SON DAKİKA

#Kıbrıs

HABER DEĞER - Kıbrıs haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kıbrıs haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yunan askerinden ırkçılık itirafı: Türklere hakaret etmeye zorlanmış Haber

Yunan askerinden ırkçılık itirafı: Türklere hakaret etmeye zorlanmış

ELDYK'te görev yapan Nestor Bessios adlı asker, Yunan gazetesine gönderdiği mektuplarda, eğitimler sırasında Türklere yönelik ırkçı ve ağır hakaret içeren sloganların askerlere zorunlu tutulduğunu açıkladı. Komuta kademesi sessiz kaldı Bessios, taburdaki bu nefret söylemlerinin komuta kademesi tarafından bilindiğini ancak yapılan tüm şikayetlere rağmen hiçbir disiplin süreci işletilmediğini vurguladı. Bu ırkçı yaklaşımın halklar arasındaki nefreti körüklediğini belirten eski asker, durumun askeri disipline de zarar verdiğini ifade etti. KKTC'li siyasetçilerden sert tepki Yunanistan ve GKRY makamları iddialar karşısında sessizliğini korurken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden (KKTC) siyasiler yaşananlara büyük tepki gösterdi. Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili Yasemin Öztürk, Rum-Yunan ikilisinin Türklere yönelik kin ve nefretinden asla vazgeçmeyeceğinin bu olayla bir kez daha kanıtlandığını belirterek, "Geçmişte Kıbrıslı Türklere yönelik sistematik yok etme politikası uygulayan Rum-Yunan ikilisinin, gelecekte de Türklere yönelik kin ve nefretlerinden vazgeçmeyeceğinin en büyük delili, Kıbrıs'taki Yunanistan'a ait askeri kışlada yapılanlardır" dedi. Zorlu Töre: "Türk düşmanlığı devlet politikası haline getirildi" UBP Milletvekili Zorlu Töre de yaşananların münferit bir olay olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Rum yönetiminin Yunanistan ve İsrail ile kurduğu askeri ittifakların yarattığı şımarıklıkla ırkçı söylemleri devlet politikası haline getirdiğini belirten Töre, "Kıbrıs'ın güneyinden Rum papazların Türk bayraklarına atış yaptığına dair bilgiler alıyoruz. Türk karşıtlığı pompalanıyor ve ırkçı bir zihniyet besleniyor. Bu durum karşısında her zaman teyakkuz halinde olmalıyız. Devamlılık gösteren bir ırkçılık ve Türk düşmanlığı söz konusudur" değerlendirmesinde bulundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

CHP Sözcüsü Sarı'dan Özel ve ekibine sert çıkış: "AKP işbirlikçisi, bölücü ve koltukçular" Haber

CHP Sözcüsü Sarı'dan Özel ve ekibine sert çıkış: "AKP işbirlikçisi, bölücü ve koltukçular"

CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı MYK toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kıbrıs halkının çıkarlarının her zaman yanında olduklarını ve Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili görüşlerini yinelediklerini belirten Sarı, sürecin sadece devletin bekası ya da güvenlik ekseninde ele alınamayacağını, Kürt meselesini bu dar boyuta sıkıştıran yaklaşımların kısır ve yetersiz olduğunu vurguladı. "Hiçbir siyasal partinin imkanlarıyla başka parti kurulamaz" Toplantının ana gündem maddesi olan Özgür Özel'in yeni parti hamlesine ilişkin çok sert ifadeler kullanan Sarı, hiçbir siyasal partinin imkanlarından yararlanılıp kürsüsünden konuşularak bir başka partinin ilan edilemeyeceğini belirterek şu ifadeleri aktardı: "Öncelikle hangi rejim altında, hangi ülkede olursa olsun siyasal partiler kurulur, gelişir ancak hiçbir zaman bir siyasal partinin içinde olup o siyasal partinin olanaklarından yararlanıp kürsüsünden konuşarak, amblemi altında, il ve ilçe örgütlerinden faydalanarak ve onun grup salonunda ve odasında bir başka siyasal partinin ilanı yapılamaz. Bunun çok ahlaki bir şey olmadığı açıktır. Bunun ciddi bir etik ve ahlak sorunu oluşturduğu açık ve nettir." "Bölücü, koltukçu ve AKP işbirlikçileridir" Ayrılık kararının arkasında başka hesaplar olduğunu savunan Sarı, bu sürecin iki ay boyunca "CHP'den ne kadar büyük parça kopararsak o kadar kâr" mantığıyla yönetildiğini öne sürdü. Açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi: "Biz bu arkadaşlarımızı partiyi bölmemeleri konusunda uyarmıştık. Her şeyden önce AKP'nin ekmeğine yağ süreceğini söylemiş, bölücü olmakla suçlamıştık. Suçlamalarımızın ne kadar temelli olduğunu görüyoruz. Kendi neden oldukları butlan sürecinin olumsuzluklarını ortadan kaldırmak yerine birlikte mücadele edeceklerine böyle bir tutum sergileyeceklerine kaçmayı tercih etmişlerdir. CHP'den ne kadar büyük parça koparırsak o kadar kâr mantığıyla bu süreci iki ay boyunca yönetmişlerdir. Bunlar koltukçu. 'Biz kendimize koltuk arıyoruz' diyorlar. Partilerini nerede konumlandırıyorlar bunu kamuoyunun bilmesinde fayda var ama asla CHP'nin kurucu parti olma özelliğini bünyenizde taşıyamayacaksınız. Onları bu yanlıştan dönmeye çağırıyoruz. Israr ediyorlarsa da AKP işbirlikçisi, bölücü, koltukçu olduklarını ilan etmek istiyoruz. Sonuna kadar bu sürecin karşısında duracağız." "Eylül ayında kongreler yapılacak, istifalar üyelerin onda birine bile ulaşmadı" Eylül ayıyla birlikte kongre süreçlerini başlatacaklarını açıklayan Sarı, Kütahya, Uşak, Karaman ve Çankırı il örgütlerinin feshedildiğini, Eskişehir, Karaman, Sivas, Kırşehir ve Uşak illerine ise il başkanlığı görevlendirmesi yapıldığını bildirdi. Sosyal medyada yansıtılan istifa furyasının gerçeği yansıtmadığını belirten Sarı, "Sosyal medyada koparılan yaygara hiçbir şekilde doğru değil. CHP üyelerinin onda birine bile ulaşmadı istifa. Bir istifa furyası söz konusu değil" ifadelerini kullandı. Belediye başkanlarının da kahir ekseriyetle parti içinde kalmayı tercih ettiğini vurgulayan Sarı, şunları kaydetti: "Teknik olarak yeni sistemde ana muhalefet partisi olmanın avantajları, parlamenter sistem kadar net değil. İktidar artık parlamento içinde kurulmuyor ama parlamentonun en büyük muhalefet partisi olmak önemli. İkinci CHP sayılardan ibaret değil. CHP'nin tarihsel mirasına ve vizyonuna asla sahip olamazsınız. İhtiyaç duyulan parti olmak ve CHP'nin özgül ağırlığını taşımayı, vekil sayısından daha önemli görüyorum. Ben kaç arkadaşımızın istifa edeceğini bilmiyorum ama istifa eden bütün arkadaşlarımız büyük bir tarihsel sorumluluk içinde olacaklar. Bir müddet sonra CHP'ye dönmek için büyük çaba sarf edeceklerini şimdiden görüyorum." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Haluk Levent soruşturmasında şoförün ifadesi ortaya çıktı! Haber

Haluk Levent soruşturmasında şoförün ifadesi ortaya çıktı!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturmada, Haluk Levent’in yaklaşık 3,5 yıl makam şoförlüğünü yapan İlker Çetin’in emniyet ifadesi ortaya çıktı. Çetin, banka hesabı üzerinden gerçekleştirilen yüksek tutarlı para transferlerinin Haluk Levent’in talimatıyla yapıldığını öne sürdü. Levent’in banka hesabı ve kredi kartı bulunmadığını belirten Çetin, kendi hesabına gelen paraları yine Levent’in söylediği kişilere gönderdiğini iddia etti. MASAK incelemesine yansıyan verilere göre, Çetin’in hesaplarından Yeliz Kaya’nın hesaplarına 45 işlemde 210 milyon lirayı aşan para transferi gerçekleştirildiği belirtildi. Çetin, işlemleri Haluk Levent’in talimatları doğrultusunda yaptığını savundu. Para transferlerine ilişkin talimatların WhatsApp üzerinden gönderildiğini söyleyen Çetin, yazışmaları şüphelendiği için silmediğini ve “delil olsun” diye sakladığını öne sürdü. Telefonunu şifresiyle birlikte emniyet birimlerine teslim ettiğini ifade etti. Çetin ayrıca Ankara’da yüklü miktarda nakit para teslim aldığını, Haluk Levent’in gönderdiği konumlara giderek aldığı paraları Yeliz Kaya’nın hesabına yatırdığını iddia etti. İfadesinde Kıbrıs’taki kumarhane işlemlerine de değinen Çetin, kendi banka hesabı üzerinden milyonlarca liralık kumarhane jetonu alındığını öne sürdü. Çetin, hesabındaki para hareketlerinden kişisel menfaat sağlamadığını savunarak, “Ben yalnızca Haluk Levent’in şoförüydüm. Hesabım üzerinden yapılan işlemler Haluk Levent’e aittir” dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İletişim Başkanı Duran'dan Avrupa Parlamentosu'na sert tepki: "Asılsız iddialar kabul edilemez" Haber

İletişim Başkanı Duran'dan Avrupa Parlamentosu'na sert tepki: "Asılsız iddialar kabul edilemez"

Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada AP'nin tutumunu eleştiren İletişim Başkanı Duran, kararın taraflı bir anlayışla alındığını ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) meşru haklarını görmezden geldiğini belirtti. Duran, "Avrupa Parlamentosu'nun, Kıbrıs konusunda kabul ettiği ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimize yönelik asılsız iddialar içeren kararı kabul edilemez buluyor, en güçlü şekilde kınıyorum." ifadelerini kullandı. "Siyasi girişimin hiçbir hükmü yoktur" Kıbrıs meselesinde sergilenen bu yaklaşımın, adadaki gerçeklerle bağdaşmadığını vurgulayan Duran, şunları kaydetti: "Kıbrıs meselesine taraflı bir anlayışla yaklaşan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ve Kıbrıs Türk halkının meşru haklarını yok sayan bu siyasi nitelikteki girişimin hiçbir hükmü ve değeri yoktur. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsüne verdiği desteği kararlılıkla sürdürecek, Kıbrıs Türk halkının hak ve hukukunu her platformda savunmaya devam edecektir. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'yla adaya barış ve güvenlik getirmiş, Türkiye, Kıbrıs Türk halkının varlığının ve geleceğinin teminatı olmuştur. Siyasi saiklerle alınan hiçbir karar bu gerçeği değiştiremeyecek, Türkiye’nin Kıbrıs davasındaki kararlı duruşunu zayıflatamayacaktır." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İsrail’in Güney Kıbrıs’taki askeri varlığı Doğu Akdeniz’de gerilimi tırmandırıyor Haber

İsrail’in Güney Kıbrıs’taki askeri varlığı Doğu Akdeniz’de gerilimi tırmandırıyor

İsrail’in GKRY üzerinden Ada’daki diplomatik, ekonomik ve askeri etkisini her geçen gün artırması, bölgedeki stratejik dengeleri yerinden oynattı. İsrail vatandaşlarının Rum kesiminde yoğun arazi alımları yapması ve iki yönetimin askeri iş birliklerini derinleştirmesi, güvenlik mimarisini doğrudan etkileyen bir boyuta ulaştı. "Kıbrıs şimdilerde İsraillileşmeye başladı" Kıbrıs’taki güncel gelişmeleri masaya yatıran Prof. Dr. Mehmet Hasgüler, geçmişte Batılı ülkelerin Rum kesimini Avrupa Birliği’ne üye yaparak Kıbrıs sorununu “Avrupalılaştırdığını” hatırlattı. Gelinen noktada İsrail’in de bu denkleme dahil olduğuna dikkat çeken Hasgüler, durumu şu sözlerle özetledi: “Bir anlamda Avrupalılaşan Kıbrıs şimdilerde İsraillileşmeye başladı.” Hasgüler, İsrail’in “Acil Müdahale Gücü” adı altında Ada’ya 2 bin 500 asker konuşlandırdığını ve bu hamlenin mevcut statüyü aşındırdığını ifade etti. Ayrıca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile GKRY lideri Nikos Hristodulidis’in son yıllarda savunma ve istihbarat alanlarında yakın iş birliği yürüttüğünü, bu ittifak denkleminde Yunanistan’ın da yer aldığını sözlerine ekledi. "Türkiye karşıtı askeri bir ileri karakol" Müstafi Amiral Cihat Yaycı ise Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin İsrail ile geliştirdiği askeri bağların doğrudan Türkiye’nin milli güvenliğini hedef aldığını belirtti. Atılan adımların niteliğine dikkat çeken Yaycı, “Kıbrıs fiilen Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı askerî bir ileri karakola dönüştürülüyor.” dedi. Türkiye’nin garantör devlet sorumluluğuyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) güvenliğini koruma yükümlülüğü bulunduğunu hatırlatan Yaycı, İsrail ve GKRY’nin tek taraflı askeri adımlarının Ada’daki gerilimi körüklediğini ve Ankara’nın Doğu Akdeniz’deki hak ve çıkarlarından taviz vermeyeceğini vurguladı. Yoğun toprak alımları ve yerleşim alanları Türkiye gazetesinde yer alan habere göre, askeri hareketliliğin yanı sıra İsrail vatandaşlarının Güney Kıbrıs’ta yoğun şekilde arazi satın aldığı aktarıldı. Ada'nın bazı bölgelerinde yalnızca İsraillilerin ikamet ettiği kapalı yerleşim alanlarının oluştuğu kaydedilirken, uzmanlar bu nüfus ve mülkiyet hareketliliğinin ilerleyen dönemde çok daha büyük sorunlara yol açabileceği uyarısını yapıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Avrupa’da göçmen nüfusu rekor kırdı Haber

Avrupa’da göçmen nüfusu rekor kırdı

Centre for Research and Analysis on Migration tarafından yayımlanan rapora göre, Avrupa Birliği sınırları içinde yaşayan göçmen sayısı 2025 itibarıyla 64,2 milyona yükseldi. Raporda, bu sayının 2010 yılında yaklaşık 40 milyon olduğu hatırlatılarak, son 15 yılda göçmen nüfusunda dramatik bir artış yaşandığı vurgulandı. Almanya zirvede: 18 milyon göçmen yaşıyor Almanya, yaklaşık 18 milyon göçmenle Avrupa Birliği içinde en fazla yabancı uyruklu nüfusa sahip ülke olmaya devam etti. Rapora göre, Almanya’daki göçmenlerin yüzde 72’sini çalışma çağındaki nüfus oluşturuyor. Bu durum, göçmenlerin iş gücü piyasasındaki ağırlığını da ortaya koyuyor. Germany’nin ardından en yüksek göçmen nüfusuna sahip ülkeler arasında Fransa, İtalya ve İspanya yer alıyor. En hızlı artış İspanya’da Göçmen nüfusundaki en hızlı yükseliş ise İspanya’da yaşandı. Ülke, son bir yılda yaklaşık 700 bin yeni göçmen aldı ve toplam yabancı uyruklu nüfus 9,5 milyona çıktı. Uzmanlar, İspanya’daki artışın özellikle Latin Amerika ve Kuzey Afrika’dan gelen göç dalgasıyla bağlantılı olduğunu belirtiyor. Nüfusa oranla en fazla göçmen Lüksemburg, Malta ve Kıbrıs’ta Rapor, Avrupa’daki göç yükünün ülkeler arasında eşit dağılmadığını da ortaya koydu. Toplam sayı bakımından büyük ülkeler öne çıksa da, nüfusa oranla en fazla göçmen barındıran ülkeler Lüksemburg, Malta ve Kıbrıs oldu. Bu ülkelerde göçmen nüfusunun toplam nüfus içindeki payının, AB ortalamasının çok üzerinde olduğu belirtildi. Sığınma başvurularının büyük bölümü dört ülkeye yapılıyor Göçmen nüfusundaki dengesiz dağılım, iltica başvurularında da kendini gösterdi. Rapora göre, Avrupa Birliği’nde yapılan tüm sığınma başvurularının yaklaşık dörtte üçü yalnızca dört ülkeye yapıldı: İspanya, İtalya, Fransa ve Almanya. Uzmanlar, göçmen nüfusundaki hızlı artışın Avrupa’da hem iş gücü piyasasını hem de siyasal tartışmaları önümüzdeki yıllarda daha da fazla etkileyeceğini belirtiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

“Türkiye artık güvenilir bir NATO müttefiki değil” Haber

“Türkiye artık güvenilir bir NATO müttefiki değil”

Türkiye’nin son yıllarda izlediği dış politika, Batı dünyasında giderek daha sert tartışmaların konusu haline geliyor. Uluslararası analizlerde Ankara’nın bölgesel gücünü artırma hamleleri, NATO ile ilişkileri ve Hamas ile bağlantıları üzerinden yeni bir “jeopolitik risk” olarak tanımlanıyor. Türkiye “yeni İran mı?” tartışması yeniden gündemde Batı merkezli analizlerde, İran’ın bölgedeki etkisinin zayıfladığı bir dönemde Türkiye’nin yeni bir güç odağı olarak öne çıktığına dikkat çekiliyor. Bu değerlendirmelerde Türkiye’nin İran’la birebir aynı olmadığı vurgulansa da, izlediği politikaların Batı çıkarlarıyla giderek daha fazla çeliştiği ifade ediliyor. Analize göre Türkiye’nin ideolojik olarak İran’dan farklı olması, yarattığı stratejik sonuçları değiştirmiyor. Asıl tartışma, Ankara’nın NATO ve ABD’nin güvenlik çıkarlarını zayıflatıp zayıflatmadığı üzerine yoğunlaşıyor. Kıbrıs’taki askeri hamle “gerilimi tırmandırdı” Türkiye’nin Mart ayında Kıbrıs’ın kuzeyine Amerikan yapımı F-16 savaş uçakları konuşlandırması, analizde “önemli bir askeri tırmanış” olarak değerlendirildi. Bu adımın yalnızca bölgesel güç gösterisi değil, aynı zamanda İsrail’e yönelik dolaylı bir mesaj olduğu ifade ediliyor. Söz konusu hamlenin, tartışmalı bir bölgede askeri varlığı artırması nedeniyle uluslararası hukuk ve ittifak dengeleri açısından da tartışma yarattığı belirtiliyor. Hamas ile ilişkiler en kritik başlıklardan biri Analizde en sert eleştirilerden biri Türkiye’nin Hamas ile ilişkilerine yöneltiliyor. Ankara’nın bu ilişkiyi yalnızca siyasi destekle sınırlı tutmadığı, örgütün Türkiye’de faaliyet yürütmesine imkân tanıdığı iddia ediliyor. Türkiye’nin Hamas’a yönelik tutumu, NATO üyesi bir ülkenin ABD tarafından “terör örgütü” olarak tanımlanan bir yapıyla yakın ilişkiler kurması açısından Batı’da ciddi bir güvenlik sorunu olarak değerlendiriliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hamas’ı terör örgütü olarak görmemesi de bu tartışmanın merkezinde yer alıyor. S-400 krizi ve NATO ile çelişen politikalar Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın alması, analizde NATO ile yaşanan en büyük kırılmalardan biri olarak öne çıkıyor. Bu kararın, ABD’nin F-35 programını riske attığı ve Türkiye’nin programdan çıkarılmasına yol açtığı hatırlatılıyor. Ankara’nın hem Batı savunma sistemlerine entegre olmak istemesi hem de Rusya ile askeri iş birliklerini sürdürmesi, “çelişkili ve riskli bir strateji” olarak tanımlanıyor. Rusya-Ukrayna savaşında “çifte politika” eleştirisi Türkiye’nin Ukrayna’ya insansız hava araçları satarken, aynı zamanda Rusya’ya yönelik yaptırımlara katılmaması da analizde eleştirilen başlıklar arasında yer alıyor. Ankara’nın Rusya ile ekonomik ilişkilerini sürdürmesi ve finansal akışlara alan açması, NATO’nun ortak tutumuyla uyumsuz bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. Doğu Akdeniz ve bölgesel güç hedefi Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarını genişletme girişimleri ile Afrika Boynuzu, Suriye ve Katar’daki askeri varlığını artırması, analizde “bölgesel hegemonya arayışı” olarak yorumlanıyor. Bu çerçevede Türkiye’nin yalnızca savunma değil, aynı zamanda etki alanını genişletmeye yönelik aktif bir dış politika izlediği belirtiliyor. “Sorun Türkiye’yi yanlış tanımlamak değil, görmezden gelmek” Analizin sonuç bölümünde, Türkiye’nin birebir “yeni İran” olmadığı ancak artık klasik bir NATO müttefiki gibi davranmadığı vurgulanıyor. Asıl riskin Türkiye’yi abartmak değil, aksine değişen dış politika yönelimini görmezden gelmek olduğu ifade ediliyor. Batı’nın Ankara’ya yönelik yaklaşımını yeniden değerlendirmesi gerektiği dile getiriliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist HABER: Ferhat ÖZMEN

10 gündür kayıptı, Müge Anlı’da ortaya çıktı: Ece’den ailesine ağır suçlamalar Haber

10 gündür kayıptı, Müge Anlı’da ortaya çıktı: Ece’den ailesine ağır suçlamalar

Kıbrıs’ta üniversite son sınıf öğrencisi olan 23 yaşındaki Ece Küçükdoğanlı, 27 Şubat’tan bu yana kendisinden haber alınamadığı için ailesi tarafından aranıyordu. Evden hiçbir eşyasını almadan ayrılan genç kadının bulunması için ailesi televizyon programı Müge Anlı ile Tatlı Serte başvurdu. Günler süren arayışın ardından Ece’nin yerinin tespit edilmesiyle programda dikkat çeken bir yüzleşme yaşandı. Yaşça büyük biriyle birlikte olduğu ortaya çıktı Program sırasında İzmir’den bağlanan Safure isimli bir kadın, Ece’nin 36 yaşındaki oğlu Aykut ile birlikte olduğunu iddia etti. Yapılan araştırmalar sonucunda Ece’nin depo sorumlusu olarak çalışan Aykut ile internet üzerinden oynanan bir oyun aracılığıyla tanıştığı ortaya çıktı. Canlı yayına bağlanan Ece Küçükdoğanlı ise kayıp olmadığını belirterek, kendi isteğiyle evden ayrıldığını söyledi. Canlı yayında gergin yüzleşme Programın ilerleyen bölümünde genç kadın ailesiyle yüzleşmek için stüdyoya çıktı. Kızlarını görür görmez sarılmak isteyen anne ve babasına mesafe koyan Ece’nin açıklamaları stüdyoda gerginliğe yol açtı. Ece Küçükdoğanlı, yıllarca babasından şiddet gördüğünü ve annesinin de “polis duymasın, komşu duymasın” diyerek bu duruma sessiz kaldığını iddia etti. Baba iddiaları reddetti Genç kadının babası ise canlı yayında bu suçlamaları kesin bir dille reddetti. Baba, kızına şiddet uygulamadığını söyleyerek, “Dövdüysem ellerim kırılsın” ifadeleriyle kendini savundu. Evlilik açıklaması tartışma yarattı Program sırasında stüdyoya gelen Aykut ise Ece ile birlikte olduklarını ve genç kadını “nikahına almak istediğini” söyledi. Bu açıklama hem aile hem de program sunucusu Müge Anlı tarafından eleştirildi. Ece ise ailesinin kendisine baskı yaptığını, eğitim hayatını da tehdit unsuru olarak kullandığını iddia etti. Aile ise genç kadının tam burslu okuduğunu ve eğitimini tamamlaması gerektiğini belirterek evlilik kararına şu aşamada karşı olduklarını dile getirdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.