SON DAKİKA

#Kongre

HABER DEĞER - Kongre haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kongre haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Pervin Buldan: "Abdullah Öcalan, Silahsızlanma ve Siyasallaşma kurulunda görev alacak" Haber

Pervin Buldan: "Abdullah Öcalan, Silahsızlanma ve Siyasallaşma kurulunda görev alacak"

"4 bin tutuklunun serbest kalması bekleniyor" İstanbul'da medya temsilcileriyle bir araya gelen DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Faik Özgür Erol, "çerçeve yasa" ile birlikte hukuki süreçte beklenen değişimleri değerlendirdi. Faik Özgür Erol, düzenlemenin yaklaşık 4 bin tutuklunun tahliyesini beraberinde getirebileceğini belirterek, "75 bin siyasi dosya demek neredeyse Türkiye'deki dosyaların sayısal kalabalıklığını da düşünürsek, yüz binlerce insanın hayatına dokunacak bir yasa niteliği taşıyor. Fakat sadece bundan ibaret değil. Yasanın kendi içinde ihtiva ettiği kurullar meselesi var. Bu kurullarla aynı zamanda hem İmralı'da Sayın Öcalan'ın süreci daha iyi yönetebileceği, daha iyi geliştirebileceği koşulların ortaya çıkması imkanını sağlıyor. Aynı zamanda yasa içeriğindeki pek çok düzenlemeyle ilerleyen dönemde bir bütün olarak bu sorundan etkilenmiş herkesi kapsayabilecek bir potansiyele ulaşma ihtimali taşıyor" dedi. "Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu" Sürecin yeni aşamasına ilişkin detayları paylaşan Pervin Buldan, 24 Ağustos'ta toplanacak üst kurulun ardından alt kurulların oluşturulacağını açıkladı. Buldan, kurulacak "Silahsızlanma ve Siyasallaşma" alt kurulunda Abdullah Öcalan'ın aktif rol alacağını vurgulayarak, "Bu alt kurulların bir tanesi silahsızlanma ve siyasallaşma kurulu olacak ve burada Sayın Öcalan yer alacak. Çünkü Sayın Öcalan gelişleri organize de edecek. Bunun yanında bir kadın kuruluna ihtiyaç olduğunu biz hep görüşmelerimizde söyledik, bunu biz yaptığımız görüşmelerde de devlet yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde de ifade ettik. Sayın Cumhurbaşkanı ile yaptığımız görüşmede de ben ifade ettim" ifadelerini kullandı. Süreci değerlendiren Öcalan'ın, "Ben kavramlara çok takılmıyorum. Bizim için önemli olan bu yasanın çıkması. Kavramları bir kenara bırakalım. Evet bunun mücadelesini vereceğiz tabii ki. Bu yasa bir ilktir, bir kilit yasadır, bir kök yasadır. Hatta bir kabuktur. Bu yasa Kürt meselesinde bir kabuktur. Bu kabuğu ya da bu kök yasayı nasıl geliştireceğimizi, nasıl bunun mücadelesini vereceğimizi elbette ki daha sonraki dönemlerde, süreçlerde tartışacağız. Ama ben bu aşamaya gelmesi konusunda büyük bir çaba sarf ettim ve tek kişilik bir satranç oynadım" dediğini aktardı. Siyasi irade ve yeni yapılanma vurgusu İmralı'da uzun süre Öcalan ile hapis yatan Veysi Aktaş ise "çerçeve yasa"nın kritik bir eşiği aştığını belirterek, "İlk kez siyasi irade Sayın Öcalan’ın statüsünü kabul etmiş oldu. Bu eşik bir türlü aşılamadığı için diyalogdan müzakere aşamasına bir türlü geçilemiyordu. Bu aşamadan sonrası artık müzakere aşamasıdır" değerlendirmesinde bulundu. Öte yandan Pervin Buldan, 6 Eylül'de yapılacak DEM Parti kongresinin yasal zorunluluktan kaynaklanan bir formalite olduğunu belirterek, "Esas kongre muhtemelen Nevruz öncesi olur diye tahmin ediyoruz. Tam tarih belli değil ama 6 Eylül’de yapılacak kongre yasal zorunluluktan dolayı yapılacak olan bir formalite kongre. Ondan sonra yeni bir hazırlık yapılacak. Bu hazırlıkta Sayın Öcalan yeni bir partiden söz ediyor. Hem tüzük hem program hem kadro değişikliği. Bütün bunların hepsinin içerisinde yer aldığı yeni bir yapılanma, yeni bir hareket olacak. Bu yeni hareket 6 Eylül’deki kongreden sonra çalışmalarına başlayacak" açıklamasını yaptı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

ABD Ordusu’nda mühimmat krizi: Stoklar kritik seviyede Haber

ABD Ordusu’nda mühimmat krizi: Stoklar kritik seviyede

Başkan Donald Trump ve Pentagon yetkilileri, özellikle Pasifik bölgesinde Çin ile yaşanması muhtemel gerilimler öncesinde envanterdeki ciddi açığı kapatmaya çalışıyor. Savunma sanayiinde üretim baskısı New York Times'a yansıyan bilgilere göre, Trump yönetimi mühimmat krizini aşmak için savunma şirketlerini üretim kapasitelerini artırmaları noktasında teşvik ediyor. Savunma sanayisi temsilcilerinin ise artan maliyetler ve talep karşısında yönetimden daha fazla finansal destek beklediği belirtiliyor. Çarşamba günü Beyaz Saray'da gerçekleştirilen toplantıda, tarafların bu açığı kapatmak için ikili bir strateji üzerinde mutabık kaldığı ifade edildi. Kongre'de 70 milyar dolarlık bütçe engeli Stokları yenilemek için ihtiyaç duyulan 70 milyar dolarlık ek fon, Başkan Trump'ı Kongre'de zorlu bir siyasi süreçle karşı karşıya bırakıyor. Hem Cumhuriyetçilerin hem de Demokratların desteğini gerektiren bu teklif, özellikle Demokrat kanattan gelen yoğun eleştirilerle kuşatılmış durumda. Demokrat milletvekilleri, İran'la yürütülen savaşı ve bu çatışmanın finansmanını desteklemeyeceklerini açıkça beyan ediyor. "Pasifik zafiyeti" endişesi Pentagon'un cephaneliğindeki erime, uzmanları ve savunma bürokrasisini Pasifik stratejisi konusunda alarm durumuna geçirdi. Çatışma sürecinde kullanılan yaklaşık 1100 uzun menzilli gizli seyir füzesinin, ABD'nin elindeki toplam stokla neredeyse eşdeğer olduğu iddiaları, askeri kapasiteye dair soru işaretlerini artırıyor. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) tarafından yayımlanan analizlerde, İran operasyonlarının ABD'nin Pasifik'teki olası bir çatışmaya karşı hazırlık seviyesini zafiyete uğrattığı ve stokların yeniden oluşturulması için geçen sürenin başlı başına bir güvenlik riski haline geldiği vurgulanıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Trump'tan ABD Senatosuna suçlama: "Düşmana yardım ettiler" Haber

Trump'tan ABD Senatosuna suçlama: "Düşmana yardım ettiler"

Senato’nun bu hamlesini "kötü zamanlanmış ve anlamsız" olarak nitelendiren Trump, kararın İran’a yanlış mesaj verdiğini ve dış politika hedeflerini zora soktuğunu savundu. "İran köşeye sıkışmıştı" Sosyal medya platformu Truth Social üzerinden açıklamalar yapan Trump, İran üzerindeki baskı politikasının sonuç verdiğini belirterek, "İran'ı köşeye sıkıştırmıştım, düşmeye hazırdı. Bize neredeyse her şeyi vermeye hazırdı ve onlarca yıl sonra ilk kez ABD'ye ve Başkanı'na, yani bana, büyük saygı duyuyordu" ifadelerini kullandı. Senato'nun aldığı kararın İran'a, ABD'nin mevcut politikadan rahatsız olduğu yönünde bir avantaj sağladığını öne sürdü. "İşimi zorlaştırdılar" Kararı destekleyen senatörleri ağır bir dille eleştiren Trump, bu isimlerin "düşmana yardım ve destek sağladığını" iddia etti. Oylamada Demokratlarla birlikte hareket eden dört Cumhuriyetçi senatörü de hedef alan Trump, bu girişimin İranlı yetkililerin kafasında soru işaretleri yarattığını ileri sürdü. İranlı temsilcilerin oylama sonrası ekibine "Bu ne anlama geliyor?" diye sorduğunu iddia eden Trump, "Bu senatörler işimi daha da zorlaştırdı. Ancak bunu bir şekilde başaracağım çünkü ben her zaman başarırım" diyerek hedeflerinden geri adım atmayacağını vurguladı. Senato’dan geçen tasarı, Trump’ın İran’a karşı yürüttüğü askeri operasyonları Kongre denetimine tabi tutarak sınırlandırmayı amaçlıyor. Tasarı, Cumhuriyetçi kanattan gelen destekle birlikte Trump'ın İran politikasına yönelik Washington'daki rahatsızlığı da gözler önüne sermiş oldu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

YSK'dan CHP'nin "mutlak butlan" başvurusuna ret gerekçesi Haber

YSK'dan CHP'nin "mutlak butlan" başvurusuna ret gerekçesi

YSK, bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz merciinin Yargıtay olduğunu belirterek, söz konusu kararın seçim hukuku kapsamında YSK tarafından denetlenmesinin mümkün olmadığını vurguladı. "Denetim yetkimiz sınırlı" Gerekçeli kararda, YSK'nın "Tam Kanunsuzluk" yoluyla yaptığı incelemelerin yalnızca il ve ilçe seçim kurulları tarafından alınan kararların denetimiyle sınırlı olduğu hatırlatıldı. Kararda, CHP'nin başvurusuna ilişkin şu ifadelere yer verildi: "Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 21/5/2026 tarihli kararının denetlenmesi istenmiştir. Oysa bu kararın temyiz mercinin Yargıtay olduğu, dolayısıyla anılan bölge adliye mahkemesi kararının seçim hukuku kapsamında Yüksek Seçim Kurulu tarafından denetlenmesi imkanı bulunmamaktadır." "Seçim iş ve işlemlerine dair bir karar yok" YSK, başvurunun reddine dair temel hukuki dayanağını şu sözlerle ifade etti: "Bölge adliye mahkemesi kararı, devam eden bir kongre veya kurultaya ait değil, daha önce yapılmış olan kongre ve kurultaylara ilişkindir. Bu nedenle YSK tarafından seçim iş ve işlemlerinin yürütülmesine ya da devamına yönelik bu aşamada alınması gereken bir karar da bulunmamaktadır." Süreç nasıl işlemişti? CHP yönetimi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği "mutlak butlan" kararının hukuken uygulanamaz olduğunu savunarak, 2025 yılındaki kongre ve kurultaylarda düzenlenen mazbataların geçerliliğinin tespiti talebiyle YSK’ya başvurmuştu. YSK ise daha önce yaptığı değerlendirmede, "Hukuk mahkemelerinin kararlarının icrası konusunda Kurulumuza, Anayasa ve yasalarla verilmiş herhangi bir görev ve yetki bulunmadığından yazının işlem yapılmaksızın mahalline iadesine oy birliğiyle karar verilmiştir" ifadesiyle başvuruyu reddetmişti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Trump masum mu? Haber

Trump masum mu?

ABD Başkanı Donald Trump, Oval Ofis’te düzenlenen törende basın mensuplarının sorularını yanıtlarken Jeffrey Epstein soruşturmasına ilişkin dikkat çeken ifadeler kullandı. Trump, yayımlanan belgelerde kendisiyle bağlantılı herhangi bir bulguya rastlanmadığını ileri sürerek masumiyetinin ortaya çıktığını söyledi. “Binlerce, milyonlarca sayfa belge incelendi ve benimle ilgili hiçbir şey bulunamadı” diyen Trump, Epstein tartışmalarının artık geride bırakılması gerektiğini belirtti. Ülkenin yönetimine odaklanmanın daha önemli olduğunu vurgulayan Trump, Epstein ile ilişkili olduğunu iddia ettiği bazı Demokrat isimlere de gönderme yaptı. Epstein dosyaları kapsamında eski ABD Başkanı Bill Clinton ile eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın Kongre’de ifade verecek olmasına da değinen Trump, bu durumu “üzücü” olarak nitelendirdi ve Hillary Clinton’ın yetenekli bir siyasetçi olduğunu ifade etti. Jeffrey Epstein, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlamalarıyla yargılanırken 10 Ağustos 2019’da New York’taki cezaevi hücresinde ölü bulunmuştu. FBI ve ABD Adalet Bakanlığı tarafından yürütülen incelemelerde Epstein’ın intihar ettiği sonucuna varılmıştı. Dosyalarda siyaset, iş dünyası ve sanat camiasından birçok tanınmış ismin adı geçse de yetkililer “müşteri listesi” tutulduğuna dair somut kanıt bulunamadığını açıklamıştı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

ABD’de hemşirenin vurulması krizi: Federal ve eyalet yetkilileri karşı karşıya Haber

ABD’de hemşirenin vurulması krizi: Federal ve eyalet yetkilileri karşı karşıya

ABD’de hemşire olarak çalışan 37 yaşındaki Alex Jeffrey Pretti’nin vurularak yaşamını yitirmesi, federal ve eyalet yetkililerini karşı karşıya getirdi. Olayın ardından İç Güvenlik Bakanlığı ve ICE yetkilileri Pretti’nin güvenlik güçlerine saldırdığını öne sürerken, eyalet yönetimi ve bazı Kongre üyeleri bu açıklamaların soruşturma tamamlanmadan yapıldığını savundu. İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, Pretti’nin ICE ekiplerine saldırdığını iddia ederken, Gümrük ve Sınır Koruma Komutanı Gregory Bovino da ABD basınına yaptığı açıklamada Pretti’nin “azami hasar vermeyi ve kolluk kuvvetlerini öldürmeyi amaçladığını” ileri sürdü. ABD Başkanı Donald Trump’ın Politika ve İç Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Stephen Miller ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Pretti’yi “potansiyel bir suikastçı” olarak nitelendirdi. Eyaletten sert tepki: ‘Soruşturma yokken hikâye uyduruluyor’ Minnesota Valisi Tim Walz, Pretti’nin öldürülmesine ilişkin henüz herhangi bir soruşturma sonuçlanmadan federal yönetimin kamuoyuna tek taraflı bir anlatı sunduğunu belirterek Trump yönetimini “hikâyeler uydurmakla” suçladı. Minnesota Başsavcısı Keith Ellison da Pretti’nin “gün ışığında, herkesin gözü önünde” federal ajanlar tarafından vurulduğunu söyledi. Ellison, “Hukukun üstünlüğü ve adalet duygusu, bu ölümle ilgili tam, adil ve şeffaf bir soruşturmayı zorunlu kılıyor,” ifadelerini kullandı. Kongre’de de görüş ayrılığı Pretti’nin vurulması, yalnızca federal ve eyalet yönetimleri arasında değil, Kongre’de de tartışma yarattı. Demokrat ve Cumhuriyetçi bazı Kongre üyeleri olayla ilgili bağımsız soruşturma çağrısında bulundu. Louisiana Senatörü Bill Cassidy’nin de aralarında olduğu küçük bir Cumhuriyetçi grup, Gaziler İşleri Hastanesi’nde hemşire olarak çalışan Pretti’nin ölümüne ilişkin “tam kapsamlı federal ve eyalet ortak soruşturması” talep etti. Cassidy, “ICE ve İç Güvenlik Bakanlığı’nın güvenilirliği tehlikede,” diyerek Trump yönetiminin resmi anlatısını sorgulayan en üst düzey Cumhuriyetçi isimlerden biri oldu. Senato’daki Demokratlar ise ICE için 10 milyar dolar kaynak ayrılmasını içeren ve hükümetin kapanmasını önlemek amacıyla 30 Ocak’a kadar geçirilmesi gereken iki partili harcama paketini engelleme hazırlığında olduklarını açıkladı. Medya analizleri federal iddiaları zayıflattı Öte yandan New York Times, Washington Post ve CNN gibi ABD’nin önde gelen medya kuruluşları, olay anına ait görüntüleri inceleyerek federal yetkililerin iddialarıyla çelişen bulgulara ulaştı. Görüntü analizlerine göre, Pretti’nin ruhsatlı silahının, vurulmadan önce ICE ajanları tarafından alındığı tespit edildi. Pretti’nin ölümüne ilişkin tartışmalar sürerken, kamuoyunda olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve bağımsız bir soruşturma yürütülmesi çağrıları giderek güçleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Venezuela saldırısı Washington’u karıştırdı Haber

Venezuela saldırısı Washington’u karıştırdı

ABD’nin Venezuela’ya düzenlediği saldırı, yalnızca uluslararası alanda değil, ABD iç siyasetinde de derin bir krize yol açtı. Donald Trump yönetiminin askeri harekâtı Kongre onayı olmadan başlattığı yönündeki iddialar, özellikle Demokrat kanatta sert tepkilere neden oldu. Temsilciler Meclisi üyeleri, operasyonun hem anayasal yetki aşımı hem de kamu iradesine aykırı olduğunu savundu. Demokratlardan Trump yönetimine açık isyan geldi Temsilciler Meclisi’nin Demokrat üyelerinden Jim McGovern, Trump yönetimini Kongre’yi yok saymakla suçladı. McGovern, ABD halkının büyük bölümünün Venezuela’ya yönelik askeri müdahaleye karşı olduğunu belirterek, buna rağmen yönetimin tek taraflı bir saldırı başlattığını ifade etti. “Haksız ve yasa dışı bir saldırı” vurgusu yapıldı McGovern, Trump’ın Venezuela’ya yönelik askeri harekâtını “haksız ve yasa dışı” olarak nitelendirdi. Kongre’den herhangi bir yetki alınmadığını vurgulayan Demokrat vekil, bu adımın ABD Anayasası’nda yer alan savaş yetkilerinin açık ihlali anlamına geldiğini söyledi. “Sağlığa para yok, savaşa sınırsız kaynak mı var?” Sosyal medya hesabından da açıklama yapan McGovern, Trump yönetiminin önceliklerini sert sözlerle eleştirdi. Sağlık hizmetleri ve sosyal politikalar için kaynak bulunamadığının sık sık dile getirildiğini hatırlatan McGovern, savaş söz konusu olduğunda “sınırsız bütçe” ayrılmasını kamu vicdanına aykırı bulduğunu ifade etti. Caracas’taki patlamalar sonrası operasyon itirafı geldi Venezuela’nın başkenti Caracas’ta gece saatlerinde patlama ve savaş uçağı seslerinin duyulmasının ardından Venezuela yönetimi saldırılardan ABD’yi sorumlu tuttu. Kısa süre sonra Trump, Nicolás Maduro’ya karşı büyük çaplı bir operasyon düzenlendiğini ve Maduro ile eşinin ülke dışına çıkarıldığını açıkladı. ABD’den Maduro’ya ağır suçlamalar yöneltildi Operasyonun ardından Pam Bondi, Maduro ve eşi Cilia Flores hakkında ABD’de suç duyurusunda bulunulduğunu duyurdu. Maduro’ya uyuşturucu terörizmi, kokain kaçakçılığı ve ABD’ye karşı ağır silah bulundurma gibi suçlamalar yöneltildi. ABD iç siyasetinde anayasa ve savaş yetkileri tartışması büyüyor Demokratların sert çıkışı, Trump’ın Venezuela hamlesinin yalnızca dış politika değil, ABD iç siyasetinde de ciddi bir kırılma yarattığını ortaya koydu. Kongre’nin devre dışı bırakıldığı iddiaları, ABD Anayasası’nda yer alan savaş yetkileri tartışmasını yeniden gündemin merkezine taşıdı. Tartışmaların önümüzdeki günlerde hem Kongre’de hem de kamuoyunda daha da sertleşmesi bekleniyor.

Epstein Adası’nda karanlık perde aralandı: Gizli arşiv ilk kez açıldı Haber

Epstein Adası’nda karanlık perde aralandı: Gizli arşiv ilk kez açıldı

Gizlenen görüntüler ilk kez paylaşıldı ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi içindeki Demokrat Parti üyeleri, Epstein’ın özel mülkü olan Little Saint James Adası’na ait arşivleri yayımladı. Komitenin sosyal medya hesabından paylaşılan görsellerde, adadaki yaşam alanlarına ait ayrıntılar ve iç mekân kayıtları yer aldı. Kamuoyuna sunulan görüntüler, yıllardır “örtbas” iddialarıyla anılan dosyanın görünmeyen yüzünü gün yüzüne çıkardı. “Tüyler ürpertici bir tablo ile karşı karşıyayız” Demokrat Parti milletvekili Robert Garcia, yayımlanan içeriklere ilişkin yaptığı açıklamada “Bu görüntüler, Epstein’ın kamuoyundan gizlenen dünyasına ışık tutuyor. Hayatta kalanlar için adalet sağlanana kadar susmayacağız” dedi. Açıklamada soruşturmanın genişletilmesi, tüm belgelerin kamuoyuna açılması ve sorumluların ortaya çıkarılması çağrısı yapıldı. Odalar, etiketler ve “muayene sandalyesi” ayrıntısı Yayımlanan fotoğraflarda yatak odası ve banyolara ait kesitler ile bir diş kliniğinde bulunması beklenen muayene sandalyesinin adadaki bir yapıda yer aldığı görüldü. Başka bir karede ise bir telefona iliştirilmiş “NY Office”, “Rich Office”, “Mike Cell” ve “Patrick Cell” gibi notlar dikkat çekti. Görseller, adadaki yapılanmanın rastgele değil, sistematik olduğuna yönelik tartışmaları güçlendirdi. Ünlü isimler listesi yeniden gündemde Epstein’ın adasında yıllar içinde çok sayıda tanınmış ismi ağırladığı iddiaları bir kez daha tartışmaya açıldı. Daha önce dava dosyalarına yansıyan ziyaretçi listelerinde yer alan siyasetçi, iş insanı ve sanatçılara ilişkin iddialar, yeni görüntülerle birlikte yeniden konuşulmaya başlandı. Kamuoyunda, eski ABD başkanları, kraliyet mensupları ve farklı ülkelerden üst düzey isimlere dair iddiaların bağımsız biçimde soruşturulması çağrıları yükseldi. Dosyaların açılması için geri sayım Kongre’de kabul edilen yasa uyarınca Epstein dosyalarının açıklanması için süreç işletiliyor. ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, dosyaların belirlenen takvim içinde kamuoyuna sunulacağını duyurmuştu. Dönemin ABD Başkanı Donald Trump da belgelerin tamamının açıklanmasını öngören düzenlemeyi imzalamıştı. Şüpheli ölüm, bitmeyen sorular Epstein, New York’ta Manhattan Metropolitan Correctional Center’da tutuklu bulunduğu sırada 10 Ağustos 2019’da hücresinde ölü bulundu. Federal Soruşturma Bürosu, intihar sonucuna varıldığını açıklasa da, kamuoyunda “müşteri listesi” ve olası örtbas iddiaları tartışılmaya devam ediyor. “Özgürlük ve adalet soyut gerekçelerle ertelenemez” Sivil toplum örgütleri ve insan hakları savunucuları, görüntülerin yayımlanmasının ardından yeniden adalet çağrısı yaptı. Sürecin şeffaf yürütülmesi, hayatta kalanların korunması ve suç ağlarının bütün yönleriyle ortaya çıkarılması, demokratik toplumun asgari gereği olarak vurgulandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.