SON DAKİKA

#Kültürel Hegemonya

HABER DEĞER - Kültürel Hegemonya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültürel Hegemonya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kapitalizm neden çökmedi? Haber

Kapitalizm neden çökmedi?

Kapitalizmin tarihsel olarak kendi iç çelişkileri nedeniyle çökeceği tezi, özellikle Karl Marx’ın eserlerinde merkezi bir yer tutar. Ancak 19. yüzyıldan bu yana yaşanan ekonomik krizler, savaşlar ve toplumsal dönüşümlere rağmen kapitalist sistem varlığını sürdürmeyi başarmıştır. Bu durum, akademik çevrelerde “kapitalizmin dayanıklılığı” tartışmasını yeniden gündeme getirirken, sistemin neden ve nasıl devam ettiğine dair çok katmanlı analizleri zorunlu kılmaktadır. Kapitalizm krizlerle yıkılmak yerine kendini yeniden üretme kapasitesine sahiptir Marx, kapitalizmin temel çelişkisini emek ile sermaye arasındaki ilişki üzerinden tanımlar. Ona göre sistem, kendi içinde krizler üretir: “Kapitalist üretim, kendi mezar kazıcılarını yaratır.” (Komünist Manifesto). Ancak tarihsel süreç, bu krizlerin sistemi ortadan kaldırmak yerine dönüştürdüğünü göstermiştir. 1929 Büyük Buhranı sonrası ortaya çıkan refah devleti uygulamaları ya da 2008 küresel finans krizinin ardından geliştirilen para politikaları, kapitalizmin adaptasyon gücünü gözler önüne sermektedir. Devlet müdahalesi kapitalizmin sürdürülebilirliğinde kritik rol oynar Klasik liberal anlayışta piyasa kendini düzenleyen bir mekanizma olarak görülse de, modern kapitalizm devlet müdahalesi olmadan sürdürülebilir görünmemektedir. Marx’ın “devlet, egemen sınıfın çıkarlarını yöneten bir komitedir” tespiti (Komünist Manifesto), günümüzde farklı bir biçimde yeniden tartışılmaktadır. Kriz anlarında kamu kaynaklarının özel sektörü kurtarmak için kullanılması, bu ilişkinin güncel bir yansıması olarak değerlendirilmektedir. İdeoloji ve kültürel hegemonya sistemin meşruiyetini yeniden üretir Kapitalizmin devamlılığını yalnızca ekonomik faktörlerle açıklamak yetersiz kalır. Sistem aynı zamanda ideolojik araçlarla da kendini yeniden üretir. Tüketim kültürü, bireysel başarı anlatıları ve rekabet ideolojisi, kapitalist üretim ilişkilerini doğal ve kaçınılmaz gösterir. Marx’ın “egemen fikirler, egemen sınıfın fikirleridir” sözü (Alman İdeolojisi), bu sürecin teorik temelini oluşturur. Küreselleşme kapitalizmin coğrafi sınırlarını genişleterek ömrünü uzatır 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren hız kazanan küreselleşme, kapitalizmin yeni pazarlar bulmasını ve krizlerini coğrafi olarak yaymasını sağlamıştır. Üretimin ucuz iş gücüne sahip bölgelere kaydırılması, sermayenin hareket kabiliyetini artırırken, emek üzerindeki baskıyı da küresel ölçekte derinleştirmiştir. Bu durum, Marx’ın “sermaye sınır tanımaz” yaklaşımının günümüzdeki karşılığı olarak yorumlanmaktadır. Sonuç olarak kapitalizm çökmedi çünkü dönüşmeyi başardı Kapitalizmin devamlılığı, onun statik değil dinamik bir sistem olmasından kaynaklanmaktadır. Krizler, sistem için bir son değil; yeniden yapılanma fırsatı olarak işlev görmektedir. Marx’ın analizleri, kapitalizmin çelişkilerini anlamak açısından hâlâ güçlü bir teorik çerçeve sunarken, günümüz gerçekliği bu çelişkilerin sistemin sonunu getirmek yerine onun evrimini hızlandırdığını göstermektedir. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Aydoğan Doğan : 100 yıllık emperyalist parantez kapanıyor! Haber

Aydoğan Doğan : 100 yıllık emperyalist parantez kapanıyor!

İnsan hakları aktivisti ve siyasetçi Aydoğan Doğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Ortadoğu’daki son gelişmeleri yalnızca güncel bir kriz olarak değil, tarihsel bir dönüm noktası olarak değerlendirdi. Doğan’ın özellikle anti-emperyalist vurgular içeren açıklamaları, bölgedeki gelişmelere farklı bir perspektiften bakılması gerektiği yönünde tartışmaları yeniden alevlendirdi. Doğan’dan dikkat çeken paylaşım Doğan paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “1918’de emperyalizm zulmü karşısında halklar susturulmuştu. 2026’da İran o sessizliği parçaladı! Evet 100 yıllık reklam arası bitti. Şimdi hesaplaşma zamanı!!! Teşekkürler İran ” Bu sözler, özellikle tarihsel göndermeleri ve güçlü siyasi dili nedeniyle kısa sürede geniş bir etkileşim aldı. 1918’de emperyalizm zulmü karşısında halklar susturulmuştu. 2026’da İran o sessizliği parçaladı! Evet 100 yıllık reklam arası bitti. Şimdi hesaplaşma zamanı!!! Teşekkürler İran — Aydoğan Doğan (@Aydogan0658) April 8, 2026 “1918: Emperyalist düzenin kuruluş momenti” Doğan’a göre 1918 yılı, yalnızca Birinci Dünya Savaşı’nın sonu değil, aynı zamanda yeni bir küresel düzenin başlangıcıydı. Bu dönemde Ortadoğu’nun yeniden şekillendirildiğini vurgulayan Doğan, Osmanlı coğrafyasının parçalanmasıyla birlikte bölgenin Batılı güçlerin nüfuz alanlarına ayrıldığını ifade etti. Ona göre bu süreçte yerel halkların iradesi büyük ölçüde bastırıldı ve bölge dış müdahalelere açık hale getirildi. “100 yıllık parantez: Bağımlılık ve sessizlik” Aydoğan Doğan, 1918 sonrasında oluşan düzenin yalnızca askeri değil, ekonomik ve kültürel boyutlarıyla da sürdürüldüğünü belirtti. Ekonomik bağımlılık ilişkileri, siyasal vesayet mekanizmaları ve kültürel hegemonya üzerinden bölgenin uzun süre kontrol altında tutulduğunu savunan Doğan, bu süreci “100 yıllık bir suskunluk ve bağımlılık dönemi” olarak tanımladı. “2026: Sessizliğin bozulduğu an” Doğan, günümüzde yaşanan gelişmeleri ise bu uzun döneme karşı bir kırılma olarak yorumladı. İran’ın son dönemdeki tutumunu daha geniş bir tarihsel bağlamda ele alan Doğan’a göre, bölgesel aktörler artık daha bağımsız hareket ediyor ve tek kutuplu dünya düzeni sorgulanıyor. Bu çerçevede 2026 yılını, “sessizliğin bozulduğu moment” olarak nitelendirdi. Anti-emperyalist perspektif: “Hesaplaşma zamanı” Doğan’ın açıklamalarında anti-emperyalist yaklaşım belirgin bir şekilde öne çıkıyor. Ona göre mevcut süreçte halklar yeniden tarih sahnesine çıkarken, bölgesel güçler de daha bağımsız bir çizgi izliyor. Bu gelişmeleri “hesaplaşma zamanı” olarak tanımlayan Doğan, bunun yalnızca askeri değil, aynı zamanda ideolojik ve ekonomik bir mücadele olduğuna dikkat çekti. Tartışmalar sürüyor Aydoğan Doğan’ın açıklamaları kamuoyunda farklı tepkilere neden oldu. Bir kesim bu değerlendirmeleri güçlü bir anti-emperyalist duruş olarak desteklerken, bazı çevreler ise bölgedeki gelişmelerin çok daha karmaşık dinamikler içerdiğini ve farklı jeopolitik riskler barındırdığını savunuyor. Doğan’ın çıkışı, Ortadoğu’daki gelişmelerin yalnızca güncel bir kriz değil, aynı zamanda tarihsel bir dönüşüm olarak ele alınabileceği yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşımış durumda. Önümüzdeki süreçte bu değerlendirmelerin ne ölçüde karşılık bulacağı ise bölgedeki gelişmelerle birlikte daha net ortaya çıkacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.