SON DAKİKA

#Idam

HABER DEĞER - Idam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Idam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

1980 Travması: 17 Yaşında İdam Edilen Erdal Eren Kimdir? Haber

1980 Travması: 17 Yaşında İdam Edilen Erdal Eren Kimdir?

Erdal Eren Kimdir? 25 Eylül 1961 (bazı kaynaklarda 1964) tarihinde Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde dünyaya gelen Erdal Eren, Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisi ve Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği (YDGD) üyesi bir gençti. Hayatı, 1980 yılının başlarında Türkiye’yi sarsan siyasi olaylar ve sokak çatışmaları içerisinde dramatik bir şekilde değişti. Olayın Arka Planı: Sinan Suner'in Öldürülmesi ve Protesto Gösterisi Sürecin fitilini ateşleyen olay 30 Ocak 1980 tarihinde gerçekleşti. Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) öğrencisi Sinan Suner, MHP'li Bakan Cengiz Gökçek'in koruması Süleyman Ezendemir tarafından vurularak öldürüldü. Bu cinayeti protesto etmek amacıyla 2 Şubat 1980 günü Ankara'da düzenlenen gösteriye katılanlar arasında Erdal Eren de bulunuyordu. Gösteriyi dağıtmak isteyen güvenlik güçleriyle göstericiler arasında çıkan çatışma sırasında er Zekeriya Önge hayatını kaybetti. Çatışmanın ardından gözaltına alınan 24 kişiden biri olan Erdal Eren, er Zekeriya Önge’yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı. Yargılama Süreci ve Yaş Tartışmaları Gözaltına alınmasından kısa bir süre sonra yargılanan Erdal Eren, 19 Mart 1980 tarihinde idama mahkûm edildi. Dava süreci ve infaz aşamasında en çok tartışılan husus Eren'in yaşı oldu. Ailesi, Erdal Eren'in nüfusa yaşı büyük olarak yazdırıldığını, fizyolojik olarak 18 yaşından küçük olduğunu belirterek gerçek yaşının tespiti için kemik grafilerinin çekilerek tıbbi inceleme yapılmasını talep etti. Ancak Askerî Yargıtay Daireler Kurulu, "doğum tarihinde bir ihtilaf olmadığı" gerekçesiyle bu talebi reddetti ve idam kararını onayladı. İdamından 16 saat önce hücresinde gazeteciler Savaş Ay ve Emin Çölaşan’ı kabul eden Erdal Eren, avukatıyla görüşmesine izin verilmediğini, yaşının 18'den küçük olduğunu kanıtlayacak kemik testi taleplerinin reddedildiğini, vurduğu söylenen jandarma erine çok uzaktan ateş açtığını ancak otopside yakın atışla öldüğünün kanıtlandığını, kendisini "ibret olsun" diye asacaklarını ve ölümden korkmadığını dile getirdi. Darbe döneminin lideri Kenan Evren'in yıllar sonra dahi hatırlanan "Asmayalım da besleyelim mi?" zihniyeti ve Milli Güvenlik Konseyi'nin onayıyla karar kesinleşti. 12 Eylül darbesinin ardından, idam edilebilmesi için yaşı büyütülen Erdal Eren, 13 Aralık 1980 sabaha karşı Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi'nde (Ulucanlar) asılarak idam edildi. Naaşı Ankara Karşıyaka Mezarlığı'na defnedildi. Son Mektubu ve Toplumsal Bellekteki Yeri Mamak Askeri Cezaevi'nde ağır işkencelere maruz kalan Eren, hücresinde kaleme aldığı ve iç çamaşırında saklayarak avukatına ulaştırdığı son mektubunda şu ifadelere yer verdi: "Sevgili annem, babam ve kardeşlerim; [...] Şu anda ne durumda olacağınızı tahmin ediyorum. Ama çok açıklıkla söylüyorum ki benim moralim çok iyi ve ölümden de korkum yok. Çok büyük bir ihtimalle bu işin ölümle sonuçlanacağını çok iyi biliyorum. Buna rağmen korkuya, yılgınlığa, karamsarlığa kapılmıyorum ve devrimci olduğum, mücadeleye katıldığım için onur duyuyorum... Anne, baba ve evlat arasındaki sevgi çok güçlüdür, kolay kolay kaybolmaz... Ama ne kadar zor da olsa bu tür duygusal yönleri bir kenara bırakmanızı istiyorum. Şunu bilmenizi ve kabul etmenizi isterim ki, sizin binlerce evladınız var. Bunlardan daha niceleri katledilecek, yaşamlarını yitirecek, ama yok olmayacaklar. Mücadele devam edecek ve onlar mücadele alanlarında yaşayacaklar. Zavallı ve çaresiz biriymiş gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. Bu konuda ne kadar güçlü, ne kadar cesur olursanız, beni o kadar mutlu edersiniz." Ağabeyi Erkan Eren, infaz haberini radyodan öğrendiklerini ve Erdal'ın kimsesizler mezarına gömülmek istendiğini belirtti. Erdal Eren'in trajik ölümü, Türkiye'de ve dünyada derin yankılar uyandırdı. Aysel Gürel’in sözlerini yazdığı, Onno Tunç’un bestelediği ve Sezen Aksu’nun seslendirdiği "Son Bakış" şarkısı, Savaş Ay'ın çektiği son fotoğraflardan ve Eren'in bakışlarından ilham alınarak bestelendi. Ayrıca Ahmet Kaya'nın "Yaşamadın Sen", Mor ve Ötesi’nin "Darbe", Grup Yorum, Selda Bağcan ve Edip Akbayram'ın seslendirdiği "Büyü" gibi pek çok esere konu olan Eren'in hayatı; filmlere, dizilere ve "Oğlunuz Erdal" belgeseline de adını yazdırdı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dünyanın konuştuğu infaz: Çin neden milyarder aileyi neden “hızla” idam etti? Haber

Dünyanın konuştuğu infaz: Çin neden milyarder aileyi neden “hızla” idam etti?

Çin, Myanmar’ın kuzeydoğusunda yer alan Laukkaing bölgesinde faaliyet gösteren organize suç ağının 11 üyesini idam etti. İnfaz edilenler, yıllarca bölgenin suç ekonomisini kontrol eden ve askeri–siyasi bağlantılarıyla bilinen Ming ailesi ile Bau, Wei ve Liu klanlarıyla ilişkiliydi. BBC’ye göre bu infazlar, Çin’in bugüne kadar sınır ötesi dolandırıcılık ağlarına karşı attığı en sert adımlardan biri olarak kayda geçti. İdam kararları neden bu kadar hızlı alındı? İnsan hakları savunucularına göre Çin’in idam cezasını sık uygulaması sürpriz değil. Çin, dünyada en fazla idam cezası uygulayan ülkelerden biri olmasına rağmen, infazlara ilişkin resmi rakamları devlet sırrı olarak saklıyor. Ancak bu dosyada dikkat çeken unsur, yargı süreçlerinin olağan dışı bir hızla tamamlanması oldu. BBC, bu hızın arkasında Çin vatandaşlarının doğrudan mağdur edilmesinin ve kamuoyunda oluşan büyük tepkinin etkili olduğunu aktarıyor. Suç hanedanlığı nasıl kuruldu? İdam edilen isimlerin bağlı olduğu aileler, Myanmar’ın yoksul Shan Eyaleti’ndeki Laukkaing’i 2009’dan itibaren fiilen kontrol etmeye başladı. Myanmar ordusunun etnik silahlı grup MNDAA’yı bölgeden çıkarmasının ardından güçlenen bu aileler, önce uyuşturucu üretimiyle, ardından kumarhaneler ve çevrimiçi dolandırıcılıkla servetlerini büyüttü. Bölge, kısa sürede Güneydoğu Asya’nın en büyük dolandırıcılık merkezlerinden biri haline geldi. Askeri ve siyasi bağlantılar dosyada öne çıkıyor BBC’nin aktardığına göre suç aileleri, Myanmar ordusuyla yakın ilişkiler kurdu. 2021’deki askeri darbeden sonra, bugün cuntanın başında bulunan General Min Aung Hlaing’in, Liu ailesinin liderini başkent Naypyidaw’da ağırlaması ve onursal unvan vermesi bu ilişkilerin sembolü olarak görülüyor. Ailelere ait şirketler ülke genelinde yatırımlar yaparken, bazı üyeler ordu destekli siyasi partilerden aday oldu. Dolandırıcılık kamplarında sistematik işkence iddiaları Laukkaing’de kurulan dolandırıcılık komplekslerinin, Asya’daki benzer yapılara kıyasla çok daha sert olduğu belirtiliyor. On binlerce kişinin yüksek maaş vaadiyle bölgeye getirildiği, pasaportlarına el konularak kamplarda tutulduğu ve “domuz kasaplığı” olarak bilinen karmaşık dolandırıcılık yöntemlerini uygulamaya zorlandığı ifade ediliyor. Mağdurların büyük bölümünün Çin yurttaşları olması, Pekin yönetiminin tavrını sertleştiren en önemli unsur oldu. Kırılma noktası hangi olaydı? BBC’ye göre dönüm noktası, Ming ailesinin yönettiği Crouching Tiger Villa’da Ekim 2023’te yaşanan olay oldu. Bir kaçış girişimi sırasında birden fazla Çin yurttaşının öldürülmesi, Pekin yönetimini harekete geçirdi. Çin’in örtülü onayıyla MNDAA ve müttefikleri Laukkaing’i yeniden ele geçirdi. Operasyonun ardından dört ailenin liderleri gözaltına alındı ve onlarca aile üyesi Çin makamlarına teslim edildi. Çin mesaj vermek istedi Ming ailesinin lideri Ming Xuechang’ın yakalandıktan sonra intihar etmesi, dosyanın seyrini daha da sertleştirdi. Çinli yetkililer, soruşturma sırasında aile üyelerinden birinin “gücünü göstermek için rastgele bir kişiyi öldürdüğünü” itiraf ettiğini kamuoyuyla paylaştı. Uzmanlara göre bu açıklamalar, idamların hem iç kamuoyuna hem de bölge ülkelerine yönelik bir gözdağı niteliği taşıdığını gösteriyor. Dolandırıcılık bitti mi, yer mi değiştirdi? Çin, Tayland ve Kamboçya üzerinde diplomatik baskı kurarak bazı Çinli iş insanlarının iadesini sağladı. Ancak uzmanlar, bu sert müdahaleye rağmen dolandırıcılık ekonomisinin tamamen ortadan kalkmadığı görüşünde. Ağların Myanmar’da başka bölgelere kaydığı ve farklı ülkelerde yeniden örgütlendiği belirtiliyor. BBC’nin analizine göre, bu infazlar Çin’in sınır ötesi suçlara karşı “sıfır tolerans” mesajı taşısa da, bölgedeki karmaşık suç ekonomisinin tek bir hamleyle sona ermesi mümkün görünmüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.