SON DAKİKA

#Iş Gücü

HABER DEĞER - Iş Gücü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iş Gücü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de çocuk sayısı hızla düşüyor: 5 yılda 900 bin azalma uyarısı Haber

Türkiye’de çocuk sayısı hızla düşüyor: 5 yılda 900 bin azalma uyarısı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye’de doğurganlık oranlarının hızla düştüğünü ve mevcut eğilimin sürmesi halinde ilkokul çağındaki çocuk sayısının önümüzdeki 5 yıl içinde 900 bin azalabileceğini açıkladı. Anadolu Ajansı Editör Masası’nda yapılan değerlendirmeler, Türkiye’nin demografik yapısında köklü bir dönüşüm yaşandığını ortaya koydu. Doğurganlık oranı kritik eşik altında kaldı Türkiye’de doğurganlık hızının 1,48 seviyesine gerilediğini belirten Göktaş, nüfusun kendini yenileme oranı olan 2,1’in oldukça altında kalındığını ifade etti. Bu durum, nüfusun uzun vadede küçülmesi ve yaşlanması anlamına geliyor. Türkiye giderek yaşlanan bir toplum haline geliyor 65 yaş üstü nüfus oranının yüzde 11,1’e yükseldiğini vurgulayan Göktaş, Türkiye’nin “genç nüfus avantajı”nı kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu dile getirdi. Bu eğilim, yalnızca sosyal yapıyı değil ekonomik dengeleri de doğrudan etkiliyor. Aile politikalarıyla düşüş frenlenmek isteniyor Hükümet, doğum izinlerinin artırılması, çocuk yardımları ve esnek çalışma modelleri gibi uygulamalarla doğurganlık oranlarını artırmayı hedefliyor. Evlilik kredileri ve sosyal destek mekanizmaları da bu kapsamda devreye alınmış durumda. Dijitalleşme ve yaşam tarzı değişimi etkili Bakan Göktaş’a göre doğurganlık oranlarının düşmesinde dijitalleşme, bireyselleşme ve değişen yaşam alışkanlıkları önemli rol oynuyor. Sosyalleşme biçimlerinin değişmesi, aile kurma eğilimlerini de zayıflatıyor. Eğitim sistemini doğrudan etkileyecek Önümüzdeki 5 yıl içinde ilkokul çağındaki çocuk sayısında beklenen 900 binlik düşüş, eğitim sisteminde ciddi yapısal değişiklikleri gündeme getirebilir. Okul kapasiteleri, öğretmen istihdamı ve eğitim planlaması bu değişimden doğrudan etkilenecek. Nüfus azalması Türkiye’yi nasıl etkileyecek? Uzmanlara göre nüfus artış hızındaki düşüş yalnızca demografik bir veri değil, çok boyutlu bir toplumsal dönüşümün habercisi. Çalışabilir nüfusun azalması, üretim kapasitesinde daralma ve ekonomik büyümenin yavaşlaması riskini beraberinde getiriyor. Özellikle genç nüfusun azalması, iş gücü piyasasında açıklar yaratabilir ve sosyal güvenlik sistemine olan yükü artırabilir. Yaşlanan nüfus, sağlık ve bakım hizmetlerine olan talebi yükseltirken kamu harcamalarında ciddi artışlara yol açabilir. Emeklilik sistemleri üzerinde baskı artarken, aktif çalışan nüfusun azalması vergi gelirlerini de olumsuz etkileyebilir. Bu durum, uzun vadede ekonomik sürdürülebilirlik açısından kritik bir sorun haline gelebilir. Toplumsal açıdan bakıldığında ise aile yapısında küçülme, yalnızlaşma ve sosyal dayanışma ağlarının zayıflaması gibi sonuçlar ortaya çıkabilir. Kırsal bölgelerde nüfusun hızla azalması, üretim ve yerel ekonomi üzerinde de baskı yaratabilir. Tüm bu gelişmeler, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yalnızca nüfus politikaları değil; ekonomi, eğitim ve sosyal politikalar alanında da kapsamlı ve bütüncül stratejiler geliştirmesini zorunlu kılıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İspanya’nın 500 bin göçmene yasal statü planı tartışma yarattı Haber

İspanya’nın 500 bin göçmene yasal statü planı tartışma yarattı

İspanya hükümetinin düzensiz göçmenlere yönelik geniş kapsamlı yasal statü düzenlemesi, Avrupa genelinde göç politikaları üzerine yeni bir tartışma başlattı. Özellikle Fransa’da bazı siyasetçilerin gündeme getirdiği “serbest dolaşım ve yerleşim” iddiaları kamuoyunda yankı bulurken, uzmanlar bu iddiaların yanlış yorumlandığını vurguluyor. Plan neyi kapsıyor İspanyol hükümetinin açıkladığı düzenlemeye göre, ülkede en az beş aydır yaşayan düzensiz göçmenler bir yıllık geçici oturma iznine başvurabilecek. Başvuru şartları arasında sabıka kaydının temiz olması ve belirlenen süre içinde çalışma vizesine geçiş yapılması bulunuyor. Bu düzenleme, göçmenlerin kayıt altına alınmasını ve iş gücü piyasasına dahil edilmesini hedefliyor. Serbest dolaşım tartışması Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Birlik lideri Jordan Bardella, düzenleme kapsamındaki göçmenlerin diğer Avrupa ülkelerine serbestçe gidebileceğini iddia etti. Benzer şekilde Cumhuriyetçiler partisinden Bruno Retailleau da Schengen Bölgesi içinde sınırların yeniden sıkılaştırılması çağrısında bulundu. Gerçek ne söylüyor Uzmanlara göre söz konusu düzenleme, göçmenlere yalnızca İspanya sınırları içinde yaşama ve çalışma hakkı tanıyor. Yeni statü kazanan kişilerin diğer Avrupa Birliği ülkelerine yerleşmesi ya da bu ülkelerin sosyal sistemlerinden faydalanması mümkün değil. Her ülkenin göç ve vize politikası kendi ulusal yetkisi kapsamında değerlendiriliyor. Seyahat hakkı sınırlı İspanya’nın Schengen Bölgesi üyesi olması nedeniyle, çalışma izni alan göçmenler diğer Avrupa ülkelerine kısa süreli seyahat edebiliyor. Ancak bu hak, 180 gün içinde en fazla 90 günle sınırlı. Uzun süreli kalış ya da yerleşim için ilgili ülkeden ayrıca izin alınması gerekiyor. Sosyal haklar sadece İspanya ile sınırlı Yeni statüye sahip göçmenler, İspanya’nın sosyal güvenlik sistemine dahil ediliyor. Sağlık hizmetleri de bu kapsamda İspanya tarafından sağlanıyor. Uzmanlar, bu kişilerin başka bir Avrupa ülkesine giderek o ülkenin sosyal haklarından yararlanmasının pratikte mümkün olmadığını belirtiyor. Avrupa genelinde benzer adımlar atılıyor Göçmen iş gücüne duyulan ihtiyaç nedeniyle Avrupa’da benzer politikalar gündemde. İtalya da 2026-2028 döneminde yaklaşık 500 bin göçmenin kabulünü öngören bir plan üzerinde çalışıyor. Bu durum, göç politikalarının yalnızca güvenlik değil, ekonomik ihtiyaçlar doğrultusunda da şekillendiğini ortaya koyuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Avrupa’da göçmen nüfusu rekor kırdı Haber

Avrupa’da göçmen nüfusu rekor kırdı

Centre for Research and Analysis on Migration tarafından yayımlanan rapora göre, Avrupa Birliği sınırları içinde yaşayan göçmen sayısı 2025 itibarıyla 64,2 milyona yükseldi. Raporda, bu sayının 2010 yılında yaklaşık 40 milyon olduğu hatırlatılarak, son 15 yılda göçmen nüfusunda dramatik bir artış yaşandığı vurgulandı. Almanya zirvede: 18 milyon göçmen yaşıyor Almanya, yaklaşık 18 milyon göçmenle Avrupa Birliği içinde en fazla yabancı uyruklu nüfusa sahip ülke olmaya devam etti. Rapora göre, Almanya’daki göçmenlerin yüzde 72’sini çalışma çağındaki nüfus oluşturuyor. Bu durum, göçmenlerin iş gücü piyasasındaki ağırlığını da ortaya koyuyor. Germany’nin ardından en yüksek göçmen nüfusuna sahip ülkeler arasında Fransa, İtalya ve İspanya yer alıyor. En hızlı artış İspanya’da Göçmen nüfusundaki en hızlı yükseliş ise İspanya’da yaşandı. Ülke, son bir yılda yaklaşık 700 bin yeni göçmen aldı ve toplam yabancı uyruklu nüfus 9,5 milyona çıktı. Uzmanlar, İspanya’daki artışın özellikle Latin Amerika ve Kuzey Afrika’dan gelen göç dalgasıyla bağlantılı olduğunu belirtiyor. Nüfusa oranla en fazla göçmen Lüksemburg, Malta ve Kıbrıs’ta Rapor, Avrupa’daki göç yükünün ülkeler arasında eşit dağılmadığını da ortaya koydu. Toplam sayı bakımından büyük ülkeler öne çıksa da, nüfusa oranla en fazla göçmen barındıran ülkeler Lüksemburg, Malta ve Kıbrıs oldu. Bu ülkelerde göçmen nüfusunun toplam nüfus içindeki payının, AB ortalamasının çok üzerinde olduğu belirtildi. Sığınma başvurularının büyük bölümü dört ülkeye yapılıyor Göçmen nüfusundaki dengesiz dağılım, iltica başvurularında da kendini gösterdi. Rapora göre, Avrupa Birliği’nde yapılan tüm sığınma başvurularının yaklaşık dörtte üçü yalnızca dört ülkeye yapıldı: İspanya, İtalya, Fransa ve Almanya. Uzmanlar, göçmen nüfusundaki hızlı artışın Avrupa’da hem iş gücü piyasasını hem de siyasal tartışmaları önümüzdeki yıllarda daha da fazla etkileyeceğini belirtiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İş arayan sayısı patladı: En büyük başvuru dalgası bu gruptan geldi Haber

İş arayan sayısı patladı: En büyük başvuru dalgası bu gruptan geldi

Türkiye İş Kurumu’nun 2025 yılı verilerine göre iş arayan yurttaş sayısı 2 milyon 331 bine ulaştı. 24 Mart 2026 tarihinde paylaşılan veriler, iş gücü piyasasında dikkat çeken bir yoğunluğu gözler önüne sererken, başvurularda erkeklerin kadınlara göre daha fazla olduğu belirlendi. Aynı dönemde İŞKUR aracılığıyla kamuya 13 bin 715, özel sektöre ise 1 milyon 464 bin 690 kişi yerleştirildi. İşe yerleştirme verilerinde de erkeklerin sayısının daha yüksek olduğu görüldü. Lise mezunları ilk sırada yer aldı Verilere göre işe yerleştirilenler arasında en büyük grubu lise mezunları oluşturdu. Lisans mezunları ise yaklaşık 135 bin kişi ile listenin alt sıralarında yer aldı. Bu durum, eğitim düzeyi ile istihdam arasındaki ilişkiye dair tartışmaları yeniden gündeme getirdi. En yoğun başvuru gençlerden geldi Yaş gruplarına bakıldığında, en fazla iş arayan kesimin 25-29 yaş aralığında olduğu görüldü. Bu grubu diğer yaş aralıkları takip ederken, 35-39 yaş grubunun daha düşük bir oranla listede yer aldığı belirtildi. Genç işsizlik konusunun, verilerle birlikte yeniden öne çıktığı değerlendiriliyor. En çok bu mesleklerde iş aranıyor İş arayanların meslek dağılımında satış elemanlarının ilk sırada yer aldığı tespit edildi. Bu grubu büro memurları, servis elemanları, konfeksiyon işçileri, turizm ve otelcilik çalışanları ile güvenlik görevlileri izledi. Bu tablo, hizmet ve perakende sektörlerinde yoğun bir iş arayışı olduğunu ortaya koydu. İşsizlik ödeneğine yoğun başvuru İŞKUR verilerine göre 2025 yılında 1 milyon 840 binin üzerinde kişi işsizlik ödeneği için başvuruda bulundu. Yıl sonunda yaklaşık 411 bin kişinin ödenek almaya devam ettiği bildirildi. Ortaya çıkan veriler, Türkiye’de iş gücü piyasasının dinamik yapısını ve istihdam alanındaki rekabetin boyutunu gözler önüne sererken, önümüzdeki dönemde istihdam politikalarının nasıl şekilleneceği merak konusu olmaya devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yapay zekâ alarmı: Çok büyük bir şey oluyor Haber

Yapay zekâ alarmı: Çok büyük bir şey oluyor

Yapay zekâ alanında çalışan girişimci Matt Shumer, kamuoyuna yaptığı değerlendirmede teknolojinin etkisinin henüz tam kavranmadığını belirtti. Shumer’e göre dünya, 2020 başındaki pandemi sürecine benzer bir “hafife alma” döneminde ve yapay zekânın yaratacağı dönüşüm çok daha kapsamlı olabilir. “Şubat 2020’yi düşünün” benzetmesi Shumer, yazısında pandemi öncesi döneme atıf yaparak, ilk başta uzak görünen gelişmelerin kısa sürede küresel krize dönüştüğünü hatırlattı. Ona göre bugün de benzer bir eşikte bulunuluyor; ancak bu kez dönüşümün merkezinde biyolojik değil, dijital bir devrim var. Beyaz yakalı meslekler risk altında mı? Shumer’in değerlendirmesinde hukuk, finans, tıp, yazılım mühendisliği ve müşteri hizmetleri gibi alanlar özellikle vurgulandı. Sözleşme inceleme, veri analizi, raporlama, teşhis önerme ve kod geliştirme gibi birçok bilişsel görevin artık yapay zekâ sistemleri tarafından gerçekleştirilebildiği ifade ediliyor. Özellikle giriş seviyesi pozisyonların daha hızlı etkilenebileceği belirtiliyor. “İşlerin yüzde 50’si ortadan kalkabilir” iddiası Shumer’in aktardığına göre, Anthropic CEO’su Dario Amodei, yapay zekânın 1 ila 5 yıl içinde giriş seviyesi beyaz yaka işlerin yaklaşık yüzde 50’sini ortadan kaldırabileceğini öngörüyor. Ancak bu tür tahminlerin kesinlik içermediği ve teknolojik adaptasyon süreçlerinin ülkelere göre farklılık gösterebileceği de uzmanlar tarafından sıkça dile getiriliyor. Dönüşüm sadece istihdamla sınırlı değil Shumer, yapay zekânın yalnızca iş gücü piyasasını değil; eğitimden ulusal güvenliğe kadar geniş bir yelpazede etkili olabileceğini savundu. Ona göre bu süreçte erken adapte olan bireyler ve kurumlar avantaj sağlayacak. Teknoloji uzmanları ise yapay zekânın bir tehditten ziyade doğru düzenleme ve eğitim politikalarıyla fırsata dönüştürülebileceğini vurguluyor. Tartışmalar, önümüzdeki yıllarda küresel gündemin merkezinde kalmaya devam edecek gibi görünüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.