SON DAKİKA

#Koalisyon

HABER DEĞER - Koalisyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Koalisyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trump, Almanya'nın aşırı sağ partisi AfD'ye desteğini açıkladı Haber

Trump, Almanya'nın aşırı sağ partisi AfD'ye desteğini açıkladı

Almanya'da sarsıcı seçim sonucu Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Eylül tarihinde gerçekleştirilen Eyalet Meclisi seçimleri, ülkedeki siyasi tabloyu değiştirecek sonuçlara sahne oldu. Aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisi (AfD), oyların yüzde 43,8'ini alarak seçim yarışını birinci sırada bitirdi. Ancak parti, eyalette tek başına iktidar olmak için gerekli olan salt çoğunluğu elde edemedi. Seçim sonuçlarına göre Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) 2021 yılına kıyasla yaklaşık 20 puan kaybederek yüzde 17,2 ile ikinci sıraya gerilerken, Sosyal Demokrat Parti (SPD) yüzde 9,3 oy oranıyla üçüncü sırada yer aldı. Sosyal Adalet ve Ekonomik Anlayış Partisi (BSW) ise yüzde 5,3 oyla meclise girmeye hak kazandı. Alman basınındaki kulis bilgilerine göre, BSW dışındaki tüm siyasi partiler AfD ile koalisyon kurmaya kapıları kapatmış durumda; bu durumun eyalette BSW'nin dışarıdan destekleyeceği bir formül haricinde hükümet krizi yaratabileceği konuşuluyor. Trump'tan göçmen politikalarına sert eleştiri Elde edilen seçim zaferinin ardından sosyal medya hesabından bir değerlendirme yayımlayan ABD Başkanı Donald Trump, AfD'nin başarısını açıkça övdü. Saksonya-Anhalt'taki sonucu "çok büyük bir başarı" olarak tanımlayan Trump, şu ifadeleri kullandı: "Nihayet, Almanya'ya büyük zarar veren o son derece berbat göçmenlik kurallarından ve düzenlemelerinden bıktılar." AfD'nin ülkedeki yükseliş trendine dikkat çeken Trump, Alman kamuoyunun izlenen göçmen politikalarına artık kesinlikle tahammül göstermediğini vurguladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Avrupa'da Faşizm Hortladı: Almanya'da Aşırı Sağcı AfD Başa Geçti Haber

Avrupa'da Faşizm Hortladı: Almanya'da Aşırı Sağcı AfD Başa Geçti

Göçmen karşıtı ve aşırı sağcı politikalarıyla bilinen Almanya için Alternatif (AfD) partisi, sandıktan yüzde 43,8 gibi rekor bir oy oranıyla birinci parti olarak çıktı. 2021 yılında yapılan seçimlerde oyların yüzde 20,8'ini alan parti, aradan geçen sürede oy oranını iki kattan fazla artırarak Alman siyasetinin merkezine yerleşti. Bu sonuç, kıta genelinde faşizmin ve aşırı sağcı ideolojilerin yeniden hortladığı yönündeki kaygıları en üst seviyeye taşıdı Sandıkta Rekor Katılım ve AfD'nin Yükselişi Eyalet genelinde seçime katılım yüzde 77 gibi yüksek bir oranla gerçekleşirken, 83 sandalyeli eyalet meclisinde AfD 39 milletvekilliği elde etti. Tek başına iktidar için gerekli olan 42 salt çoğunluk sınırını kıl payı kaçıran parti, Magdeburg’deki seçim kutlamalarında büyük bir coşkuyla karşılandı. Partinin 35 yaşındaki liste başı adayı ve sosyal medyada öne çıkan ismi Ulrich Siegmund, sonuçların kesinleşmesinin ardından yaptığı konuşmada, "Bu ülkede tarih yazdık. Halk nihayet siyasi değişim istediğini ve bunu bizimle yapmayı arzuladığını açıkça gösterdi" diyerek bu zaferi 2029 yılındaki federal seçimlerde ulusal iktidara uzanacak yürüyüşün ilk adımı olarak tanımladı. AfD Eş Başkanı Alice Weidel da sonucu "sansasyonel" ve "tarihi bir dönüm noktası" olarak nitelendirdi. CDU'da Ağır Hezimet ve Berlin'e "Güven Oyu" Darbesi Seçim tablosu, başkent Berlin'de ve özellikle Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) cephesinde şok etkisi yarattı. Uzun yıllardır koalisyon ortaklıklarıyla eyaleti yöneten CDU, büyük bir çöküş yaşayarak oyların yalnızca yüzde 17,2’sini alabildi. 2021 seçimlerine kıyasla oyunun neredeyse yarısını kaybeden CDU’da, yaklaşık 83 bin seçmenin tercihini AfD’den yana kullandığı tespit edildi. Siyasi analistler ve Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (DIW) yetkilileri, bu tarihi hezimeti yalnızca yerel bir başarısızlık olarak değil, federal hükümetin ekonomik durgunluk ve reform politikalarına yönelik ağır bir güven oylaması ve sert bir uyarı olarak değerlendiriyor. Hükümet Kurma Belirsizliği AfD her ne kadar sandıktan birinci çıksa da, tek başına mutlak çoğunluğa sahip olmaması ve diğer tüm ana akım siyasi partilerin AfD ile koalisyon yapmayı reddetmesi eyalette derin bir yönetim krizini beraberinde getiriyor. Geleneksel partilerin uyguladığı ve aşırı sağcı yapılarla iş birliğini yasaklayan "güvenlik duvarı" (Brandmauer) politikası, sol popülist Sahra Wagenknecht İttifakı'nın (BSW) yüzde 5,3 oy alarak meclise girmesiyle yeni bir tartışma alanına açıldı. BSW kanadından gelen "AfD'yi tamamen dışlamak antidemokratiktir" yönündeki mesajlar koalisyon senaryolarını bulandırırken, tarafların uzlaşamaması durumunda eyaletin yeniden seçime gitme ihtimali masada duruyor. Göç Karşıtlığı Endişe Verici Boyutta AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki bu devasa sıçramasının arkasında, eyaletteki mevcut hükümetin ekonomi, yaşam pahalılığı ve kamu hizmetlerindeki yetersizliklerinden duyulan derin memnuniyetsizlik yatıyor. Ulrich Siegmund’un "Güzel, eski, güvenli Almanyamı geri istiyorum" sloganıyla yürüttüğü kampanya, halkın yabancı nüfusa, kontrolsüz göçe ve ekonomik durgunluğa olan tepkisini doğrudan sandığa yansıttı. Partinin seçim programında; Alman ulusal kimliğinin korunması, Alman tarihi derslerinin millî değerler ışığında yeniden şekillendirilmesi, çalışmayan veya entegre olmayan göçmenleri hedef alan bir "sınır dışı görev gücü" kurma vaadi, Ukrayna'ya askerî ve malî desteğin kesilmesi ile Euro Bölgesi'nden ayrılma gibi radikal hedefler yer alıyor. Avrupa Genelinde Alarm Zilleri Çalıyor Almanya'nın Doğu eyaletlerinden birinde aşırı sağcı bir siyasi hareketin iktidarın eşiğine gelmesi, komşu ülkelerde de büyük bir rahatsızlık yarattı. Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure ile Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, sandıktan çıkan neticeyi kıta genelinde tırmanan popülist dalgaya karşı son derece kaygı verici bir işaret olarak değerlendirdi. Uzmanlar, Almanya'daki bu kırılmanın izole bir olay olmadığını, Fransa'dan İtalya'ya kadar tüm Avrupa'da benzer faşizan eğilimleri cesaretlendireceğini ve kıta demokrasisini tarihin en çetin sınavlarından biriyle baş başa bıraktığını vurguluyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Almanya'da kabine krizi çözülemedi: Bakanlar karşı karşıya Haber

Almanya'da kabine krizi çözülemedi: Bakanlar karşı karşıya

Başbakan Friedrich Merz'in hayata geçirmeyi planladığı kabine değişikliği, Ulaştırma Bakanı Patrick Schnieder'in yerine düşünülen Fritz Güntzler'in görevi son anda reddetmesiyle siyasi krize dönüştü. Yaşanan gelişmeler koalisyon ortakları arasında soğuk rüzgarlar estirirken, parti içindeki eleştirileri de beraberinde getirdi. Görevden kaçınma krizi derinleştirdi Başbakan Merz'in Ulaştırma Bakanı Patrick Schnieder'i görevden alma planı, yerine getirilmesi planlanan Hristiyan Demokrat Birlik Partili (CDU) siyasetçi Fritz Güntzler'in teklifi son anda reddetmesiyle beklenmedik bir engelle karşılaştı. Değişikliğin beklenenden çok daha zorlu ilerlemesi, Hristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) içinde Başbakan Merz'e yönelik eleştiri seslerinin yükselmesine neden oldu. Hükümet ortaklarından istikrar mesajı Krizin ardından hükümet kanadından yatıştırıcı açıklamalar geldi. Koalisyon hükümetinin küçük ortağı CSU Genel Başkanı Markus Söder, herhangi bir endişeye mahal olmadığını savunarak, "Her şey yoluna girecek. Hükümet görevini sürdürüyor. Gelecek hafta bu süreç tamamlanmış olacak" dedi. Araştırma Bakanı Dorothee Bär ise durumun dışarıdan olduğundan çok daha dramatik yansıtıldığını belirterek, sürecin Başbakan'ın planladığı doğrultuda çözüleceğini ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Litvanya’da Hükümet istifa etti Haber

Litvanya’da Hükümet istifa etti

Koalisyonun yeniden yapılandırılması kapsamında gerçekleşen bu adım, Litvanya'da yeni bir siyasi dönemin kapılarını aralıyor. "İstifa bir sürpriz değil, planlı bir geçiş" Görev süresi boyunca karşılaştığı zorluklara rağmen halkın yaşam kalitesini artırma konusunda önemli mesafeler katettiklerini belirten Ruginienė, istifasının ardından sakin bir portre çizdi. Kadın bir lider olarak çok fazla önyargıyla karşılaştığını itiraf eden Ruginienė, "günah keçisi" haline getirildiği iddialarını ise reddetti. Başbakan, bu sürecin bir kriz değil, aslında 2025 yılından beri planlanan ve koalisyon anlaşmasının bir parçası olan stratejik bir geçiş adımı olduğunu vurguladı. Yeni Başbakan adayı Mindaugas Sinkevičius Cumhurbaşkanı Gitanas Nausėda'ya sunulacak istifa kararnamesinin ardından, Nausėda'nın geçici hükümetin yeni kabine kurulana kadar görevine devam etmesini talep etmesi bekleniyor. Koalisyon protokolüne göre, Cumhurbaşkanı'nın yeni başbakan adayını parlamentoya sunmak için 15 günü bulunuyor. Şu an için Sosyal Demokrat Parti lideri Mindaugas Sinkevičius, başbakanlık koltuğu için en güçlü isim olarak öne çıkıyor. Kabinede değişim sinyalleri Yeni iktidar koalisyonunun (Sosyal Demokrat Parti, Litvanya Demokratik İttifakı ve Litvanya Çiftçileri, Yeşiller ve Hristiyan Aile İttifakı) parlamentoda 75 sandalyeye sahip olması, yeni hükümetin kurulması önündeki süreci kolaylaştırıyor. Yeni anlaşmaya göre kabinede önemli değişiklikler bekleniyor. Demokratik İttifak; Tarım, Enerji ve Sağlık bakanlıklarını üstlenmeye hazırlanıyor. Çevre Bakanlığı ise Sosyal Demokrat Parti'ye geçmesi ve istifa eden Başbakan Inga Ruginienė’nin, daha önce de yürüttüğü Sosyal Güvenlik ve Çalışma Bakanlığı görevine geri dönmesi muhtemel görünüyor. Parlamento tarafından onaylanmasının ardından yeni başbakanın kabinesini ve eylem planını açıklaması için 15 günlük ek süresi olacak. Bu değişim, 2025 yılında Gintautas Paluckas'ın istifasının ardından yaşanan sürecin devamı niteliğinde, parlamenter dönemdeki ikinci büyük kabine revizyonu olarak kayıtlara geçiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ankara doğumlu siyasetçi Avrupa’da zirveye çıktı! Haber

Ankara doğumlu siyasetçi Avrupa’da zirveye çıktı!

Hollanda’da azınlık hükümeti kurulması konusunda uzlaşan Demokrat 66 (D66), Hıristiyan Demokrat Parti (CDA) ve Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi (VVD) arasında görev dağılımı netleşti. VVD lideri Dilan Yeşilgöz-Zegerius, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla yeni hükümette Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı olarak görev alacağını duyurdu. Azınlık hükümetinin 23 Şubat’ta resmen göreve başlaması bekleniyor. Koalisyon dengeleri belli oldu D66 lideri Rob Jetten’in başbakan olmasıyla birlikte, koalisyon ortakları arasında yalnızca CDA lideri Henri Bontenbal’ın kabinede yer almayacağı ve Meclis Grup Başkanı olarak görevini sürdüreceği bildirildi. Parlamento sandalye dağılımına göre D66 yedi, VVD altı ve CDA beş bakanlık aldı. VVD kontenjanında Eelco Heinen Maliye Bakanı, David van Weel Adalet ve Güvenlik Bakanı, Thierry Aartsen Çalışma Bakanı olarak görevlendirilirken Vincent Karremans Altyapı ve Su Yönetimi, Sophie Hermans ise Halk Sağlığı, Refah ve Spor Bakanlığı’nı üstlenecek. Seçimlerin ardından yeni dönem başladı Hollanda’da 22 Kasım 2023 seçimlerinden sonra kurulan ve aşırı sağ ile merkez sağ partilerin yer aldığı önceki hükümet, yaklaşık bir yıl dolmadan 3 Haziran 2025’te dağılmıştı. Erken seçim kararının ardından yurttaşlar 29 Ekim 2025’te yeniden sandık başına gitti. Seçimde yüzde 16,9 oy alan D66 birinci parti olurken, 150 sandalyeli parlamentoda hem D66 hem de Geert Wilders liderliğindeki PVV 26’şar milletvekili çıkardı. Yeşilgöz’ün liderliğini yaptığı VVD ise mecliste 22 sandalye elde etti. Ankara’dan Avrupa siyasetine uzanan bir hikâye 18 Haziran 1977’de Ankara’da doğan Dilan Yeşilgöz-Zegerius, çocukluk yıllarının ardından ailesiyle birlikte Hollanda’ya göç etti. Annesi Fatma Özgümüş’ün Hollanda Mülteci Örgütü’nde görev aldığı, babası Yücel Yeşilgöz’ün ise 12 Eylül öncesinde sendikal faaliyetler yürüttüğü biliniyor. Eğitimini Hollanda’da tamamlayan Yeşilgöz, Vrije Universiteit Amsterdam’da sosyal ve kültürel bilimler alanında yüksek lisans yaptı. Yerel siyasetten kabineye yükseldi Siyasi kariyerine Sosyalist Parti’de başlayan Yeşilgöz, daha sonra farklı siyasi yapılarda deneyim kazandı ve 2014-2017 yılları arasında Amsterdam Belediye Meclisi’nde görev aldı. 2017’de Temsilciler Meclisi’ne giren siyasetçi, adalet ve güvenlik başta olmak üzere iklim ve enerji politikalarında da sorumluluk üstlendi. 2022’de Adalet ve Güvenlik Bakanı olarak kabineye giren Yeşilgöz, Başbakan Mark Rutte’nin istifasının ardından partisinin liderliğine seçilmişti. Yeni görevle birlikte Yeşilgöz’ün hem savunma politikalarında hem de hükümet içi dengelerde belirleyici rol üstlenmesi beklenirken, göçmen kökenli bir siyasetçinin Avrupa’da en üst yönetim kademelerine yükselmesi Türkiye toplumu da dahil olmak üzere geniş bir kesimde dikkatle izleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Filipinler’de dev protesto: Yolsuzluk skandalı halkı sokağa döktü Haber

Filipinler’de dev protesto: Yolsuzluk skandalı halkı sokağa döktü

Filipinler’de sel kontrol projelerine ayrılan dev bütçelerde usulsüzlük yapıldığı iddiaları, ülke tarihinin en büyük protestolarından birine dönüştü. Başkent Manila ve Quezon’da yüz binlerce kişi sokaklara çıkarak hükümete “şeffaflık” çağrısında bulundu. Yağmur dinmedi, kalabalık dağılmadı Manila’daki Rizal Parkı’nda düzenlenen büyük mitinge, şiddetli yağmura rağmen Mesih Kilisesi’ne bağlı yüz binlerce kişi katıldı. Protestocular, beyaz gömlekleri ve yolsuzluk karşıtı sloganların yazılı olduğu pankartlarla dikkat çekti. Aynı saatlerde Quezon kentinde de Birleşik Halk İnisiyatifi öncülüğünde binlerce kişi toplandı ve hükümete “hesap verin” mesajı verdi. Dev bütçede büyük delikler: 9.6 milyar dolarlık şüpheli fon Yolsuzluk suçlamaları, Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr’ın üç yılda sel projelerine aktarılan 9,6 milyar doların bir bölümünün “anormallikler” içerdiğini açıklamasıyla patladı. Maliye Bakanı Ralph Recto'nun ifadesine göre sadece 2023’ten bu yana 2 milyar doları aşkın fon “yolsuzluk nedeniyle zayi edilmiş olabilir.” Soruşturmada çok sayıda siyasetçi ve iş insanının adı geçiyor. Marcos Jr, “Yıl bitmeden bazıları cezaevine girecek” açıklaması yaptı. Ordu güvenlik için sahaya indi İçişleri Bakanı Jonvic Remulla, iki kentteki dev mitingler nedeniyle binlerce güvenlik personeli görevlendirildiğini, ordunun da desteğe çağrıldığını duyurdu. Protestolar barışçıl şekilde sona erdi ancak ülke genelinde tansiyon yüksek. Siyaset ve iş dünyası alarma geçti Soruşturma derinleştikçe, proje onaylarından malzeme tedarik zincirine kadar uzanan geniş bir yelpazede usulsüzlük şüphesi araştırılıyor. Siyasi analistler, skandalın koalisyon dengelerini ve hükümet içi güç ilişkilerini sarsabileceğini belirtiyor. Halkın mesajı net: “Şeffaflık istiyoruz” Ülke genelinde yayılan protestolar, Filipinler’de uzun süredir devam eden yolsuzluk sorununa karşı sabrın tükendiğini gösteriyor. Göstericiler, sel projeleri için ayrılan kamu fonunun gerçek ihtiyaçlara değil, belirli gruplara aktarıldığını savunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.