SON DAKİKA

#İstanbul Barosu

HABER DEĞER - İstanbul Barosu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul Barosu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

1980 Travması: Savcı Sacit Kayasu’nun Hikayesi Haber

1980 Travması: Savcı Sacit Kayasu’nun Hikayesi

Darbenin lideri Kenan Evren hakkında ilk suç duyurusunda bulunup iddianame hazırlayan Kayasu, mesleğinden ihraç edilmiş, uzun yıllar avukatlık yapması dahi engellenmiş ve hukuk mücadelesini uluslararası platformlara taşımıştır. İlk İddianame ve Yargı Soruşturması 21 Ekim 1952’de Denizli’nin Babadağ ilçesinde dünyaya gelen Sacit Kayasu, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra uzun yıllar serbest avukatlık yaptı. Ardından adalete daha etkin bir şekilde katkıda bulunabilmek amacıyla hâkimlik ve savcılık mesleğine geçiş yaptı; Çamlıhemşin, Oğuzeli, Iğdır, Adıyaman, Ödemiş ve Adana’da görev yaptı. Adana Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı sırada, 1982 Anayasası'nın darbecileri koruyan Geçici 15. maddesine rağmen, Ağustos 1999'da bir vatandaş olarak Ankara DGM'ye dilekçe veren Kayasu, sonuç alamayınca 28 Mart 2000 tarihinde dönemin 7. Cumhurbaşkanı ve Millî Güvenlik Konseyi Başkanı Kenan Evren hakkında "darbe yapmak ve anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etmek" suçlamalarıyla bir iddianame hazırladı. İddianamesinde, darbe suçunun zaman aşımına uğrayacağına dikkat çekerek 12 Eylül yöneticilerinin yargılanması gerektiğini vurguladı. Ancak bu girişim, yargı ve bürokrasi içinde hemen tepkiyle karşılandı. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), Kayasu’nun gazetecilere açıklama yaptığı ve iddianame sureti dağıttığı gerekçesiyle soruşturma izni verdi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2001 yılının Nisan ayında Kayasu’yu "görevini kötüye kullandığı" ve "askeri kuvvetleri tahkir ve tezyif ettiği" gerekçesiyle hapis cezasına mahkûm etti; ceza daha sonra para cezasına çevrilerek ertelendi. Meslekten İhraç ve Tecrit Süreci 20 Nisan 2000'de görevinden uzaklaştırılan Kayasu, HSYK kararıyla 27 Şubat 2003’te meslekten ihraç edildi. Emeklilik hakkını elde ettiği için öncesinde emekliliğini talep etmiş olan Kayasu, görevden uzaklaştırılmakla kalmadı; avukatlık yapmak istediğinde de İstanbul Barosu talebini reddetti. Yaptığı itiraz sonucunda Türkiye Barolar Birliği aracılığıyla Baro levhasına kayıt olabildi. Yaşadığı bu süreçte başından geçenleri “Günaydın Savcı Bey” ve “10. Köyün Savcısı” adlı kitaplarında kaleme alan Kayasu, iç hukuk yollarından sonuç alamayınca hakkını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıdı. AİHM ve HSYK Mücadelesi 13 Kasım 2008’de AİHM, Sacit Kayasu’nun başvurusunu karara bağlayarak Türkiye’yi mahkûm etti. Mahkeme, görevini yapan bir savcıya verilen cezaların "yıldırıcı" nitelikte olduğunu ve Türkiye'nin hem bir savcının ifade özgürlüğünü kısıtladığını hem de mahkemede hakkını aramasına engel olduğunu oy birliğiyle hükme bağlayarak, Türkiye'yi 41 bin avro tazminata mahkûm etti. AİHM kararının ardından HSYK’ya başvurarak mesleğe iade ve özlük haklarını talep eden Kayasu, dönemin kurul üyelerinden sonuç alamadı. 2011 yılında HSYK, ihracın kaldırılmasına karar verse de kendi isteğiyle emekli olduğu gerekçesiyle mesleğe iade talebini reddetti. Bunun üzerine Kayasu, hakkını aramayan veya geciktiren HSYK üyeleri hakkında da suç duyurusunda bulundu. Haziran 2009'da yaptığı bir açıklamada, "İddianamem hazır, görev bekliyorum" diyerek darbecilerin yargılanması gerektiğindeki kararlılığını sürdürdü. MirasıSacit Kayasu'nun 2000 yılında hazırladığı iddianame, yıllar sonra Türkiye'nin kaderini değiştiren hukuki bir milat haline geldi. 2010 anayasa referandumuyla Geçici 15. maddenin kaldırılmasının ardından açılan tarihi 12 Eylül davasında, Kayasu'nun yıllar evvel hazırladığı o ilk metin önemli bir zemin oluşturdu. Karaciğer kanseri nedeniyle bir süredir tedavi gören eski Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu, 28 Kasım 2014 tarihinde İstanbul'da hayatını kaybetti. Vefatının ardından Şakirin Camii’nde kılınan cenaze namazı sonrasında Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İstanbul Barosu’ndan Valiliğe ‘besleme yasağı’ davası: Bu bir yetki gaspıdır! Haber

İstanbul Barosu’ndan Valiliğe ‘besleme yasağı’ davası: Bu bir yetki gaspıdır!

"Hayvanları aç bırakmak suçtur" Baro tarafından yapılan başvuruda, Valiliğin 24 Kasım’da duyurduğu genelgenin uygulanması halinde, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 14. maddesinin ihlal edileceği vurgulandı. Yasaklar başlığı altındaki bu maddede yer alan "hayvanı aç ve susuz bırakmak, fiziksel ve psikolojik acı çektirmek" fiillerinin, bu genelgeyle doğrudan gerçekleşeceği belirtildi. Baro, besleme faaliyetinin engellenmesinin hayvanların yaşam hakkına müdahale olduğunu öne sürdü. "Valilik tek başına karar alamaz" Dava dilekçesinde usule ilişkin itirazlar da dikkat çekti. İstanbul Barosu, sokak hayvanlarına ilişkin karar alma yetkisinin yasa gereği İl Hayvanları Koruma Kurulu’nda olduğunu hatırlattı. Açıklamada, "Valilik bu konuda tek başına karar alamaz. Bu nedenle valiliğin işlemi yetki gaspıdır ve yok hükmündedir" ifadelerine yer verildi. 150 avukat suç duyurusunda bulunmuştu İstanbul Valiliği’nin; okul, hastane, ibadethane, park, bahçe ve yol kenarları gibi alanlarda "kontrolsüz beslemeye müsaade edilmemesi" talimatını içeren genelgesi, hukuk camiasında tepkiyle karşılanmıştı. Dava açılmadan önce 150 avukat, Valilik makamının Türk Ceza Kanunu ve Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında suç işlediğini iddia ederek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunmuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.