SON DAKİKA

#Istihdam

HABER DEĞER - Istihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Istihdam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Otomotiv devi Türkiye’de üretime başladı: Yeni fabrika yüzlerce kişiye iş kapısı olacak Haber

Otomotiv devi Türkiye’de üretime başladı: Yeni fabrika yüzlerce kişiye iş kapısı olacak

Türkiye’de otomotiv ve mobilite sektörüne yönelik yatırımlar hız kesmeden devam ediyor. Honda’nın İzmir Aliağa’da hayata geçirdiği yeni motosiklet fabrikası, hem üretim kapasitesi hem de sağlayacağı istihdam ile dikkat çekiyor. Projenin, Türkiye’nin sanayi altyapısına önemli katkı sunması bekleniyor. Fabrika üretime başladı İzmir Aliağa Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan tesisin açılışı gerçekleştirildi. Toplam 100 bin metrekarelik alana kurulan fabrikanın 45 bin metrekarelik bölümü kapalı üretim alanı olarak planlandı. Yıllık 100 bin adet üretim kapasitesine sahip tesis, tek vardiyada üretim yapabilecek şekilde tasarlandı. İstihdam kademeli artacak Şirket yetkilileri, fabrikanın ilk etapta yaklaşık 300 kişiye istihdam sağlayacağını açıkladı. Önümüzdeki süreçte üretim kapasitesinin artırılması ve lokalizasyon çalışmalarının genişletilmesiyle bu sayının 750 ila 800 kişiye kadar yükselmesi hedefleniyor. İlk model PCX olacak Tesiste üretilecek ilk modelin PCX 125 cc scooter olacağı duyuruldu. Şehir içi kullanımda düşük yakıt tüketimiyle öne çıkan modelin, markanın Türkiye satışlarında önemli bir paya sahip olduğu belirtildi. Üretim kapasitesi artacak Fabrikanın ikinci vardiyaya geçmesiyle üretimin önemli ölçüde artması planlanıyor. Tam kapasiteye ulaşıldığında aylık üretimin 7 ila 8 bin adet seviyesine çıkacağı, ikinci vardiya ile birlikte bu rakamın 10 binin üzerine taşınabileceği ifade edildi. Türkiye pazarı stratejik konumda Honda yetkilileri, Türkiye’nin genç nüfusu ve artan mobilite ihtiyacı nedeniyle önemli bir pazar olduğunu vurguladı. Türkiye’de motosiklet kullanımının son yıllarda rekor seviyelere ulaştığı ve markanın pazarda güçlü bir konumda bulunduğu belirtildi. Sosyal sorumluluk projeleri de gündemde Şirketin yalnızca üretim değil, sosyal sorumluluk alanında da faaliyetlerini sürdüreceği açıklandı. Trafik güvenliği eğitimleri ve çevre projeleri kapsamında ağaçlandırma çalışmalarına destek verileceği ifade edildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

62 ilde tablo ağır: 71 bin ücretli öğretmen, açık 80 bini aştı Haber

62 ilde tablo ağır: 71 bin ücretli öğretmen, açık 80 bini aştı

En büyük yük büyükşehirlerde Verilere göre en fazla ücretli öğretmenin görev yaptığı il İstanbul oldu. İstanbul’da 21 bin 947 ücretli öğretmen bulunurken, Şanlıurfa 5 bin 894 ile ikinci sırada yer aldı. Ankara’da 3 bin 662, İzmir’de 3 bin 538 ve Gaziantep’te 3 bin 63 ücretli öğretmen görev yapıyor. Bu tablo, özellikle büyükşehirlerde öğretmen ihtiyacının kritik seviyelere ulaştığını gösteriyor. Eğitim fakültesi mezunları azınlıkta kaldı Araştırmada dikkat çeken bir diğer veri ise ücretli öğretmenlerin eğitim durumu oldu. Toplam 71 bin 757 öğretmenin; 30 bin 536’sı eğitim fakültesi mezunu35 bin 359’u lisans mezunu5 bin 862’si ön lisans mezunu Bu durum, eğitim fakültesi mezunlarının bile sistem içinde yeterince istihdam edilmediğini ortaya koyuyor. Özel eğitimde riskli tablo Özellikle özel eğitim alanında ortaya çıkan tablo, eğitim kalitesi açısından tartışma yarattı. 20 bin 979 ücretli öğretmenin görev yaptığı bu alanda, 2 bin 205 öğretmenin ön lisans mezunu olduğu belirtildi. Uzmanlık gerektiren bu alanda alan dışı görevlendirmeler eleştiri konusu oldu. Branş dağılımında dengesizlik Branş öğretmenliğinde 25 bin 10 ücretli öğretmen görev yaparken, ihtiyaç 40 bin 581 olarak açıklandı. Buna karşın bazı alanlarda norm fazlası görevlendirme yapılması, sistemde planlama sorununa işaret etti. Açık kapatılamıyor: 8 bin 692 fark var 55 ildeki toplam öğretmen açığının 80 bin 449 olduğu belirtilirken, mevcut ücretli öğretmen sayısının bu ihtiyacı karşılamaya yetmediği ve 8 bin 692 kişilik ek açık bulunduğu ifade edildi. Örneğin; İstanbul’da ihtiyaç 25 bin 532, mevcut sayı 21 bin 947Ankara’da ihtiyaç 4 bin 402, mevcut sayı 3 bin 662 “Ücretli öğretmenlik çözüm değil” Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, öğretmen açığının yıllardır geçici yöntemlerle kapatılmaya çalışıldığını vurguladı. Geylan, ücretli öğretmenlerin düşük ücretle ve sosyal güvenceden yoksun çalıştırıldığını belirterek, bu durumun eğitim kalitesini olumsuz etkilediğini ifade etti. 2026 yılı için planlanan 10 bin öğretmen atamasının yetersiz olduğunu dile getiren Geylan, en az ücretli öğretmen sayısı kadar kadrolu atama yapılması gerektiğini söyledi. Emeklilik krizi de büyütüyor Öte yandan, emeklilik hakkı kazanmış 123 binden fazla öğretmenin ekonomik nedenlerle görevde kalmaya devam etmesi, yeni atamaların önünde engel olarak gösterildi. Uzmanlara göre tablo net: Türkiye’de eğitim sistemi, kalıcı kadrolu istihdam politikalarına ihtiyaç duyuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İş arayan sayısı patladı: En büyük başvuru dalgası bu gruptan geldi Haber

İş arayan sayısı patladı: En büyük başvuru dalgası bu gruptan geldi

Türkiye İş Kurumu’nun 2025 yılı verilerine göre iş arayan yurttaş sayısı 2 milyon 331 bine ulaştı. 24 Mart 2026 tarihinde paylaşılan veriler, iş gücü piyasasında dikkat çeken bir yoğunluğu gözler önüne sererken, başvurularda erkeklerin kadınlara göre daha fazla olduğu belirlendi. Aynı dönemde İŞKUR aracılığıyla kamuya 13 bin 715, özel sektöre ise 1 milyon 464 bin 690 kişi yerleştirildi. İşe yerleştirme verilerinde de erkeklerin sayısının daha yüksek olduğu görüldü. Lise mezunları ilk sırada yer aldı Verilere göre işe yerleştirilenler arasında en büyük grubu lise mezunları oluşturdu. Lisans mezunları ise yaklaşık 135 bin kişi ile listenin alt sıralarında yer aldı. Bu durum, eğitim düzeyi ile istihdam arasındaki ilişkiye dair tartışmaları yeniden gündeme getirdi. En yoğun başvuru gençlerden geldi Yaş gruplarına bakıldığında, en fazla iş arayan kesimin 25-29 yaş aralığında olduğu görüldü. Bu grubu diğer yaş aralıkları takip ederken, 35-39 yaş grubunun daha düşük bir oranla listede yer aldığı belirtildi. Genç işsizlik konusunun, verilerle birlikte yeniden öne çıktığı değerlendiriliyor. En çok bu mesleklerde iş aranıyor İş arayanların meslek dağılımında satış elemanlarının ilk sırada yer aldığı tespit edildi. Bu grubu büro memurları, servis elemanları, konfeksiyon işçileri, turizm ve otelcilik çalışanları ile güvenlik görevlileri izledi. Bu tablo, hizmet ve perakende sektörlerinde yoğun bir iş arayışı olduğunu ortaya koydu. İşsizlik ödeneğine yoğun başvuru İŞKUR verilerine göre 2025 yılında 1 milyon 840 binin üzerinde kişi işsizlik ödeneği için başvuruda bulundu. Yıl sonunda yaklaşık 411 bin kişinin ödenek almaya devam ettiği bildirildi. Ortaya çıkan veriler, Türkiye’de iş gücü piyasasının dinamik yapısını ve istihdam alanındaki rekabetin boyutunu gözler önüne sererken, önümüzdeki dönemde istihdam politikalarının nasıl şekilleneceği merak konusu olmaya devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

44 yıllık kozmetik devi iflasın eşiğinde: Barry M için zaman daralıyor Haber

44 yıllık kozmetik devi iflasın eşiğinde: Barry M için zaman daralıyor

İngiltere’de uzun yıllardır faaliyet gösteren Barry M Cosmetics, iflas uyarıları eşliğinde kritik bir sürece girdi. Tesco, Boots ve Superdrug gibi büyük perakende zincirlerinde ürünleri satılan şirketin, yeniden yapılandırma ve olası satış seçenekleri için danışmanlık aldığı öğrenildi. City kaynaklarına göre marka, son haftalarda potansiyel alıcılarla temaslarını hızlandırdı. Mahkeme bildirimiyle geçici koruma süreci başladı The Times’ın haberine göre Barry M, geçtiğimiz hafta mahkemeye yöneticilerin atanmasına ilişkin resmi bildirimde bulundu. Bu adım, alacaklıların belirli bir süre boyunca şirket aleyhine hukuki işlem başlatmasını engelleyen geçici bir koruma mekanizmasını devreye soktu. Sürecin, markaya yeniden yapılanma ya da satış için zaman kazandırmayı amaçladığı belirtiliyor. Aile markasından ulusal zincirlere uzanan hikâye Barry M, girişimci Barry Mero tarafından 1970’li yıllarda Doğu Londra’daki Ridley Road Market’te küçük bir pazar tezgâhı olarak kuruldu. Marka, 1982’de Barry M adını alarak canlı renkleri ve uygun fiyatlı ürünleriyle kısa sürede geniş bir müşteri kitlesine ulaştı. Olası bir satış, 44 yıldır süren aile mülkiyetinin sona ermesi anlamına geliyor. Vegan dönüşüm ve yeniden markalaşma hamlesi Hayvanlar üzerinde test yapılmayan ürünleriyle bilinen Barry M, 2020 yılından itibaren tüm ürünlerini tamamen vegan olarak üretmeye başladı. Kurucunun 2014’te hayatını kaybetmesinin ardından şirketin yönetimini oğlu Dean Mero devraldı; eşi Maxine Mero ise yönetim kurulunda yer aldı. Şirket, geçtiğimiz yıl modern tüketicilere hitap etmek amacıyla kapsamlı bir yeniden markalaşma süreci başlattı. Rakamlar büyüme gösterse de risk sürüyor 29 Şubat 2024’te sona eren mali yıla ait verilere göre Barry M’nin cirosu 15 milyon sterlinden 17,4 milyon sterline yükseldi. Vergi öncesi kâr ise 36 bin sterlin seviyesinden 172 bin sterline çıktı. Ancak şirket aynı dönemde jeopolitik gelişmelerin ve artan maliyetlerin kârlılık üzerinde baskı yarattığı uyarısında bulundu. Üretim İngiltere’de, belirsizlik devam ediyor Üretimini İngiltere’de sürdüren Barry M, Kuzey Londra’daki Mill Hill tesisinde oje, far, ruj ve çeşitli makyaj ürünleri üretiyor ve 100’den fazla kişiye istihdam sağlıyor. Yeniden yapılandırma sürecinde Begbies Traynor ile çalışan şirketten ve danışman firmadan konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi. Güzellik sektöründe rekabetin sertleştiği bu dönemde, Barry M’nin kaderi önümüzdeki haftalarda netleşecek. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Hong Kong–Türkiye hattında yeni dönem: Yatırımlar için güvence anlaşması Haber

Hong Kong–Türkiye hattında yeni dönem: Yatırımlar için güvence anlaşması

Yatırım ilişkilerinde çerçeve netleşti Hong Kong Ticaret ve Ekonomik Kalkınma Bürosu (CEDB) tarafından yapılan açıklamada, Hong Kong’un bugüne kadar 33 ekonomiyle 24 yatırım anlaşması imzaladığı belirtildi. Son anlaşmayla birlikte Hong Kong ile Türkiye arasındaki yatırım ilişkilerinin daha öngörülebilir ve güvenli bir zemine oturtulması amaçlanıyor. Yatırımcı güveni ve ekonomik kalkınma vurgusu CEDB Başkanı Algernon Yau Ying-wah, anlaşmanın yatırım güvencelerini güçlendireceğini ve bunun yatırımcı güvenini artırarak Hong Kong ile Türkiye arasındaki yatırımı genişleteceğini ifade etti. Yau’ya göre bu adım, her iki tarafın ekonomik kalkınmasına da doğrudan katkı sağlayacak. Adil muamele ve hukuki güvence taahhüdü Anlaşma uyarınca Hong Kong Özel İdari Bölgesi Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, yatırımcılara adil ve eşit muamele sağlanması ve yatırımların hukuki güvence altına alınması konusunda karşılıklı taahhütte bulunuyor. Kamulaştırma, tazminat ve transfer hükümleri düzenlendi Metinde; kamulaştırma süreçleri, tazminatın esasları, sermaye ve kazanç transferlerinin serbestisi ile yatırım uyuşmazlıklarının çözümüne ilişkin mekanizmalar ayrıntılı biçimde yer alıyor. Bu düzenlemelerin, olası riskleri azaltarak yatırım kararlarını kolaylaştırması bekleniyor. İki ekonomi arasında sermaye akışı hedefleniyor Uzmanlar, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte Hong Kong–Türkiye hattında karşılıklı yatırımların artabileceğini, özellikle finans, ticaret ve üretim alanlarında yeni işbirliklerinin gündeme gelebileceğini değerlendiriyor. Anlaşma, Türkiye toplumu açısından da uzun vadede istihdam ve büyüme potansiyeli taşıyan bir adım olarak görülüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ankara'da  sağlıkçılardan ortak çağrı: Atama hakkı ertelenemez! Haber

Ankara'da sağlıkçılardan ortak çağrı: Atama hakkı ertelenemez!

Ankara’da 10 Ocak 2026 Cumartesi günü saat 12.00’de, Ulus Atatürk Heykeli önünde düzenlenen basın açıklamasında atama bekleyen sağlıkçılar; Sağlıkçı Birliği, Türk Sağlık-Sen, Genç Sağlık Sendikası, Anadolu Ebeler Derneği, Anestezi Teknisyen ve Teknikerleri Derneği ile çok sayıda sağlık meslek örgütünün katılımıyla bir araya geldi. “Sağlıktan tasarruf olmaz, emekten vazgeçilmez, atama ertelenmez” sloganlarıyla yapılan açıklamada, sağlık sisteminin personel eksikliğiyle sürdürülemez noktaya geldiği vurgulandı. “Derneklerin ortak talebi: 2026’nın ilk yarısında en az 50 bin atama” Sağlıkçı Birliği öncülüğünde yapılan ortak açıklamada, 2024 KPSS puanının iki yıl geçerli olmasına rağmen atamaların 2026 KPSS sonrasına bırakılmasının kazanılmış hakkı fiilen ortadan kaldırdığı ifade edildi. Meslek örgütleri, bu talebin bir ayrıcalık değil; sağlık hizmetinin sürdürülebilirliği için zorunlu bir ihtiyaç olduğunun altını çizdi. “Diplomalar havaya kalktı: Bu emek boşa gitmeyecek” Basın açıklaması sırasında atama bekleyen sağlıkçılar diplomalarını yırtarak tepkilerini görünür kıldı. “Atama hakkı lütuf değildir” mesajı verilen eylemde, yıllarca süren eğitim ve sınav sürecinin belirsizlik nedeniyle değersizleştirildiği ifade edildi. “Yeni hastaneler açılıyor ama personel yok” Türk Sağlık-Sen ve Genç Sağlık Sendikası adına yapılan değerlendirmelerde, bir yandan yeni şehir hastaneleri ve sağlık tesislerinin duyurulduğu, diğer yandan atamaların ertelendiği hatırlatıldı. Sağlık hizmetinin betonla değil insan gücüyle üretildiği vurgulanarak, personel eksikliği giderilmeden yapılan yatırımların sahada karşılık bulamayacağı belirtildi. “Sağlıktan tasarrufun bedelini yurttaş ödüyor” Meslek örgütleri, hastanelerde artan iş yükünün yalnızca sağlık emekçilerini değil, nitelikli sağlık hizmeti almak isteyen yurttaşları da doğrudan etkilediğini ifade etti. Açıklamalarda, Türkiye’de hasta başına düşen sağlık personeli sayısının gelişmiş ülkelerin oldukça gerisinde olduğu, mevcut çalışanların ise tükenmişlik noktasına sürüklendiği vurgulandı. “Sağlık sistemi ekip işidir” Anadolu Ebeler Derneği ve Anestezi Teknisyen ve Teknikerleri Derneği adına yapılan açıklamalarda ise ebelik, anestezi ve yardımcı sağlık hizmetlerinde istihdamın güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Sağlık hizmetinin ekip işi olduğu belirtilerek, her branşın kendi alanında yeterli sayıda istihdam edilmesinin hizmet kalitesi için zorunlu olduğu ifade edildi. “Atama yok, belirsizlik var” Atanamayan sağlıkçı Melisa Demir (24), bir yıl boyunca KPSS puanını kullanamamanın hayatını durma noktasına getirdiğini söyledi. Sınava 13 ay boyunca hazırlandığını belirten Demir, sonuçların açıklanmasını beklerken kontenjan belirsizliği nedeniyle farklı işlerde çalışmak zorunda kaldığını ifade etti. Atamaların açıklanmasıyla birlikte atanamadığını öğrendiğini söyleyen Demir, yeniden sınav hazırlığına başlamanın hem psikolojik hem de mesleki açıdan yıpratıcı olduğunu dile getirdi. Kendi branşına dair bilgileri zamanla unutmaktan endişe ettiğini belirten Demir, “Hepimiz psikolojik, mental ve fiziksel olarak yoruluyoruz. Burada olmamızın tek sebebi mesleğimize kavuşmak” dedi. “Bu belirsizlik çocuklarımızı tüketti” Eyleme kızı için katılan Nurdane Demir, ailelerin de en az gençler kadar yıprandığını ifade etti. Sürekli ertelenen atama beklentisinin çocukları psikolojik olarak tükettiğini söyleyen Demir, “Olacak mı, olmayacak mı derken çok yıprandılar. Uyku uyuyamaz hale geldiler. Benim çocuğum da öyle” diyerek yaşanan belirsizliğin evlerin içine kadar taşındığını anlattı. “Bu tablo ciddi bir planlama sorunudur” Türk Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Kemal Kazak, atanamayan sağlıkçıların yaşadığı sorunun temelinde yanlış planlama olduğunu vurguladı. Her yıl binlerce sağlık emekçisinin eğitimini başarıyla tamamladığını ancak yeterli sayıda alım yapılmadığı için çok sayıda gencin boşta kaldığını söyledi. Kazak, bu durumun hem sağlık emekçileri hem de yurttaşlar açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu belirterek, “Gençlerimiz bir an önce işe başlatılmalı ki yurttaşlarımız daha etkin sağlık hizmeti alabilsin, sahadaki sağlık emekçilerinin iş yükü hafiflesin” dedi. Avrupa ülkeleriyle kıyaslama yapan Kazak, gelişmiş ülkelerde birden fazla sağlık çalışanının yaptığı işin Türkiye’de tek bir çalışana yüklendiğini, hekimlerin ve hemşirelerin çok daha fazla hasta baktığını söyledi. Sendika olarak bu durumu Sağlık Bakanlığı ve ilgili tüm kurumlara ilettiklerini belirten Kazak, atanamayan sağlıkçıların yanında olduklarını vurguladı. “Gençler motivasyon kaybı yaşıyor ama yalnız değiller” KPSS sürecinde öğrencilerin ders notları ve anlatımlarıyla yanında olan eğitimci Ramazan Yetgin, atama belirsizliğinin öğrencilerin motivasyonunu ciddi biçimde düşürdüğünü ifade etti. Öğrencilerin uzun süre “atama gelecek mi, kaç kişi alınacak, sıralamam yeter mi” sorularıyla arafta kaldığını belirten Yetgin, bu belirsizliğin çalışma düzenini de olumsuz etkilediğini söyledi. 2026 KPSS’ye kısa süre kalmasına rağmen öğrencilerin hâlâ atama ihtimaliyle bekletildiğini vurgulayan Yetgin, “Atama gelse de gelmese de yeniden çalışmak zorunda kalıyorlar. Bu çok ağır bir yük” dedi. Yetgin, yalnızca ders anlatımıyla değil, bu hak mücadelesinde de öğrencileri yalnız bırakmadıklarını ifade etti. Ulus Meydanı’ndan yapılan ortak çağrıda, “Atama hakkı lütuf değildir. Sağlık sistemi emek olmadan ayakta kalamaz” denildi. Sağlık emekçileri, talepleri karşılanana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı. HABER: Azra Yılmaz

Duran: “Terörsüz Türkiye” hedefiyle güven ve istikrar iklimi daha da güçlenecek Haber

Duran: “Terörsüz Türkiye” hedefiyle güven ve istikrar iklimi daha da güçlenecek

2026 yılına girerken yayımladığı yazılı mesajda değerlendirmelerde bulunan Duran, Türkiye’nin son bir yılda güvenlikten diplomasiye, ekonomiden afet yönetimine uzanan geniş bir alanda ilerleme kaydettiğini belirtti. Duran, bu sürecin Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde sürdürüleceğini ifade etti. Afet sonrası yeniden imarda “devlet–millet” vurgusu Duran, “asrın felaketi”nin ardından yürütülen yeniden imar ve ihya çalışmalarında önemli bir aşamaya gelindiğini belirterek; konut, köy evi ve iş yeri dâhil 455 bin 357 bağımsız bölümün hak sahiplerine teslim edildiğini kaydetti. Bu sürecin, devletin kriz yönetme kapasitesini ve toplumsal dayanışmayı ortaya koyduğunu söyledi. Gazze ve insani diplomasi Dünya genelinde çatışmaların sürdüğü bir dönemde özellikle Gazze’de yaşanan insani dramın altını çizen Duran, Türkiye’nin uluslararası platformlarda adil ve kalıcı çözüm için yoğun çaba gösterdiğini belirtti. Türkiye’nin bundan sonra da mazlum Filistin halkının yanında olmaya devam edeceğini vurguladı. 2026’da diplomasi trafiği yoğunlaşacak Duran, 2026’nın dış politika açısından “tarihî” bir yıl olacağını ifade ederek; Türkiye’nin NATO Liderler Zirvesi, Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi ve COP31 gibi küresel önemde toplantılara ev sahipliği yapacağını hatırlattı. Bu zirvelerin, Türkiye’nin uluslararası etkinliğini artıracağını söyledi. Yatırım, üretim ve istihdam vurgusu Türkiye’nin üretim gücü, stratejik konumu ve güven veren ekonomisiyle yerli ve yabancı yatırımcılar için

Pazar günü zincir marketler kapanıyor mu? TPF’den ortak mutabakat Haber

Pazar günü zincir marketler kapanıyor mu? TPF’den ortak mutabakat

Türkiye genelinde faaliyet gösteren zincir marketlere ilişkin dikkat çekici bir düzenleme gündemde. Türkiye Perakendeciler Federasyonu tarafından düzenlenen çalıştayda, pazar günleri zincir marketlerin kapalı olması yönünde karar birliği sağlandı. Esnaf, sanatkârlar ve perakende sektörünün temsilcileri, bu adımın “güçlü aile yapısı ve nitelikli istihdam” hedefiyle atılması gerektiğini vurguladı. “Bu sadece sektör değil, toplum meselesi” TPF Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Düzgün, perakende sektörünün kritik bir eşikten geçtiğini belirterek, Avrupa ülkelerinin çoğunda uygulanan pazar tatili modeline dikkat çekti. Düzgün, “Bu düzenleme aileyi korumaya, çalışanı elde tutmaya ve mesleği yeniden cazip kılmaya yönelik. Artık son sözü Ticaret Bakanlığımızın söylemesini bekliyoruz” dedi. Çalışanların aile hayatı vurgusu Çalıştaya katılan Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, zincir marketlerdeki pazar mesailerinin çalışanların aileleriyle aynı gün dinlenmesini engellediğini söyledi. Baran, aileyle geçirilen ortak dinlenme gününün uzun vadede verimliliği ve toplumsal dengeyi güçlendireceğini ifade etti. Küçük esnaf için koruma, istihdam için denge Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu Genel Başkanı Bendevi Palandöken ise pazar tatilinin küçük esnafı koruyacağını, çalışanların iş gücüne katılımını ve toplumsal huzuru artıracağını dile getirdi. Hukuki ve ekonomik boyutlar masaya yatırıldı Çalıştaya Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu da katıldı. Program kapsamında “Aile Kurumu ve Hukuki Perspektif”, “Çalışan Psikolojisi ve İstihdam Sürekliliği”, “Ekonomik Sürdürülebilirlik ve Sosyal Denge” ile “Pazar Tatilinin Ekonomik Rasyoneli” başlıklı oturumlar düzenlendi. TPF öncülüğünde sağlanan mutabakat, zincir marketlerin pazar günü kapatılmasına yönelik güçlü bir iradeyi ortaya koyarken, gözler şimdi nihai karar için Ticaret Bakanlığı’na çevrildi.

DİSK’ten Ankara’ya yürüyüş çağrısı: Asgari değil, insanca yaşanacak ücret Haber

DİSK’ten Ankara’ya yürüyüş çağrısı: Asgari değil, insanca yaşanacak ücret

Asgari ücret pazarlıklarının kritik bir aşamaya geldiği süreçte Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), milyonlarca emekçinin yaşam koşullarına dikkat çekmek amacıyla İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüş kararı aldı. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, yürüyüşün “insanca yaşanacak bir ücret” talebiyle yapılacağını açıkladı. “Gelirde ve vergide adalet için yürüyoruz” DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü önünde yaptığı açıklamada, “21 Aralık Pazar günü saat 12.00’de İstanbul’dan Ankara’ya bir yürüyüş başlatıyoruz. İnsanca yaşayacak ücret için, gelirde adalet için, vergide adalet için yürüyoruz” dedi. DİSK yönetimi ve işçiler alandaydı Basın açıklamasına DİSK yönetimi, sendika temsilcileri ve çok sayıda işçi katıldı. “Asgari Değil, İnsanca Yaşanacak Ücret” yazılı pankart önünde konuşan Çerkezoğlu, asgari ücret tespit sürecinin demokratik olmadığını vurguladı. “Asgari ücret tüm toplumu etkiliyor” Asgari ücretin yalnızca asgari ücretle çalışanları değil, emeğiyle geçinen tüm toplumu etkilediğini belirten Çerkezoğlu, “15 kişinin bir masanın etrafında oturup milyonların hayatı hakkında karar verdiği bir sistem kabul edilemez. Bu süreç gerçek bir toplu pazarlık mekanizmasına dönüşmelidir” ifadelerini kullandı. Enflasyon tartışmasına tepki Enflasyon gerekçesiyle ücret taleplerinin bastırılmasına karşı çıkan Çerkezoğlu, “Türkiye’de enflasyonun nedeni ücretler değil; sermayenin aşırı kâr hırsı, yanlış kur ve vergi politikalarıdır” dedi. “Ücretleri baskılamak işsizliği çözmez” Asgari ücret artışlarının işsizliği artıracağı yönündeki iddiaları da eleştiren Çerkezoğlu, kalıcı ve güvenceli istihdam için üretime dayalı bir ekonomi politikasının şart olduğunu vurguladı. Kartal’dan Ankara’ya uzun yürüyüş Yürüyüşün detaylarını paylaşan Çerkezoğlu, 21 Aralık Pazar günü Kartal Meydanı’ndan yola çıkacaklarını, yürüyüşün Gebze, Kocaeli, Bursa ve Eskişehir güzergâhını izleyerek Ankara’ya ulaşacağını söyledi. “Tüm emekçileri mücadeleye çağırıyoruz” Çerkezoğlu, işçilere, emekçilere ve emeklilere seslenerek, “İnsanca ücret, vergide adalet ve ülkede adalet için bu mücadeleyi birlikte büyütelim” çağrısında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.