SON DAKİKA

#Londra

HABER DEĞER - Londra haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Londra haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bu hafta vizyonda neler var? Temmuz 2026 sinema rehberi Haber

Bu hafta vizyonda neler var? Temmuz 2026 sinema rehberi

Temmuz ayının ilk haftasında salonlara adım atan yapımlar; korkudan komediye, psikolojik gerilimden dönem dramalarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. İşte bu hafta vizyona giren filmlerin detaylı incelemesi: Minyonlar maceraya atılıyor Pierre Coffin ve Patrick Delage’in yönetmen koltuğunda oturduğu Minyonlar ve Canavarlar, tüm dünyanın sevgilisi olan sarı karakterleri bu kez klasik canavar mitleriyle buluşturuyor. Frankenstein'dan Drakula'ya kadar uzanan bu karanlık dünyayı "Minyonlar iyi niyetli sakarlıkları ve kendilerine özgü dilleriyle beklenmedik bir komedi alanına dönüştürüyor." Ailecek izlenebilecek haftanın en renkli seçeneği olarak öne çıkıyor. Morgda gerilim: Otopsi Jeremiah Kipp’in yönettiği Otopsi, popüler korku video oyunundan beyaz perdeye uyarlanıyor. "Soğuk, klostrofobik morg atmosferi ve geçmiş travmalarla iç içe geçen hikaye" ile türün meraklılarına hitap eden film, stajyer bir adli tıpçının gece yarısı morgda yaşadığı kabusu anlatıyor. Film, safkan korku ve kapalı alan gerilimi arayanlar için sert bir deneyim vadediyor. Yerli korku diriliyor: Ölünün Laneti Aziz Özuysal imzalı Ölünün Laneti, yerli korku sinemasının sevilen temaları olan define arayışı ve köy mitolojilerini bir araya getiriyor. Yıllar önce terk edilmiş bir köy evine giren bir grup arkadaşın, "köyün tarihinde yarım kalmış karanlık bir ayinin izlerini tetikleyerek" içine düştükleri çıkmazı anlatan film, klostrofobik bir atmosfer kurmayı hedefliyor. Psikolojik geriliminsinema tasviri: Uyurgezer Brandon Auman’ın yönettiği Uyurgezer, travma sonrası stres bozukluğu yaşayan genç bir annenin hikayesini konu alıyor. Film, "gerçeklik ile kabus arasındaki sınırın giderek belirsizleştiği" anlarla, zeka oyunları içeren psikolojik gerilim severlere hitap ediyor. Claire karakterinin kendi bilinçaltıyla yüzleşme çabası, izleyiciyi karanlık bir drama sürüklüyor. Gençlik, müzik ve protesto ile Dalga Oscar ödüllü yönetmen Sebastián Lelio'nun imzasını taşıyan Dalga, gençliğin kolektif enerjisini müzikal bir dille perdeye taşıyor. Güney Amerika kıyılarında geçen film, "toplumsal protestoların ortasında yolları kesişen üç genç kadının hikayesine" odaklanarak, adalet arayışlarını dans ve sokak tiyatrosuyla anlatıyor. Festival sineması tutkunları için haftanın en ritmik yapımı. Dönem estetiğini yaşatan: Virginia Woolf’tan Gece ve Gündüz Tina Gharavi tarafından yönetilen ve Virginia Woolf’un 1919 tarihli romanından uyarlanan Virginia Woolf’tan Gece ve Gündüz, Edward dönemi Londra’sının sofistike atmosferini yansıtıyor. "Bağımsız ve zeki Katharine'in ailesinin prestijli bir evlilik beklentisiyle kendi arzuları arasında sıkışmasını" anlatan film, edebiyat uyarlamalarını ve dönem filmi estetiğini seven izleyiciler için haftanın en rafine alternatifi konumunda. Sinema planı yapacaklara not Temmuz 2026, yeni yapımların yanı sıra nostaljik yeniden gösterimlerle de dikkat çekiyor. Örümcek-Adam: Eve Dönüş Yok ve Ölümlü Dünya gibi sevilen filmleri dev perdede tekrar keşfetmek isteyenler için salonlar hareketli. Sinema biletlerinizi almadan önce yaş sınırlarını ve film türlerini kontrol etmeyi unutmayın; zira bu ayki seçkide hem çok neşeli animasyonlar hem de oldukça sert slasher türü korku filmleri yan yana yer alıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Londra’da kundaklama saldırısı: Ambulanslar hedef alındı Haber

Londra’da kundaklama saldırısı: Ambulanslar hedef alındı

İngiltere’nin başkenti Londra’da 23 Mart 2026 gecesi meydana gelen kundaklama olayı, güvenlik birimlerini harekete geçirdi. Golders Green bölgesinde bir sivil toplum kuruluşuna ait 4 ambulansın ateşe verildiği bildirildi. Olayın ardından polis, saldırının nefret suçu kapsamında değerlendirildiğini açıkladı. Londra İtfaiyesi’nden yapılan açıklamaya göre, yerel saatle 01.40 sularında gelen ihbar üzerine bölgeye 6 araç ve yaklaşık 40 itfaiyeci sevk edildi. Yangın sırasında araçlarda bulunan bazı tüplerin patladığı, bu patlamaların çevredeki binaların camlarında hasara yol açtığı belirtildi. Yangının 03.06’da kontrol altına alındığı ve olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadığı aktarıldı. Soruşturma başlatıldı Londra Metropolitan Polisi, olayla ilgili geniş çaplı inceleme başlattı. Güvenlik kamerası görüntülerinin incelendiği ve üç şüphelinin arandığı bildirildi. Olayla bağlantılı olarak henüz herhangi bir gözaltı yapılmadığı açıklandı. Polis yetkilileri, saldırının antisemitik nefret suçu kapsamında ele alındığını duyurdu. Toplumsal tepki yükseldi Olayın ardından İngiltere’de siyasi ve toplumsal tepkiler gündeme geldi. Sağlık Bakanı Wes Streeting saldırıyı “kabul edilemez” olarak nitelendirirken, Başbakan Keir Starmer da yaptığı açıklamada antisemitizme karşı durulması gerektiğini ifade etti. Bölgedeki bir sivil toplum kuruluşuna ait ambulansların hedef alınması, acil sağlık hizmetlerine yönelik güvenlik tartışmalarını da beraberinde getirdi. Benzer olaylarla bağlantı araştırılıyor Uzmanlar ve güvenlik birimleri, Avrupa’nın farklı şehirlerinde son dönemde yaşanan benzer saldırılarla olay arasında olası bağlantıları da inceliyor. Londra’da yaşanan bu gelişme, hem güvenlik hem de toplumsal gerilim açısından dikkatle takip edilirken, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni detayların ortaya çıkması bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Karl Marx bugünü görmüş müydü? Haber

Karl Marx bugünü görmüş müydü?

Bugün, modern dünyanın en etkili düşünürlerinden biri olan Karl Marx’ın ölüm yıldönümü. 14 Mart 1883’te Londra’da hayatını kaybeden Marx, yalnızca bir filozof değil; aynı zamanda ekonomist, gazeteci ve devrimci bir düşünürdü. Ölümünden sonra fikirleri dünya siyasetini, işçi hareketlerini ve sosyal bilimleri derinden etkilemeye devam etti. Kimdi Karl Marx? 1818 yılında Almanya’nın Trier kentinde doğan Karl Marx, özellikle kapitalist sistem üzerine yaptığı analizlerle tanındı. En yakın çalışma arkadaşı Friedrich Engels ile birlikte yazdığı “Komünist Manifesto” (1848), tarihin en etkili politik metinlerinden biri kabul edilir. Marx’ın en kapsamlı eseri ise kapitalist üretim ilişkilerini inceleyen “Kapital” adlı çalışmasıdır. Marx’a göre tarih, sınıflar arasındaki mücadelelerin tarihidir. Ona göre toplumlar; üretim araçlarını elinde bulunduran sınıflar ile emek gücüyle yaşayan sınıflar arasındaki gerilim üzerinden şekillenmektedir. Marx Nasıl Öldü? Karl Marx, hayatının son yıllarını Londra’da yoksulluk ve sağlık sorunları içinde geçirdi. Eşi Jenny’nin ve kızının ölümünden sonra sağlığı daha da bozuldu. 14 Mart 1883’te Londra’daki evinde koltuğunda otururken hayatını kaybetti. Cenazesine çok az kişi katıldı; fakat bugün Highgate Mezarlığı’ndaki mezarı dünya çapında ziyaret edilen sembolik bir yer haline gelmiş durumda. Bugünü Açıklayan Öngörüleri Marx’ın en çarpıcı yönlerinden biri, kapitalizmin geleceğine ilişkin yaptığı öngörülerdi. 19. yüzyılda yazdığı metinler, bugün hâlâ tartışılan birçok sorunu açıklayan analizler içeriyor. 1. Servetin giderek az sayıda elde toplanması Marx, kapitalizmin zamanla serveti büyük sermaye gruplarında yoğunlaştıracağını savunmuştu. Günümüzde dünyanın en zengin birkaç yüz insanının, milyarlarca insanın toplam servetine yaklaşan bir ekonomik güce sahip olması bu tartışmayı yeniden gündeme taşıyor. 2. Orta sınıfın daralması Marx, kapitalizmin uzun vadede toplumun geniş kesimlerini güvencesiz çalışma koşullarına iteceğini öngörüyordu. Bugün esnek çalışma, platform ekonomisi ve güvencesiz istihdam tartışmaları bu analizlerle sık sık ilişkilendiriliyor. 3. Küreselleşme Marx, kapitalizmin sınır tanımayan bir sistem olduğunu ve dünya pazarını genişleteceğini yazmıştı. Bugün küresel üretim zincirleri ve uluslararası şirketler bu öngörünün önemli örnekleri olarak görülüyor. 4. Teknoloji ve emek ilişkisi Marx’a göre makineleşme üretimi artırırken emek üzerindeki baskıyı da artırabilirdi. Günümüzde yapay zekâ ve otomasyon tartışmaları, Marx’ın teknoloji ile emek arasındaki gerilime dair analizlerini yeniden gündeme getiriyor. Günümüz Tartışmalarında Marx Bugün Marx’ın fikirleri farklı ideolojik çevreler tarafından farklı şekillerde yorumlanıyor. Kimi çevreler onu kapitalizmin en güçlü eleştirmeni olarak görürken, kimileri ise analizlerinin modern ekonomi için hâlâ önemli bir teorik çerçeve sunduğunu savunuyor. Ancak şu konuda geniş bir fikir birliği var: Karl Marx, modern dünyayı anlamak isteyen herkesin karşısına çıkan en güçlü düşünürlerden biri olmaya devam ediyor. Ölümünün üzerinden 143 yıl geçmesine rağmen Marx’ın sorduğu sorular hâlâ güncelliğini koruyor: Servet nasıl dağıtılıyor? Emek kimin için üretiyor? Ve daha adil bir dünya mümkün mü?

Üç yıl kimse fark etmedi: Joyce Vincent’in yalnız ölümü dünyayı sarsmıştı Haber

Üç yıl kimse fark etmedi: Joyce Vincent’in yalnız ölümü dünyayı sarsmıştı

İngiltere’nin başkenti Londra’da yaşayan Joyce Vincent’in hikâyesi, modern şehir yaşamında yalnızlığın ne kadar derinleşebileceğini gösteren en çarpıcı örneklerden biri olarak hafızalara kazındı. Vincent’in 2003 yılında evinde yaşamını yitirdiği, ancak 25 Ocak 2006’da icra memurlarının kapıyı zorla açmasıyla ortaya çıktı. Televizyon hâlâ açıktı Sosyal konutta tek başına yaşayan 38 yaşındaki kadının televizyonu açık, yılbaşı için hazırladığı hediyeler yerdeydi. Posta kutusu açılmamış mektuplarla dolmuş, mutfakta küflenmiş yiyecekler kalmıştı. Cesedi ileri derecede çürüdüğü için ilk anda tanınamadı. Uzmanlar, Vincent’in astım krizi ya da peptik ülser komplikasyonu sonucu hayatını kaybetmiş olabileceğini değerlendirdi. Kimse yokluğunu fark etmedi Trajediyi daha sarsıcı kılan ise üç yıl boyunca ailesinden, arkadaşlarından ya da komşularından kimsenin onu aramamasıydı. Dairenin yakınındaki büyük çöp konteynerleri kokunun fark edilmesini engellerken, çevredeki gürültü televizyon sesini bastırdı. Kirasının bir bölümü banka üzerinden otomatik ödendiği için uzun süre herhangi bir şüphe de oluşmadı. Gerçek, kira borcu birikince ortaya çıktı Banka hesabındaki para tükenip kira ödenmeyince konut derneği harekete geçti. Aylar süren uyarıların ardından mahkeme kararıyla eve girildi ve Vincent’in Aralık 2003 civarında öldüğü değerlendirildi. Şiddetten kaçtığı düşünülüyor 1965’te Hammersmith’te doğan Vincent’in muhasebe şirketindeki işinden aniden ayrıldığı, bir süre aile içi şiddet mağdurlarına yönelik bir sığınma evinde kaldığı biliniyor. Tacizden uzaklaşmak ve izini kaybettirmek istediği ihtimali üzerinde duruluyor. Afrika kökenli bir baba ile Hint kökenli bir annenin kızı olan Vincent, beş kardeşin en küçüğüydü ve İngiltere’de yaşayan tek aile ferdiydi. Hikâyesi belgesele konu oldu Yapımcı Carol Morley, bu olaydan etkilenerek Dreams of a Life adlı belgeseli çekti ve Vincent’in geçmişini, onu tanıyan kişiler aracılığıyla yeniden kurmaya çalıştı. Film, büyük şehirlerde görünmez hale gelen bireyler ve sosyal kopuş üzerine geniş bir tartışma başlattı. Joyce Vincent’in hikâyesi bugün hâlâ tek bir soruyu hatırlatıyor: Kalabalıklar içinde yaşarken bile birinin tamamen unutulması nasıl mümkün olabilir? Bu trajedi, yalnızlıktan çok “kimsesizliğin” ne kadar ağır bir gerçek olabileceğini gösteren sessiz bir uyarı olarak anılmaya devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.