SON DAKİKA

#Keşif

HABER DEĞER - Keşif haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Keşif haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Güllü’nün kızı Tuğyan Ülkem Gülter’in uyuşturucu testi negatif çıktı Haber

Güllü’nün kızı Tuğyan Ülkem Gülter’in uyuşturucu testi negatif çıktı

Yalova’nın Çınarcık ilçesinde sanatçı Güllü’nün evinin penceresinden düşerek yaşamını yitirmesine ilişkin yürütülen soruşturmada önemli bir gelişme yaşandı. “Tasarlayarak yakın akrabayı öldürmek” suçlamasıyla tutuklanan kızı Tuğyan Ülkem Gülter ile olay sırasında evde bulunan arkadaşı Sultan Nur Ulu’nun, olay günü uyuşturucu madde etkisi altında oldukları yönündeki iddialar Adli Tıp raporuyla doğrulanmadı. Adli Tıp: Saç örneğinde maddeye rastlanmadı Bursa Adli Tıp Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesi’nin raporuna göre, her iki şüpheliden alınan saç örneklerinde uyuşturucu, uyarıcı ya da ilaç etken maddesine rastlanmadı. Böylece kamuoyunda geniş yankı uyandıran “madde etkisi” iddiaları bilimsel bulgularla çürütülmüş oldu. Olay gecesi iddiaları gündem olmuştu Soruşturma sürecinde, olay gecesi uyuşturucu kullanıldığına dair iddialar sıkça dile getirilmiş, Güllü’nün oğlu Tuğberk Yağız Gülter de savcılık ifadesinde bu ihtimali öne sürmüştü. Adli Tıp raporu, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını ortaya koydu. Bilirkişi raporu: Dış kuvvet ve temas vurgusu Öte yandan olay yerinde yapılan keşif sonrası hazırlanan bilirkişi raporunda, Güllü’nün geriye doğru düşmesi için dengesini bozacak nitelikte “bir dış kuvvet ve temas”ın varlığına dikkat çekildi. Raporda ayrıca intihara dair herhangi bir bulguya rastlanmadığı belirtildi. Soruşturma çok yönlü sürüyor Şüphelilerden Tuğyan Ülkem Gülter tutuklu bulunurken, Sultan Nur Ulu hakkında ev hapsi kararı uygulanıyor. Savcılık, bilirkişi ve Adli Tıp raporlarını da dikkate alarak olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin soruşturmayı çok yönlü biçimde sürdürüyor.

İngiltere’de 19. yüzyıla ait yüzlerce deri ayakkabı sahile vurdu Haber

İngiltere’de 19. yüzyıla ait yüzlerce deri ayakkabı sahile vurdu

İngiltere’nin Güney Galler kıyılarında şaşırtıcı bir keşif yapıldı. Sahillere vuran yüzlerce siyah deri ayakkabı, hem arkeologların hem de yerel halkın dikkatini çekti. İlk bulgular, ayakkabıların 19. yüzyıla ait olabileceğini ve denizde yaşanmış tarihi bir kazayla bağlantılı olduğunu düşündürüyor. Kıyılarda art arda bulunan ayakkabılar Kâr amacı gütmeyen Beach Academy adlı çevre ve kıyı koruma grubu, 18 Aralık’ta Glamorgan Vadisi’ndeki Ogmore-By-Sea sahilinde yürüttüğü kaya havuzu restorasyonu sırasında yaklaşık 200 siyah deri ayakkabı buldu. Günler içinde bu sayı 437’ye yükseldi ve buluntular yalnızca Ogmore ile sınırlı kalmayarak çevredeki üç farklı sahilde daha ortaya çıktı. 19. yüzyıla uzanan izler Uzmanlara göre ayakkabılar modern üretimlerden oldukça farklı. Çoğunluğu yetişkin erkek ve çocuklara ait olan bu deri ayakkabıların tasarımı, 1800’lü yıllarla örtüşüyor. Onlarca yıl denizde sürüklenmiş olmalarına rağmen bazı örneklerin hâlâ iyi durumda olması da dikkat çekiyor. Gemi batığı ihtimali Beach Academy’nin en güçlü hipotezi, ayakkabıların yaklaşık 150 yıl önce Tusker Rock kayalıklarına çarparak batan ve İtalya’dan ayakkabı kargosu taşıdığı düşünülen “Frolic” adlı bir gemiden geldiği yönünde. Bristol Kanalı’ndaki bu kayalık bölge, tarih boyunca çok sayıda gemi kazasına sahne olmuştu. Uzmanlar, Ogmore Nehri çevresindeki erozyonun bu ayakkabıları zaman zaman yeniden gün yüzüne çıkardığını belirtiyor. Ürkütücü ama masum bir keşif Bulunan ayakkabıların içinde insan kalıntısına rastlanmadı. Bu durum, geçmişte Kuzey Amerika kıyılarında ayakkabılarıyla birlikte bulunan insan ayakları vakalarından farklı bir tabloya işaret ediyor. Galler’deki keşif, şimdilik yalnızca tarihi bir deniz kazasının sessiz tanıkları olarak görülüyor. Uzmanlar, bölgedeki buluntuların ayrıntılı şekilde incelenmesiyle hem yerel denizcilik tarihine hem de 19. yüzyıl ticaretine dair yeni bilgiler elde edilebileceğini belirtiyor.

Lut Gölü’nde sır perdesi aralandı: 1900 yıllık Aramice yazıt ve Roma kılıçları bulundu Haber

Lut Gölü’nde sır perdesi aralandı: 1900 yıllık Aramice yazıt ve Roma kılıçları bulundu

“Naburya’lı Abba öldü” Kayaya kazınmış yazıtta dikkat çeken ifade “Naburya’lı Abba öldü” cümlesi oldu. “Abba” o dönemde yaygın bir isim olarak bilinirken, Naburya’nın Celile civarında küçük bir köy olduğu kayıtlarda geçiyor. Yazıtta henüz tam anlamlandırılamayan kelimeler de bulunuyor. Bir tesadüf keşfi Arkeologlar aslında 2700 yıllık başka bir yazıtı incelemek için mağaraya girmişti. Ancak sarkıtların altında gizlenen bu yeni yazı, tarihe farklı bir pencere açtı. Yazının kare biçimli harflerle yazıldığı ve modern İbranice’ye benzerlik taşıdığı belirtildi. Aramice’nin önemi Aramice, Antik Ortadoğu’nun ortak diliydi; diplomasi ve ticarette adeta dönemin İngilizcesi gibi kullanıldı. Tevrat’ın bazı bölümleri Aramice yazıldı, Hz. İsa’nın da bu dili konuştuğu kabul ediliyor. Bugün ise Süryanice formuyla hâlâ bazı topluluklarda yaşamaya devam ediyor. Roma kılıçlarıyla isyan bağı Yazıtın bulunduğu alanda ayrıca Roma’ya ait dört kılıç keşfedildi. Üçünün tahta kınlarının hâlâ sağlam olması, silahların bir mağarada özenle saklandığını gösteriyor. Araştırmacılar, kılıçların Roma askerlerinden ganimet olarak alındığını ve yeniden kullanılmak üzere gizlendiğini düşünüyor. İsrail Eski Eserler Kurumu’ndan Dr. Eitan Klein, “Silahların mağara çatlaklarına saklanmış olması, Bar Kokhba dönemindeki gerilla savaşlarının somut kanıtı olabilir” dedi. Tarihin karanlık noktaları aydınlanıyor Uzmanlar, yazıtın ve silahların MS 1. veya 2. yüzyıla tarihlendirildiğini belirtiyor. Bu da buluntuları yalnızca Bar Kokhba İsyanı değil, Birinci Yahudi İsyanı (MS 66-73) için de önemli bir delil haline getiriyor. Henüz çözülmemiş kısımlar üzerinde çalışmalar devam ediyor. Ancak kesin olan şu ki, Lut Gölü mağarasındaki bu keşif, Ortadoğu tarihinin en çalkantılı dönemlerinden birine ışık tutacak.

Kayıp Tiwanaku halkının sırrı çözüldü: Bin yıllık tapınak And Dağları’nda bulundu Haber

Kayıp Tiwanaku halkının sırrı çözüldü: Bin yıllık tapınak And Dağları’nda bulundu

Bolivya’nın Caracollo bölgesinde ortaya çıkarılan Palaspata tapınağı, hem mimarisi hem de ticaret yollarının kalbinde yer almasıyla bu kayıp medeniyetin izlerini gün yüzüne çıkardı. 210 kilometre uzakta, bilinmeyen bir merkez Keşif, Tiwanaku İmparatorluğu’nun bilinen başkentinden yaklaşık 210 kilometre güneyde yapıldı. Arkeolog José Capriles, tapınağın Titicaca Gölü çevresindeki yapılarla benzer özellikler taşıdığını belirtti. Teraslar, gömülü avlular ve ekinokslara hizalanmış girişleriyle Palaspata, dini ritüellerin merkezi olduğuna işaret ediyor. Ticaret yollarının kesişiminde Tapınağın bulunduğu nokta, günümüzde La Paz–Cochabamba Otoyolu olarak bilinen eski ticaret güzergâhlarının birleştiği yerde. Bu stratejik konum, Tiwanaku halkının yalnızca tarımla değil, lama kervanlarıyla yürüttükleri ticaretle de güçlü bir etki alanı oluşturduğunu gösteriyor. Kazılarda bulunan özel kupalar, burada toplu kutlamalar yapıldığını ve mısır bazlı alkollü içecek “chicha”nın içildiğini ortaya koyuyor. Sosyo-politik güç için inşa edilmiş Yaklaşık 125x145 metre büyüklüğündeki tapınak, 15 farklı bölümüyle adeta küçük bir şehir bloğu büyüklüğünde. Araştırmacılar, yapının yalnızca dini değil, aynı zamanda bölgedeki topluluklar üzerinde siyasi etki kurmak ve ticareti kontrol etmek için inşa edildiğini düşünüyor. Kayıp medeniyetin akıbeti Tiwanaku’nun çöküşüne dair kesin bilgiler bulunmasa da, uzmanlar çölleşme ve çevresel bozulmaların sosyal huzursuzluğu artırdığını ve toplumsal ayaklanmalara yol açmış olabileceğini öne sürüyor. Çalışma, arkeoloji dergisi Antiquity’de yayımlandı ve kayıp Tiwanaku uygarlığının sırlarını çözme yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Şok keşif: Yeni doğmuş süper kütleli kara delik bulundu! Haber

Şok keşif: Yeni doğmuş süper kütleli kara delik bulundu!

Araştırma ekibinin “Sonsuzluk Galaksisi” adını verdiği yapının, iki disk galaksinin çarpışması sonucu oluştuğu açıklandı. Galaksinin şekli, adeta bir sonsuzluk sembolünü andırıyor. Yapının merkezinde yer alan dev gaz bulutlarının içinde ise yaklaşık 1 milyon Güneş kütlesine sahip bir süper kütleli kara delik keşfedildi. Galaksinin ortasında, çekirdeğin dışında Kara deliğin konumu bilim insanlarını şaşırttı. Alışılmışın aksine, bu dev yapı iki galaksi çekirdeğinden hiçbirine ait değil, birleşim noktasının tam ortasında yer alıyor. Yale Üniversitesi’nden astronom Pieter van Dokkum, “Bu, yeni doğmuş bir süper kütleli kara deliğin doğrudan gözlemlendiği ilk örnek olabilir” açıklamasında bulundu. James Webb Teleskobu'nun gücüyle keşfedildi Keşif, NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu tarafından yürütülen COSMOS-Web projesi kapsamında elde edilen yüksek çözünürlüklü görüntülerle yapıldı. Ayrıca, W. M. Keck Gözlemevi, Chandra X-ışını Gözlemevi ve Ulusal Radyo Astronomi Gözlemevi’ne ait veriler analiz edildi. 300 milyar dünya kütlesinde bir dev Bilim insanları, kara deliğin kütlesinin yaklaşık 1 milyon Güneş’e eşit, yani Dünya’nın 300 milyar katı olduğunu açıkladı. Bu devasa kütle, bilim dünyasına evrenin ilk dönemlerinde kara deliklerin nasıl bu kadar hızlı büyüdüğü sorusuna dair önemli bilgiler sağlıyor. Kesin sonuç için yeni gözlemler gerekiyor Araştırma ekibi, kara deliğin gerçekten yeni doğmuş bir süper kütleli kara delik olup olmadığını kesinleştirmek için daha ileri gözlemlerin yapılması gerektiğini belirtti. İlk bulgular, kozmik zamanın erken evrelerinde galaksi birleşmelerinin kara delik oluşumunda oynadığı rolü anlamada devrim yaratabilecek nitelikte.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.