SON DAKİKA

#Madımak Katliamı

HABER DEĞER - Madımak Katliamı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Madımak Katliamı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aleviliğin son yüzyılına çok katmanlı bakış: Yalçın Çakmak’tan kapsamlı bir derleme Haber

Aleviliğin son yüzyılına çok katmanlı bakış: Yalçın Çakmak’tan kapsamlı bir derleme

Yalçın Çakmak’ın derlediği “Aleviliğin Son Yüzyılı”, Osmanlı’dan günümüz Türkiye’sine uzanan süreçte Aleviliği yalnızca inanç ekseninde değil; siyaset, hafıza, kimlik, medya, kültür, göç ve toplumsal dönüşüm başlıkları üzerinden ele alıyor. Kitabın asıl gücü, Aleviliği tek bir tanıma sıkıştırmaması. Tarihsel hafıza, devlet-toplum ilişkileri, kimlik inşası, medyada temsil, Alevifobi, Avrupa’daki Alevi örgütlenmeleri, kültürel üretim ve dijital hafıza gibi başlıklar aynı çerçeve içinde ele alınıyor. Böylece okura, Aleviliğin yalnızca geçmişe ait bir inanç ve kimlik meselesi değil, bugünün siyasal ve toplumsal tartışmalarında hâlâ canlı biçimde var olan bir alan olduğu gösteriliyor. Osmanlı’dan bugüne devam eden bir hafıza meselesi Kitabın temel sorularından biri şu: Aleviler, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e ve bugüne uzanan süreçte kendi tarihsel hafızalarını nasıl korudu? Bu soru, eserin omurgasını oluşturuyor. Horasan anlatısından Dersim’e, Madımak Katliamı’ndan Avrupa’daki diaspora deneyimine kadar uzanan geniş bir tarihsel hat üzerinden, Alevi kimliğinin zaman içinde nasıl katmanlaştığı inceleniyor. “Türk İslamı” tartışması ve siyasal anlamı Derlemenin önemli tartışma alanlarından biri de Aleviliğin tarih boyunca farklı ideolojik çerçeveler içinde tanımlanması. Kitap, özellikle Aleviliğin “Türk İslamı” şeklinde yorumlanmasının yalnızca teolojik değil, aynı zamanda siyasal bir tercih ve kimlik politikası olduğunu tartışmaya açıyor. Bu tartışma, Aleviliğin “İslam içi mi, kendine özgü bir inanç mı?” sorusundan çok daha geniş bir zemine oturuyor. Yalçın Çakmak’ın daha önce İmran Gürtaş ile birlikte derlediği “Kızılbaşlık, Alevilik, Bektaşilik: Tarih-Kimlik-İnanç-Ritüel”kitabında da benzer biçimde terminoloji, kimlik ve inanç ayrımları tartışılmıştı. Yeni kitap bu hattı daha yakın döneme taşıyor ve son yüz yıldaki siyasal dönüşümlerle ilişkilendiriyor. Alevifobi yalnızca geçmişin meselesi değil Kitapta öne çıkan bir diğer başlık ise Alevifobi. Derleme, Alevilere yönelik önyargı ve dışlamanın yalnızca tarihsel devlet politikalarında değil, medyada ve dijital dünyada da farklı biçimlerde yeniden üretildiğini ele alıyor. Bu başlık, kitabın güncelliğini en çok artıran bölümlerden biri. Çünkü mesele artık yalnızca tarihsel belgeler üzerinden değil; haber dili, sosyal medya, dijital hafıza ve kamuoyu algısı üzerinden de okunuyor. Avrupa’daki Alevilik ayrı bir kimlik deneyimi oluşturuyor “Aleviliğin Son Yüzyılı”, Türkiye sınırlarının dışına da çıkıyor. Avrupa’daki Alevilerin örgütlenme biçimleri, kimliklerini kamusal alanda ifade etme yöntemleri ve göçle birlikte yaşanan dönüşümler kitabın önemli başlıklarından biri. Bu bölüm, Aleviliğin Türkiye’deki tarihsel ve siyasal bağlamla sınırlı olmadığını gösteriyor. Avrupa’da Alevilik, bir yandan inanç kimliği olarak korunurken diğer yandan hukuki tanınma, örgütlenme ve yurttaşlık mücadelesinin parçasına dönüşüyor. Edebiyattan sinemaya Aleviliğin kültürel görünürlüğü Kitap yalnızca siyaset ve tarihle sınırlı değil. Edebiyat, sinema ve müzik endüstrisinde Aleviliğin nasıl temsil edildiğide ele alınıyor. Bu tercih, derlemeyi klasik tarih çalışmalarından ayırıyor. Çünkü Alevilik burada yalnızca arşiv belgelerinde veya siyasal mücadelelerde değil, kültürel üretim alanında da izleniyor. Böylece Alevi kimliğinin toplumdaki görünürlüğünün, yalnızca siyasi hak talepleriyle değil, sanat ve popüler kültür aracılığıyla da şekillendiği ortaya konuyor. “Aleviliğin Son Yüzyılı”nı değerli kılan temel unsur, tek bir tez dayatmak yerine farklı meseleleri aynı tarihsel eksende buluşturması. Kitap, Aleviliği ne yalnızca bir inanç sistemi ne de yalnızca bir siyasi kimlik olarak ele alıyor. Bunun yerine, inanç, hafıza, siyaset, kültür, göç ve kimlik arasındaki geçişkenliğe odaklanıyor. Bu nedenle eser, Alevilik üzerine çalışan akademisyenler için olduğu kadar Türkiye’nin yakın siyasi ve toplumsal tarihini anlamaya çalışan okurlar için de güçlü bir başvuru kaynağı niteliğinde. Kitabın başlığı da bu açıdan isabetli: “Son Yüzyıl” ifadesi yalnızca kronolojik bir dönem tarif etmiyor; Aleviliğin modernleşme, Cumhuriyet, göç, kentleşme, siyasal örgütlenme ve dijitalleşmeyle birlikte geçirdiği büyük dönüşümü işaret ediyor. Yalçın Çakmak kimdir? Yalçın Çakmak, Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nde lisans eğitimini 2005’te, yüksek lisansını 2012’de, doktorasını ise 2018’de tamamladı. Çalışma alanları arasında Kızılbaşlık/Alevilik, Bektaşilik, Türkiye’de dinî ve etnik gruplar, dinler tarihi ile Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi dinî, toplumsal ve siyasal yaşamı bulunuyor. Çakmak, “Sultanın Kızılbaşları: II. Abdülhamid Dönemi Alevi Algısı ve Siyaseti” ile “Osmanlı’da Dinden Çıkma (İrtidad)” kitaplarının yazarı. Ayrıca “Kızılbaşlık, Alevilik, Bektaşilik”, “Kürt Tarihi ve Siyasetinden Portreler”, “Kürt Aşiretleri”, “Şekâvet, Hıyânet, İsyan” ve “Huzursuz Bir Ruhun Panoraması” gibi çok sayıda çalışmanın da derleyicileri arasında yer aldı. Önemli Alevi yazmalarından “Tabîbu’l-Kulûbi’l-Asfiyâ ve Seyru Sülûki’l-Evliyâ” adlı eseri de çevirip yayına hazırlayan Çakmak, 2013-2018 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalıştı. Halen Munzur Üniversitesi Tarih Bölümü’nde doçent olarak akademik çalışmalarını sürdürüyor. Çakmak, 2019 yılında Tarih Vakfı Mütevelli Kurulu üyeliğine seçildi. “Aleviliğin Son Yüzyılı”, İletişim Yayınları’nın Araştırma-İnceleme dizisinden Ağustos 2026’da ilk baskısını yaptı ve 358 sayfadan oluşuyor. Kitapta Bülent Akın, Yalçın Çakmak, Faruk Çalışkan, Özge Dikmen, Kumru Berfin Emre, Mehmet Ertan, Orhan Gazi Ertekin, Bülent Keleş, İhsan Koluaçık, Onur Özger, Cemal Salman, Ali Duran Topuz ve Elif Yıldızlı’nın katkıları bulunuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

33 yıldır sönmeyen ateş: Madımak Katliamı nasıl gerçekleşti? Haber

33 yıldır sönmeyen ateş: Madımak Katliamı nasıl gerçekleşti?

Şenliklere katılan aydınlar, sanatçılar ve akademisyenlerin bulunduğu Madımak Oteli’nin ateşe verilmesi sonucu 33’ü aydın olmak üzere 35 kişi hayatını kaybetti. Aydınlar Sivas'a davet edilmişti Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nce organize edilen ve Sivas Valiliği'nin bilgisi dahilinde gerçekleşen şenliklere edebiyatçılar, sanatçılar ve akademisyenler katıldı. Aziz Nesin, Metin Altıok, Behçet Aysan, Asım Bezirci, Hasret Gültekin ve Muhlis Akarsu gibi isimlerin etkinlikte yer alması, İslami çevrelerin tepkisini çekti. Aziz Nesin’in "Şeytan Ayetleri" kitabına yönelik tutumu üzerinden hedef gösterilmesiyle başlayan süreç, katliama zemin hazırladı. Protestolar saldırıya dönüştü Cuma namazı çıkışı toplanan kalabalık, Kültür Merkezi’ne yürüyerek "Sivas laiklere mezar olacak" sloganları attı. Otel önüne gelen saldırganların sayısı saatler içinde 15 bine ulaştı. Güvenlik güçleri saatlerce süren saldırıyı durdurmadı, itfaiye ekipleri ise müdahale etmekte gecikti. Otelin ateşe verilmesiyle içeride mahsur kalanlar hayatını kaybetti. İtfaiye merdiveniyle kurtarılmaya çalışılan Aziz Nesin ise saldırganların müdahalesiyle yere düşürüldü ve güçlükle uzaklaştırıldı. Başkan Karamollaoğlu hakkında tartışmalar Katliam sırasında Sivas Belediye Başkanı olan Temel Karamollaoğlu, kalabalığı kontrol etmeye çalıştığını savundu. Ancak Aziz Nesin ve tanıklar, Karamollaoğlu’nu saldırgan grubu kışkırtmakla suçladı. İddialara göre Karamollaoğlu, kalabalığa "Gazanız mübarek olsun" diye seslendi. Söz konusu iddiaları reddeden Karamollaoğlu, yıllar içinde katliama karşı net tavır almadığı gerekçesiyle eleştirilmeye devam etti. Hukuki süreç zaman aşımına uğradı Katliam davasında 124 kişi yargılandı ve ağır cezalar verildi. Ancak sanıkların birçoğu zamanla tahliye edildi, firari 5 sanığın davası 2012’de zaman aşımına uğradı. 2014 yılında ise dava tamamen kapandı. Mahkeme heyeti, suçun "insanlık suçu" sayılmadığına hükmederek davanın düşmesine karar verdi. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, kararı "hayırlı olsun" diyerek karşıladı ve yargılamaları tek taraflı bularak eleştirdi. Hükümlüler için af yetkisi kullanıldı Katliamın son firari sanık davası da 2023 yılında düşmeyle sonuçlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Madımak katliamı hükümlülerinden Ahmet Turan Kılıç ve Hayrettin Gül’ün cezalarını, "sürekli hastalık" gerekçesini öne sürerek af yetkisiyle kaldırdı. Bu kararlar kamuoyunda ciddi tepkilere yol açtı. Katledilenlerin İsim listesi Yangın ve linç sonucu hayatını kaybeden 35 kişinin isimleri şöyledir: Muhlis Akarsu, Muhibe Akarsu, Gülender Akça, Metin Altıok, Mehmet Atay, Sehergül Ateş, Behçet Sefa Aysan, Erdal Ayrancı, Asım Bezirci, Belkıs Çakır, Serpil Canik, Muammer Çiçek, Nesimi Çimen, Carina Cuanna Thuijs, Serkan Doğan, Hasret Gültekin, Murat Gündüz, Gülsüm Karababa, Uğur Kaynar, Asaf Koçak, Koray Kaya, Menekşe Kaya, Handan Metin, Sait Metin, Huriye Özkan, Yeşim Özkan, Ahmet Özyurt, Nurcan Şahin, Özlem Şahin, Asuman Sivri, Yasemin Sivri, Edibe Sulari, İnci Türk, Ahmet Alan ve Kenan Yılmaz. Madımak Katliamı, 33 yılın ardından sTürkiye'de adalet ve demokrasi mücadelesinin en önemli sembollerinden biri olmaya devam ediyor. Katledilenlerin isimleri, bugün hala "İnsanlık suçunda zaman aşımı olmaz" diyerek adalet arayışını sürdüren milyonların vicdanında yaşıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.