SON DAKİKA

#Liyakat

HABER DEĞER - Liyakat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Liyakat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan TÜRGEV mesajı: "Akışa yön veren bir gençlik yetiştireceğiz" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan TÜRGEV mesajı: "Akışa yön veren bir gençlik yetiştireceğiz"

Vakfın 30 yıllık geçmişini değerlendiren Erdoğan, "Aradan geçen 30 yılda TÜRGEV hem çok ciddi bir kurumsal birikim oluşturmuş hem de eşsiz bir başarı hikayesine imza atmıştır." diyerek çalışmaların önemini vurguladı. "TÜRGEV'in temsil ettiği misyon hedefte" Vakfa yönelik eleştirilere tepki gösteren Erdoğan, saldırıların sebebinin kurumsal kimlik değil, vakfın duruşu olduğunu ifade ederek şunları söyledi: "Aile başta olmak üzere toplumu bir arada tutan ve geleceğe taşıyan kurumlar belli çevreler tarafından hedef tahtasına konuluyor. Bunların rahatsızlığı TÜRGEV değildir, vakfın temsilcisi olduğu misyondur." Gençlere "fıtrat" uyarısı Gençlerin korunması gereken değerlere dikkat çeken Erdoğan, özellikle modern ideolojilere karşı müteyakkız olunması gerektiğini belirtti: "LGBT gibi insan fıtratına aykırı sapkınlıklar, buna benzer fikir ve ideolojiler, bu odaklar tarafından genç zihinlere enjekte edilmeye çalışılıyor. Doğrudan insana ve insanlığa yönelen bu tehdit karşısında istisnasız hepimiz müteyakkız olmak, tedbirlerimizi almak zorundayız." "Akışa yön veren bir nesil" Türkiye'nin geleceğini inşa edecek gençliğin pasif bir konumda olmaması gerektiğini belirten Erdoğan, vizyonlarını şu sözlerle açıkladı: "Kendisini akışa bırakan değil, akışa yön veren bir gençlik yetiştireceğiz." Ayrıca, Gazze'deki duruma da değinen Erdoğan, "Gazze'de eğitim hayatı kesintiye uğrayan öğrenciler TÜRGEV çatısı altında yeniden okulla buluşturuldu." ifadelerini kullanarak insani sorumluluğun altını çizdi. Belediyelere "liyakat" eleştirisi Konuşmasının bir bölümünde muhalefet belediyelerine de yüklenen Erdoğan, isim vermeden şu eleştiride bulundu: "Liyakat ve ehliyeti ağızlarından düşürmeyenlerin belediyeleri nasıl akraba çiftliğine çevirdiğine hep beraber tanıklık ettik." Erdoğan, sözlerini "Hepimiz bu millete ve ümmete karşı büyük bir mesuliyet taşıyoruz. Ulaşamadığımız her genç hem sizin hem bizim için bir kayıptır." diyerek noktaladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yeniden Refah - Saadet İttifakı Hayırlı Olsun! Haber

Yeniden Refah - Saadet İttifakı Hayırlı Olsun!

Erbakan, Milli Görüş çizgisine sahip partilerle bir araya gelmenin önemine vurgu yaparak, Saadet Partisi ile bir ittifakın kapısını araladı. "İttifak yapmamız mümkündür" Gazetecilerin seçim ittifakı konusundaki sorularını yanıtlayan Fatih Erbakan, ortaklık ihtimalini şu sözlerle değerlendirdi: "Saadet Partisi'yle ilgili bir seçim ittifakının söz konusu olması mümkündür. Burada Milli Görüş söylemlerine sahip çıkan, Erbakan Hocamızın yolunda yürüdüğünü ifade eden bu partilerin, seçimlerde bir ittifak halinde olması faydalı olabilecektir. Bununla ilgili de çeşitli görüşmeleri Saadet Partisi ile yapıyoruz." "Türkiye'nin 3. büyük partisiyiz" Necmettin Erbakan'ın 1969'da başlattığı hareketi hatırlatan Erbakan, partisinin mevcut gücünü şu sözlerle paylaştı: "Bugün Yeniden Refah Partisi oy oranı bakımından da üye sayısı bakımından da Türkiye'nin 3. Büyük Partisi'dir. 670 bine yaklaşan resmi üyesiyle Türkiye'nin üye sayısı bakımından 3. Büyük Partisi, 31 Mart seçimlerinde belediye meclis üyeliği seçiminde almış olduğu %7'lik oyla da yine Türkiye'nin 3. Büyük Partisidir." Ekonomi ve liyakat eleştirisi Mevcut ekonomik düzenin "paylaşımda adaletsizlik" üzerine kurulu olduğunu savunan Erbakan, milyonlarca emekli ve asgari ücretlinin açlık sınırı altında yaşadığını belirtti. Hükümetin ekonomi politikalarını sert bir dille eleştiren Erbakan, kaynakların faize gittiğini şu ifadelerle vurguladı: "Bu sene devlet 60 milyar dolar faiz ödeyeceğini açıkladı. 60 milyar dolar sadece hükümetin borç faizi olarak ödeyeceği para. 60 milyar dolarla siz on milyon asgari ücretliye bir maaşı da devletten verebilirsiniz, on iki ay boyunca. AK Parti hükümetlerinin 26 senede yaptıkları bütün özelleştirmelerden elde ettikleri gelir 60 milyar dolar. Bir senede faize verdikleri para da 60 milyar dolar." Kamudaki liyakat sisteminin çöktüğünü de dile getiren Erbakan, "Türkiye'de ehliyet ve liyakat yerine çifte standart, torpil ve adam kayırma geçer akçe haline geldi. Adalet Bakanlığı'nın yükselme sınavında yazılı sınavda Türkiye birincisi olduğu halde 97 puan alan bir kardeşimiz mülakatta eleniyor. Aynı insan 3 sene önce yine bu sınava girmiş, 92 puan almış, yine mülakatta elenmiş." ifadelerini kullandı. "Cumhurbaşkanı adayım genel başkan olarak biz olacağız" Seçim hazırlıklarını aralıksız sürdürdüklerini belirten Fatih Erbakan, adaylık konusuna da açıklık getirdi: "Yeniden Refah Partimizin seçimlerde, cumhurbaşkanı seçimlerinde kendi adayını göstereceğini ifade ederek, bunun da genel başkan olarak biz olacağımızı ifade ederek bu startı aslında vermiş durumdayız." "D-8 ve D-60 vizyonu" Dış politikada gücün değil hakkın üstün tutulduğu adil bir dünya düzeni çağrısı yapan Erbakan, İslam dünyasının sıkıntılarına karşı D-8 organizasyonunun canlandırılması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle noktaladı: "Bunun ikinci adımı olan D-60'ın yani 57 Müslüman ülkenin bir araya gelmesinin sağlanması ve bu Müslüman ülkelerin sahip olduğu stratejik kaynakların, zenginliklerin, zulme karşı bir yaptırım gücü olarak kullanılmasının sağlanması lazım. Bunun olması da Türkiye'nin Milli Görüş duruşuyla yönetilmesine bağlı." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Devlet memurluğunda yeni dönem: Eğitim sistemi sil baştan değişti! Haber

Devlet memurluğunda yeni dönem: Eğitim sistemi sil baştan değişti!

Türkiye’de kamu personel sisteminde köklü bir değişiklik hayata geçirildi. Yeni yayımlanan yönetmelikle birlikte, aday memurların yetiştirilme süreci baştan sona yeniden düzenlendi. Eğitimden staja, sınavdan kariyer planlamasına kadar birçok alanda kapsamlı değişiklikler getirildi. Amaç: Daha nitelikli, daha donanımlı memur Yeni düzenlemenin temel amacı; kamu hizmetlerinde görev alacak memurların yalnızca bilgi değil, aynı zamanda etik değerler, sorumluluk bilinci ve yurttaş odaklı hizmet anlayışıyla yetişmesini sağlamak. Yönetmelikte, memurların Anayasa’ya bağlı, tarafsız, disiplinli ve hizmet kalitesi yüksek bireyler olarak yetiştirilmesinin esas olduğu vurgulanıyor. Aday memurlara zorunlu eğitim ve staj süreci İlk kez göreve başlayan memurlar için üç aşamalı bir eğitim sistemi getirildi: Temel eğitimHazırlayıcı eğitimStaj süreci Bu süreçlerin birbirini takip etmesi zorunlu hale getirilirken, eğitim süreleri de net şekilde belirlendi. Temel eğitim en az 10 gün, en fazla 2 ay; hazırlayıcı eğitim ise 1 ila 6 ay arasında olacak. Ayrıca aday memurların, göreve başladıktan sonraki ilk 3 yıl boyunca deneyimli personel eşliğinde çalışarak “usta-çırak” modeliyle yetiştirilmesi esas alındı. Başarısız olan memur olamayacak Yeni sistemde en dikkat çeken detaylardan biri ise sınav süreci oldu. Aday memurlar, eğitimlerin sonunda yapılacak sınavlarda en az 60 puan almak zorunda. Başarısız olanlar asli memurluğa atanamayacak. Daha da çarpıcı olan ise şu: Eğitim sürecinde başarısız olanların 3 yıl boyunca yeniden devlet memuru olamaması. Hizmet içi eğitim zorunlu hale geliyor Sadece adaylık süreci değil, memuriyetin tamamı eğitimle şekillenecek. Yeni düzenlemeyle birlikte tüm kamu personeli için hizmet içi eğitimler sistematik hale getirildi. Bu eğitimler; Mevzuat değişikliklerine uyumTeknolojik gelişmelerEtik değerlerİletişim ve motivasyon gibi alanları kapsayacak şekilde planlanacak. Uzaktan eğitim dönemi resmen başladı Yönetmelik, dijitalleşmeye de güçlü vurgu yapıyor. Kamu personel eğitimlerinde uzaktan eğitim yöntemlerinin aktif şekilde kullanılmasının önü açıldı. Eğitimlerin çevrim içi platformlar üzerinden yapılabileceği ve tüm içeriklerin standartlara uygun şekilde hazırlanacağı belirtildi. Eğitimler denetlenecek, sistem merkezi hale geliyor Cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturulan Merkez Eğitim Kurulu, tüm eğitim süreçlerini denetleyecek ve yönlendirecek. Ayrıca kurumlar, eğitim planlarını ve sonuçlarını Kamu Personeli Bilgi Sistemi üzerinden bildirmek zorunda olacak. Eski sistem tamamen kaldırıldı Yeni yönetmelikle birlikte, 1983 yılından bu yana yürürlükte olan eski aday memur yetiştirme yönetmeliği tamamen kaldırıldı. Kurumlara ise yeni sisteme uyum sağlamaları için 6 ay süre verildi. Kamu personelinde yeni dönem başladı Getirilen bu düzenleme, kamu personel sisteminde sadece teknik bir değişiklik değil; aynı zamanda zihniyet dönüşümü olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre yeni model, liyakat, eğitim ve performans odaklı bir kamu yapısının önünü açabilir. Ancak uygulamanın sahadaki etkisi ve sonuçları önümüzdeki süreçte daha net ortaya çıkacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Siyasetçilerden bayram mesajı: “Barış, birlik ve umut” ortak vurgusu Haber

Siyasetçilerden bayram mesajı: “Barış, birlik ve umut” ortak vurgusu

Ramazan Bayramı dolayısıyla Türkiye’de farklı siyasi partilerin liderleri ve devlet yetkilileri, sosyal medya hesapları üzerinden kutlama mesajları yayımladı. Mesajlarda hem bayramın toplumsal dayanışmayı güçlendiren yönüne vurgu yapıldı hem de ekonomik, siyasal ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmeler yer aldı. İktidar kanadından birlik, güvenlik ve istikrar vurgusu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bayramların toplumsal dayanışmayı güçlendiren özel günler olduğuna dikkat çekerek Türkiye’nin bölgesel barış için çaba gösterdiğini belirtti. Yılmaz, Türkiye Yüzyılı vizyonu ve “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda kararlı adımlar atıldığını ifade etti. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ise bayram süresince yurttaşların güvenliği için tüm birimlerin sahada olacağını vurgulayarak özellikle trafik kurallarına uyulması çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da mesajında bayramların birlik, paylaşma ve kardeşlik duygularını pekiştirdiğini ifade ederek tüm insanlık için huzur temennisinde bulundu. Muhalefetten ekonomi, adalet ve demokrasi eleştirisi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, bayram mesajında ekonomik kriz ve adalet sorunlarına dikkat çekti. Türkiye toplumunun zor bir dönemden geçtiğini belirten Özel, “Bu ülkeyi bir bayram havasında ayağa kaldıracağız” diyerek değişim vurgusu yaptı. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise mesajında birlik ve beraberlik temasını öne çıkarırken, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, bölgesel çatışmalar ve insan hakları ihlallerine dikkat çekerek bayramların artık acılarla gölgelendiğini ifade etti. Milliyetçi ve muhafazakâr partilerden dayanışma mesajları MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bayramların kırgınlıkların sona erdiği ve toplumsal bağların güçlendiği zamanlar olduğunu belirtti. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici ise birlik ve dayanışma çağrısı yaparak İslam coğrafyasındaki gelişmelere dikkat çekti. Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Kudüs başta olmak üzere birçok bölgede yaşanan zulme değinerek adalet çağrısında bulundu. Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal da ekonomik sıkıntılar ve bölgesel çatışmalar nedeniyle bayrama buruk girildiğini ifade etti. DEM Parti’den “çifte bayram” ve barış çağrısı DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Ramazan Bayramı ile Nevruz’un kesiştiği dönemi “çifte bayram” olarak nitelendirdi. Mesajlarında barış, özgürlük ve eşitlik vurgusu yapan liderler, Türkiye ve Ortadoğu’da çatışmaların son bulması gerektiğini belirtti. Farklı partilerden ortak temenni: barış ve huzur Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, liyakat ve adaletin sağlandığı bir Türkiye temennisinde bulunurken, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Önder Aksakal dayanışma ve toplumsal sorumluluk vurgusu yaptı. Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Cenk Küpeli ve Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır da bayramın huzur ve refah getirmesi dileğini paylaştı. Farklı siyasi görüşlerden gelen mesajlarda öne çıkan ortak nokta ise bayramın barış, birlik ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmesi gerektiği oldu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Akın Gürlek HSK’da ilk toplantısını yaptı: Geciken yargı süreçlerini kısaltacağız Haber

Akın Gürlek HSK’da ilk toplantısını yaptı: Geciken yargı süreçlerini kısaltacağız

Adalet Bakanı Akın Gürlek, HSK üyeleriyle ilk toplantısını gerçekleştirerek kurulun yeni dönemine ilişkin mesajlar verdi. Basına kapalı yapılan toplantıda Gürlek, yargı reformlarının devam edeceğini ve adalet hizmetlerinin daha erişilebilir hale getirilmesinin öncelikli hedefler arasında olduğunu vurguladı. “Yargı teşkilatı son 23 yılda güçlendirildi” Toplantıda konuşan Gürlek, Cumhurbaşkanı liderliğinde yargı alanında önemli reformların hayata geçirildiğini belirtti. Mevzuat altyapısının geliştirildiğini, insan kaynağının hem nitelik hem nicelik açısından güçlendirildiğini ve fiziki ile teknolojik imkanların artırıldığını ifade etti. Bu adımların, adalet hizmetlerinin daha hızlı sunulmasını amaçladığını dile getirdi. Liyakat ve şeffaf yönetim vurgusu HSK’nın yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının teminatı olan kurumlardan biri olduğunu söyleyen Gürlek, yeni dönemde liyakat, ehliyet ve mesleki yeterliliği esas alan şeffaf ve öngörülebilir bir yönetim anlayışının sürdürüleceğini kaydetti. Hukukun üstünlüğünü esas alan, gecikmeyen ve güven tesis eden bir adalet sistemi oluşturma hedefini yineledi. “Geciken davalar daha kısa sürede sonuçlanacak” Hakim ve savcı kökenli olduğunu hatırlatan Gürlek, teşkilatın ihtiyaçlarını yakından bildiğini belirterek özellikle uzun süren yargı süreçlerinin hızlandırılması için önemli adımlar atılacağını söyledi. İlk kurul toplantısının yargı camiası ve ülke için hayırlı olmasını temenni etti. Toplantı basına kapalı yapıldı HSK toplantısı Gürlek başkanlığında basına kapalı olarak gerçekleştirildi. Bakan, toplantı sonrası sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, görevi “milletin adalet beklentisini gözeterek” yürüteceklerini ve adalet duygusunu güçlendiren bir anlayışla çalışacaklarını ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

CHP: Bu iddialar karşısında rektör görevde kalabilir mi? Haber

CHP: Bu iddialar karşısında rektör görevde kalabilir mi?

Cumhuriyet Halk Partisi’nin hazırladığı soru önergesiyle, Şırnak Üniversitesi’nde yaşandığı öne sürülen tartışmalı atamalar ve kadro ilanları Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine girdi. CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın, üniversitenin rektörü Abdurrahim Alkış hakkında basına yansıyan iddiaların ciddiyetine dikkat çekti. “İlanlar yayımlanmadan isimler açıklandı” iddiası gündemde Soru önergesinde yer alan iddialara göre Rektör Alkış, 31 Aralık 2025’te Resmi Gazete’de yayımlanan öğretim üyesi ve öğretim elemanı alım ilanları öncesinde, sosyal medya hesabından hangi kadrolara kimlerin alınacağını tek tek açıkladı. Taşkın, bu paylaşımlarda henüz ilan yayımlanmamışken on farklı kadroya atanacak isimlerin kamuoyuna duyurulduğunun ileri sürüldüğünü aktardı. “Liyakat değil sadakat” vurgusu Meclis’e taşındı Önergede, Alkış’ın akademik atamalarda liyakat yerine “tam itaat” ve “sadakat” kriterlerinin esas alınacağını ifade ettiği iddialarına da yer verildi. CHP’li Taşkın, üniversitede yapılacak tüm atama ve yükseltmelerin rektörün onayı ve rızası doğrultusunda gerçekleşeceğinin söylenmesinin, akademik özerklik ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını vurguladı. Akraba ataması iddiası yeniden gündemde Rektör Alkış hakkında daha önce de benzer iddiaların kamuoyuna yansıdığı hatırlatılan önergede, rektörün kardeşi Abdullah Alkış’ın, üniversitenin açtığı bir kişilik personel ilanının kendisi için hazırlandığını sosyal medya hesabından paylaştığı iddiasına dikkat çekildi. Taşkın, bu durumun doğru olması halinde Anayasa’nın eşitlik ilkesine açıkça aykırı olacağını ifade etti. “Mevzuat şahsa özel ilanı yasaklıyor” CHP’li Taşkın, 30449 sayılı Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği’nin ilgili maddesini hatırlatarak, şahıslara özel kadro ilanı açılamayacağının açıkça düzenlendiğini vurguladı. Önergede, Şırnak Üniversitesi’nde açılan kadroların bu nedenle şaibeli hale geldiği belirtildi. Bakan Tekin’e dört kritik soru CHP’nin soru önergesinde, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’den yanıtlanması istenen başlıklar arasında, söz konusu iddialar hakkında herhangi bir soruşturma başlatılıp başlatılmadığı, YÖK’ün akademik ve idari personelin görüşlerini alıp almayacağı ve ilanların iptal edilip edilmeyeceği yer aldı. En dikkat çeken soru ise, iddialar netleşene kadar rektörün açığa alınmasının gerekip gerekmediği oldu. CHP’ye göre, Şırnak Üniversitesi’nde yaşandığı ileri sürülen bu süreç yalnızca bir üniversiteyi değil, Türkiye toplumunda akademinin geldiği noktayı da ilgilendiriyor. Gözler şimdi Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK’ten gelecek yanıtlara çevrildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

“Diploma” davasında takvim netleşti Haber

“Diploma” davasında takvim netleşti

Dava tarihi resmen açıklandı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptaline yönelik idari işleme karşı açtığı davada yargı süreci yeni bir aşamaya geçti. Edinilen bilgilere göre dava, 15 Ocak 2026 tarihinde İstanbul Bölge 5. İdare Mahkemesi’nde görülecek. Yargı süreci neden kritik görülüyor? Diploma iptaline ilişkin işlem, yalnızca bireysel bir hukuki ihtilaf olarak değil, aynı zamanda kamuoyunda geniş yankı uyandıran siyasal ve hukuki bir başlık olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle mahkemenin vereceği kararın, hem idari hukuk açısından hem de Türkiye toplumunda hukukun işleyişine dair tartışmalar bakımından önemli sonuçlar doğurması bekleniyor. İmamoğlu’nun itirazı hangi gerekçeye dayanıyor? İmamoğlu cephesi, diploma iptaline ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu ve idari yetkinin sınırlarının aşıldığı iddiasıyla yargıya başvurmuştu. Açılan dava, söz konusu işlemin iptali talebiyle görülüyor ve mahkemenin usul ve esas yönünden kapsamlı bir değerlendirme yapması bekleniyor. Gözler 15 Ocak’taki duruşmada 15 Ocak 2026’da yapılacak duruşma, davanın seyrini belirleyecek ilk kritik aşama olacak. Duruşmada tarafların beyanları alınacak, dosya kapsamı değerlendirilecek ve sürecin nasıl ilerleyeceğine ilişkin yol haritası netleşecek. Kamuoyunda yakından izlenen bir dosya İmamoğlu’nun diplomasına ilişkin dava, yalnızca hukuki değil, toplumsal ve siyasal etkileri nedeniyle de yakından takip ediliyor. Türkiye toplumunda adalet, liyakat ve idari kararların denetlenebilirliği başlıkları bu dava üzerinden yeniden tartışma konusu haline gelmiş durumda. Ayrıntılar geldikçe kamuoyuyla paylaşılacak.

Görevden alınan eğitim müdürünün intiharı Aksaray’ı sarstı Haber

Görevden alınan eğitim müdürünün intiharı Aksaray’ı sarstı

Aksaray’ın Eskil ilçesinde 8 yıldır İlçe Milli Eğitim Müdürü olarak görev yapan İbrahim Kılıçer (45), görevden alınıp öğretmenliğe geri döndürüldükten kısa süre sonra evinde tavana asılı halde ölü bulundu. Yakınları, Kılıçer’in görev yeri değiştirildikten sonra ağır bir bunalıma girdiğini söyledi. Olay, ilçede “siyasi baskı mı, idari işlem mi?” tartışmasını başlattı. Kütüphane projesi tartışması sonrası görev yeri değişti iddiası Kılıçer’in, 2022’de Milli Emlak’a ait bir araziye KOOP kapsamında astronomik kütüphane yaptırdığı, yapının aynı zamanda emekliler için sosyal alan olarak kullanıldığı belirtildi. Ancak yerel seçimlerin ardından göreve gelen Belediye Başkanı Mustafa Zavlak’ın projeyi kapatarak binayı lokantaya dönüştürdüğü iddia edildi. Bu karara itiraz eden Kılıçer ile belediye yönetimi arasında tartışma yaşandığı, bu gerilimin ardından Kılıçer’in görevden alındığı öne sürüldü. Evinde asılı bulundu: “Telefonlara cevap vermeyince arkadaşları kapıyı çaldı” Eskil’den Aksaray merkezdeki bir okula öğretmen olarak atanan Kılıçer’e ulaşamayan meslektaşı, dün sabah evine gitti. Kapının açılmaması üzerine içeri giren öğretmen, Kılıçer’i tavana asılı halde hareketsiz buldu. Sağlık ekipleri müdahale etti ancak Kılıçer’in yaşamını yitirdiği belirlendi. Yakınları: “Görevden alındıktan sonra içine kapandı, çok üzgündü” Kılıçer’in arkadaşları ve aile çevresi, “Görev değişikliğini kabullenemedi, kendini dışlanmış hissetti” ifadelerini kullandı. Kılıçer’in evli ve 3 çocuk babası olduğu öğrenildi. İlçede tartışma büyüyor: Soruşturma yalnızca ölüm olayını mı, yoksa süreci de kapsayacak mı? Kılıçer’in ölümüyle ilgili adli soruşturma başlatılırken, ilçede özellikle eğitim camiası “görevden alma süreci incelenmeli” çağrısı yapıyor. Olay, “idari kararların psikolojik etkisi, liyakat tartışmaları ve yerel güç ilişkileri” üzerinden geniş yankı uyandırdı.

CHP’li Tan’dan Hakan Fidan’ın diplomasına itiraz Haber

CHP’li Tan’dan Hakan Fidan’ın diplomasına itiraz

CHP’li Namık Tan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın lisans eğitimi ve yüksek lisansa kabul sürecine ilişkin yeni iddialar ortaya attı. Tan’ın Meclis’e yönelttiği soru önergesine YÖK’ten gelen yanıt, Fidan’ın üç yıllık lisans programı tamamladıktan sonra denklik belgesi çıkmadan yüksek lisansa başladığını ortaya koydu. Tan, “Hangi düzenleme buna izin verdi?” diyerek hem Fidan’dan hem YÖK’ten şeffaflık çağrısı yaptı. “Üç yıllık lisans, denklik almadan yüksek lisans” iddiası tartışmayı büyüttü CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan, X hesabından yaptığı paylaşımda YÖK’ün resmi yanıtını açıklayarak Fidan’ın 1994–1997 yılları arasında üç yıllık uzaktan lisans programı tamamladığını, ancak denklik belgesinin 1998’de verildiğini, buna rağmen Fidan’ın 1997’de Bilkent Üniversitesi’nde yüksek lisansa başladığını belirtti. Tan, bu durumun “mevzuata aykırı ve ayrıcalıklı bir işlem” olabileceğini savundu. “Bu süreç sadece biyografi tartışması değil, devlet şeffaflığı meselesi” Tan, devlet yönetiminde görev alan isimlerin eğitim belgelerinin eksiksiz biçimde açıklanmasının kurumsal itibar gereği olduğunu vurgulayarak, “En küçük belirsizlik bile kamu güvenini zedeler” dedi. Fidan’ın transkript, ders programı ve denklik evraklarının açıklanmasını talep eden Tan, “Liyakat yerine imtiyaz uygulanıyorsa bu sadece akademik bir konu değil, devlet yönetimine dair bir sınavdır” ifadesini kullandı. YÖK yanıt verdi ama belgeleri paylaşmadı Meclis’e gönderilen resmî YÖK yazısında, Fidan’ın lisans programının üç yıl sürdüğü ve denklik kararının 1998’de verildiği doğrulandı. Ancak programın kaç krediden oluştuğu, içerik, ders yükü ve kabul kriterlerine ilişkin detaylar paylaşılmadı. Bu eksik yanıt, tartışmayı daha da büyüttü. Fidan ve YÖK’ten yeni açıklama beklentisi Hakan Fidan’ın veya YÖK’ün konuya ilişkin yeni bir açıklama yapıp yapmayacağı belirsizliğini korurken, Tan “Bu süreç kapanmadı, takipçisi olacağız” dedi. Siyaset kulislerinde, Fidan’ın eğitim dosyasıyla ilgili belgeleri kamuoyuna açıklayıp açıklamayacağı merak ediliyor. Zaman çizelgesi – tartışmanın dönüm noktaları Yıl Gelişme 1994–1997 Fidan’ın üç yıllık lisans eğitimi (uzaktan / açık öğretim) 1997–1999 Bilkent Üniversitesi yüksek lisans programı 1998 YÖK denklik belgesi verildi Ağustos 2025 Tan Meclis'e soru önergesi verdi Kasım 2025 YÖK yanıtı geldi, tartışma yeniden alevlendi Soru işaretleri büyüyor • Üç yıllık lisans programı hangi kriterlerle tam lisans diplomasına denk kabul edildi? • Denklik alınmadan yüksek lisansı başlatan istisnai bir yönetmelik mi var? • Bu süreç başka öğrencilere de uygulanıyor mu, yoksa kişiye özel bir istisna mı? • Akademik belgeler neden hâlâ paylaşılmadı? Gelişmeler geldikçe güncellenecek… Hem Fidan’ın hem YÖK’ün olası açıklamaları, Meclis gündemine gelmesi beklenen ikinci soru önergesi ve belgelerin kamuoyuna yansıyıp yansımayacağı takip edilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.