SON DAKİKA

#Liyakat

HABER DEĞER - Liyakat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Liyakat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kılıçdaroğlu’ndan Mekke Anlaşması açıklaması: "Eleştirilerimiz var ama 'Evet' diyeceğiz" Haber

Kılıçdaroğlu’ndan Mekke Anlaşması açıklaması: "Eleştirilerimiz var ama 'Evet' diyeceğiz"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep temasları çerçevesinde Karkamış ilçesine bağlı Suriye Cerablus sınırında yer alan Karanfil Mahallesi'ni ziyaret etti. Ziyaretin ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu; iç siyasetten dış politikaya, erken seçim tartışmalarından yeni anayasa söylemlerine kadar pek çok konuda kritik mesajlar verdi. "Mekke Anlaşması'na 'evet' diyeceğiz" TBMM gündemine sunulan Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması'nın onaylanmasına dair kanun teklifine ilişkin partinin tutumunu açıklayan Kılıçdaroğlu, başlangıçta taşıdığı kaygıları ve süreçteki değişimi şu sözlerle dile getirdi: "Mekke Anlaşması ile ilgili ilk aklıma gelen şuydu: Bu anlaşma acaba ileride İran'la bizim çatışmaya ortam hazırlar mı? Bu endişemi Bolu'da yaptığımız toplantıda dile getirdim. Bu endişeyi besleyen temel unsur şuydu: Müslüman dünyasında bir Şii-Sünni kavgasının başlangıcı da olabilir miydi? Yani İran'la çatışmamız acaba buna bir hazırlık şeklinde olabilir mi diye endişelerim vardı. Tabii bunu bu kadar net dillendirmedim. Dillendirmeyi de doğru bulmadım. Fakat daha sonra İran bir açıklama yaptı ve Mekke Anlaşması'nın uygun olduğunu söyledi. Bilgim yok ama tahminim, Türkiye bu konuda İran'a bir güvence verdi. Yani 'meraklanmayın biz bu anlaşmayı yapıyoruz ama bu sizinle çatışacağımız anlamında değil'. Çünkü Kasr-ı Şirin Anlaşması'ndan bu yana İran'la hiçbir çatışmamız olmamış. Ve bu bizim açımızdan önemli. Çünkü İran da bölgede önemli bir güç, Türkiye de önemli bir güç. Bu iki gücün çatışması bölgeye zarar verir, dünyaya da zarar verir. O nedenle barış eksenli ilerlemesi lazım. Mekke Anlaşması'nı bu çerçevede İran, ‘Ben de olabilirim’ diye düşündü. Mısır ‘Ben olabilirim’ diye. Çekirdek üyeler dediğimiz üç ülke. Üç çekirdek üyenin ortak kabulüyle birlikte yeni üyeler de gelebilir buraya. Sözleşme geldi. Gerekçeleri geldi. Açıklamaları geldi. Eleştirilerimiz var ama Mekke Anlaşması’na ‘evet’ diyeceğiz." Bahçeli görüşmesi ve kürt sorunu değerlendirmesi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Meclis’te gerçekleştirdiği görüşmenin detaylarına değinen Kılıçdaroğlu, buluşmanın bir tesadüf sonucu gerçekleştiğini kaydetti. Görüşmede temel ülke sorunlarının kapsamlı olarak ele alınmadığını belirten CHP Lideri, MHP Lideri Bahçeli'nin tutumuna ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Sayın Bahçeli ile buluşmamız tam bir tesadüf. Kısa bir görüşme oldu. Kahve içtik. Çok böyle Türkiye'nin temel sorunlarına değinme gibi bir şey olmadı. Ama görüşebiliriz de Sayın Bahçeli ile. Şu anda Türkiye'nin huzura kavuşması için, Türkiye'de var olan Kürt sorununun çözümü için en büyük fedakarlığı yapan bir lider, kabul etmek lazım. MHP Genel Başkanı'nın bu sorunun çözümünde öncülük yapması sorunun aşılmasına büyük ölçüde kolaylık sağladı. Bunu da kabul etmek gerekiyor." "Yarı Başkanlık Sistemi de tartışılabilir" Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Meclis açılışındaki anayasa değişikliği çağrısını değerlendiren Kılıçdaroğlu, yönetim sistemine ilişkin tartışmalara açık oldukları mesajını verdi. Devlette liyakat, yargı bağımsızlığı ve medya özgürlüğünün belirleyici ilkeler olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, şunları aktardı: "Sayın Erdoğan Meclis’in açış konuşmasında anayasa değişikliğinden söz etti. İlk dört maddenin de değişmeyeceğinden söz etti. Tabii anayasa değişikliğinden kastedilen olay nedir tam bilmiyoruz onu. Ama biz daha önce 6 parti bir araya gelmiştik ve anayasa değişikliği ile ilgili değiştireceğimiz maddeleri ve nasıl değiştireceğimizi yazmıştık ve bunları gerekçeleriyle beraber kamuoyunu açıklamıştık. Şimdi Sayın Erdoğan'ın söylediği anayasa değişikliğinden kastedilen Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi mi yoksa yarı başkanlık sistemi mi onu bilmiyoruz. Ama bu konuda bir düşünce beyan ederlerse biz de kendi düşüncelerimizi açıklarız. Evet, bu anayasayla Türkiye yönetilemez. Dolayısıyla parlamenter sistem diyorsa nasıl bir parlamenter sistem? Yarı başkanlık sistemi öneriliyorsa nasıl bir yarı başkanlık sistemi? Bu öneriler konur, önerileri biz de sağduyuyla tartışırız. Yani illa her gelen öneriye başlangıçta ‘hayır’ bu olmaz, biz bunu reddediyoruz diye bir düşüncemiz yok." "Parlamenter sistem kırmızı çizgimiz değil, yarı başkanlığı da konuşabiliriz diyor musunuz?" sorusuna yanıt veren Kılıçdaroğlu, "Biz 6 lider o zaman ‘güçlendirilmiş parlamenter sistem’ demiştik. ‘Bu olmalıdır’ demiştik. Ama önemli olan şu, devlete liyakati sağlayacak ve karar mekanizmalarının sağlıklı işleyeceği, yargının bağımsız olduğu, medyanın özgür olduğu bir yapıyı savunuyoruz. Bu yapının adı ne olursa olsun. Yani bir demokrasi bütün kurallarıyla, bütün kurumlarıyla oluşmalı" ifadelerini kullandı. Erken seçim ve adaylık tartışmaları Erken seçim olasılığına dair açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, mevcut ortamda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçime gitmeyeceğini öngördüğünü belirtti. "Nisan 2028 teklifi gelirse varız" diyen Kılıçdaroğlu, erken seçimden kaçmanın mantığı olmadığını ifade etti. Erdoğan’ın yeniden adaylığı konusundaki soru üzerine, "Onun aday olacağını nereden düşünüyorsunuz? Belki aday olmayacak. O günün koşullarına bakılır. Ben Erdoğan'ın yeniden Cumhurbaşkanı adayı olacağını düşünmüyorum bu yapı içerisinde" değerlendirmesinde bulunan Kılıçdaroğlu; CHP’nin cumhurbaşkanı adayına ilişkin tartışmalar için ise "Bugünden cumhurbaşkanlığı adaylarını tartışmak asla ve asla doğru değil. Ülkenin bu kadar sorunu varken cumhurbaşkanlığı tartışmak kendisine post arayanların işidir" ifadelerini kullandı.Kılıçdaroğlu ayrıca, düşünce özgürlüğü kapsamındaki dokunulmazlıkların kaldırılmasına karşı olduklarını, ancak yolsuzluk iddiaları içeren dosyalarda dokunulmazlıkların kaldırılması gerektiğini savundu. İBB Başkanvekili Nuri Aslan ile görüştüğünü de belirten Kılıçdaroğlu, belediyelerdeki irade gaspı ve siyasi transfer iddialarını eleştirdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Canlı yayındaki "referans" itirafı istifa getirdi: Ankara 2 No'lu Baro Başkanı adaylıktan çekildi Haber

Canlı yayındaki "referans" itirafı istifa getirdi: Ankara 2 No'lu Baro Başkanı adaylıktan çekildi

Ankara 2 No'lu Baro Başkanı Avukat Gökhan Ağdemir, katıldığı bir televizyon programında yargı atamalarına ilişkin sarf ettiği sözlerin kamuoyunda ve hukuk camiasında geniş çaplı tepkiye yol açmasının ardından baro başkanlığı adaylığından çekilme kararı aldı. Yargı bağımsızlığı tartışması başlatan sözler Bengü Türk TV ekranlarında baronun faaliyetlerini değerlendiren Gökhan Ağdemir, Adalet Bakanlığı ile yürütülen süreçleri anlatırken sarf ettiği ifadelerle liyakat ve yargı bağımsızlığı tartışmalarını alevlendirmişti. Ağdemir programda şu sözleri kullanmıştı: "Hakim ve savcı olmak isteyen arkadaşlarımıza referans oluyoruz. Bakanlık da bize bir ayrıcalık tanıdı; 2 yıllık çalışma dönemimizde 70 baro üyesi avukat arkadaşımızı hakim savcı yaptık." Açıklamalarının ardından yükselen tepkiler üzerine yazılı bir kamuoyu duyurusu paylaşan Ağdemir, ifadelerinin bağlamından koparılarak Ankara 2 No’lu Barosu’nun hedef alındığını öne sürdü. Kurumun itibarını korumayı amaçladığını belirten Ağdemir, kararını şu sözlerle ilan etti: "Katıldığım canlı yayında kullandığım bazı ifadelerin bağlamından koparılarak kamuoyuna yansıtıldığını ve Ankara 2 No’lu Barosu’nun hedef alındığı bir tartışma sürecine çekildiğini üzülerek görüyorum. Kurumumuzun itibarının korunması ve avukatlık mesleğinin etik değerlerinin siyaset malzemesi haline gelmemesi adına Ankara 2 No’lu Barosu Başkan adaylığından çekilme kararı aldım." Yargı mesleğinde liyakat, eşitlik ve hukuka bağlılık ilkelerinin önemine dikkat çeken Ağdemir, görev süresi boyunca kendisine destek veren meslektaşlarına teşekkür ederek adaylık sürecini noktalandırdı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İki ay önce göreve gelen Osmaniye CHP İlçe Başkanı istifa etti: "Kılıçdaroğlu'na sarılmak istiyorum" Haber

İki ay önce göreve gelen Osmaniye CHP İlçe Başkanı istifa etti: "Kılıçdaroğlu'na sarılmak istiyorum"

Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde, partinin hassas bir döneminde sorumluluk üstlenerek iki ay önce ilçe başkanlığı koltuğuna oturan Ayşe Ünsalan Dalkılıç, görevinden ayrıldığını duyurdu. Yönetim kurulu ve il meclis üyeleri arasında yaşanan amansız güç yarışının kendisini bu karara mecbur bıraktığını belirten Dalkılıç, parti içindeki samimiyetsizliğe sert sözlerle yüklendi. "Dürüstlüğün olmadığı yerde duramam" İstifasının ardından yaptığı açıklamalarda parti içi liyakat sorununa dikkat çeken eski başkan, makam ve mevki hırsına kapılanlara tepki gösterdi. Gerçek CHP'lilerin kenarda tutulduğunu ifade eden Dalkılıç, "Grup içi başkanlık yarışı başladı. Görevimi tamamladığımı orada anladım. Dürüstlük olmadıktan sonra hiçbir şeyin anlamı yok. Kenarda ve kıyıda kalmış gerçek CHP’liler var. Ama yukarı tırmanmayıp 'Paspas bile yaparım partimde' diyorsa gönülden seviyordur. Bunları bu süreçte çok iyi fark ettim" ifadelerini kullandı. "Kılıçdaroğlu'na sarılmak istiyorum" Örgüt içindeki çekişmeler yüzünden projelerini hayata geçiremediğini ve adeta ablukaya alındığını vurgulayan Ayşe Ünsalan Dalkılıç, siyasi rotasını başkente çevirdiğini açıkladı. İstifa kararının ardından Ankara'ya gideceğini belirten Dalkılıç, şu sözlerle açıklamasını tamamladı: "İstifa etmemin sebebi, başkanlık yarışının aşırı sorun haline gelmesi. Ben çalışmada yarışırım, bilmediğim kulvarlarda yarışmaya başladık. Beni çalıştırmamaya başladılar; ben çalışmazsam dayanamam. Ama Ankara’ya gideceğim için çok seviniyorum. Uzun süredir Kemal Kılıçdaroğlu Başkanımızın olduğu yoldaydım. Şimdi Ankara'ya gidip Kılıçdaroğlu'na ve eşine sarılmak istiyorum çünkü dürüst insanları çok seviyorum." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

MHK soruşturmasında Gündoğdu ile Karadoruk'un savunmaları ortaya çıktı: "Ses kaydından haberim yoktu, video bilgim dışında geldi" Haber

MHK soruşturmasında Gündoğdu ile Karadoruk'un savunmaları ortaya çıktı: "Ses kaydından haberim yoktu, video bilgim dışında geldi"

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Türk futbolunu sarsan MHK soruşturmasında adli süreç derinleşirken, şüphelilerin hakimlik sorgularındaki savunmaları dosyadaki iddiaların merkezine yerleşti. Yasa Dışı Bahis ve Spor Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu ile MHK üyesi Ferdi Karadoruk'un ifadeleri dikkat çekti. Ferhat Gündoğdu: "Kaydın telefonumda olduğunun farkında bile değildim" "Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek" suçlamasıyla tutuklanan Ferhat Gündoğdu, hakimlik sorgusunda suçlamaları reddederek telefonundaki ses kaydından haberdar olmadığını savundu. Kaydın kendisine sorulduğunda hatırlayamadığını belirten Gündoğdu, savunmasında şu ifadelere yer verdi: "Ben o kaydın telefonumda olduğunun farkında bile değilim, bana gösterildiğinde hatırlamadım bu yüzden cevap da veremedim. Böyle bir kaydın kötü niyetle olmadığını düşünüyorum. Twitter’a düştükten sonra ben de öğrendim. Suçsuzum, serbest bırakılmamı talep ederim." İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği kararında ise şüphelilerin hakem atamalarında liyakat ölçütlerini göz ardı ederek kişisel verileri hukuka aykırı şekilde kaydettikleri ve bu verilerin hakemlerin kamu görevi yapmasının önüne geçecek şekilde kullanıldığı değerlendirmesine yer verildi. Ferdi Karadoruk: "Video bilgim dışında geldim" Soruşturma kapsamında ağır bir suçlamayla hakimlik önüne çıkan MHK üyesi Ferdi Karadoruk ise savunmasında söz konusu videonun iradesi dışında telefonuna gönderildiğini öne sürdü. Dijital materyaller ve bilirkişi raporunun dikkate alındığı süreçte Karadoruk, şu iddialarda bulundu: "Söz konusu video benim telefonuma WhatsApp’tan gelmiştir, bilgim dahilinde gelmemiştir. Telefon bu videoyu algıladığında da kendisini kapatmıştır. Bunun üzerine kendim savcılığa giderek bu durumda suç duyurusunda bulundum. Videonun nereden geldiğini bilmiyorum, suçsuzum." Mahkeme, delil durumu, atılı suçun niteliği ve kaçma ile delil karartma şüphesi gerekçeleriyle adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağına kanaat getirerek her iki ismin de tutuklanmasına hükmetti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Üsküdar Belediyesi'nde istifa: Eski belediye başkan yardımcısı CHP'den ayrıldı Haber

Üsküdar Belediyesi'nde istifa: Eski belediye başkan yardımcısı CHP'den ayrıldı

Üsküdar Belediyesi'nde yaşanan gelişmelerin ardından eski Belediye Başkan Yardımcısı ve İBB Meclis Üyesi Amine Cansu Çelik, Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa ettiğini açıkladı. Bir süre cezaevinde kaldıktan sonra dört gün önce ev hapsi kararıyla tahliye edilen Çelik, partiyle olan tüm bağlarını kopardığını belirtti. Siyasi geçmişinin suistimal edildiğini savundu İstifa metninde Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş yönetimini ve parti yapısını hedef alan Çelik, görev süresi boyunca liyakat konusunda ciddi tereddütler yaşadığını ifade etti. Yetki alanının sınırlandırıldığını ve sistematik bir dışlanmaya maruz kaldığını öne süren Çelik, siyasi geçmişinin ve toplumdaki karşılığının gerçek bir yönetim alanı açılmaksızın arka planda bırakıldığını belirterek, "Siyasi geçmişimin, duruşumun ve toplumdaki karşılığımın, şahsıma gerçek bir yönetim alanı açılmaksızın kamuoyuna yönelik bir görüntünün parçası hâline getirildiğini ve zaman zaman suistimal edildiğini gördüm" dedi. "Baskıyla karşı karşıya bırakıldım" Yürütülen hukuki süreçte ağır bir tecrübe yaşadığını dile getiren Çelik, gözaltında bulunduğu süre zarfında ve Belediye Başkan Vekilliği seçimi öncesinde belediye meclis üyeliğinden istifa etmesi yönünde baskı gördüğünü ifade etti. Çelik, "Gözaltında bulunduğum süre içerisinde, Belediye Başkan Vekilliği seçimi öncesinde, belediye meclis üyeliğinden istifa etmem yönünde CHP ve Yeni Parti ilçe ve il örgütünden hem şahsıma hem de eşime baskı yapıldığına üzülerek şahit oldum" sözleriyle tepkisini dile getirdi. "Üsküdar dışından gelen kadrolar etkin hale geldi" Yönetim yapısı içerisinde Üsküdar dışından gelen kadroların kurumsal işleyişte etkin hale geldiğini savunan Çelik, sorumluluğu dışındaki birtakım ilişki ve süreçlerin sonuçlarının ailesine kadar uzandığını vurguladı. Süreç boyunca özgürlüğünden mahrum kaldığını ve dört yaşındaki çocuğundan ayrı düştüğünü belirten Çelik, açıklamasını, "Bu sebeplerle, siyasi ve vicdani sorumluluğumun gereği olarak Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa ettiğimi kamuoyunun bilgisine sunuyorum" diyerek tamamladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kılıçdaroğlu'ndan fon krizi çıkışı: "Siyasal iktidar bu yolsuzluğu biliyordu" Haber

Kılıçdaroğlu'ndan fon krizi çıkışı: "Siyasal iktidar bu yolsuzluğu biliyordu"

CHP Grubu'nun değerlendirme toplantısında milletvekillerine hitap eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin temel sorunlarına değinerek CHP'nin her zaman halkın, yoksulların ve tasarruf sahiplerinin haklarını savunacağını vurguladı. Konuşmasında borsa ve fon krizine geniş yer veren Kılıçdaroğlu, yaşananların organize bir soygun düzeni olduğunu ifade etti. "Bakan biliyordu ama önlem alınmadı" Hazine ve Maliye Bakanı'nın 4 Kasım 2025 tarihinde Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Kongresi'nde fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını açıkça dile getirdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, üzerinden aylar geçmesine rağmen somut bir adım atılmadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, "Manipülasyon yapıldığını, yolsuzluk yapıldığını ilk itiraf eden kişi Hazine ve Maliye Bakanı. Ne zaman söylemiş? 4 Kasım 2025'te. Yani yaklaşık 10-11 ay önce... 'Biliyorum' diyor, 'duymadım' demiyor. O zaman soruyoruz: Madem biliyordun, neden olayın üzerine gitmedin? Seni hangi güç engelledi?" diyerek tepki gösterdi. "455 bin vatandaşın parası risk altında" Borsa ve fonlardaki manipülasyonlar nedeniyle tekil olarak 455 bin 748 vatandaşın birikiminin risk altında olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, devletin denetim mekanizmalarının ve kurumların bu süreçte görevini yapmadığını vurguladı. Siyasetçi ile bürokrasinin iç içe geçtiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Siyasetçiyle bürokrasi iç içe geçerse, liyakat dediğimiz kavram unutulursa artık ortada bir devlet krizi var demektir. Devlet yönetilmiyor demektir" ifadelerini kullandı. Vurgunun parasal boyutuna da değinen Kılıçdaroğlu, 28 Ağustos ile 22 Eylül arasında fonlardaki çıkış tutarının 538 milyar lira olduğunu belirterek, "Bu milletin vergilerinden, birikimlerinden ödersen burnundan getiririz, kimse kusura bakmasın! Bunu yaptırmayız sana! Ama 'Soyguncuları yakalayıp oradan parayı alacağım, bunlara vereceğim' dersen bir şey söylemiyoruz" dedi. Mekke İttifakı ve dış politika soruları Konuşmasında Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na da değinen Kılıçdaroğlu, anlaşmanın detaylarının kamuoyuyla ve Meclis ile paylaşılması gerektiğini belirtti. Kılıçdaroğlu şu soruları yöneltti: "Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın tam metni nedir ve Türkiye hangi askerî yükümlülükleri üstlenmiştir? Türkiye açısından otomatik bir askerî yükümlülük doğurmakta mıdır bu? Yarın İran'la Suudi Arabistan çatıştı, biz şimdi İran'a savaş mı açacağız? Suudi Arabistan'ın Husilerle çatışmasında verilecek Türk desteğinin sınırı nedir?" Sözlerinin sonunda siyasi ahlak yasasının bir an önce çıkarılması gerektiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, "Soygunu yapanın partisine bakmayacağız, kimliğine bakmayacağız, yaşına boyuna bakmayacağız, uğraştığı işine bakmayacağız. Kim soygunu yapıyorsa gelip bu ülkede hesabını verecek kardeşim" diyerek kararlılık mesajı verdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Adalet Bakanı Gürlek'ten yargıda dönüşüm hamlesi: Hakim ve Savcı atamalarında yeni dönem başlıyor Haber

Adalet Bakanı Gürlek'ten yargıda dönüşüm hamlesi: Hakim ve Savcı atamalarında yeni dönem başlıyor

"Doğu-batı ayrımı kalkacak, liyakat öne çıkacak" Adalet Bakanı Akın Gürlek, vatandaşların adalete daha hızlı ve etkin bir şekilde ulaşabilmesi amacıyla yargı sisteminde kapsamlı bir dönüşüm sürecinin yürütüldüğünü açıkladı. Yargılamaların makul sürede tamamlanmasının vatandaşların en temel beklentisi olduğunu belirten Gürlek, 12. Yargı Paketi ile süreçlerin hızlandırıldığını, şimdi ise atama mekanizmalarında köklü bir reforma gidildiğini bildirdi. Yeni dönemde hâkim ve savcı atamalarının tamamen nesnel temellere oturtulacağını vurgulayan Gürlek, " "Şimdi aynı hedef doğrultusunda, hâkim ve Cumhuriyet savcılarımızın atamalarında yeni bir sisteme geçiyoruz. Terfi ve teftiş sonuçları ile liyakat ve mesleğe uygunluk göstergeleri puanlamaya yansıtılacak; doğu-batı ayrımı kalkacak; nesnel ve ölçülebilir kriterler ön plana çıkacak" dedi. 2027 Yılı Ana Kararnamesi ile uygulanacak Hizmet puanı ve puan sıralamasının atamalarda temel ölçüt olacağını belirten Bakan Gürlek, yeni düzenlemenin takvimine ilişkin olarak şu ifadeleri kullandı: "2027 Yılı Ana Kararnamesi ile uygulanmaya başlayacak yeni sistemle emeğin, liyakatin ve mesleki başarının daha güçlü karşılık bulduğu; hakkaniyetin ve öngörülebilirliğin daha da güçlendiği bir atama sistemi hayata geçmiş olacak. Daha hızlı işleyen, daha isabetli kararlar üreten ve vatandaşlarımızın adalete güvenini güçlendiren bir yargı sistemi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Yargının daha etkin ve verimli işlemesine katkı sağlayacak bu yeni sistemin vatandaşlarımıza ve yargı camiamıza hayırlı olmasını diliyorum." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ertuğrul Özkök'ten hakkındaki soruşturma sonrası ilk açıklama Haber

Ertuğrul Özkök'ten hakkındaki soruşturma sonrası ilk açıklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, gazeteci Ertuğrul Özkök hakkında bir programda sarf ettiği ifadeler dolayısıyla "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla soruşturma başlattı. Başsavcılığın yazılı açıklamasında, "Cumhuriyet Başsavcılığımızca katılmış olduğu bir programdaki söylemleri nedeniyle Ertuğrul Özkök hakkında Cumhurbaşkanı’na hakaret suçundan re’sen soruşturma başlatılmıştır" denildi. "Salı akşamı zaten biletim var, döneceğim" Soruşturma kararının ardından gazeteci Bahar Feyzan'a konuşan Ertuğrul Özkök, Almanya'da bulunduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "10 yıldır gittiğim Bayreuth Wagner Müzik Festivali'ndeyim. Hatta pazartesi çıkacak yazım da bu konu üzerine. Çok önemli bir festival, 150'nci yılı. Salı akşamı da zaten biletim var, döneceğim." "Memleketimden başka nereye gideceğim" diyen Özkök, programın bütünlüğü dikkate alındığında eleştirilerin hedefini şaşırdığını savunarak, şöyle devam etti: "Ayrıca programın tamamını izleyenler, aksine beni Cumhurbaşkanı'nı övdüm diye eleştirdi." Tartışma yaratan açıklamalar Özkök'ün soruşturmaya gerekçe gösterilen programda dile getirdiği ifadeler şu şekildeydi: "Bu dönemler geçecek. Ben İspanya'da bir öğrenci olarak İspanya'da Franco rejiminin nasıl çöktüğüne tanık oldum gözlerimle. Bir gecede gitti 30 yıllık Franco diktatörlüğü. Öldüğü gece İspanya'da rejim değişti ya, öldüğü gece! Bu tür rejimlerin böyle bu şekilde devam edeceğini kimse düşünmesin, devam etmez. Bugünkü rejim Türkiye'de Tayyip Erdoğan'ın kişiliği üzerine dizayn edilmiş ve onun kişiliği ile geçerli bir rejim. Bu rejimi Türkiye'de böyle taşıyacak başka ikinci bir insan yok ve uzun süre de olamaz zaten. Şimdi böyle bir durum olduğu zaman herkes sadece bugüne değil... Neticede Cumhurbaşkanımız da 72 yaşında. Şimdi 72 yaş, daha gider ama neticede yaşlar bir gün bitiyor. Yani ben yaşıyorum bunu, bitiyor yaşlar. Şimdi o nedenle biraz herkesin şapkayı önüne koyup düşünmesi lazım. Yani ben şunu düşünüyorum: Türkiye'de şu anda adalet daha iyi çalışsa, insan hakları, liyakat daha iyi çalışsa, medya özgürlükleri daha iyi olsa emin ol Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçilme şansı çok daha büyük olurdu." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan TÜRGEV mesajı: "Akışa yön veren bir gençlik yetiştireceğiz" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan TÜRGEV mesajı: "Akışa yön veren bir gençlik yetiştireceğiz"

Vakfın 30 yıllık geçmişini değerlendiren Erdoğan, "Aradan geçen 30 yılda TÜRGEV hem çok ciddi bir kurumsal birikim oluşturmuş hem de eşsiz bir başarı hikayesine imza atmıştır." diyerek çalışmaların önemini vurguladı. "TÜRGEV'in temsil ettiği misyon hedefte" Vakfa yönelik eleştirilere tepki gösteren Erdoğan, saldırıların sebebinin kurumsal kimlik değil, vakfın duruşu olduğunu ifade ederek şunları söyledi: "Aile başta olmak üzere toplumu bir arada tutan ve geleceğe taşıyan kurumlar belli çevreler tarafından hedef tahtasına konuluyor. Bunların rahatsızlığı TÜRGEV değildir, vakfın temsilcisi olduğu misyondur." Gençlere "fıtrat" uyarısı Gençlerin korunması gereken değerlere dikkat çeken Erdoğan, özellikle modern ideolojilere karşı müteyakkız olunması gerektiğini belirtti: "LGBT gibi insan fıtratına aykırı sapkınlıklar, buna benzer fikir ve ideolojiler, bu odaklar tarafından genç zihinlere enjekte edilmeye çalışılıyor. Doğrudan insana ve insanlığa yönelen bu tehdit karşısında istisnasız hepimiz müteyakkız olmak, tedbirlerimizi almak zorundayız." "Akışa yön veren bir nesil" Türkiye'nin geleceğini inşa edecek gençliğin pasif bir konumda olmaması gerektiğini belirten Erdoğan, vizyonlarını şu sözlerle açıkladı: "Kendisini akışa bırakan değil, akışa yön veren bir gençlik yetiştireceğiz." Ayrıca, Gazze'deki duruma da değinen Erdoğan, "Gazze'de eğitim hayatı kesintiye uğrayan öğrenciler TÜRGEV çatısı altında yeniden okulla buluşturuldu." ifadelerini kullanarak insani sorumluluğun altını çizdi. Belediyelere "liyakat" eleştirisi Konuşmasının bir bölümünde muhalefet belediyelerine de yüklenen Erdoğan, isim vermeden şu eleştiride bulundu: "Liyakat ve ehliyeti ağızlarından düşürmeyenlerin belediyeleri nasıl akraba çiftliğine çevirdiğine hep beraber tanıklık ettik." Erdoğan, sözlerini "Hepimiz bu millete ve ümmete karşı büyük bir mesuliyet taşıyoruz. Ulaşamadığımız her genç hem sizin hem bizim için bir kayıptır." diyerek noktaladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.