SON DAKİKA

#Kızılay

HABER DEĞER - Kızılay haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kızılay haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ahbap'ın tutuklanan satın alma müdüründen itiraflar: Deprem yardımları üzerinden soygun yapılmış Haber

Ahbap'ın tutuklanan satın alma müdüründen itiraflar: Deprem yardımları üzerinden soygun yapılmış

Milyonluk Kitap İhalesi ve Eski Kitap İddiası İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında deprem yardımlarıyla ilgili suçlamalarla 30 Temmuz'da tutuklanan Ahbap Derneği Satın Alma Müdürü Deniz Şimşek'in savcılıktaki ifadeleri gün yüzüne çıktı. Hakkındaki suçlamaları reddeden Şimşek, deprem bölgesindeki çocuklara dağıtılmak istenen kırtasiye malzemeleriyle ilgili süreçte yaşananları şöyle aktardı: Bir şirketin ilk olarak verdiği 66 milyon TL'lik teklifi yüksek bularak itiraz etdiğini, teklif daha sonra 44 milyon TL’ye düşürüldüğünü ancak ilerleyen süreçte dernek yöneticilerinin bilgisi dahilinde aynı firmadan 80 milyon lira bedelle kitap satın alındğını anlattı. Şimşek, "Sonradan öğrendim ki bu kitaplar yayınevinin deposunda kalan, tedavülden kalkmış ve müfredat dışı eski kitaplarmış. Ayrıca bölgede kurulacağı söylenen konteyner kırtasiyeler de hiç kurulmadı." "Hayvan yemleri kalitesizdi, gıdalar eksik ve fahiş fiyatlıydı" Depremzedelerin hayvancılık faaliyetlerini desteklemek amacıyla İzmir'deki bir petshop üzerinden 30 milyon TL tutarında 3 bin ton hayvan yemi ve mama alındığını belirten Şimşek, bu lojistiğin imkansızlığına dikkat çekerek, "Böyle bir miktarın sevkiyatı için en az 100 TIR gerekir, bizim böyle bir lojistiğimiz yoktu. Zaten sonradan çiftçilerin bu yemleri çok kötü kalitede olduğu için hayvanlarına yediremediğini duydum" ifadelerini kullandı. Gıda alımlarındaki usulsüzlük iddialarını da detaylandıran Şimşek, Haluk Levent'in talimatıyla bir firmadan toplamda 230 milyon TL bedelle kahvaltılık ürün alındığını kaydetti. Hatay ve Gaziantep'teki depolardan kendisine ürünlerin eksik geldiğine dair tutanaklar ulaştığını belirten Şimşek, depodaki görevliler 'Gelen salamlar dana salama benzemiyor, teste bile gerek yok' diyerek kalitesizliği rapor edildiğini, gıda kolileri genel olarak piyasa değerinin iki katı fiyatına faturalandırıldığını söyledi. "Bilim TIR'ları şirkete gitti" Dernek bütçesinden 6 adet "Bilim TIR’ı" dorsesi için yaklaşık 160 milyon TL ödendiğini, ancak dorselerin mülkiyetinin derneğe değil şirkete ait olacak şekilde sözleşme imzalandığını belirten Şimşek, muhasebedeki fatura usulsüzlüğünü şu sözlerle anlattı: "Muhasebede hiç yapılmayan bir bakım için 12 milyon liralık fatura gördüm. Durumu Haluk Levent’e sorduğumda, 'Denizcim biliyorsun bu TIR'lar zaten onlara ait ve onlara gidecek' dedi. Sonunda TIR'lar Ankara'daki şirkete geri gitti." Süreç içerisinde usulsüzlükleri fark etmesi nedeniyle dışlandığını ve kendisinden evrak saklandığını öne süren Şimşek, Haluk Levent'in kendisine, "İçeriden bilgi sızıyor, yarın bir sorun olursa İsviçre’ye kaçarım" dediğini iddia etti. Öte yandan Şimşek, geçmişteki Kızılay'dan çadır alımı krizinin de dernek yönetimi tarafından bilinçli olarak kamuoyuna sızdırıldığını, bu yolla devlet karşıtı bir hava yaratılarak derneğe olan bağışların artırılmasının hedeflendiğini ileri sürdü. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Silivri gemi faciasında gelişme: Batan "Tuğberk İmamoğlu" görüntülendi Haber

Silivri gemi faciasında gelişme: Batan "Tuğberk İmamoğlu" görüntülendi

720 metre derinlikteki enkaz kaydedildi Marmara Denizi’ni sarsan facianın ardından denizin 720 metre derinliğinde yatan enkaz ilk kez görüntülendi. Kocaeli'den Aliağa'ya seyreden boş durumdaki "MT Alsu" tankeri ile İskenderun'dan Karadeniz Ereğli'ye 4199 ton rulo sac taşıyan "Tuğberk İmamoğlu" kuru yük gemisi, 2 Eylül saat 03.00 sıralarında Silivri açıklarının 18 mil güneyinde çarpışmış, 10 mürettebatın bulunduğu "Tuğberk İmamoğlu" gemisi kısa sürede sulara gömülmüştü. Günlerdir süren acı bekleyişin ortasında, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki TCG Akın kurtarma ve yedekleme gemisi dün batığın yerini tam 720 metre derinlikte tespit etmişti. Bugün ise uzaktan kumandalı su altı aracı (ROV) ile enkazın üzerine inen ekipler, deniz tabanındaki o manzarayı kayda geçirdi. Görüntülerde batan geminin adının net bir şekilde okunduğu, ancak 10 mürettebattan hâlâ bir iz bulunamadığı bildirildi. Geniş çaplı arama kurtarma seferberliği Kaza sonrası başlatılan arama kurtarma faaliyetleri tüm imkânlarla kararlılıkla sürdürülüyor. Sahada Deniz Kuvvetleri, Sahil Güvenlik, Kıyı Emniyeti, AFAD ve Kızılay ekiplerinden oluşan geniş bir kadro görev yaparken; operasyona toplam 18 yüzer unsur, 5 helikopter, 2 insansız hava aracı (İHA), 1 uçak ve TCG Akın aktif olarak katılıyor. 10 canın akıbeti belirsizliğini korurken, arama çalışmalarından gelecek iyi bir haber bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Şahan Gökbakar'ın Ahbap ifadesi: "Haluk Levent'e güvenmedim" Haber

Şahan Gökbakar'ın Ahbap ifadesi: "Haluk Levent'e güvenmedim"

"Haluk Levent bende hiçbir zaman güven uyandırmadı" İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen Ahbap soruşturması kapsamında komedyen ve oyuncu Şahan Gökbakar'ın tanık sıfatıyla ifadesi alındı. Savcılık tutanağına yansıyan açıklamalarında Gökbakar, Haluk Levent'i 6 Şubat depremlerinden önce yalnızca kamuoyundan tanıdığını ifade etti. Gökbakar ifadesinde, "Kendisinin çek senet veya dolandırıcılık suçlarından ceza aldığını biliyordum. O yüzden kendisi bende hiçbir zaman güven uyandırmamıştır" diyerek, Levent'e yaklaşımının depremlerden çok öncesine dayandığını vurguladı. "Ahbap Derneğiyle hiçbir dönem ilişkim olmadı" Ahbap Derneğiyle herhangi bir mali ya da organizasyonel bağı bulunmadığını kaydeden Gökbakar, dernek üzerinden hiçbir maddi yardımda bulunmadığını söyledi. Afet dönemlerindeki yardım faaliyetlerini kendi imkânları ve sosyal medya kitlesi aracılığıyla yürüttüğünü belirten Gökbakar, "Ahbap Derneği ile hiçbir dönem ilişkim olmadı, bu dernek eliyle hiçbir dönem maddi olarak yardım yapmadım" ifadelerini kullandı. "Yardımlarımı AFAD üzerinden yürüttüm" Afet yardımlarında her zaman devletin resmî kurumlarını tercih ettiğini belirten Gökbakar; 2021 yılında Kastamonu'da yaşanan sel felaketi ile Muğla'daki orman yangınlarında topladığı yardımları AFAD'a teslim ettiğini anlattı. Kastamonu'daki yardımları sosyal medya hesabından duyurarak kitlesini de AFAD'a yönlendirdiğini belirten Gökbakar, "Bakış açım hep bu tür yardım faaliyetlerinin resmî kanallar üzerinden yapılması yönündeydi" dedi. 6 Şubat depremlerinin ardından da aynı çizgiyi koruduğunu ve Ahbap'ı destekleyen herhangi bir söylemde bulunmadığını ifade etti. Kızılay çadırları tartışması İfadesinde 6 Şubat depremlerinin ardından Kızılay'dan yapılan çadır alımlarına da değinen Gökbakar, Haluk Levent'in bu konudaki açıklamalarına sorgulayıcı yaklaştığını ve yaptığı bir paylaşım sonrasında Levent'le sosyal medyada tartışma yaşadıklarını aktardı. Yakın çevresine ve sosyal medya hesaplarında Haluk Levent'in geçmişindeki dosyalara dikkat çektiğini belirten Gökbakar, "Haluk Levent'in geçmiş dosyalarını da göz önünde bulundurarak kendisine daha dikkatli yaklaşılması gerektiğini deklare etmişimdir. Hal böyleyken benim Ahbap Derneği ile bu tür bir faaliyete girişmem mümkün değildir" sözleriyle ifadesini tamamladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ebola cehennemi durdurulamıyor: Kongo'da can kaybı kritik seviyeyi aştı Haber

Ebola cehennemi durdurulamıyor: Kongo'da can kaybı kritik seviyeyi aştı

Tarihin en hızlı Yayılan kabusu Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) kontrolden çıkan Ebola salgını, tüm coğrafi sınırları aşarak yıkıcı etkisini artırmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) Bundibugyo virüsüne karşı müdahaleyi yöneten ekibinin başında bulunan Thierno Balde, BM Cenevre Ofisi'nin haftalık basın toplantısına KDC'den çevrim içi katılarak tablonun vehametini gözler önüne serdi. Salgının bu kadar hızlı büyümesindeki en büyük etkenin, etkilenen bölgeler ile komşu alanlar arasındaki kontrolsüz insan hareketliliği olduğunu belirten yetkililer, mayıs ayında patlak veren ve onaylanmış hiçbir aşısı ya da tedavisi bulunmayan "Bundibugyo" varyantına karşı acil alarm durumuna geçti. Sağlık sisteminde alarm veriyor KDC Sağlık Bakanlığı ve uluslararası ortakların sınırlı operasyonel kapasitelerine rağmen mücadeleyi köylerden merkezlere kadar yaymaya çalıştığını ifade eden Balde, sahadaki kriz yönetiminin detaylarını paylaştı. Gözetim kapasitesini artırmak amacıyla DSÖ desteğiyle 100 yeni epidemiyolog görevlendirilirken, binden fazla toplum sağlığı çalışanı da sahaya sürüldü. Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi (IFRC) işbirliğiyle güvenli ve saygın defin kapasitesinin iki katına çıkarılması hedeflenirken, krizin başında yalnızca birkaç adet olan yatak sayısı 1.300'ün üzerine taşındı. Yetkililer, ilerleyen aylarda bu kapasiteyi 3 bine ulaştırmayı ve binlerce sağlık çalışanını eğiterek salgının önünü kesmeyi hedefliyor. 1976'dan günümüze uzanan karanlık miras Bir tür ölümcül kanamalı ateşe yol açan Ebola virüsü, ilk kez 1976 yılında Sudan'ın Nzara kasabasında ve KDC'nin Ebola Nehri yakınındaki Yambuku köyünde eş zamanlı olarak ortaya çıkmıştı. Özellikle 2014-2017 yılları arasında Batı Afrika'yı kasıp kavuran ve Gine, Liberya ile Sierra Leone'de 11 binden fazla insanın yaşamını yitirmesine neden olan salgınların ardından, KDC'de yeniden tırmanışa geçen bu yeni dalga küresel sağlık otoritelerini alarma geçirdi. Tüm bu yoğun çaba ve sevkiyatlara rağmen saha erişimi ile toplum kabulü noktasında ciddi engellerle karşılaştıklarını belirten DSÖ yetkilileri, salgının henüz kontrol altına alınamadığının altını çizdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Hazal Kaya'dan Ahbap soruşturması açıklaması: "120 bin lira bağış yaptım, mağdurum" Haber

Hazal Kaya'dan Ahbap soruşturması açıklaması: "120 bin lira bağış yaptım, mağdurum"

"Haluk Levent'le Tanışıklığım bulunmuyor" Haluk Levent'in 2020 yılında SMA'lı çocuklar hakkında yaptığı yardım faaliyetleri dolayısıyla kendisine telefonla ulaştığını belirten Hazal Kaya, "Kendi benzer yöndeki faaliyetlerinden bahsetti ama somut bir yardım talebinde bulunmadı. Hem bu süreçte hem de sonraki süreçte kendisi ile hiç yüz yüze görüşmedim. Aynı şekilde telefonla da başka görüşmemiz olmadı. Bu nedenle bir tanışıklığımız bulunmamaktadır" ifadelerini kullandı. Kendi inisiyatifiyle ofise Gitmiş Deprem döneminde Babala TV'nin canlı yayınını gördüğünde kendi isteğiyle yayın ofisine gittiğini aktaran Kaya, "Buraya gitmem konusunda herhangi birinin çağrısı veya yönlendirmesi olmadı. Oradaki beyanlarımız ve sonrasındaki süreçte şahsi sosyal medya hesaplarımdan yaptığım paylaşımlar tamamen depremden zarar görmüş insanlara yardımcı olmak kastıylaydı" dedi. "Ahbap'a 120 bin lira bağış bende yaptım" O dönem hamile olması nedeniyle duygu dolu bir süreç yaşadığını ve çok kısa bir süre sonra doğum yaptığını belirten Kaya, "Depremde birçok hamile kadın veya çocuk da etkilendiği için özellikle kendimi yardım etmek zorunda hissettim. Bu sebeple elimden geldiğince yardımlarda bulundum. Ahbap'a 120 bin lira bağış bende yaptım. Yaptığımız bağışların bu şekilde Haluk Levent tarafından suistimal edilmesi sebebiyle ben de mağdurum. Güvenimizin bu şekilde zedelenmesi nedeniyle çok üzgünüm. Yaptığım bağışın nereye gittiğini öğrenmek istiyorum. Bu yönde ben de şikayet hakkımı gerekli olursa kullanacağım" şeklinde konuştu. "Bahis ve kumarda harcanması alçakça bir hareket" Bu süreçte sadece Ahbap ve Babala TV'ye yönelik paylaşımlar yapmadığını, göçük altında kalan veya acil yardıma ihtiyacı olan insanların çağrıları için AFAD'ı etiketleyerek de sosyal medya paylaşımlarında bulunduğunu belirten Kaya, şunları kaydetti: "Ahbap Derneği'nin o süreçte kullanacağı çadırları Kızılay'dan temin etmesi veya çeşitli kamu görevlilerinden destek içeren açıklamalar paylaşması bizde de o dönem bir güven duygusu oluşturmuştu ama geldiğimiz noktada bu duygumuzun ve bizim kamuoyu nezdinde bilinirliğimizin kullanılarak insanlardan bağış toplanmaya çalışılmasını topluma yapılan bir kötülük olarak değerlendiriyorum. Basından öğrendiğim kadarıyla savunmasında dayandığı hususları korkunç bir şey olarak buluyorum. Hiçbir geçerliliği bulunmamaktadır. Benim de aralarında bulunduğum binlerce insanın iyi duygularının suistimal ederek yaptığımız bağışları bahis ve kumarda harcaması alçakça bir harekettir." Hazal Kaya, ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeden ayrıldı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Akdere’de yurttaşlar yalnız bırakıldı: Bu kentte eşit yaşam hakkı istiyoruz! Haber

Akdere’de yurttaşlar yalnız bırakıldı: Bu kentte eşit yaşam hakkı istiyoruz!

Ankara’nın Mamak ilçesine bağlı Akdere Mahallesi’nde yaşayan yurttaşlar, yıllardır biriken sorunların artık görmezden gelinemez hale geldiğini belirterek Haber Değer ihbar hattına ulaştı. Dereboyu Caddesi ve çevresinde yaşayan yurttaşlar; ulaşımın yetersizliği, iş olanaklarının yokluğu, aydınlatma eksikliği ve güvenlik sorunlarının gündelik yaşamı doğrudan etkilediğini ifade ederken, bu durumun yalnızca bir “hizmet eksikliği” değil, aynı zamanda açık bir eşitsizlik yarattığını vurguladı. Yurttaşlara göre Akdere, Ankara’nın merkezine bu kadar yakın olmasına rağmen kamusal hizmetlerden sistematik biçimde mahrum bırakılıyor. Kızılay gibi kentin merkezi noktalarına ulaşımın bir saate kadar çıkması, birden fazla araç değiştirme zorunluluğu ve doğrudan hat eksikliği, emekçilerin gündelik yaşamını zorlaştırıyor. Yurttaşlar, önerdikleri alternatif güzergâhlarla bu sürenin ciddi biçimde kısaltılabileceğini ifade ederken, mevcut ulaşım politikalarının halkın ihtiyaçlarından çok uzak olduğunu dile getiriyor. Bölgede iş olanaklarının yok denecek kadar az olması da dikkat çekilen bir diğer temel sorun. Yurttaşlar, Akdere’nin ekonomik olarak da dışlandığını, bu nedenle çevre mahallelerden bile bölgeye gelişin azaldığını belirtiyor. Bu durumun, emekçi mahallelerin giderek daha da yoksullaştırıldığı bir düzenin sonucu olduğuna dikkat çekiliyor. Altyapı ve güvenlik eksiklikleri de yurttaşların gündeminde. Dereboyu Caddesi’nin yaz aylarında kontrolsüz kalabalıklar nedeniyle güvensiz hale geldiği, yeterli denetim ve önlem bulunmadığı ifade edilirken; aydınlatma yetersizliği de kamusal alan kullanımını sınırlayan bir başka unsur olarak öne çıkıyor. Aynı ilçedeki bazı bölgelerde modern ve güçlü aydınlatma sistemleri bulunurken, Akdere’de “köy lambasını andıran” yetersiz ışıklandırmanın tercih edilmesi, yurttaşlar tarafından açık bir hizmet eşitsizliği olarak değerlendiriliyor. Yurttaşlar ayrıca Mamak metrosu projesinin de mevcut haliyle Akdere’yi yeterince kapsamadığını belirtiyor. Kentin ulaşım yatırımlarından eşit şekilde yararlanmak istediklerini ifade eden yurttaşlar, planlamaların yalnızca belirli bölgeleri değil, tüm halkı gözetmesi gerektiğini söylüyor. İhbar hattımıza ulaşan yurttaşlar, yaşadıkları sorunların bireysel değil, kamusal bir hak meselesi olduğunun altını çizerek yetkililere çağrıda bulundu: “Bu kentte eşit, güvenli ve insanca yaşamak istiyoruz.” haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bakan Yumaklı: 1 yılda 550 milyon fidan toprakla buluşacak Haber

Bakan Yumaklı: 1 yılda 550 milyon fidan toprakla buluşacak

“86 milyon yurttaşa görev düşüyor” Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, “Yeşil Vatan Seferberliği”nin yalnızca kamu kurumlarını değil, tüm yurttaşları, sivil toplum kuruluşlarını ve özel sektörü kapsadığını belirtti. “Bu seferberlikte 86 milyona görev düşüyor. Hem bireysel hem kurumsal olarak yapılacak katkılarla, bir yıl boyunca sürecek bir yeşil dönüşüm hedefliyoruz. 1 yılda 550 milyon fidan ve tohumu toprakla buluşturacağız.” dedi. Yumaklı, seferberliğin ilk etabının 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü’nde başlayacağını, 81 il ve 922 ilçede 7’den 70’e yurttaşların katılımıyla fidan dikim etkinlikleri yapılacağını belirtti. Rekor hedefi: “13,8 milyon fidanı aşacağız” 2019 yılındaki 11 Kasım etkinliklerinde 13,8 milyon fidanla dünya rekoru kırıldığını hatırlatan Bakan Yumaklı, bu yılki hedefin o rakamı geçmek olduğunu açıkladı. “2019’da büyük bir rekora imza attık. Bu yıl ise doğaya daha büyük bir armağan vermek istiyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında fidan dikim şenlikleriyle geleceğe nefes olacağız.” ifadelerini kullandı. Deprem, Gazze ve şehitler için hatıra ormanları kurulacak Yeşil Vatan Seferberliği kapsamında yalnızca fidan dikimi değil, toplumsal hafızayı yaşatacak özel projeler de yer alacak. Yumaklı, bu yıl içinde yapılacak bazı çalışmaları şöyle sıraladı: Yangın şehitleri anısına 8 ilde 17 noktada hatıra ormanları kurulacak. Deprem bölgesinde yaşamını yitiren yurttaşlar için 11 ilde özel hatıra ormanları oluşturulacak. 81 ilde “Aile Yılı Ormanları” tesis edilecek. Gazze’de yaşamını yitiren 68 bin kişi için Türkiye’de Gazze Hatıra Ormanı kurulacak. Yumaklı, “Bu projeler yalnızca doğayı değil, vicdanı da yeşerten girişimler olacak.” dedi. Kızılay ve spor federasyonlarıyla işbirliği Bakan Yumaklı, fidan dikim seferberliğinde kamu kurumlarının yanı sıra sivil toplum kuruluşları ve spor camiasının da aktif rol alacağını duyurdu. “Kızılay ile başlattığımız ‘1 Kan Verene 3 Fidan’ kampanyası kapsamında 4,5 milyon fidan dikeceğiz. Türkiye Basketbol Federasyonu ile ‘Her Basket Bir Fidan’ protokolü imzaladık. Benzer bir işbirliğini Futbol Federasyonu’yla da 11 Kasım sonrasında hayata geçireceğiz.” Bakan Yumaklı ayrıca, özel sektörün de seferberliğe büyük ilgi gösterdiğini belirterek, önümüzdeki günlerde yeni imza törenleriyle kurumsal hatıra ormanı projelerinin başlatılacağını söyledi. “Yeşil Vatan geleceğimizin teminatıdır” Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, açıklamasının sonunda doğaya yapılan her yatırımın gelecek nesillere bırakılacak en büyük miras olduğunu vurguladı: “Yeşil Vatan sadece bir slogan değil, çocuklarımızın nefes alacağı bir geleceğin teminatıdır. Her bir fidan, bu ülkenin dirilişini ve umudunu temsil ediyor.” Bu kapsamda, “Yeşil Vatan Seferberliği” yıl boyunca devam edecek ve Türkiye genelinde fidan dikimi, orman rehabilitasyonu ve çevre bilinci projeleriyle doğaya 550 milyon yeni hayat kazandırılacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.