SON DAKİKA

#Kamu Yönetimi

HABER DEĞER - Kamu Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamu Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kaymakamlık yolunda köklü değişiklik: KPSS geri döndü, bölüm şartları daraltıldı Haber

Kaymakamlık yolunda köklü değişiklik: KPSS geri döndü, bölüm şartları daraltıldı

Kaymakam adaylığına ilişkin kapsamlı değişiklik içeren düzenleme, 15 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan düzenlemeyle birlikte, hem lisans mezuniyetine ilişkin başvuru alanları yeniden tanımlandı hem de daha önce kaldırılan Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) şartı geri getirildi. KPSS yeniden ön koşul oldu Yeni yönetmeliğe göre, kaymakam adaylığına başvurabilmek için adayların Bakanlıkça belirlenen KPSS puan türünden en az 70 puan alması gerekecek. KPSS’ye ilişkin bu düzenleme, 1 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girecek. Bu tarihten itibaren KPSS barajını aşamayan adaylar, kaymakam adaylığı yazılı sınavına başvuramayacak. Bazı bölümler doğrudan başvuru hakkını kaybetti Yönetmelik değişikliğiyle birlikte Sosyoloji, Psikoloji ile Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümleri, kaymakam adaylığı için doğrudan başvuru yapılabilen alanlar olmaktan çıkarıldı. Bu bölümlerden mezun olan adayların, artık belirlenen alanlarda tezli yüksek lisans yapmaları zorunlu hale geldi. Tezli yüksek lisans zorunluluğu getirildi Yeni düzenlemeye göre, mühendislik fakülteleri ile tarih, sosyoloji, psikoloji ve halkla ilişkiler mezunları; uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi, kamu yönetimi, hukuk, maliye veya iktisat alanlarının birinde tezli yüksek lisans eğitimini tamamlamadan kaymakam adayı olamayacak. Tezsiz yüksek lisans programları ise başvuru için geçerli sayılmayacak. Ekonometri ve ÇEKO mezunlarına doğrudan başvuru hakkı Daha önce müfredat eşdeğerliği üzerinden tartışmalı biçimde başvuru yapabilen Ekonometri ile Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri mezunları, yeni yönetmelikle birlikte doğrudan başvuru yapabilecek bölümler arasına açıkça eklendi. Eşdeğerlik uygulaması devam ediyor Belirlenen bölümler dışında mezun olan adayların, lisans müfredatlarının ilgili alanların ders içeriklerinin en az yüzde 80’ini kapsadığını gösteren eşdeğerlik belgesini Yükseköğretim Kurulu’ndan almaları gerekecek. Tezli lisansüstü eğitim yapan adaylar ise mezuniyet belgelerini mülakat aşamasında Bakanlığa sunacak. Yapılan değişiklikler, kaymakam adaylığına giden yolu daha sınırlı ve seçici hale getirirken, binlerce adayın eğitim ve sınav planlarını doğrudan etkileyecek nitelikte görülüyor.

Aydoğan Doğan, Bilal Erdoğan meselesini değerlendirdi: Peşin hükümle siyaset olur mu? Haber

Aydoğan Doğan, Bilal Erdoğan meselesini değerlendirdi: Peşin hükümle siyaset olur mu?

Türkiye siyasetinde bazı isimler vardır; yaptıklarıyla değil, taşıdıkları soyadıyla tartışılırlar. Bilal Erdoğan ismi de uzun süredir bu listenin en üst sıralarında yer alıyor. Henüz hiçbir resmi siyasi görevi yokken, bir panelde yaptığı konuşma günlerce manşetlerde kalabiliyor. Peki gerçekten tartıştığımız şey Bilal Erdoğan’ın söyledikleri mi, yoksa onun kim olduğu mu? Bu soruyu sormadan “nepotizm”, “hanedanlık”, “veliaht” gibi kavramları art arda sıralamak, meseleyi kolaycı bir yere sıkıştırmak anlamına geliyor. Oysa Türkiye gibi siyasetle toplumsal hafızanın iç içe geçtiği bir ülkede, bazı figürleri yalnızca soyadı üzerinden okumak, gerçeği eksik bırakıyor. Genç, eğitimli ve küresel bir profil Bilal Erdoğan’ı sevelim ya da sevmeyelim; ortada inkâr edilemeyecek bir gerçek var: Bu ülkede az sayıda siyasal figür, onun sahip olduğu akademik ve uluslararası birikime sahip. ABD ve Avrupa merkezli üniversitelerde eğitim almış, kamu yönetimi ve siyaset teorisi üzerine çalışmış, birden fazla dil bilen, küresel kurumlarda bulunmuş bir isimden söz ediyoruz. Bu noktada dürüst olmak gerekiyor. Türkiye’de “gençlik” ve “liyakat” kavramları yıllardır yan yana getiriliyor ama pratiğe nadiren yansıyor. Bilal Erdoğan ise tam da bu tartışmanın ortasında duruyor. Yaşı itibarıyla genç, birikimi itibarıyla donanımlı ve siyasetle ilişkisi bakımından alışıldık kalıpların dışında bir figür. Siyasetin dışından siyaseti okumak Bilal Erdoğan’ın en çok eleştirildiği noktalardan biri, “siyaset yapmadan siyasete etki etmek” iddiası. Ancak burada gözden kaçırılan bir detay var; Bilal Erdoğan bugüne kadar ne milletvekilliğine aday oldu ne bir parti yönetiminde görev aldı ne de bir devlet makamında yer aldı. Buna rağmen konuşmaları bu kadar yankı buluyorsa, bu durum onun “gizli iktidar”ından çok, Türkiye’de siyasetin ne kadar semboller üzerinden okunduğunu gösteriyor. Kimi yurttaşlar için Bilal Erdoğan, babasının devamı; kimileri için ise muhafazakâr camiada yetişmiş yeni bir kuşağın temsilcisi. Asıl soru şu; Siyaset yalnızca parti rozetleriyle mi yapılır, yoksa fikirle, vizyonla ve toplumsal alanda kurulan ilişkilerle mi? Bir liderlik mirası mı, kendi yolunu arayan bir isim mi? Bilal Erdoğan’ın babası elbette Türkiye siyasetinin son yirmi yılına damga vurmuş bir figür. Recep Tayyip Erdoğan gibi bir liderin oğlu olmak, kaçınılmaz olarak hem büyük bir avantaj hem de ağır bir yük. Ancak tam da bu nedenle şu tespiti yapmak gerekiyor: Bilal Erdoğan, bugüne kadar babasının siyasi gücüne yaslanarak bir makam talep etmedi. Tam tersine, sivil toplum alanında kalmayı tercih etti; eğitim, kültür ve gençlik çalışmalarıyla görünür oldu. Bu tercih, “hazır koltuk” beklentisi içinde olan klasik siyasetçi profiliyle örtüşmüyor. Bu durum, onu otomatik olarak “lider adayı” yapar mı? Hayır. Ama “olamaz” demeyi de fazlasıyla iddialı kılar. Türkiye’de lider çocukları meselesi ve çifte standart Türkiye siyasi tarihinde lider çocuklarının siyasete girmesi yeni bir olgu değil. Sağdan sola, milliyetçilikten İslamcılığa kadar birçok gelenekte bu örnekler yaşandı. Ancak dikkat çekici olan şu: Söz konusu isimler çoğu zaman bu kadar sert ve peşin bir reddiyeyle karşılaşmadı. Bilal Erdoğan söz konusu olduğunda ise tartışma henüz başlamadan bitiriliyor. Daha aday olmadan, daha bir pozisyon almadan “olamaz” deniliyor. Bu refleks, gerçekten demokrasi hassasiyetinden mi kaynaklanıyor, yoksa politik kamplaşmanın doğal sonucu mu? Bu soruyu sormak, Bilal Erdoğan’ı savunmak değil; siyasal tutarlılığı savunmaktır. Ama evet, yurttaşların kaygıları da gerçek Tüm bunlar söylenirken, yurttaşların itirazlarını yok saymak da mümkün değil. Gücün aile çevresinde yoğunlaştığı algısı, Türkiye toplumunda ciddi bir rahatsızlık yaratıyor. Kamu kaynakları, vakıflar, ayrıcalık iddiaları gibi başlıklar, yalnızca Bilal Erdoğan’a değil, mevcut siyasal düzene yöneltilmiş eleştiriler. Bu noktada mesele, bir kişinin yetkinliğiyle sınırlı değil; sistemin şeffaflığı ve eşitliğiyle ilgili. Bilal Erdoğan’ın olası bir siyasi rolü, bu kaygıları giderecek şekilde açık, denetlenebilir ve toplumsal rızaya dayalı olmak zorunda. Peşin hüküm mü, gerçek bir değerlendirme mi? Bilal Erdoğan bugün ne bir parti lideri ne bir bakan ne de bir milletvekili. Ama hakkında yazılanlara bakıldığında, sanki çoktan bütün bu görevleri üstlenmiş gibi davranılıyor. Bu durum, aslında onun gücünden çok, Türkiye’de siyasal algının nasıl çalıştığını gösteriyor. Belki de asıl mesele şu; Bilal Erdoğan’a haksızlık yapılıyor olabilir mi? Henüz sahaya çıkmamış bir ismi, yalnızca soyadı üzerinden mahkûm etmek, demokratik reflekslerle ne kadar uyumlu? Yanıtı zaman gösterecek. Ama şurası kesin; Eğer Türkiye genç, eğitimli ve dünyayla temas kurabilen bir siyasal kuşak arıyorsa, bu arayışta bazı isimleri baştan silmek yerine, onları dikkatle izlemek daha adil bir tutum olabilir. Aydoğan DOĞAN

Sosyal medyanın konuştuğu kaymakam: Tuğçe Orhan! “Barbie bebek” benzetmeleriyle gündem oldu Haber

Sosyal medyanın konuştuğu kaymakam: Tuğçe Orhan! “Barbie bebek” benzetmeleriyle gündem oldu

Yeni Ladik Kaymakamı Tuğçe Orhan, sosyal medyada olay oldu Samsun’un Ladik ilçesine kaymakam olarak atanan Tuğçe Orhan, göreve başlamasının hemen ardından sosyal medyanın en çok konuşulan isimlerinden biri haline geldi. Orhan’ın atama haberinden çok, fotoğrafları gündem oldu. Sosyal medya kullanıcıları, Orhan’ın fotoğraflarına “Barbie bebek”, “Cindy bebek”, hatta “yapay zekâ ile yapılmış gibi” yorumları yaparken; binlerce beğeni ve yüzlerce paylaşım geldi. Atamasını tamamladı, göreve başladı Daha önce Bolu’nun Seben ilçesinde 22 ay Kaymakam Vekilliği yapan Tuğçe Orhan, geçtiğimiz günlerde Ladik’e atandı. Orhan, yeni görevi öncesi Samsun Valiliği ve Ladik Belediyesi ziyaretlerini tamamladıktan sonra resmi olarak Ladik Kaymakamı olarak görevine başladı. Tuğçe Orhan kimdir? 1995 yılında Elazığ’da doğan Tuğçe Orhan, Fırat Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nü 2017 yılında dereceyle bitirdi. Ardından aynı üniversitenin Kamu Yönetimi Anabilim Dalı’nda yüksek lisansını tamamladı. Kamu görevine atanmasının ardından Bolu Seben’de Kaymakam Vekili olarak 22 ay görev yaptı. 2025 yılı itibarıyla Samsun Ladik Kaymakamlığı görevine başladı. “Yapay zeka mı, kaymakam mı?” tartışması Orhan’ın fotoğrafları kısa sürede X (Twitter), Instagram ve TikTok’ta viral olurken bazı kullanıcılar “Bu gerçekten bir insan mı, yoksa yapay zekâ görseli mi?” şeklinde şaka yollu paylaşımlar yaptı. Kimi kullanıcılar “Güzel olduğu kadar donanımlı bir kaymakam” yorumunu yaparken, kimileri “Türkiye’nin en zarif kamu görevlisi” ifadelerini kullandı. Göreviyle de dikkat çekiyor Tuğçe Orhan’ın kariyerinde genç yaşta gösterdiği başarı, birçok sosyal medya kullanıcısının dikkatini çekti. Orhan’ın kamu yönetimindeki hızlı yükselişi, kadınların bürokrasi içindeki varlığı açısından da “ilham verici bir örnek” olarak değerlendirildi. Tuğçe Orhan, güzelliğiyle sosyal medyada gündem olsa da, kariyerindeki başarılarıyla dikkat çeken genç bir kamu yöneticisi olarak öne çıkıyor. Sosyal medyada “güzelliğiyle değil, başarılarıyla da konuşulmalı” yorumları ise beğeni toplamaya devam ediyor.

Rezan Epözdemir’in davası, eski savcı Cengiz Çallı’nın dosyasıyla birleştirildi Haber

Rezan Epözdemir’in davası, eski savcı Cengiz Çallı’nın dosyasıyla birleştirildi

Rüşvet iddialarına ilişkin yargı sürecinde yeni bir gelişme yaşandı. Avukat Rezan Epözdemir’in İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davası, eski savcı Cengiz Çallı’nın sanıkları arasında bulunduğu Yargıtay Beşinci Ceza Dairesi’ndeki dosyayla birleştirildi. Daire, suçun “iki taraflı bir karşılaşma suçu” olduğu gerekçesiyle dosyaların birleştirilmesini uygun buldu. Yargıtay 3 yıldır süren davada yeni kararlar aldı Halk TV’den Dinçer Gökçe’nin haberine göre, Yargıtay Beşinci Ceza Dairesi’nde yaklaşık üç yıldır süren davanın son oturumu 21 Ekim’de yapıldı. Daire, davada önemli kararlar aldı. Eski savcı Cengiz Çallı hakkında yurtdışına çıkış yasağı getirilirken, aynı dosyada yer alan sanıklar arasında makaron kaçakçılığı yapmakla suçlanan Selahattin Yurtçak, Ahmet Mesut Yurtçak, Selahattin Gündüz, eski polis memuru Hakan Kabaca, Gökhan Aydeniz, Atalay Demirbaş ve Uğur Olgun gibi isimlerin bulunduğu belirtildi. Bakırköy’deki dosya da Yargıtay’a taşındı Daire, Avukat Yakup Aybakan hakkında Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyanın da mevcut dava ile birleştirilmesine karar verdi. Bu kararla birlikte rüşvet iddialarına ilişkin tüm bağlantılı dosyalar tek elde toplanmış oldu. Bir diğer birleşme kararı, İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Rezan Epözdemir hakkında açılan dava için geldi. Mahkemenin talebini değerlendiren Yargıtay Beşinci Ceza Dairesi, Epözdemir dosyasının da Çallı davasıyla birleştirilmesini onayladı. “Rüşvet iki taraflı bir suçtur” vurgusu Yargıtay kararında, rüşvet suçunun doğası gereği “iki taraflı bir karşılaşma suçu” olduğu belirtilerek, davaların birlikte görülmesinin maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına katkı sağlayacağı ifade edildi. Daire, dosyaların birleştirilmesinin ardından bir sonraki duruşma için 17 Aralık 2025 tarihine gün verdi. Yargı süreci genişliyor: dikkatler Yargıtay Beşinci Ceza Dairesi’nde Dosyaların birleştirilmesiyle birlikte hem Rezan Epözdemir hem de eski savcı Cengiz Çallı hakkındaki iddialar artık aynı yargılama kapsamında ele alınacak. Karar, yargı kamuoyunda “rüşvet soruşturmalarında bütünlüklü bir inceleme” adımı olarak yorumlandı. Türkiye toplumunun yakından izlediği bu dava, hem hukuk camiası hem de kamu yönetimi açısından önemli bir emsal niteliği taşıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.