SON DAKİKA

#Kemal Okuyan

HABER DEĞER - Kemal Okuyan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kemal Okuyan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD müdahalesi Türkiye siyasetinde ortak tepki yarattı Haber

ABD müdahalesi Türkiye siyasetinde ortak tepki yarattı

ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’ya yönelik operasyonu Türkiye siyasetinde geniş yankı uyandırdı. İktidar ve muhalefet partileri, farklı gerekçelerle de olsa açıklamalarında egemenlik, uluslararası hukuk ve halk iradesi vurgusunda birleşti. Partilerin açıklamalarında ağırlıklı olarak uluslararası hukukun ihlali, egemenlik hakkı, emperyalizm ve halk iradesi vurguları öne çıktı. Yapılan değerlendirmelerde, müdahalenin yalnızca Venezuela’yı değil, küresel düzeni ilgilendiren sonuçlar doğurabileceği ifade edildi. AK Parti (Adalet ve Kalkınma Partisi) Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ABD’nin müdahalesini uluslararası hukuku ve siyasi meşruiyeti ihlal eden bir eylem olarak nitelendirdi. Çelik, “Siyasi tapu yalnızca ve yalnızca o ülkenin halkına aittir” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sessizliği kamuoyunda tartışma yaratırken, parti açıklamalarında egemenlik vurgusu öne çıktı. BBP (Büyük Birlik Partisi) Genel Başkan Mustafa Destici, operasyonu “hukuk dışı” ve “küresel zorbalık” olarak tanımlayarak ABD’yi “eşkıyalık ve haydutluk”la suçladı. CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) Genel Başkan Özgür Özel, müdahaleyi “emperyalist işgal” olarak nitelendirdi, Erdoğan’ın sessizliğini eleştirdi ve geçmişteki Maduro desteğini hatırlattı. Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, jeopolitik hesapların faturasının halka kesildiğini söyledi. Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, “Güç değil hukuk kazanmalıdır” diyerek egemenlik ihlaline dikkat çekti. CTP (Cumhuriyetçi Türk Partisi – Kıbrıs) Merkezi Yürütme Kurulu açıklamasında, müdahalenin uluslararası hukuka aykırı olduğu belirtilerek halkların kaderinin zorla tayin edilemeyeceği vurgulandı. DEM Parti Dış İlişkiler Komisyonu Eşsözcüleri Ebru Günay ve Berdan Öztürk, operasyonu egemenlik gaspı olarak tanımladı. Açıklamada, müdahalenin tüm bölgeyi tehdit ettiği ve halk iradesini hedef aldığı belirtildi. DEVA Partisi Genel Başkan Ali Babacan, devletlerin eşitliği ilkesinin açık biçimde çiğnendiğini vurguladı. DP (Demokrat Parti) Genel Başkan Gültekin Uysal, saldırının ve Maduro’nun kaçırılmasının iktidar için “bir turnusol testi” olduğunu söyleyerek hükümetin sessizliğini eleştirdi. DSP (Demokratik Sol Parti) Demokrat Sol Parti Genel Başkanı Önder Aksakal, Venezuela’ya yönelik ABD müdahalesinin uluslararası hukuk kapsamında meşru olmadığını vurguladı. Birleşmiş Milletler’in kurucu üyelerinden birine karşı bu yöntemin uygulanmasının, bundan sonra hiçbir devletin güvende olmadığını gösterdiği ifade edildi. EHP (Emekçi Hareket Partisi) Parti yönetimi, müdahaleyi küresel bir tehdit olarak nitelendirerek AKP iktidarına sert eleştiriler yöneltti. EMEP (Emek Partisi) Parti yönetimi, saldırının hedefinin Venezuela’nın enerji kaynakları olduğunu belirtti. “Barbarlık yenilecek, direnen halklar kazanacak” ifadeleri kullanıldı. ESP (Ezilenlerin Sosyalist Partisi) Saldırıya karşı sol partilerle ortak açıklamada yer aldı. Gelecek Partisi Genel Başkan Ahmet Davutoğlu, bu tür müdahalelerin dünyayı kalıcı çatışmalara sürükleyebileceği uyarısında bulundu. HÜDA-PAR Parti yönetimi, operasyonun arkasında Venezuela’nın doğal kaynaklarının bulunduğunu savunarak işgal vurgusu yaptı. İYİ Parti Genel Başkan Musavat Dervişoğlu, otoriterliğin ya da yozlaşmanın dış müdahaleyi meşrulaştıramayacağını belirterek ABD’nin yöntemini sert sözlerle eleştirdi. MHP (Milliyetçi Hareket Partisi) Genel Başkan Devlet Bahçeli, müdahaleyi hukuksuz bir darbe girişimi olarak nitelendirdi ve 15 Temmuz’la kıyasladı. Saadet Partisi Genel Başkan Mahmut Arıkan, operasyonu “açık bir emperyal saldırı” olarak tanımladı ve halk iradesine bomba yağdırılamayacağını söyledi. SMF, TÖP, THK Bu yapılar, sol partilerle birlikte ortak açıklamalarda yer alarak müdahaleyi küresel tehdit olarak niteledi. Sol Parti Saldırıyı “emperyalist haydutluk” olarak tanımladı ve “Yankee Go Home” çağrısı yaptı. TDP (Toplumcu Demokrasi Partisi – Kıbrıs) Emperyalist saldırganlığı sert biçimde kınadı, yaptırımların sivilleri hedef aldığına dikkat çekti. TİP (Türkiye İşçi Partisi) ABD Ankara Büyükelçiliği önünde protesto düzenledi. Açıklamada, hedefin Venezuela’nın doğal kaynakları olduğu vurgulandı. TKP (Türkiye Komünist Partisi) Genel Sekreter Kemal Okuyan, saldırıyı pervasız bir emperyalist hamle olarak nitelendirdi ve dayanışma çağrısı yaptı. Vatan Partisi Saldırıyı kınayarak sol partilerle ortak tepki gösterdi. Yeşil Sol Parti Müdahaleyi doğal varlıkların yağmalanması ve rejim değişikliği dayatması olarak tanımladı. Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Fatih Erbakan, operasyonu açık işgal olarak nitelendirdi ve emperyalizme karşı net tutum çağrısı yaptı. Zafer Partisi Genel Başkan Ümit Özdağ, müdahalenin uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirterek, bunun küresel çatışmaları tetikleyebileceği uyarısında bulundu.

TKP Genel Sekreteri Okuyan’dan ‘fotoğraf’ yorumu Haber

TKP Genel Sekreteri Okuyan’dan ‘fotoğraf’ yorumu

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, soL TV’de katıldığı programda gündeme damga vuran fotoğraf karesini yorumladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile DEM Partili vekillerin aynı karede yer almasının “simgesel” bir önemi olduğunu belirten Okuyan, “Yıllarca dışlanmış, yöneticileri cezaevine girmiş bir siyasi partinin bu duygusu anlaşılabilir. Ancak bu durum Türkiye siyasetinde yeni bir gelişmeye işaret ediyor” dedi. “Burada samimiyet yok, dostlukta da karşıtlıkta da” Okuyan, siyasette fotoğrafların geçici uzlaşıların yansıması olduğunu vurgulayarak, “Türkiye sağının fotoğrafı bu. Karşıtlıklar kadar yakınlaşmalar da aynı zeminde üretiliyor. DEM vekillerinin ifadeleri önümüzdeki dönemin olası senaryolarını gösteriyor ama burada samimiyet yok. Dostlukta da karşıtlıkta da” diye konuştu. “Erdoğan güçlü olsa herkesi yanına toplamaz” Sermaye içi çatışmalara da dikkat çeken Okuyan, “O fotoğraf aslında sermaye içi kavganın keskinleşmesinin ürünü. Erdoğan çok güçlü olsa herkesi yanına toplamaz. Halk devreye girmezse bu düzen içi çatışmalar, halka karşı politikalarla çözüme bağlanır” ifadelerini kullandı. Gazze planı ve Filistin yorumu Ortadoğu politikalarını da değerlendiren Okuyan, Trump’ın Gazze planına ilişkin, “Hamas’ın silahsızlandırılması ve Filistinlilerin direniş hakkının elinden alınması isteniyor. Bu planın İsrail lehine sonuçlar doğuracağı açık. Türkiye de bu süreçte ABD’nin talepleriyle uyumlu hareket ediyor” dedi. “CHP olmadan hiçbir iktidar Türkiye’yi yönetemez” Okuyan, iç politikada ise yönetim krizine işaret ederek, “CHP olmadan bu sistem yürümez. CHP olmadan hiçbir burjuva iktidarı Türkiye’yi yönetemez. Dolayısıyla CHP’nin bu süreçlere nasıl dahil edileceği, asıl kavga konusudur” diye konuştu. “Türkiye seçimsiz yönetilemez” Türkiye’de krizlerin derinleştiğini ifade eden TKP lideri, “Halkın elinde kıymetli olarak sadece seçimler kaldı. AKP bugün bunu da elinden almaya kalktı. Türkiye seçimsiz yönetilemez. Sermaye halkı yok sayarak yoluna devam etmek istiyor ama bunun bedelini ödeyecek” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

"Çatışma kötüdür ama emperyalist barış daha kötüdür" Haber

"Çatışma kötüdür ama emperyalist barış daha kötüdür"

Türkiye-İsrail ilişkilerinde “iki yüzlü” tablo Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan, X hesabından paylaştığı uzun değerlendirmede, Bahçeli’nin konuşmasının “yeni çözüm sürecinin başlangıcı” olarak kabul edildiğini hatırlatarak, bu konuşmada Türkiye’nin tehdit altında olduğu, İsrail’in işaret edildiği ve “iç cephenin sağlamlaştırılması” çağrısı yapıldığını aktardı. Okuyan, Türkiye ile İsrail’in hem sert bir rekabet hem de işbirliği içinde olduğunu belirterek, “Bunun nesi fena?” diye sorulabileceğini, ancak emperyalist barışın daha büyük haksızlıklar ve çatışmalar doğurduğunu ifade etti. Enerji, su ve pazar kavgası Paylaşımında bölgedeki çatışmaların ve ittifakların temelinde enerji, su ve hammadde kaynaklarının kontrolü, ticaret yolları, yeni yatırım ve pazar arayışı ile ucuz işgücü rekabetinin bulunduğunu vurgulayan Okuyan, Türkiye’deki iktidarların “emperyalist planları, o planlara dahil olarak bozma” alışkanlığından vazgeçmediğini söyledi. Bu davranış biçiminin, İkinci Dünya Savaşı sonrası yerleşen “son tahlilde Amerikancıyız” yaklaşımının bir sonucu olduğunu belirten Okuyan, bunun İsrail ile uyum anlamına geldiğinin altını çizdi. “ABD ve İsrail ile iyi geçinme” politikası Okuyan, geçtiğimiz günlerde Milli İstihbarat Akademisi’nin yayımladığı bir raporda İsrail-İran çatışmasının analiz edildiğini ve satır aralarında İsrail’in güçlü, İran’ın ise “suçlu” olarak resmedildiğini söyledi. Raporda ayrıca “Bu konjonktürde yalnız kalmamak için birileriyle iyi geçinmek gerekir” değerlendirmesinin yer aldığını, bu “birilerinin” ABD, İsrail ve müttefikleri olduğunu kaydetti. “Ahlak mı kaldı, kalmadıysa güvenlik açısından bakalım” diyen Okuyan, son yıllarda Türkiye’nin ABD ile hızla yakınlaştığını, İsrail ile yumuşama adımlarının da bu sürecin parçası olduğunu ifade etti. Gazze saldırıları ve “yarım kalan” yumuşama Kemal Okuyan, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Türkiye’ye gelmesine günler kala 7 Ekim saldırılarının yaşandığını ve Gazze’deki saldırıların soykırıma dönüştüğünü söyledi. Bu süreçte, İsrail ile tam yumuşamanın imkânsız hale geldiğini belirtti. Ancak ticaretin tamamen kesilmediğini, Lübnan ve Suriye’ye yönelik İsrail saldırılarına tepki verilmediğini, İran ile çekişmenin sürdüğünü ve Hamas’ın radikal kanadının etkisizleştirilmesi için çaba harcandığını aktardı. Suriye, Azerbaycan ve İsrail üçgeni Okuyan, Azerbaycan’ın İsrail ile gelişen ilişkilerine sessiz kalındığını, Suriye’de ise ABD-İngiltere-İsrail operasyonuna dahil olunduğunu söyledi. Daha cihatçılar Şam’ı ele geçirmeden “Şara” planının yapıldığını ve bu plana açık çek verildiğini belirten Okuyan, “Şimdi İsrail’in Suriye’de en az on üssü var” sözleriyle tabloyu özetledi. “Sermaye vahası” ve yeni savaş tehlikesi ABD’nin bölgeyi İsrail merkezli bir sermaye vahasına çevirmek istediğini söyleyen Okuyan, bunun kısa süreliğine bir “sermaye barışı” anlamına gelebileceğini ancak bu barışın yoksullar için kölelik, yağma ve talan üzerine kurulu bir ekonomik düzen getireceğini belirtti. “Ama buradan yeni savaşlar çıkar, mutlaka çıkar” diyen Okuyan, emperyalist barışın göründüğü kadar masum olmadığını yineledi. Okuyan’ın sözleri, “barış” diye sunulan tabloların ardında dönen büyük hesaplara dikkat çekiyor. Mesaj net: Bölgedeki her sıcak tokalaşma, yarın patlayacak bir kriz için zemin hazırlıyor olabilir. Enerji, su ve pazar kavgası bitmeden, ne çatışma biter ne de “barış” uzun sürer. Görünen o ki, Ortadoğu’da satranç tahtası sürekli değişse de, oyunun kuralları hep aynı kalıyor. Okuyan'ın X hesabından paylaştığı yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.