının Suriye topraklarının ve altyapısının sürekli olarak hedef alınmasından ve tahrip edilmesinden derin endişe duydukları ifade edilerek, bu tür eylemlerin Suriye'nin güvenliğini yeniden tesis etme, ulusal kurumlarını yeniden inşa etme ve yıllardır süregelen çatışmanın yarattığı insani sonuçların giderilmesi yönündeki mevcut çabalarını aşındırma riski taşıdığı kaydedildi. Uluslararası topluma "somut adım" çağrısı Dışişleri bakanları, İsrail'in Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal etmeyi sürdürmesinin gerilimi tırmandırma, bölgesel barış ile istikrarı bozma ve uluslararası hukuka olan saygıyı zedeleme riski barındırdığının altını çizdi. Bildiride yapılan çağrı şu sözlerle aktarıldı: "Dışişleri Bakanları uluslararası topluma; Suriye'ye yönelik devam eden bu saldırganlık karşısında kararlı, net ve ilkeli bir duruş sergilemesi, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı uyarınca somut adımlar atması, bu ihlallere son verilmesi, 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'na tam olarak uyulmasının sağlanması ve İsrail güçlerinin işgal ettikleri bölgelerden çekilmesi, böylece gerilimin daha da tırmanmasının önlenerek bölgesel barış ile istikrarın korunması için çağrıda bulunmaktadır." Açıklamanın son bölümünde, Dışişleri Bakanlarının Suriye'nin egemenliğine, bağımsızlığına, toprak bütünlüğüne ve siyasi birliğine saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladığı ve "buna halel getirmeye yönelik her türlü girişimi reddettiklerini" belirttiği ifade edildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Gazze’de 1000 Gün Haber

Gazze’de 1000 Gün

"İran'ın vekillerini vurma" gerekçesiyle başlayan süreç, bölgedeki devletlerin altyapılarının yok edildiği ve on binlerce insanın hayatını kaybettiği tarihi bir felakete evrildi. Etnik temizlik(!) ve yıkım Ekim 2023’ten bu yana geçen 1000 günde Gazze’de tarihin gördüğü en büyük insan yapımı felaketlerden biri yaşandı. 21 bin 500’den fazlası çocuk ve 12 bin 500’den fazlası kadın olmak üzere toplam 73 bin 66 Filistinli hayatını kaybetti. Gazze Şeridi’ndeki yapıların en az yüzde 90’ı yerle bir edildi. Yaklaşık 2 milyon 400 bin Filistinli, defalarca zorla yerinden edilerek etnik temizliğe maruz bırakıldı. İsrail’in Gazze’deki soykırım operasyonlarının yarattığı yıkımın bilançosu en az 80 milyar dolara ulaştı. Bölgesel yayılma sürüyor: Lübnan, Yemen ve Suriye İsrail ordusu, Gazze dışındaki hedeflere yönelik saldırılarını sistematik bir şekilde genişletti: 2 Mart 2026’da yoğunlaşan saldırılarla Lübnan’ın güneyinde yaklaşık 600 kilometrekarelik bir alanı "tampon bölge" bahanesiyle işgal etti. Husileri hedef alan hava saldırıları, 28 Ağustos 2025’te Başbakan Ahmet Galib er-Rehavi ve bazı bakanların ölümüyle sonuçlanan bir krize dönüştü. 8 Aralık 2024’te Baas rejiminin devrilmesinin ardından İsrail, "gelecek tehdit" bahanesiyle yüzlerce hava saldırısı düzenledi ve güneydeki tampon bölgeyi işgal etti. Doğrudan hesaplaşma İsrail ile İran arasındaki gerilim, karşılıklı suikastlar ve küçük çaplı saldırıların ardından 13 Haziran 2025’te "doğrudan savaşa" evrildi. 12 gün süren bu ilk safhada nükleer tesisler ve askeri altyapı hedef alındı. 28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in başlattığı ortak "ikinci raunt" saldırıları ise Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına ve Körfez’deki ABD üslerinin vurulmasına kadar uzanan, tüm dünyayı ekonomik krize sürükleyen küresel bir boyuta ulaştı. Bu çatışmalarda İran kaynaklarına göre 3 bin 500, uluslararası kaynaklara göre ise 6 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Uzun süren savaş, 17 Haziran 2026’da devlet başkanlarının imzaladığı Mutabakat Zaptı ile resmi olarak sona erdirilmeye çalışılırken, bölgedeki derin siyasi ve ekonomik hasarın etkileri hala hissediliyor. Diplomasi ve hukuk süreç yetersiz kaldı İsrail yönetimi, bu süreçte ağır uluslararası baskıyla karşı karşıya kaldı: Uluslararası Ceza Mahkemesi, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Yoav Gallant hakkında yakalama kararı çıkardı. İsrail, Uluslararası Adalet Divanı’nda soykırım suçlamasıyla yargılandı. 9 Eylül 2025’te Katar’da müzakere heyetine yönelik düzenlenen saldırı, uluslararası toplumda "kırılma anı" olarak kabul edildi ve İsrail’i Ekim 2025’teki ateşkese razı eden dış baskının fitilini ateşledi. Bugün 1000. gününe giren süreçte İsrail, Batı Şeria’daki işgalini de 1967’den bu yana görülen en yüksek seviyeye taşıyarak "vaadedilmiş topraklar" iddiasıyla bölgedeki istikrarsızlığı derinleştirmeye devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

AK Parti Sözcüsü Çelik: "Gazze'de soykırım yapan ordunun ahlaklı olduğuna inanacak kimse yok" Haber

AK Parti Sözcüsü Çelik: "Gazze'de soykırım yapan ordunun ahlaklı olduğuna inanacak kimse yok"

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun "İsrail ordusu dünyanın en ahlaklı ordusudur" ifadelerine sert tepki gösteren Çelik, Gazze’de yaşananların dünyanın en büyük suçu olduğunu vurguladı. "Netanyahu'nun sözleri dünyanın en büyük yalanıdır" İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarını ve İsrail ordusuna yönelik "dünyanın en ahlaklı ordusu" nitelemesini değerlendiren Çelik, bu iddiaları "dünyanın en büyük yalanı" olarak nitelendirdi. Çelik, şunları kaydetti: "Yeryüzünde, Gazze'de soykırım gerçekleştiren o ordunun ahlaklı bir ordu olduğuna inanacak hiç kimse yoktur. Gazze'de gerçekleştirilen soykırım, İran'a yapılan saldırı, Lübnan'da gerçekleştirilen katliamlar, dünyanın en ahlaksız, en vicdansız, en büyük suçunu teşkil eden eylemlerdir. Netanyahu'nun açıklamasının değersizliği ve niteliksizliği, her türlü ahlaki değerden yoksun olduğu net bir şekilde görülüyor." "İşgalci ve yayılmacı olan Netanyahu hükümetidir" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Kudüs’e dair ifadeleri üzerinden Türkiye’ye yöneltilen "işgalcilik" suçlamalarına da yanıt veren Ömer Çelik, gerçek işgalcinin İsrail yönetimi olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "İşgalcilik, fetihçilik, başka ülkelerin toprağına göz dikmek, Netanyahu hükümetiyle özdeştir. Gazze'yi işgal ediyor, Batı Şeria'da yeni yerleşim yerleri ilan ederek Filistinlilerin topraklarını gasp ediyor. Litani nehrine kadar Lübnan'ı işgal etti. Şimdi bize işgalcilik ve yayılmacılık suçlaması yapıyor. Türkiye’nin Filistin konusundaki görüşü açık ve nettir; Birleşmiş Milletler kararları çerçevesinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletini savunuyoruz." ABD'nin İsrail politikasına ilişkin değerlendirme ABD'den İsrail'in politikalarına karşı gelen tepkilerin bir "politika değişikliği" olarak yorumlanıp yorumlanamayacağı sorusuna Çelik şu yanıtı verdi: "Tam bir politika değişikliğinden bahsedemeyiz ama doğru sesler yükseliyor. Ancak bu henüz bir politika değişikliğine tekabül etmiyor. Burada esas olan, İsrail'in bu eylemlerinin mutlak surette, kesin bir şekilde durdurulmasına dönük adım atılmasıdır. Ancak o zaman politika değişikliğinden söz edebiliriz." Basın mensuplarına yönelik şiddete tepki CHP miting ve toplantılarında basın mensuplarına yönelik gerçekleşen fiziki saldırılara da değinen Çelik, gazetecilere yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu belirtirken, "Bu öncelikle ahlaki bir sorundur. Basın mensuplarına saldırıların sadece CHP'nin mitinglerinde meydana gelmesi düşündürücüdür. Parti hukuku gereği gereğinin yapılması icap ederdi; yapılmaması bu şiddetin teşvik edildiği anlamına geliyor. Buna karşı daha güçlü bir duruş sergileyeceğimizden hiç kuşkunuz olmasın." dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ateşkese rağmen bombardıman: İsrail Lübnan’ı yeniden vurdu Haber

Ateşkese rağmen bombardıman: İsrail Lübnan’ı yeniden vurdu

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, sabah saatlerinde Lübnan’ın güneyinde bulunan 401. Zırhlı Tugay birliklerine bazı Hizbullah üyelerinin yaklaştığının tespit edildiği iddia edildi. Açıklamaya göre, söz konusu kişilerin hedef alınması amacıyla Lübnan’ın güneyine hava saldırısı düzenlendi. İsrail: “Tünele girdiler” İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki başka bir bölgede de bazı Hizbullah mensuplarının bir tünele girdiğinin belirlendiğini ileri sürdü. İsrail, bunun üzerine aynı bölgeye ikinci bir hava saldırısı gerçekleştirildiğini duyurdu. Lübnan tarafından ise saldırıya ve İsrail’in öne sürdüğü iddialara ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ateşkes yürürlüğe girmişti İsrail ile Lübnan arasında 10 gün süreyle geçerli olacak geçici ateşkes, perşembeyi cumaya bağlayan gece yürürlüğe girmişti. Ateşkesin, ABD Başkanı Donald Trump’ın girişimleriyle sağlandığı açıklanmıştı. Donald Trump, tarafların ateşkes konusunda anlaşmaya vardığını duyurmuş, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını durdurması gerektiğini söylemişti. Ancak son hava saldırıları, ateşkesin başlamasından kısa süre sonra sahadaki gerilimin yeniden yükseldiğini gösterdi. Netanyahu: “İşgal edilen bölgelerde kalacağız” İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise ateşkesi kabul ettiklerini açıklamasına rağmen, İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde işgal ettiği bölgelerde kalmayı sürdüreceğini söylemişti. Son saldırıların ardından, İsrail ile Lübnan arasındaki kırılgan ateşkesin sürüp sürmeyeceği yeniden tartışma konusu oldu.

Aydoğan Doğan: NATO bir terör örgütüdür! Haber

Aydoğan Doğan: NATO bir terör örgütüdür!

İnsan hakları aktivisti ve siyasetçi Aydoğan Doğan, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımla NATO’ya yönelik eleştirilerde bulundu. Doğan, paylaşımında NATO’yu “emperyalizmin legal terör örgütü” olarak nitelendirdi ve örgütün tarih boyunca “sivil hedefleri vurduğunu, uluslararası hukuku ihlal ettiğini” savundu. Doğan paylaşımında, “NATO, bir savunma ittifakı maskesi altında faaliyet gösteren, küresel ölçekte terör eylemleri düzenleyen bir örgüttür” ifadelerini kullanarak, örgütün kuruluşundan bu yana ABD öncülüğünde birçok ülkeye müdahale ederek işgal ettiğini ya da işgale hazırladığını iddia etti. Aydoğan Doğan, özellikle 1999’daki Yugoslavya bombardımanı ve 2011’deki Libya operasyonunu örnek göstererek, bu müdahalelerin “binlerce sivilin ölümüne yol açtığını” belirtti. Doğan, “78 gün süren bombardımanda Belgrad ve Novi Sad gibi kentler yerle bir edildi, uranyum içeren mühimmat kullanıldı, binlerce sivil hayatını kaybetti” dedi. Doğan ayrıca, Afganistan ve Irak işgallerinin de NATO’nun “barış” iddiasını çürüttüğünü savunarak, “Afganistan’da 176 bin sivil öldü, Irak’ta bir milyondan fazla insan hayatını kaybetti. Bu, uluslararası hukukun açık ihlalidir” ifadelerine yer verdi. Ukrayna savaşı üzerinden de eleştirilerini sürdüren Doğan, NATO’nun “Rusya’ya karşı vekalet savaşı yürüttüğünü ve 100 milyar dolarlık silah yardımıyla krizi derinleştirdiğini” ileri sürdü. Son olarak Türkiye’ye yönelik çağrıda bulunan Doğan, “Türkiye acilen NATO’dan ayrılmalı, bölgesel iş birliklerine yönelmelidir. Egemenlik yolunda atılacak en önemli adım budur” değerlendirmesinde bulundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Rodriguez: İşgal çağrısı yapanların yanında durmayacağız Haber

Rodriguez: İşgal çağrısı yapanların yanında durmayacağız

Venezuela’da üst düzey yönetici Delcy Rodriguez, başkent Caracas’ta düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada ülkesine yönelik askeri müdahale çağrılarına sert tepki gösterdi. Devlet televizyonu VTV’nin aktardığına göre Rodriguez, Venezuela’nın bombalanmasını isteyen veya ülkeye yaptırım talep eden siyasi aktörlerle hiçbir şekilde aynı safta yer almayacaklarını söyledi. Rodriguez, isim vermeden muhalefet lideri Maria Corina Machado’yu hedef alarak, Venezuela’ya karşı dış müdahale çağrısı yapanların ülke halkının çıkarlarını temsil etmediğini savundu. Konuşmasında, “Asla işgal isteyenlerin, Venezuela’nın bombalanması çağrısında bulunanların ve aşırıcılığın yanında olmayacağız. Vatanımıza karşı yaptırım talep edenlerle asla bir araya gelmeyeceğiz” ifadelerini kullandı. ABD ile diplomatik ilişkiler yeniden gündemde Rodriguez konuşmasında ABD ile son dönemde kurulan diplomatik temaslara da değindi. Washington yönetimiyle yeniden diplomatik ve konsolosluk ilişkiler kurduklarını belirten Rodriguez, sorunların askeri yöntemlerle değil diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğini vurguladı. Rodriguez, ABD yetkilileriyle yürütülen görüşmeler hakkında, “ABD’ye şunu söyledik: Gelin, tarihi farklılıklarımızı yüz yüze ve diplomatik yollarla çözelim. Uluslararası hukuka bağlılık ve karşılıklı saygı temelinde bir çalışma gündemi oluşturalım” dedi. Bolivar vurgusu yaptı Konuşmasında Venezuela’nın bağımsızlık mücadelesinin tarihine de atıfta bulunan Rodriguez, ülkenin kurucu liderlerinden Simón Bolívar’ın 1818 yılında ABD ile dostluk temelinde ilişkiler kurulmasını önerdiğini hatırlattı. Rodriguez, iki yüzyıl sonra Venezuela yönetiminin de benzer bir yaklaşımı savunduğunu belirterek, ilişkilerin karşılıklı saygı ve diyalog temelinde yürütülmesi gerektiğini ifade etti. ABD Büyükelçiliği yeniden açılabilir Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı da Venezuela ile diplomatik ve konsolosluk ilişkilerinin yeniden tesis edilmesine yönelik temasların sürdüğünü açıkladı. Washington yönetimi, bu adımın Venezuela’da siyasi uzlaşmayı ve ekonomik toparlanmayı destekleyebileceğini belirtti. 2019 yılında iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin askıya alınmasının ardından Caracas’taki ABD Büyükelçiliği kapatılmıştı. Son dönemde ABD’li yetkililerin Caracas’a gerçekleştirdiği ziyaretler, büyükelçiliğin yeniden açılabileceği yönünde değerlendirmelere yol açtı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.