SON DAKİKA

#Kanser

HABER DEĞER - Kanser haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kanser haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bilim dünyasını sarsan keşif: DNA sabit değil, sürekli hareket ediyor Haber

Bilim dünyasını sarsan keşif: DNA sabit değil, sürekli hareket ediyor

Bilim insanlarının yıllardır sabit bir yapı olarak tanımladığı DNA’ya dair çarpıcı bir keşif yapıldı. Hücrelerin temel yapı taşı olan genetik materyalin sanılandan çok daha dinamik olduğu ortaya çıkarken, bu durum kanser araştırmalarında yeni bir dönemin kapısını araladı. Salk Enstitüsü tarafından yürütülen ve Nature Genetics’te yayımlanan çalışmaya göre, DNA hücre çekirdeğinde sabit durmuyor. Aksine, sürekli olarak katlanıp açılan ve yeniden şekillenen bir yapı halinde hareket ediyor. Araştırmacılar, bu sürecin genlerin aktif olup olmamasını doğrudan belirlediğini ortaya koydu. DNA bir “kütüphane” değil, yaşayan bir sistem Bilim dünyasında uzun süredir DNA, sabit bir bilgi deposu olarak görülüyordu. Ancak yeni bulgular, bu anlayışı kökten değiştiriyor. Cohesin ve NIPBL adı verilen proteinlerin, DNA üzerinde sürekli döngüler oluşturup bozarak genetik yapıyı dinamik biçimde düzenlediği tespit edildi. Bu süreç sayesinde bazı genler “açılırken” bazıları kapalı kalıyor. Hücrelerin kimliği bu hareketle belirleniyor Araştırmaya göre DNA’daki bu hareketlilik rastgele değil. Her hücre türü, kendi işlevine uygun genleri aktif tutacak şekilde farklı bir katlanma düzenine sahip. Örneğin kalp hücrelerinde kalple ilgili genler, sinir hücrelerinde ise beyinle ilgili genler daha aktif hale geliyor. Bu mekanizma, hücrelerin kimliğini korumasında kritik rol oynuyor. Bozulursa kanser riski artıyor Bilim insanları, bu düzenli hareketin bozulmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. DNA’nın katlanma ritmi bozulduğunda hücreler hangi görevi üstlenmesi gerektiğini “unutabiliyor” ve kontrolsüz şekilde çoğalmaya başlayabiliyor. Bu durumun kanser oluşumuna zemin hazırlayabileceği ifade ediliyor. Tedavilerde yeni bir kapı aralanıyor Mevcut kanser tedavileri genellikle genetik mutasyonlara odaklanırken, bu araştırma farklı bir noktaya işaret ediyor. DNA’nın yapısal hareketindeki bozulmaların da hastalığı tetikleyebileceği anlaşılırken, gelecekte bu mekanizmayı hedef alan yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilebileceği değerlendiriliyor. Türkiye toplumu da dahil olmak üzere tüm dünyada milyonlarca insanı etkileyen kanser hastalıklarına karşı bu keşfin, bilimsel çalışmalarda yeni bir yön belirlemesi bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Gazze’de kadınlar felaketin merkezinde: Af Örgütü raporu savaşın görünmeyen yüzünü ortaya koydu Haber

Gazze’de kadınlar felaketin merkezinde: Af Örgütü raporu savaşın görünmeyen yüzünü ortaya koydu

Amnesty International (Uluslararası Af Örgütü), Gazze’de devam eden savaşın özellikle kadınlar ve kız çocukları üzerinde yıkıcı sonuçlar doğurduğunu belirten kapsamlı bir rapor yayımladı. Kurumun yaptığı saha çalışmasına göre, yerinden edilen Filistinli kadınlar doğumdan temel sağlık hizmetlerine kadar birçok alanda ciddi risklerle karşı karşıya kalıyor. Araştırma kapsamında Af Örgütü, 8’i kanser hastası, 4’ü hamile ve 14’ü ateşkes sonrası doğum yapmış olmak üzere 41 yerinden edilmiş kadınla, ayrıca Gazze ve Deyr El Balah’taki sağlık merkezlerinden 26 sağlık çalışanı ve çeşitli uluslararası kuruluş temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirdi. “Kadınlar her gün hayatta kalma mücadelesi veriyor” Agnès Callamard, Gazze’de kadınların yaşam koşullarının insani felaket boyutuna ulaştığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Kadınlar için hayat, durmak bilmeyen felaket sarmalında her gün verilmesi gereken bir mücadeleye dönüştü. Sağlık, güvenlik ve insan onuru açısından yaşanan sistematik yıkım savaşın ikincil sonucu değil; kadınlara ve kız çocuklara karşı yürütülen bir savaşın parçası.” Callamard ayrıca devletlere çağrıda bulunarak Gazze’deki saldırıların sona erdirilmesi ve insani yardımın önünün açılması için somut adımlar atılması gerektiğini söyledi. On binlerce kadın sağlık hizmetine ulaşamıyor Gazze’deki sağlık sisteminin büyük ölçüde çöktüğü belirtilen raporda, özellikle anne ve üreme sağlığı hizmetlerinin ağır biçimde zarar gördüğü ifade edildi. Verilere göre: Gazze’de sağlık merkezlerinin yaklaşık %60’ı çalışamaz durumda Temel ilaçların %46’sı stokta bulunmuyor Doğum sırasında kullanılan anestezi ve kanama ilaçlarında ciddi eksiklik yaşanıyor World Health Organization ve sağlık kuruluşlarının verilerine göre 37 bin gebe ve emziren kadın, 2026’dan önce akut yetersiz beslenme nedeniyle tedaviye ihtiyaç duyabilir. Hastanelerde tarihi geçmiş ilaçlar kullanılıyor Af Örgütü’nün görüştüğü sağlık çalışanları, sağlık sistemindeki çöküşün boyutlarını çarpıcı ifadelerle anlattı. Bazı sağlık merkezlerinde: Tarama testleri yapılamıyor Kuvöz ve yenidoğan ekipmanı yetersiz Anestezi ve bazı ilaçlar tarihi geçmiş ürünlerle karşılanmak zorunda kalıyor Gazze’deki yenidoğan servislerinin %150-170 kapasiteyle çalıştığı ve bazı durumlarda tek kuvözü üç bebeğin paylaşmak zorunda kaldığı bildirildi. Çadırlarda doğum yapan kadınlar Yerinden edilen kadınların yaşadıkları koşullar raporda ayrıntılı biçimde anlatıldı. Gazze’nin El Mavasi bölgesinde yaşayan 22 yaşındaki Hind, doğumdan sonra yaşadıklarını şöyle aktardı: “Yetersiz beslendiğimi söylediler. Bebeğim akciğer enfeksiyonuyla doğdu. Deniz kenarında bir çadırda yaşıyoruz. Isınma imkânımız yok ve bebeğimin tekrar hastalanmasından korkuyorum.” Deyr El Balah’ta yaşayan Meryem ise erken doğum yaptığını ve yetersiz beslenme nedeniyle bebeğini emzirecek kadar süt üretemediğini söyledi. Başka bir kadın ise çadırda yaşamanın doğum sonrası bakım açısından büyük risk oluşturduğunu anlatarak şu ifadeleri kullandı: “Kum ve böcek dolu bir çadırda bebeğimi virüslerden nasıl koruyacağımı bilmiyorum.” Gazze’de tıbbi tahliyeler neredeyse durdu Gazze’de acil tedaviye ihtiyaç duyan binlerce hasta için tıbbi tahliyelerin engellendiği de raporda yer aldı. Verilere göre 18 binden fazla Filistinli, Gazze’de bulunmayan acil sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyuyor. Ancak: Batı Şeria ve Doğu Kudüs’e tıbbi tahliyeler büyük ölçüde durduruldu Gazze’de çalışır durumda MRI cihazı bulunmuyor Radyoterapi hizmeti veren hastane yok Kanser tedavisi gören bazı hastalar, ilaç eksikliği nedeniyle kemoterapi seanslarının ertelendiğini ifade etti. Yardım kuruluşlarının çalışması da zorlaşıyor Birleşmiş Milletler verilerine göre bazı laboratuvar ve tıbbi ekipmanların “çift kullanımlı” olduğu gerekçesiyle Gazze’ye girişine izin verilmiyor. Uluslararası yardım kuruluşlarında çalışan görevliler, bu nedenle kanser gibi kronik hastalıklara sahip binlerce hastayı geri çevirmek zorunda kaldıklarını belirtiyor. Devletlere çağrı: Abluka kaldırılmalı Uluslararası Af Örgütü, raporun sonunda uluslararası topluma şu çağrıda bulundu: Gazze’ye yönelik insani yardım kısıtlamaları kaldırılmalı Tıbbi tahliyeler güvenli şekilde yapılabilmeli Anne ve üreme sağlığı hizmetlerine erişim sağlanmalı Kadınların temel haklarını koruyacak sosyal ve ekonomik destek programları artırılmalı Kurum, devletlerin diplomatik ve ekonomik araçları kullanarak Gazze’deki ablukanın kaldırılması için baskı yapması gerektiğini vurguladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

O sebzenin en değerli kısmı meğer sapıymış Haber

O sebzenin en değerli kısmı meğer sapıymış

Brokoli mutfaklarda genellikle yalnızca çiçek kısmı kullanılan bir sebze olarak biliniyor. Ancak uzmanların yaptığı değerlendirmeler, çoğu kişinin çöpe attığı brokoli saplarının aslında oldukça yüksek besin değerine sahip olduğunu ortaya koyuyor. Lif, antioksidan ve vitamin açısından zengin olan brokoli saplarının özellikle sindirim sistemi ve bağışıklık üzerinde önemli katkılar sağlayabileceği belirtiliyor. Brokolinin en zengin lif kaynağı Uzmanlara göre brokoli saplarının en dikkat çeken özelliği yüksek lif içeriği. Diyet lifi sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olurken bağırsak sağlığını destekleyen önemli bir besin öğesi olarak biliniyor. Harvard T.H. Chan School of Public Health tarafından yapılan değerlendirmelerde lif açısından zengin besinlerin bağırsak hareketlerini düzenlediği, sindirimi kolaylaştırdığı ve uzun süre tokluk hissi sağlayabildiği vurgulanıyor. Bu nedenle brokoli saplarının düzenli tüketiminin özellikle sindirim sistemi açısından faydalı olabileceği ifade ediliyor. Antioksidan bakımından güçlü bir kaynak Brokoli saplarında bulunan glukozinolatlar ve sulforafan gibi doğal bileşikler güçlü antioksidan özellikleriyle dikkat çekiyor. Bu bileşikler vücutta hücrelere zarar verebilen serbest radikallerle mücadele ederek hücre sağlığının korunmasına katkı sağlayabiliyor. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü, brokoli ve benzeri turpgillerin bu tür koruyucu bileşikler açısından oldukça zengin olduğunu ve düzenli tüketiminin genel sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Bağışıklık sistemini destekleyebilir Brokoli saplarının yalnızca lif değil aynı zamanda vitamin açısından da zengin olduğu ifade ediliyor. Özellikle C vitamini ve çeşitli fitonutrientler bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlayabiliyor. Uzmanlara göre bu bileşenler vücudun enfeksiyonlara karşı direncini artırarak genel sağlık üzerinde koruyucu bir etki oluşturabiliyor. Kalp sağlığına da katkı sağlayabilir Brokoli saplarında bulunan lif ve antioksidanların kalp sağlığı üzerinde de olumlu etkileri olabileceği belirtiliyor. Bu maddelerin kötü kolesterol olarak bilinen LDL seviyelerinin düşürülmesine yardımcı olabileceği ve kalp-damar hastalıkları riskini azaltabileceği ifade ediliyor. Düzenli sebze tüketiminin kardiyovasküler sağlık üzerinde uzun vadeli koruyucu etkiler sağlayabileceği uzmanlar tarafından sıkça vurgulanıyor. Brokoli sapı nasıl tüketilmeli Brokoli sapları da en az çiçek kısmı kadar farklı şekillerde tüketilebiliyor. Buharda pişirme, haşlama veya çiğ olarak salatalara ekleme gibi yöntemlerle tüketilebilen sapların kabuk kısmı sert olduğu için genellikle soyularak kullanılması öneriliyor. Uzmanlara göre doğru şekilde hazırlandığında brokoli sapları hem besleyici hem de oldukça lezzetli bir alternatif haline gelebiliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kanser tedavisindeki umut ışığı: Kediler! Haber

Kanser tedavisindeki umut ışığı: Kediler!

Evcil kedilerde kanserin ilk kapsamlı genetik haritası çıkarıldı. Araştırma, kedi kanserlerinin insanlardaki kanser türleriyle çarpıcı genetik benzerlikler taşıdığını ortaya koydu. Bu bulgu, hem veterinerlik hem de insan tıbbı açısından yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine kapı aralayabilir. 500 kediden DNA analizi Çalışma kapsamında yaklaşık 500 evcil kediden alınan tümör DNA’ları incelendi. Bilim insanları, kanserle bağlantılı temel mutasyonları belirleyerek hastalığın genetik altyapısını ortaya çıkardı. Kedilerde kanser, en önemli hastalık ve ölüm nedenlerinden biri olmasına rağmen, bugüne kadar genetik düzeyde sınırlı bilgi bulunuyordu. Araştırmanın başındaki isimlerden Louise Van der Weyden, kedi kanseri genetiğinin şimdiye kadar büyük ölçüde bilinmediğini belirterek, “Herhangi bir türde kanseri anlamak, hepimiz için faydalıdır” ifadelerini kullandı. Çalışma, Wellcome Sanger Institute liderliğinde yürütüldü. Genetik benzerlikler dikkat çekti Araştırmada, 13 farklı kedi kanseri türüyle bağlantılı yaklaşık bin gen incelendi. Sonuçlar, kedilerde kansere yol açan birçok genin insanlardaki kanser genleriyle benzerlik gösterdiğini ortaya koydu. Bu benzerlik sayesinde: Yeni ilaçların hem insan hem hayvanlarda denenmesi Ortak tedavi stratejilerinin geliştirilmesi Kanserin erken teşhisine yönelik biyobelirteçlerin bulunması mümkün olabilecek. İki tür için de umut Uzmanlara göre bu çalışma, yalnızca evcil hayvanların yaşam süresini uzatmakla kalmayacak; aynı zamanda insan kanseri araştırmalarında da önemli bir model oluşturacak. Bilim dünyası, kediler üzerinden elde edilen genetik verilerin önümüzdeki yıllarda kişiselleştirilmiş kanser tedavilerine katkı sağlamasını bekliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ağızdaki sinsi tehlike: Kanserle bağlantı iddiası bilim dünyasını harekete geçirdi Haber

Ağızdaki sinsi tehlike: Kanserle bağlantı iddiası bilim dünyasını harekete geçirdi

Bilim insanlarının yayımladığı yeni bir araştırma, ağız sağlığı ile kanser arasındaki ilişkiye dair dikkat çekici bulgular ortaya koydu. Çalışmaya göre diş eti hastalığında rol oynayan bir bakteri, farelerde mevcut tümörlerin büyümesini hızlandırabilir ve kanser öncesi oluşumları tetikleyebilir. Bulgular henüz insanlar için kesinleşmiş olmasa da uzmanlar, ağız sağlığının tüm vücudu etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Bakterinin tümörleri büyüttüğü gözlemlendi 15 Ocak’ta Cell Communication and Signaling dergisinde yayımlanan araştırmada, ağızda bulunan Fusobacterium nucleatum adlı bakterinin farelerdeki meme tümörlerinin boyutunu artırabildiği tespit edildi. Deneylerde bakteriye maruz kalan farelerde tümörlerin yaklaşık altı hafta içinde diğer farelere kıyasla üç kat büyüdüğü, ayrıca kanserin akciğerlere yayıldığı belirlendi. Kana karışıp meme dokusuna ulaşıyor olabilir Araştırmacılar, zararlı bakterilerin ağızdan kana geçerek meme dokusuna ulaşabildiğini ve burada sağlıklı hücrelere zarar verebildiğini ifade ediyor. Daha önce ağız hastalıkları ile meme kanseri arasında bağlantı olduğuna işaret eden çalışmalar bulunsa da araştırma ekibinden onkoloji uzmanı Dipali Sharma, bu kez daha doğrudan bir ilişkiye işaret eden veriler elde ettiklerini belirtiyor. Kanserin ilk adımları tetiklenmiş olabilir Bilim insanları bakteriyi sağlıklı farelerin meme dokusuna enjekte ettiğinde iltihaplı lezyonların geliştiğini gözlemledi. Bu oluşumlar henüz kanser olarak tanımlanmasa da uzmanlara göre hastalığa giden yolda kritik bir eşik anlamına gelebilir. Genetik yatkınlığı olan hücreler daha savunmasız olabilir Laboratuvar testleri, bakterinin DNA hasarını artırabileceğini ortaya koyarken özellikle BRCA1 mutasyonu taşıyan hücrelerin bu etkiye karşı daha hassas olabileceği değerlendiriliyor. Araştırmacılar, bu genetik değişikliği taşıyan bireylerin bakterinin zararlarına karşı daha kırılgan olabileceğini ancak kesin sonuçlar için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu vurguluyor. İnsanlar için kesin sonuç yok Uzmanlar, söz konusu bakterinin tek başına kansere yol açıp açamayacağının henüz bilinmediğini belirtiyor. McGill Üniversitesi’nden ağız hastalıkları uzmanı Firoozeh Samim, kanserin çok faktörlü bir hastalık olduğuna işaret ederek bakterinin çevresel koşullar, genel sağlık durumu ve genetik etkenlerle birlikte bir risk faktörü oluşturabileceğini ifade ediyor. Ağız sağlığına bakış değişebilir Araştırmaya dahil olmayan uzmanlar da çalışmanın, bakteriler ile hastalıklar arasındaki ilişkiye dair önceki bulguların ötesine geçtiğini düşünüyor. Bilim insanlarına göre bu alandaki çalışmaların sürmesi, gelecekte kanserden korunma stratejelerine ağız sağlığının daha güçlü biçimde entegre edilmesine zemin hazırlayabilir. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Gen Z sigarayı yeniden ‘cool’ buldu: İngiltere’de gençler klasik sigaraya dönüyor Haber

Gen Z sigarayı yeniden ‘cool’ buldu: İngiltere’de gençler klasik sigaraya dönüyor

Erken 2000’lerin modası geri gelirken, İngiltere’de Gen Z arasında sigara da yeniden görünür oldu. Son veriler, ülkede sigara içenlerin oranındaki düşüşün durduğunu; bazı bölgelerde ise tekrar yükselişe geçtiğini gösteriyor. Gençler arasında tütün kullanımının on yılın zirvesine çıktığı belirtiliyor. Popüler kültür etkisi: “Glamour geri geldi” Gençler üzerindeki etkinin önemli bir kaynağı popüler kültür. Kamuoyunda sıkça sigara içerken görüntülenen isimler arasında Charli XCX, Dua Lipa, Sabrina Carpenter ve Paul Mescal yer alıyor. Özellikle Charli XCX’in “Brat Summer” estetiği, sigarayı “kirli bir alışkanlık”tan ziyade “havalı bir aksesuar” gibi kodladı. Rakamlar ne diyor? Tütünsüz nikotin ürünleri satan Haypp’in anketine göre 16–24 yaş grubunun yüzde 36’sı, 25–34 yaş grubunun ise yüzde 49’u sigaranın yeniden “moda” olduğunu düşünüyor. “Sigara cool mu?” sorusuna “evet” diyenlerin oranı 25–34 yaşta yüzde 38’e kadar çıkıyor. İngiltere’de gençler arasında tütün kullanımının yaklaşık yüzde 24’e ulaştığı, bunun son on yılın en yüksek seviyesi olduğu aktarılıyor. Vape korkusu ters tepti Bir diğer etken, elektronik sigaralara (vape) ilişkin artan sağlık endişeleri. NHS, vaping’in sigaraya kıyasla çok daha az zararlı olduğunu vurgulasa da, medyada yer alan “popcorn lung” gibi vakalar gençleri ürkütüyor. Anketler, gençlerin yarısından fazlasının vaping’i sigara kadar ya da daha zararlı sandığını gösteriyor. Uzmanlara göre bu algı, bazı gençleri yeniden tütün sigarasına yöneltiyor. Uzman uyarısı: ‘Nostalji gerçek bedeli gizliyor’ ASH (Action on Smoking and Health) CEO’su Hazel Cheeseman, 90’lar–2000’ler nostaljisinin sigaranın kültürel cazibesini geri getirdiğini söylüyor. “Sigara, genç yaşlarda ‘zararsız’ hissi yaratabilir ama sonuçları onlarca yıl içinde COPD, kanser ve kalp hastalığı olarak ortaya çıkar” uyarısını yapıyor. Ne yapılmalı? Uzmanlar, sigaranın “romantize edilmesini” engelleyecek net mesajlara ve güçlü halk sağlığı kampanyalarına ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Hükümetin “dumansız nesil” yasası (2009 sonrası doğanlara sigara satışının kalıcı olarak yasaklanması) olumlu bulunuyor; ancak gençlere yönelik açık ve çarpıcı sağlık iletişiminin yeniden güçlendirilmesi çağrısı yapılıyor.

İzleyiciler sabahladı: Yeni İspanyol dizisi “Gölgeler Şehri” uykuları kaçırdı Haber

İzleyiciler sabahladı: Yeni İspanyol dizisi “Gölgeler Şehri” uykuları kaçırdı

12 Aralık’ta Netflix kataloğuna eklenen 6 bölümlük İspanya yapımı Gölgeler Şehri (Ciudad de Sombras), kısa sürede izleyicilerin radarına girdi. Barselona’da geçen suç anlatısı, hem eleştirmenlerden övgü aldı hem de Türkiye toplumu dâhil pek çok ülkede izleyicilerin gecelerini uykusuz bıraktı. Barselona’dan yükselen karanlık bir suç hikâyesi izleyiciyi içine çekiyor Dizi, Gaudí’nin ikonik yapılarından birinde bulunan sarsıcı bir cesetle açılıyor ve gözden düşmüş bir dedektifin yeniden sahneye çıkışını anlatıyor. Karanlık tonlar, kontrollü tempo ve güçlü atmosfer, hikâyenin merkezine yerleşerek seyri giderek daha gerilimli bir noktaya taşıyor. Oyuncu performansları sosyal medyada gündem oldu Başrolleri Isak Férriz ile Verónica Echegui paylaşıyor. İzleyiciler özellikle Echegui’nin performansını “olağanüstü” olarak nitelendirirken, dizinin temposu için “Bir bölüm daha derken sabah 3 oldu” yorumları öne çıktı. Eleştirmenler diziyi ‘kendinden emin bir suç draması’ olarak tanımlıyor İspanya basınında yer alan değerlendirmelerde Gölgeler Şehri’nin çizgisini bilen, iddiasını abartmadan ortaya koyan bir yapım olduğu vurgulandı. Karanlık dili ve ağır atmosferi nedeniyle hafif bir seyir arayanlara hitap etmeyebileceği, ancak türün meraklıları için güçlü bir alternatif sunduğu ifade edildi. Edebiyattan ekrana taşınan bir anlatı sunuluyor Dizi, yazar Aro Sáinz de la Maza’nın Milo Malart kitap serisinin ilk romanından uyarlandı. Yönetmen koltuğunda Jorge Torregrossa otururken, senaryo Carlos López ve Clara Esparrach imzası taşıyor. Oyuncu kadrosunda Ana Wagener, Manolo Solo, Jordi Rico ve Jordi Ballester gibi isimler de yer alıyor. Dizi, acı bir kaybın ardından izleyiciyle buluştu Gölgeler Şehri, başrol oyuncularından Verónica Echegui’nin ölümünden aylar sonra yayımlandı. Echegui, Ağustos 2025’te kanser nedeniyle 42 yaşında yaşamını yitirmişti. Oyuncunun vefatı, sinema dünyasında geniş yankı uyandırmış; Pedro Sánchez de yayımladığı mesajda Echegui’yi “olağanüstü yetenek ve büyük tevazu sahibi” sözleriyle anmıştı. Kısa sürede kült yapımlar arasına girme sinyali verdi Altı bölümlük yapısıyla tempoyu diri tutan Gölgeler Şehri, suç ve gerilim türünü seven izleyiciler için sezonun en çok konuşulan dizilerinden biri olma yolunda ilerliyor. Eleştiriler ve izleyici tepkileri, dizinin uzun süre gündemde kalacağını gösteriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.