SON DAKİKA

#Kriz Yönetimi

HABER DEĞER - Kriz Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kriz Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MUTLAK BUTLAN – YÜZLEŞME: CHP’de yaşanan kritik sürecin perde arkası Haber

MUTLAK BUTLAN – YÜZLEŞME: CHP’de yaşanan kritik sürecin perde arkası

Bülent Gürsoy’un “Mutlak Butlan – Yüzleşme” kitabı, Türkiye siyasetinde uzun süre tartışılan CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ve ardından ortaya çıkan “mutlak butlan” sürecini merkezine alıyor. Ancak kitap, meseleyi yalnızca bir mahkeme kararının hukuki sonuçları üzerinden okumuyor. Gürsoy’un asıl meselesi, CHP’de yaşanan iktidar değişiminin nasıl bir siyasi, hukuki ve iletişim krizine dönüştüğünü sorgulamak. Bu yönüyle kitap aslında bir siyasi hesaplaşmanın anatomisini çıkarmaya çalışıyor. 2023 seçimleri öncesinden başlayan anlatı, 38. Kurultay’a ve sonrasında yaşanan gelişmelere kadar uzanıyor. Okur önce kronolojik bir akışla karşılaşıyor; ardından olayların özeti ve sürecin temel başlıkları ayrıntılandırılıyor. Böylece Gürsoy, “mutlak butlan” tartışmasını ortaya çıktığı günlerden koparıp tek başına değerlendirmek yerine, onu doğuran siyasi sürece geri dönüyor. Kitabın en dikkat çekici taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor: Gürsoy için mesele yalnızca “Mahkeme neden böyle bir karar verdi?” sorusu değil. Yazar; bu noktaya nasıl gelindiğini, siyasi sorumluluğun kimlerde olduğunu, kamuoyunun nasıl yönlendirildiğini ve parti içerisindeki güç mücadelesinin hangi söylemler üzerinden yürütüldüğünü tartışmaya açıyor. Kendi tanıtımında da “mutlak butlan” etrafında algılar ve propagandalar üretildiğini, hatta kavram üzerinden siyasi linçler yaşandığını savunuyor. Dolayısıyla “Yüzleşme” kelimesi kitabın başlığında tesadüfen bulunmuyor. Kitap bir taraftan hukukla yüzleşmeyi, diğer taraftan CHP'nin kendi yakın siyasi geçmişiyle hesaplaşmasını öneriyor. Kılıçdaroğlu dönemi, Özgür Özel’e uzanan yönetim değişimi, kurultayın yarattığı kırılma ve sonrasında oluşan siyasi cepheleşme aynı hikâyenin parçaları olarak ele alınıyor. Gürsoy'un yaklaşımının nötr bir siyasi tarih anlatısından ziyade belirgin bir tez ortaya koyan, tartışmaya taraf olan bir çalışma olduğunu söylemek daha doğru. Nitekim yazar, sorumluluğun kimlerde olduğu konusunda kendi değerlendirmesini açık biçimde ortaya koyuyor. Bu da kitabı ilginç hale getiren noktalardan biri. Çünkü “Mutlak Butlan – Yüzleşme” yalnızca ne olduğunu anlatmak istemiyor; yaşananların nasıl anlatıldığını da sorguluyor. Bu nedenle hukuk ve demokrasi tartışmasının yanına siyasal iletişim, kriz yönetimi ve medya analizi ekleniyor. Başka bir ifadeyle kitap, mahkeme salonuyla parti genel merkezi arasındaki ilişki kadar, televizyon ekranlarında, gazetelerde ve sosyal medyada kurulan siyasi gerçeklikle de ilgileniyor. Kitabın finalindeki Kemal Kılıçdaroğlu söyleşisi ise çalışmanın siyasi ağırlığını artıran bölümlerden biri. Çünkü bütün kitap boyunca tartışılan sürecin merkezindeki isimlerden biri, sonunda doğrudan kendi değerlendirmeleriyle okurun karşısına çıkıyor. Bülent Gürsoy kimdir? 1966 yılında Ünye’de doğan Bülent Gürsoy, 1988’de ODTÜ Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Özel sektörde şantiye şefliği, müşavirlik ve danışmanlık görevlerinde bulunan Gürsoy, kendi şirketiyle inşaat sektöründe de faaliyet gösterdi. 1997-2005 yılları arasında Tepe Grubu şirketlerinde bütçe-planlama ve iş geliştirme alanlarında yöneticilik yaptı; ayrıca grubun CEO danışmanlığı görevini üstlendi. Proje yönetimi, planlama, reorganizasyon ve kalite güvence sistemleri üzerine çalışmalar gerçekleştirdi. Kendi internet sitesinde kendisini “politikacı & yazar” olarak tanımlayan Gürsoy, bugün danışmanlık faaliyetlerinin yanı sıra siyasi çalışmalarını ve yazılarını sürdürüyor. Özellikle siyaset, CHP, siyasal iletişim ve güncel politik gelişmeler üzerine değerlendirmeleriyle biliniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

TBMM "Okul saldırıları" raporu açıklandı: Okullarda güvenlik seferberliği Haber

TBMM "Okul saldırıları" raporu açıklandı: Okullarda güvenlik seferberliği

TBMM bünyesinde oluşturulan Okul Saldırılarını Araştırma Komisyonu, yaşanan şiddet olaylarının tekrarlanmaması amacıyla uygulanabilir ve ölçülebilir bir yol haritası belirledi. Hazırlanan taslak raporda, okul güvenliğinin sadece fiziksel önlemlerle değil; sosyal, psikolojik ve dijital katmanlarla bir bütün olarak korunması gerektiği vurgulandı. "Erken yuarı" ve Psikososyal destek atağı Komisyonun en dikkat çekici önerileri arasında, saldırı ihtimallerini henüz gerçekleşmeden saptayacak erken uyarı sistemleri yer alıyor. Okullarda psikolojik danışman ve rehber öğretmen kadrolarının genişletilmesi, çocuk ve ergen ruh sağlığı hizmetlerinin ulaşılabilir kılınması hedefleniyor. Bununla birlikte, öğrencilerin ailevi ve sosyoekonomik durumlarını bütüncül bir bakışla değerlendirebilecek sosyal hizmet uzmanlarının her okulda istihdam edilmesi ve aile danışmanlığının yaygınlaştırılması öneriliyor. Bakanlıklar arası ihbar ve takip ağı Eğitim kurumları, sağlık birimleri ve sosyal hizmet merkezlerinin birbirinden bağımsız hareket etmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor. MEB, İçişleri, Sağlık, Adalet ve Aile Bakanlıklarının ortak vaka yönetimi protokolleri geliştirmesi, il ve ilçe düzeyinde kurulacak "Çocuk Koruma Koordinasyon Kurulları" ile riskli vakaların savcılık ve psikiyatristler iş birliğiyle takip edilmesi planlanıyor. Ayrıca, kurumlar arası entegre bir dijital ihbar ve takip ağı kurulması da öneriler arasında. Güvenlik protokolleri yenileniyor Rapor, fiziksel okul güvenliğinin baştan aşağı standartlaştırılmasını talep ediyor. Bu doğrultuda okul kampüslerinde giriş ve çıkışların yeniden düzenlenmesi, ziyaretçi kayıt sistemi ve kimlik doğrulama uygulamaları ile kontrollü giriş noktalarının hayata geçirilmesi öngörülüyor. Acil durumlarda kullanılmak üzere uzaktan kilitleme altyapısının kademeli olarak tüm eğitim kurumlarında devreye sokulması, çocuk hakları, çocuk psikolojisi ve kriz yönetimi eğitimi almış en az bir okul güvenlik görevlisinin istihdam edilmesi planlanıyor. Ayrıca her okulda saldırı, yangın, deprem, rehin alma ve toplumsal şiddet olaylarına yönelik standart kriz yönetim planı hazırlanarak ayda en az bir tatbikat gerçekleştirilmesi ve MEB bünyesinde ulusal bir veri sistemi kurulması isteniyor. Dijital devriye Dijital dünyanın çocuk şiddeti üzerindeki etkisini minimize etmek amacıyla Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde "dijital devriye polisleri" uygulamasına geçilmesi teklif ediliyor. Sanal dünyadaki tehditleri denetlemek için özel bir kurulun oluşturulması da raporda kendine yer buldu. Hazırlanan bu raporun raflarda kalmaması için sıkı bir izleme mekanizması da kuruluyor. İlgili bakanlıkların, raporun kabulünden itibaren 6 ve 12'nci aylarda Meclis'e ilerleme raporu sunması, yıllık olarak ise ortak bir izleme raporuyla sonuçları kamuoyuna açıklaması öngörülüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bakan Güler'den NATO 3.0 doktrini: "Türkiye'siz Avrupa daha güvenli olmaz" Haber

Bakan Güler'den NATO 3.0 doktrini: "Türkiye'siz Avrupa daha güvenli olmaz"

Avrupa'nın savunma girişimlerinde Türkiye'yi dışlayan tutumunu sert bir dille eleştiren Güler, İttifak'ın geleceğinin kağıt üstündeki bütçelerle değil, sahada karşılığı olan gerçek askeri kabiliyetlerle inşa edileceğini vurguladı. "NATO 3.0" dönemi ve yeni strateji Bakan Güler, "Birinci aşama, 'NATO 1.0' olarak adlandırılan, İkinci Dünya Savaşı'nı müteakip, Soğuk Savaş dönemini kapsayan ve gerçekçi tehdit değerlendirilmesinin yapılarak İttifakın misyonunu sürdürdüğü dönemdir. Ancak Soğuk Savaş sonrasında küresel sistemde yaşanan köklü değişim ile birlikte birçok Avrupalı Müttefik savunma harcamalarını, kuvvetlerini, stoklarını ve sanayi kapasitesini azaltmıştır. 'NATO 2.0' olarak tanımlanan bu dönemin odak noktası terörizm ve Balkanlar'daki savaşlar nedeniyle kriz yönetimi ve alan dışı harekatlar olmuştur." dedi. "Bütçe rakamları tek başına caydırıcılık üretmez" Avrupalı müttefiklere "daha fazla sorumluluk üstlenin" çağrısı yapan Güler, sadece bütçe artırmanın yeterli olmadığını şu sözlerle ifade etti:"Savunma harcamaları; hazır birliklere, eğitimli personele, mühimmata, dayanıklı lojistik sistemlere ve bütünleşik komuta yapılarına dönüşmelidir. Kağıt üzerindeki bütçeler caydırıcılık üretmez." Türkiye'nin "stratejik avantajı" Türkiye'nin Soğuk Savaş sonrası dönemde silahlı kuvvetlerini küçültmeyerek aksine profesyonel yapısını koruduğuna dikkat çeken Bakan Güler, Ankara'nın İttifak içindeki benzersiz konumunu şöyle özetledi: "Avrupa'nın büyük bölümü Soğuk Savaş sonrasında silahlı kuvvetlerini küçültürken Türkiye aynı yolu izlememiştir. Türkiye, büyük, profesyonel ve faal bir kuvvet yapısını muhafaza etmiş, hazırlık seviyesini artırmış, savunma sanayisine yatırım yapmış ve zorlu ortamlarda harekat icra etme kabiliyetini korumuştur. Bu geniş imkan ve kabiliyetler ile sahip olunan devamlılık, bugün hem Türkiye hem de İttifak için stratejik bir avantaja dönüşmüştür." Dışlama yerine ortak üretim Avrupa'nın savunma girişimlerine yönelik net bir mesaj veren Güler, İttifak içi rekabet yerine tamamlayıcılığı savundu: "Avrupa'nın savunmaya katkısı NATO'yla rekabet etmemeli, NATO'yu güçlendirmelidir. Askeri kapasitesi, gelişmiş savunma sanayi ve jeostratejik konumuyla Türkiye'nin dışlanması Avrupa'yı daha güvenli hale getirmeyecektir. NATO-AB iş birliği kapsayıcı olmalıdır." Bakan Güler, Ankara Zirvesi’nin sadece bir toplantı olmadığını, NATO’nun birliğini, savunma yatırımlarını ve Ukrayna'ya desteğini somutlaştıracak kritik bir eşik olduğunu belirterek, Türkiye’nin "kriz anında caydırıcılığın fiili yükünü taşıyan" duruşunu sürdüreceğini sözlerine ekledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Aile Akademi Platformu’ndan 67 bin 754 kişi yararlandı Haber

Aile Akademi Platformu’ndan 67 bin 754 kişi yararlandı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, aile eğitimi, evlilik, sağlık, çocuk ve genç gelişimi ile mahremiyet bilinci gibi başlıklarda eğitimlerin yer aldığı Aile Akademi Platformu’ndan bugüne kadar 67 bin 754 kişinin yararlandığını bildirdi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, yaptığı yazılı açıklamada, Aile Akademi Platformu ile sağlıklı aile yapısını güçlendirmeyi, bilgi ve bilinç düzeyini artırmayı, ebeveynlere rehberlik etmeyi ve toplumsal dayanışmayı pekiştirmeyi hedeflediklerini belirtti. Ebeveynlere rehberlik etmek amacıyla hizmetleri yaygınlaştırdıklarını kaydeden Göktaş, eğitim, ekonomi, kültür, sanat, sağlık ve ulaşım başta olmak üzere her alanda ailelerin yanında olmaya gayret ettiklerini vurguladı. Göktaş, “Aile Dostu Ekosistem” anlayışıyla; aileyi koruyan, değerlerini yaşatan, kuşaklar arası dayanışmayı güçlendiren ve güçlü bir toplumun temelini ailede gören bir vizyonla çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti. "Aileleri tehlikelerinden korumak için yoğun mesai harcıyoruz" Son yıllarda sosyal medyanın etkileri ve dijital risklerin aileler için önemli bir endişe kaynağı haline geldiğine dikkati çeken Göktaş, "Bu sorunları aşmanın yolu ancak bilinçli kullanım ve dijital farkındalıkla mümkündür. Bu kapsamda Bakanlık olarak toplumu, aileleri, özellikle de çocuklarımızı dijital dünyanın tehlikelerinden korumak için yoğun mesai harcıyoruz." ifadelerini kullandı. Aile Akademi Platformu'nun, aile yapısını koruma, destekleme ve geleceğe taşıma yolunda önemli katkılar sunduğunu belirten Göktaş, platform kapsamında hem vatandaşlara hem de Bakanlık personeline yönelik çeşitli eğitim içeriklerinin sunulduğunu aktardı. Ailelerin birlik ve beraberliğini güçlendiren projeleri hayata geçirmeye devam ettiklerini vurgulayan Göktaş, şunları kaydetti: "Aile yapısının güçlendirilmesi, sosyal hizmetlerin etkinliğinin artırılması, toplumsal farkındalığın yükseltilmesi ve Bakanlık personelinin bilgi ve beceri düzeylerinin geliştirilmesi amacıyla geçen yıl Aile Akademi Platformu'nu hayata geçirdik. Aile Eğitim Programı, Bilgi Güvenliği Farkındalık Eğitimi, Çocukların Yaşam Becerilerinin Güçlendirilmesi ve Geliştirilmesine Yönelik Farkındalık Eğitim Programı, Veri Güvenliği ve Kötüye Kullanım Senaryoları, ANKA Çocuk Destek Programı modülleri ile Siber Güvenlik Farkındalık Eğitimleri başta olmak üzere geniş bir yelpazede eğitim içerikleri sunuyoruz. Platform sayesinde bugüne kadar 67 bin 754 kişi, Bakanlığın sunduğu içerik ve eğitimlere erişti." "Kriz yönetimi ve teknoloji kullanımı başlıkları bulunuyor" Söz konusu eğitimlerle bireylerin ve Bakanlık çalışanlarının bilgi, farkındalık ve yetkinliklerinin artırılmasının hedeflendiğini belirten Göktaş, "Vatandaşlara yönelik eğitimlerde; aile eğitimi ve iletişimi, evlilik ve sağlık, çocukların ve gençlerin gelişimi, mahremiyet bilinci ile sosyal hizmetlere erişim gibi konular yer alıyor. Bakanlık personeline yönelik eğitimlerde ise mesleki becerilerin geliştirilmesi, yasal düzenlemeler, kriz yönetimi ve teknoloji kullanımı başlıkları bulunuyor." değerlendirmesinde bulundu. Aile Akademi Platformu’nun e-Devlet ile entegre şekilde tasarlandığını ve eğitimlere katılım ile başarı belgelerinin doğrulanabildiğini aktaran Göktaş, bu entegrasyon sayesinde katılımcıların kendilerine uygun zamanlarda eğitimlere erişebildiğini belirtti. Göktaş ayrıca, eğitimlerin çevrim içi sunulmasının hedef kitleyi genişlettiğini, geleneksel yöntemlere kıyasla zaman ve maliyet tasarrufu sağlayarak bütçeye katkı sunduğunu ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.