Rusya'da benzeri görülmemiş iş gücü darboğazı
Piyasadaki bu tıkanıklık, devletin zirvesinde de yankı bulmuş durumda. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şubat ayında yaptığı değerlendirmede üretimi sürdürebilmek için artık yeni çalışan aramaktan ziyade, eldeki personelin iş verimliliğini artırmaya odaklanılması gerektiğini kabul etti. Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina ise mevcut durumu "modern Rusya tarihinin en şiddetli iş gücü açığı" olarak nitelendiriyor. Merkez Bankası raporlarına göre, sivil firmalar elindeki personeli kaptırmamak ya da yeni eleman çekebilmek için sürekli maaş artırmak zorunda kalıyor. Ancak bu ücret artışları iş verimliliğini geride bıraktığı için doğrudan üretim maliyetlerine yansıyor ve enflasyonu körüklüyor.
Savunma sanayisinin sivil sektöre darbesi ve yüksek faiz kıskacı
Şirketlerin önündeki tek engel çalışan bulamamak değil; finansman maliyetleri de ellerini kollarını bağlıyor. Merkez Bankası 24 Nisan'da politika faizini yüzde 14,5 seviyesine çekse de piyasadaki sıkı para politikası etkisini sürdürüyor. Kredi maliyetlerinin yüksekliği, firmaların yatırımlarını ve maaş bütçelerini genişletmesini zorlaştırıyor.
Bu zorlu ortamda imalat, taşımacılık, lojistik, inşaat, perakende ve bilişim (BT) gibi sivil sektörler çok büyük bir darbe alıyor. Çünkü devlet garantili siparişleri arkasına alan savunma firmaları, çok daha yüksek maaşlar ve cazip haklar sunarak piyasadaki en iyi mühendisleri, teknisyenleri ve nitelikli uzmanları kendi bünyesine çekiyor. Sivil işletmeler ise bu finansal güçle rekabet edemiyor.
Uzak Doğu'dan işçi ithalatı ve "Kadrolar" projesi
Rusya Başbakanı Mihail Mişustin, önümüzdeki 2032 yılına kadar ekonominin çarklarını döndürebilmek adına en az 12 milyon yeni çalışana ihtiyaç duyulacağını açıkladı. Hükümet, bu devasa açığı kapatabilmek ve gençleri erkenden üretime kazandırabilmek amacıyla “Kadrolar” adı verilen bir milli eğitim projesini hayata geçirdi.
Fakat kısa vadeli çözümler için gözler yurt dışına çevrilmiş durumda. Bugüne kadar ana iş gücü kaynağı olan Orta Asya ülkelerinden gelen işçilere yönelik denetimlerin sıkılaştırılması, bu kanalı hem daralttı hem de maliyetli hale getirdi. Bu durum Rus şirketlerini rotayı değiştirmeye zorladı; artık Hindistan, Sri Lanka, Bangladeş ve Çin'den işçi getirilmeye başlandı. Öyle ki, 2026 yılı sonuna kadar yalnızca Hindistan'dan 40 binden fazla işçinin Rusya'da istihdam edilmesi planlanıyor.
Bütçede açık, demografide yapısal kriz
Ekonomideki bu zorlu dengeler bütçe planlamalarına da yansıyor. Maliye Bakanlığı'nın 2026 öngörülerine göre, federal bütçenin gelirleri 40,3 trilyon rublede kalırken, harcamaların 44,1 trilyon rubleye ulaşması ve bütçenin 3,8 trilyon ruble açık vermesi bekleniyor. Analistlere göre, Rusya'nın istihdam krizini sadece bugünkü savaş harcamalarıyla açıklamak yetersiz. Ülke, uzun yıllardır süregelen demografik erime, çalışma çağındaki nüfusun artmaması ve iç piyasadaki düşük iş gücü hareketliliği gibi yapısal sorunların faturasını bugün çok daha ağır bir şekilde ödüyor.
haberdeger.com
Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist