SON DAKİKA

#Mansur Yavaş

HABER DEĞER - Mansur Yavaş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mansur Yavaş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk tarihçiliğinin büyük ismi İlber Ortaylı hayatını kaybetti Haber

Türk tarihçiliğinin büyük ismi İlber Ortaylı hayatını kaybetti

Türk tarihçiliğinin en önemli isimlerinden biri olan İlber Ortaylı, İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Bir süredir sağlık sorunları nedeniyle yoğun bakımda bulunan Ortaylı’nın 78 yaşında hayatını kaybettiği açıklandı. Yoğun bakımda tedavi görüyordu Sağlık sorunları nedeniyle İstanbul’daki Koç Üniversitesi Hastanesinin yoğun bakım servisinde tedavi altında bulunan Ortaylı’nın durumunun son günlerde ağırlaştığı bildirildi. 12 Mart’ta entübe edildiği açıklanan Ortaylı’nın tedavisi yoğun bakımda devam ederken, 13 Mart 2026 tarihinde hayatını kaybettiği duyuruldu. Vefat haberini ilk olarak gazeteci İzzet Çapa sosyal medya hesabından paylaştı. Ardından Ortaylı’nın ailesi de yazılı bir açıklama yayımladı. Ailesinden duygusal açıklama Ortaylı’nın ailesi tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Ailemizin büyüğü İlber Ortaylı’yı 13 Mart 2026 gününde kaybettik. Uzun süren ve giderek karmaşıklaşan sağlık sorunlarına rağmen hayata duyduğu merakı, insanlarla bir arada olma arzusu hiç azalmadı ve gücü yettiğince bildiği gibi yaşadı. Okurları, öğrencileri ve sevenleri onu hiçbir akademisyene nasip olmayacak büyüklükte bir sevgi ve saygıyla sarmaladılar.” Açıklamada cenaze törenine ilişkin bilgilerin daha sonra paylaşılacağı da belirtildi. Türkiye’den başsağlığı mesajları Ortaylı’nın vefatı sonrası siyaset ve akademi dünyasından çok sayıda taziye mesajı yayımlandı. Kemal Memişoğlu mesajında, “Türkiye büyük bir değerini, bir tarih dâhisini yitirdi” ifadelerini kullanırken, Numan Kurtulmuş Ortaylı’nın “ilim dünyasında silinmez bir iz bıraktığını” söyledi. Ali Babacan ise Ortaylı’nın bir nesile tarihi sevdiren önemli bir isim olduğunu belirtti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş de yayımladığı mesajda Ortaylı’nın Türkiye için büyük bir değer olduğunu vurguladı. Türk tarihçiliğinin en önemli isimlerinden biriydi 1947 yılında Avusturya’nın Bregenz kentinde doğan Ortaylı, küçük yaşta ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç etti. Akademik eğitimini Ankara’da tamamlayan Ortaylı, tarih alanındaki çalışmalarıyla Türkiye’nin en tanınan akademisyenlerinden biri haline geldi. Ortaylı özellikle: Osmanlı tarihi Türk modernleşmesi Avrupa–Osmanlı ilişkileri alanındaki çalışmalarıyla tanındı. Akademik kariyeri boyunca Galatasaray ve Bilkent başta olmak üzere birçok üniversitede ders verdi. Topkapı Sarayı’nın müdürlüğünü yaptı Ortaylı, 2005–2012 yılları arasında İstanbul’daki Topkapı Sarayı Müzesi’nin müdürlüğünü üstlendi. Bu dönemde müzenin uluslararası tanıtımı ve bilimsel çalışmalarına önemli katkılar sundu. Ayrıca televizyon programları, konferanslar ve yazılarıyla geniş kitlelere ulaşarak Türkiye’de popüler tarih anlatımının en etkili isimlerinden biri olarak kabul edildi. Türkiye’de geniş bir iz bıraktı Eserleri, akademik çalışmaları ve kamuoyuna yönelik anlatımıyla Ortaylı, yalnızca akademi dünyasında değil geniş toplum kesimlerinde de tarih bilincinin gelişmesine katkı sağladı. Ortaylı’nın vefatı Türkiye’de tarih ve kültür dünyasında büyük bir kayıp olarak değerlendiriliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

ABB'nin 3'üncü düğün salonu hazırlıkları sürüyor Haber

ABB'nin 3'üncü düğün salonu hazırlıkları sürüyor

Ankara Büyükşehir Belediyesi sosyal yardım alan ailelerin çocuklarının ücretsiz şekilde yararlanabileceği bir düğün salonunu daha hizmete açmaya hazırlanıyor. Mansur Yavaş, Yenimahalle ilçesi Demetevler Parkı’nda devam eden çalışmaları inceledi. Ankara Büyükşehir Belediyesi sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda çalışmalarına devam ediyor. Sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda; sosyal destek alan ailelerin çocuklarının düğün masraflarını hafifletmek için yeni bir düğün salonunu hizmete açmaya hazırlanıyor. Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı’nın daha önce Başkent Sosyal Tesisleri bünyesinde hizmete açtığı Göksu Park Salonu ve Kuzey Ankara Salonu’ndan sonra şimdi de Demetevler Salonu için çalışmalar sürüyor. YAVAŞ: “DAHA FAZLA GENCİMİZİN MUTLULUĞUNA ORTAK OLACAĞIZ” Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, üçüncü düğün salonunu sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımla duyurdu. Yavaş, “Sosyal destek alan ailelerimizin çocukları hayatlarının en özel gününe ekonomik kaygılarla değil, mutlulukla başlasın diye, tüm masraflarının belediyemiz tarafından karşılandığı ücretsiz düğün salonu uygulamamızı büyütüyoruz. Göksu Park ve Kuzey Ankara’nın ardından 3. ücretsiz düğün salonumuzu Yenimahalle Demetevler Parkımızın içinde çok yakında hizmete açıyoruz. Demetevler Düğün Salonu ile daha fazla gencimizin mutluluğuna ortak olacağız” ifadelerini kullandı. BAŞVURULAR ONLINE YAPILACAK Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın da giderek çalışmaları yerinde incelediği tesisten sosyal destek alan ailelerin çocukları ücretsiz yararlanacak. Yaklaşık 350 kişilik kapasiteye sahip tesis, düğün ve kına organizasyonları için hizmet verecek. Salondan ücretsiz şekilde yararlanmak isteyen vatandaşlar https://dugunsalonu.ankara.bel.tr/ adresi üzerinden online başvuru yapabilecek.

Mansur Yavaş: Adalet bir gün herkese lazım olacak Haber

Mansur Yavaş: Adalet bir gün herkese lazım olacak

“Hiçbir baskı bizi yolumuzdan alıkoyamaz” çıkışı gündem oldu. Mansur Yavaş, son günlerde hakkında ortaya atılan iddialar ve yürüyen adli süreçler üzerinden yapılan tartışmalara ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Yavaş, belli çevreler tarafından bilinçli bir kampanya yürütüldüğünü savunarak, bunun bir “algı operasyonu” olduğunu ifade etti. “Mesele şahsım değil, siyasi hesaplar” mesajı verdi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım’ın, “Yarın soruşturma açılınca Mansur Yavaş da ayak altından çekilecek” sözleri sonrası gözler Yavaş’a çevrilmişti. Yavaş, açıklamasında kendisinin siyasi operasyonların figüranı olmayacağını belirterek, yetkiyi milletten aldığını ve görevini şeffaf biçimde sürdürdüğünü vurguladı. “Saklayacak hiçbir şeyim yok” dedi. Hakkında 2019’dan bu yana 100’ün üzerinde şikâyet yapıldığını ifade eden Yavaş, dosyaların büyük bölümünde ifadesinin dahi alınmadığını söyledi. Danıştay’da iki dosyasının bulunduğunu belirten Yavaş, kendi döneminde ortaya çıkan iddialarda iç teftiş başlattığını ve dosyaları savcılığa ilettiğini aktardı. “Adalet bir gün herkese lazım olur” vurgusu yaptı. Şeffaflık ve mali disiplin politikalarıyla hareket ettiklerini dile getiren Yavaş, kamu kaynaklarını koruduklarını ve uluslararası düzeyde ödüller aldıklarını belirtti. Açıklamasını “Hiçbir baskı, hiçbir itham, hiçbir siyasi hesap bizi doğru bildiğimiz yoldan alıkoyamaz” sözleriyle tamamlayan Yavaş, adalet vurgusu yaptı. Açıklama, Ankara kulislerinde süren tartışmaların daha da alevlenmesine neden oldu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Keçiören’de siyasi deprem! Belediye Başkanı Mesut Özarslan CHP’den istifa etti Haber

Keçiören’de siyasi deprem! Belediye Başkanı Mesut Özarslan CHP’den istifa etti

Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı. Kararını resmi X hesabı üzerinden kamuoyuna duyuran Özarslan, parti içinde kendisine yönelik baskı, dedikodu ve itibarsızlaştırma girişimleri olduğunu öne sürdü. İstifa kararını sosyal medyadan açıkladı 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Keçiören yurttaşlarının desteğiyle göreve geldiğini hatırlatan Özarslan, belediye başkanı olarak parti ayrımı gözetmeden hizmet etmeye çalıştığını belirtti. Son dönemde ilçenin sorunlarını çözmek amacıyla yaptığı temasların ardından parti içinde bazı grupların sistemli bir algı faaliyeti yürüttüğünü iddia etti. Bakan ziyareti tartışma yarattı iddiası Özarslan, 6 Ocak 2026’da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile Keçiören’in sorunlarını görüşmek üzere bir araya geldiğini ifade ederek, bu ziyaretin ardından parti içindeki eleştirilerin arttığını savundu. Bir belediye başkanının ilçesine hizmet amacıyla bakanlıklarla temas kurmasının farklı anlamlar yüklenerek tartışma konusu yapılmasını “anlaşılmaz” olarak nitelendirdi. Parti yönetimine ağır suçlamalar Açıklamasında CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kendisine gönderdiğini öne sürdüğü mesajların hakaret ve tehdit içerdiğini iddia eden Özarslan, bu üslup nedeniyle parti saflarında siyaset yapmasının artık mümkün olmadığını belirtti. Tepkisinin CHP’nin kurumsal kimliğine veya seçmenlerine değil, mevcut yönetim anlayışına olduğunu vurguladı. “Tek önceliğim Keçiören’e hizmet” İstifa kararına rağmen Keçiören için çalışmayı sürdüreceğini kaydeden Özarslan, görevini parti ayrımı yapmadan yerine getirmeye devam edeceğini ifade etti. Ayrıca Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş başta olmak üzere birlikte görev yaptığı belediye başkanlarına teşekkür etti. Siyasette yeni tartışmaların fitilini ateşleyebilir Özarslan’ın istifası, yerel yönetimlerde parti içi dengeler ve siyasi gerilimlere ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Kararın ardından Keçiören Belediyesi’nin siyasi konumunun nasıl şekilleneceği ve olası yeni gelişmeler kamuoyu tarafından yakından izleniyor. Aziz Hemşerilerim,31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimlerde Keçiören halkı teveccüh göstererek büyük bir oy oranı ile şahsımı Belediye Başkanlığı’na layık görmüştür. Keçiören halkının bu teveccühü beni onore etmiştir. Mazbata alma töreninde de açıkladığım üzere, ilk günden…— Dr. Mesut Özarslan (@OzarslanMesut) February 8, 2026

"Ankara susuz değil, dezenformasyon yapılıyor" Haber

"Ankara susuz değil, dezenformasyon yapılıyor"

Son günlerde Ankara’da su kesintisi yaşandığına dair çıkan haberler üzerine basın toplantısı düzenleyen ABB Başkanı Mansur Yavaş, iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtti. Kent genelinde suyun kesilmediğini vurgulayan Yavaş, yapılan haberleri “dezenformasyon” olarak nitelendirdi ve bu paylaşımlarla ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı. “Dezenformasyon yapanların hepsini savcılığa vereceğiz” Mansur Yavaş, bazı siyasetçilerin ve televizyon yorumcularının gerçeği çarpıttığını söyleyerek, su tasarrufu çağrısı yapan ancak yüksek miktarda su tüketen isimlerin verilerinin ellerinde olduğunu dile getirdi. Yavaş, “Televizyonlarda bağırıp çağıranlar aylık ortalama 20 metreküp su kullanıyor, sosyal medyada bağıran birinin evinde ise 37 metreküp su tüketildiğini görüyoruz. Bunların tamamını dezenformasyondan savcılığa vereceğiz” dedi. “Kuraklık küresel, Ankara da etkileniyor” Açıklamasında kuraklık sorununa da değinen Yavaş, yaşanan sürecin sıradan bir kuraklık olmadığını ifade etti. Akdeniz Havzası’nın dünyanın en hızlı kuruyan bölgelerinden biri haline geldiğini söyleyen Yavaş, bu tablonun Elazığ, Konya, Kayseri ve Ankara’yı doğrudan etkilediğini belirtti. Ankara’nın tarihinin en kurak dönemlerinden birini yaşadığını vurgulayan Yavaş, nüfus artarken barajlara gelen su miktarının azaldığını dile getirdi. DSİ’ye uyarı yapıldı, yanıt gelmedi Yavaş, Devlet Su İşleri’ni daha önce uyardıklarını belirterek, 2029 yılında Ankara’da kuraklık olmasa dahi mevcut nüfusla su sıkıntısı yaşanacağına dair rapor hazırladıklarını, ancak bu rapora resmi bir yanıt alamadıklarını söyledi. “Amaç CHP’li belediyeleri başarısız göstermek” Yavaş, su kesintileri üzerinden CHP’li belediyelere yönelik bir algı operasyonu yürütüldüğünü savunarak, “Amaç, ‘CHP’li belediyeler şehri susuz bıraktı’ algısını oluşturmak. Oysa Türkiye’nin birçok kentinde su sıkıntısı yaşanıyor” ifadelerini kullandı. Belediye Meclisi’nde yaptığı yoklamada, yalnızca yedi kişinin su kesintisi yaşadığını söylediğini aktaran Yavaş, kesintilerin sınırlı bölgelerde ve geçici olduğunu vurguladı. İsim vermeden Melih Gökçek’e sert eleştiri Eski ABB Başkanı Melih Gökçek’i isim vermeden eleştiren Yavaş, “Hiç tasarruf yapmamışlar. Su tasarrufu çağrısı yapıp kendi evinde aylık 37 ton su kullananlar var. Bir ton bile kısmamışlar, muhtemelen bahçelerini suluyorlar” dedi. Yavaş’ın “Kadı defterdar olmuş, eşek mühürdar olmuş” sözleri dikkat çekti. “Ankara halkı susuz bırakılmadı” ASKİ’nin günlük su verme kapasitesinin 1 milyon 240 bin metreküp olduğunu belirten Yavaş, bugüne kadar bu rakamın altına düşülmediğini söyledi. Yüksek kesimlerde zaman zaman yaşanan su sıkıntıları için yurttaşlardan özür dileyen Yavaş, Ankara’nın büyük bölümünde su sorunu bulunmadığını vurguladı. Basın toplantısını “Ankara’da şu an genel bir su problemi yok” sözleriyle tamamlayan Mansur Yavaş, yurttaşları resmi açıklamalar dışındaki iddialara itibar etmemeye çağırdı.

Mansur Yavaş’a Klip Çektiler! Haber

Mansur Yavaş’a Klip Çektiler!

Ankara’da 2025 yılı boyunca yaşanan su kesintileri, yalnızca iklim krizi ve baraj doluluk oranlarıyla açıklanamayacak bir toplumsal tepkiye dönüştü. Günlerce su akmayan mahalleler, düzensiz basınç uygulamaları ve net bir bilgilendirme yapılmaması, kentte yaşayan yurttaşları sosyal medyada kendi dilini kurmaya itti. Bu dilin en çarpıcı örneği ise kısa sürede viral olan “Çorbam var içen mi” şarkısı oldu. Mizah yoluyla kurulan bu itiraz, sorunun ne kadar yaygın ve hissedilir olduğunu gösterirken, ABB’nin resmi hesabından yayımlanan “Kamuoyuna Duyuru” başlıklı metin, kamuoyunda “bilgilendirme” değil “azarlama” olarak algılandı. Son 50 Yılın En Kurak Yılı mı, Son 50 Yılın En Kötü Yönetimi mi? Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne göre 2025 yılı, hidrolojik veriler açısından başkent için “son 50 yılın en kurak yılı.” Barajlara gelen su miktarının tarihi dip seviyelere gerilediği, kişi başına düşen günlük su miktarının 55 litreye kadar düştüğü resmi açıklamada açıkça ifade ediliyor. Üç yıl içinde barajlara gelen suyun 661 milyon metreküpten 182 milyon metreküpe düşmesi, kuraklık gerçeğini inkâr edilemez kılıyor. Ancak tartışma tam da bu noktada başlıyor. Çünkü “kuraklık” vurgusu, sahadaki düzensiz ve plansız kesintileri açıklamak için bir kalkana dönüşüyor. Belediye “su veriliyor” derken, yurttaşın deneyimi çoğu zaman “saat var, gün yok” şeklinde yaşanıyor. Aynı şehirde, hatta aynı sokakta farklı binaların tamamen farklı su rejimleriyle karşı karşıya kalması, sorunun yalnızca iklimsel olmadığını düşündürüyor. Kuraklık gerçek olabilir; ancak kuraklığın nasıl yönetildiği, hangi mahallede ne zaman ne olacağının neden net biçimde açıklanmadığı sorusu yanıtsız kalıyor. Teknik Arıza mı, Mühendislik Fiyaskosu mu? ABB cephesi, kesintileri ve basınç düşüklüklerini büyük ölçüde “eski altyapı”, “patlayan borular” ve geçmişte yapılmamış yatırımlarla açıklıyor. Özellikle Kesikköprü hattındaki arızalar örnek gösterilerek, sorunun teknik olduğu vurgulanıyor. Ancak kulislerde ve teknik çevrelerde konuşulan iddialar, tablonun bundan ibaret olmadığını ortaya koyuyor. İddialara göre yeni kurulan ve revize edilen hatlarda hidrolik denge yeterince hesaplanmadı, debi ve basınç ilişkisi mahalle ölçeğinde analiz edilmeden sisteme su verildi. Yüksek kotlu bölgelerde suya erişim neredeyse imkânsız hale gelirken, düşük kotlarda dengesiz yüklenme nedeniyle arızalar arttı. Gece basınç düşürme uygulamasının kayıp-kaçağı azaltmak yerine sistemi daha da kırılgan hale getirdiği öne sürülüyor. Bazı uzmanlara göre sorun, suyun varlığı değil, dağıtımın mühendislik açısından sağlıklı planlanmamış olması. Yani mesele “eski borular”dan çok, yanlış projelendirme ve aceleci müdahaleler. Belediye bir şeyler yapıyor olabilir; ancak yanlış yapılan her hamle, krizi çözmek yerine derinleştiriyor. “3 Gün Var, 5 Gün Yok”: Başkent’te Su Lüks Oldu Ankara’da su, artık temel bir hak değil; denk gelirse kullanılan bir ayrıcalık. Kentin birçok mahallesinde “üç gün var, beş gün yok” ifadesi sıradan bir şikâyete dönüştü. Aynı apartmanda farklı saatlerde, hatta aynı katta bile farklı musluklardan farklı sonuçlar alınıyor. Yurttaşlar bidonlarla çeşme arıyor, apartmanlar yüksek maliyetlerle su tankı kurmak zorunda kalıyor. Temizlik, yemek, kişisel hijyen gibi en temel ihtiyaçlar komşu dayanışmasına bırakılmış durumda. Başkentte yaşanan bu tablo, “modern belediyecilik” söylemiyle taban tabana zıt bir görüntü yaratıyor. Sorun yalnızca suyun azlığı değil; suyun ne zaman geleceğinin bilinmemesi. Belirsizlik, krizin en yıpratıcı boyutuna dönüşüyor. Mansur Yavaş Pavyona Kadar Düştü Türkiye’de tarihsel olarak bazı gece kulübü ve gazinolarda (pavyonlarda) sahne alan şarkıcılar, bazen sözlerinde güncel olaylara göndermeler yaparak toplumsal eleştiri içerikli şarkılar seslendirebiliyor. Ankara’da bu su krizi de popüler kültürün gündemine girdi. Yavaş’a yönelik esprili şarkılar ve mırıldanmalar, normal yollarla dikkat çekilemeyen durumu halk diline taşıdı. Kullanılan dil, sert politik dilden ziyade sivri mizah ve zeybek havasını aratmayan, eğlence ortamı jargonuna yakın ögeler içeriyor. Sosyolojik açıdan bakıldığında bu durum, halkın kendine özgü direnme ve eleştirme yolları geliştirdiğinin bir işareti. Toplum, otoriteye karşı mizahi bir dil kullanarak hem sinirini boşaltıyor hem de görünürlük kazanıyor. Bu kesim şarkıları, daha çok alt-orta sınıfın eğlence mekanı kültüründen beslendiği için, “pavyon şakası” olarak da değerlendiriliyor. Geçmişte Türkiye’de kırsal ya da işçi semtlerinde yetişen bazı halk müziği ve arabesk sanatçıların sözlerinde, günlük sıkıntılar ve yöneticilere ince göndermeler yer alması bilinen bir durumdu. Ankara’daki son gelişmeler de benzer bir geleneğin yeni bir örneği gibi okunuyor. Söz konusu “Çorbam var içen mi” videosunda geçen mizansenler bu toplumsal eleştiriyi somutlaştırıyor. Halkın bu tür içeriklerle durumu tiye alması, bir nevi krize karşı kolektif başkaldırı biçimi olarak yorumlanabilir. Akademik literatürde kriz dönemlerinde mizahın bir savunma ve hiciv aracı olduğundan söz edilir; Ankara’da su sorunu üzerinden yapılan göndermeler de bu geleneğin çağdaş bir yansıması olarak görülebilir. “Çorbam var içen mi” videosu, Ankara’daki su krizinin sembolü haline geldi. Belediye başkanına yönelik eleştiri artık basın toplantılarında ya da meclis kürsülerinde değil; şarkılarda, videolarda ve pavyon dilinde dile getiriliyor. Ankaralı Cumhur’un “Su yok, metro yok, yol yok – çorbam var içen mi” dizesi, yerel yönetimin yaşadığı itibar kaybının kısa bir özeti gibi dolaşıma giriyor. Bu ifade bir hakaretten çok, siyasal bir gösterge. Çünkü bir kentte yönetime dair eleştiri popüler kültürün en alt, en sivri diline kadar inmişse, orada ciddi bir güven kırılması yaşanıyor demektir. Mansur Yavaş’ın yönetimi artık teknik raporlarla değil, hicivle tartışılıyor. Bu da krizin sadece altyapısal değil, yönetsel ve iletişimsel olduğunu gösteriyor. Neticede Ankara’da su kesintileri konusu, katmanlı bir toplumsal mesele haline geldi. Halk, musluğundan su akmadığında baraj grafiğini değil, yöneticisini sorgular. Ankara’da bugün tartışılan şey barajlar değil; bu kentin neden öngörülebilir biçimde yönetilemediği. Teknik ayrıntılar, kuraklık verileri ve altyapı sorunları bir yana; bir kentin sakinleri suya erişim hakkının kesintiye uğradığını düşündüğünde sosyal tepki mekanizmaları devreye giriyor. Eleştiriler giderek artarken, “su yokluk” meselesi bir politikaya, bir yönetime tepki olarak paylaşılan bir folklor parçasına dönüştü. “Çorbam var içen mi” şarkısının bu kadar sahiplenilmesi, yurttaşın başka bir dil bulamadığının göstergesi. Mansur Yavaş’ın bu sosyolojik zemindeki performansı nasıl şekillendireceği, önümüzdeki süreçte Ankara siyaseti için önemli bir sınav olmaya devam edecek.

ANKARA BİR DAMLA SUYA HASRET KALDI! Haber

ANKARA BİR DAMLA SUYA HASRET KALDI!

Ankara, 2025’in son aylarına girerken modern bir başkentten çok krizle boğuşan bir kent görüntüsü veriyor. Haftalardır, hatta bazı bölgelerde aylardır devam eden su kesintileri nedeniyle yurttaşlar temel bir hak olan temiz suya erişemiyor. Akşam saatlerinde kesilen, sabaha kadar gelmeyen; kimi zaman sabah 10’u bulmadan musluklardan akmayan su, başkentin gündelik hayatını felç etmiş durumda. BAŞKENT’TE ORTAÇAĞ MANZARALARI: TANKER KUYRUKLARI GERİ DÖNDÜ Ankara’da ortaya çıkan tablo, “sosyal belediyecilik” söylemleriyle taban tabana zıt. Mamak, Keçiören, Pursaklar ve Etimesgut başta olmak üzere birçok ilçede yurttaşlar bidonlarla, damacanalarla tanker bekliyor. Apartman önlerinde oluşan kuyruklar, Türkiye’nin başkentinde 2025 yılında yaşanan utanç verici bir manzarayı gözler önüne seriyor. Çamaşır yıkayamayan, duş alamayan, çocuklarına hijyen sağlayamayan aileler için bu durum artık bir konfor sorunu değil, doğrudan yaşam krizi. İlçe Kesinti Süresi / Durumu En Çok Etkilenen Mahalleler Mamak 3 Gündür Kesintili / Bazı yerlerde 30+ Saat Akdere, Saimekadın, Peyami Sefa, Kazım Orbay Yenimahalle Haftalardır her gün kesinti iddiası Pamuklar, Susuz, Ata, Batı Sitesi Etimesgut 24 Saati aşan planlı/plansız kesintiler Bağlıca, Yapracık, Şehit Ali, Turkuaz Keçiören Habersiz ve uzun süreli kesintiler Bağlarbaşı, Hasköy, Atıfbey “BORU PATLADI” DENİLDİ, AYLAR GEÇTİ Kesintilerin ilk günlerinde yapılan açıklamalarda sorun “boru patlağı” ve “teknik arıza” olarak duyuruldu. Ancak 30 Eylül’den bu yana geçen sürede kesintilerin hâlâ sürmesi, bu açıklamaları boşa düşürdü. Eğer sorun bir boru patlağından ibaret ise neden hâlâ giderilemedi? Eğer altyapı yetersizse neden aylarca geçici çözümlerle oyalanıldı? Yanıtlanmayan bu sorular, kamuoyunda “yönetememe” eleştirisini güçlendirdi. GECE GİDİYOR, SABAH GELMİYOR Yurttaşların ortak şikâyeti net: Su akşam 8–9 saatlerinde kesiliyor, sabah ise çoğu zaman 10’u bulmadan gelmiyor. Plansız, düzensiz ve önceden bildirilmeyen kesintiler; çalışanları, öğrencileri, yaşlıları ve hastaları doğrudan etkiliyor. Başkentte yaşam, suyun keyfine ve saatine göre planlanır hale gelmiş durumda. SABIR TAŞTI: “BU YÖNETİM Mİ?” Sosyal medyada tepkiler çığ gibi büyüyor. Yurttaşlar, yaşanan krizin artık teknik değil siyasi bir sorun olduğunu dile getiriyor. “Beceriksizliğin faturası neden bize kesiliyor?” sorusu binlerce paylaşımda tekrar ediliyor. İstifa çağrıları açıkça dillendirilirken, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin sessizliği öfkeyi daha da artırıyor. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın yönetimi, başkenti tanker kuyruklarına mahkûm etmekle suçlanıyor. Yurttaşlar, aylar süren kesintilere rağmen hâlâ net, takvimli ve güven veren bir çözüm planı açıklanmamasını kabul etmiyor. ANKARA SUSUZ, YÖNETİM CEVAPSIZ Başkentte yaşanan tablo artık inkâr edilemez bir noktaya ulaştı. Su kesintileri geçici değil, yapısal bir krize dönüşmüş durumda. Ankara susuz, yurttaş öfkeli, kamuoyu yanıtsız. 30 Eylül’den bu yana değişmeyen tek şey ise belirsizlik. Başkent, bir damla suya hasret; sorumlular ise hâlâ net bir hesap vermiş değil.

Yandaş basından Mansur Yavaş’a “operasyon” manşeti: ABB’den net yanıt geldi Haber

Yandaş basından Mansur Yavaş’a “operasyon” manşeti: ABB’den net yanıt geldi

İktidara yakınlığıyla bilinen bazı medya organlarında, Mansur Yavaş ve Ankara Büyükşehir Belediyesi hakkında “yeni bir inceleme başlatıldığı” yönünde haberler yayımlandı. Ancak söz konusu iddiaların, daha önce açılmış ve kamuoyuna yansımış bir dosyada yer aldığı ortaya çıktı. Ankara Büyükşehir Belediyesi, haberlerin gerçeği çarpıttığını belirterek kamuoyunu bilgilendirdi. Aynı dosya, “yeni” gibi servis edildi Sabah ve Yeni Şafak gazetelerinde yer alan haberlerde, Yavaş’ın Çankırı ve Karabük mitinglerinde belediye imkânlarını kullandığı iddiasıyla “yeni bir soruşturma izni istendiği” öne sürüldü. Sabah gazetesi bu durumu “dördüncü operasyon” başlığıyla verirken, Yeni Şafak haberinde ise “başlatıldı” ve “başlatıldığı öne sürüldü” gibi çelişkili ifadelere yer verdi. İddialar zaten mevcut soruşturma kapsamındaydı Haberlere konu edilen Çankırı ve Karabük mitingleri, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın daha önce talep ettiği ve İçişleri Bakanlığı’nın 22 Kasım 2025 tarihinde izin verdiği soruşturma dosyasında zaten yer alıyordu. Aynı dosyada, belediyenin farklı noktalarda yaptığı ücretsiz çorba dağıtımı ve Ankapark başlıklarının da inceleme konusu olduğu biliniyordu. Ankara Büyükşehir Belediyesi: Algı kampanyası yürütülüyor Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan yazılı açıklamada, dosyanın yeni olmadığı vurgulanarak şu ifadelere yer verildi: Söz konusu dosyanın daha önce kamuoyuna da yansıyan açık bir dosya olduğu, buna rağmen bazı medya organlarınca “ilk kez gündeme gelmiş” gibi sunulmasının açık bir algı çalışması olduğu belirtildi. “Kamu kaynağı kullanılmadı” vurgusu Açıklamada ayrıca, Mansur Yavaş’ın 2023 seçim sürecinde belediyeden maaş dahi almadığı ve kamu kaynağı kullanmadığını açık biçimde beyan ettiği hatırlatıldı. Belediyeden yapılan değerlendirmede, bu bilgilerin kamuya açık olduğu ve isteyen herkes tarafından incelenebileceği ifade edildi. Yaşanan gelişme, yerel yönetimlere yönelik medya dili ve siyasal kutuplaşma tartışmalarını yeniden gündeme taşırken, Ankara Büyükşehir Belediyesi cephesinden “dosya eski, manşet yeni” mesajı verildi.

Ankara’da sular ısındı: Yavaş’tan Gökçekler hakkında suç duyurusu Haber

Ankara’da sular ısındı: Yavaş’tan Gökçekler hakkında suç duyurusu

İddia kulislerle geldi Ankara kamuoyunu sarsan gelişme, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, eski başkan Melih Gökçek ve AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek hakkında suç duyurusunda bulunmasıyla yeni bir aşamaya girdi. Yavaş’ın hamlesi, “soruşturma izni” kararının ardından gündeme gelen kulis iddialarına yanıt olarak geldi. Soruşturma izninin gölgesinde “etki iddiası” patladı Kulis bilgilerine göre, Melih Gökçek ve Osman Gökçek’in, Yavaş hakkında soruşturma izni veren müfettişler ve Teftiş Kurulu ile temas kurduğu; bu görüşmelerde Yavaş aleyhine girişimlerde bulunulduğu öne sürüldü. Söz konusu iddialar, başkentte siyasi tansiyonu yükseltti. Yavaş, iddiaları yargıya taşıdı Gelişmeler üzerine Yavaş, iddialara konu isimler hakkında suç duyurusunda bulunarak meselenin adli mercilerce soruşturulmasını istedi. Belediye cephesinde, “yargının etkilenmesi” iddiasının ciddiyetle ele alınması gerektiği vurgulandı. Dosyanın kökü konser harcamalarına uzanıyor Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, belediyenin konser organizasyonlarına ilişkin yürüttüğü dosyada, iddianame aşamasının ardından Yavaş ile Özel Kalem Müdürü Nevzat Uzunoğlu hakkında “görevi kötüye kullanma” ve “denetim görevini ihmal” suçlamaları kapsamında İçişleri Bakanlığı’ndan soruşturma izni talep etmişti. Bakanlık bu talebe onay vermişti. İtiraz mekanizması işletildi Yavaş, verilen soruşturma izni kararına itiraz ederek dilekçesini İçişleri Bakanlığı’na sundu. İtiraz süreci devam ederken, Gökçekler hakkındaki iddia ve suç duyurusu, dosyayı yalnızca bir mali soruşturma olmaktan çıkarıp geniş bir siyasi tartışmaya dönüştürdü. Başkent, yargı–siyaset geriliminin seyrine kilitlendi Gözler şimdi hem soruşturma izni kararına yapılacak itirazın sonucuna hem de Yavaş’ın suç duyurusuyla açılan yeni hattın nasıl ilerleyeceğine çevrildi. Sürecin, Ankara siyasetinde dengeleri nasıl etkileyeceği merak konusu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.