SON DAKİKA

#Liyakat

HABER DEĞER - Liyakat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Liyakat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP: Bu iddialar karşısında rektör görevde kalabilir mi? Haber

CHP: Bu iddialar karşısında rektör görevde kalabilir mi?

Cumhuriyet Halk Partisi’nin hazırladığı soru önergesiyle, Şırnak Üniversitesi’nde yaşandığı öne sürülen tartışmalı atamalar ve kadro ilanları Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine girdi. CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın, üniversitenin rektörü Abdurrahim Alkış hakkında basına yansıyan iddiaların ciddiyetine dikkat çekti. “İlanlar yayımlanmadan isimler açıklandı” iddiası gündemde Soru önergesinde yer alan iddialara göre Rektör Alkış, 31 Aralık 2025’te Resmi Gazete’de yayımlanan öğretim üyesi ve öğretim elemanı alım ilanları öncesinde, sosyal medya hesabından hangi kadrolara kimlerin alınacağını tek tek açıkladı. Taşkın, bu paylaşımlarda henüz ilan yayımlanmamışken on farklı kadroya atanacak isimlerin kamuoyuna duyurulduğunun ileri sürüldüğünü aktardı. “Liyakat değil sadakat” vurgusu Meclis’e taşındı Önergede, Alkış’ın akademik atamalarda liyakat yerine “tam itaat” ve “sadakat” kriterlerinin esas alınacağını ifade ettiği iddialarına da yer verildi. CHP’li Taşkın, üniversitede yapılacak tüm atama ve yükseltmelerin rektörün onayı ve rızası doğrultusunda gerçekleşeceğinin söylenmesinin, akademik özerklik ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını vurguladı. Akraba ataması iddiası yeniden gündemde Rektör Alkış hakkında daha önce de benzer iddiaların kamuoyuna yansıdığı hatırlatılan önergede, rektörün kardeşi Abdullah Alkış’ın, üniversitenin açtığı bir kişilik personel ilanının kendisi için hazırlandığını sosyal medya hesabından paylaştığı iddiasına dikkat çekildi. Taşkın, bu durumun doğru olması halinde Anayasa’nın eşitlik ilkesine açıkça aykırı olacağını ifade etti. “Mevzuat şahsa özel ilanı yasaklıyor” CHP’li Taşkın, 30449 sayılı Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği’nin ilgili maddesini hatırlatarak, şahıslara özel kadro ilanı açılamayacağının açıkça düzenlendiğini vurguladı. Önergede, Şırnak Üniversitesi’nde açılan kadroların bu nedenle şaibeli hale geldiği belirtildi. Bakan Tekin’e dört kritik soru CHP’nin soru önergesinde, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’den yanıtlanması istenen başlıklar arasında, söz konusu iddialar hakkında herhangi bir soruşturma başlatılıp başlatılmadığı, YÖK’ün akademik ve idari personelin görüşlerini alıp almayacağı ve ilanların iptal edilip edilmeyeceği yer aldı. En dikkat çeken soru ise, iddialar netleşene kadar rektörün açığa alınmasının gerekip gerekmediği oldu. CHP’ye göre, Şırnak Üniversitesi’nde yaşandığı ileri sürülen bu süreç yalnızca bir üniversiteyi değil, Türkiye toplumunda akademinin geldiği noktayı da ilgilendiriyor. Gözler şimdi Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK’ten gelecek yanıtlara çevrildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

“Diploma” davasında takvim netleşti Haber

“Diploma” davasında takvim netleşti

Dava tarihi resmen açıklandı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptaline yönelik idari işleme karşı açtığı davada yargı süreci yeni bir aşamaya geçti. Edinilen bilgilere göre dava, 15 Ocak 2026 tarihinde İstanbul Bölge 5. İdare Mahkemesi’nde görülecek. Yargı süreci neden kritik görülüyor? Diploma iptaline ilişkin işlem, yalnızca bireysel bir hukuki ihtilaf olarak değil, aynı zamanda kamuoyunda geniş yankı uyandıran siyasal ve hukuki bir başlık olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle mahkemenin vereceği kararın, hem idari hukuk açısından hem de Türkiye toplumunda hukukun işleyişine dair tartışmalar bakımından önemli sonuçlar doğurması bekleniyor. İmamoğlu’nun itirazı hangi gerekçeye dayanıyor? İmamoğlu cephesi, diploma iptaline ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu ve idari yetkinin sınırlarının aşıldığı iddiasıyla yargıya başvurmuştu. Açılan dava, söz konusu işlemin iptali talebiyle görülüyor ve mahkemenin usul ve esas yönünden kapsamlı bir değerlendirme yapması bekleniyor. Gözler 15 Ocak’taki duruşmada 15 Ocak 2026’da yapılacak duruşma, davanın seyrini belirleyecek ilk kritik aşama olacak. Duruşmada tarafların beyanları alınacak, dosya kapsamı değerlendirilecek ve sürecin nasıl ilerleyeceğine ilişkin yol haritası netleşecek. Kamuoyunda yakından izlenen bir dosya İmamoğlu’nun diplomasına ilişkin dava, yalnızca hukuki değil, toplumsal ve siyasal etkileri nedeniyle de yakından takip ediliyor. Türkiye toplumunda adalet, liyakat ve idari kararların denetlenebilirliği başlıkları bu dava üzerinden yeniden tartışma konusu haline gelmiş durumda. Ayrıntılar geldikçe kamuoyuyla paylaşılacak.

Görevden alınan eğitim müdürünün intiharı Aksaray’ı sarstı Haber

Görevden alınan eğitim müdürünün intiharı Aksaray’ı sarstı

Aksaray’ın Eskil ilçesinde 8 yıldır İlçe Milli Eğitim Müdürü olarak görev yapan İbrahim Kılıçer (45), görevden alınıp öğretmenliğe geri döndürüldükten kısa süre sonra evinde tavana asılı halde ölü bulundu. Yakınları, Kılıçer’in görev yeri değiştirildikten sonra ağır bir bunalıma girdiğini söyledi. Olay, ilçede “siyasi baskı mı, idari işlem mi?” tartışmasını başlattı. Kütüphane projesi tartışması sonrası görev yeri değişti iddiası Kılıçer’in, 2022’de Milli Emlak’a ait bir araziye KOOP kapsamında astronomik kütüphane yaptırdığı, yapının aynı zamanda emekliler için sosyal alan olarak kullanıldığı belirtildi. Ancak yerel seçimlerin ardından göreve gelen Belediye Başkanı Mustafa Zavlak’ın projeyi kapatarak binayı lokantaya dönüştürdüğü iddia edildi. Bu karara itiraz eden Kılıçer ile belediye yönetimi arasında tartışma yaşandığı, bu gerilimin ardından Kılıçer’in görevden alındığı öne sürüldü. Evinde asılı bulundu: “Telefonlara cevap vermeyince arkadaşları kapıyı çaldı” Eskil’den Aksaray merkezdeki bir okula öğretmen olarak atanan Kılıçer’e ulaşamayan meslektaşı, dün sabah evine gitti. Kapının açılmaması üzerine içeri giren öğretmen, Kılıçer’i tavana asılı halde hareketsiz buldu. Sağlık ekipleri müdahale etti ancak Kılıçer’in yaşamını yitirdiği belirlendi. Yakınları: “Görevden alındıktan sonra içine kapandı, çok üzgündü” Kılıçer’in arkadaşları ve aile çevresi, “Görev değişikliğini kabullenemedi, kendini dışlanmış hissetti” ifadelerini kullandı. Kılıçer’in evli ve 3 çocuk babası olduğu öğrenildi. İlçede tartışma büyüyor: Soruşturma yalnızca ölüm olayını mı, yoksa süreci de kapsayacak mı? Kılıçer’in ölümüyle ilgili adli soruşturma başlatılırken, ilçede özellikle eğitim camiası “görevden alma süreci incelenmeli” çağrısı yapıyor. Olay, “idari kararların psikolojik etkisi, liyakat tartışmaları ve yerel güç ilişkileri” üzerinden geniş yankı uyandırdı.

CHP’li Tan’dan Hakan Fidan’ın diplomasına itiraz Haber

CHP’li Tan’dan Hakan Fidan’ın diplomasına itiraz

CHP’li Namık Tan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın lisans eğitimi ve yüksek lisansa kabul sürecine ilişkin yeni iddialar ortaya attı. Tan’ın Meclis’e yönelttiği soru önergesine YÖK’ten gelen yanıt, Fidan’ın üç yıllık lisans programı tamamladıktan sonra denklik belgesi çıkmadan yüksek lisansa başladığını ortaya koydu. Tan, “Hangi düzenleme buna izin verdi?” diyerek hem Fidan’dan hem YÖK’ten şeffaflık çağrısı yaptı. “Üç yıllık lisans, denklik almadan yüksek lisans” iddiası tartışmayı büyüttü CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan, X hesabından yaptığı paylaşımda YÖK’ün resmi yanıtını açıklayarak Fidan’ın 1994–1997 yılları arasında üç yıllık uzaktan lisans programı tamamladığını, ancak denklik belgesinin 1998’de verildiğini, buna rağmen Fidan’ın 1997’de Bilkent Üniversitesi’nde yüksek lisansa başladığını belirtti. Tan, bu durumun “mevzuata aykırı ve ayrıcalıklı bir işlem” olabileceğini savundu. “Bu süreç sadece biyografi tartışması değil, devlet şeffaflığı meselesi” Tan, devlet yönetiminde görev alan isimlerin eğitim belgelerinin eksiksiz biçimde açıklanmasının kurumsal itibar gereği olduğunu vurgulayarak, “En küçük belirsizlik bile kamu güvenini zedeler” dedi. Fidan’ın transkript, ders programı ve denklik evraklarının açıklanmasını talep eden Tan, “Liyakat yerine imtiyaz uygulanıyorsa bu sadece akademik bir konu değil, devlet yönetimine dair bir sınavdır” ifadesini kullandı. YÖK yanıt verdi ama belgeleri paylaşmadı Meclis’e gönderilen resmî YÖK yazısında, Fidan’ın lisans programının üç yıl sürdüğü ve denklik kararının 1998’de verildiği doğrulandı. Ancak programın kaç krediden oluştuğu, içerik, ders yükü ve kabul kriterlerine ilişkin detaylar paylaşılmadı. Bu eksik yanıt, tartışmayı daha da büyüttü. Fidan ve YÖK’ten yeni açıklama beklentisi Hakan Fidan’ın veya YÖK’ün konuya ilişkin yeni bir açıklama yapıp yapmayacağı belirsizliğini korurken, Tan “Bu süreç kapanmadı, takipçisi olacağız” dedi. Siyaset kulislerinde, Fidan’ın eğitim dosyasıyla ilgili belgeleri kamuoyuna açıklayıp açıklamayacağı merak ediliyor. Zaman çizelgesi – tartışmanın dönüm noktaları Yıl Gelişme 1994–1997 Fidan’ın üç yıllık lisans eğitimi (uzaktan / açık öğretim) 1997–1999 Bilkent Üniversitesi yüksek lisans programı 1998 YÖK denklik belgesi verildi Ağustos 2025 Tan Meclis'e soru önergesi verdi Kasım 2025 YÖK yanıtı geldi, tartışma yeniden alevlendi Soru işaretleri büyüyor • Üç yıllık lisans programı hangi kriterlerle tam lisans diplomasına denk kabul edildi? • Denklik alınmadan yüksek lisansı başlatan istisnai bir yönetmelik mi var? • Bu süreç başka öğrencilere de uygulanıyor mu, yoksa kişiye özel bir istisna mı? • Akademik belgeler neden hâlâ paylaşılmadı? Gelişmeler geldikçe güncellenecek… Hem Fidan’ın hem YÖK’ün olası açıklamaları, Meclis gündemine gelmesi beklenen ikinci soru önergesi ve belgelerin kamuoyuna yansıyıp yansımayacağı takip edilecek.

Hacettepe’den yükselen ses ülke geneline yayıldı: Üniversiteme dokunma! Haber

Hacettepe’den yükselen ses ülke geneline yayıldı: Üniversiteme dokunma!

Hacettepe Üniversitesi’nde haftalardır devam eden barınma, ısınma ve yemek sorunları, ülke genelinde yankı buldu. Türkiye’nin farklı illerinden 27 gençlik oluşumu, “#ÜniversitemeDokunma” etiketiyle yayımladıkları ortak bildiriyle barınma, beslenme ve eğitimde fırsat eşitliği talebinde bulundu. Gençler, “Hacettepe’de yaşananlar Türkiye’deki tüm üniversite öğrencilerinin ortak hikâyesi haline geldi” diyerek dayanışma çağrısı yaptı. “Sıcak su yok, yemek pahalı, eğitim adaletsiz” Yayımlanan bildiride, Hacettepe Üniversitesi yurtlarında kalan öğrencilerin ekim ayında hâlâ sıcak suya erişemediği, yemek fiyatlarının artırıldığı ve rezervasyon sisteminin öğrencileri mağdur ettiği belirtildi. Öğrenciler, “Artık bir öğrencinin geleceğini vize notu değil, finalde 50 alıp alamadığı belirliyor” diyerek eğitimde artan baskı ortamına dikkat çekti. “Üniversiteler kimliğini kaybediyor” Bildiride, liyakat yerine atama usulüyle göreve gelen rektörlerin ve işlevsiz senatoların üniversiteleri kimliksizleştirdiği vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “İktidar, üniversiteleri özerk bilgi üretim merkezleri olmaktan çıkarıp kendi çizgisine göre şekillendirmeye çalışıyor. Siyasetin bilimin ve düşüncenin alanına müdahalesi; öğrenciyi, akademisyeni ve üniversitenin özünü baskı altına alıyor.” “Barınmak, beslenmek ve eğitim görmek yaşam hakkıdır” Gençlik oluşumları, artan kiralar, yetersiz yurt koşulları ve yükselen yemek ücretleri nedeniyle binlerce öğrencinin eğitimini sürdürmekte zorlandığını belirtti. “Birçok öğrenci geçimini sağlayabilmek için çalışmak zorunda kalıyor, bazıları bu yükün altında okulu bırakıyor” denilen açıklamada, eğitimde eşitliğin sağlanması gerektiği vurgulandı. Kalıcı yaz saati uygulamasının öğrenciler için bir eziyete dönüştüğüne de değinilen bildiride, “Gün doğmadan başlayan dersler hem güvenlik hem sağlık açısından risk oluşturuyor” denildi. Öğrencilerden 6 temel talep 27 gençlik oluşumunun ortak bildirisinde dile getirilen talepler şöyle sıralandı: Üniversitelerde liyakat esasına göre atama yapılması ve özerk yönetimlerin yeniden tesis edilmesi, Şeffaf ve katılımcı karar mekanizmalarının oluşturulması, Yurtlarda ısınma, sıcak su ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi, Yemekhane ücretlerinin düşürülmesi, rezervasyon ve kota sistemlerinin kaldırılması, Burs miktarlarının artırılması, hiçbir öğrencinin ekonomik nedenlerle eğitim dışında kalmaması, Kalıcı yaz saati uygulamasının kaldırılması ve ders saatlerinin öğrencilerin güvenliği gözetilerek yeniden düzenlenmesi. “Bu çağrı susturulmak istenen bir kuşağın sesi” Gençlik örgütleri, açıklamalarını şu ifadelerle sonlandırdı: “Bu çağrı yalnızca bir kampüsün değil, susturulmak istenen bir kuşağın sesi. Bizler Hacettepe’den yükselen bu sesi Türkiye’nin tüm üniversitelerine yayıyoruz. Üniversiteler bizim yaşam alanlarımız, biz geleceğimize sahip çıkıyoruz.” #ÜniversitemeDokunma etiketiyle paylaşılan açıklama kısa sürede sosyal medyada geniş yankı buldu. Öğrenci toplulukları, önümüzdeki günlerde dayanışma nöbetlerini ve eş zamanlı eylemleri sürdürmeyi planlıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.