SON DAKİKA

#Ifade Özgürlüğü

HABER DEĞER - Ifade Özgürlüğü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ifade Özgürlüğü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD’deki Rümeysa Öztürk davası: Delilsiz sınır dışı kararı verildi Haber

ABD’deki Rümeysa Öztürk davası: Delilsiz sınır dışı kararı verildi

ABD’de Massachusetts’te görülen davada kamuoyuna açıklanan mahkeme belgeleri, Türk öğrenci Rümeysa Öztürk hakkında sınır dışı tavsiyesinin somut delillere dayanmadığını ortaya koydu. ABD’nin Massachusetts eyaletindeki federal mahkemenin açıkladığı dosyalarda, İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) tarafından hazırlanarak ABD Dışişleri Bakanlığı’na gönderilen yazışmalar yer aldı. Belgelerde, Rümeysa Öztürk’ün yanı sıra Mahmud Halil, Muhsin Mahdavi, Bedir Han Suri ve Yunseo Chung’un sınır dışı edilmesine yönelik resmi tavsiyeler bulunduğu görüldü. Mahkeme dosyalarına göre, tamamı yasal olarak ABD’de bulunan bu öğrenciler hakkında alınan yakalama ve sınır dışı kararları, üniversite kampüslerinde Filistin’e destek gösterilerine katılmaları ve bu eylemlere ilişkin mesajlar paylaşmaları gerekçe gösterilerek hazırlandı. Ancak belgelerde, bu faaliyetlerin ABD Anayasası kapsamında ifade özgürlüğü alanına girdiği ve bu nedenle mahkemenin sınır dışı işlemlerine itiraz edebileceği uyarısı da yer aldı. Beyaz Saray yönetimi söz konusu eylemleri “antisemitik” olarak nitelendirip terör örgütlerine destek iddiasında bulunurken, dosyalarda Rümeysa Öztürk’ün antisemitik faaliyetlerde bulunduğuna ya da herhangi bir terör örgütünü desteklediğine dair kanıt olmadığı açıkça ifade edildi. Türk öğrenci hakkında hazırlanan belgelerde, Öztürk’ün üniversitedeki öğrenci gazetesi The Tufts Daily’de ortak yazarı olduğu bir makaleye odaklanıldığı aktarıldı. Söz konusu yazıda, üniversite yönetimine İsrailli şirketlere yönelik yatırımların durdurulması ve Filistin’e yönelik uygulamaların tanınması çağrısı yapıldığı belirtildi. Bu makaleye atıf yapan bir notun da vize işlemlerini yürüten Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Bürosu’na gönderildiği kaydedildi. Dosyalarda ayrıca DHS, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ve İç Güvenlik Soruşturmaları (HSI) tarafından sağlanan bilgilerin, Öztürk’ün vize almaya uygun olmadığına dair yeterli kanıt sunmadığına dikkat çekildi. Buna rağmen “tüm koşullar göz önünde bulundurulduğunda” vizesinin iptal edilmesinin tavsiye edildiği ifade edildi. Rümeysa Öztürk, geçen yıl 25 Mart’ta ICE’ye bağlı, yüzleri maskeli altı görevli tarafından sokakta gözaltına alınmıştı. Marco Rubio, öğrencinin vizesinin iptal edildiğini ve sınır dışı edileceğini açıklamıştı. Ancak federal yargıç Denise Casper, sınır dışı işlemini durdurma kararı vermişti. Mahkemenin talebi üzerine Mayıs 2025’te serbest bırakılan Öztürk’ün hukuki sürecinin halen devam ettiği bildirildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ahmet Turan Alkan hayatını kaybetti Haber

Ahmet Turan Alkan hayatını kaybetti

Gazeteci–yazar Ahmet Turan Alkan hayatını kaybetti Ahmet Turan Alkan’ın vefatı, Türkiye basın ve düşünce dünyasında derin bir üzüntü yarattı. Acı haber, gazeteci–yazar Mümtazer Türköne tarafından X (eski Twitter) hesabından yapılan paylaşımla kamuoyuna duyuruldu. Uzun yıllar gazetecilik ve yazarlık yapan Alkan; edebiyat, kültür, tarih ve siyaset ekseninde kaleme aldığı yazılarla geniş bir okur kitlesine ulaştı. Özellikle deneme ve köşe yazılarıyla, muhafazakâr düşünce geleneğini estetik bir dil ve entelektüel arka planla işleyen Alkan, Türkiye’de fikir hayatının etkili ama tartışmalı isimleri arasında yer aldı. FETÖ süreci ve cezaevi dönemi Ahmet Turan Alkan’ın hayatındaki en kırılgan dönemlerden biri, FETÖ soruşturmaları sürecinde yaşandı. Bu kapsamda yargılanan ve bir süre cezaevinde kalan Alkan’ın durumu; ifade özgürlüğü, fikir–örgüt ilişkisi ve yargılamaların sınırları bağlamında kamuoyunda yoğun tartışmalara konu oldu. Cezaevi süreci, Türkiye’nin yakın dönem siyasal ve hukuki atmosferini anlamak açısından sembolik başlıklardan biri olarak değerlendirildi. Eserleri ve entelektüel çalışmaları Ahmet Turan Alkan, ağırlıklı olarak deneme, günlük, köşe yazısı ve kültürel–siyasal inceleme türlerinde eserler verdi. Yazılarında; Osmanlı–Cumhuriyet sürekliliği, muhafazakâr düşüncenin modernleşme ile ilişkisi, şehir kültürü, edebiyat ve bireysel hafıza temaları öne çıktı. Başlıca eser ve çalışma alanları şunlardır: Deneme ve günlük kitapları: Gündelik hayat, hatıra, zaman ve şehir temalı denemeler Muhafazakâr entelektüel dünyaya dair kültürel çözümlemeler Köşe yazarlığı: Uzun yıllar ulusal gazetelerde köşe yazıları Güncel siyaset ile tarihsel perspektifi birleştiren yorumlar Dergi ve kültür çalışmaları: Fikir ve edebiyat dergilerinde makaleler Kültür, edebiyat ve düşünce dünyasına yönelik eleştirel yazılar Alkan’ın eserleri, polemikçi bir siyasal dilden ziyade; edebi üslup, ironi ve tarihsel göndermeler üzerinden şekillenen bir muhafazakâr entelektüel çizgiye oturdu. Bu yönüyle hem kendi mahallesinde hem de karşıt çevrelerde tartışılan bir yazar oldu. Tahliyesinin ardından daha sınırlı bir kamusal görünürlükle yaşamını sürdüren Ahmet Turan Alkan, son yıllarda sağlık sorunlarıyla mücadele ediyordu. Vefatıyla birlikte, Türkiye’nin son kırk yılına tanıklık etmiş bir basın ve fikir insanı daha hayata veda etmiş oldu. Cenaze töreni ve defin bilgilerine ilişkin ayrıntıların ailesi tarafından paylaşılması bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Hrant Dink’siz 19 yıl: Kimdi, nasıl katledildi, neden hâlâ anılıyor? Haber

Hrant Dink’siz 19 yıl: Kimdi, nasıl katledildi, neden hâlâ anılıyor?

1954’te Malatya’da doğan Hrant Dink, Türkiye Ermenisi bir gazeteci, yazar ve insan hakları savunucusuydu. 1996’da kurduğu Agos Gazetesi ile Ermenice ve Türkçe yayımlanan, iki dili ve iki hafızayı buluşturan bir gazetecilik çizgisi oluşturdu. Dink’in yazıları; inkâr yerine yüzleşmeyi, düşmanlık yerine diyalogu, korku yerine cesareti savunuyordu. Türkiye’de Ermeni meselesi başta olmak üzere azınlık hakları, demokrasi ve ifade özgürlüğü konularında ısrarlı bir dil kurdu. Dink, yazıları nedeniyle yoğun bir linç ikliminin hedefi oldu. Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamında “Türklüğü aşağılama” suçlamasıyla yargılandı; hakkında tehditler yayıldı. Buna rağmen geri adım atmadı. “Bu ülkede güvercin tedirginliğiyle yaşıyorum” sözleri, hem içinde bulunduğu baskıyı hem de barışta ısrarını simgeledi. 19 Ocak 2007’de, İstanbul Şişli’deki Sebat Apartmanı önünde, Agos’un eski binası önünde silahlı saldırıya uğrayarak öldürüldü. Cinayet, yalnızca bireysel bir saldırı değil; devlet içindeki ihmaller zinciri ve organize nefretin sonucu olarak kayıtlara geçti. Soruşturma ve davalar yıllar boyunca sürdü; “cinayette kamu görevlilerinin ihmali” tartışmaları hiç dinmedi. Adalet arayışı, Dink ailesi ve kamuoyu için hâlâ kapanmamış bir dosya olarak duruyor. Dink’in öldürüldüğü yer, bugün 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı olarak yaşıyor. Anmalar, yalnızca bir yas değil; ifade özgürlüğü, çoğulculuk ve barış talebinin yeniden dile getirilişi. Hrant Dink Vakfı’nın yürüttüğü çalışmalar, Dink’in “birlikte yaşama” çağrısını geleceğe taşımayı amaçlıyor. Programdan notlar Saat 14.30: Dink’in vurulduğu yerde anma 19.00–23.00: Sebat Apartmanı’na Dink anısına yansıtma çalışmaları Vakıf, “Apartmanın önünden geçerken kafanızı yukarı kaldırmayı unutmayın” çağrısıyla herkesi hafızaya davet ediyor. Hrant Dink’in mirası, susturulan bir sesin geride bıraktığı boşluk değil; hâlâ konuşan, düşündüren ve sorumluluk yükleyen bir çağrı. 19 yıl sonra da aynı soruyu hatırlatıyor: Bu ülkede birlikte, eşit ve özgür yaşamak mümkün mü? haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Çirkin tezahüratlarla gündeme gelmişti: Leyla Zana, Diyarbakır’daki mitingde konuşacak Haber

Çirkin tezahüratlarla gündeme gelmişti: Leyla Zana, Diyarbakır’daki mitingde konuşacak

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) öncülüğündeki Demokratik Toplum Platformu, 4 Ocak Pazar günü Diyarbakır’da bir miting düzenlemeye hazırlanıyor. İstasyon Meydanı’nda yapılması planlanan mitingin konuşmacı listesi kamuoyuna yansıdı. Konuşmacılar listesi netleşti Edinilen bilgilere göre mitingde, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, kısa süre önce İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden tahliye edilen Veysi Aktaş, 2013–2015 yılları arasında yürütülen çözüm sürecinde İmralı Sekretaryası’nda görev alan ve 33 yıl tutukluluğun ardından tahliye edilen Çetin Arkaş ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar konuşma yapacak. Programda ayrıca eski milletvekili Leyla Zana’nın da yer alacağı öğrenildi. Mitingin talebi ve kapsamı Demokratik Toplum Platformu tarafından organize edilen mitingin, Abdullah Öcalan için “özgürlük” talebi etrafında şekillendiği belirtiliyor. Organizasyon, Türkiye toplumunda süren tartışmaların barışçıl ifade alanlarında görünür kılınmasını hedeflediğini duyuruyor. Geçmişteki tezahüratlar yeniden gündemde Leyla Zana, yakın zamanda Bursaspor–Somaspor karşılaşmasında bazı taraftarların küfürlü tezahüratlarına hedef olmuş; bu durum kamuoyunda tepki toplamıştı. Söz konusu miting haberiyle birlikte bu olay da yeniden gündeme geldi. Toplumsal hassasiyet vurgusu Sivil toplum çevreleri, miting ve benzeri etkinliklerde ifade özgürlüğü ile toplumsal barışın gözetilmesi gerektiğini vurgularken; farklı görüşlerin şiddetsiz ve ayrımcı olmayan bir dil üzerinden tartışılmasının Türkiye toplumunun ortak yararına olduğu görüşünü dile getiriyor.

Bahçeli’den Öcalan gündemine dair miting yorumu: Mahzurlu bir yanı yok Haber

Bahçeli’den Öcalan gündemine dair miting yorumu: Mahzurlu bir yanı yok

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan ile yürütülen temasların kamuoyunda yarattığı tartışmalar sürerken, Demokratik Toplum Platformu’nun çağrısıyla yapılacak miting hakkında ilk değerlendirmesini yaptı. Bahçeli, mitingin nerede, ne zaman ve hangi çerçevede ele alınması gerektiğine dair net bir tutum ortaya koydu. Miting ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında görülüyor Bahçeli, DEM Parti öncülüğünde Demokratik Toplum Platformu tarafından 4 Ocak 2026’da Diyarbakır’da düzenlenecek mitingin demokratik haklar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bahçeli, “Kanaatimce DEM Parti’nin 4 Ocak 2026’da düzenleyeceği mitingin hiçbir mahsurlu yanı yoktur” ifadelerini kullandı. Bahçeli’den tansiyonu düşüren yaklaşım Açıklama, Öcalan ile yapılan görüşmeler ve bu görüşmelerin siyasal yansımalarına dair tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde geldi. Bahçeli’nin sözleri, mitinglere ve siyasal ifade alanına yönelik daha yumuşak bir ton olarak değerlendirildi. Öcalan görüşmeleri sonrası MHP’nin tutumu netleşiyor Son dönemde kamuoyunda, DEM Parti ile Öcalan arasında yürütülen temasların ardından MHP’nin nasıl bir pozisyon alacağı merak ediliyordu. Bahçeli’nin bu açıklaması, sürecin sokak ve mitingler üzerinden kriminalize edilmemesi gerektiği yönünde bir mesaj olarak yorumlandı. Siyasal tartışma zemini genişliyor Bahçeli’nin miting açıklaması, Türkiye toplumunda ifade özgürlüğü, siyasal katılım ve barışçıl toplantı hakkı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Açıklama, farklı siyasi aktörler arasında tansiyonun nasıl şekilleneceğine dair önemli bir işaret olarak görülüyor.

Komedyen Yavuz Kırma’ya hapis istemi: İddianame mahkemeye gönderildi Haber

Komedyen Yavuz Kırma’ya hapis istemi: İddianame mahkemeye gönderildi

Bir stand-up gösterisinde sarf ettiği sözler nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan komedyen Yavuz Kırma için iddianame hazırlandı. Soruşturmanın hangi savcılıklar arasında yürütüldüğü, iddianamenin hangi gerekçelere dayandığı ve istenen cezanın kapsamı yargı dosyasına yansıdı. Soruşturma ihbarla başladı, dosya yetki nedeniyle devredildi Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan ihbar üzerine başlatılan soruşturmanın, yetkisizlik kararıyla Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiği belirtildi. Savcılık, yapılan inceleme sonrası iddianame düzenledi. Stand-up gösterisindeki sözler iddianameye girdi Hazırlanan iddianamede, Kırma’nın bir gösterisinde dini olaylar ve peygamberlere ilişkin ifadeler kullandığı kaydedildi. Özellikle Çağrı filmine atıfla yapılan konuşmada, İslamiyet’in doğuşuna ilişkin kimi anlatımların “alaycı ve tahkir edici” nitelikte olduğu öne sürüldü. Sosyal medya paylaşımı delil olarak yer aldı Savcılık, söz konusu konuşmanın yer aldığı videonun komedyen tarafından kendi sosyal medya hesabından paylaşıldığını belirtti. İddianamede, hicret hadisesindeki mağara olayı ile Hz. İbrahim ve Hz. Musa’ya ilişkin anlatımların, mizah adı altında aşağılama içerdiği iddia edildi. 6 aydan 1 yıla kadar hapis talep edildi İddianamede, Kırma’nın “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçundan 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması istendi. Dosya asliye ceza mahkemesinde değerlendirilecek Hazırlanan iddianame, değerlendirilmek üzere Anadolu Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Yargılama sürecinde nihai kararın mahkeme tarafından verileceği, masumiyet karinesinin esas olduğu hatırlatıldı. Bu haber, Türkiye toplumunda ifade özgürlüğü ile inançlara saygı arasındaki sınırların yargı eliyle nasıl değerlendirileceğine dair tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.

Öğrenciler barınma hakkını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya Haber

Öğrenciler barınma hakkını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya

Van’da, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi kampüsünde yaşanan şüpheli öğrenci ölümlerinin ardından başlayan protestolar, şimdi öğrenciler açısından ciddi bir barınma krizine dönüşmüş durumda. Protestolara katıldıkları gerekçesiyle haklarında emniyet kayıtları tutulan öğrenciler, KYK yurtlarından çıkarılma riskiyle karşı karşıya. Emniyet tarafından hazırlanan listeler yurt müdürlüklerine iletildi Edinilen bilgilere göre Van İl Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve eylemler sırasında gözaltına alınan öğrencilerin yer aldığı listeler, KYK yurt müdürlüklerine gönderildi. Bu listeler doğrultusunda yurt yönetimleri, öğrencileri tek tek çağırarak savunma vermelerini talep etmeye başladı. Savunma talepleri 19 Kasım’daki kampüs eylemlerine dayandırılıyor Öğrencilere tebliğ edilen belgelerde, 19 Kasım 2024 tarihinde üniversite kampüsü içerisinde gerçekleştirilen yürüyüş ve protesto eylemleri gerekçe gösterildi. Belgelerde, “kanunsuz eyleme katılmak”, “trafiği engellemek” ve “görevli memura mukavemet” gibi iddialar yer aldı. Yönetmelik maddesi yurttan atılma tehdidini gündeme getiriyor Öğrencilerden savunma istenen gerekçe, Yurt Hizmetleri Yönetmeliği’nin 24/ç maddesi oldu. Bu madde, devletin güvenlik güçlerine karşı gelmek veya fiili saldırı iddialarını kapsıyor ve uygulanması hâlinde öğrencilerin yurtla ilişiğinin kesilmesine kadar varan sonuçlar doğurabiliyor. Öğrenciler psikolojik baskı altında savunma vermeye zorlandıklarını söylüyor Yurt müdürlüklerine çağrılan öğrenciler, savunma sürecinin ciddi bir baskı ortamında yürütüldüğünü belirtiyor. Öğrenciler, barınma haklarının ellerinden alınabileceği imasıyla savunma vermeye zorlandıklarını, bunun ise açık bir gözdağı anlamına geldiğini ifade ediyor. “Bu bir fişleme ve cezalandırma yöntemi” tepkisi yükseliyor Öğrenciler, katıldıkları eylemlerin demokratik ve barışçıl olduğunu, kampüste yaşanan ölümlere ve güvenlik zafiyetlerine dikkat çekmek amacı taşıdığını vurguluyor. Emniyet tarafından hazırlanan listelerin yurt yönetimlerine gönderilmesini ise açık bir fişleme ve cezalandırma girişimi olarak değerlendiriyorlar. Kampüsteki ölümler protestoların fitilini ateşlemişti Van YYÜ öğrencisi Rojin Kabaiş’in kaybolduktan günler sonra cansız bedenine ulaşılması ve ardından Efe Kaplan’ın ateşli silahla yaşamına son vermesi, üniversite kampüsünde büyük tepki yaratmıştı. Bu olayların ardından öğrenciler, üniversite yönetimini ve kampüs güvenliğini protesto etmek için rektörlük önünde eylemler düzenlemiş, çok sayıda öğrenci gözaltına alınmıştı. Barınma hakkı ve ifade özgürlüğü tartışması büyüyor Yaşanan son gelişmelerle birlikte, üniversite öğrencilerinin barınma hakkı, ifade özgürlüğü ve demokratik protesto hakkı yeniden kamuoyunun gündemine taşındı. Öğrenciler, hak arama mücadelesi nedeniyle yurtlardan çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya bırakılmalarının kabul edilemez olduğunu vurguluyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.