SON DAKİKA

#Konya

HABER DEĞER - Konya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Konya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

14 şehrin adı geçiyor: İstanbul’dan Anadolu’ya “büyük göç planı” iddiası Haber

14 şehrin adı geçiyor: İstanbul’dan Anadolu’ya “büyük göç planı” iddiası

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda yürütüldüğü öne sürülen çalışmanın, Marmara Bölgesi’nde özellikle sanayi tesisleri ve organize sanayi bölgelerinin (OSB) deprem riskleri açısından yeniden değerlendirilmesini hedeflediği belirtiliyor. Bu kapsamda İstanbul, Tekirdağ, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Yalova, Kocaeli ve Sakarya’da bulunan toplam 77 OSB ile büyük sanayi tesisleri, ulaşım ve enerji altyapılarının risk durumlarının tespit edilmesine yönelik bir analiz sürecinin başlatıldığı ifade ediliyor. Kandilli Rasathanesi ile ortak çalışma iddiası Türkiye gazetesinde yer alan habere göre, söz konusu çalışmanın Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ile birlikte yürütülmesi planlanıyor. Elde edilecek veriler doğrultusunda, sanayi bölgelerinin gelecekteki yer seçimlerine rehberlik edecek bir planlama dokümanı hazırlanması bekleniyor. Yetkililerin, Marmara Bölgesi’ndeki sanayi yoğunluğunu azaltarak üretimin ülke geneline daha dengeli yayılmasını amaçladığı; böylece hem deprem riskinin azaltılması hem de ekonomik faaliyetlerin farklı bölgelere taşınması hedeflendiği aktarılıyor. Listede 14 şehir olduğu öne sürülüyor Haberde, İstanbul ve çevresinden taşınması planlanan sanayi yatırımları ve buna bağlı nüfus hareketleri için 14 ilin öne çıktığı iddia edildi. Göç ve yeni sanayi havzaları için adı geçen illerin şunlar olduğu belirtiliyor: Kastamonu, Samsun, Ankara, Amasya, Eskişehir, Yozgat, Kırşehir, Nevşehir, Aksaray, Kayseri, Konya, Niğde, Karaman ve Mersin. Bu illerin seçilmesinde, deprem risk haritalarında dördüncü ve beşinci derece risk grubunda yer almalarının etkili olduğu öne sürülüyor. Özellikle fay hatları üzerinde bulunan ve yoğun sanayi barındıran Bursa, Kocaeli ve Tekirdağ gibi illerdeki riskin, bu planın temel gerekçelerinden biri olduğu ifade ediliyor. Sanayi ve nüfus dengesi hedefleniyor İddialara göre, Kocaeli’nde Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarının önemli bir bölümünün bulunması ve Bursa’nın en fazla OSB’ye sahip illerden biri olması, Marmara Bölgesi’ndeki kırılganlığı artırıyor. Yeni planla birlikte, hem sanayi yatırımlarının hem de buna bağlı nüfusun Anadolu’ya daha dengeli bir şekilde dağıtılması amaçlanıyor. Resmî makamlar tarafından henüz doğrulanmayan bu iddialar, İstanbul ve Marmara Bölgesi’nin geleceği açısından “büyük göç” tartışmalarını yeniden gündeme taşımış durumda. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yüzyılın Konut Projesi’nde heyecanlı süreç sürüyor Haber

Yüzyılın Konut Projesi’nde heyecanlı süreç sürüyor

Türkiye genelinde dar gelirli yurttaşları ev sahibi yapmayı hedefleyen “Yüzyılın Konut Projesi” kapsamında kura çekimleri başladı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen süreç, Adıyaman ile başlarken, bugün Siirt ve Van için kura çekimleri yapılacak. Kura takvimi il il ilerliyor Bakanlık tarafından açıklanan programa göre kura çekimleri yarın Mardin ve Ağrı, 7 Ocak’ta ise Batman ile devam edecek. Süreç, TOKİ’nin ilan edeceği takvim doğrultusunda 81 ilin tamamında tamamlanacak. Bakan Kurum’dan açıklama Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, kura sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Siirt’ten Antalya’ya, Artvin’den Bingöl’e kadar 14 şehrimiz daha bu heyecanı yaşayacak. 500 bin sosyal konutumuzun hak sahiplerini belirlemeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. Bakan Kurum’un 10 Ocak Cumartesi günü Antalya’daki kura törenine katılması bekleniyor. 240 aya varan vade, farklı konut tipleri “Ev Sahibi Türkiye” sloganıyla yürütülen proje kapsamında konutlar yüzde 10 peşinat ve 240 aya varan vade imkânıyla satışa sunulacak. Konutların yüzde 40’ını 80 metrekarelik 2+1, yüzde 30’unu 65 metrekarelik 2+1, kalan yüzde 30’unu ise 55 metrekarelik 1+1 daireler oluşturacak. Yapılar, yatay mimari ve geleneksel dokuya uygun şekilde tasarlanacak. En büyük pay İstanbul’da Projede en fazla konutun inşa edileceği şehir İstanbul olurken, toplam 500 bin konutun beşte birinin İstanbul’da yapılması planlanıyor. İstanbul’u Ankara, İzmir, Bursa ve Konya izliyor. Özel kontenjanlar ayrıldı Projede şehit yakınları ve gaziler, engelliler, emekliler, gençler ile üç ve daha fazla çocuğu bulunan aileler için ayrı kontenjanlar oluşturuldu. Hak sahiplerinin yüzde 5’i şehit aileleri ve gazilerden, yüzde 5’i engellilerden, yüzde 20’si emeklilerden, yüzde 20’si 18–30 yaş arası gençlerden, yüzde 10’u üç ve üzeri çocuğu olan ailelerden, kalan yüzde 40’ı ise diğer başvuru sahiplerinden oluşacak. İlk teslimatlar 2027’de Konutların teslimatlarının Mart 2027 itibarıyla başlaması planlanırken, fiyat ve taksit tutarları İstanbul ile Anadolu illerinde farklılık gösterecek. Proje, kura çekimlerinin tamamlanmasının ardından inşaat sürecine eş zamanlı olarak ilerleyecek.

Konya’da poliklinik müdürü çift hakkında cinsel saldırı iddiası Haber

Konya’da poliklinik müdürü çift hakkında cinsel saldırı iddiası

İddiaların adresi Konya’nın Kulu ilçesi oldu Olay, Konya’nın Kulu ilçesinde faaliyet gösteren özel bir diş kliniğinde yaşandı. İddiaya göre klinik müdürü olan evli çift, aynı iş yerinde çalışan 29 yaşındaki Z.M.’yi evlerine davet etti. Z.M., burada alkol etkisi altına sokulduğunu, iradesi dışında cinsel saldırıya uğradığını ve evden çıkmasının engellendiğini beyan etti. “Kendime geldiğimde yatak odasındaydım” İddianamede yer alan ifadelere göre Z.M., içtiği enerji içeceğinin alkollü olduğunu sonradan fark ettiğini, bilincini kaybettiğini ve kendine geldiğinde yatak odasında çıplak halde olduğunu söyledi. Z.M., erkek şüphelinin cinsel saldırıda bulunduğunu, kadın şüphelinin ise kendisini zorla öptüğünü belirterek korku ve baskı nedeniyle direnemediğini anlattı. Tehdit, darp ve şantaj iddiaları dosyada yer aldı Genç kadın, bağırmaması için ağzının kapatıldığını, darp edildiğini ve “öldürme” ile tehdit edildiğini ifade etti. Ayrıca çıplak halde görüntülerinin çekildiğinin söylenerek şantaj yapıldığını, evden çıkmasına izin verilmediğini, fırsat bulduğunda telefonunu alarak kaçtığını ve durumu arkadaşlarına anlattığını dile getirdi. Adli tıp bulguları soruşturmayı derinleştirdi Dosyaya giren Adli Tıp raporunda, mağdurun vücudunda ve giysilerinde şüphelilere ait DNA profillerine rastlandığı bilgisi yer aldı. Bu bulgular, savcılık tarafından hazırlanan iddianamede delil olarak gösterildi. Çift hakkında ağır suçlamalarla dava açıldı Savcılık, iki şüpheli hakkında “nitelikli cinsel saldırı”, “şantaj”, “cebir, tehdit veya hileyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “özel hayatın gizliliğini ihlal” ve “tehdit” suçlamalarıyla ayrı ayrı uzun süreli hapis cezaları talep etti. İddianame Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Yargı süreci devam ederken dosya, iş yerlerinde güç ilişkilerinin kötüye kullanılması ve cinsel şiddetle mücadele başlıklarını Türkiye toplumunun gündemine bir kez daha taşıdı. Kamuoyu, sürecin şeffaf ve adil biçimde sonuçlanmasını bekliyor.

Bomba İddia: YEŞİL yaşıyor mu? Haber

Bomba İddia: YEŞİL yaşıyor mu?

Saygı Öztürk’ü arayan isim “Ben Yeşil’im” dedi Sözcü yazarı gazeteci Saygı Öztürk, 9 Aralık 2025’te gazetenin santralına gelen bir telefonla başlayan görüşmeyi köşesinde anlattı. Öztürk’ün aktardığına göre, ilk aramada konuşamayan kişi, yaklaşık yarım saat sonra tekrar hattı aradı ve “Ben Yeşil” diyerek kendini tanıttı. Faili meçhul cinayetler, derin devlet iddiaları ve 1990’lı yılların karanlık dosyalarıyla anılan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım, resmi kayıtlarda 1997’den bu yana “ortadan kaybolmuş” kabul ediliyor. Telefona çıkan kişi ise, ayrıntılı bilgiler vererek yaşadığını ve hâlâ gölgede kaldığını iddia etti. Sağlık durumunu anlattı: “Karaciğer nakli oldum, iyi değilim” Öztürk, telefondaki kişinin kimliğini test etmek için geçmişte yazdığı haberlere ve bilinen ayrıntılara dair sorular yöneltti. Kendisini “Yeşil” olarak tanıtan şahıs, 1953 doğumlu olduğunu, sahte bir isimle karaciğer nakli geçirdiğini ve “bu süreçte kendisine yardım eden ünlü bir isim” bulunduğunu söyledi. Sağlık durumunun iyi olmadığını belirtti. Uzun süre Azerbaycan’da kaldığını, şu anda ise Türkiye sınırına yakın Suriye’de, güvendiği bir ülkücü dostunun yanında saklandığını anlattı. Telefona çıkan kişi, “Şu an kaldığım yeri derin devlet biliyor” diyerek, devlet içindeki bazı yapıların kendisinden haberdar olduğunu öne sürdü. Öcalan’a Şam’da suikast iddiası: “Öldürecektik ama ihanete uğradık” Görüşmenin en çarpıcı bölümlerinden biri, PKK lideri Abdullah Öcalan’a Şam’da planlandığı iddia edilen suikast girişimi oldu. Saygı Öztürk’ün aktardığına göre, kendisini Yeşil olarak tanıtan kişi, Öcalan’ın kaldığı eve yönelik bombalı saldırı planına katıldığını söyleyerek şu cümleleri kurdu: “Evet, Abdullah Öcalan’ı Şam’da kaldığı evde bombalı araçla öldürecektik. Arabada bir kadın, iki üsteğmen, Bursa Özel Tip Cezaevi’nden alınan ismini vermek istemediğim bir arkadaşımız ve başka bir kişi daha vardı. Aslında Öcalan’ı ortadan kaldırmamız mümkündü, ancak ihanete uğradık. Bize yardımcı olan Suriyeli aracı uzağa park edince bütün plan bozuldu.” Bu anlatım, 1990’lı yıllarda Suriye’de Öcalan’a yönelik suikast iddialarına dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Şahıs, “Öldürmemiz mümkündü” ifadesiyle, başarısız girişimin arkasında içeriden bir sabotaj olduğunu öne sürdü. Cem Ersever ve Abdullah Çatlı iddialarına yanıt: “Köroğlu efsanesi” ve “Aramız bozuk değildi” Telefondaki kişi, 1990’larda JİTEM’in kilit isimlerinden Emekli Binbaşı Cem Ersever’in öldürülmesiyle ilgili suçlamaları da reddetti. Öztürk’ün aktardığına göre, “Yeşil” olduğunu söyleyen şahıs, “Cem Ersever’i benim öldürdüğüme ilişkin söylentiler tam anlamıyla Köroğlu efsanesi” diyerek bu iddiayı kesin bir dille yalanladı. Ayrıca, adı sık sık faili meçhul dosyalarla anılan Abdullah Çatlı ile aralarının bozuk olduğu yönündeki söylentileri de doğru bulmadığını söyledi. Eski Jandarma Genel Komutanı ve MİT Müsteşarı Teoman Koman’ın desteğini her zaman gördüğünü öne süren kişiye göre, 1990’lı yıllarda bölgede yürütülen kirli savaşın pek çok boyutu devlet içindeki güç mücadeleleriyle iç içe geçmişti. “Konya’da yakalandım ama emirle bırakıldım” sözleri yeni soru işaretleri doğurdu Kendini “Yeşil” olarak tanıtan kişinin bir diğer iddiası, Türkiye’ye gizlice dönüş yaptığı bir dönemde Konya’da yakalanıp serbest bırakılması oldu. Anlattığına göre, yıllar sonra görünüşünün değiştiğini düşünerek Türkiye’ye giriş yaptığını, burada Konya’da yakalandığını, ancak “yukarıdan gelen emirle” bırakıldığını söyledi. Kimin emir verdiği sorulduğunda ise isim paylaşmaktan kaçındı. Şahıs, 1990’lı yıllardaki Hizbullah–PKK çatışmasına dair de tartışmalı bir yorum yaptı. Öztürk’ün yazısına göre, o dönem il ve ilçelerde Hizbullah’ın “PKK’ye karşı devlet tarafından desteklendiğini” ve bunun “başarı” olarak görüldüğünü savundu. Bu sözler, 90’lı yılların karanlık dosyalarında adı geçen paramiliter yapılar, kontrgerilla faaliyetleri ve derin devlet iddialarını yeniden gündeme taşıdı. Faili meçhul cinayetlerin gölgesi: “Yeşil dosyası” kapanmayan bir hesap olarak duruyor “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım, özellikle 1990’lı yıllarda Kürt yurttaşların yoğun yaşadığı illerde işlenen faili meçhul cinayetlerin sembol ismi haline gelmişti. DEP Milletvekili Mehmet Sincar, gazeteci Musa Anter, JİTEM bağlantılı pek çok dosyada Yıldırım’ın adı sık sık geçti. Eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür, daha önce verdiği bir röportajda Yeşil’in bir dönem kendisine bağlı çalıştığını söylemiş ve öldürüldüğünü düşündüğünü açıklamıştı. Buna karşılık, Emniyet İstihbarat kayıtlarında Yeşil’in yurtdışına çıktığı yönünde bilgiler olduğu da uzun süredir konuşuluyor. Saygı Öztürk, kendisini arayan kişinin gerçekten Mahmut Yıldırım olup olmadığının kesinleşmediğini, ancak verdiği ayrıntıların “düşündürücü” olduğunu vurguladı. Yazısının sonunda ise şu soruyu yeniden gündeme taşıdı: “Yeşil gerçekten öldü mü, yoksa yaşadığını birilerine duyurmak mı istiyor?” Resmi kayıtlarda akıbeti hâlâ belirsiz olan Mahmut Yıldırım hakkındaki bu gizemli telefon görüşmesi, Türkiye toplumunun hafızasındaki “Yeşil yaşıyor mu?” sorusunu bir kez daha alevlendirdi.

14 metrekarede büyük devrim: Genç mühendisin safran tesisi rekor getiri sağladı Haber

14 metrekarede büyük devrim: Genç mühendisin safran tesisi rekor getiri sağladı

Küçücük bir tesis, kocaman bir model: Safranda alternatif üretim dönemi başladı. Konya’nın Sarayönü ilçesine bağlı Bahçesaray Mahallesi’nde, 14 metrekarelik bir kapalı alanda kurulan safran tesisi, Türkiye’de küçük alanlarda yüksek katma değere ulaşmanın en dikkat çekici örneklerinden biri hâline geldi. Henüz üniversiteden yeni mezun olan Mert Pektaş, topraksız tarımı kullanarak safran üretiminde beklediği verimi fazlasıyla elde etti. Arazide 1000 metrekare gerekiyordu, 14 metrekare yeterli oldu. Pektaş, safranın iklim dayanıklılığı ve hastalıklara direnci nedeniyle bölgeye uygun bir ürün olduğunu vurguladı. “Bu üretimi arazide yapmak isteseydik 1000 metrekareye ihtiyacımız olacaktı. Arazisi olmayan insanlar da bu işi yapabilir” sözleriyle projenin ölçeklenebilirliğini anlattı. Kontrollü ortam sayesinde ürün kalitesinin yükseldiği ve verim kaybının minimuma indiği ifade edildi. Yatırım yarım milyon, getiri 1 milyonun üzerinde: Kısa sürede kendini amorti ediyor. Tesisin kurulum maliyeti, 10 bin safran soğanı da dahil olmak üzere yaklaşık 500 bin lira oldu. İlk hasatta elde edilen yaklaşık 250 gram safran, ürünün birim fiyatı nedeniyle ciddi bir ekonomik değer oluşturdu. Pektaş, bu büyüklükteki bir tesisin yılda 1 milyon liradan fazla kazanç sağlayabileceğini belirtti. Safranın yanında çoğaltılan soğanların da satışının ek gelir yarattığını dile getirdi. Genç mühendis çiftçiye seslendi: Korkmayın, küçük alanda büyük iş yapılır. Safranın dünyanın en pahalı baharatlarından biri olduğunu hatırlatan Pektaş, üretimi başlangıçta deneme amaçlı yaptığını ancak başarıyla sonuçlanınca sürdürmeye karar verdiğini söyledi. “Bu işe başlamaktaki amacım, bölgede ek gelir sağlanabileceğini göstermekti” diyen genç mühendis, merak edenlerin tesisi ziyaret ettiğini ve kendisinin de elinden geldiğince yardımcı olduğunu ifade etti. Kuraklığa karşı çözüm, üretim çeşitliliğine katkı: Bölge için yeni bir yol açılıyor. Kuraklığın arttığı bir dönemde, su tüketimi düşük ve getirisi yüksek bir ürün olan safranın, bölge çiftçisi için önemli bir alternatif sunduğu belirtiliyor. Pektaş’ın modeli, Konya gibi hububat yoğunluğu yüksek bölgelerde üretim çeşitliliğinin mümkün olduğunu ortaya koyarak dikkat çekti. Türkiye’de küçük ölçekli tarımsal inovasyonun güçlü bir örneği. Pektaş’ın kurduğu 14 metrekarelik tesis, hem girişimcilik hem de tarımsal dönüşüm açısından ülke genelinde geniş yankı uyandırdı. Gözler şimdi, genç mühendisin bu modeli büyütüp büyütmeyeceğinde ve bölgedeki diğer üreticilerin bu yöntemi benimseyip benimsemeyeceğinde.

Ali Erbaş’ın yeğeni taciz iddiasıyla yargılandı! Haber

Ali Erbaş’ın yeğeni taciz iddiasıyla yargılandı!

Taciz suçlamasıyla gündeme gelen C.B.’nin önce Batı Karadeniz’deki bir camiye, ardından İstanbul’da “prestijli” bir camiye atandığı, son olarak ise Konya’ya gönderildiği öğrenildi. Yurttaşlar ve kurum çalışanları, taciz iddiasıyla yargılanan bir ismin görevden alınmak yerine sürekli korunarak taşınmasına tepki gösteriyor. Taciz davası kapatılmadı, atamalar devam etti İddiaya göre C.B., bir kadına attığı uygunsuz mesajlar nedeniyle mahkemede yargılandı ancak süreç boyunca hiçbir disiplin yaptırımı uygulanmadı. Diyanet içinde “ceza yerine ödül gibi atamalar” eleştirisi yükseldi. Erbaş’ın eşi camiye gitti, tartışma çıktı, karakola taşındı İstanbul’a yapılan atamanın ardından en çarpıcı gelişme, Ali Erbaş’ın eşi Seher Erbaş’ın duruma müdahale etmesi oldu. İddialara göre Seher Erbaş, polis koruması ve özel kalemiyle birlikte yeğenin görev yaptığı camiye giderek tepki gösterdi. Burada C.B. ile tartışma yaşandı, hatta Erbaş’ın yeğenine vurduğu öne sürüldü. Olay karakola taşındı, C.B. yengesinden şikâyetçi oldu fakat şikâyet daha sonra geri çekildi. Bu süreçte Diyanet’te “bankamatik müşavir” olarak anılan E.B. isimli üst düzey bürokratın devreye girerek şikâyetin kapatılması için baskı kurduğu iddia edildi. İhraç beklenirken Konya’ya atandı: “Kurumda büyük rahatsızlık var” Olaylara rağmen C.B.’nin görevine devam etmesi, üstelik yeni bir ilde yeniden atanması, Diyanet içindeki huzursuzluğu artırdı. Kurum kaynakları, normal şartlarda bu tür bir suçlamada “ihraç işlemi uygulanması gerekirken koruma zırhı devreye sokulduğunu” kaydediyor. “Yeni Başkan başarısız bir sınav veriyor” eleştirisi Diyanet’teki kaynaklar, yeni başkan Safi Arpaguş’un süreci yönetemediğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Usulsüzlükler ve tartışmalı atamalar gizlenmeye devam ederse Arpaguş’a verilen kredi hızla tükenir. Bir cami imamı bile taciz iddiasıyla görevden alınıyorsa, yönetim merkezindeki kişiler korunmamalı.”

2026 yılı yol ve pist bisiklet takvimi belli oldu... Türkiye prestijli yarışlarla yerini aldı Haber

2026 yılı yol ve pist bisiklet takvimi belli oldu... Türkiye prestijli yarışlarla yerini aldı

UCI takviminde ProSeries kategorisinde yer alan 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu 26 Nisan – 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında düzenlenecek. Konya, 1-5 Şubat 2026 tarihleri arasında Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonası’na ev sahipliği yapacak. Bisiklet sporunun dünya çapında yönetimi yapan Uluslararası Bisiklet Birliği (UCI), 2026 yılı yol ve pist bisikleti takvimini açıkladı. Türkiye, yeni sezonda da dünya bisikletinin önemli duraklarından biri olmaya devam edecek. UCI takviminde yer alan yarışlar sporcuların puan kazanmasını sağlarken ülkelerin uluslararası görünürlüğünü artırarak bisiklet sporunun gelişimini hedefliyor. Türkiye’nin uluslararası bisiklet takvimindeki en prestijli organizasyonu olan 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, 26 Nisan – 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında düzenlenecek. Uluslararası Bisiklet Birliği’nin (UCI) Avrupa Turları takviminde yer alan ve Türkiye’nin “ProSeries” kategorisindeki tek bisiklet yarışı olan Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, Türkiye’yi dünya bisiklet sahnesinde öne çıkarırken, ülkemizin farklı şehirlerinden geçerek hem sporculara zorlu parkurlar sunuyor hem de Türkiye’nin doğal ve tarihi güzelliklerini dünyaya tanıtıyor. Türkiye UCI 2026 takviminde: ProSeries, Europe Tour, 2.1, 2.2 ve 1.2 kategorilerinde yol yarışları ve pist yarışlarıyla da takvimde güçlü bir yer alıyor. Özellikle Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonası gibi uluslararası yarışlar, Türkiye’yi bisikletin merkezi haline getiriyor. Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, “2026 sezonu, Türk bisikletinin gelişimine ve uluslararası alandaki yükselişine güçlü bir ivme kazandırırken genç yeteneklerin uluslararası deneyim kazanmasına da katkı sağlayacak. Ülkemiz, yol ve pist yarışlarıyla dünya bisikletinin merkezi olma yolunda önemli bir konuma sahip.” dedi. Türkiye, bisikletin merkezi olmaya devam ediyor Türkiye’nin UCI takviminde yer alan yarış programı hem profesyonel hem de amatör bisikletçiler için uluslararası bir cazibe merkezi hâline getiriyor. Antalya’dan İstanbul’a, Isparta’dan Bolu’ya uzanan bu kapsamlı yarış ağı, Türkiye’nin doğal güzelliklerini, teknik parkurlarını ve organizasyon kapasitesini dünya bisiklet camiasına tanıtıyor. Uluslararası yarışlar, spor turizmini canlandırırken, Türkiye’nin doğal ve teknik parkurlarını dünya bisiklet camiasına tanıtıyor. UCI-Türkiye 2026 takvimi Yol Bisikleti: UCI ProSeries Kategorisi 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu: 26 Nisan – 3 Mayıs 2026 UCI Europe Tour 2.1 Kategorisi Tour of İstanbul (İstanbul): 3–6 Eylül 2026 UCI Europe Tour 2.2 Kategorisi Tour of Antalya (Antalya): 12–15 Mart 2026 Tour of Mersin (Mersin): 9–12 Nisan 2026 Tour of Samsun (Samsun): 27–30 Ağustos 2026 Tour of Kahramanmaraş (Kahramanmaraş): 3–6 Eylül 2026 UCI Europe Tour 1.2 Kategorisi Grand Prix Antalya (Antalya): 7 Şubat 2026 Grand Prix Alaiye (Alanya/Antalya): 21 Şubat 2026 Grand Prix Pedalia (Antalya): 28 Şubat 2026 Grand Prix Apollon Temple (Side/Antalya): 7 Mart 2026 Grand Prix Syedra Ancient City (Alanya/Antalya): 28 Mart 2026 Grand Prix Alanya (Antalya): 3 Nisan 2026 Grand Prix Isparta (Isparta): 8 Ağustos 2026 Grand Prix Davraz (Isparta): 14 Ağustos 2026 Grand Prix Gölcük (Bolu): 16 Ağustos 2026 Grand Prix Rose (Bolu): 22 Ağustos 2026 UCI Pist Bisikleti Yarışları: UCI Avrupa Şampiyonası-Konya: 1-5 Şubat 2026

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.