SON DAKİKA

#Küba

HABER DEĞER - Küba haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Küba haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD ambargosu can alıyor: Küba’ya ilaç yasak, insanlar valizlerle yaşam taşıyor! Haber

ABD ambargosu can alıyor: Küba’ya ilaç yasak, insanlar valizlerle yaşam taşıyor!

ABD’nin onlarca yıldır Küba’ya uyguladığı ekonomik, ticari ve finansal ambargo, bugün en ağır sonuçlarını sağlık alanında gösteriyor. İlaç ve tıbbi ekipmanlara erişimin sistematik olarak engellendiği ülkede hastalar hayatta kalmak için uluslararası dayanışmaya muhtaç bırakılıyor. Küba’ya yönelik bu kuşatma yalnızca bir dış politika aracı değil, doğrudan yaşam hakkını hedef alan bir yaptırım olarak değerlendiriliyor. ABD ambargosu sağlık sistemini hedef alıyor Küba’ya yönelik yaptırımlar, ilaç ithalatını ve tıbbi cihazlara erişimi ciddi biçimde kısıtlıyor. ABD merkezli şirketlerin ve ABD ile bağlantılı finans sistemlerinin devreye sokulduğu bu abluka, üçüncü ülkeleri de baskı altına alarak Küba’nın sağlık sistemini felç etmeyi amaçlıyor. Uzmanlar, bu durumun özellikle kronik hastalar, çocuklar ve yaşlılar üzerinde hayati riskler yarattığını vurguluyor. Yurttaşlar valizlerle dayanışma taşıyor Ambargonun yarattığı yıkıma karşı dünyanın farklı ülkelerinden yurttaşlar harekete geçti. Küba’ya giden gönüllüler, valizlerini ilaç ve tıbbi malzemelerle doldurarak hastalara ulaştırıyor. Bu bireysel dayanışma ağları, ambargonun yarattığı boşluğu kısmen doldururken aynı zamanda uluslararası kamuoyuna güçlü bir mesaj veriyor: İnsanlık, ablukayı kabul etmiyor. ABD’nin yıllardır sürdürdüğü ambargo, Küba halkını en temel sağlık hakkından mahrum bırakıyor. Dünyanın dört bir yanından yurttaşlar ise valizlerine ilaç doldurarak bu insanlık dışı kuşatmayı delmeye çalışıyor.#Küba #USA #ABD #Trump pic.twitter.com/x19r1sYSDy — Haber Değer (@haber_deger) March 23, 2026 Sağlık haktır Küba’ya yönelik yaptırımlar uzun süredir uluslararası alanda da tartışma konusu. Birçok ülke ve insan hakları örgütü, ABD’nin uyguladığı ambargonun kolektif cezalandırma anlamına geldiğini ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtiyor. Her yıl Birleşmiş Milletler’de yapılan oylamalarda büyük çoğunluk ambargonun kaldırılması yönünde irade ortaya koysa da ABD bu politikayı sürdürmekte ısrar ediyor. Küba halkı yalnız değil Tüm baskılara rağmen Küba halkı ve sağlık çalışanları direnmeye devam ediyor. Dayanışma ağları büyürken, dünyanın dört bir yanında yükselen sesler ambargonun sona erdirilmesini talep ediyor. Küba’ya taşınan her valiz, yalnızca ilaç değil; aynı zamanda dayanışmanın, insanlığın ve adalet arayışının sembolü haline geliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Küba’dan dikkat çeken açıklama: Her senaryoya hazırız! Haber

Küba’dan dikkat çeken açıklama: Her senaryoya hazırız!

Küba yönetimi, ABD’den gelebilecek olası bir askeri saldırıya karşı hazırlık yaptığını açıkladı. 23 Mart 2026 tarihinde yapılan açıklamada, ülkenin silahlı kuvvetlerinin her türlü senaryoya karşı hazır olduğu belirtilirken, bu durumun bir önlem olarak değerlendirildiği ifade edildi. Küba Dışişleri Bakan Yardımcısı Carlos Fernandez de Cossio, Amerikan basınına yaptığı değerlendirmede, ülkelerinin ABD için bir tehdit oluşturmadığını vurguladı. Buna rağmen, olası risklere karşı hazırlıklı olmanın gerekli olduğu ifade edildi. “Hazırlıksız olmak saflık olur” mesajı Fernandez de Cossio, Küba’nın bir askeri saldırı durumunda ulusal ölçekte seferber olabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirtti. Açıklamasında, böyle bir senaryonun düşük ihtimal olduğunu düşündüklerini ancak hazırlık yapılmamasının doğru olmayacağını dile getirdi. Bu değerlendirme, Küba’nın güvenlik politikalarında temkinli bir yaklaşım benimsediğini ortaya koydu. Ambargo eleştirisi dikkat çekti Kübalı yetkili, ABD tarafından uygulanan ambargonun ciddi ekonomik ve sosyal etkiler yarattığını ifade etti. Bu politikaların haklı bir gerekçeye dayanmadığını savunan Fernandez de Cossio, mevcut koşullarla mücadele etmek için aktif bir şekilde çalıştıklarını belirtti. Ambargonun kalıcı olmayacağı yönündeki beklentilerini de dile getiren yetkili, bu sürecin sona ermesini umduklarını söyledi. Diyalog kapısı açık tutuluyor Açıklamada, Küba’nın ABD ile ilişkilerde diyalog kanallarını açık tutmak istediği de vurgulandı. Her türlü görüşmeye hazır olduklarını belirten Fernandez de Cossio’nun sözleri, gerilime rağmen diplomatik çözüm arayışının sürdüğüne işaret etti. Küba’nın hem askeri hazırlık hem de diplomatik mesaj içeren bu açıklamaları, iki ülke arasındaki ilişkilerin seyrine dair yeni bir tartışma başlatmış durumda. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Haber Değer ekibinden Küba Cumhuriyeti Büyükelçiliği’ne ziyaret Haber

Haber Değer ekibinden Küba Cumhuriyeti Büyükelçiliği’ne ziyaret

Haber Değer ekibi, bugün Ankara’da bulunan Küba Cumhuriyeti Büyükelçiliği’ni ziyaret ederek diplomatik yetkililerle bir araya geldi. Ziyarette medya, uluslararası gelişmeler ve Türkiye–Küba ilişkileri üzerine karşılıklı değerlendirmelerde bulunuldu. Haber Değer ile Küba temsilcileri arasında samimi görüşme Gerçekleşen ziyarette Haber Değer ekibi, platformun yayın politikası ve yürüttüğü çalışmalar hakkında Küba Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Misyon Şefi ve Konsolosluk İşlerinden Sorumlu Diplomat Oscar Redondo Ramos’a bilgi verdi. Bağımsız gazetecilik anlayışıyla faaliyet gösteren Haber Değer’in uluslararası gelişmeleri takip eden yayın çizgisi aktarılırken, taraflar medya ve iletişim alanındaki gelişmeler üzerine fikir alışverişinde bulundu. Görüşmede aynı zamanda Türkiye ile Küba arasındaki dostane ilişkilerin önemi vurgulanırken, iki ülke halkları arasındaki kültürel ve düşünsel etkileşimin geliştirilmesine yönelik değerlendirmeler de yapıldı. Uluslararası diyalog ve medya ilişkileri vurgusu Ziyaret kapsamında küresel gelişmeler, Latin Amerika’daki siyasi ve toplumsal süreçler ile uluslararası medya alanındaki değişimler de gündeme geldi. Karşılıklı iyi niyet mesajlarının paylaşıldığı görüşme, ilerleyen süreçte iletişim ve diyalog kanallarının açık tutulması temennisiyle sona erdi. Haber Değer ekibi, farklı ülkelerin diplomatik temsilcilikleriyle temas kurarak uluslararası gelişmeleri yerinde takip etmeye ve kamuoyuna aktarmaya devam edeceğini ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Küba karanlığa gömüldü: Nüfusun yüzde 68’i elektriksiz Haber

Küba karanlığa gömüldü: Nüfusun yüzde 68’i elektriksiz

Küba’da enerji altyapısındaki arızalar ve yakıt tedarikinde yaşanan sıkıntılar nedeniyle ülke genelinde geniş çaplı elektrik kesintileri yaşanıyor. Küba Elektrik Birliği (UNE) tarafından yapılan açıklamaya göre enerji talebinin en yüksek olduğu saatlerde ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 68’i elektriğe erişemiyor. Bu oran, ülke tarihindeki en yüksek kesinti seviyelerinden biri olarak kayıtlara geçti. Ülke genelinde birçok bölgede elektrik kesintilerinin günde 20 saate kadar ulaştığı bildirildi. Kesintiler günlük yaşamı ciddi şekilde etkilerken, bazı kentlerde ekonomik faaliyetlerin büyük ölçüde durma noktasına geldiği belirtiliyor. 16 santralden 8’i devre dışı kaldı Yetkililerin verdiği bilgilere göre Küba’daki 16 termik santralden 8’i teknik arızalar nedeniyle devre dışı kaldı. Bu santraller ülkenin elektrik üretiminin önemli bir bölümünü sağladığı için üretimde ciddi düşüş yaşandı. Uzmanlar, özellikle elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını karşılayan santrallerdeki arızaların enerji krizini daha da derinleştirdiğini belirtiyor. Yakıt sıkıntısı ve ambargo etkisi Elektrik kesintilerinin başlıca nedenleri arasında yakıt sıkıntısı da yer alıyor. Küba’nın enerji ihtiyacını karşılamak için günlük yaklaşık 110 bin varil petrol gerektiği belirtiliyor. Ancak petrol tedarikindeki sorunlar üretimi doğrudan etkiliyor. Uzmanlara göre ABD’nin uzun süredir uyguladığı ekonomik yaptırımlar ve petrol ambargosu, Küba’nın enerji sektörünü ciddi şekilde zorlayan faktörlerden biri. Ambargo nedeniyle yakıt, yedek parça ve enerji ekipmanı temininde büyük zorluklar yaşanıyor. Enerji altyapısı için milyarlarca dolar gerekiyor Ekonomi uzmanları, Küba’nın eskiyen enerji altyapısını modernize edebilmesi ve elektrik üretim kapasitesini artırabilmesi için 8 ila 10 milyar dolar arasında yatırım gerektiğini belirtiyor. Havana yönetimi ise enerji krizine karşı acil durum planlarını devreye alarak üretimi artırmaya ve yakıt tedarikini sağlamaya yönelik yeni önlemler üzerinde çalışıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Washington’dan gelen mesaj bölgeyi ayağa kaldırdı Haber

Washington’dan gelen mesaj bölgeyi ayağa kaldırdı

Amerika Birleşik Devletleri’nin 3 Ocak 2026’da Venezuela’da başlattığı askeri operasyon, bölgesel dengeleri sarsarken küresel ölçekte de sert tartışmalara yol açtı. Operasyon kapsamında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi ülke dışına çıkarılarak ABD’ye götürüldü. Washington yönetimi, sürecin geçici bir yönetim planı ve yeni askeri adımlarla devam edebileceği mesajını verdi. Trump yönetimi müdahaleyi genişletiyor ABD Başkanı Donald Trump, operasyonun ardından yaptığı açıklamalarda Venezuela’yı “güvenli ve makul bir geçiş süreci tamamlanana kadar” yöneteceklerini söyledi. Trump, Maduro yönetimine bağlı unsurların işbirliği yapmaması halinde yeni askeri müdahalelerin de gündeme gelebileceğini belirtti. Bu çıkış, Latin Amerika’da “rejim değişikliği” endişelerini yeniden alevlendirdi. Küba operasyonun gölgesinde kaldı Venezuela’nın en yakın müttefiklerinden Küba, operasyonun en ağır sonuçlarını yaşayan ülkelerden biri oldu. ABD kaynaklarına göre, operasyon sırasında Venezuelalı unsurlarla birlikte görev yapan 32 Kübalı asker ve güvenlik mensubu hayatını kaybetti. Havana yönetimi bu kayıpların ardından ülkede yas ilan etti. ABD Senatosu’ndaki Trump yanlısı isimlerden Lindsey Graham ise Küba’ya yönelik sert ifadeler kullanarak, Washington’un bölgede daha geniş bir baskı politikasına hazırlandığının sinyalini verdi. Maduro–Küba güvenlik hattı hedefte Maduro yönetiminin uzun süredir savunma ve iç güvenlik alanlarında Küba’dan askeri danışmanlık ve operasyonel destek aldığı biliniyor. ABD cephesi ise bu ilişkiyi, Maduro iktidarını ayakta tutan temel unsurlardan biri olarak değerlendiriyor. Bu nedenle Küba bağlantısının, Venezuela operasyonunun kritik hedeflerinden biri olduğu ifade ediliyor. Trump’tan Latin Amerika’ya açık tehditler Trump, Venezuela özelinde yaptığı açıklamaların yanı sıra bölgedeki diğer ülkelere de sert mesajlar verdi. Kolombiya ve Meksika isim verilerek eleştirilirken, Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro uyuşturucu üretimi ve sol politikalar üzerinden hedef alındı. Bu açıklamalar, ABD’nin Latin Amerika genelinde daha agresif bir strateji izleyebileceği yorumlarına neden oldu. Bölgeden ve dünyadan tepkiler yükseliyor Latin Amerika’daki birçok hükümet, ABD’nin Venezuela müdahalesini egemenlik ihlali olarak nitelendirdi. Meksika, Brezilya ve Kolombiya başta olmak üzere çok sayıda ülke, bu adımın tehlikeli bir emsal oluşturduğu uyarısında bulundu. Uluslararası toplumda da operasyonun uluslararası hukuka aykırı olduğu yönündeki eleştiriler giderek artıyor. Yeni bir bölgesel krizin eşiğinde mi? Uzmanlara göre Washington’un Venezuela üzerinden Küba ve diğer Latin Amerika ülkelerine yönelttiği sert mesajlar, yalnızca askeri değil siyasi ve diplomatik sonuçlar da doğurabilecek bir sürecin başlangıcı olabilir. ABD’nin bu yaklaşımı, bölgede uzun süredir kırılgan olan dengeleri daha da hassas hale getiriyor.

Venezuela krizinin merkezindeki isim ve Türkiye’nin tutumu Haber

Venezuela krizinin merkezindeki isim ve Türkiye’nin tutumu

Nicolás Maduro, 1962 yılında Venezuela’nın başkenti Caracas’ta dünyaya geldi. İşçi sınıfı bir aileden gelen Maduro, genç yaşta eğitimini yarıda bırakarak otobüs şoförlüğü yaptı ve sendikal faaliyetler içinde yer aldı. 1990’lı yılların başında Hugo Chávez ile tanışması, siyasi kariyerinin yönünü belirledi. Chávez liderliğindeki Bolivarcı hareketin parçası olan Maduro, kısa sürede rejimin öne çıkan isimlerinden biri haline geldi. Chávez sonrası iktidarın mirasçısı oldu Maduro, 2005–2006 yılları arasında Ulusal Meclis Başkanlığı, 2006–2013 döneminde ise Dışişleri Bakanlığı görevlerini üstlendi. Chávez’in sağlık sorunlarının ağırlaştığı süreçte en yakın siyasi yardımcıları arasına giren Maduro, Chávez’in ölümünün ardından 14 Nisan 2013’te yapılan seçimleri yüzde 50,7 oyla kazanarak devlet başkanı oldu. Bu sonuç, Venezuela siyasetinde uzun süre tartışma konusu edilirken, ülke hızla sert bir kutuplaşma sürecine girdi. Ekonomik çöküş ve otoriterleşme eleştirileri derinleşti Maduro’nun iktidarının ilk yılları, Chávez dönemindeki sosyal politikaların sürdürülmesi vaadiyle başladı. Ancak petrol fiyatlarının düşmesiyle birlikte Venezuela ekonomisi hızla çöktü. 2014’ten itibaren kriz derinleşirken, 2018’de yıllık enflasyonun yüzde 1,3 milyona ulaşmasıyla hiperenflasyon ülke tarihinin en ağır ekonomik yıkımına dönüştü. Asgari ücret artışları ve ücretsiz konut projeleri hayata geçirilse de, kıtlık ve pahalılık kronik hale geldi. 2017’de artan protestoların ardından Maduro’nun Ulusal Meclis’i fiilen devre dışı bırakarak Kurucu Meclis kurması, yönetimin otoriterleştiği yönündeki eleştirileri artırdı. Uluslararası kriz ve Guaidó süreciyle yalnızlaşma 2019 yılında muhalefet lideri Juan Guaidó’nun kendisini geçici devlet başkanı ilan etmesiyle Venezuela krizi uluslararası boyuta taşındı. ABD ve birçok Batı ülkesi Guaidó’yu tanırken, Maduro yönetimiyle diplomatik ilişkiler koptu. Washington, Maduro’yu yolsuzluk ve uyuşturucu suçlamalarıyla hedef alırken, ağır yaptırımlar uygulandı. Maduro ise ekonomik çöküşün sorumlusu olarak ABD’nin “ekonomik savaşını” gösterdi. Türkiye, Maduro’nun yanında duran ülkelerden biri oldu Türkiye-Venezuela ilişkileri resmen 1950 yılında kurulsa da, iki ülke arasındaki yakınlaşma özellikle 2016 sonrasında hız kazandı. Maduro’nun 2016’da İstanbul’da düzenlenen bir enerji kongresine katılmasıyla başlayan süreç, karşılıklı üst düzey ziyaretlerle derinleşti. Recep Tayyip Erdoğan, 2019 krizinde Guaidó’yu tanımayarak Maduro’ya açık destek veren liderlerden biri oldu. Erdoğan, bu süreci “anayasal bir darbe girişimi” olarak nitelendirirken, Türkiye toplumunun Venezuela halkıyla dayanışma içinde olduğunu vurguladı. Ekonomik işbirliği ve altın ticareti dikkat çekti İki ülke arasındaki ilişkilerde özellikle altın ticareti öne çıktı. 2018 yılında Türkiye, Venezuela’dan çıkarılan altının en büyük alıcılarından biri olurken, bu durum ABD’nin tepkisini çekti. Ankara ise ticaretin uluslararası kurallara uygun olduğunu savundu. Gıda, sağlık ve altyapı alanlarında yapılan anlaşmalarla birlikte, 2025 itibarıyla ikili ticaret hacmi 665 milyon dolara ulaştı ve taraflar orta vadede 3 milyar dolarlık hedef açıkladı. Maduro yönetimi içeride eleştiri, dışarıda destekle ayakta Bugün Maduro yönetimi, ülke içinde otoriterleşme, muhalefetin bastırılması ve derin ekonomik krizle anılırken; uluslararası alanda Rusya, Çin, Küba ve Türkiye gibi aktörlerin desteğiyle varlığını sürdürüyor. Batı ile ilişkiler büyük ölçüde kopmuş olsa da, zaman zaman arabulucular üzerinden yürütülen sınırlı temaslar gündeme geliyor. Venezuela krizinin nasıl sonuçlanacağı belirsizliğini korurken, Maduro’nun siyasi geleceği ve Türkiye’nin bu dosyadaki tutumu, bölgesel ve küresel dengeler açısından yakından izlenmeye devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.