SON DAKİKA

#İspanya

HABER DEĞER - İspanya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İspanya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD–İspanya hattında üs krizi: Morón ve Rota neden bu kadar stratejik? Haber

ABD–İspanya hattında üs krizi: Morón ve Rota neden bu kadar stratejik?

İspanya hükümetinin, ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarında Morón Hava Üssü ve Rota Deniz Üssü’nün kullanılmasına izin vermemesi, iki ülke arasında diplomatik krize yol açtı. ABD Başkanı Donald Trump’ın ticari yaptırım tehdidinde bulunmasıyla büyüyen tartışma, gözleri bu üslerin stratejik önemine çevirdi. Morón ve Rota üsleri ABD’nin küresel askeri ağının önemli halkalarından biri İspanya’nın güneyindeki Endülüs bölgesinde bulunan Morón ve Rota üsleri, ABD’nin Avrupa, Afrika ve Ortadoğu’daki askeri operasyonları açısından kilit lojistik merkezler arasında yer alıyor. Yaklaşık 70 yıldır ABD ordusu tarafından kullanılan bu üsler, özellikle NATO operasyonları, askeri sevkiyatlar ve havada yakıt ikmali görevleri için kritik bir geçiş noktası niteliğinde. ABD’nin Avrupa Komutanlığı (USEUCOM) ve Afrika Komutanlığı (AFRICOM) için lojistik merkez işlevi gören bu tesisler, Washington’ın kıta dışındaki askeri hareket kabiliyetini büyük ölçüde destekliyor. Rota Deniz Üssü Akdeniz’in giriş kapısında Cádiz kentinde bulunan Rota Deniz Üssü, Atlantik Okyanusu kıyısında yer alması nedeniyle büyük savaş gemilerinin konuşlanabileceği nadir limanlardan biri olarak biliniyor. Yaklaşık 2 bin 300 hektarlık alana yayılan üs, üç uzun iskelesi, askeri havaalanı ve geniş lojistik altyapısıyla hem İspanyol hem de ABD donanması tarafından ortak kullanılıyor. Rota aynı zamanda NATO’nun füze savunma kalkanının bir parçası olarak görev yapıyor ve Akdeniz ile Atlantik arasında stratejik bir geçiş noktası oluşturuyor. Morón Hava Üssü uzun menzilli operasyonlar için kritik Sevilla yakınlarında bulunan Morón Hava Üssü, özellikle havada yakıt ikmali ve uzun menzilli hava operasyonları açısından hayati bir rol oynuyor. ABD’nin KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçakları bu üs üzerinden görev yaparak savaş uçaklarının ve bombardıman uçaklarının uzun süre havada kalmasını sağlıyor. Bu nedenle üs, Ortadoğu ve Afrika’daki askeri operasyonların sürdürülebilirliği açısından ABD için kritik bir ara durak olarak değerlendiriliyor. 1953 anlaşmasıyla başlayan askeri işbirliği ABD’nin İspanya’daki askeri varlığı 1953 Madrid Paktı ile başladı. Dönemin İspanya lideri Francisco Franco ile ABD yönetimi arasında imzalanan anlaşma, Washington’a ülkede dört askeri üs kullanma hakkı verdi. Zamanla Zaragoza ve Torrejón üsleri kapatılırken Rota ve Morón üsleri ABD–İspanya askeri işbirliğinin ana merkezleri olarak kaldı. İspanya’nın “savaşa hayır” kararı krizi büyüttü İspanya Başbakanı Pedro Sanchez hükümeti, bu üslerin İran’a yönelik operasyonlarda kullanılmasının iki ülke arasındaki askeri anlaşmanın kapsamına girmediğini savunarak Washington’a izin vermedi. Madrid yönetimi kararını “savaşa hayır” politikasıyla gerekçelendirirken, ABD yönetimi ise bu tutumun askeri işbirliğini zora soktuğunu savundu. Uzmanlara göre Morón ve Rota üslerinin kullanılamaması, ABD’nin Ortadoğu ve Afrika’ya yönelik askeri hareket kabiliyetini önemli ölçüde etkileyebilir. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İspanya: Savaşa ortak olmayacağız! Haber

İspanya: Savaşa ortak olmayacağız!

Pedro Sánchez, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarına ilişkin yaptığı açıklamada İspanya’nın savaşa karşı net bir tutum aldığını vurguladı. Ulusa sesleniş konuşmasında konuşan İspanya Başbakanı, çatışmaların küresel ölçekte büyük riskler doğurabileceği uyarısında bulundu. Sanchez, dünya sorunlarının bombalar ve askeri müdahalelerle çözülemeyeceğini belirterek hükümetinin tutumunu “savaşa hayır” sözleriyle özetledi. İspanya’nın uluslararası hukuk ve diplomasi çerçevesinde hareket etmeye devam edeceğini ifade etti. Açıklama, Donald Trump’ın İspanya’nın tutumu nedeniyle Madrid ile ticareti kesebileceğini söylemesinin ardından geldi. Sanchez bu tehditlere yanıt vererek, misilleme korkusuyla yanlış gördükleri bir politikaya destek vermeyeceklerini belirtti. Sanchez konuşmasında “Sırf birinin misillemesinden kaçınmak için dünya için kötü olan veya değerlerimize aykırı bir şeye ortak olmayacağız” ifadelerini kullandı. İspanya Başbakanı ayrıca 2003 yılında başlayan Iraq War’ı hatırlatarak, o savaşın küresel güvenlik ve ekonomi üzerinde uzun süreli olumsuz sonuçlar doğurduğunu söyledi. İran’a yönelik saldırıların da benzer şekilde öngörülemeyen sonuçlara yol açabileceğini savundu. Sanchez’e göre İran’a karşı yürütülecek bir savaş ne daha adil bir uluslararası düzen yaratacak ne de insanların yaşam koşullarını iyileştirecek. Aksine yeni krizlerin, ekonomik sorunların ve bölgesel istikrarsızlığın kapısını aralayabilir. İspanya hükümeti daha önce de ABD uçaklarının İran’a yönelik operasyonlar için İspanya’daki bazı üsleri kullanmasına izin vermeyeceklerini açıklamıştı. Bu açıklamaların ardından iki NATO müttefiki arasında diplomatik gerilim dikkat çekici biçimde arttı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kanal İstanbul hattında yeni imar hamlesi resmileşti. Haber

Kanal İstanbul hattında yeni imar hamlesi resmileşti.

rnavutköy’deki üç kritik plan değişikliği Bakanlık onayıyla askıya çıktı. Kanal İstanbul güzergahında yer alan Arnavutköy ilçesindeki üç ayrı imar planı değişikliği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanarak askıya çıkarıldı. 3, 5 ve 9 Şubat tarihli duyurularla ilan edilen planların, Yenişehir Rezerv Yapı Alanı ve çevresindeki parselleri kapsadığı bildirildi. Söz konusu düzenlemeler Boyalık, Baklalı, Türkköşe ve Dursunköy mahallelerini içine alıyor. Yenişehir Rezerv Yapı Alanı’nda konut alanı azaltıldı. 3 Şubat tarihli duyuruya göre Arnavutköy ilçesi Boyalık ve Baklalı mahallelerinde yer alan Yenişehir Rezerv Yapı Alanı’nın bir bölümüne ilişkin imar planı değişikliği 26 Ocak’ta onaylandı. Yaklaşık 333 bin metrekarelik alanı kapsayan düzenlemenin nüfus ve yoğunluk azaltıcı etki taşıdığı belirtildi. Plan değişikliği kapsamında konut alanı azaltılırken ibadet alanının artırıldığı kaydedildi. Bu adımın, Kanal İstanbul çevresindeki planlama sürecinin sürdüğünü gösterdiği ifade ediliyor. Türkköşe Deresi çevresinde belediye hizmet alanı eklendi. 5 Şubat tarihli duyuruda ise Türkköşe Deresi ve çevresine ilişkin uygulama imar planı değişikliğinin 28 Ocak’ta onaylandığı açıklandı. 72 bin 478 metrekarelik alanda yapılan düzenlemeyle belediye hizmet alanı eklendi, konut alanı ise azaltıldı. Bu değişikliğin, Kanal İstanbul hattına yakın bölgelerde kamusal alan kullanımının yeniden şekillendirildiğine işaret ettiği değerlendiriliyor. Dursunköy’de imar uygulaması 3194 sayılı kanuna göre hazırlandı. 9 Şubat tarihli duyuruda Arnavutköy ilçesi Dursunköy Mahallesi’nde belirli ada ve parselleri kapsayan imar uygulamasının Bakanlık tarafından onaylandığı bildirildi. Uygulamanın, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi hükümleri doğrultusunda hazırlandığı belirtildi. Dursunköy Mahallesi, daha önce Yenişehir Evleri’nin inşa edildiği bölge olarak kamuoyunda gündeme gelmiş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile merkezi yönetim arasında su temini konusunda tartışmalara konu olmuştu. Finansman ve yatırım başvuruları dikkat çekiyor. Projenin milyarlarca dolarlık yatırım hacmine sahip olduğu belirtilirken, çok sayıda şirketin başvuruda bulunduğu ifade ediliyor. Ayrıca Avrupa başta olmak üzere Körfez ülkeleri, İspanya ve Çin merkezli büyük bankaların da finansman planları sunduğu bildiriliyor. Bu gelişmeler, projenin uluslararası finans çevrelerinde de yakından takip edildiğini gösteriyor. Askıya çıkarılan imar planlarına ilişkin itiraz süreci başlarken, yapılacak hukuki ve teknik değerlendirmelerin ardından bölgedeki yapılaşma ve altyapı planlamasının çerçevesi daha netleşecek. Kanal İstanbul hattındaki düzenlemelerin, İstanbul’un kuzey aksındaki kentsel gelişimi uzun vadede doğrudan etkilemesi bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bilim dünyasını şaşırtan keşif! Haber

Bilim dünyasını şaşırtan keşif!

Bilim insanları, İspanya’nın kuzeyinde bulunan sıra dışı derecede küçük kemiklerin tavuk büyüklüğünde bir dinozora ait olduğunu belirledi. Yaklaşık 125 milyon yıl önce yaşadığı düşünülen yeni türe Foskeia pelendonum adı verildi. Ornithopod olarak bilinen otçul dinozor grubuna ait olan bu canlının, küçük boyutuna rağmen oldukça gelişmiş bir kafatasına sahip olduğu tespit edildi. “Evrim ağacını değiştirebilecek kadar tuhaf” La Laguna Üniversitesi’nden paleontolog Penélope Cruzado-Caballero, dinozorun anatomik yapısının alışılmışın dışında olduğunu belirterek, bu özelliklerin evrimsel ilişkileri yeniden değerlendirmeye yol açabileceğini ifade etti. Araştırma, Arjantin’deki Río Negro Ulusal Üniversitesi’nden Paul-Emile Dieudonné liderliğinde uluslararası bir ekip tarafından uzun yıllar süren incelemeler sonucunda tamamlandı. Dünyanın en küçüğü olabilir Uzmanlara göre dinozorun boyu yaklaşık 25 ila 30 santimetreydi; bu da onu neredeyse bir tavukla aynı ölçülere getiriyor. Vrije Universiteit Brussel’den paleontolog Koen Stein, bulunan örnekler dikkate alındığında bu türün Avrupa’daki en küçük dinozorlardan biri, hatta dünya çapında da en küçük adaylardan biri olabileceğini söyledi. Fosiller en az beş bireye ait 2013’ten bu yana yürütülen çalışmalarda elde edilen kalıntıların en az beş farklı dinozora ait olduğu belirlendi. Küçük kemikler ilk etapta genç bireylere ait olabileceği düşüncesini doğursa da detaylı analizler, en az birinin yetişkin olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, bu canlıların gençken dört ayak üzerinde hareket ederken yetişkinlikte iki ayak üzerinde yürümeye daha yatkın hale geldiklerini değerlendiriyor. Küçük ama hayatta kalmaya uygun Bilim insanları, bu dinozorların muhtemelen en başından itibaren küçük olduklarını ve bu sayede avcılardan kaçabildiklerini düşünüyor. Uzmanlara göre küçük boyut uzun mesafeli koşular için avantaj sağlamasa da hızlıca saklanabilecek bir yer bulmayı kolaylaştırıyor. Onlarca yıllık keşif süreci Fosillerin büyük bölümü ilk olarak 1998’de keşfedildi, ancak kemiklerin son derece küçük olması nedeniyle türün tanımlanması yıllar aldı. Yeni araştırmada kafatası parçalarının da incelenmesi, dinozorun resmi olarak adlandırılmasını sağladı. Paleontologlar, kafatasının çiğneme biçimi, görme yeteneği ve vücut dengesi gibi hayati özelliklere dair önemli ipuçları sunduğunu vurguluyor. Evrimin “deneylerine” yeni bir örnek Araştırmacılar, diş dizilimi ve kafatası yapısının oldukça sıra dışı olduğunu, bunun da evrimin canlılar üzerinde gerçekleştirdiği farklı uyum süreçlerine yeni bir örnek sunduğunu belirtiyor. Uzmanlara göre bu keşif, küçük boyutlu dinozorların sanılandan çok daha çeşitli olduğunu ve bazı büyük türlerin zamanla bu minik atalarından evrilmiş olabileceğini gösteriyor. Bilim dünyası, bu tür keşiflerin geçmişteki yaşamın değişen çevre koşullarına nasıl uyum sağladığını anlamada kritik rol oynadığını vurgularken, Foskeia pelendonum üzerine yapılacak yeni çalışmaların dinozor evrimine dair önemli sorulara yanıt verebileceği değerlendiriliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bilimde umut veren kırılma: Pankreas tümöründe gerileme sağlandı Haber

Bilimde umut veren kırılma: Pankreas tümöründe gerileme sağlandı

Pankreas kanseri, tedaviye hızla direnç geliştirmesi ve düşük sağkalım oranları nedeniyle en agresif kanser türleri arasında yer alıyor. Ancak İspanya Ulusal Kanser Araştırma Merkezi’nde yürütülen yeni bir araştırma, bu tabloyu değiştirebilecek sonuçlar ortaya koydu. Çalışmada, üç farklı tedavinin eşzamanlı uygulanmasıyla pankreas tümörlerinde uzun süreli gerileme sağlandığı bildirildi. Üçlü tedavi tümör direncini kırdı Araştırmayı yürüten İspanya Ulusal Kanser Araştırma Merkezi (CNIO), pankreatik duktal adenokarsinomda temel rol oynayan KRAS onkogeninin moleküler yolaklarında üç kritik noktanın aynı anda hedeflendiğini açıkladı. Bilim insanlarına göre bu yaklaşım, tümörün tek bir noktadan bloke edildiğinde geliştirdiği direncin önüne geçiyor. Sonuçlar bilim dünyasında yankı uyandırdı Bulgular, dünyanın önde gelen bilimsel yayınlarından PNAS dergisinde yayımlandı. Araştırmada, akciğer kanseri için halihazırda onaylı deneysel bir KRAS inhibitörünün, bir protein parçalayıcıyla birlikte kullanıldığı ve bu kombinasyonun üç farklı hayvan modelinde tümörleri tamamen ortadan kaldırdığı belirtildi. Çalışmada ciddi bir yan etkiye de rastlanmadı. Sağkalım için yeni kapı aralanıyor CNIO ekibi, bu sonuçların pankreas kanseri hastalarının sağkalımını artırabilecek yeni tedavi kombinasyonlarının geliştirilmesi açısından önemli bir yol haritası sunduğunu vurguladı. Araştırmacılar, “Bu bulgular yeni klinik deneylerin önünü açabilecek nitelikte” değerlendirmesinde bulundu. Ancak klinik aşamaya henüz gelinmedi Bilim insanları, elde edilen sonuçların umut verici olmasına rağmen temkinli olunması gerektiğinin altını çizdi. Üçlü tedavinin insanlar üzerinde denenebilmesi için daha fazla optimizasyon ve kapsamlı klinik çalışmalara ihtiyaç olduğu ifade edildi. İspanya’da her yıl 10 binden fazla yurttaşa pankreas kanseri tanısı konulduğu ve beş yıllık sağkalım oranının yüzde 10’un altında olduğu hatırlatılırken, bu araştırmanın kanserle mücadelede uzun vadede bir dönüm noktası olabileceği belirtiliyor.

Dünyadan 9 anlamlı yılbaşı ritüeli Haber

Dünyadan 9 anlamlı yılbaşı ritüeli

Her yıl aynı geri sayım, aynı şarkılar, aynı kutlama ritüelleri… Yeni yıla girerken farklı kültürlerin yüzyıllardır yaşattığı anlamlı geleneklere göz atmaya ne dersiniz? Geçtiğimiz yılların yükünü, mücadelelerini ve dönüşümlerini geride bırakırken; dünyada yeni yılı karşılamanın daha sade, daha sembolik ve daha bilinçli yolları var. İşte dünyanın dört bir yanından, umut, bereket ve yenilenme teması etrafında şekillenen dokuz yılbaşı geleneği. İspanya | Şansın on iki üzümü İspanya’da yeni yıl, her biri bir ayı temsil eden 12 üzümle karşılanır. Gece yarısı saat kulesi her çaldığında bir üzüm yenir. Rivayete göre bu on iki üzümü zamanında bitirebilenler, yıl boyunca şansı yanlarında taşır. Geleneğin kökeni 19. yüzyıl Madrid’ine uzanır ve bugün ülke genelinde cava şişeleri eşliğinde coşkuyla sürdürülür. Rusya | Yılbaşı hediyeleri Rusya’da yılbaşı, Noel’in yerini alan en büyük aile bayramıdır. Çocuklar hediyelerini Ded Moroz’tan alır; ona torunu Sneguroçka eşlik eder. Sovyet döneminde şekillenen bu gelenek, bugün hâlâ yeni yılı umutla karşılamanın sembollerinden biri. Japonya | Toshikoshi soba Japonya’da yılın son gecesi, aile sofralarında uzun ömür ve dayanıklılığı simgeleyen toshikoshi soba yenir. Karabuğdaydan yapılan bu noodle, hem geçmiş yılın zorluklarını geride bırakmayı hem de yeni yıla güçle adım atmayı temsil eder. İrlanda | Kötü ruhları uzaklaştırmak İrlanda’da yılbaşı gecesi evlerde ekmekler kapılara ve duvarlara vurularak kötü ruhların uzaklaştırıldığına inanılır. Ayrıca gece yarısından sonra eve ilk giren kişinin kim olduğu da önemlidir: Siyah saçlı bir erkeğin bolluk getirdiği, kırmızı saçlı bir kadının ise uğursuzluk sayıldığına dair eski inanışlar hâlâ hatırlanır. ABD (Güney) | Hoppin’ John Amerika’nın güneyinde, özellikle Afro-Amerikan topluluklarda, Hoppin’ John adlı yemek yeni yıl sofralarının vazgeçilmezidir. Fasulye, pirinç ve domuz etinden oluşan bu yemek; bereketi, huzuru ve maddi refahı simgeler. Bazı aileler tabağın altına bozuk para koyarak şanslarını artırmayı dener. Kolombiya | Bavulla dilek tutmak Kolombiya’da yeni yıla girerken boş bir bavulla evin etrafında dolaşmak, bol seyahatli bir yıl dilemenin yolu sayılır. Aynı zamanda cebine mercimek doldurmak da bolluk ve kazanç çağrısı olarak görülür. Filipinler | Yuvarlak meyveler ve puantiyeler Filipinler’de yuvarlak şekiller parayı ve refahı simgeler. Bu nedenle yılbaşı gecesi sofralarda 12 yuvarlak meyve yer alır. Puantiyeli kıyafetler giymek de iyi şansın çağrıldığı bir başka gelenektir. Yunanistan | Kapıda soğan Yunanistan’da yeni yılın ilk günü kapılara asılan soğanlar, yeniden doğuşun ve büyümenin sembolüdür. Aileler çocuklarını sabah hafifçe soğanla uyandırarak yılın bereketli geçmesini diler. Brezilya | Denize yedi dilek Brezilya’da yılbaşı gecesi beyaz kıyafetlerle denize girilir. Denizlerin tanrıçası Yemanjá’ya saygı sunulur; yedi dalganın üzerinden atlanırken her dalga için bir dilek tutulur. Beyaz çiçekler denize bırakılır, yeni yıl umutla karşılanır. Danimarka | Tabak kırmak Danimarka’da eski tabak ve bardaklar sevdiklerinin kapısına atılır. Ne kadar çok kırık varsa, o kadar çok dostluk ve iyi şans olduğuna inanılır. Gece yarısında herkes sandalyeden zıplayarak yeni yıla birlikte “atlamış” olur.

Rojin Kabaiş dosyasında kritik hamle: Telefon İspanya’da incelemede Haber

Rojin Kabaiş dosyasında kritik hamle: Telefon İspanya’da incelemede

Van’da 27 Eylül’de kaybolan ve 15 Ekim’de cansız bedeni bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada, dijital delillerin çözümü için uluslararası adım atıldı. Van Cumhuriyet Başsavcılığı, cep telefonunun Adalet Bakanlığı aracılığıyla İspanya’daki adli makamlara teslim edildiğini açıkladı. Uluslararası adli iş birliği devreye girdi Soruşturmayı yürüten Van Cumhuriyet Başsavcılığı, Kabaiş’in cep telefonunun incelenmesi için Adalet Bakanlığı üzerinden resmi girişimde bulundu. Talebin kabul edilmesi üzerine cihaz, adli inceleme amacıyla İspanya Adalet Bakanlığı yetkililerine teslim edildi. Telefon, savcılık görevlilerince İspanya’ya ulaştırıldı Türkiye’nin talebinin kabul edilmesinin ardından cep telefonu, Van Cumhuriyet Başsavcılığı görevlileri tarafından İspanya’ya götürülerek ilgili adli birimlere teslim edildi. İncelemenin, soruşturmanın seyrine ışık tutacak dijital bulguların tespiti için yapıldığı bildirildi. Soruşturma Van merkezli olarak sürdürülüyor Kabaiş’in ölümüne ilişkin dosya, Van Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde devam ediyor. Savcılık, dijital materyallerden elde edilecek verilerin olayın aydınlatılmasında belirleyici olacağını vurguluyor. Rojin Kabaiş Van’da kaybolmuş, göl kıyısında bulunmuştu Van’da 27 Eylül’den itibaren kendisinden haber alınamayan, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü öğrencisi Rojin Kabaiş, 15 Ekim’de Tuşba ilçesine bağlı Mollakasım Mahallesi’nde Van Gölü kıyısında ölü bulunmuştu. Cenaze Diyarbakır’da toprağa verildi Kabaiş’in cenazesi, 16 Ekim’de Diyarbakır’da defnedildi. O tarihten bu yana soruşturma, tüm ihtimaller değerlendirilerek yürütülüyor. Rojin Kabaiş dosyasında dijital delillerin uluslararası incelemeye açılması, olayın aydınlatılması yönünde önemli bir eşik olarak değerlendirilirken; Türkiye toplumunda adalet beklentisinin karşılanması için sürecin şeffaf biçimde sürdürülmesi çağrısı yineleniyor.

Picasso’nun “keşke”si Osmanlı’da saklıydı Haber

Picasso’nun “keşke”si Osmanlı’da saklıydı

Kübizmin ustası neyi ve neden sorguladı? yüzyıl sanatının en etkili isimlerinden biri olan Pablo Picasso, kübizmle anılsa da hayatı boyunca “daha fazlasını” arayan bir sanatçıydı. Bu arayış, onu doğduğu coğrafyanın tarihine ve ailesinin Arap dünyasına uzanan köklerine götürdü. Picasso’nun, ömrünün son yıllarında İslam hat sanatıyla tanışması ise yalnızca estetik bir keşif değil, kendi sanat yolculuğunu sorguladığı derin bir kırılma anı oldu. “Bunu bilseydim resim yapmazdım” sözü neyi anlatıyor? Picasso’ya atfedilen “İslami hat sanatını bilseydim resim yapmaya uğraşmazdım” cümlesi, sanat dünyasında yıllardır tartışılıyor. Sakarya Üniversitesi’nden Doç. Dr. Rasim Soylu’ya göre bu söz, bir pişmanlıktan çok, hat sanatının ulaştığı soyutlama ve “boşluk” anlayışına duyulan hayranlığı yansıtıyor. Picasso’nun Batı sanatında eksik bulduğu bu kavram, hat sanatında yüzyıllar önce ustalıkla kurulmuştu. Endülüs’ten Avrupa’ya uzanan 900 yıllık etki Hat sanatının Picasso üzerindeki etkisi, tesadüf değildi. İspanya’da 8. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar süren Endülüs mirası, yalnızca mimariyi değil, Avrupa sanatının düşünme biçimini de etkiledi. Doç. Dr. Soylu, bu etkinin Rönesans’a kadar uzandığını ve Hristiyan mimarisinde bile İslam sanatlarının izlerinin görülebildiğini vurguluyor. Picasso’nun yaşadığı coğrafya, bu kültürel mirasla iç içeydi. “Bizim için Ayasofya ne ise Picasso için hat sanatı oydu” Picasso’nun hat sanatıyla ilişkisini anlatan en çarpıcı benzetme, Doç. Dr. Soylu’dan geliyor. Soylu, bu karşılaşmayı, Türkiye toplumunun Ayasofya ile Bizans sanatını tanımasına benzetiyor. Nasıl ki Ayasofya bize yabancı değilse, hat sanatı da Picasso için tamamen dışsal bir alan değildi. Malaga, Kurtuba ve Sevilla gibi şehirlerde büyüyen bir sanatçı için bu miras, zaten çevresindeydi. Eserlerine gizlenen izler ne anlama geliyor? Picasso hiçbir zaman klasik anlamda bir hattat olmadı. Ancak bazı heykellerinde, çizimlerinde ve özellikle 1940’lı yıllardan sonraki çalışmalarında kaligrafik formlar ve çağrışımlar belirginleşti. “Afat” adlı çalışması ve Pierre Reverdy’nin kitaplarına yaptığı çizimler, hat sanatının biçimsel etkilerinin Picasso’nun üretimine nasıl sızdığını gösteriyor. Picasso yalnız değildi: Batı sanatında hat etkisi Picasso’nun bu ilgisi, sanat dünyasında tekil bir örnek değil. Joan Miró, Paul Klee ve Georges Mathieu gibi pek çok Batılı sanatçı da hat sanatının ritmi, soyutlaması ve boşluk anlayışından beslendi. Bu etkileşim, Doğu ile Batı arasında hiyerarşi kuran yaklaşımları da sorgulayan bir sanat dili ortaya çıkardı. Bir pişmanlıktan çok kültürel bir yüzleşme Uzmanlara göre Picasso’nun hat sanatı karşısındaki tutumu, “kendi eserlerini değersizleştirme” değil, yüzyıllar önce kurulmuş bir estetikle yüzleşmenin yarattığı sarsıntıydı. Bu yüzleşme, sanatın tek bir coğrafyaya veya kültüre ait olmadığını, insanlığın ortak birikimi olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.