SON DAKİKA

#Maduro

HABER DEĞER - Maduro haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Maduro haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trump, Maduro operasyonunda kullanılan gizli silahın adını açıkladı: Discombobulator Haber

Trump, Maduro operasyonunda kullanılan gizli silahın adını açıkladı: Discombobulator

Trump, New York Post’a verdiği röportajda, operasyonun en kritik unsurunun bu silah olduğunu vurgulayarak, “İçeri girdik, düğmelere bastılar ama hiçbir şey çalışmadı. Rus ve Çin yapımı füzeleri vardı ama tek bir tanesini bile ateşleyemediler” ifadelerini kullandı. ABD Başkanı’na göre Discombobulator, Venezuela ordusunun radar, füze ve elektronik savunma altyapısını eş zamanlı olarak felç etti. “Teknik detaylar gizli” Silahın nasıl çalıştığına dair ayrıntı vermekten kaçınan Trump, bu bilgilerin gizli olduğunu ve açıklanmasının yasaklandığını belirtti. Ancak Discombobulator’ın, klasik askeri saldırı yöntemlerinden farklı olarak elektronik harp ve “dezoryantasyon” temelli bir teknolojiye dayandığını ima etti. Trump, bu sayede operasyonun kısa sürede tamamlandığını ve ABD askerlerinin hiçbir kayıp vermediğini savundu. Tanık ifadeleri: “Kafam içeriden patlayacak sandım” Operasyon sırasında sahada bulunan ve kimliği açıklanmayan Venezuela güvenlik görevlilerinin ifadeleri ise silahın yalnızca teknik sistemleri değil, insan sağlığını da etkilediğini ortaya koyuyor. Bir tanık, radarların aniden kapandığını, ardından yoğun bir ses dalgası hissettiklerini belirterek, “Sanki kafam içeriden patlayacakmış gibi hissettim. Birçoğumuzun burnu kanadı, bazıları kan kusmaya başladı. O dalgadan sonra yere yığıldık, ayağa kalkamadık” dedi. Operasyonun bilançosu ABD basınında yer alan bilgilere göre, seçkin Delta Force birliklerinden yaklaşık 20 askerin katıldığı operasyonun 2 saat 20 dakika sürdüğü, aralarında Venezuela ve Küba askerlerinin de bulunduğu 83 kişinin hayatını kaybettiği öne sürüldü. ABD yönetimi, Maduro’yu uzun süredir “uyuşturucu terörizmi” faaliyetleriyle suçluyor ve bu operasyonun uluslararası hukuk çerçevesinde gerçekleştirildiğini savunuyor. Küresel yankı Trump’ın Discombobulator açıklaması, modern savaş teknolojilerinin ulaştığı noktaya dair küresel ölçekte tartışmaları da beraberinde getirdi. Askeri uzmanlar, elektronik harp, ses dalgaları ve sinir sistemi üzerinde etkili olabilecek teknolojilerin gelecekte çatışmaların seyrini kökten değiştirebileceğine dikkat çekiyor. Ancak söz konusu silahın gerçekten bağımsız ve yeni bir teknoloji mi olduğu, yoksa mevcut sistemlerin bir kombinasyonu mu olduğu konusunda henüz bağımsız doğrulama bulunmuyor. Trump’ın açıklamalarıyla birlikte, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri ve siyasi stratejisinin önümüzdeki dönemde uluslararası arenada daha fazla tartışma yaratması bekleniyor. haberdeger.com ​​​​​​​Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

ABD'den Venezuela'ya hava saldırıları: Devlet Başkanı Maduro OHAL ilan etti Haber

ABD'den Venezuela'ya hava saldırıları: Devlet Başkanı Maduro OHAL ilan etti

Caracas’ta patlamalar, duman ve elektrik kesintileri Caracas’ın birçok bölgesinde patlama sesleri duyulurken, kentin farklı noktalarından yoğun dumanların yükseldiği ve geniş çaplı elektrik kesintilerinin yaşandığı bildirildi. Görgü tanıkları, patlamaların kenti titrettiğini ve seslerin vadi yapısı nedeniyle her yere yayıldığını aktardı. ABD saldırıyı doğruladı ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla Venezuela’daki bazı hedeflere hava saldırıları düzenlendiği, Amerikalı yetkililer tarafından doğrulandı. Saldırıların askeri tesisleri de kapsadığı belirtildi. Venezuela hükümetinden sert tepki Venezuela hükümeti, ABD’nin saldırılarını “son derece ciddi bir askeri müdahale” olarak nitelendirerek uluslararası toplum nezdinde kınadı. Yapılan açıklamada, ülke genelindeki tüm güçlere “emperyalist saldırıya karşı birlik” çağrısı yapıldı. Maduro: ‘Stratejik kaynaklar hedef alınıyor’ Devlet Başkanı Maduro, saldırıları ABD’nin Venezuela’nın petrol ve maden kaynaklarını ele geçirme girişimi olarak değerlendirdi. Maduro, ülkenin siyasi bağımsızlığının hedef alındığını savunarak seferberlik ilan edildiğini açıkladı. Kentte sessizlik ve tedirginlik Caracas’ta patlamaların ardından sokaklarda sessizliğin hâkim olduğu, yurttaşların ise birbirleriyle iletişim kurarak durum kontrolü yaptığı bildirildi. Yerel gazeteciler, patlamaların “nokta atışı” şeklinde gerçekleşmiş olabileceğine dikkat çekti. Gerilim tırmanıyor Saldırılar, son haftalarda ABD ile Venezuela arasında artan gerilimin yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Washington yönetimi, Maduro hükümetini uyuşturucu kaçakçılığı ve göç baskısı iddialarıyla suçlarken; Caracas yönetimi bu iddiaları reddediyor. Gelişmeler yakından izlenirken, uluslararası toplumdan krizin tırmanmaması için diplomatik çağrıların artması bekleniyor.

Petrol zengini Venezuela nasıl çöktü? Chávez’den Maduro’ya uzanan kriz, yolsuzluk, ambargo ve yarım kalan sosyalizm Haber

Petrol zengini Venezuela nasıl çöktü? Chávez’den Maduro’ya uzanan kriz, yolsuzluk, ambargo ve yarım kalan sosyalizm

Venezuela’nın hikâyesi, dünyanın en büyük petrol rezervlerinin üzerinde oturmasına rağmen halkının temel gıdaya ulaşamadığı keskin bir çelişkiler tarihidir. Bugün ülkede market raflarının boşaldığı, sağlık sisteminin çöktüğü, milyonlarca kişinin komşu ülkelere kaçtığı büyük bir insani kriz yaşanıyor. Bu çöküş, sadece ekonomik bir felaket değil; tarihsel, siyasal ve jeopolitik bir düğümün birlikte sıkıştığı karmaşık bir süreçtir. Bu haber dosyası, Venezuela’nın petrol zenginliğinden bugünkü yoksulluğuna uzanan kırılma hattını tarihsel bir bütünlük içinde ele alıyor. Petrolün gölgesi: Zenginlikten bağımlılığa giden yol Yüzyıl boyunca Venezuela ekonomisi neredeyse tamamen petrol gelirlerine dayanıyordu. Bu bağımlılık, kısa vadede büyük refah yaratsa da ülkeyi küresel petrol fiyatlarına karşı aşırı kırılgan hale getirdi. Ülke, üretim çeşitliliğini sağlayamadı; tarım ve sanayi giderek çöktü, ekonomi tek bir sektöre hapsoldu. Petrolün yarattığı devasa gelirler, siyasetin ve bürokrasinin kontrolünde bir rant düzenine dönüştükçe yolsuzluk artmış, devlet kurumları halktan uzak bir dağıtım mekanizması haline gelmişti. Bu kırılgan yapı, Venezuela’nın gelecekte yaşayacağı büyük çöküşün zeminini çok önceden hazırlamıştı. Chávez dönemi: Umut, yeniden dağıtım ve yarım kalan devrim Hugo Chávez 1998’de iktidara geldiğinde ülke derin eşitsizlik, siyasi yozlaşma ve ABD merkezli neoliberal politikaların yorgunluğu içindeydi. Chávez, petrol gelirlerini geniş sosyal programlarla halka yönlendirdi; sağlık, eğitim ve konut alanlarında büyük projeler hayata geçirildi. Bu dönem, ülkede yoksulluğu ciddi biçimde azaltan ve alt sınıfların siyasal katılımını genişleten bir toplumsal dönüşüm yarattı. Aynı zamanda ABD hegemonyasına meydan okuyan bağımsızlıkçı bir dış politika benimsendi ve Venezuela, Latin Amerika solunun öncülerinden biri haline geldi. Ancak Chávez’in ekonomik modeli, tam anlamıyla çeşitlenmemiş ve petrole bağımlı bir yapıyı sürdürüyor; bürokratik devlet aygıtı güçlenirken halk meclislerinin ve taban örgütlerinin kalıcı bir kurumsal güce sahip olmasını sağlayacak dönüşüm tamamlanamıyordu. “21. yüzyıl sosyalizmi” söylemi güçlüydü, fakat ekonomik ve kurumsal altyapı bu iddiayı taşıyacak kadar sağlam değildi. Bu nedenle, petrol fiyatlarının düşüşe geçmesiyle sistemin dengesi bozulmaya başladı ve Chávez’in ölümüyle birlikte bu model tüm kırılganlığıyla Maduro yönetiminin omuzlarına yük oldu. Maduro dönemi: Ekonomik çöküş, otoriterleşme ve derin yoksulluk Nicolás Maduro 2013’te göreve geldiğinde petrol fiyatları dramatik biçimde düşmeye başlamıştı. Ekonominin tek gelir kaynağı çökmüş, ülkenin ithalat kapasitesi neredeyse sıfırlanmış, devlet bütçesi hızla erimişti. PDVSA’nın yıllardır biriken yolsuzluk ve verimsizlik sorunları, kötü yönetimle birleşince petrol üretimi bile sürdürülemez hale geldi. Devlet, kayıpları karşılamak için para basmaya yöneldi ve ülke tarihin en büyük hiperenflasyonlarından birine sürüklendi. Gıda ve ilaç krizi derinleşti, elektrik kesintileri hayatın olağan bir parçasına dönüştü. Maduro yönetimi kriz büyüdükçe daha sert bir güvenlik politikası benimsedi. Muhalif siyasetçiler, gazeteciler ve sendikacılar üzerinde baskılar arttı; seçimlerin adilliği tartışmalı hale geldi ve ülke otoriter bir yönetim biçimine doğru sürüklendi. Bu süreçte Venezüella halkı giderek yoksullaştı ve 7 milyondan fazla kişi ülkeyi terk ederek dünyanın en büyük göç krizlerinden birini oluşturdu. ABD–Venezuela gerilimi: Ambargo, darbe denemeleri ve petrol jeopolitiği Venezuela’daki kriz, küresel güçlerin de devreye girdiği bir jeopolitik mücadeleye dönüştü. ABD, önce ağır ekonomik yaptırımlar uygulayarak petrol ticaretini hedef aldı; ardından 2019’da muhalefet lideri Juan Guaidó’yu “geçici devlet başkanı” ilan ederek açık bir rejim değişikliği girişiminde bulundu. Bu plan ordunun bölünmemesi nedeniyle başarısız oldu ancak Venezuela siyasetini daha da kutuplaştırdı. Sonraki yıllarda Washington, Maduro yönetimini “narko-terörist” ilan etti; Karayipler’e savaş gemileri gönderildi ve CIA’ya Venezuela içinde gizli operasyon yetkisi verildi. ABD’nin bu baskısı, ekonomik krizi daha da ağırlaştırdı. Ancak paradoksal biçimde Maduro iktidarının “dış tehdit” söylemini güçlendirdiği için siyasal olarak da bir dayanıklılık sağladı. Petrol zenginliği nasıl fakirliğe dönüştü? Venezuela’daki çöküş, tek bir nedene bağlanamayacak denli çok katmanlıdır. Ekonomik yapının petrole aşırı bağımlılığı, Chavez döneminde çeşitlenemeyen üretim modeli, Maduro yıllarında derinleşen yolsuzluk ve mali disiplin kaybı, PDVSA’nın kurumsal çürümesi ve kötü yönetimi ülkeyi içeriden zayıflattı. Buna ek olarak ABD ambargoları ve uluslararası finans sisteminden dışlanma, zaten çökmekte olan ekonomiyi tamamen kırdı. Sonuç olarak dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ülke, halkının temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldi. Halkın yaşadığı dram: Göç, açlık ve çöken yaşam Ekonomik krizin en ağır bedelini Venezuela halkı ödedi. Ülke, savaş yaşamamasına rağmen dünyanın en büyük mülteci krizlerinden birini üretti. Milyonlarca kişi Kolombiya, Brezilya ve Peru gibi komşu ülkelere göç etmek zorunda kaldı. Marketlerde gıda kıtlığı, hastanelerde ilaç yokluğu, çocuklarda yetersiz beslenme ve günlük elektrik kesintileri yaşamın sıradan bir parçası haline geldi. Bu insani tablo, Venezuela’nın yalnız bir ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir çöküş yaşadığını gösteriyor. Venezuela nereye gidiyor? Ülkenin geleceği hâlâ belirsiz. Uzatmalı bir kriz döngüsü şimdilik en olası senaryo olarak duruyor. Ancak uluslararası arabuluculukla iktidar ve muhalefetin sınırlı da olsa güç paylaşımına dayalı bir geçiş sürecine yönelmesi ihtimali zaman zaman gündeme geliyor. Diğer yandan ABD’nin askeri baskıyı artırması, Venezuela’yı daha sert bir çatışmaya sürükleyebilir. En karanlık ihtimal ise uzun süreli bir iç istikrarsızlığın kalıcı hale gelmesi. Venezuela’nın çöküşü, yalnızca bir liderin hatalarıyla ya da tek başına ABD baskısıyla açıklanamayacak kadar derin ve çok boyutludur. Bu kriz, petrole bağımlı ekonomik modelin kırılganlığı, devletçi bürokrasinin yolsuzluk üretmesi, demokratik kurumların zayıflığı ve dış müdahalenin yıkıcı etkilerinin birlikte yarattığı bir fırtınadır. Dünyanın en büyük petrol rezervleri, halkın refahını değil, tam tersine, bir kırılma noktası olarak yeni bir yoksulluk çağını doğurmuştur. Venezuela, hâlâ bu döngüden çıkmanın yolunu arıyor; ancak yol uzun, karmaşık ve ağır bedellerle dolu görünüyor.

Maduro’dan Washington’a meydan okuma: ABD’nin ‘terör örgütü’ dediği o çeteleri tarihe gömdük! Haber

Maduro’dan Washington’a meydan okuma: ABD’nin ‘terör örgütü’ dediği o çeteleri tarihe gömdük!

"Suç imparatorluklarını yıktık" Başkent Caracas’ta Bolivarcı Ulusal Polis Servisi Akademisi’nin yeni merkezinin açılışında konuşan Maduro, suç örgütlerine karşı yürütülen amansız mücadelede sona gelindiğini savundu. Maduro; insan kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti ve suikastlarla anılan Tren de Aragua, Tren del Llano ve "El Koki" olarak bilinen yapıların, devletin demir yumruğuyla etkisiz hale getirildiğini belirtti. "Biz tehdit değil, kıtanın güvenlik teminatıyız" ABD yönetiminin Karayipler’deki askeri hareketliliğini ve Venezuela’ya yönelik "saldırgan" politikalarını eleştiren Maduro, Washington’a net bir mesaj gönderdi. Ülkesinin ABD için hiçbir zaman bir tehdit oluşturmadığını vurgulayan Venezuela lideri, "Venezuela ABD için ne geçmişte ne de bugün bir tehdittir; asla da olmayacaktır. Aksine biz tüm Amerika kıtası için bir güvenlik garantisi ve umuduz" ifadelerini kullandı. Maduro, emperyalist tavırlara rağmen ABD dahil tüm ülkelerle istihbarat paylaşımı ve ortak güvenlik operasyonlarına hazır olduklarını da sözlerine ekledi. ABD yaptırım listesine almıştı Maduro’nun "bitirdik" dediği Tren de Aragua çetesi, yakın zamanda ABD Hazine Bakanlığı’nın radarına girmişti. Washington yönetimi, çeteyi "yabancı terör örgütü" olarak tanımlayarak göçmen kaçakçılığı, kara para aklama ve cinsel istismar gibi suçlara karıştığı gerekçesiyle örgüte yönelik yeni yaptırım kararları almıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.