SON DAKİKA

#Kanser

HABER DEĞER - Kanser haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kanser haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

NHS’in yeni kan testi kanserle mücadelede umut vadediyor Haber

NHS’in yeni kan testi kanserle mücadelede umut vadediyor

Chicago’da düzenlenen Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) yıllık toplantısında paylaşılan bulgular, bu teknolojinin çalışma prensibini ve potansiyelini ortaya koydu. Test, kanserli hücrelerin dolaşım sistemine bıraktığı DNA izlerini takip ederek hastalığın çok erken safhalarında tespit edilmesine olanak tanıyor. Uzmanlar, özellikle yumurtalık ve pankreas gibi halihazırda etkili tarama yöntemleri bulunmayan ve genellikle geç evrede fark edilen ölümcül hastalıklar için bu çalışmanın "gerçek bir umut" sunduğunu belirtiyor. Deneyin detayları ve veriler İngiltere’de herhangi bir semptom göstermeyen, 50-77 yaş aralığındaki 142.942 gönüllü üzerinde yürütülen kapsamlı araştırmada, katılımcılardan üç yıl boyunca düzenli kan örnekleri alındı. Şubat ayında yapılan ön açıklamada, testin üçüncü ve dördüncü evre kanser vakalarını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşürme hedefinin gerisinde kaldığı bildirilmişti. Ancak yeni analizler, taramanın ikinci ve üçüncü yıllarında ileri evre teşhislerinin beşte birden fazla azaldığını ve acil servislerde tanı konulan hasta oranının %25 oranında gerilediğini gösteriyor. Ayrıca, tarama programları sayesinde tespit edilen kanserli vaka sayısında dört kat artış sağlandığı aktarıldı. Uzmanlardan temkinli iyimserlik Süreçle ilgili değerlendirmelerde bulunan bilim insanları, sonuçları "cesaret verici" bulsalar da ihtiyatlı bir yaklaşım sergiliyor. Londra Kanser Araştırma Enstitüsü'nden Profesör Richard Houlston, elde edilen verilerin henüz tam kesinlik taşımadığını ve dikkatle yorumlanması gerektiğini vurguluyor. Cancer Research UK Politika Direktörü Dr. Ian Walker ise, bu testlerin yaygınlaşmasının hastanelere sevk edilen kişi sayısında ciddi bir artışa neden olabileceğine dikkat çekiyor. Walker, bu sistemin başarılı olabilmesi için hükümetin kanser hizmetlerine, personel alımına ve gerekli teknolojik altyapıya daha fazla yatırım yapması gerektiğini ifade ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Basit bir burun tıkanıklığı sandılar: 9 yaşındaki Isabella’ya ölümcül kanser teşhisi konuldu Haber

Basit bir burun tıkanıklığı sandılar: 9 yaşındaki Isabella’ya ölümcül kanser teşhisi konuldu

Hong Kong’da yaşayan İngiliz vatandaşı 9 yaşındaki Isabella Potter’ın hayatı, sıradan görünen bir burun tıkanıklığı şikâyetiyle tamamen değişti. Ailesi başlangıçta küçük kızın basit bir enfeksiyon geçirdiğini düşünse de, antibiyotik tedavisine rağmen şikâyetlerin geçmemesi üzerine yapılan kan testleri korkunç gerçeği ortaya çıkardı. Doktorlar, Isabella’nın beyaz kan hücresi seviyesinin normalin 10 katına çıktığını tespit etti. Yapılan ileri tetkikler sonucunda küçük kıza, agresif bir kan kanseri türü olan Akut Miyeloid Lösemi (AML) teşhisi konuldu. Üstelik Isabella’nın taşıdığı nadir genetik mutasyonlar nedeniyle hastalığın tedavi sürecinin çok daha karmaşık olduğu belirtildi. Teşhisin ardından Isabella için zorlu bir mücadele başladı. Küçük kız aylar boyunca kemoterapi gördü, ardından kemik iliği nakline alındı. Ancak tedavi süreci ağır komplikasyonları da beraberinde getirdi. Isabella; anafilaksi, pankreatit, viral ensefalit ve “graft versus host” hastalığı gibi ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele etmek zorunda kaldı. Aile için en büyük yıkımlardan biri ise doktorların, Isabella’nın kanserinin yeniden nüksetme riskinin oldukça yüksek olduğunu açıklaması oldu. Bunun üzerine Potter ailesi, kızlarının hayatta kalma şansını artırabilecek yeni bir tedavi için umut aramaya başladı. Doktorların önerdiği en umut verici ilaç ise şu anda yalnızca ABD’de erişilebilen Revuforj (revumenib) adlı tedavi oldu. Lösemi hücrelerinin büyümesini durdurmaya yardımcı olan ilacın, Isabella’nın durumundaki hastalarda oldukça başarılı sonuçlar verdiği belirtiliyor. Ancak ilacın maliyeti aileyi büyük bir çıkmazın içine sürükledi. Tedavinin Hong Kong’a getirilmesinin aylık yaklaşık 20 bin sterline mal olduğu, iki yıllık süreç için ise toplam maliyetin 500 bin sterline yaklaştığı açıklandı. Bunun üzerine Isabella’nın anne ve babası, kızlarının tedavisi için bağış kampanyası başlattı. Şu ana kadar yaklaşık 50 bin sterlin toplanırken, aile umutlarını kaybetmeden mücadeleyi sürdürüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bilim dünyasını sarsan keşif: DNA sabit değil, sürekli hareket ediyor Haber

Bilim dünyasını sarsan keşif: DNA sabit değil, sürekli hareket ediyor

Bilim insanlarının yıllardır sabit bir yapı olarak tanımladığı DNA’ya dair çarpıcı bir keşif yapıldı. Hücrelerin temel yapı taşı olan genetik materyalin sanılandan çok daha dinamik olduğu ortaya çıkarken, bu durum kanser araştırmalarında yeni bir dönemin kapısını araladı. Salk Enstitüsü tarafından yürütülen ve Nature Genetics’te yayımlanan çalışmaya göre, DNA hücre çekirdeğinde sabit durmuyor. Aksine, sürekli olarak katlanıp açılan ve yeniden şekillenen bir yapı halinde hareket ediyor. Araştırmacılar, bu sürecin genlerin aktif olup olmamasını doğrudan belirlediğini ortaya koydu. DNA bir “kütüphane” değil, yaşayan bir sistem Bilim dünyasında uzun süredir DNA, sabit bir bilgi deposu olarak görülüyordu. Ancak yeni bulgular, bu anlayışı kökten değiştiriyor. Cohesin ve NIPBL adı verilen proteinlerin, DNA üzerinde sürekli döngüler oluşturup bozarak genetik yapıyı dinamik biçimde düzenlediği tespit edildi. Bu süreç sayesinde bazı genler “açılırken” bazıları kapalı kalıyor. Hücrelerin kimliği bu hareketle belirleniyor Araştırmaya göre DNA’daki bu hareketlilik rastgele değil. Her hücre türü, kendi işlevine uygun genleri aktif tutacak şekilde farklı bir katlanma düzenine sahip. Örneğin kalp hücrelerinde kalple ilgili genler, sinir hücrelerinde ise beyinle ilgili genler daha aktif hale geliyor. Bu mekanizma, hücrelerin kimliğini korumasında kritik rol oynuyor. Bozulursa kanser riski artıyor Bilim insanları, bu düzenli hareketin bozulmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. DNA’nın katlanma ritmi bozulduğunda hücreler hangi görevi üstlenmesi gerektiğini “unutabiliyor” ve kontrolsüz şekilde çoğalmaya başlayabiliyor. Bu durumun kanser oluşumuna zemin hazırlayabileceği ifade ediliyor. Tedavilerde yeni bir kapı aralanıyor Mevcut kanser tedavileri genellikle genetik mutasyonlara odaklanırken, bu araştırma farklı bir noktaya işaret ediyor. DNA’nın yapısal hareketindeki bozulmaların da hastalığı tetikleyebileceği anlaşılırken, gelecekte bu mekanizmayı hedef alan yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilebileceği değerlendiriliyor. Türkiye toplumu da dahil olmak üzere tüm dünyada milyonlarca insanı etkileyen kanser hastalıklarına karşı bu keşfin, bilimsel çalışmalarda yeni bir yön belirlemesi bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Gazze’de kadınlar felaketin merkezinde: Af Örgütü raporu savaşın görünmeyen yüzünü ortaya koydu Haber

Gazze’de kadınlar felaketin merkezinde: Af Örgütü raporu savaşın görünmeyen yüzünü ortaya koydu

Amnesty International (Uluslararası Af Örgütü), Gazze’de devam eden savaşın özellikle kadınlar ve kız çocukları üzerinde yıkıcı sonuçlar doğurduğunu belirten kapsamlı bir rapor yayımladı. Kurumun yaptığı saha çalışmasına göre, yerinden edilen Filistinli kadınlar doğumdan temel sağlık hizmetlerine kadar birçok alanda ciddi risklerle karşı karşıya kalıyor. Araştırma kapsamında Af Örgütü, 8’i kanser hastası, 4’ü hamile ve 14’ü ateşkes sonrası doğum yapmış olmak üzere 41 yerinden edilmiş kadınla, ayrıca Gazze ve Deyr El Balah’taki sağlık merkezlerinden 26 sağlık çalışanı ve çeşitli uluslararası kuruluş temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirdi. “Kadınlar her gün hayatta kalma mücadelesi veriyor” Agnès Callamard, Gazze’de kadınların yaşam koşullarının insani felaket boyutuna ulaştığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Kadınlar için hayat, durmak bilmeyen felaket sarmalında her gün verilmesi gereken bir mücadeleye dönüştü. Sağlık, güvenlik ve insan onuru açısından yaşanan sistematik yıkım savaşın ikincil sonucu değil; kadınlara ve kız çocuklara karşı yürütülen bir savaşın parçası.” Callamard ayrıca devletlere çağrıda bulunarak Gazze’deki saldırıların sona erdirilmesi ve insani yardımın önünün açılması için somut adımlar atılması gerektiğini söyledi. On binlerce kadın sağlık hizmetine ulaşamıyor Gazze’deki sağlık sisteminin büyük ölçüde çöktüğü belirtilen raporda, özellikle anne ve üreme sağlığı hizmetlerinin ağır biçimde zarar gördüğü ifade edildi. Verilere göre: Gazze’de sağlık merkezlerinin yaklaşık %60’ı çalışamaz durumda Temel ilaçların %46’sı stokta bulunmuyor Doğum sırasında kullanılan anestezi ve kanama ilaçlarında ciddi eksiklik yaşanıyor World Health Organization ve sağlık kuruluşlarının verilerine göre 37 bin gebe ve emziren kadın, 2026’dan önce akut yetersiz beslenme nedeniyle tedaviye ihtiyaç duyabilir. Hastanelerde tarihi geçmiş ilaçlar kullanılıyor Af Örgütü’nün görüştüğü sağlık çalışanları, sağlık sistemindeki çöküşün boyutlarını çarpıcı ifadelerle anlattı. Bazı sağlık merkezlerinde: Tarama testleri yapılamıyor Kuvöz ve yenidoğan ekipmanı yetersiz Anestezi ve bazı ilaçlar tarihi geçmiş ürünlerle karşılanmak zorunda kalıyor Gazze’deki yenidoğan servislerinin %150-170 kapasiteyle çalıştığı ve bazı durumlarda tek kuvözü üç bebeğin paylaşmak zorunda kaldığı bildirildi. Çadırlarda doğum yapan kadınlar Yerinden edilen kadınların yaşadıkları koşullar raporda ayrıntılı biçimde anlatıldı. Gazze’nin El Mavasi bölgesinde yaşayan 22 yaşındaki Hind, doğumdan sonra yaşadıklarını şöyle aktardı: “Yetersiz beslendiğimi söylediler. Bebeğim akciğer enfeksiyonuyla doğdu. Deniz kenarında bir çadırda yaşıyoruz. Isınma imkânımız yok ve bebeğimin tekrar hastalanmasından korkuyorum.” Deyr El Balah’ta yaşayan Meryem ise erken doğum yaptığını ve yetersiz beslenme nedeniyle bebeğini emzirecek kadar süt üretemediğini söyledi. Başka bir kadın ise çadırda yaşamanın doğum sonrası bakım açısından büyük risk oluşturduğunu anlatarak şu ifadeleri kullandı: “Kum ve böcek dolu bir çadırda bebeğimi virüslerden nasıl koruyacağımı bilmiyorum.” Gazze’de tıbbi tahliyeler neredeyse durdu Gazze’de acil tedaviye ihtiyaç duyan binlerce hasta için tıbbi tahliyelerin engellendiği de raporda yer aldı. Verilere göre 18 binden fazla Filistinli, Gazze’de bulunmayan acil sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyuyor. Ancak: Batı Şeria ve Doğu Kudüs’e tıbbi tahliyeler büyük ölçüde durduruldu Gazze’de çalışır durumda MRI cihazı bulunmuyor Radyoterapi hizmeti veren hastane yok Kanser tedavisi gören bazı hastalar, ilaç eksikliği nedeniyle kemoterapi seanslarının ertelendiğini ifade etti. Yardım kuruluşlarının çalışması da zorlaşıyor Birleşmiş Milletler verilerine göre bazı laboratuvar ve tıbbi ekipmanların “çift kullanımlı” olduğu gerekçesiyle Gazze’ye girişine izin verilmiyor. Uluslararası yardım kuruluşlarında çalışan görevliler, bu nedenle kanser gibi kronik hastalıklara sahip binlerce hastayı geri çevirmek zorunda kaldıklarını belirtiyor. Devletlere çağrı: Abluka kaldırılmalı Uluslararası Af Örgütü, raporun sonunda uluslararası topluma şu çağrıda bulundu: Gazze’ye yönelik insani yardım kısıtlamaları kaldırılmalı Tıbbi tahliyeler güvenli şekilde yapılabilmeli Anne ve üreme sağlığı hizmetlerine erişim sağlanmalı Kadınların temel haklarını koruyacak sosyal ve ekonomik destek programları artırılmalı Kurum, devletlerin diplomatik ve ekonomik araçları kullanarak Gazze’deki ablukanın kaldırılması için baskı yapması gerektiğini vurguladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

O sebzenin en değerli kısmı meğer sapıymış Haber

O sebzenin en değerli kısmı meğer sapıymış

Brokoli mutfaklarda genellikle yalnızca çiçek kısmı kullanılan bir sebze olarak biliniyor. Ancak uzmanların yaptığı değerlendirmeler, çoğu kişinin çöpe attığı brokoli saplarının aslında oldukça yüksek besin değerine sahip olduğunu ortaya koyuyor. Lif, antioksidan ve vitamin açısından zengin olan brokoli saplarının özellikle sindirim sistemi ve bağışıklık üzerinde önemli katkılar sağlayabileceği belirtiliyor. Brokolinin en zengin lif kaynağı Uzmanlara göre brokoli saplarının en dikkat çeken özelliği yüksek lif içeriği. Diyet lifi sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olurken bağırsak sağlığını destekleyen önemli bir besin öğesi olarak biliniyor. Harvard T.H. Chan School of Public Health tarafından yapılan değerlendirmelerde lif açısından zengin besinlerin bağırsak hareketlerini düzenlediği, sindirimi kolaylaştırdığı ve uzun süre tokluk hissi sağlayabildiği vurgulanıyor. Bu nedenle brokoli saplarının düzenli tüketiminin özellikle sindirim sistemi açısından faydalı olabileceği ifade ediliyor. Antioksidan bakımından güçlü bir kaynak Brokoli saplarında bulunan glukozinolatlar ve sulforafan gibi doğal bileşikler güçlü antioksidan özellikleriyle dikkat çekiyor. Bu bileşikler vücutta hücrelere zarar verebilen serbest radikallerle mücadele ederek hücre sağlığının korunmasına katkı sağlayabiliyor. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü, brokoli ve benzeri turpgillerin bu tür koruyucu bileşikler açısından oldukça zengin olduğunu ve düzenli tüketiminin genel sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Bağışıklık sistemini destekleyebilir Brokoli saplarının yalnızca lif değil aynı zamanda vitamin açısından da zengin olduğu ifade ediliyor. Özellikle C vitamini ve çeşitli fitonutrientler bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlayabiliyor. Uzmanlara göre bu bileşenler vücudun enfeksiyonlara karşı direncini artırarak genel sağlık üzerinde koruyucu bir etki oluşturabiliyor. Kalp sağlığına da katkı sağlayabilir Brokoli saplarında bulunan lif ve antioksidanların kalp sağlığı üzerinde de olumlu etkileri olabileceği belirtiliyor. Bu maddelerin kötü kolesterol olarak bilinen LDL seviyelerinin düşürülmesine yardımcı olabileceği ve kalp-damar hastalıkları riskini azaltabileceği ifade ediliyor. Düzenli sebze tüketiminin kardiyovasküler sağlık üzerinde uzun vadeli koruyucu etkiler sağlayabileceği uzmanlar tarafından sıkça vurgulanıyor. Brokoli sapı nasıl tüketilmeli Brokoli sapları da en az çiçek kısmı kadar farklı şekillerde tüketilebiliyor. Buharda pişirme, haşlama veya çiğ olarak salatalara ekleme gibi yöntemlerle tüketilebilen sapların kabuk kısmı sert olduğu için genellikle soyularak kullanılması öneriliyor. Uzmanlara göre doğru şekilde hazırlandığında brokoli sapları hem besleyici hem de oldukça lezzetli bir alternatif haline gelebiliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kanser tedavisindeki umut ışığı: Kediler! Haber

Kanser tedavisindeki umut ışığı: Kediler!

Evcil kedilerde kanserin ilk kapsamlı genetik haritası çıkarıldı. Araştırma, kedi kanserlerinin insanlardaki kanser türleriyle çarpıcı genetik benzerlikler taşıdığını ortaya koydu. Bu bulgu, hem veterinerlik hem de insan tıbbı açısından yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine kapı aralayabilir. 500 kediden DNA analizi Çalışma kapsamında yaklaşık 500 evcil kediden alınan tümör DNA’ları incelendi. Bilim insanları, kanserle bağlantılı temel mutasyonları belirleyerek hastalığın genetik altyapısını ortaya çıkardı. Kedilerde kanser, en önemli hastalık ve ölüm nedenlerinden biri olmasına rağmen, bugüne kadar genetik düzeyde sınırlı bilgi bulunuyordu. Araştırmanın başındaki isimlerden Louise Van der Weyden, kedi kanseri genetiğinin şimdiye kadar büyük ölçüde bilinmediğini belirterek, “Herhangi bir türde kanseri anlamak, hepimiz için faydalıdır” ifadelerini kullandı. Çalışma, Wellcome Sanger Institute liderliğinde yürütüldü. Genetik benzerlikler dikkat çekti Araştırmada, 13 farklı kedi kanseri türüyle bağlantılı yaklaşık bin gen incelendi. Sonuçlar, kedilerde kansere yol açan birçok genin insanlardaki kanser genleriyle benzerlik gösterdiğini ortaya koydu. Bu benzerlik sayesinde: Yeni ilaçların hem insan hem hayvanlarda denenmesi Ortak tedavi stratejilerinin geliştirilmesi Kanserin erken teşhisine yönelik biyobelirteçlerin bulunması mümkün olabilecek. İki tür için de umut Uzmanlara göre bu çalışma, yalnızca evcil hayvanların yaşam süresini uzatmakla kalmayacak; aynı zamanda insan kanseri araştırmalarında da önemli bir model oluşturacak. Bilim dünyası, kediler üzerinden elde edilen genetik verilerin önümüzdeki yıllarda kişiselleştirilmiş kanser tedavilerine katkı sağlamasını bekliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ağızdaki sinsi tehlike: Kanserle bağlantı iddiası bilim dünyasını harekete geçirdi Haber

Ağızdaki sinsi tehlike: Kanserle bağlantı iddiası bilim dünyasını harekete geçirdi

Bilim insanlarının yayımladığı yeni bir araştırma, ağız sağlığı ile kanser arasındaki ilişkiye dair dikkat çekici bulgular ortaya koydu. Çalışmaya göre diş eti hastalığında rol oynayan bir bakteri, farelerde mevcut tümörlerin büyümesini hızlandırabilir ve kanser öncesi oluşumları tetikleyebilir. Bulgular henüz insanlar için kesinleşmiş olmasa da uzmanlar, ağız sağlığının tüm vücudu etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Bakterinin tümörleri büyüttüğü gözlemlendi 15 Ocak’ta Cell Communication and Signaling dergisinde yayımlanan araştırmada, ağızda bulunan Fusobacterium nucleatum adlı bakterinin farelerdeki meme tümörlerinin boyutunu artırabildiği tespit edildi. Deneylerde bakteriye maruz kalan farelerde tümörlerin yaklaşık altı hafta içinde diğer farelere kıyasla üç kat büyüdüğü, ayrıca kanserin akciğerlere yayıldığı belirlendi. Kana karışıp meme dokusuna ulaşıyor olabilir Araştırmacılar, zararlı bakterilerin ağızdan kana geçerek meme dokusuna ulaşabildiğini ve burada sağlıklı hücrelere zarar verebildiğini ifade ediyor. Daha önce ağız hastalıkları ile meme kanseri arasında bağlantı olduğuna işaret eden çalışmalar bulunsa da araştırma ekibinden onkoloji uzmanı Dipali Sharma, bu kez daha doğrudan bir ilişkiye işaret eden veriler elde ettiklerini belirtiyor. Kanserin ilk adımları tetiklenmiş olabilir Bilim insanları bakteriyi sağlıklı farelerin meme dokusuna enjekte ettiğinde iltihaplı lezyonların geliştiğini gözlemledi. Bu oluşumlar henüz kanser olarak tanımlanmasa da uzmanlara göre hastalığa giden yolda kritik bir eşik anlamına gelebilir. Genetik yatkınlığı olan hücreler daha savunmasız olabilir Laboratuvar testleri, bakterinin DNA hasarını artırabileceğini ortaya koyarken özellikle BRCA1 mutasyonu taşıyan hücrelerin bu etkiye karşı daha hassas olabileceği değerlendiriliyor. Araştırmacılar, bu genetik değişikliği taşıyan bireylerin bakterinin zararlarına karşı daha kırılgan olabileceğini ancak kesin sonuçlar için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu vurguluyor. İnsanlar için kesin sonuç yok Uzmanlar, söz konusu bakterinin tek başına kansere yol açıp açamayacağının henüz bilinmediğini belirtiyor. McGill Üniversitesi’nden ağız hastalıkları uzmanı Firoozeh Samim, kanserin çok faktörlü bir hastalık olduğuna işaret ederek bakterinin çevresel koşullar, genel sağlık durumu ve genetik etkenlerle birlikte bir risk faktörü oluşturabileceğini ifade ediyor. Ağız sağlığına bakış değişebilir Araştırmaya dahil olmayan uzmanlar da çalışmanın, bakteriler ile hastalıklar arasındaki ilişkiye dair önceki bulguların ötesine geçtiğini düşünüyor. Bilim insanlarına göre bu alandaki çalışmaların sürmesi, gelecekte kanserden korunma stratejelerine ağız sağlığının daha güçlü biçimde entegre edilmesine zemin hazırlayabilir. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.