SON DAKİKA

#Kıbrıs

HABER DEĞER - Kıbrıs haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kıbrıs haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MSB Libya mutabakatına yönelik AB ve Yunanistan'dan gelen tepkilere yanıt verdi: "Üçüncü tarafların değerlendirmeleri mutabakatı ortadan kaldıramaz" Haber

MSB Libya mutabakatına yönelik AB ve Yunanistan'dan gelen tepkilere yanıt verdi: "Üçüncü tarafların değerlendirmeleri mutabakatı ortadan kaldıramaz"

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Bakanlık tarafından yapılan değerlendirmelerde; Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatı, AB ve Yunanistan temsilcilerinin açıklamaları, Bedir Mutabakat Zaptı, Mekke Savunma İttifakı, Katar’dan Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedariki, Uluslararası Müşterek Stratejik Komutanlık ve 2027 yılı savunma bütçesine dair kritik detaylar paylaşıldı. "Libya Temsilciler Meclisi'nin onay kararını memnuniyetle karşılıyoruz" Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından 20 Ekim 2026 tarihinde onaylanmasına ilişkin memnuniyet dile getirildi. Kararın uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde iki ülkenin meşru haklarını teyit ettiği belirtilirken, AB ve Yunanistan tarafından yapılan açıklamalara karşı şu ifadeler kullanıldı:Türkiye’nin bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sağlamayı sürdürdüğü belirtilen Bakanlık, "Jeostratejik ve jeopolitik önemi her geçen gün artan ülkemiz, sahip olduğu imkân ve kabiliyetler ile yürüttüğü diplomatik girişimler doğrultusunda bölgesel ve küresel barış, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlamayı sürdürmektedir" ifadelerini kullandı Libya ile imzalanan mutabakatın onaylanması ve savunma alanındaki uluslararası iş birliklerine dikkat çekilen açıklamada, "Libya ile imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanması, Mekke Savunma İttifakı ve Bedir Mutabakat Zaptı ile birlikte ülkemizin uluslararası alandaki etkinliğinin ve stratejik iş birliğinin somut göstergesidir" denildi. Türk Silahlı Kuvvetlerinin dost ve müttefik ülkelerin savunma kapasitelerinin geliştirilmesine yönelik faaliyetlerine de değinilen açıklamada, "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz şanlı tarihimizden aldığı güç ve ilhamla dost ve müttefik ülkelerin savunma ve güvenlik kapasitelerinin geliştirilmesine destek vermekte; ülkemizin bölgesel ve küresel barış ile istikrarın tesisine yönelik yapıcı ve kararlı çabalarına katkı sunmaktadır" ifadelerine yer verildi "Bedir Mutabakatı birlikte çalışma iradesinin göstergesidir" Bakanlık, 21 Ekim’de Katar’ın başkenti Doha’da Türkiye, Katar, Endonezya ve Pakistan arasında imzalanan "Bedir Mutabakat Zaptı"na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dört ülke arasındaki savunma sanayisi iş birliğinin stratejik önemine dikkat çekilen açıklamada şu hususlar kaydetti: "21 Ekim’de Doha’da Türkiye, Katar, Endonezya ve Pakistan arasında imzalanan Mutabakat Zaptı, ülkelerimiz arasındaki güçlü dostluğun ve birlikte çalışma iradesinin somut bir göstergesidir. Bu mutabakatla savunma sanayisi alanında ortak projelerin hayata geçirilmesi, araştırma-geliştirme faaliyetlerinin artırılması, altyapı ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve ortak üretim kapasitesinin geliştirilmesi ile ülkelerimiz arasında uzun vadeli ve sürdürülebilir stratejik ortaklıkların tesis edilmesi hedeflenmektedir." Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmasına ilişkin değerlendirmede bulunan Bakanlık, karardan duyulan memnuniyeti dile getirdi. Bakanlığın açıklamasında, "Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan ve yürürlükte bulunan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından da 20 Ekim 2026 tarihinde onaylanmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Söz konusu karar, uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde imzalanan Mutabakat Muhtırası'nın geçerliliğini teyit etmekte ve iki ülke arasındaki stratejik iş birliğini güçlendirmektedir." ifadeleri kullanıldı. Bakanlık, açıklamada, "Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası, uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde iki ülkenin meşru hak ve menfaatleri gözetilerek imzalanmıştırDeniz yetki alanlarının sınırlandırılması, ilgili kıyı devletlerinin egemen hakları kapsamında olup, üçüncü tarafların tek taraflı değerlendirmeleriyle söz konusu Mutabakat Muhtırası'nın hukuki geçerliliği ortadan kaldırılamaz. Ülkemiz, Doğu Akdeniz’deki meşru hak ve menfaatlerimizi uluslararası hukuk çerçevesinde korumaya, bölgesel barış, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlamaya devam edeceğiz " denildi. "Katar'dan Eurofighter tedarikine yönelik çalışmalar sürüyor" Bakanlık, Hava Kuvvetleri Komutanlığının harekât ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Katar’dan Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedarikine yönelik yürütülen çalışmalarda gelinen son aşamaya ilişkin de bilgi verdi. Açıklamada, "Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın harekât ihtiyaçlarının karşılanması maksadıyla Katar’dan Eurofighter Typhoon uçağı tedarikine yönelik çalışmalar devam etmektedir. Bu kapsamda ağustos ve eylül aylarında gerçekleştirilen heyetler arası toplantılarda tedarik edilecek uçak ve mühimmatın kapsamı, pilot ve bakım personelinin eğitimleri ile uçakların idame ve işletmesine yönelik teknik ve lojistik destek hususları ele alınmıştır" denildi. Sürecin sonraki aşamasına ilişkin ise, "Katar tarafından taslak eğitim programı ve satış sözleşmesinin hazırlanarak ülkemize gönderilmesi beklenmektedir" açıklaması yapıldı. "Uluslararası müşterek stratij komutanlık teşkil edildi" Bakanlık, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt dışındaki birlik ve unsurlarının sevk ve idaresinde etkinliğin artırılması amacıyla Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde yeni bir komutanlık teşkil edildiğini açıklayarak, "Bu kapsamda Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı da dâhil olmak üzere yurt dışında görev yapan birlik ve unsurlarımızın sevk ve idaresinde etkinliğin artırılması amacıyla Ağustos 2026’da Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde Uluslararası Müşterek Stratejik Komutanlık (UMSK) teşkil edilmiş ve komutanlığına Korgeneral Sebahattin Kılınç atanmıştır" ifadeleri kullanıldı. "Bakanlığımızın 2027 yılı bütçe ödeneği artırıldı" Bakanlık, 2027 yılı savunma bütçesine ilişkin açıklamasında, bölgede yaşanan gelişmeler ve değişen güvenlik ortamı doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetlerinin harekât ihtiyaçlarının karşılanması ve savunma kabiliyetlerinin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. Açıklamada, "Bölgemizde meydana gelen gelişmeler ve değişen güvenlik ortamı, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harekât ihtiyacının süratle karşılanmasını ve savunma kabiliyetlerimizin sürekli geliştirilmesini gerekli kılmaktadır" denildi. Savunma sanayisindeki öncelikli projelere ilişkin de açıklamada, "Bu kapsamda kara, deniz, hava, uzay ve siber harekât alanlarında ihtiyaç duyulan silah, sistem ve platformların yerli ve millî imkânlarla geliştirilmesi, başta hava savunma sistemleri, millî savaş uçağı, insansız hava araçları ve gemi inşa faaliyetleri olmak üzere stratejik savunma projelerinin sürdürülmesi önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Bu doğrultuda Türk Silahlı Kuvvetlerimizin caydırıcılığının güçlendirilmesi ve harekât etkinliğinin artırılması amacıyla Bakanlığımızın 2027 yılı bütçe ödeneği artırılmıştır" açıklamasında bulundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

MHP Lideri Bahçeli'den  'fon' ve 'yolsuzluk' açıklaması: "Suçlular açığa çıkarılacak ve hukuk önünde hesap verecek" Haber

MHP Lideri Bahçeli'den 'fon' ve 'yolsuzluk' açıklaması: "Suçlular açığa çıkarılacak ve hukuk önünde hesap verecek"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de düzenlenen MHP Grup Toplantısı'nda konuştu. Konuşmasında finansal piyasalardaki usulsüzlüklerden belediyelerdeki idari soruşturmalara, dış politikadan Doğu Akdeniz ve bölgesel güvenlik başlıklarına kadar pek çok konuda sert ve net mesajlar verdi. İstanbul'daki sel felaketi Bahçeli, İstanbuldaki sel felaketi hakkında, "İstanbul'la birlikte bazı şehirlerimizde yaşanan aşırı yağış ve sel, can ve mal kayıplarıyla birlikte çok sayıda vatandaşımızın yaralanmasına sebep olmuştur. Öncelikle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. İstanbul'da yaşanan sel önleyici tedbirlerle afetlere hazırlıklı olmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha açığa çıkarmıştır." ifadelerini kullandı. "Organize şekilde harama el uzatıldığı anlaşılmaktadır" Son dönemde kamuoyunu meşgul eden fon soruşturmalarına değinen MHP Lideri Bahçeli, finansal sistemin sağlıklı işlemesinin milli ekonomi açısından şart olduğunu vurguladı. Yürütülen adli ve idari süreçleri desteklediklerini belirten Bahçeli şu ifadeleri kullandı: "Geçtiğimiz haftadan bu yana hem fon soruşturması hem de İBB olmak üzere belediyelerdeki yolsuzluklara ilişkin yargı süreçleri devam etmektedir. Sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarı sağlamaya yönelik politikaların etkili olması, finansal sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesine bağlıdır. Fon soruşturmasına ilişkin gelişmelerden Türkiye ekonomisini hedef alan bir kanunsuzlukla, piyasayı bozucu işlemler yapıldığı, organize şekilde harama el uzatıldığı anlaşılmaktadır. Suçlular açığa çıkarılacak ve hukuk önünde hesap vereceklerdir." Sürecin bir arınma ve aklanma vesilesi olması gerektiğini ifade eden Bahçeli, "Nitekim suçluların açığa çıkarılması ve mağduriyetin giderilmesi yönünde atılan önemli adımlardan, konuya ilişkin yasal düzenlemenin Meclis Genel Kurulu gündeminde bulunmasından ve meselenin tüm boyutlarıyla aydınlatılarak sorumluların hesap vermesini sağlayacak güçlü siyasi iradenin ortaya konulmasından memnuniyet duyduğumuzu belirtmek istiyorum. Daha önce de vurguladığım gibi bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Adalet suçluyu cezalandırmanın yanında masumun da hakkını korumayı gerektirir. Cumhurbaşkanımızın isabetle fahiş kazancın bedelinin ödetileceğine ilişkin açıklaması adalete olan güvenimizi artırmıştır. Milletimiz emin olsun bazı sorunlarımız olsa da Türkiye ekonomisi sağlam temeller üzerindedir. " dedi. "Mahkemeler siyasi gösteri yeri değildir" İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) merkezli başlayan ve çeşitli belediyelere uzanan soruşturmalara da temas eden Bahçeli, adli süreçlerin polemik malzemesi yapılmaması gerektiğini belirtti: 3 Ekim 2026 tarihli yazılı açıklamada ifade ettiğim gibi, cümle halkın emek ve alın terinin hülasası olan devlet mülkünü omuzlarda taşımak büyük bir sorumluluktur. Devlet mülküne tasallut edenin adalet ve terbiyesi ise devlet ahlakındadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden başlayarak birçok belediyeye uzanan ihale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlarda oluşan her türlü çıkar ilişkisi, ceza hukukunu ilgilendiren bir problem olmanın yanında bir ahlak yoksulluğudur. Yargılama süreçleri devam ederken siyasi polemiklerle kişisel gündem oluşturmak yerine, yöneltilen iddialara hukuki zeminde cevap vermek ilgililerin hayrına olacaktır. Mahkemeler, siyasi gösterilerin değil, savunma hakkının esas alındığı yerlerdir. Milletimiz gelişmeleri yakından takip etmekte ve adaletin bir an evvel tecellisini beklemektedir." "Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir" Soruşturmalar kapsamında yürütülen basın özgürlüğü tartışmalarına da değinen MHP lideri, medyanın kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğuna saygı duyduklarını ancak hukukun üstünlüğünün esas olduğunu söyledi: "Soruşturmalar kapsamındaki bir başka konu da basın özgürlüğü tartışmalarına yöneliktir. Özgür basının demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğuna, medyanın kamuoyunu bilgilendirme görevini özgürce yerine getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bununla beraber özgürlük kadar sorumluluğun, reyting kadar da hukukun kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir, olmamalıdır. Nitekim medya kuruluşları da diğer bütün kurumlar gibi hukuk karşısında sorumluluk taşımaktadır. Asıl olan, basın özgürlüğünü savunurken hukuka aykırı eylemlere göz yuman bir hukuksuzluğa düşmemektir. Çünkü basın özgürlüğü demokrasinin güvencesiyse hukuka bağlılık ve etik sorumluluk da bu özgürlüğün temel dayanaklarıdır." Terörsüz Türkiye vurgusu Bahçeli yürütülen Terörsüz Türkiye süreci hakkında da konuşarak, "Türkiye'nin ekonomik, siyasi ve diplomatik başarılarla öne çıktığı, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerinin kuvveden fiile dönüştüğü, kanunsuzlukların üzerine gidildiği bir ortamda huzur ve güven iklimini sabote etmeye yönelik hiçbir girişim kabul edilemezdir. Sosyal medya üzerinden oluşturulmaya çalışılan algıya, FETÖ hesaplarından yapılan kışkırtıcılığa itibar edilmemeli, resmî açıklamalar doğrultusunda hareket edilmelidir. Türkiye'nin güvensizlik temelinde yönlendirilmiş toplumsal tepkilerle karşı karşıya bırakılması girişimlerinin mutlaka önüne geçilmelidir." vurgusunu yaptı. "Terörsüz Türkiye terörsüz bölgeden ayrı düşünülemez" Bahçeli, "Terörsüz Türkiye hedefi, bu büyük gelecek tasavvurunun en önemli başlıklarından birisidir. Bu süreçte kararlılık kadar akıl, güvenlik kadar hukuk, devlet otoritesi kadar toplumsal mutabakat ve güven de önemlidir. Sınırlarımızın ötesinde varlığını sürdüren silahlı yapılar, komşu ülkelerin istikrarını bozduğu ölçüde Türkiye'nin güvenliğini de tehdit etmektedir. Bu nedenle terörsüz Türkiye hedefini terörsüz bölge vizyonundan ayrı düşünemeyiz. Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin hedefi, güvenliğini sağlamış, millî birliğini güçlendirmiş bir ülke olarak teknoloji üreten, yüksek katma değerli sanayisini geliştiren, tarımda verimliliği artıran, enerjide dışa bağımlılığını azaltan ve gençlerine yeni fırsatlar sunan bir güç hâline gelmektir. Bu amaçla tüm kurumlarımızla birlikte üniversitelerimizin de bu hedefe odaklanması şarttır. Üniversitelerimizin, ülkemizin köklü sorunlarına ve milletimizin daha fazla refah beklentisine cevap verecek bilimsel çalışmalarını ülke yönetimine katkı sağlayacak bir yapıya dönüştürmesi gerekmektedir."açıklamasını yaptı. "Gençlerimiz avrupa'daki kaos senaryolarına kapılmamalı" Konuşmasında Türk gençliğine de seslenen Bahçeli, Fransa'da başlayan ve Avrupa geneline yayılan kitlesel eylemlere atıfta bulunarak gençlerin provokasyonlara karşı uyanık olmasını istedi: "Gençlerimiz ne Fransa'da başlayan ve neredeyse tüm Avrupa'ya yayılan kaos ve kargaşa üretmeye dönük eylemlere ne de öz benliğinden uzaklaştırılmaya çalışıldığı karanlık senaryolara heves etmemeli, tahriklere kapılmamalıdır. Vatanın bütün ümidinin onların anlayış, bilgi ve enerjisinde olduğunu unutmadan, bilimin ışığında Türk istiklali ve istikbali için kendilerini yetiştirmeye odaklanmalıdır." "Birleşik Kıbrıs tam bir hayaldir ve felakettir" Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'taki son gelişmeleri de yakından takip ettiklerini bildiren Bahçeli, Kapalı Maraş ve Gazi Mağusa Limanı üzerinden Rum tarafıyla yürütülen temas iddialarına sert tepki gösterdi: "Rum basınına yansıyan ve yalanlamayan Kapalı Maraş’ın BM yönetimine verilmesi ve Gazi Mağusa limanının Avrupa Komisyonu gözetiminde işletilmesine yönelik kararlar Kıbrıs Türklerinin egemenlik hakları konusunda vahim bir tablo sunmaktadır. Birleşik Kıbrıs Federasyonu tam bir hayaldir ve Türk egemenliğinin de felaketidir. Kıbrıs asırlardır Türk’tür ve ebediyen Türk kalacaktır." Suriye ve Irak'taki Dönüşümü ve "Terörsüz bölge hedefi" Suriye ve Irak hattındaki askeri ve siyasi gelişmeleri de değerlendiren Bahçeli, Bağdat yönetiminin gayrimeşru silahlı yapıları tasfiye adımlarını ve Suriye'de YPG/SDG unsurlarının devlet kurumlarına entegrasyonu veya tasfiyesine yönelik süreçleri olumlu karşıladıklarını açıkladı. Bahçeli, İran'ın PJAK konusundaki açıklamalarının da sahaya yansımasıyla bölgesel barışın tesis edileceğini ve "Terörsüz Türkiye" hedefinin bölgesel bir boyut kazandığını ifade ederek, "Komşu ülkelerimizde yaşanan bu gelişmeler göstermektedir ki önemli mesafe kat eden Terörsüz Türkiye hedefimiz bölgesel bir boyut da kazanmaktadır. Diğer taraftan İran İçişleri Bakanı'nın eylül ayında gerçekleştirdiği Ankara ziyareti esnasında, “PJAK ve tüm kolları varlıklarını sona erdirmeli, silahlarını bırakmalıdır.” açıklamasının gereğinin de yerine gelmesiyle bölgesel barış için bir adım daha atılmış olacaktır." dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yunan Basınından Ankara-Tel Aviv analizi: "İsrail ateşle oynuyor, alevlerin eşiğindeyiz" Haber

Yunan Basınından Ankara-Tel Aviv analizi: "İsrail ateşle oynuyor, alevlerin eşiğindeyiz"

Türkiye ile İsrail arasında Suriye üzerinden yaşanan gerilim Yunanistan’da geniş yankı uyandırmaya devam ediyor. Atina’daki stratejik değerlendirmelerde İsrail’in Suriye topraklarındaki askeri hamleleri, Türkiye’nin bölgedeki artan ağırlığı ve Yunanistan’ın Tel Aviv ile kurduğu savunma ortaklığı masaya yatırılıyor. "Yunanistan alevlerin eşiğinde" Yunanistan merkezli BankingNews platformunda yayımlanan kapsamlı analizde, iki ülke arasındaki rekabetin taşıdığı riskler çarpıcı ifadelerle ele alındı. Yazıda, Türkiye ile İsrail arasında Suriye hattında muhtemel daha geniş çaplı bir çatışmanın Atina yönetimi açısından yeni ve son derece tehlikeli bir güvenlik denklemi yaratacağı vurgulandı. İsrail’in Suriye’de henüz fiilen operasyonel hale gelmemiş askeri kapasiteleri hedef alan önleyici saldırılarının Ankara-Tel Aviv hattındaki ipi germekte olduğu savunuldu. Bu duruma örnek olarak, İsrail'in 18 Ağustos'ta Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne düzenlediği saldırı gösterildi. Söz konusu operasyonun anlık bir tehdidi bertaraf etmekten ziyade, gelecekte ortaya çıkabilecek olası askeri kapasiteleri engelleme amacı taşıdığı iddia edildi. Türk radarı ve stratejik hesaplaşma Yunan analizinde dikkat çekilen başlıca teknik detaylardan biri de Türkiye’nin Suriye’deki olası askeri yapılanması oldu. Suriye sahasında kurulabilecek gelişmiş bir Türk radar sisteminin, İsrail uçaklarının uçuş rotalarını, irtifalarını ve tüm hareketlerini anlık olarak takip edebileceği ifade edildi. Böyle bir senaryonun İsrail’in bölgedeki askeri hareket serbestisini kısıtlayacağı ve Tel Aviv’in güvenlik hesaplarını altüst edeceği öne sürüldü. Atina’nın çıkmazı ve İsrail ittifakı Analizde, Yunanistan ile İsrail arasında son yıllarda derinleşen savunma sanayii ve teknoloji ortaklığına da parantez açıldı. İki ülke arasındaki bu iş birliğinin Atina’ya olası bir bölgesel çatışmada otomatik olarak İsrail’in arkasında durma yükümlülüğü getirmediğinin altı çizildi. Buna rağmen; Ege, Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve deniz yetki alanları gibi Türkiye ile Yunanistan arasındaki kronik ihtilaflar göz önüne alındığında, Türk-İsrail hattında yaşanabilecek büyük bir krizin Yunanistan’ın pozisyonunu son derece zora sokacağı belirtildi. Gözler 27 Ekim İsrail seçimlerinde Yunan basınının dikkat çektiği bir diğer kritik eşik ise 27 Ekim 2026 tarihinde yapılacak İsrail seçimleri oldu. Tel Aviv yönetiminin iç siyasetinde Türkiye’ye yönelik güvenlik söylemlerinin körüklendiği, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun güvenlik ve dış politika krizlerini seçim kampanyasının ana ekseni haline getirdiği ifade edildi. Türkiye-İsrail hattındaki hassasiyetlerin bu siyasi atmosferle harmanlanmasının bölgedeki gerilim ihtimalini tırmandırdığı tespiti yapıldı. Analiz, İsrail’in önleyici saldırı doktrinini sürdürmesi ve bölgesel riskleri artırması durumunda, Atina’nın Tel Aviv ile yakınlaşmasının maliyetini çok daha sert şekilde tartışmak zorunda kalacağı uyarısıyla tamamlandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Türkiye-Suriye Yakınlaşması İsrail Basınında: Tel Aviv'de Alarm Zilleri Çalıyor Haber

Türkiye-Suriye Yakınlaşması İsrail Basınında: Tel Aviv'de Alarm Zilleri Çalıyor

İsrail Basınında Geniş Yankı Uyanlandı Türkiye ile Suriye arasında son dönemde ivme kazanan diplomatik ve ekonomik iş birliği, İsrail kamuoyunun ve medyasının odak noktası haline geldi. The Jerusalem Post gazetesi tarafından 15 Eylül tarihinde yayımlanan analizde, Şam yönetiminin Türkiye ile bağlarını hızla geliştirdiği ve bu sürecin Tel Aviv'de yakından izlendiği ifade edildi. Gazete, haberi "Suriye, Türkiye ile bağlarını güçlendirmeye devam ediyor ve bu durum İsrail'de endişeye yol açıyor" başlığıyla okuyucularına aktarırken, Suriye'nin Türkiye ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini genişleterek kritik altyapı projelerine yatırım çekmeye çalıştığını yazdı. 40 Anlaşma ve 10 Milyar Dolarlık Ticaret Hedefi Suriye'nin resmi haber ajansı SANA'nın verilerine dayandırılan haberde, Türkiye ile Suriye arasında bugüne kadar toplam 40 anlaşma ve mutabakat zaptının imzalandığına dikkat çekildi. 22 Suriye bakanlığı ve kurumunun Türkiye'deki muhataplarıyla kurumsal bağlar oluşturduğu, enerji, ticaret, ulaşım ve altyapı alanlarındaki iş birliğinin derinleştiği aktarıldı. Özellikle Mayıs 2025'te imzalanan enerji anlaşmasının ardından Türkiye'den Suriye'nin kuzeyine elektrik sevkiyatının başladığı hatırlatıldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani'nin 13 Eylül tarihinde Şam'da gerçekleştirdiği kritik görüşmeye de vurgu yapıldı. Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani, Türkiye'nin Şam'daki büyükelçiliğini yeniden faaliyete geçiren ilk ülkeler arasında yer aldığını belirtirken, iki ülke arasındaki ticaret hacmini yaklaşık 4 milyar dolardan 10 milyar dolara ulaştırmayı hedeflediklerini açıkladı. İsrail medyasındaki analizde, bu hızlı yakınlaşmanın bölgesel dengeler açısından İsrail'i rahatsız ettiği ve Tel Aviv hattında endişeyle karşılandığı değerlendirmesine yer verildi. Doğu Akdeniz'de Yeni Hat ve İzolasyonu Aşma Çabası Analizde ayrıca Suriye'nin Doğu Akdeniz ve Avrupa ile iletişim ve ulaşım ağlarını güçlendirme hamlelerine de yer verildi. Bu kapsamda Tartus ile Kıbrıs arasında "Ebla" adı verilen bir denizaltı iletişim kablosunun inşası için anlaşmaya varıldığı belirtildi. Suriye telekomünikasyon şirketi, Kıbrıs merkezli Cyta ve ABD merkezli UNIFI Communications ortaklığıyla yürütülecek projenin 2028'in başlarında devreye alınmasının planlandığı kaydedildi. İsrail gazetesinin değerlendirmesinde, atılan tüm bu adımların Şam yönetiminin uzun yıllardır maruz kaldığı ekonomik izolasyonu geride bırakma stratejisinin bir parçası olduğu ifade edildi. Suriye'nin ülkeyi yeniden imar ve toparlanma sürecinde Türkiye, Avrupa ve küresel pazarlarla bağlarını güçlendirmeye odaklandığına dikkat çekildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kozinoğlu soruşturmasında  Hasan Atilla Uğur'unda dahil olduğu 4 isim için gözaltı kararı Haber

Kozinoğlu soruşturmasında Hasan Atilla Uğur'unda dahil olduğu 4 isim için gözaltı kararı

Soruşturmada yeni dalga Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yeni ve kritik gelişmeler yaşandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından derinleştirilen soruşturma doğrultusunda, Kozinoğlu’nun cezaevi sürecinde görev yapan yargı mensupları ile aynı koçuğu paylaştığı isimler mercek altına alındı. Yürütülen incelemeler neticesinde, olay tarihinde görev yapan eski Silivri Cumhuriyet Başsavcısı, eski cezaevi savcısı ve Kozinoğlu’nun iki koğuş arkadaşı olmak üzere toplam 4 şüpheli hakkında yakalama ve gözaltı kararı çıkarıldı. Hakkında gözaltı kararı verilenler arasında, ünlü isim Oğuzhan Uğur'un babası olan emekli asker Hasan Atilla Uğur'un da bulunduğu belirtildi. "Hiçbir şüpheli ölümü karanlıkta bırakmayacağız" Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, yıllar geçse de hiçbir şüpheli ölümün karanlıkta bırakılmayacağını vurguladı. Bakan Gürlek'in açıklamasında şu ifadeler yer aldı: "MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki şüpheli ölümüne ilişkin, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde İstanbul İl Jandarma Komutanlığımızla yürütülen soruşturmada, maddi gerçeğin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması amacıyla çalışmalar titizlikle sürdürülmektedir. Soruşturma kapsamında bugün; olay tarihinde görev yapan eski Silivri Cumhuriyet Başsavcısı, eski cezaevi savcısı ve Kozinoğlu’nun iki koğuş arkadaşı olmak üzere 4 şüpheli hakkında yakalama ve gözaltı kararı verilmiştir." 3 şüpheli yakalandı İstanbul ve Ankara’da gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlar sonucunda 3 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Yetkililer, Kıbrıs’ta bulunduğu tespit edilen diğer şüpheli hakkındaki adli sürecin ise kararlılıkla devam ettiğini bildirdi. Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı'nın da katkı sunduğu soruşturma kapsamında; ölümün meydana geldiği gece yaşananlar, olayın ardından yürütülen adli işlemler, toplanan deliller ve önceki soruşturma süreci hiçbir soru işareti bırakılmayacak şekilde yeniden masaya yatırılıyor. Adli merciler, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve sorumluların tespiti için gereken bütün adli adımların atılacağını belirtti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yunan askerinden ırkçılık itirafı: Türklere hakaret etmeye zorlanmış Haber

Yunan askerinden ırkçılık itirafı: Türklere hakaret etmeye zorlanmış

ELDYK'te görev yapan Nestor Bessios adlı asker, Yunan gazetesine gönderdiği mektuplarda, eğitimler sırasında Türklere yönelik ırkçı ve ağır hakaret içeren sloganların askerlere zorunlu tutulduğunu açıkladı. Komuta kademesi sessiz kaldı Bessios, taburdaki bu nefret söylemlerinin komuta kademesi tarafından bilindiğini ancak yapılan tüm şikayetlere rağmen hiçbir disiplin süreci işletilmediğini vurguladı. Bu ırkçı yaklaşımın halklar arasındaki nefreti körüklediğini belirten eski asker, durumun askeri disipline de zarar verdiğini ifade etti. KKTC'li siyasetçilerden sert tepki Yunanistan ve GKRY makamları iddialar karşısında sessizliğini korurken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden (KKTC) siyasiler yaşananlara büyük tepki gösterdi. Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili Yasemin Öztürk, Rum-Yunan ikilisinin Türklere yönelik kin ve nefretinden asla vazgeçmeyeceğinin bu olayla bir kez daha kanıtlandığını belirterek, "Geçmişte Kıbrıslı Türklere yönelik sistematik yok etme politikası uygulayan Rum-Yunan ikilisinin, gelecekte de Türklere yönelik kin ve nefretlerinden vazgeçmeyeceğinin en büyük delili, Kıbrıs'taki Yunanistan'a ait askeri kışlada yapılanlardır" dedi. Zorlu Töre: "Türk düşmanlığı devlet politikası haline getirildi" UBP Milletvekili Zorlu Töre de yaşananların münferit bir olay olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Rum yönetiminin Yunanistan ve İsrail ile kurduğu askeri ittifakların yarattığı şımarıklıkla ırkçı söylemleri devlet politikası haline getirdiğini belirten Töre, "Kıbrıs'ın güneyinden Rum papazların Türk bayraklarına atış yaptığına dair bilgiler alıyoruz. Türk karşıtlığı pompalanıyor ve ırkçı bir zihniyet besleniyor. Bu durum karşısında her zaman teyakkuz halinde olmalıyız. Devamlılık gösteren bir ırkçılık ve Türk düşmanlığı söz konusudur" değerlendirmesinde bulundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

CHP Sözcüsü Sarı'dan Özel ve ekibine sert çıkış: "AKP işbirlikçisi, bölücü ve koltukçular" Haber

CHP Sözcüsü Sarı'dan Özel ve ekibine sert çıkış: "AKP işbirlikçisi, bölücü ve koltukçular"

CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı MYK toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kıbrıs halkının çıkarlarının her zaman yanında olduklarını ve Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili görüşlerini yinelediklerini belirten Sarı, sürecin sadece devletin bekası ya da güvenlik ekseninde ele alınamayacağını, Kürt meselesini bu dar boyuta sıkıştıran yaklaşımların kısır ve yetersiz olduğunu vurguladı. "Hiçbir siyasal partinin imkanlarıyla başka parti kurulamaz" Toplantının ana gündem maddesi olan Özgür Özel'in yeni parti hamlesine ilişkin çok sert ifadeler kullanan Sarı, hiçbir siyasal partinin imkanlarından yararlanılıp kürsüsünden konuşularak bir başka partinin ilan edilemeyeceğini belirterek şu ifadeleri aktardı: "Öncelikle hangi rejim altında, hangi ülkede olursa olsun siyasal partiler kurulur, gelişir ancak hiçbir zaman bir siyasal partinin içinde olup o siyasal partinin olanaklarından yararlanıp kürsüsünden konuşarak, amblemi altında, il ve ilçe örgütlerinden faydalanarak ve onun grup salonunda ve odasında bir başka siyasal partinin ilanı yapılamaz. Bunun çok ahlaki bir şey olmadığı açıktır. Bunun ciddi bir etik ve ahlak sorunu oluşturduğu açık ve nettir." "Bölücü, koltukçu ve AKP işbirlikçileridir" Ayrılık kararının arkasında başka hesaplar olduğunu savunan Sarı, bu sürecin iki ay boyunca "CHP'den ne kadar büyük parça kopararsak o kadar kâr" mantığıyla yönetildiğini öne sürdü. Açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi: "Biz bu arkadaşlarımızı partiyi bölmemeleri konusunda uyarmıştık. Her şeyden önce AKP'nin ekmeğine yağ süreceğini söylemiş, bölücü olmakla suçlamıştık. Suçlamalarımızın ne kadar temelli olduğunu görüyoruz. Kendi neden oldukları butlan sürecinin olumsuzluklarını ortadan kaldırmak yerine birlikte mücadele edeceklerine böyle bir tutum sergileyeceklerine kaçmayı tercih etmişlerdir. CHP'den ne kadar büyük parça koparırsak o kadar kâr mantığıyla bu süreci iki ay boyunca yönetmişlerdir. Bunlar koltukçu. 'Biz kendimize koltuk arıyoruz' diyorlar. Partilerini nerede konumlandırıyorlar bunu kamuoyunun bilmesinde fayda var ama asla CHP'nin kurucu parti olma özelliğini bünyenizde taşıyamayacaksınız. Onları bu yanlıştan dönmeye çağırıyoruz. Israr ediyorlarsa da AKP işbirlikçisi, bölücü, koltukçu olduklarını ilan etmek istiyoruz. Sonuna kadar bu sürecin karşısında duracağız." "Eylül ayında kongreler yapılacak, istifalar üyelerin onda birine bile ulaşmadı" Eylül ayıyla birlikte kongre süreçlerini başlatacaklarını açıklayan Sarı, Kütahya, Uşak, Karaman ve Çankırı il örgütlerinin feshedildiğini, Eskişehir, Karaman, Sivas, Kırşehir ve Uşak illerine ise il başkanlığı görevlendirmesi yapıldığını bildirdi. Sosyal medyada yansıtılan istifa furyasının gerçeği yansıtmadığını belirten Sarı, "Sosyal medyada koparılan yaygara hiçbir şekilde doğru değil. CHP üyelerinin onda birine bile ulaşmadı istifa. Bir istifa furyası söz konusu değil" ifadelerini kullandı. Belediye başkanlarının da kahir ekseriyetle parti içinde kalmayı tercih ettiğini vurgulayan Sarı, şunları kaydetti: "Teknik olarak yeni sistemde ana muhalefet partisi olmanın avantajları, parlamenter sistem kadar net değil. İktidar artık parlamento içinde kurulmuyor ama parlamentonun en büyük muhalefet partisi olmak önemli. İkinci CHP sayılardan ibaret değil. CHP'nin tarihsel mirasına ve vizyonuna asla sahip olamazsınız. İhtiyaç duyulan parti olmak ve CHP'nin özgül ağırlığını taşımayı, vekil sayısından daha önemli görüyorum. Ben kaç arkadaşımızın istifa edeceğini bilmiyorum ama istifa eden bütün arkadaşlarımız büyük bir tarihsel sorumluluk içinde olacaklar. Bir müddet sonra CHP'ye dönmek için büyük çaba sarf edeceklerini şimdiden görüyorum." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Haluk Levent soruşturmasında şoförün ifadesi ortaya çıktı! Haber

Haluk Levent soruşturmasında şoförün ifadesi ortaya çıktı!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturmada, Haluk Levent’in yaklaşık 3,5 yıl makam şoförlüğünü yapan İlker Çetin’in emniyet ifadesi ortaya çıktı. Çetin, banka hesabı üzerinden gerçekleştirilen yüksek tutarlı para transferlerinin Haluk Levent’in talimatıyla yapıldığını öne sürdü. Levent’in banka hesabı ve kredi kartı bulunmadığını belirten Çetin, kendi hesabına gelen paraları yine Levent’in söylediği kişilere gönderdiğini iddia etti. MASAK incelemesine yansıyan verilere göre, Çetin’in hesaplarından Yeliz Kaya’nın hesaplarına 45 işlemde 210 milyon lirayı aşan para transferi gerçekleştirildiği belirtildi. Çetin, işlemleri Haluk Levent’in talimatları doğrultusunda yaptığını savundu. Para transferlerine ilişkin talimatların WhatsApp üzerinden gönderildiğini söyleyen Çetin, yazışmaları şüphelendiği için silmediğini ve “delil olsun” diye sakladığını öne sürdü. Telefonunu şifresiyle birlikte emniyet birimlerine teslim ettiğini ifade etti. Çetin ayrıca Ankara’da yüklü miktarda nakit para teslim aldığını, Haluk Levent’in gönderdiği konumlara giderek aldığı paraları Yeliz Kaya’nın hesabına yatırdığını iddia etti. İfadesinde Kıbrıs’taki kumarhane işlemlerine de değinen Çetin, kendi banka hesabı üzerinden milyonlarca liralık kumarhane jetonu alındığını öne sürdü. Çetin, hesabındaki para hareketlerinden kişisel menfaat sağlamadığını savunarak, “Ben yalnızca Haluk Levent’in şoförüydüm. Hesabım üzerinden yapılan işlemler Haluk Levent’e aittir” dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.