SON DAKİKA

#Istihdam

HABER DEĞER - Istihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Istihdam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hong Kong–Türkiye hattında yeni dönem: Yatırımlar için güvence anlaşması Haber

Hong Kong–Türkiye hattında yeni dönem: Yatırımlar için güvence anlaşması

Yatırım ilişkilerinde çerçeve netleşti Hong Kong Ticaret ve Ekonomik Kalkınma Bürosu (CEDB) tarafından yapılan açıklamada, Hong Kong’un bugüne kadar 33 ekonomiyle 24 yatırım anlaşması imzaladığı belirtildi. Son anlaşmayla birlikte Hong Kong ile Türkiye arasındaki yatırım ilişkilerinin daha öngörülebilir ve güvenli bir zemine oturtulması amaçlanıyor. Yatırımcı güveni ve ekonomik kalkınma vurgusu CEDB Başkanı Algernon Yau Ying-wah, anlaşmanın yatırım güvencelerini güçlendireceğini ve bunun yatırımcı güvenini artırarak Hong Kong ile Türkiye arasındaki yatırımı genişleteceğini ifade etti. Yau’ya göre bu adım, her iki tarafın ekonomik kalkınmasına da doğrudan katkı sağlayacak. Adil muamele ve hukuki güvence taahhüdü Anlaşma uyarınca Hong Kong Özel İdari Bölgesi Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, yatırımcılara adil ve eşit muamele sağlanması ve yatırımların hukuki güvence altına alınması konusunda karşılıklı taahhütte bulunuyor. Kamulaştırma, tazminat ve transfer hükümleri düzenlendi Metinde; kamulaştırma süreçleri, tazminatın esasları, sermaye ve kazanç transferlerinin serbestisi ile yatırım uyuşmazlıklarının çözümüne ilişkin mekanizmalar ayrıntılı biçimde yer alıyor. Bu düzenlemelerin, olası riskleri azaltarak yatırım kararlarını kolaylaştırması bekleniyor. İki ekonomi arasında sermaye akışı hedefleniyor Uzmanlar, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte Hong Kong–Türkiye hattında karşılıklı yatırımların artabileceğini, özellikle finans, ticaret ve üretim alanlarında yeni işbirliklerinin gündeme gelebileceğini değerlendiriyor. Anlaşma, Türkiye toplumu açısından da uzun vadede istihdam ve büyüme potansiyeli taşıyan bir adım olarak görülüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ankara'da  sağlıkçılardan ortak çağrı: Atama hakkı ertelenemez! Haber

Ankara'da sağlıkçılardan ortak çağrı: Atama hakkı ertelenemez!

Ankara’da 10 Ocak 2026 Cumartesi günü saat 12.00’de, Ulus Atatürk Heykeli önünde düzenlenen basın açıklamasında atama bekleyen sağlıkçılar; Sağlıkçı Birliği, Türk Sağlık-Sen, Genç Sağlık Sendikası, Anadolu Ebeler Derneği, Anestezi Teknisyen ve Teknikerleri Derneği ile çok sayıda sağlık meslek örgütünün katılımıyla bir araya geldi. “Sağlıktan tasarruf olmaz, emekten vazgeçilmez, atama ertelenmez” sloganlarıyla yapılan açıklamada, sağlık sisteminin personel eksikliğiyle sürdürülemez noktaya geldiği vurgulandı. “Derneklerin ortak talebi: 2026’nın ilk yarısında en az 50 bin atama” Sağlıkçı Birliği öncülüğünde yapılan ortak açıklamada, 2024 KPSS puanının iki yıl geçerli olmasına rağmen atamaların 2026 KPSS sonrasına bırakılmasının kazanılmış hakkı fiilen ortadan kaldırdığı ifade edildi. Meslek örgütleri, bu talebin bir ayrıcalık değil; sağlık hizmetinin sürdürülebilirliği için zorunlu bir ihtiyaç olduğunun altını çizdi. “Diplomalar havaya kalktı: Bu emek boşa gitmeyecek” Basın açıklaması sırasında atama bekleyen sağlıkçılar diplomalarını yırtarak tepkilerini görünür kıldı. “Atama hakkı lütuf değildir” mesajı verilen eylemde, yıllarca süren eğitim ve sınav sürecinin belirsizlik nedeniyle değersizleştirildiği ifade edildi. “Yeni hastaneler açılıyor ama personel yok” Türk Sağlık-Sen ve Genç Sağlık Sendikası adına yapılan değerlendirmelerde, bir yandan yeni şehir hastaneleri ve sağlık tesislerinin duyurulduğu, diğer yandan atamaların ertelendiği hatırlatıldı. Sağlık hizmetinin betonla değil insan gücüyle üretildiği vurgulanarak, personel eksikliği giderilmeden yapılan yatırımların sahada karşılık bulamayacağı belirtildi. “Sağlıktan tasarrufun bedelini yurttaş ödüyor” Meslek örgütleri, hastanelerde artan iş yükünün yalnızca sağlık emekçilerini değil, nitelikli sağlık hizmeti almak isteyen yurttaşları da doğrudan etkilediğini ifade etti. Açıklamalarda, Türkiye’de hasta başına düşen sağlık personeli sayısının gelişmiş ülkelerin oldukça gerisinde olduğu, mevcut çalışanların ise tükenmişlik noktasına sürüklendiği vurgulandı. “Sağlık sistemi ekip işidir” Anadolu Ebeler Derneği ve Anestezi Teknisyen ve Teknikerleri Derneği adına yapılan açıklamalarda ise ebelik, anestezi ve yardımcı sağlık hizmetlerinde istihdamın güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Sağlık hizmetinin ekip işi olduğu belirtilerek, her branşın kendi alanında yeterli sayıda istihdam edilmesinin hizmet kalitesi için zorunlu olduğu ifade edildi. “Atama yok, belirsizlik var” Atanamayan sağlıkçı Melisa Demir (24), bir yıl boyunca KPSS puanını kullanamamanın hayatını durma noktasına getirdiğini söyledi. Sınava 13 ay boyunca hazırlandığını belirten Demir, sonuçların açıklanmasını beklerken kontenjan belirsizliği nedeniyle farklı işlerde çalışmak zorunda kaldığını ifade etti. Atamaların açıklanmasıyla birlikte atanamadığını öğrendiğini söyleyen Demir, yeniden sınav hazırlığına başlamanın hem psikolojik hem de mesleki açıdan yıpratıcı olduğunu dile getirdi. Kendi branşına dair bilgileri zamanla unutmaktan endişe ettiğini belirten Demir, “Hepimiz psikolojik, mental ve fiziksel olarak yoruluyoruz. Burada olmamızın tek sebebi mesleğimize kavuşmak” dedi. “Bu belirsizlik çocuklarımızı tüketti” Eyleme kızı için katılan Nurdane Demir, ailelerin de en az gençler kadar yıprandığını ifade etti. Sürekli ertelenen atama beklentisinin çocukları psikolojik olarak tükettiğini söyleyen Demir, “Olacak mı, olmayacak mı derken çok yıprandılar. Uyku uyuyamaz hale geldiler. Benim çocuğum da öyle” diyerek yaşanan belirsizliğin evlerin içine kadar taşındığını anlattı. “Bu tablo ciddi bir planlama sorunudur” Türk Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Kemal Kazak, atanamayan sağlıkçıların yaşadığı sorunun temelinde yanlış planlama olduğunu vurguladı. Her yıl binlerce sağlık emekçisinin eğitimini başarıyla tamamladığını ancak yeterli sayıda alım yapılmadığı için çok sayıda gencin boşta kaldığını söyledi. Kazak, bu durumun hem sağlık emekçileri hem de yurttaşlar açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu belirterek, “Gençlerimiz bir an önce işe başlatılmalı ki yurttaşlarımız daha etkin sağlık hizmeti alabilsin, sahadaki sağlık emekçilerinin iş yükü hafiflesin” dedi. Avrupa ülkeleriyle kıyaslama yapan Kazak, gelişmiş ülkelerde birden fazla sağlık çalışanının yaptığı işin Türkiye’de tek bir çalışana yüklendiğini, hekimlerin ve hemşirelerin çok daha fazla hasta baktığını söyledi. Sendika olarak bu durumu Sağlık Bakanlığı ve ilgili tüm kurumlara ilettiklerini belirten Kazak, atanamayan sağlıkçıların yanında olduklarını vurguladı. “Gençler motivasyon kaybı yaşıyor ama yalnız değiller” KPSS sürecinde öğrencilerin ders notları ve anlatımlarıyla yanında olan eğitimci Ramazan Yetgin, atama belirsizliğinin öğrencilerin motivasyonunu ciddi biçimde düşürdüğünü ifade etti. Öğrencilerin uzun süre “atama gelecek mi, kaç kişi alınacak, sıralamam yeter mi” sorularıyla arafta kaldığını belirten Yetgin, bu belirsizliğin çalışma düzenini de olumsuz etkilediğini söyledi. 2026 KPSS’ye kısa süre kalmasına rağmen öğrencilerin hâlâ atama ihtimaliyle bekletildiğini vurgulayan Yetgin, “Atama gelse de gelmese de yeniden çalışmak zorunda kalıyorlar. Bu çok ağır bir yük” dedi. Yetgin, yalnızca ders anlatımıyla değil, bu hak mücadelesinde de öğrencileri yalnız bırakmadıklarını ifade etti. Ulus Meydanı’ndan yapılan ortak çağrıda, “Atama hakkı lütuf değildir. Sağlık sistemi emek olmadan ayakta kalamaz” denildi. Sağlık emekçileri, talepleri karşılanana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı. HABER: Azra Yılmaz

Duran: “Terörsüz Türkiye” hedefiyle güven ve istikrar iklimi daha da güçlenecek Haber

Duran: “Terörsüz Türkiye” hedefiyle güven ve istikrar iklimi daha da güçlenecek

2026 yılına girerken yayımladığı yazılı mesajda değerlendirmelerde bulunan Duran, Türkiye’nin son bir yılda güvenlikten diplomasiye, ekonomiden afet yönetimine uzanan geniş bir alanda ilerleme kaydettiğini belirtti. Duran, bu sürecin Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde sürdürüleceğini ifade etti. Afet sonrası yeniden imarda “devlet–millet” vurgusu Duran, “asrın felaketi”nin ardından yürütülen yeniden imar ve ihya çalışmalarında önemli bir aşamaya gelindiğini belirterek; konut, köy evi ve iş yeri dâhil 455 bin 357 bağımsız bölümün hak sahiplerine teslim edildiğini kaydetti. Bu sürecin, devletin kriz yönetme kapasitesini ve toplumsal dayanışmayı ortaya koyduğunu söyledi. Gazze ve insani diplomasi Dünya genelinde çatışmaların sürdüğü bir dönemde özellikle Gazze’de yaşanan insani dramın altını çizen Duran, Türkiye’nin uluslararası platformlarda adil ve kalıcı çözüm için yoğun çaba gösterdiğini belirtti. Türkiye’nin bundan sonra da mazlum Filistin halkının yanında olmaya devam edeceğini vurguladı. 2026’da diplomasi trafiği yoğunlaşacak Duran, 2026’nın dış politika açısından “tarihî” bir yıl olacağını ifade ederek; Türkiye’nin NATO Liderler Zirvesi, Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi ve COP31 gibi küresel önemde toplantılara ev sahipliği yapacağını hatırlattı. Bu zirvelerin, Türkiye’nin uluslararası etkinliğini artıracağını söyledi. Yatırım, üretim ve istihdam vurgusu Türkiye’nin üretim gücü, stratejik konumu ve güven veren ekonomisiyle yerli ve yabancı yatırımcılar için

Pazar günü zincir marketler kapanıyor mu? TPF’den ortak mutabakat Haber

Pazar günü zincir marketler kapanıyor mu? TPF’den ortak mutabakat

Türkiye genelinde faaliyet gösteren zincir marketlere ilişkin dikkat çekici bir düzenleme gündemde. Türkiye Perakendeciler Federasyonu tarafından düzenlenen çalıştayda, pazar günleri zincir marketlerin kapalı olması yönünde karar birliği sağlandı. Esnaf, sanatkârlar ve perakende sektörünün temsilcileri, bu adımın “güçlü aile yapısı ve nitelikli istihdam” hedefiyle atılması gerektiğini vurguladı. “Bu sadece sektör değil, toplum meselesi” TPF Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Düzgün, perakende sektörünün kritik bir eşikten geçtiğini belirterek, Avrupa ülkelerinin çoğunda uygulanan pazar tatili modeline dikkat çekti. Düzgün, “Bu düzenleme aileyi korumaya, çalışanı elde tutmaya ve mesleği yeniden cazip kılmaya yönelik. Artık son sözü Ticaret Bakanlığımızın söylemesini bekliyoruz” dedi. Çalışanların aile hayatı vurgusu Çalıştaya katılan Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, zincir marketlerdeki pazar mesailerinin çalışanların aileleriyle aynı gün dinlenmesini engellediğini söyledi. Baran, aileyle geçirilen ortak dinlenme gününün uzun vadede verimliliği ve toplumsal dengeyi güçlendireceğini ifade etti. Küçük esnaf için koruma, istihdam için denge Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu Genel Başkanı Bendevi Palandöken ise pazar tatilinin küçük esnafı koruyacağını, çalışanların iş gücüne katılımını ve toplumsal huzuru artıracağını dile getirdi. Hukuki ve ekonomik boyutlar masaya yatırıldı Çalıştaya Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu da katıldı. Program kapsamında “Aile Kurumu ve Hukuki Perspektif”, “Çalışan Psikolojisi ve İstihdam Sürekliliği”, “Ekonomik Sürdürülebilirlik ve Sosyal Denge” ile “Pazar Tatilinin Ekonomik Rasyoneli” başlıklı oturumlar düzenlendi. TPF öncülüğünde sağlanan mutabakat, zincir marketlerin pazar günü kapatılmasına yönelik güçlü bir iradeyi ortaya koyarken, gözler şimdi nihai karar için Ticaret Bakanlığı’na çevrildi.

DİSK’ten Ankara’ya yürüyüş çağrısı: Asgari değil, insanca yaşanacak ücret Haber

DİSK’ten Ankara’ya yürüyüş çağrısı: Asgari değil, insanca yaşanacak ücret

Asgari ücret pazarlıklarının kritik bir aşamaya geldiği süreçte Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), milyonlarca emekçinin yaşam koşullarına dikkat çekmek amacıyla İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüş kararı aldı. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, yürüyüşün “insanca yaşanacak bir ücret” talebiyle yapılacağını açıkladı. “Gelirde ve vergide adalet için yürüyoruz” DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü önünde yaptığı açıklamada, “21 Aralık Pazar günü saat 12.00’de İstanbul’dan Ankara’ya bir yürüyüş başlatıyoruz. İnsanca yaşayacak ücret için, gelirde adalet için, vergide adalet için yürüyoruz” dedi. DİSK yönetimi ve işçiler alandaydı Basın açıklamasına DİSK yönetimi, sendika temsilcileri ve çok sayıda işçi katıldı. “Asgari Değil, İnsanca Yaşanacak Ücret” yazılı pankart önünde konuşan Çerkezoğlu, asgari ücret tespit sürecinin demokratik olmadığını vurguladı. “Asgari ücret tüm toplumu etkiliyor” Asgari ücretin yalnızca asgari ücretle çalışanları değil, emeğiyle geçinen tüm toplumu etkilediğini belirten Çerkezoğlu, “15 kişinin bir masanın etrafında oturup milyonların hayatı hakkında karar verdiği bir sistem kabul edilemez. Bu süreç gerçek bir toplu pazarlık mekanizmasına dönüşmelidir” ifadelerini kullandı. Enflasyon tartışmasına tepki Enflasyon gerekçesiyle ücret taleplerinin bastırılmasına karşı çıkan Çerkezoğlu, “Türkiye’de enflasyonun nedeni ücretler değil; sermayenin aşırı kâr hırsı, yanlış kur ve vergi politikalarıdır” dedi. “Ücretleri baskılamak işsizliği çözmez” Asgari ücret artışlarının işsizliği artıracağı yönündeki iddiaları da eleştiren Çerkezoğlu, kalıcı ve güvenceli istihdam için üretime dayalı bir ekonomi politikasının şart olduğunu vurguladı. Kartal’dan Ankara’ya uzun yürüyüş Yürüyüşün detaylarını paylaşan Çerkezoğlu, 21 Aralık Pazar günü Kartal Meydanı’ndan yola çıkacaklarını, yürüyüşün Gebze, Kocaeli, Bursa ve Eskişehir güzergâhını izleyerek Ankara’ya ulaşacağını söyledi. “Tüm emekçileri mücadeleye çağırıyoruz” Çerkezoğlu, işçilere, emekçilere ve emeklilere seslenerek, “İnsanca ücret, vergide adalet ve ülkede adalet için bu mücadeleyi birlikte büyütelim” çağrısında bulundu.

Erdoğan’dan işverenlere asgari ücret mesajı! Haber

Erdoğan’dan işverenlere asgari ücret mesajı!

Asgari ücret görüşmeleri başlamadan önce net mesaj Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da düzenlenen TİSK 29. Olağan Genel Kurulu’nda işverenlere seslenerek yaklaşan asgari ücret görüşmeleri öncesinde “ellerini taşın altına koyma” çağrısında bulundu. “Asgari Ücret Tespit Komisyonu yarın ilk toplantısını yapacak. TİSK heyetinden güçlü bir duruş bekliyorum” diyen Erdoğan, işverenlere yönelik mesajını “Kefenin cebi yok. İşçi için yapılan her iyilik kazanç olarak geri döner” sözleriyle pekiştirdi. “İşçi–işveren ilişkisi adil olmalı” Erdoğan, konuşmasının önemli bölümünde çalışma hayatındaki adalet vurgusuna yer verdi. “İşçi ve işveren arasındaki ilişkileri hak ve adalet ekseninde görüyoruz. Bu ilişki sağlıklı zemine oturmazsa sömürü ve adaletsizliğe giden yol açılır” dedi. Cumhurbaşkanı, kimsenin mağdur olmadığı bir sistemin “herkesin ortak önceliği” olduğunu belirtti. “TİSK krizlerde devletinin yanında oldu” TİSK’in son üç dönemde yaşanan sınamalarda “yerli ve milli bir duruş sergilediğini” söyleyen Erdoğan, bazı çevrelerin “dışarıdan aldıkları talimatlarla siyaset mühendisliğine soyunduğunu” ancak TİSK’in bu çizginin dışında durduğunu ifade etti. “İş kazalarına karşı daha fazla hassasiyet bekliyorum” Konuşmasında iş güvenliği vurgusu yapan Erdoğan, “İnsan hayatını ilgilendiren böyle bir konuda işi asla şansa bırakmayın. Tüm işverenlerden iş kazalarının önlenmesi için özel dikkat ve hassasiyet bekliyorum” dedi. Teşvikler ve yeni müjde: Program 2026’ya uzatılıyor Erdoğan, iş dünyasına yönelik destek ve teşviklere dair bilgiler de paylaştı: 2025 yılı için her bir çalışan için 1000 TL asgari ücret desteği, Ocak–Kasım 2025 döneminde 53 milyar liralık istihdam koruma desteği, Kadınlar, gençler ve mesleki yeterlilik belgesi olanlar için 24–54 ay arası sosyal güvenlik teşvikleri. Cumhurbaşkanı, bu teşvik programının 2026 yılı sonuna kadar uzatılacağı müjdesini de Genel Kurul’da duyurdu. “Türkiye küresel ölçekte etkili bir ülke hâline geldi” Erdoğan, konuşmasının sonunda Türkiye’nin son 23 yıldaki siyasi, ekonomik ve dış politika kazanımlarına değinerek, “Küresel ölçekte sözü ve tavrı takip edilen bir Türkiye’yi sabırla hep birlikte inşa ettik” dedi.

60 yıllık dev üretim üssü kapanıyor: Yüzlerce emekçi belirsizlikte Haber

60 yıllık dev üretim üssü kapanıyor: Yüzlerce emekçi belirsizlikte

Ne oldu, nerede oldu, ne zaman olacak ve kimleri etkileyecek? Kocaeli’nin Dilovası’nda 60 yıldır üretim yapan İzocam, burada yer alan taşyünü tesisinde üretimi 28 Aralık 2025 itibarıyla durdurma kararı aldığını duyurdu. Şirket, operasyonel kapanışın ardından üretimi Kayseri’deki tesislerine taşıyacak. Karar, fabrikada çalışan yüzlerce emekçiyi doğrudan etkilerken, “ne olacak?” sorusu yanıtını bulmuş değil. Şirket kapanma gerekçesini “verimlilik ve sürdürülebilirlik” olarak açıkladı İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, Dilovası tesisinin mevcut teknolojisinin sürdürülebilir bulunmadığını, modernizasyon için gerekli yatırımın ekonomik geri dönüşünün yetersiz kaldığını belirtti. Savcı, kararın şirketin uzun vadeli verimlilik, çevresel sorumluluk ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda alındığını ifade etti. Üretim Kayseri’ye taşınıyor ancak iş güvencesi hakkında takvim yok Şirket, taşyünü üretiminin Kayseri’de kesintisiz süreceğini duyurdu; fakat Dilovası’ndaki emekçilerin yeni tesise hangi koşullarla, kaç kişinin ve ne zaman geçebileceğine ilişkin ayrıntılı bir plan açıklanmadı. Bu durum, bölgedeki aileler için ekonomik belirsizliği derinleştiriyor. “Yasal mevzuata uygun süreç” vurgusu belirsizliği gidermedi Savcı, sürecin çalışan hakları ve yasal mevzuata uygun şekilde yürütüldüğünü, paydaşlarla şeffaf iletişim kurduklarını söyledi. Ancak mevcut açıklamalar, emekçilerin kıdem, tazminat, yer değişikliği, eğitim ve işe yerleştirme başlıklarında hangi güvencelere sahip olacağı sorularını yanıtlamıyor. Yerel ekonomi için kritik eşik Dilovası’ndaki kapanma, yalnızca fabrikayı değil; yan sanayiyi, lojistiği ve bölgedeki küçük işletmeleri de etkileme potansiyeli taşıyor. Bölge esnafı ve sendikalar, kararın istihdam ve yerel gelir üzerindeki yansımalarının ciddiyetine dikkat çekiyor. Karar kamuoyuna nasıl yansıdı? Sürecin ayrıntıları ilk olarak Dünya Gazetesi’ne yansıdı. Haberde, teknik fizibilite ve geri dönüş analizlerinin yönetim kurulunu üretimi sonlandırma yönünde karara götürdüğü aktarılırken, emekçilerin geleceğine ilişkin netlik olmadığı vurgulandı. Şimdi ne olacak? Gözler; şirketten somut takvim ve yazılı taahhüt içeren bir istihdam planına, yerel yönetimlerden ise bölge ekonomisini koruyacak tamamlayıcı adımlara çevrilmiş durumda. Emekçilerin “retorik güvenceler” yerine, somut hak ve tarih beklediği bu süreçte, yapılacak yeni açıklamalar belirleyici olacak.

Türkiye’de canlı yayın ekonomisi 2030’da 5 milyar doları aşacak Haber

Türkiye’de canlı yayın ekonomisi 2030’da 5 milyar doları aşacak

Türkiye canlı yayın pazarında rekor büyüme eşiğinde TikTok’un “Eğlencenin Geleceği” başlıklı raporu, Türkiye’de canlı yayın sektörünün yalnızca sosyal medya fenomenleriyle sınırlı bir alan olmadığını; ajanslardan yazılım ekiplerine, pazarlama uzmanlarından platform çalışanlarına uzanan dev bir ekosisteme dönüştüğünü ortaya koyuyor. 2024’te 1,6 milyar dolar olan canlı yayın ekonomisinin 2030’da 5 milyar dolar barajını aşacağı öngörülüyor. 10 milyondan fazla yurttaş her hafta canlı yayın izliyor Rapora göre Türkiye’de haftalık canlı yayın izleyicisi sayısı 10,2 milyona ulaştı. Kullanıcılar günde ortalama 13 dakika canlı yayın izliyor ve en yoğun izlenme saati 21.00 olarak kaydediliyor. İzleyicilerin yüzde 72’si ise 18-34 yaş arası gençlerden oluşuyor. Bu veri, Türkiye'nin sosyal medya tabanlı eğlence sektöründe neden kritik bir konumda olduğunu doğruluyor. 133 bin doğrudan, 126 bin dolaylı istihdam yaratacak Canlı yayın platformlarının büyümesi yalnızca dijital içerik alanını değil, medya, reklam, PR, e-ticaret ve teknik üretim gibi alanları da besleyen yeni bir iş gücü zinciri oluşturuyor. 2024 itibarıyla Türkiye’nin GSYH’sinin yüzde 0,15’i canlı yayın ekonomisinden kaynaklanırken, 2030’a gelindiğinde sektörün 250 bini aşkın kişiye iş olanağı sağlaması bekleniyor. Türkiye, MENAT bölgesinde dijital eğlencenin merkezi olabilir TikTok’un değerlendirmesine göre Türkiye; kültürel üretim kapasitesi, genç internet nüfusu ve sosyal medya kullanım oranıyla Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türkiye bölgesinde (MENAT) canlı yayın ekonomisinin yükselen merkezi olmaya aday. Canlı yayın formatının sadece eğlence değil; müzik, spor, sohbet, eğitim ve ticaret alanlarında da etkisini genişlettiği vurgulanıyor. Sosyal medya trendi değil, kalıcı medya dönüşümü Rapor, canlı yayının geçici bir internet akımı olmadığını; izleyiciyle anlık etkileşim, mobil erişim kolaylığı ve içerik üretiminin demokratikleşmesi sayesinde kalıcı bir medya alışkanlığına dönüştüğünü belirtiyor. Canlı yayının geleceği, yalnızca bireysel fenomenlerin değil, ajanslar, platformlar, markalar ve izleyicilerin birlikte oluşturduğu çok aktörlü bir ekonomi olarak ele alınıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.