SON DAKİKA

#Latin Amerika

HABER DEĞER - Latin Amerika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Latin Amerika haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nobel’i emperyalizme sunmak: María Corina Machado’nun iki yüzlü gösterisi Haber

Nobel’i emperyalizme sunmak: María Corina Machado’nun iki yüzlü gösterisi

Barış ödülü mü, müdahale madalyası mı? Venezuela’da yıllardır uygulanan yaptırımların, ekonomik kuşatmanın ve dış müdahale tehditlerinin mimarı olan Donald Trump’a Nobel madalyası uzatmak; barıştan değil, güçten yana saf tutmaktır. Machado’nun bu hamlesi, Nobel’in evrensel değerlerini ayaklar altına alırken, emperyalist ABD’nin müdahaleci sicilini aklamaya dönük bir propaganda numarasına dönüştü. Halkını baypas eden muhalefet Kendi ülkesinin geleceğini Washington koridorlarında pazarlayan María Corina Machado, Venezuela toplumunun iradesini değil, ABD’nin jeopolitik beklentilerini temsil ettiğini bir kez daha kanıtladı. Yaptırımların bedelini ödeyen yurttaşlar yok sayılırken, Beyaz Saray’da poz vermek “özgürlük” diye sunuldu. Nobel Komitesi’ne rağmen siyasi tiyatro Nobel Barış Ödülü’nün devredilemeyeceği bilinirken yapılan bu gösteri, kuralları hiçe sayan bir siyasi şova dönüştü. Madalyanın el değiştirmesi, ödülün ruhunu değiştirmediği gibi; onu, emperyalizmin vitrin aksesuarına çevirdi. Barış ödülü, bombaların ve yaptırımların gölgesinde parlatılmaya çalışıldı. Emperyalizme meşruiyet çabası Machado’nun jesti, ABD’nin Latin Amerika’daki müdahaleci geçmişine “ahlaki” bir makyaj sürme girişimidir. Halkların kendi kaderini tayin hakkı yerine, büyük güçlerin onayı esas alındı. Bu, muhalefet değil; açık bir siyasal taşeronluktur. Bu tablo, Nobel’in barış idealine değil; emperyalist politikalara hizmet etti. Machado’nun Trump’a uzattığı madalya, Venezuela halkının değil, Washington’un çıkarlarının sembolü oldu. Barış, saraylarda değil; halkların iradesinde filizlenir. Bu jest, tarihe bir iki yüzlülük belgesi olarak geçmiştir. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Trump: ABD, Meksika’daki uyuşturucu kartellerine karşı kara operasyonlarına başlayacak Haber

Trump: ABD, Meksika’daki uyuşturucu kartellerine karşı kara operasyonlarına başlayacak

Trump’tan sert açıklama: “Karteller Meksika’yı yönetiyor” ABD Başkanı Donald Trump, Fox News’te yayınlanan röportajında, ülkesinin güvenlik güçlerinin uyuşturucu kartellerini hedef alan kara operasyonlarına Meksika’da başlayacağını duyurdu. Trump, deniz operasyonlarında önemli ilerleme kaydettiklerini ancak şimdi “kara hedeflerini” vurmaya başlayacaklarını belirtti. Trump, kartellerin Meksika’daki nüfuzunu eleştirerek, “Karteller Meksika’yı yönetiyor” ifadesini kullandı ve uyuşturucu ticaretinin ABD’de her yıl yüz binlerce insanın ölümüne yol açtığını savundu. ABD’nin yeni askeri vurgusu Trump’ın açıklaması, ABD’nin Latin Amerika’daki uyuşturucu kartelleriyle mücadelede askeri ağırlığı artırmayı hedeflediğinin sinyali olarak yorumlanıyor. Trump yönetimi daha önce denizden operasyonlara odaklanmış, şimdi kara saldırılarını da gündeme taşımış durumda. Uluslararası hukuk ve Meksika’nın tepkisi Meksika hükümetinin izni olmadan yürütülecek herhangi bir askeri operasyon, uluslararası hukuka aykırı sayılıyor. Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum de daha önce, ABD askerlerinin ülke topraklarında görev yapmasına kesinlikle karşı çıktığını ve ulusal egemenliğe müdahalenin kabul edilemez olduğunu açıkça ifade etmişti. Bölgesel bağlam: Venezuela ve uyuşturucu savaşının genişlemesi Trump’ın bu açıklaması, Venezuela’daki askeri operasyon ve Nicolás Maduro’nun yakalanmasının ardından geldi. ABD’nin bu adımları, Latin Amerika’daki güvenlik politikalarında yeni bir sayfa açma çabası olarak değerlendiriliyor ve bölge ülkelerinde endişeye yol açıyor. ABD Başkanı Donald Trump, uyuşturucu kartellerine karşı kara operasyonlarına Meksika’da başlayacaklarını duyurdu. Bu adım, deniz operasyonlarının ardından kara mücadelesine geçileceğinin sinyali olarak yorumlanıyor. Meksika yönetimi buna karşı çıkarak egemenlik ve uluslararası hukuk vurgusu yapıyor.

Petro: ABD’nin Kolombiya’ya yönelik operasyon ihtimali artık gerçek bir tehdit Haber

Petro: ABD’nin Kolombiya’ya yönelik operasyon ihtimali artık gerçek bir tehdit

Petro’nun açıklamalarının detayları Petro, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kolombiya’ya yönelik askeri operasyon ihtimaline dair sözlerini ciddiye aldığını belirtti ve bu tür açıklamaların artık “somut bir tehdit” algısı yarattığını söyledi. BBC röportajında Petro, ABD’nin Latin Amerika’daki politikalarını eleştirerek Washington’un bölgeyi kendi “imparatorluğunun parçası” gibi gördüğünü savundu. Petro’nun ifadesine göre bu tehdidin ortadan kalkması, Trump yönetimiyle yürütülen diplomasi ve görüşmelere bağlı. Ayrıca Petro ve Trump’ın yaklaşık bir saat süren telefon görüşmesinde uyuşturucu kaçakçılığı, Venezuela ve bölgesel güvenlik konuları ele alındı. Arka plan: Diplomasiden gerilime Bu açıklamalar, Trump’ın Latin Amerika’daki askeri hamleler ve politik söylemleri bağlamında değerlendiriliyor. Örneğin Trump, Venezuela’daki askeri operasyonun ardından Kolombiya’ya da benzer müdahale olasılığını gündeme getirmişti. Bu durum, bölgesel güvenlik ve egemenlik tartışmalarını derinleştirdi. Petro’nun savunma yaklaşımı Bir saldırı ihtimali söz konusu olduğunda hükümetin diyalog yolunu tercih ettiğini söyleyen Petro, Kolombiya’nın zorlu coğrafi koşullarına ve halk desteğine vurgu yaptı. Kısaca: Kolombiya lideri Petro, ABD’nin askeri müdahale söylemlerini artık “gerçek bir tehdit” olarak gördüğünü açıkladı ve bu tehdidin sadece diplomatik süreçlerle bertaraf edilebileceğini belirtti.

Washington’dan gelen mesaj bölgeyi ayağa kaldırdı Haber

Washington’dan gelen mesaj bölgeyi ayağa kaldırdı

Amerika Birleşik Devletleri’nin 3 Ocak 2026’da Venezuela’da başlattığı askeri operasyon, bölgesel dengeleri sarsarken küresel ölçekte de sert tartışmalara yol açtı. Operasyon kapsamında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi ülke dışına çıkarılarak ABD’ye götürüldü. Washington yönetimi, sürecin geçici bir yönetim planı ve yeni askeri adımlarla devam edebileceği mesajını verdi. Trump yönetimi müdahaleyi genişletiyor ABD Başkanı Donald Trump, operasyonun ardından yaptığı açıklamalarda Venezuela’yı “güvenli ve makul bir geçiş süreci tamamlanana kadar” yöneteceklerini söyledi. Trump, Maduro yönetimine bağlı unsurların işbirliği yapmaması halinde yeni askeri müdahalelerin de gündeme gelebileceğini belirtti. Bu çıkış, Latin Amerika’da “rejim değişikliği” endişelerini yeniden alevlendirdi. Küba operasyonun gölgesinde kaldı Venezuela’nın en yakın müttefiklerinden Küba, operasyonun en ağır sonuçlarını yaşayan ülkelerden biri oldu. ABD kaynaklarına göre, operasyon sırasında Venezuelalı unsurlarla birlikte görev yapan 32 Kübalı asker ve güvenlik mensubu hayatını kaybetti. Havana yönetimi bu kayıpların ardından ülkede yas ilan etti. ABD Senatosu’ndaki Trump yanlısı isimlerden Lindsey Graham ise Küba’ya yönelik sert ifadeler kullanarak, Washington’un bölgede daha geniş bir baskı politikasına hazırlandığının sinyalini verdi. Maduro–Küba güvenlik hattı hedefte Maduro yönetiminin uzun süredir savunma ve iç güvenlik alanlarında Küba’dan askeri danışmanlık ve operasyonel destek aldığı biliniyor. ABD cephesi ise bu ilişkiyi, Maduro iktidarını ayakta tutan temel unsurlardan biri olarak değerlendiriyor. Bu nedenle Küba bağlantısının, Venezuela operasyonunun kritik hedeflerinden biri olduğu ifade ediliyor. Trump’tan Latin Amerika’ya açık tehditler Trump, Venezuela özelinde yaptığı açıklamaların yanı sıra bölgedeki diğer ülkelere de sert mesajlar verdi. Kolombiya ve Meksika isim verilerek eleştirilirken, Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro uyuşturucu üretimi ve sol politikalar üzerinden hedef alındı. Bu açıklamalar, ABD’nin Latin Amerika genelinde daha agresif bir strateji izleyebileceği yorumlarına neden oldu. Bölgeden ve dünyadan tepkiler yükseliyor Latin Amerika’daki birçok hükümet, ABD’nin Venezuela müdahalesini egemenlik ihlali olarak nitelendirdi. Meksika, Brezilya ve Kolombiya başta olmak üzere çok sayıda ülke, bu adımın tehlikeli bir emsal oluşturduğu uyarısında bulundu. Uluslararası toplumda da operasyonun uluslararası hukuka aykırı olduğu yönündeki eleştiriler giderek artıyor. Yeni bir bölgesel krizin eşiğinde mi? Uzmanlara göre Washington’un Venezuela üzerinden Küba ve diğer Latin Amerika ülkelerine yönelttiği sert mesajlar, yalnızca askeri değil siyasi ve diplomatik sonuçlar da doğurabilecek bir sürecin başlangıcı olabilir. ABD’nin bu yaklaşımı, bölgede uzun süredir kırılgan olan dengeleri daha da hassas hale getiriyor.

“Dünya beşten büyüktür” demenin tam zamanı: Venezuela üzerinden küresel ikiyüzlülük teşhiri Haber

“Dünya beşten büyüktür” demenin tam zamanı: Venezuela üzerinden küresel ikiyüzlülük teşhiri

ABD ve müttefiklerinin Venezuela’ya yönelik askeri, siyasi ve ekonomik baskıları sürerken; Türkiye’de bu müdahalelere dair yükselen eleştiriler de sertleşiyor. Gazeteci-yazar Aydoğan Doğan, sosyal medya hesabından yaptığı art arda paylaşımlarla, “demokrasi” söylemi altında yürütülen müdahaleleri açık bir egemenlik ihlali olarak tanımladı. Doğan’a göre Karakas’ta patlayan her bomba, yalnızca Venezuela’yı değil, dünyanın tüm mazlum halklarını hedef alıyor. “Bu saldırılar demokrasi değil, açık bir sömürge girişimidir” Aydoğan Doğan, ABD ve müttefiklerinin Venezuela’ya yönelik hamlelerini “demokrasi ambalajlı küresel zorbalık” olarak nitelendirdi. Doğan, saldırıların esas amacının bir ülkenin halk iradesini, yeraltı kaynaklarını ve onurunu teslim almak olduğunu savundu. “Bugün Karakas sokaklarında patlayan her bomba, dünyanın tüm mazlum halklarının geleceğine atılmaktadır” ifadeleriyle, yaşananların bölgesel değil küresel bir tehdit olduğunun altını çizdi. “Dünya beşten büyüktür” sözü bugün samimiyet testinden geçiyor Doğan, yıllardır uluslararası platformlarda dile getirilen “Dünya beşten büyüktür” ifadesinin artık bir slogan olmaktan çıkıp somut bir duruşa dönüşmesi gerektiğini vurguladı. Bu sözün, sömürgeci güçlerin keyfi kararlarına, işgallerine ve ambargolarına karşı yükseltilmiş bir isyan olduğunu belirten Doğan, “Eğer dünya gerçekten beşten büyükse, o beşten birinin bir halkı açlıkla terbiye etmesine en gür sesle karşı çıkılmalıdır” dedi. Türkiye’deki sağ ve muhafazakâr kesimlere sert çağrı Aydoğan Doğan, özellikle Türkiye’de kendisini sağcı, muhafazakâr ya da İslamcı olarak tanımlayan çevrelerin Venezuela konusunda sergilediği sessizliği sert sözlerle eleştirdi. “Vicdan coğrafyaya hapsedilemez” diyen Doğan, bir müdahalenin yalnızca Ortadoğu’da yaşandığında suç sayılmasının ahlaki bir çelişki olduğunu ifade etti. Latin Amerika’daki bir halkın çığlığının da aynı duyarlılıkla görülmesi gerektiğini vurguladı. “Bu bir siyasi tercih değil, insanlık onurudur” Doğan’a göre Venezuela’da yaşananlar bir ideolojik tartışma değil, temel bir insanlık meselesi. Sömürüye karşı durmanın yalnızca ideolojiyle değil, tutarlılıkla mümkün olduğunu belirten Doğan, insan haklarının güçlülerin çizdiği sınırlar içinde savunulamayacağını dile getirdi. Venezuela’yı, dünya sistemindeki çarpıklığı gösteren bir ayna olarak tanımlayan Doğan, bu aynaya bakan herkesin kendi samimiyetini sorgulamak zorunda olduğunu söyledi. “Sessiz kalanlar tarihe not düşüyor” Aydoğan Doğan, sözlerini sert bir uyarıyla tamamladı. “Dünya beşten büyüktür” ilkesini savunduğunu söyleyen herkesin bugün Venezuela halkının yanında saf tutması gerektiğini ifade eden Doğan, aksi halde bu sözün boş bir slogana dönüşeceğini belirtti. Zulmün nerede olursa olsun karşısında durmanın insanlığın tek pusulası olduğunu vurgulayan Doğan’a göre, sessizlik de tarihe kaydedilen bir tutum.

Şili neden solcu bir hükümetten sağa döndü? Haber

Şili neden solcu bir hükümetten sağa döndü?

Latin Amerika’da uzun yıllar boyunca istikrarın ve güvenliğin sembolü olarak görülen Şili, son seçimlerle birlikte keskin bir siyasi yön değişikliğine gitti. Seçmenler, güvenlik ve göç konularında artan endişeler nedeniyle, sol yönetimi geride bırakarak sağcı aday José Antonio Kast’ı devlet başkanlığına taşıdı. Bu tercih, yalnızca bir iktidar değişimini değil, aynı zamanda toplumsal korkuların siyaseti nasıl şekillendirdiğini de gözler önüne serdi. Güvenlik algısı sandığın kaderini belirledi Şili’de son yıllarda organize suç, uyuşturucu ticareti, araç gaspı ve şiddet olaylarının görünürlüğü arttı. Resmî verilere göre bazı suç türlerinde düşüş yaşansa da, seçmen nezdinde “güvende olma hissi” ciddi biçimde zayıfladı. Bu durum, sert güvenlik politikaları vadeden Kast’ın söylemlerini geniş bir kitle için cazip hale getirdi. Göç meselesi toplumsal kırılma yarattı Şili’de 2018’den bu yana yabancı nüfus yaklaşık yüzde 46 arttı. Özellikle Venezuela’daki krizden kaçan yüz binlerce göçmenin ülkeye gelişi, kamu hizmetleri, iş piyasası ve mahalle yaşamı üzerinde baskı yarattı. Kast, düzensiz göçü suçla ilişkilendiren sert bir dil kullandı ve sınır duvarı, toplu sınır dışı gibi vaatlerle seçmenin korkularına seslendi. Eleştirmenler bu dili “yabancı düşmanlığı” olarak nitelese de, mesaj geniş bir karşılık buldu. Sol iktidara tepki birikti Şili’deki sağa dönüş yalnızca Kast’ın söylemleriyle açıklanmıyor. Sol hükümetin suçla mücadelede yetersiz kaldığı algısı, göç politikalarında kontrolsüzlük eleştirileri ve reform süreçlerinde yaşanan tıkanmalar, seçmen nezdinde ciddi bir hayal kırıklığı yarattı. Bu tablo, “daha sert bir yönetim” arzusunu güçlendirdi. Pinochet gölgesi neden hâlâ etkili? Kast’ın, Şili’nin eski askeri diktatörü Augusto Pinochet hakkında kullandığı olumlu ifadeler ülkeyi ikiye böldü. Bir kesim için Pinochet dönemi işkence, kayıplar ve baskıyla anılırken, diğer bir kesim o dönemi “düzen ve güvenlik” ile özdeşleştiriyor. Kast’ın seçilmesi, Şili toplumunda geçmişle yüzleşmenin hâlâ tamamlanmadığını gösterdi. Latin Amerika’da sağa dönüş dalgası Şili, Arjantin, Ekvador ve El Salvador gibi ülkelerin ardından soldan sağa yönelen son halka oldu. Kimi ülkelerde bu değişim ekonomik kriz ve enflasyonla, kimilerinde ise suç ve göç korkusuyla şekillendi. Şili örneği, güvenlik söyleminin günümüz Latin Amerika siyasetinde ne kadar güçlü bir mobilizasyon aracı haline geldiğini ortaya koyuyor. Yeni dönemde ne bekleniyor? Kast’ın partisi parlamentoda çoğunluğa sahip değil. Bu durum, sert güvenlik yasaları ve göç politikalarının hayata geçirilmesini zorlaştırabilir. Ancak birçok seçmen için, somut sonuçlardan önce “kontrolün yeniden sağlandığı” hissi önemli. Bu da Şili’de önümüzdeki dönemin, güvenlik–özgürlük dengesinin sert biçimde tartışıldığı bir süreç olacağını gösteriyor.

Pekin’den Washington’a Venezuela resti: Egemenliği çiğnetmeyiz! Haber

Pekin’den Washington’a Venezuela resti: Egemenliği çiğnetmeyiz!

ABD’nin hava sahası kararına sert tepki Pekin’de düzenlenen olağan basın toplantısında kameralar karşısına geçen Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, ABD’nin 29 Kasım tarihinde aldığı ve Venezuela çevresindeki hava sahasını tamamen kapatan kararına ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Sözcü Lin, uluslararası hukukun temel taşı olan Birleşmiş Milletler Şartı’nın ihlal edilmesine, ülkelerin ulusal egemenlikleri ile güvenliklerinin hiçe sayılmasına şiddetle karşı çıktıklarını vurguladı. Dış güçlerin müdahalesini kabul etmiyoruz Açıklamasında Washington yönetimine üstü kapalı ancak net bir mesaj gönderen Lin Jian, dış güçlerin herhangi bir mazeret öne sürerek Venezuela’nın içişlerine müdahale etmesi girişimini kesin bir dille reddettiklerini belirtti. Çinli sözcü, bu tür tek taraflı ve baskıcı adımların uluslararası normlarla bağdaşmadığının altını çizdi. Latin Amerika’da barış ve istikrar çağrısı Pekin yönetimi, gerilimin tırmanması yerine sükunetin korunması gerektiğini savundu. Sözcü Lin, ilgili tüm tarafları Latin Amerika ve Karayipler bölgesindeki barış ve istikrar ortamını muhafaza etmeye davet ederken, krizin daha da derinleşmesine yol açacak eylemlerden kaçınılmesi gerektiğini ifade etti. Çin, bölgedeki gerginliğin artmasının kimsenin yararına olmayacağı uyarısında bulundu.

Venezuela–ABD savaşı mı kapıda? NOTAM sonrası THY uçuşları durdurdu Haber

Venezuela–ABD savaşı mı kapıda? NOTAM sonrası THY uçuşları durdurdu

Venezuela ile ABD arasında aylardır devam eden siyasi gerilim, Washington’un tüm ülkeyi kapsayan NOTAM kararıyla kritik bir eşiğe geldi. ABD Federal Havacılık İdaresi’nin Venezuela hava sahasına yönelik uyarı yayımlamasının ardından Türk Hava Yolları da dahil birçok havayolu, Caracas uçuşlarını durdurdu. Art arda gelen adımlar Latin Amerika’da güç mücadelesinin sertleştiği yönünde yorumlandı. ABD’nin NOTAM kararı gerilimi uluslararası havacılık düzeyine taşıdı ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA), Venezuela’nın tamamını kapsayan Maiquetia Uçuş Bilgi Bölgesi için NOTAM ilan etti. Uyarı; uçuş güvenliği, hava sahası riskleri ve operasyonel kısıtlamalara ilişkin kritik bilgiler içerirken, uzmanlar kararın “sıradan bir havacılık bildiriminden daha politik bir mesaj” taşıdığı görüşünde. NOTAM, ilerleyen günlerde hava sahası kapatmalarından askeri hareketliliğe kadar geniş etkiler yaratabilecek bir uygulama olarak değerlendiriliyor. Venezuela Savunma Bakanı’nın sert sözleri tansiyonu daha da yükseltti NOTAM kararının, Venezuela Savunma Bakanı Vladimir Padrino López’in Washington’a yönelik sert açıklamalarının hemen ardından gelmesi dikkat çekti. López, ABD’yi “insanlık tarihinin en yıkıcı imparatorluklarından biri” olarak niteleyerek Caracas’ın tüm baskılara rağmen “dik durduğunu” söyledi. Bu söylemler, iki ülke arasındaki buz gibi ilişkilerin çatışma ihtimali üzerinden yeniden tartışılmasına yol açtı. THY dahil birçok havayolu Venezuela uçuşlarını askıya aldı ABD’nin kararının ardından Avianca, Iberia ve TAP Air Portugal’ın ardından Türk Hava Yolları da Caracas uçuşlarını geçici olarak durdurduğunu açıkladı. İstanbul–Caracas seferlerinin 24–28 Kasım tarihleri arasında “operasyonel nedenlerle” iptal edildiği belirtildi. THY’nin acentelere gönderdiği bilgilendirmede yolcuların uygun alternatif seferlere yönlendirileceği bildirildi. İptal edilen THY seferleri açıklandı İptal edilen Caracas uçuşları şu tarihlerde gerçekleştirilecekti: TK183 – 24 Kasım TK195 – 25 Kasım TK223/224 – 26 Kasım TK195 – 27 Kasım TK223/224 – 28 Kasım Havayolu, gelişmelere göre uçuş planlamasında yeni güncellemeler yapılabileceğini duyurdu. Bölge uzmanları: Latin Amerika’da yeni bir güç mücadelesi başlıyor Uzmanlar, ABD’nin havacılık uyarısının yalnızca teknik bir adım olmadığını, Washington–Caracas hattında “yeni bir tırmanma döneminin” başlangıcı olabileceğini belirtiyor. Venezuela yönetiminin sertleşen söylemleri, ABD’nin bölgedeki stratejik hamleleri ve havayollarının peş peşe aldığı kararlar, uluslararası toplumda “bir kriz kapıda mı?” sorusunu gündeme taşıdı.

Ekvador halkından ABD üslerine yanıt: Sandıktan büyük farkla “HAYIR” çıktı Haber

Ekvador halkından ABD üslerine yanıt: Sandıktan büyük farkla “HAYIR” çıktı

Ekvador’da dün yapılan kritik referandumda, yabancı ülkelere ait askeri üslerin ülke topraklarına dönmesine büyük çoğunlukla “hayır” denildi. Resmî olmayan ilk sonuçlara göre seçmenlerin yaklaşık üçte ikisi, Devlet Başkanı Daniel Noboa’nın savunduğu teklifleri reddetti. Bu sonuç, güvenlik politikalarında ABD’ye yakın bir çizgi izleyen Noboa yönetimi için önemli bir siyasi yenilgi olarak değerlendiriliyor. Manta Üssü’ne dönüş planı çöktü Referandumla birlikte, ABD ordusunun yıllar önce uyuşturucuyla mücadele operasyonlarının merkezi olan Manta hava üssüne geri dönmesi de halk oyu ile engellendi. Ekvador, 2008 yılında ülke topraklarında yabancı askeri üsleri yasaklamıştı. Noboa ise bu yasağın kaldırılmasını “çetelerle mücadelede zorunluluk” olarak savunuyordu. Anayasayı yeniden yazma girişimi de reddedildi Aynı gün yapılan ikinci referandumda da Noboa’nın “anayasa meclisi” çağrısı yüzde 61’den fazla oranla reddedildi. Bu sonuç, Noboa’nın siyasi ajandasına yönelik toplumsal desteğin ciddi biçimde zayıfladığı şeklinde yorumlandı. Noboa sosyal medyada yaptığı paylaşımda, “Ekvador halkının iradesine saygı duyuyoruz” diyerek yenilgiyi kabul etti. Çetelerle mücadelede ABD ortaklığı ikna etmedi Ekvador uzun süredir, Peru ve Kolombiya’dan gelen kokain akışının merkezindeki kritik transit ülkelerden biri. Uyuşturucu çetelerinin limanlar ve kıyı kentlerinde yarattığı şiddet ortamı, ülkeyi tarihinin en kanlı dönemine sürükledi. Noboa, çözüm olarak ABD ile daha sıkı askeri işbirliğini savunuyor ancak Ekvador halkı, yabancı askerî varlığının şiddeti azaltacağına dair iddiayı ikna edici bulmadı. Latin Amerika’daki örnekler, ABD destekli operasyonların birçok ülkede çete gücünü daha da pekiştirdiğini gösteriyor. Bu tarihsel hafıza, Ekvador’da belirleyici oldu. Diğer maddelere de “hayır” Seçmenlere ayrıca: Siyasi partilere verilen kamu finansmanının kesilmesi Meclis üye sayısının 151’den 73’e düşürülmesi gibi öneriler de sunuldu. Bu maddeler de büyük farkla reddedildi. Şiddet rekor kırıyor, Noboa baskıyı artırıyor Kasım 2023’te göreve gelen Noboa, ülkede sık sık olağanüstü hâl ilan ediyor; askerleri sokaklara ve hapishanelere konuşlandırıyor. Buna rağmen yalnızca bu yılın ilk yarısında 4.619 cinayet işlendi — bu, Ekvador tarihinin en yüksek rakamı. Referandumun başladığı gün hükümet, ülkenin en azılı çetesi Los Lobos lideri “Pipo”nun Avrupa’da yakalandığını duyurarak güvenlik mesajı vermeye çalıştı. Ancak bu hamle sandıktaki sonucu değiştirmedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.