SON DAKİKA

#Mağdur

HABER DEĞER - Mağdur haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mağdur haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sakın bunu yapmayın: TCK 158 ile yargılanırsınız Haber

Sakın bunu yapmayın: TCK 158 ile yargılanırsınız

Türkiye’de nitelikli dolandırıcılıkla mücadele kapsamında uygulanan Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesi, son dönemde yeni bir tartışmanın merkezinde. Sosyal medyada paylaşılan çok sayıda yorum ve tanıklık, yalnızca IBAN ya da banka kartını kullandırdığı için, dolandırıcılık kastı bulunmayan yurttaşların da ağır ceza tehdidiyle karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor. Mağdurlar, bu durumun ciddi bir toplumsal mağduriyet yarattığını savunuyor. Kolay para vaadi, ağır ceza riski: Masum bahanelerle hesap tuzağı Dolandırıcılık şebekeleri, IBAN ve banka kartı kullandırma yöntemini çoğu zaman “hesabım bloke oldu”, “parayı senin hesabından geçirip hemen geri göndereceğiz”, “kısa süreli ödeme aracılığı” ya da “kolay komisyonlu iş” gibi masum görünen bahanelerle kuruyor. Hesabını ya da kartını veren kişiler, paranın kaynağını bilmediklerini düşünse bile, bu hesaplar dolandırıcılık, yasa dışı bahis veya kara para trafiğinde kullanıldığında soruşturmalarda ilk muhatap haline geliyor. Banka kayıtları, MASAK incelemeleri ve işlem geçmişi silinmediği için “haberim yoktu” savunması çoğu dosyada yeterli görülmüyor. Böylece dolandırıcılık kastı bulunmayan yurttaşlar, yalnızca bir günlüğüne bile olsa hesap kullandırdıkları gerekçesiyle TCK 158 kapsamında sanık olurken, asıl failler izlerini kaybettirerek çoğu zaman dosyanın dışında kalabiliyor. “Kandırıldık ama sanık olduk” Halktan gelen yorumlara göre, birçok kişi yakın çevresinden ya da sosyal medya üzerinden tanıştığı kişiler tarafından “emanet”, “geçici kullanım” veya “yardım” gerekçesiyle banka hesabını kullandırmaya ikna edildi. Ancak bu hesapların dolandırıcılık faaliyetlerinde kullanıldığının sonradan ortaya çıkmasıyla birlikte, hesap sahipleri de TCK 158 kapsamında yargılanmaya başladı. Yurttaşlar, “tek bir IBAN yüzünden hayatların karardığını”, ailelerin dağıldığını ve siciline dolandırıcılık suçu işlenen kişilerin iş bulamaz hale geldiğini dile getiriyor. Asıl dolandırıcılar serbest, kandırılanlar ceza korkusuyla yaşıyor Mağdurların en çok dile getirdiği eleştirilerden biri, asıl dolandırıcılık organizasyonlarını yöneten kişilerin hâlâ sosyal medya platformlarında reklam vererek yeni mağdurlara ulaşabilmesi. Buna karşın, yalnızca hesabını kullandıran yurttaşlar, “cezaevine girer miyiz” endişesiyle yaşamlarını sürdürüyor. Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda, “kasıt ile kandırılmanın aynı kefeye konulması”nın adalet duygusunu zedelediği vurgulanıyor. Zarar giderildi, şikâyet yok ama ceza var Tepkilerin yoğunlaştığı bir diğer nokta ise zarar giderilmiş olmasına rağmen ağır hapis cezalarının gündemde kalması. Bazı dosyalarda, mağdurun zararının tamamen karşılandığı ve şikâyetçi olmadığı belirtilirken, buna rağmen TCK 158 kapsamında yargılamaların sürmesi eleştiriliyor. Yurttaşlar, bu durumun cezanın amacıyla bağdaşmadığını savunuyor. Uzlaşma ve düzenleme çağrısı Halktan gelen yorumlarda ortaklaşan talep, TCK 158’in uzlaşma kapsamına alınması ve CMK 253’ün yeniden düzenlenmesi yönünde. Mağdurlar, dolandırıcılıkla mücadeleden vazgeçilmesini değil; kasıtlı suçlular ile kandırılarak sürece dâhil edilen yurttaşlar arasında net bir ayrım yapılmasını istiyor. “Kasıt yoksa ceza değil, hakkaniyet esas alınmalı” görüşü öne çıkıyor. Toplumsal adalet arayışı büyüyor Sosyal medya paylaşımları ve kamuoyuna yansıyan tepkiler, nitelikli dolandırıcılıkla mücadelede yeni bir denge arayışına işaret ediyor. Yurttaşlar, hem dolandırıcılık şebekelerinin etkin biçimde cezalandırılmasını hem de iyi niyetle kandırılan kişilerin ikinci kez mağdur edilmemesini talep ediyor. TCK 158 etrafında yükselen bu tartışma, ceza hukukunda kast, sorumluluk ve adalet kavramlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gözler önüne seriyor.

Banka kartını arkadaşına verdi, sanık oldu: 20 yıla kadar hapis istemi Haber

Banka kartını arkadaşına verdi, sanık oldu: 20 yıla kadar hapis istemi

Ankara’da ilaç firmasında çalışan 36 yaşındaki Gökhan Yaşar, iş arkadaşı H.B.’nin talebi üzerine banka kartını ve hesap bilgilerini paylaştı. Ancak bu karar, aylar sonra ağır bir ceza tehdidiyle karşı karşıya kalmasına yol açtı. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada Yaşar, “kendisini banka çalışanı gibi tanıtarak dolandırıcılık” suçlamasıyla yargılanıyor. “Hesabım blokedeydi” denilerek kartı aldı Yaşar’ın anlatımına göre iş arkadaşı H.B., borçları nedeniyle hesabına bloke konulduğunu, sattığı aracın parasının IBAN yoluyla alınması gerektiğini söyledi. Güven ilişkisine dayanarak kartını ve IBAN’ını paylaşan Yaşar’ın hesabına kısa süre içinde dört parça halinde para girişi oldu. Bu paralar, H.B.’nin yönlendirdiği hesaplara aktarıldı. Parayı gönderdi, bir daha ulaşamadı Yaşar, işlemlerden yaklaşık bir saat sonra H.B.’ye ulaşamadığını, telefonlarının kapandığını belirtti. Olaydan yaklaşık iki ay sonra karakola çağrıldığında ise hesabının iki farklı kişiyi dolandırmak için kullanıldığını öğrendi. “Hem ben hem başkaları mağdur” İfade veren Yaşar, hesabının dolandırıcılıkta kullanıldığını bilmediğini savunarak, hem kendisinin hem de parası çekilen yurttaşların mağdur olduğunu söyledi. İki çocuk babası olduğunu vurgulayan Yaşar, çalıştığı iş yerinde de ciddi sorunlar yaşadığını belirtti ve uzlaşma yoluyla zararların karşılanmasını istedi. Savunma: Banka hesabı suça alet edildi Yaşar’ın avukatı İsmail Özdemir, dosyada tipik bir “hesap kiralama” tuzağı bulunduğunu ifade etti. Özdemir’e göre dolandırıcılar, kendilerini banka çalışanı gibi tanıtarak mağdurlardan mobil bankacılık onayı alıyor, paralar üçüncü kişilerin hesaplarında toplanıyor. Bu süreçte Yaşar’ın iyi niyetinin kullanıldığını savundu. Hukuki süreç devam ediyor Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada, Yaşar hakkında 20 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Dosya, banka kartı ve hesap bilgilerinin üçüncü kişilerle paylaşılmasının doğurabileceği ağır hukuki sonuçları bir kez daha gündeme getirdi.

Hukuk sisteminde akıl almaz çelişki: Aynı habere Ankara'da 'gazetecilik', İstanbul'da 9 yıl hapis! Haber

Hukuk sisteminde akıl almaz çelişki: Aynı habere Ankara'da 'gazetecilik', İstanbul'da 9 yıl hapis!

Ankara 'Halkı bilgilendirme hakkı' dedi, İstanbul İse 'iftira ve yanıltıcı bilgi' suçlamasıyla harekete geçti BirGün gazetesinde 30 Ağustos 2025 tarihinde yayımlanan ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) harcamalarını konu alan "Skandalın RTÜK ayağı neden araştırılmıyor?" başlıklı haber, hukuk dünyasında şaşkınlık yaratan bir çelişkiyi ortaya çıkardı. Haberin yayımlanmasının ardından dönemin RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin'in şikayeti üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 Ekim 2025 tarihinde dosyayı inceledi ve haberin "toplumu bilgilendirme amacıyla yazılan bir habercilik faaliyeti" olduğuna hükmederek kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Ancak aynı habere ilişkin kurum tarafından yapılan şikayet üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara'daki kararı görmezden gelerek 27 Kasım 2025 tarihinde gazeteci İsmail Arı hakkında iddianame hazırladı. Ankara'nın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirdiği satırlar için İstanbul'daki savcılık, gazetecinin cezalandırılmasını istedi. Mahkeme salonunda zorlu sınav İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Ankara'nın "hakaret suçu oluşmadı" tespitinin aksine, İsmail Arı'nın "Kamu Görevlisine Karşı Görevinden Dolayı Hakaret" ve "İftira" suçlarından yargılanması talep edildi. Sürecin daha da ağırlaşmasına neden olan gelişme ise mahkemenin tensip zaptında yaşandı; suçlamalara son yıllarda gazetecilere yönelik sıkça kullanılan "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" maddesi de eklendi. Ebubekir Şahin'in mağdur sıfatıyla yer aldığı davada, gazeteci Arı hakkında 9 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Hukukçuların ve basın meslek örgütlerinin yakından takip ettiği bu davanın ilk duruşması, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 9 Haziran 2026 tarihinde görülecek.

Beyoğlu’ndaki taciz davasında şok karar! Haber

Beyoğlu’ndaki taciz davasında şok karar!

İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında, tutuklu sanıklar Ömer K. ve Semir T. hakim karşısına çıktı. Savcılık mütalaasında 30 yıla kadar hapisleri istenen sanıklar hakkında hükmünü açıklayan mahkeme heyeti, suçun sabit olduğunu belirterek cezai işlem uyguladı ancak sanıkların cezaevinden çıkmalarının önünü açan bir karara imza attı. Hapis cezasına rağmen serbest kaldılar Mahkeme heyeti, sanık Semir T.’yi "birden fazla kişiyle birlikte cinsel saldırı" suçundan, daha önceki suç kayıtlarını da dikkate alarak 9 yıl hapis cezasına çarptırdı. Diğer sanık Ömer K. ise aynı suçtan 7 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Ancak mahkeme, sanıkların tutuklu geçirdikleri süreyi dikkate alarak her iki ismin de tahliyesine hükmetti. Bu karar, sanıkların suçlu bulunmalarına rağmen serbest kalmaları anlamına geldiği için tepkiyle karşılandı. Hürriyeti tahdit suçundan beraat kararı Kararın dikkat çeken bir diğer yönü ise sanıkların "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlamasından beraat etmesi oldu. Mahkeme, mağdur yurttaşın hareket özgürlüğünün kısıtlanmasının cinsel saldırı suçunun doğal bir unsuru olduğunu ve eylemin ayrıca bir hürriyeti kısıtlama suçu oluşturmadığını savundu. Bu hukuki yorumla birlikte sanıklar, iddianamede yer alan bu suçlamadan aklanmış oldu. Tepkiler üzerine tutuklanmışlardı Olayın geçmişi, yargı sürecindeki çalkantıları gözler önüne seriyor. Saldırganlar, olayın hemen ardından mağdurun ilk etapta şikayetçi olmaması gerekçesiyle serbest bırakılmıştı. Ancak güvenlik kamerası görüntülerinin sosyal medyada yayılması ve Türkiye halkının gösterdiği büyük tepki üzerine 25 Eylül tarihinde yeniden gözaltına alınarak tutuklanmışlardı. Suç dosyaları kabarık olan ve hırsızlık, gasp, yaralama gibi suçlardan kayıtları bulunan sanıklar, aylar sonra gelen tahliye kararıyla yeniden sokağa dönmüş oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.