SON DAKİKA

#Londra

HABER DEĞER - Londra haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Londra haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Londra’da kundaklama saldırısı: Ambulanslar hedef alındı Haber

Londra’da kundaklama saldırısı: Ambulanslar hedef alındı

İngiltere’nin başkenti Londra’da 23 Mart 2026 gecesi meydana gelen kundaklama olayı, güvenlik birimlerini harekete geçirdi. Golders Green bölgesinde bir sivil toplum kuruluşuna ait 4 ambulansın ateşe verildiği bildirildi. Olayın ardından polis, saldırının nefret suçu kapsamında değerlendirildiğini açıkladı. Londra İtfaiyesi’nden yapılan açıklamaya göre, yerel saatle 01.40 sularında gelen ihbar üzerine bölgeye 6 araç ve yaklaşık 40 itfaiyeci sevk edildi. Yangın sırasında araçlarda bulunan bazı tüplerin patladığı, bu patlamaların çevredeki binaların camlarında hasara yol açtığı belirtildi. Yangının 03.06’da kontrol altına alındığı ve olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadığı aktarıldı. Soruşturma başlatıldı Londra Metropolitan Polisi, olayla ilgili geniş çaplı inceleme başlattı. Güvenlik kamerası görüntülerinin incelendiği ve üç şüphelinin arandığı bildirildi. Olayla bağlantılı olarak henüz herhangi bir gözaltı yapılmadığı açıklandı. Polis yetkilileri, saldırının antisemitik nefret suçu kapsamında ele alındığını duyurdu. Toplumsal tepki yükseldi Olayın ardından İngiltere’de siyasi ve toplumsal tepkiler gündeme geldi. Sağlık Bakanı Wes Streeting saldırıyı “kabul edilemez” olarak nitelendirirken, Başbakan Keir Starmer da yaptığı açıklamada antisemitizme karşı durulması gerektiğini ifade etti. Bölgedeki bir sivil toplum kuruluşuna ait ambulansların hedef alınması, acil sağlık hizmetlerine yönelik güvenlik tartışmalarını da beraberinde getirdi. Benzer olaylarla bağlantı araştırılıyor Uzmanlar ve güvenlik birimleri, Avrupa’nın farklı şehirlerinde son dönemde yaşanan benzer saldırılarla olay arasında olası bağlantıları da inceliyor. Londra’da yaşanan bu gelişme, hem güvenlik hem de toplumsal gerilim açısından dikkatle takip edilirken, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni detayların ortaya çıkması bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Karl Marx bugünü görmüş müydü? Haber

Karl Marx bugünü görmüş müydü?

Bugün, modern dünyanın en etkili düşünürlerinden biri olan Karl Marx’ın ölüm yıldönümü. 14 Mart 1883’te Londra’da hayatını kaybeden Marx, yalnızca bir filozof değil; aynı zamanda ekonomist, gazeteci ve devrimci bir düşünürdü. Ölümünden sonra fikirleri dünya siyasetini, işçi hareketlerini ve sosyal bilimleri derinden etkilemeye devam etti. Kimdi Karl Marx? 1818 yılında Almanya’nın Trier kentinde doğan Karl Marx, özellikle kapitalist sistem üzerine yaptığı analizlerle tanındı. En yakın çalışma arkadaşı Friedrich Engels ile birlikte yazdığı “Komünist Manifesto” (1848), tarihin en etkili politik metinlerinden biri kabul edilir. Marx’ın en kapsamlı eseri ise kapitalist üretim ilişkilerini inceleyen “Kapital” adlı çalışmasıdır. Marx’a göre tarih, sınıflar arasındaki mücadelelerin tarihidir. Ona göre toplumlar; üretim araçlarını elinde bulunduran sınıflar ile emek gücüyle yaşayan sınıflar arasındaki gerilim üzerinden şekillenmektedir. Marx Nasıl Öldü? Karl Marx, hayatının son yıllarını Londra’da yoksulluk ve sağlık sorunları içinde geçirdi. Eşi Jenny’nin ve kızının ölümünden sonra sağlığı daha da bozuldu. 14 Mart 1883’te Londra’daki evinde koltuğunda otururken hayatını kaybetti. Cenazesine çok az kişi katıldı; fakat bugün Highgate Mezarlığı’ndaki mezarı dünya çapında ziyaret edilen sembolik bir yer haline gelmiş durumda. Bugünü Açıklayan Öngörüleri Marx’ın en çarpıcı yönlerinden biri, kapitalizmin geleceğine ilişkin yaptığı öngörülerdi. 19. yüzyılda yazdığı metinler, bugün hâlâ tartışılan birçok sorunu açıklayan analizler içeriyor. 1. Servetin giderek az sayıda elde toplanması Marx, kapitalizmin zamanla serveti büyük sermaye gruplarında yoğunlaştıracağını savunmuştu. Günümüzde dünyanın en zengin birkaç yüz insanının, milyarlarca insanın toplam servetine yaklaşan bir ekonomik güce sahip olması bu tartışmayı yeniden gündeme taşıyor. 2. Orta sınıfın daralması Marx, kapitalizmin uzun vadede toplumun geniş kesimlerini güvencesiz çalışma koşullarına iteceğini öngörüyordu. Bugün esnek çalışma, platform ekonomisi ve güvencesiz istihdam tartışmaları bu analizlerle sık sık ilişkilendiriliyor. 3. Küreselleşme Marx, kapitalizmin sınır tanımayan bir sistem olduğunu ve dünya pazarını genişleteceğini yazmıştı. Bugün küresel üretim zincirleri ve uluslararası şirketler bu öngörünün önemli örnekleri olarak görülüyor. 4. Teknoloji ve emek ilişkisi Marx’a göre makineleşme üretimi artırırken emek üzerindeki baskıyı da artırabilirdi. Günümüzde yapay zekâ ve otomasyon tartışmaları, Marx’ın teknoloji ile emek arasındaki gerilime dair analizlerini yeniden gündeme getiriyor. Günümüz Tartışmalarında Marx Bugün Marx’ın fikirleri farklı ideolojik çevreler tarafından farklı şekillerde yorumlanıyor. Kimi çevreler onu kapitalizmin en güçlü eleştirmeni olarak görürken, kimileri ise analizlerinin modern ekonomi için hâlâ önemli bir teorik çerçeve sunduğunu savunuyor. Ancak şu konuda geniş bir fikir birliği var: Karl Marx, modern dünyayı anlamak isteyen herkesin karşısına çıkan en güçlü düşünürlerden biri olmaya devam ediyor. Ölümünün üzerinden 143 yıl geçmesine rağmen Marx’ın sorduğu sorular hâlâ güncelliğini koruyor: Servet nasıl dağıtılıyor? Emek kimin için üretiyor? Ve daha adil bir dünya mümkün mü?

Üç yıl kimse fark etmedi: Joyce Vincent’in yalnız ölümü dünyayı sarsmıştı Haber

Üç yıl kimse fark etmedi: Joyce Vincent’in yalnız ölümü dünyayı sarsmıştı

İngiltere’nin başkenti Londra’da yaşayan Joyce Vincent’in hikâyesi, modern şehir yaşamında yalnızlığın ne kadar derinleşebileceğini gösteren en çarpıcı örneklerden biri olarak hafızalara kazındı. Vincent’in 2003 yılında evinde yaşamını yitirdiği, ancak 25 Ocak 2006’da icra memurlarının kapıyı zorla açmasıyla ortaya çıktı. Televizyon hâlâ açıktı Sosyal konutta tek başına yaşayan 38 yaşındaki kadının televizyonu açık, yılbaşı için hazırladığı hediyeler yerdeydi. Posta kutusu açılmamış mektuplarla dolmuş, mutfakta küflenmiş yiyecekler kalmıştı. Cesedi ileri derecede çürüdüğü için ilk anda tanınamadı. Uzmanlar, Vincent’in astım krizi ya da peptik ülser komplikasyonu sonucu hayatını kaybetmiş olabileceğini değerlendirdi. Kimse yokluğunu fark etmedi Trajediyi daha sarsıcı kılan ise üç yıl boyunca ailesinden, arkadaşlarından ya da komşularından kimsenin onu aramamasıydı. Dairenin yakınındaki büyük çöp konteynerleri kokunun fark edilmesini engellerken, çevredeki gürültü televizyon sesini bastırdı. Kirasının bir bölümü banka üzerinden otomatik ödendiği için uzun süre herhangi bir şüphe de oluşmadı. Gerçek, kira borcu birikince ortaya çıktı Banka hesabındaki para tükenip kira ödenmeyince konut derneği harekete geçti. Aylar süren uyarıların ardından mahkeme kararıyla eve girildi ve Vincent’in Aralık 2003 civarında öldüğü değerlendirildi. Şiddetten kaçtığı düşünülüyor 1965’te Hammersmith’te doğan Vincent’in muhasebe şirketindeki işinden aniden ayrıldığı, bir süre aile içi şiddet mağdurlarına yönelik bir sığınma evinde kaldığı biliniyor. Tacizden uzaklaşmak ve izini kaybettirmek istediği ihtimali üzerinde duruluyor. Afrika kökenli bir baba ile Hint kökenli bir annenin kızı olan Vincent, beş kardeşin en küçüğüydü ve İngiltere’de yaşayan tek aile ferdiydi. Hikâyesi belgesele konu oldu Yapımcı Carol Morley, bu olaydan etkilenerek Dreams of a Life adlı belgeseli çekti ve Vincent’in geçmişini, onu tanıyan kişiler aracılığıyla yeniden kurmaya çalıştı. Film, büyük şehirlerde görünmez hale gelen bireyler ve sosyal kopuş üzerine geniş bir tartışma başlattı. Joyce Vincent’in hikâyesi bugün hâlâ tek bir soruyu hatırlatıyor: Kalabalıklar içinde yaşarken bile birinin tamamen unutulması nasıl mümkün olabilir? Bu trajedi, yalnızlıktan çok “kimsesizliğin” ne kadar ağır bir gerçek olabileceğini gösteren sessiz bir uyarı olarak anılmaya devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Amy Winehouse’un kan lekeli bale pabuçları Ankara’da ortaya çıktı Haber

Amy Winehouse’un kan lekeli bale pabuçları Ankara’da ortaya çıktı

İkonik bir parça Türkiye toplumunun gündeminde 27 yaşında hayatını kaybeden İngiliz sanatçı Amy Winehouse’a ait, üzerinde kan lekeleri bulunan bale pabuçlarının Ankara’da bir koleksiyonda bulunduğu ortaya çıktı. Pabuçları 2023’te Los Angeles’ta düzenlenen bir müzayedede 3 bin 900 dolara satın alan Ankaralı koleksiyoner Özgür Çift, parçanın hikâyesini detaylı bir araştırmayla gün yüzüne çıkardı. Pabuçların dramatik hikâyesi sonradan ortaya çıktı Özgür Çift, müzayede kataloğunda pabuçların dönemine ya da arkasındaki hikâyeye dair bilgi yer almadığını belirtti. Yapılan kapsamlı incelemeler, bu pabuçların Winehouse’un 2007 yılında eşi Blake Fielder-Civil ile yaşadığı tartışmanın ardından Londra’daki bir otel çıkışında çekilen ve dünya basınına yansıyan ünlü karelerdeki pabuçlarla birebir örtüştüğünü ortaya koydu. Yarım milyon sterline varan teklifler geldi Parçanın hikâyesinin netleşmesiyle birlikte uluslararası koleksiyonerler ve müzelerden yoğun ilgi geldi. Çift, pabuçlar için yarım milyon sterline yaklaşan teklifler aldığını ancak bu teklifleri kabul etmeyi düşünmediğini söyledi. Parçayı ticari bir meta olarak değil, sanatçının ruhunu ve kırılganlığını yansıtan bir belge olarak gördüğünü vurguladı. Dava dosyalarında adı geçen eşyalar arasında yer alıyor Çift, Winehouse’un vefatının ardından babası ve miras yöneticisi Mitch Winehouse’un, sanatçının bazı kişisel eşyalarının izinsiz satıldığı gerekçesiyle stilistleri Naomi Parry ve Catriona Gourlay’e açtığı 730 bin sterlinlik davayı hatırlattı. Söz konusu bale pabuçlarının da bu dava kapsamında adı geçen eşyalar arasında yer aldığı ifade ediliyor. Koleksiyon 100’ün üzerinde özel parçadan oluşuyor Özgür Çift’in arşivinde, Winehouse’un 2008 Brit Awards’ta giydiği kırmızı ekoseli korse, çocukluk yıllarında yaptığı ve bilinen ilk imzasını taşıyan otoportre çizimi ile 2007’den Belgrad’daki son konserine kadar kullandığı ana mikrofon da bulunuyor. Çift, mikrofonun Winehouse’un İstanbul’a ayak bastığı son yolculukta da yanında olduğunu belirtti. Amaç satış değil, hatırayı yaşatmak Koleksiyoner Çift, önceliğinin bu eşyaları farklı ülkelerde düzenlenecek sergiler aracılığıyla sanatçının hayranlarıyla buluşturmak olduğunu söyledi. Ona göre bu parçalar, Back to Black ile zirveye çıkan kısa ama sarsıcı bir yaşamın, objeler üzerinden anlatılan sessiz bir biyografisini sunuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dünyanın servet haritası çıktı: Milyarderlerin adresi bu şehirler oldu Haber

Dünyanın servet haritası çıktı: Milyarderlerin adresi bu şehirler oldu

Hurun Global Rich List 2025 yayımlandı, küresel servetin hangi kentlerde yoğunlaştığı netleşti. Listede ABD ve Asya şehirleri öne çıkarken, Türkiye’den yalnızca İstanbul yer aldı. Hurun Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan Hurun Global Rich List 2025, dünyadaki milyarderlerin şehir bazlı dağılımını ortaya koydu. Küresel finans merkezleri, teknoloji üsleri ve sermaye yoğun bölgelerin başı çektiği listede, milyarder sayısının belirli metropollerde toplandığı görüldü. Araştırma, ekonomik güç merkezlerinin coğrafi olarak nerelerde yoğunlaştığını da gözler önüne serdi. New York Zirvede, ABD ve Asya Ağırlığı Artıyor Listeye göre dünyanın en fazla milyarder barındıran şehri New York oldu. ABD’nin finans başkenti, 129 milyarderle ilk sıraya yerleşti. Onu 97 milyarderle Londra, 92 milyarderle Şanghay ve 91 milyarderle Pekin takip etti. Mumbai, Şıncın, Hong Kong ve Singapur gibi Asya şehirlerinin üst sıralarda yer alması, küresel servetin doğuya kayışını bir kez daha ortaya koydu. Teknoloji ve Finans Kentleri Yarışta Önde Listenin ilk 20 sırasında yer alan şehirlerin büyük bölümünü finans, teknoloji ve sanayi merkezleri oluşturdu. San Francisco, Los Angeles ve Paris gibi kentler; teknoloji girişimleri, küresel şirket merkezleri ve sermaye akışları sayesinde milyarder yoğunluğunu artıran şehirler arasında yer aldı. Uzmanlar, bu tabloyu dijital ekonomi ve küresel yatırım ağlarının sonucu olarak değerlendiriyor. Türkiye’den Listede Sadece İstanbul Var Hurun Global Rich List 2025’te Türkiye’den yalnızca İstanbul yer aldı. İstanbul, 28 milyarderle dünya genelinde 22. sıraya yerleşti. Türkiye’nin en büyük ekonomik ve finansal merkezi olan İstanbul’un listede yer alması dikkat çekerken, milyarder sayısının küresel ölçekte sınırlı kalması da tartışma konusu oldu. Ekonomistler, İstanbul’un bölgesel bir finans merkezi olmasına rağmen, sermaye birikimi ve küresel yatırım çekme kapasitesinin henüz üst sıralardaki kentlerle yarışacak düzeyde olmadığını vurguluyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

40 yıl boyunca zamanı satan kadın: Ruth Belville ve Arnold’un hikâyesi Haber

40 yıl boyunca zamanı satan kadın: Ruth Belville ve Arnold’un hikâyesi

Günümüzde zaman, takvim bildirimleri ve akıllı saatlerle sürekli gözümüzün önünde. Oysa 19. yüzyılın sonlarında “saat kaç?” sorusunun kesin bir cevabı yoktu. Zaman, herkes için aynı akmıyordu. İşte bu belirsizlikten doğan tuhaf ama hayati bir meslek vardı: zaman satıcılığı. Bu işin en ünlü ismi ise Londra sokaklarında bir efsaneye dönüşen Ruth Belville’di. Zamanın merkezi: Greenwich O dönemde dünyanın en doğru saati, Greenwich Kraliyet Gözlemevi’ndeydi. Gerçek zaman, astronomik ölçümlerle yalnızca burada belirlenebiliyordu. Saat ustaları, bankalar, demiryolları ve fabrikalar için bu bilgi hayatiydi. Ancak herkesin düzenli olarak Greenwich’e gitmesi imkânsızdı. Çözüm basitti ama zekiceydi: Zaman, taşınacaktı. Arnold adlı saat Ruth Belville’in en değerli varlığı, Arnold adını verdiği bir cep saatiydi. Aslında bu saat, 1786’da ünlü saat ustası John Arnold tarafından üretilmiş son derece hassas bir kronometreydi. Arnold, saniyenin onda biri kadar sapmayla çalışabiliyordu; bu da dönemi için olağanüstüydü. Her pazartesi Ruth, Maidenhead’deki evinden yola çıkar, saatler süren bir yolculukla Greenwich’e giderdi. Gözlemevinde Arnold’un saati ana saatle karşılaştırılır, fark resmi bir sertifikayla kayda geçirilirdi. Ardından Ruth, Londra’ya dönerek müşterilerini tek tek ziyaret ederdi. Kapı çalınırdı. Saatçi sorardı: — “Arnold nasıl?” Ruth cevap verirdi: — “Dört saniye ileri.” Alışveriş bu kadar basitti. Bir aile mesleği Bu sıra dışı iş Ruth’la başlamadı. Babası John Belville, Greenwich Gözlemevi’nde kıdemli astronomdu. Gözlemevinin sürekli saat ayarlamak isteyenlerle dolup taşması üzerine, doğru zamanı insanlara ulaştırma fikri ortaya çıktı. 1836’da John Belville’in yaklaşık 200 düzenli abonesi vardı. Ölümünden sonra işi eşi Maria devraldı, ardından da Ruth Belville. Böylece Belville ailesi, 104 yıl boyunca zaman tedarikçiliği yaptı. Teknolojiye direnen kadın yüzyıla girildiğinde teknoloji hızla ilerliyordu. 1924’te BBC, Big Ben’in çanlarını radyodan yayınlamaya başladı. 1936’da “konuşan saat” telefondan aranabilir hale geldi. Ama Ruth Belville pes etmedi. Herkesin emekli olmasını beklediği bir yaşta, o hâlâ her hafta Greenwich’e gidiyordu. Ancak 1940’ta, 86 yaşındayken mesleğini bıraktı. Londra Saat Yapımcıları Şirketi kendisine maaş bağladı. Ruth Belville, 1943’te 89 yaşında hayatını kaybetti. Arnold’u ise ardında bir miras olarak bıraktı. Zaman Leydisi Ruth Belville’in ölümüyle birlikte bir meslek de tarihe karıştı. Artık zamanı kimse kapı kapı satmıyordu. Ama onun hikâyesi, teknolojinin henüz her şeye hükmetmediği bir çağda, insan zekâsının ve güvenin nasıl bir ekonomik değere dönüştüğünün unutulmaz bir örneği olarak kaldı. Londra onu tek bir isimle hatırladı: Greenwich’in Zaman Leydisi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.