SON DAKİKA

#Latin Amerika

HABER DEĞER - Latin Amerika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Latin Amerika haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Avrupa’da göçmen nüfusu rekor kırdı Haber

Avrupa’da göçmen nüfusu rekor kırdı

Centre for Research and Analysis on Migration tarafından yayımlanan rapora göre, Avrupa Birliği sınırları içinde yaşayan göçmen sayısı 2025 itibarıyla 64,2 milyona yükseldi. Raporda, bu sayının 2010 yılında yaklaşık 40 milyon olduğu hatırlatılarak, son 15 yılda göçmen nüfusunda dramatik bir artış yaşandığı vurgulandı. Almanya zirvede: 18 milyon göçmen yaşıyor Almanya, yaklaşık 18 milyon göçmenle Avrupa Birliği içinde en fazla yabancı uyruklu nüfusa sahip ülke olmaya devam etti. Rapora göre, Almanya’daki göçmenlerin yüzde 72’sini çalışma çağındaki nüfus oluşturuyor. Bu durum, göçmenlerin iş gücü piyasasındaki ağırlığını da ortaya koyuyor. Germany’nin ardından en yüksek göçmen nüfusuna sahip ülkeler arasında Fransa, İtalya ve İspanya yer alıyor. En hızlı artış İspanya’da Göçmen nüfusundaki en hızlı yükseliş ise İspanya’da yaşandı. Ülke, son bir yılda yaklaşık 700 bin yeni göçmen aldı ve toplam yabancı uyruklu nüfus 9,5 milyona çıktı. Uzmanlar, İspanya’daki artışın özellikle Latin Amerika ve Kuzey Afrika’dan gelen göç dalgasıyla bağlantılı olduğunu belirtiyor. Nüfusa oranla en fazla göçmen Lüksemburg, Malta ve Kıbrıs’ta Rapor, Avrupa’daki göç yükünün ülkeler arasında eşit dağılmadığını da ortaya koydu. Toplam sayı bakımından büyük ülkeler öne çıksa da, nüfusa oranla en fazla göçmen barındıran ülkeler Lüksemburg, Malta ve Kıbrıs oldu. Bu ülkelerde göçmen nüfusunun toplam nüfus içindeki payının, AB ortalamasının çok üzerinde olduğu belirtildi. Sığınma başvurularının büyük bölümü dört ülkeye yapılıyor Göçmen nüfusundaki dengesiz dağılım, iltica başvurularında da kendini gösterdi. Rapora göre, Avrupa Birliği’nde yapılan tüm sığınma başvurularının yaklaşık dörtte üçü yalnızca dört ülkeye yapıldı: İspanya, İtalya, Fransa ve Almanya. Uzmanlar, göçmen nüfusundaki hızlı artışın Avrupa’da hem iş gücü piyasasını hem de siyasal tartışmaları önümüzdeki yıllarda daha da fazla etkileyeceğini belirtiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İstanbul’da hayat değiştiren yolculuk: Kolombiyalı turist Müslüman oldu Haber

İstanbul’da hayat değiştiren yolculuk: Kolombiyalı turist Müslüman oldu

Kolombiya’nın başkenti Bogota doğumlu 42 yaşındaki Yuri Viviana Arboleda Urrea, turistik gezi amacıyla geldiği İstanbul’da hayatını değiştiren bir karar aldı. Camilerdeki atmosferden ve ibadetlerden etkilenen Viviana, kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu. “Beni en çok namaz kılınması etkiledi” Viviana, İstanbul’a ilk gelişinde camilerde gördüğü ibadetlerin kendisini derinden etkilediğini belirtti. Özellikle namaz kılınmasının onda güçlü bir etki bıraktığını ifade eden Viviana, bu süreçte İslam’ı daha yakından tanımaya karar verdi. Süleymaniye Camii’nde gönüllülerle tanıştığını anlatan Viviana, burada farklı ülkelerden insanlarla iletişim kurduğunu ve namaz kılmayı öğrendiğini söyledi. “Bu benim için çok özel bir tecrübe oldu. Allah ile kurulan bu bağ insanın psikolojisini değiştiriyor” dedi. İkinci kez İstanbul’a geldi Fransa’nın Paris kentinde eşi ve üç çocuğuyla yaşayan Viviana, İslam’ı seçtikten sonra temel dini bilgileri öğrenmek için yeniden İstanbul’a geldi. Yaklaşık 11 bin kilometre uzaklıktan gelen Viviana, bu yolculuğun kendisi için manevi bir anlam taşıdığını ifade etti. Türkiye’ye ve insanlara övgü Viviana, Türkiye’de gördüğü ilgiden ve insanlardan oldukça etkilendiğini dile getirdi. Özellikle insanların samimi ve yardımsever olduğunu vurgulayan Viviana, kendisine destek olan gönüllüler hakkında olumlu ifadeler kullandı. Ayrıca başörtüsü deneyimi hakkında da konuşan Viviana, örtündüğünde kendisini daha huzurlu ve güvende hissettiğini belirtti. Süleymaniye Camii yabancı turistlerin ilgi odağı Osmanlı döneminde Mimar Sinan tarafından inşa edilen Süleymaniye Camii, her yıl yüz binlerce yabancı turisti ağırlamaya devam ediyor. Camide faaliyet gösteren Kültürlerarası İletişim Merkezi Vakfı ise turistlere İslam dini hakkında bilgi veriyor. Vakfın yetkilileri, gönüllü ekiplerin 15’ten fazla dilde hizmet verdiğini ve turistlere Kur’an-ı Kerim ile temel dini bilgiler ulaştırıldığını belirtiyor. Her yıl yüzlerce kişi Müslüman oluyor Verilere göre yalnızca 2025 yılında 55 bin yabancı turiste İslam tanıtıldı ve bunlardan yaklaşık 700’ü Müslüman oldu. 2026 Şubat ayında ise 77 kişinin İslam’ı seçtiği bildirildi. Latin Amerika’dan gelen turistlerin bu süreçte öne çıktığı ifade edilirken, Kolombiyalı Viviana da bu isimlerden biri olarak dikkat çekiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Haber Değer ekibinden Küba Cumhuriyeti Büyükelçiliği’ne ziyaret Haber

Haber Değer ekibinden Küba Cumhuriyeti Büyükelçiliği’ne ziyaret

Haber Değer ekibi, bugün Ankara’da bulunan Küba Cumhuriyeti Büyükelçiliği’ni ziyaret ederek diplomatik yetkililerle bir araya geldi. Ziyarette medya, uluslararası gelişmeler ve Türkiye–Küba ilişkileri üzerine karşılıklı değerlendirmelerde bulunuldu. Haber Değer ile Küba temsilcileri arasında samimi görüşme Gerçekleşen ziyarette Haber Değer ekibi, platformun yayın politikası ve yürüttüğü çalışmalar hakkında Küba Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Misyon Şefi ve Konsolosluk İşlerinden Sorumlu Diplomat Oscar Redondo Ramos’a bilgi verdi. Bağımsız gazetecilik anlayışıyla faaliyet gösteren Haber Değer’in uluslararası gelişmeleri takip eden yayın çizgisi aktarılırken, taraflar medya ve iletişim alanındaki gelişmeler üzerine fikir alışverişinde bulundu. Görüşmede aynı zamanda Türkiye ile Küba arasındaki dostane ilişkilerin önemi vurgulanırken, iki ülke halkları arasındaki kültürel ve düşünsel etkileşimin geliştirilmesine yönelik değerlendirmeler de yapıldı. Uluslararası diyalog ve medya ilişkileri vurgusu Ziyaret kapsamında küresel gelişmeler, Latin Amerika’daki siyasi ve toplumsal süreçler ile uluslararası medya alanındaki değişimler de gündeme geldi. Karşılıklı iyi niyet mesajlarının paylaşıldığı görüşme, ilerleyen süreçte iletişim ve diyalog kanallarının açık tutulması temennisiyle sona erdi. Haber Değer ekibi, farklı ülkelerin diplomatik temsilcilikleriyle temas kurarak uluslararası gelişmeleri yerinde takip etmeye ve kamuoyuna aktarmaya devam edeceğini ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

AB’den dikkat çeken savaş yorumu: Tek kazanan Rusya Haber

AB’den dikkat çeken savaş yorumu: Tek kazanan Rusya

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, Brüksel’de düzenlenen AB Büyükelçiler Konferansı’nda yaptığı konuşmada Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Costa, dünyada artan kutuplaşma ve kriz ortamına dikkat çekerek mevcut çatışma ortamının en büyük kazananının Rusya olduğunu söyledi. Rusya’nın yükselen enerji fiyatlarından faydalanarak Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşı finanse ettiğini belirten Costa, uluslararası sistemde dengelerin giderek daha kırılgan hale geldiğini vurguladı. Dünya yeni bir jeopolitik gerilim dönemine girdi Konuşmasında küresel düzende yaşanan dönüşüme dikkat çeken Costa, uluslararası sistemin ciddi bir kırılma sürecinden geçtiğini ifade etti. Costa’ya göre dünya, Rusya’nın barışı ihlal ettiği, Çin’in ticaret düzenini zorladığı ve ABD’nin kurallara dayalı uluslararası sistemi sorguladığı yeni bir jeopolitik gerçekliğe doğru ilerliyor. Costa, bu ortamda Avrupa’nın küresel vizyonunun stratejik bir değer taşıdığını belirterek AB’nin çok taraflı düzeni savunmaya devam edeceğini söyledi. Uluslararası hukuk ihlallerine sert vurgu AB’nin uluslararası hukuk ve insan hakları konularında net bir tavır sergilemesi gerektiğini ifade eden Costa, ihlallerin nerede gerçekleşirse gerçekleşsin kabul edilemeyeceğini dile getirdi. Costa, uluslararası hukukun ihlallerinin Ukrayna’dan Gazze’ye, Afrika’dan Latin Amerika’ya kadar dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. İnsan hakları ihlallerinin de İran, Sudan veya Afganistan gibi farklı coğrafyalarda yaşansa bile aynı şekilde reddedilmesi gerektiğini söyledi. Orta Doğu’daki savaş Avrupa’yı da etkileyebilir Orta Doğu’daki gerilimin giderek daha kaygı verici bir boyuta ulaştığını belirten Costa, bölgedeki tırmanmanın Avrupa ve küresel ekonomi açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Costa, Hürmüz Boğazı’nın olası bir abluka riski üzerinden dünya ekonomisinin de büyük bir tehdit altında olduğunu belirterek gerginliğin daha fazla tırmanmaması gerektiğini söyledi. Rusya üzerindeki baskının sürmesi gerektiğini savundu Rusya’nın Ukrayna’daki savaşta enerji gelirlerinden faydalandığını belirten Costa, bu nedenle Moskova üzerindeki uluslararası baskının sürdürülmesi gerektiğini ifade etti. Costa, Avrupa’nın güvenliğini zayıflatmayacak adil ve kalıcı bir barış için Rusya’nın müzakereye zorlanması gerektiğini söyledi. AB’nin mevcut yaptırımları uzatmayı ve yeni bir yaptırım paketi hazırlamayı planladığını da sözlerine ekledi. AB küresel iş birliği ve ticaret ağını büyütüyor Konuşmasının devamında Avrupa Birliği’nin küresel ticaret ağını genişletmeye devam ettiğini belirten Costa, Mercosur ve Hindistan ile yapılan ticaret anlaşmalarının yaklaşık 3 milyar insanı kapsayan büyük bir ekonomik alan oluşturduğunu söyledi. AB’nin genişleme politikasına da değinen Costa, Ukrayna’nın üyelik başvurusunun Moldova ve Batı Balkan ülkelerinde yeni bir dinamizm yarattığını ifade etti. Costa’ya göre bu ülkelerin geleceği Avrupa Birliği içinde yer alıyor ancak katılım sürecinin liyakat temelinde ilerlemesi gerekiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Nobel’i emperyalizme sunmak: María Corina Machado’nun iki yüzlü gösterisi Haber

Nobel’i emperyalizme sunmak: María Corina Machado’nun iki yüzlü gösterisi

Barış ödülü mü, müdahale madalyası mı? Venezuela’da yıllardır uygulanan yaptırımların, ekonomik kuşatmanın ve dış müdahale tehditlerinin mimarı olan Donald Trump’a Nobel madalyası uzatmak; barıştan değil, güçten yana saf tutmaktır. Machado’nun bu hamlesi, Nobel’in evrensel değerlerini ayaklar altına alırken, emperyalist ABD’nin müdahaleci sicilini aklamaya dönük bir propaganda numarasına dönüştü. Halkını baypas eden muhalefet Kendi ülkesinin geleceğini Washington koridorlarında pazarlayan María Corina Machado, Venezuela toplumunun iradesini değil, ABD’nin jeopolitik beklentilerini temsil ettiğini bir kez daha kanıtladı. Yaptırımların bedelini ödeyen yurttaşlar yok sayılırken, Beyaz Saray’da poz vermek “özgürlük” diye sunuldu. Nobel Komitesi’ne rağmen siyasi tiyatro Nobel Barış Ödülü’nün devredilemeyeceği bilinirken yapılan bu gösteri, kuralları hiçe sayan bir siyasi şova dönüştü. Madalyanın el değiştirmesi, ödülün ruhunu değiştirmediği gibi; onu, emperyalizmin vitrin aksesuarına çevirdi. Barış ödülü, bombaların ve yaptırımların gölgesinde parlatılmaya çalışıldı. Emperyalizme meşruiyet çabası Machado’nun jesti, ABD’nin Latin Amerika’daki müdahaleci geçmişine “ahlaki” bir makyaj sürme girişimidir. Halkların kendi kaderini tayin hakkı yerine, büyük güçlerin onayı esas alındı. Bu, muhalefet değil; açık bir siyasal taşeronluktur. Bu tablo, Nobel’in barış idealine değil; emperyalist politikalara hizmet etti. Machado’nun Trump’a uzattığı madalya, Venezuela halkının değil, Washington’un çıkarlarının sembolü oldu. Barış, saraylarda değil; halkların iradesinde filizlenir. Bu jest, tarihe bir iki yüzlülük belgesi olarak geçmiştir. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Trump: ABD, Meksika’daki uyuşturucu kartellerine karşı kara operasyonlarına başlayacak Haber

Trump: ABD, Meksika’daki uyuşturucu kartellerine karşı kara operasyonlarına başlayacak

Trump’tan sert açıklama: “Karteller Meksika’yı yönetiyor” ABD Başkanı Donald Trump, Fox News’te yayınlanan röportajında, ülkesinin güvenlik güçlerinin uyuşturucu kartellerini hedef alan kara operasyonlarına Meksika’da başlayacağını duyurdu. Trump, deniz operasyonlarında önemli ilerleme kaydettiklerini ancak şimdi “kara hedeflerini” vurmaya başlayacaklarını belirtti. Trump, kartellerin Meksika’daki nüfuzunu eleştirerek, “Karteller Meksika’yı yönetiyor” ifadesini kullandı ve uyuşturucu ticaretinin ABD’de her yıl yüz binlerce insanın ölümüne yol açtığını savundu. ABD’nin yeni askeri vurgusu Trump’ın açıklaması, ABD’nin Latin Amerika’daki uyuşturucu kartelleriyle mücadelede askeri ağırlığı artırmayı hedeflediğinin sinyali olarak yorumlanıyor. Trump yönetimi daha önce denizden operasyonlara odaklanmış, şimdi kara saldırılarını da gündeme taşımış durumda. Uluslararası hukuk ve Meksika’nın tepkisi Meksika hükümetinin izni olmadan yürütülecek herhangi bir askeri operasyon, uluslararası hukuka aykırı sayılıyor. Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum de daha önce, ABD askerlerinin ülke topraklarında görev yapmasına kesinlikle karşı çıktığını ve ulusal egemenliğe müdahalenin kabul edilemez olduğunu açıkça ifade etmişti. Bölgesel bağlam: Venezuela ve uyuşturucu savaşının genişlemesi Trump’ın bu açıklaması, Venezuela’daki askeri operasyon ve Nicolás Maduro’nun yakalanmasının ardından geldi. ABD’nin bu adımları, Latin Amerika’daki güvenlik politikalarında yeni bir sayfa açma çabası olarak değerlendiriliyor ve bölge ülkelerinde endişeye yol açıyor. ABD Başkanı Donald Trump, uyuşturucu kartellerine karşı kara operasyonlarına Meksika’da başlayacaklarını duyurdu. Bu adım, deniz operasyonlarının ardından kara mücadelesine geçileceğinin sinyali olarak yorumlanıyor. Meksika yönetimi buna karşı çıkarak egemenlik ve uluslararası hukuk vurgusu yapıyor.

Petro: ABD’nin Kolombiya’ya yönelik operasyon ihtimali artık gerçek bir tehdit Haber

Petro: ABD’nin Kolombiya’ya yönelik operasyon ihtimali artık gerçek bir tehdit

Petro’nun açıklamalarının detayları Petro, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kolombiya’ya yönelik askeri operasyon ihtimaline dair sözlerini ciddiye aldığını belirtti ve bu tür açıklamaların artık “somut bir tehdit” algısı yarattığını söyledi. BBC röportajında Petro, ABD’nin Latin Amerika’daki politikalarını eleştirerek Washington’un bölgeyi kendi “imparatorluğunun parçası” gibi gördüğünü savundu. Petro’nun ifadesine göre bu tehdidin ortadan kalkması, Trump yönetimiyle yürütülen diplomasi ve görüşmelere bağlı. Ayrıca Petro ve Trump’ın yaklaşık bir saat süren telefon görüşmesinde uyuşturucu kaçakçılığı, Venezuela ve bölgesel güvenlik konuları ele alındı. Arka plan: Diplomasiden gerilime Bu açıklamalar, Trump’ın Latin Amerika’daki askeri hamleler ve politik söylemleri bağlamında değerlendiriliyor. Örneğin Trump, Venezuela’daki askeri operasyonun ardından Kolombiya’ya da benzer müdahale olasılığını gündeme getirmişti. Bu durum, bölgesel güvenlik ve egemenlik tartışmalarını derinleştirdi. Petro’nun savunma yaklaşımı Bir saldırı ihtimali söz konusu olduğunda hükümetin diyalog yolunu tercih ettiğini söyleyen Petro, Kolombiya’nın zorlu coğrafi koşullarına ve halk desteğine vurgu yaptı. Kısaca: Kolombiya lideri Petro, ABD’nin askeri müdahale söylemlerini artık “gerçek bir tehdit” olarak gördüğünü açıkladı ve bu tehdidin sadece diplomatik süreçlerle bertaraf edilebileceğini belirtti.

Washington’dan gelen mesaj bölgeyi ayağa kaldırdı Haber

Washington’dan gelen mesaj bölgeyi ayağa kaldırdı

Amerika Birleşik Devletleri’nin 3 Ocak 2026’da Venezuela’da başlattığı askeri operasyon, bölgesel dengeleri sarsarken küresel ölçekte de sert tartışmalara yol açtı. Operasyon kapsamında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi ülke dışına çıkarılarak ABD’ye götürüldü. Washington yönetimi, sürecin geçici bir yönetim planı ve yeni askeri adımlarla devam edebileceği mesajını verdi. Trump yönetimi müdahaleyi genişletiyor ABD Başkanı Donald Trump, operasyonun ardından yaptığı açıklamalarda Venezuela’yı “güvenli ve makul bir geçiş süreci tamamlanana kadar” yöneteceklerini söyledi. Trump, Maduro yönetimine bağlı unsurların işbirliği yapmaması halinde yeni askeri müdahalelerin de gündeme gelebileceğini belirtti. Bu çıkış, Latin Amerika’da “rejim değişikliği” endişelerini yeniden alevlendirdi. Küba operasyonun gölgesinde kaldı Venezuela’nın en yakın müttefiklerinden Küba, operasyonun en ağır sonuçlarını yaşayan ülkelerden biri oldu. ABD kaynaklarına göre, operasyon sırasında Venezuelalı unsurlarla birlikte görev yapan 32 Kübalı asker ve güvenlik mensubu hayatını kaybetti. Havana yönetimi bu kayıpların ardından ülkede yas ilan etti. ABD Senatosu’ndaki Trump yanlısı isimlerden Lindsey Graham ise Küba’ya yönelik sert ifadeler kullanarak, Washington’un bölgede daha geniş bir baskı politikasına hazırlandığının sinyalini verdi. Maduro–Küba güvenlik hattı hedefte Maduro yönetiminin uzun süredir savunma ve iç güvenlik alanlarında Küba’dan askeri danışmanlık ve operasyonel destek aldığı biliniyor. ABD cephesi ise bu ilişkiyi, Maduro iktidarını ayakta tutan temel unsurlardan biri olarak değerlendiriyor. Bu nedenle Küba bağlantısının, Venezuela operasyonunun kritik hedeflerinden biri olduğu ifade ediliyor. Trump’tan Latin Amerika’ya açık tehditler Trump, Venezuela özelinde yaptığı açıklamaların yanı sıra bölgedeki diğer ülkelere de sert mesajlar verdi. Kolombiya ve Meksika isim verilerek eleştirilirken, Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro uyuşturucu üretimi ve sol politikalar üzerinden hedef alındı. Bu açıklamalar, ABD’nin Latin Amerika genelinde daha agresif bir strateji izleyebileceği yorumlarına neden oldu. Bölgeden ve dünyadan tepkiler yükseliyor Latin Amerika’daki birçok hükümet, ABD’nin Venezuela müdahalesini egemenlik ihlali olarak nitelendirdi. Meksika, Brezilya ve Kolombiya başta olmak üzere çok sayıda ülke, bu adımın tehlikeli bir emsal oluşturduğu uyarısında bulundu. Uluslararası toplumda da operasyonun uluslararası hukuka aykırı olduğu yönündeki eleştiriler giderek artıyor. Yeni bir bölgesel krizin eşiğinde mi? Uzmanlara göre Washington’un Venezuela üzerinden Küba ve diğer Latin Amerika ülkelerine yönelttiği sert mesajlar, yalnızca askeri değil siyasi ve diplomatik sonuçlar da doğurabilecek bir sürecin başlangıcı olabilir. ABD’nin bu yaklaşımı, bölgede uzun süredir kırılgan olan dengeleri daha da hassas hale getiriyor.

“Dünya beşten büyüktür” demenin tam zamanı: Venezuela üzerinden küresel ikiyüzlülük teşhiri Haber

“Dünya beşten büyüktür” demenin tam zamanı: Venezuela üzerinden küresel ikiyüzlülük teşhiri

ABD ve müttefiklerinin Venezuela’ya yönelik askeri, siyasi ve ekonomik baskıları sürerken; Türkiye’de bu müdahalelere dair yükselen eleştiriler de sertleşiyor. Gazeteci-yazar Aydoğan Doğan, sosyal medya hesabından yaptığı art arda paylaşımlarla, “demokrasi” söylemi altında yürütülen müdahaleleri açık bir egemenlik ihlali olarak tanımladı. Doğan’a göre Karakas’ta patlayan her bomba, yalnızca Venezuela’yı değil, dünyanın tüm mazlum halklarını hedef alıyor. “Bu saldırılar demokrasi değil, açık bir sömürge girişimidir” Aydoğan Doğan, ABD ve müttefiklerinin Venezuela’ya yönelik hamlelerini “demokrasi ambalajlı küresel zorbalık” olarak nitelendirdi. Doğan, saldırıların esas amacının bir ülkenin halk iradesini, yeraltı kaynaklarını ve onurunu teslim almak olduğunu savundu. “Bugün Karakas sokaklarında patlayan her bomba, dünyanın tüm mazlum halklarının geleceğine atılmaktadır” ifadeleriyle, yaşananların bölgesel değil küresel bir tehdit olduğunun altını çizdi. “Dünya beşten büyüktür” sözü bugün samimiyet testinden geçiyor Doğan, yıllardır uluslararası platformlarda dile getirilen “Dünya beşten büyüktür” ifadesinin artık bir slogan olmaktan çıkıp somut bir duruşa dönüşmesi gerektiğini vurguladı. Bu sözün, sömürgeci güçlerin keyfi kararlarına, işgallerine ve ambargolarına karşı yükseltilmiş bir isyan olduğunu belirten Doğan, “Eğer dünya gerçekten beşten büyükse, o beşten birinin bir halkı açlıkla terbiye etmesine en gür sesle karşı çıkılmalıdır” dedi. Türkiye’deki sağ ve muhafazakâr kesimlere sert çağrı Aydoğan Doğan, özellikle Türkiye’de kendisini sağcı, muhafazakâr ya da İslamcı olarak tanımlayan çevrelerin Venezuela konusunda sergilediği sessizliği sert sözlerle eleştirdi. “Vicdan coğrafyaya hapsedilemez” diyen Doğan, bir müdahalenin yalnızca Ortadoğu’da yaşandığında suç sayılmasının ahlaki bir çelişki olduğunu ifade etti. Latin Amerika’daki bir halkın çığlığının da aynı duyarlılıkla görülmesi gerektiğini vurguladı. “Bu bir siyasi tercih değil, insanlık onurudur” Doğan’a göre Venezuela’da yaşananlar bir ideolojik tartışma değil, temel bir insanlık meselesi. Sömürüye karşı durmanın yalnızca ideolojiyle değil, tutarlılıkla mümkün olduğunu belirten Doğan, insan haklarının güçlülerin çizdiği sınırlar içinde savunulamayacağını dile getirdi. Venezuela’yı, dünya sistemindeki çarpıklığı gösteren bir ayna olarak tanımlayan Doğan, bu aynaya bakan herkesin kendi samimiyetini sorgulamak zorunda olduğunu söyledi. “Sessiz kalanlar tarihe not düşüyor” Aydoğan Doğan, sözlerini sert bir uyarıyla tamamladı. “Dünya beşten büyüktür” ilkesini savunduğunu söyleyen herkesin bugün Venezuela halkının yanında saf tutması gerektiğini ifade eden Doğan, aksi halde bu sözün boş bir slogana dönüşeceğini belirtti. Zulmün nerede olursa olsun karşısında durmanın insanlığın tek pusulası olduğunu vurgulayan Doğan’a göre, sessizlik de tarihe kaydedilen bir tutum.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.