SON DAKİKA

#Irak

HABER DEĞER - Irak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Irak haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kerkük’e Türkmen vali ataması: Bahçeli’den “tarihi dönüm noktası” vurgusu Haber

Kerkük’e Türkmen vali ataması: Bahçeli’den “tarihi dönüm noktası” vurgusu

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısında yaptığı kapsamlı konuşmada Kerkük’teki gelişmelere geniş yer ayırdı. Bahçeli, bu atamanın sıradan bir görev değişimi olmadığını belirterek, tarihsel ve siyasi boyutlarıyla ele alınması gerektiğini vurguladı. Konuşmasında küresel gelişmelere de değinen Bahçeli, böylesi kırılgan bir dönemde Kerkük’te yaşanan bu gelişmenin hem bölge dengeleri hem de Türkmenlerin geleceği açısından ayrı bir önem taşıdığını ifade etti. “Tarihi acılara merhem oldu” Bahçeli, Muhammed Seman Ağa’nın vali olarak göreve başlamasının Türkmenler açısından sadece siyasi değil, aynı zamanda duygusal ve tarihsel bir anlam taşıdığını dile getirdi. Yıllardır çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalan Türkmen toplumunun yaşadığı acılara atıfta bulunan Bahçeli, bu gelişmenin “tarihi acılara bir nebze merhem olduğunu” söyledi. Ayrıca bu atamanın, Türkmen iradesinin Kerkük’te yeniden görünür hale gelmesini sağladığını belirterek, bunun bölgedeki güç dengeleri açısından da önemli bir mesaj içerdiğini ifade etti. Kapsayıcı yönetim vurgusu Bahçeli, Kerkük’te oluşan yeni yönetim anlayışının sadece Türkmenler için değil, şehirde yaşayan tüm etnik ve dini gruplar açısından dengeli bir yapı sunduğunu belirtti. Açıklamasında; Türkmenleri yok saymayan, Arapları dışlamayan, Kürtleri ötekileştirmeyen ve Süryanileri görmezden gelmeyen bir yönetim anlayışının önemine dikkat çekti. Bu yaklaşımın, Kerkük’te uzun süredir ihtiyaç duyulan toplumsal uzlaşı ve birlikte yaşama kültürünü güçlendirebileceğini ifade eden Bahçeli, yeni dönemin kardeşlik ve denge mesajı taşıdığını vurguladı. “Türkmen varlığı yok sayılamaz” Bahçeli, söz konusu atamanın en önemli sonuçlarından birinin de Kerkük’teki Türkmen varlığının artık yok sayılamayacağının net biçimde ortaya konması olduğunu belirtti. Türkmenlerin tarihsel, kültürel ve demografik açıdan bölgenin asli unsurlarından biri olduğunu hatırlatan Bahçeli, bu gerçeğin yeniden tescillendiğini ifade etti. Ayrıca bu gelişmenin, Kerkük’ün geleceğine ilişkin tartışmalarda Türkmenlerin daha güçlü bir şekilde yer alacağının işareti olduğunu dile getirerek, bunun sadece yerel değil bölgesel ölçekte de etkileri olacağını kaydetti. Kerkük’te tarihi gelişme Irak’ın çok etnili yapısıyla öne çıkan Kerkük kentinde uzun yıllardır süren siyasi ve idari tartışmaların ardından önemli bir adım atıldı. Irak Türkmen Cephesi Başkanı Muhammed Seman Ağa, 20 Nisan 2026 itibarıyla Kerkük Valisi olarak görevine resmen başladı. Bu gelişmeyle birlikte Kerkük, yaklaşık 102 yıl sonra yeniden bir Türkmen vali tarafından yönetilmeye başlandı. Söz konusu atama, yalnızca idari bir değişiklik olarak değil, aynı zamanda bölgedeki Türkmen nüfusun siyasi temsil gücünün yeniden güç kazanması bakımından da dikkat çekici bir dönüm noktası olarak yorumlandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Orta Doğu’da dolar krizi: ABD, Irak’ın 500 milyon dolarını durdurdu Haber

Orta Doğu’da dolar krizi: ABD, Irak’ın 500 milyon dolarını durdurdu

Wall Street Journal’ın ABD’li ve Iraklı yetkililere dayandırdığı haberine göre, sevkiyatın Irak Merkez Bankası’na ulaştırılması planlanıyordu. Ancak Washington yönetimi, paranın İran’a yakın silahlı grupların eline geçebileceği gerekçesiyle transferi engelledi. Bağdat’a ikinci dolar şoku Bu karar, şubat ayından bu yana Irak’a yapılacak dolar sevkiyatlarında yaşanan ikinci büyük gecikme oldu. Irak Merkez Bankası’na yönelik dolar transferlerinin yavaşlaması, ülkede ciddi bir likidite krizine yol açabileceği endişesini artırdı. ABD’li yetkililer, kısıtlamanın geçici olduğunu savunsa da, Irak yönetimi kararın piyasalar üzerindeki etkisinden endişe ediyor. Askeri programlara da fren Kararın yalnızca para transferiyle sınırlı kalmadığı, bazı terörle mücadele ve askeri eğitim programlarına sağlanan finansmanın da geçici olarak durdurulduğu belirtildi. Bu gelişme, Irak ile ABD arasındaki ilişkilerde yeni bir gerilim başlığı olarak değerlendiriliyor. BAE’den “döviz takas hattı” önerisi Krizin ardından Birleşik Arap Emirlikleri’nden dikkat çekici bir öneri geldi. BAE’li yetkililerin, olası bir likidite krizine karşı ABD ile bir “döviz takas hattı” kurulmasını gündeme getirdiği öne sürüldü. Böylece Körfez ülkelerinin dolara daha kolay ve düşük maliyetle erişmesi hedefleniyor. Ancak şu ana kadar Washington’a resmi bir başvuru yapılmadığı ifade edildi. Dolar yerine yuan mı kullanılacak? Haberde, bazı BAE’li yetkililerin, dolar rezervlerinin azalması halinde petrol satışlarında ve uluslararası işlemlerde Çin yuanının ya da başka para birimlerinin kullanılabileceğini söylediği de aktarıldı. Yetkililer, bölgede yaşanan gerilimin ve Donald Trump yönetiminin İran’a yönelik sert politikalarının, Körfez ülkelerini alternatif para arayışına ittiğini savunuyor. Uzmanlar, ABD’nin Irak’a yönelik dolar kısıtlamasının sürmesi halinde, Orta Doğu’da enerji ticaretinde doların hakimiyetinin ilk kez ciddi biçimde tartışılabileceğini belirtiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

HAK-İŞ'ten 'Sumud Gemisi' yorumu! Haber

HAK-İŞ'ten 'Sumud Gemisi' yorumu!

HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, Hizmet-İş Sendikası 2026 yılı 1. Grup Büyük Temsilci Buluşması kapsamında düzenlenen eğitim seminerine katılarak önemli açıklamalarda bulundu. Arslan, HAK-İŞ’in Filistin dayanışmasına değinerek, Global SUMUD filosunun Gazze’ye umut taşıdığını ifade etti. Programa, Genel Başkan HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın yanı sıra; Genel Başkan Yardımcısı ve Hizmet-İş Sendikamızın Genel Başkan Vekili Halil Özdemir, Genel Başkan Yardımcıları İdris Ersoy ve Celal Yıldız, Şube Başkanları ve yönetim kurulu üyeleri, işyeri sendika temsilcileri, komite başkanları ve yardımcıları ile uzmanlar katıldı. Filistin’e yönelik dayanışmanın sadece sözle değil, fiili desteklerle de sürdürüldüğünü belirten Arslan, uluslararası girişimlerle Gazze’ye ulaşmaya çalışan yardım filolarına da değindi. Bu kapsamda, Özgürlük Filosu girişimiyle Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Sumud (Direniş) gemisinin önemine dikkat çeken Arslan, farklı ülkelerden gönüllülerin bu gemide yer alarak büyük bir risk üstlendiğini ifade etti. Arslan, “Gazze’ye ulaşmak için yola çıkan bu gemiler, sadece yardım taşımıyor; aynı zamanda insanlığın vicdanını temsil ediyor. Bu yolculuk, fedakârlık ve adanmışlık gerektiren bir mücadeledir” dedi. Sumud gemisine katılan gönüllülere de değinen Arslan, bu kişilerin canlarını ortaya koyarak Filistin halkının yanında yer aldığını belirterek, bu dayanışmanın tüm dünyaya örnek olması gerektiğini ifade etti. “Ülkemizin, bölgemizin ve dünyanın bütün mazlumları HAK-İŞ’ten alacaklıdır” Konfederasyonumuz HAK-İŞ’in yerli ve milli bir duruşa sahip olduğunu ifade eden Genel Başkanımız Mahmut Arslan, aynı zamanda uluslararası sendikal hareketin önemli ve etkin bir parçası olduklarını ifade etti. Arslan, HAK-İŞ/Hizmet-İş’in sendikal mücadelesinin sadece Türkiye ile sınırlı olmadığını belirterek, Filistin, Sudan, Suriye, Irak ve Afrika’daki birçok ülkede yaşanan zulümlere dikkat çekti. “Bizim anlayışımıza göre; sadece Türkiye’deki değil, ülkemizin, bölgemizin ve dünyanın bütün mazlumları HAK-İŞ’ten alacaklıdır. Bizim de bu mazlumlara karşı bir borcumuz vardır” diyen Arslan, bu anlayışın sendikamızın temel ilkelerinden biri olduğunu vurguladı. Mazlumun yanında duruyoruz” HAK-İŞ’in bu yaklaşımı sözde bırakmadığını ifade eden Arslan, uluslararası platformlarda mazlum coğrafyaların sesi olduklarını, farklı ülkelerden sendikalarla dayanışma içinde hareket ettiklerini ve küresel sendikal yapılarda aktif görevler üstlendiklerini söyledi. Arslan, HAK-İŞ’in yüzlerce ülkede milyonlarca işçiyi temsil eden uluslararası sendikal platformlarda Türkiye’yi temsil ettiğini belirterek, “Biz hem kendi ülkemizde emeğin hakkını savunuyoruz hem de dünyanın neresinde bir mazlum varsa onun yanında duruyoruz” dedi. Arslan, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının sürdüğünü, bölgede ağır bir yıkım yaşandığını ve temel insani ihtiyaçlara erişimde ciddi sorunlar bulunduğunu ifade etti. Yardım girişlerinin büyük ölçüde engellendiğini belirten Arslan, Türkiye başta olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşunun farklı yollarla Gazze’ye destek ulaştırmaya çalıştığını söyledi. Gazze düşerse bu sadece oranın meselesi olmaz” Gazze’de yaşananların sadece bölgesel bir mesele olmadığını vurgulayan Arslan, bu sürecin tüm bölgeyi etkilediğini ifade etti. “Gazze düşerse sadece orası değil, tüm bölge etkilenir. Bu mücadele sadece Filistin’in değil, insanlığın mücadelesidir” diyen Arslan, Türkiye’nin bu konuda daha güçlü bir duruş sergilemesi gerektiğini dile getirdi. “HAK-İŞ bu davanın yanında olmaya devam edecek” HAK-İŞ’in yıllardır Filistin meselesinde aktif bir duruş sergilediğini belirten Arslan hem ulusal hem de uluslararası platformlarda Filistin halkının yanında yer almaya devam edeceğimizi söyledi. Arslan, “Bu mücadele bir vicdan meselesidir. Filistin davasına sahip çıkmaya, mazlumların yanında durmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu. “Kadın üyelerimizin temsiline önem veriyoruz” Kadınların sendikal hayattaki yerine de değinen Mahmut Arslan, kadınların sendikamız içinde yalnızca sayısal bir unsur olarak değil, karar alma süreçlerinin aktif bir parçası olarak görülmesi gerektiğini vurguladı. Kadınların sendikal mücadelede daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini de vurgulayan Arslan, kadın üyelerimizin teşkilat içinde görev almaktan çekinmemesi, sorumluluk üstlenmesi ve hak ettiği yerlere gelmesi için mücadele etmeleri gerektiğini söyledi. “Üyelerimizin işlerine dönmeleri için mücadelemiz sürüyor” Hizmet-İş Sendikamızın temel ilkesinin hak ve adalet olduğunu vurgulayan Mahmut Arslan, siyasi ayrım gözetmeksizin haksızlığa uğrayan tüm emekçilerin yanında olduğumuzu ifade etti. Arslan, Diyarbakır, Van, Altındağ, Bolu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere birçok bölgede yürüttüğümüz eylemlere dikkat çekerek, sendikamızın sahada aktif ve kararlı bir mücadele yürüttüğünü belirtti. Van, Diyarbakır ve Altındağ’daki yaptığımız eylemlerde de sendikamızın kararlı duruş sergilediğini ifade eden Arslan, işten çıkarılan üyelerimizin haklarını alana kadar mücadelemizi sürdüğümüzü söyledi. Demokrasiye sahip çıktık, bedeller ödedik” Genel Başkan Mahmut Arslan, HAK-İŞ’in Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde her zaman net ve kararlı bir duruş sergilediğini belirterek, 12 Eylül ve 28 Şubat süreçlerinde darbelere karşı açık şekilde tavır alındığını ifade etti. Arslan, bu dönemlerde HAK-İŞ’in diğer bazı yapılar gibi darbecilerle birlikte hareket etmediğini, aksine millet iradesinin ve demokrasinin yanında durduğunu vurgulayarak, HAK-İŞ’in ve Hizmet-İş’in bu duruşu nedeniyle kapatılma, baskı ve çeşitli yaptırımlarla karşı karşıya kaldığını söyledi. “Biz her zaman demokrasiden yana olduk” diyen Arslan, HAK-İŞ’in zor dönemlerde gösterdiği bu kararlı tavrın bugün de aynı şekilde devam ettiğini belirterek, “Biz her zaman millet iradesinin yanında olduk ve bunun bedelini ödedik. Ama hiçbir zaman geri adım atmadık” ifadelerini kullanarak, HAK-İŞ’in geçmişte olduğu gibi bugün de demokrasiye sahip çıkmaya devam edeceğini vurguladı. “Ekonomik ve sosyal haklar için mücadelemiz sürüyor” Arslan, belediye şirket işçilerinin 52 günlük ilave tediye hakkı için yürütülen çalışmalara değinerek, bu sorunun çözümü için girişimlerin sürdüğünü belirtti. KİT’lerde çalışan işçilerin kadro sorununa da dikkat çeken Arslan, bu sorunun çözülmesi için sendika olarak yoğun çaba sarf ettiklerini ifade etti. “Vergi ve emeklilik sisteminin değişmesi gerekli” Vergi sistemi ve emeklilik konularına da değinen Arslan, mevcut sistemin adaletsiz olduğunu belirterek, HAK-İŞ olarak vergi mitingleri düzenledik ve sistemin değişmesi için mücadele ettiğimizi söyledi. Emeklilik sistemindeki sorunların çözümü için hazırlanan raporların ilgili kurumlarla paylaşıldığını belirten Arslan, çalışanların ve emeklilerin haklarının korunması için çalışmaların sürdüğünü ifade etti."

Kasım Süleymani’nin ailesine operasyon: Yeğenleri işgalci ABD’de tutuklandı Haber

Kasım Süleymani’nin ailesine operasyon: Yeğenleri işgalci ABD’de tutuklandı

İşgalci ABD ile İran arasında yıllardır süren gerilim yeni bir gelişmeyle yeniden gündeme geldi. 2020 yılında ABD tarafından düzenlenen suikastla öldürülen Kasım Süleymani’nin yeğenlerinin ABD’de tutuklandığı açıklandı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, yeğen Hamideh Soleimani Afshar ve kızının yasal oturum izinlerinin iptal edildiğini duyurdu. 2020’deki suikasttan bugüne uzanan süreç Sürecin başlangıcı, 3 Ocak 2020’de Irak’ın başkenti Bağdat’ta gerçekleşen suikasta dayanıyor. Dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla düzenlenen hava saldırısında, İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ile birlikte Haşdi Şabi’nin üst düzey isimlerinden Ebu Mehdi el-Mühendis de hayatını kaybetmişti. Bu operasyon, Orta Doğu’daki dengeleri derinden etkileyen kırılma noktalarından biri olarak değerlendirildi. İran’dan balistik füze yanıtı gelmişti Suikastın ardından İran yönetimi, 8 Ocak 2020’de ABD’nin Irak’taki üslerini balistik füzelerle hedef aldı. İlk etapta can kaybı yaşanmadığı açıklansa da, daha sonra 100’den fazla ABD askerinde travmatik beyin hasarı tespit edildiği ortaya çıktı. Bu gelişme, iki ülke arasındaki tansiyonun uzun süre yüksek kalmasına neden oldu. Oturum izinleri iptal edildi, gözaltına alındılar Son gelişmede, Süleymani’nin yeğeni Hamideh Soleimani Afshar ile kızının ABD’deki “Green Card” statülerinin iptal edildiği açıklandı. ABD makamları, söz konusu kişilerin U.S. Immigration and Customs Enforcement tarafından gözetim altına alındığını doğruladı. İşgalci ABD’den “ulusal güvenlik” vurgusu Washington yönetiminin bu hamlesi, yalnızca İranlı askeri figürleri değil, bu isimlerle bağlantılı kişileri de “ulusal güvenlik” kapsamında değerlendirdiğini ortaya koydu. Uzmanlar, bu adımın ABD–İran hattındaki gerilimi yeniden tırmandırabileceğine dikkat çekiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Aydoğan Doğan: NATO bir terör örgütüdür! Haber

Aydoğan Doğan: NATO bir terör örgütüdür!

İnsan hakları aktivisti ve siyasetçi Aydoğan Doğan, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımla NATO’ya yönelik eleştirilerde bulundu. Doğan, paylaşımında NATO’yu “emperyalizmin legal terör örgütü” olarak nitelendirdi ve örgütün tarih boyunca “sivil hedefleri vurduğunu, uluslararası hukuku ihlal ettiğini” savundu. Doğan paylaşımında, “NATO, bir savunma ittifakı maskesi altında faaliyet gösteren, küresel ölçekte terör eylemleri düzenleyen bir örgüttür” ifadelerini kullanarak, örgütün kuruluşundan bu yana ABD öncülüğünde birçok ülkeye müdahale ederek işgal ettiğini ya da işgale hazırladığını iddia etti. Aydoğan Doğan, özellikle 1999’daki Yugoslavya bombardımanı ve 2011’deki Libya operasyonunu örnek göstererek, bu müdahalelerin “binlerce sivilin ölümüne yol açtığını” belirtti. Doğan, “78 gün süren bombardımanda Belgrad ve Novi Sad gibi kentler yerle bir edildi, uranyum içeren mühimmat kullanıldı, binlerce sivil hayatını kaybetti” dedi. Doğan ayrıca, Afganistan ve Irak işgallerinin de NATO’nun “barış” iddiasını çürüttüğünü savunarak, “Afganistan’da 176 bin sivil öldü, Irak’ta bir milyondan fazla insan hayatını kaybetti. Bu, uluslararası hukukun açık ihlalidir” ifadelerine yer verdi. Ukrayna savaşı üzerinden de eleştirilerini sürdüren Doğan, NATO’nun “Rusya’ya karşı vekalet savaşı yürüttüğünü ve 100 milyar dolarlık silah yardımıyla krizi derinleştirdiğini” ileri sürdü. Son olarak Türkiye’ye yönelik çağrıda bulunan Doğan, “Türkiye acilen NATO’dan ayrılmalı, bölgesel iş birliklerine yönelmelidir. Egemenlik yolunda atılacak en önemli adım budur” değerlendirmesinde bulundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

“Her karışı savunacağız” mesajı! NATO’dan Türkiye için kritik açıklama Haber

“Her karışı savunacağız” mesajı! NATO’dan Türkiye için kritik açıklama

Türkiye’ye yönelen füzeler havada imha edildi Rutte, yaptığı açıklamada İran’dan Türkiye’ye yönelen üç balistik füzenin üç ayrı olayda havada etkisiz hale getirildiğini duyurdu. Bu gelişme, NATO’nun Türkiye’ye yönelik güvenlik taahhütlerinin sahada aktif şekilde uygulandığına dair önemli bir mesaj olarak değerlendirildi. “NATO topraklarının her karışını savunacağız” Rutte açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “32 müttefik olarak NATO topraklarının her bir karışını savunmak için elimizden geleni yapacağız. Türkiye’ye yönelen füzelerin düşürülmesi bunun açık bir göstergesidir.” Bu sözler, özellikle bölgedeki gerilimin arttığı bir dönemde ittifakın ortak savunma refleksine vurgu yaptı. Bağdat’ta kritik karar: Tahliye tamamlandı Milli Savunma Bakanlığı, Bağdat’ta NATO kapsamında görev yapan Türk askerlerinin tahliyesinin gerçekleştirildiğini duyurdu. Açıklamada, bölgedeki güvenlik risklerinin artması nedeniyle NATO Irak Misyonu çerçevesinde çekilme kararı alındığı belirtildi. ABD’den vatandaşlarına acil çağrı Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri, Irak’taki vatandaşlarına yönelik en yüksek seviyede uyarı yaptı. ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği, ülkede bulunan vatandaşlarına “derhal ayrılın” çağrısında bulunarak, Irak için “Seviye 4: Seyahat etmeyin” uyarısının geçerli olduğunu hatırlattı. Bölgede gerilim tırmanıyor Ortadoğu’da artan askeri hareketlilik ve karşılıklı saldırılar, Türkiye’nin güvenliği ve NATO’nun rolünü yeniden gündemin merkezine taşıdı. Uzmanlara göre, NATO’nun bu açıklaması yalnızca bir güvenlik mesajı değil; aynı zamanda olası daha büyük bir çatışma riskine karşı “caydırıcılık” hamlesi olarak da okunuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İran’dan Türkiye’ye doğal gaz akışı kesildi: Enerji hattında kritik kırılma Haber

İran’dan Türkiye’ye doğal gaz akışı kesildi: Enerji hattında kritik kırılma

İran’ın en büyük doğal gaz sahalarından biri olan Güney Pars’ta meydana gelen saldırının ardından Türkiye’ye yapılan doğal gaz sevkiyatı tamamen durdu. Enerji hattındaki kesinti, bölgesel kriz riskini artırırken, gaz akışının ne zaman normale döneceği belirsizliğini koruyor. Saldırı sonrası bölgesel enerji dengesi sarsıldı Uluslararası kaynaklara göre, İsrail’in 18 Mart’ta İran’ın Güney Pars gaz sahasını hedef almasıyla başlayan süreç, enerji altyapısını doğrudan etkiledi. İran’ın buna karşılık bölgedeki enerji noktalarına yönelik hamleleri, yalnızca Türkiye’yi değil, küresel LNG tedarik zincirini de etkileyen bir krizi tetikledi. Art arda gelen saldırılar sonrası Avrupa gaz piyasasında fiyatlar hızla yükselirken, vadeli işlemler son üç yılın en yüksek seviyelerine ulaştı. Türkiye alternatif kaynaklara yöneldi Türkiye Doğal Gaz Dağıtıcıları Birliği verilerine göre Türkiye’nin yıllık gaz ihtiyacının yaklaşık yüzde 14’ü İran’dan karşılanıyordu. Sevkiyatın durmasıyla birlikte Ankara’nın Rusya ve Azerbaycan’dan gelen hatlara ve mevcut stratejik rezervlere yöneldiği belirtiliyor. Enerji yönetiminden henüz resmi bir açıklama yapılmazken, sürecin hassasiyeti nedeniyle teknik incelemelerin sürdüğü ifade ediliyor. Depolar dolu, tüketim yakından izleniyor Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın daha önce yaptığı açıklamalara göre Türkiye’nin doğal gaz depolama kapasitesi yaklaşık 6,3 milyar metreküp seviyesinde bulunuyor. Günlük ortalama tüketimin ise 230 milyon metreküp civarında olduğu belirtiliyor. Mevcut stokların kısa vadede arz sıkıntısını önleyebileceği ancak kesintinin uzaması halinde yeni önlemlerin gündeme gelebileceği değerlendiriliyor. Güney Pars krizi bölgeyi etkiliyor İran için kritik öneme sahip Güney Pars sahası, yalnızca Türkiye’ye değil, bölgedeki birçok ülkeye enerji akışı sağlayan stratejik bir merkez olarak öne çıkıyor. Uzmanlara göre bu hattaki kesintiler sadece Türkiye ile sınırlı kalmayabilir. Irak başta olmak üzere bölge ülkelerine yapılan sevkiyatın da etkilenmesi, enerji krizinin daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceği ihtimalini güçlendiriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.