SON DAKİKA

#Mansur Yavaş

HABER DEĞER - Mansur Yavaş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mansur Yavaş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Ankara susuz değil, dezenformasyon yapılıyor" Haber

"Ankara susuz değil, dezenformasyon yapılıyor"

Son günlerde Ankara’da su kesintisi yaşandığına dair çıkan haberler üzerine basın toplantısı düzenleyen ABB Başkanı Mansur Yavaş, iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtti. Kent genelinde suyun kesilmediğini vurgulayan Yavaş, yapılan haberleri “dezenformasyon” olarak nitelendirdi ve bu paylaşımlarla ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı. “Dezenformasyon yapanların hepsini savcılığa vereceğiz” Mansur Yavaş, bazı siyasetçilerin ve televizyon yorumcularının gerçeği çarpıttığını söyleyerek, su tasarrufu çağrısı yapan ancak yüksek miktarda su tüketen isimlerin verilerinin ellerinde olduğunu dile getirdi. Yavaş, “Televizyonlarda bağırıp çağıranlar aylık ortalama 20 metreküp su kullanıyor, sosyal medyada bağıran birinin evinde ise 37 metreküp su tüketildiğini görüyoruz. Bunların tamamını dezenformasyondan savcılığa vereceğiz” dedi. “Kuraklık küresel, Ankara da etkileniyor” Açıklamasında kuraklık sorununa da değinen Yavaş, yaşanan sürecin sıradan bir kuraklık olmadığını ifade etti. Akdeniz Havzası’nın dünyanın en hızlı kuruyan bölgelerinden biri haline geldiğini söyleyen Yavaş, bu tablonun Elazığ, Konya, Kayseri ve Ankara’yı doğrudan etkilediğini belirtti. Ankara’nın tarihinin en kurak dönemlerinden birini yaşadığını vurgulayan Yavaş, nüfus artarken barajlara gelen su miktarının azaldığını dile getirdi. DSİ’ye uyarı yapıldı, yanıt gelmedi Yavaş, Devlet Su İşleri’ni daha önce uyardıklarını belirterek, 2029 yılında Ankara’da kuraklık olmasa dahi mevcut nüfusla su sıkıntısı yaşanacağına dair rapor hazırladıklarını, ancak bu rapora resmi bir yanıt alamadıklarını söyledi. “Amaç CHP’li belediyeleri başarısız göstermek” Yavaş, su kesintileri üzerinden CHP’li belediyelere yönelik bir algı operasyonu yürütüldüğünü savunarak, “Amaç, ‘CHP’li belediyeler şehri susuz bıraktı’ algısını oluşturmak. Oysa Türkiye’nin birçok kentinde su sıkıntısı yaşanıyor” ifadelerini kullandı. Belediye Meclisi’nde yaptığı yoklamada, yalnızca yedi kişinin su kesintisi yaşadığını söylediğini aktaran Yavaş, kesintilerin sınırlı bölgelerde ve geçici olduğunu vurguladı. İsim vermeden Melih Gökçek’e sert eleştiri Eski ABB Başkanı Melih Gökçek’i isim vermeden eleştiren Yavaş, “Hiç tasarruf yapmamışlar. Su tasarrufu çağrısı yapıp kendi evinde aylık 37 ton su kullananlar var. Bir ton bile kısmamışlar, muhtemelen bahçelerini suluyorlar” dedi. Yavaş’ın “Kadı defterdar olmuş, eşek mühürdar olmuş” sözleri dikkat çekti. “Ankara halkı susuz bırakılmadı” ASKİ’nin günlük su verme kapasitesinin 1 milyon 240 bin metreküp olduğunu belirten Yavaş, bugüne kadar bu rakamın altına düşülmediğini söyledi. Yüksek kesimlerde zaman zaman yaşanan su sıkıntıları için yurttaşlardan özür dileyen Yavaş, Ankara’nın büyük bölümünde su sorunu bulunmadığını vurguladı. Basın toplantısını “Ankara’da şu an genel bir su problemi yok” sözleriyle tamamlayan Mansur Yavaş, yurttaşları resmi açıklamalar dışındaki iddialara itibar etmemeye çağırdı.

Mansur Yavaş’a Klip Çektiler! Haber

Mansur Yavaş’a Klip Çektiler!

Ankara’da 2025 yılı boyunca yaşanan su kesintileri, yalnızca iklim krizi ve baraj doluluk oranlarıyla açıklanamayacak bir toplumsal tepkiye dönüştü. Günlerce su akmayan mahalleler, düzensiz basınç uygulamaları ve net bir bilgilendirme yapılmaması, kentte yaşayan yurttaşları sosyal medyada kendi dilini kurmaya itti. Bu dilin en çarpıcı örneği ise kısa sürede viral olan “Çorbam var içen mi” şarkısı oldu. Mizah yoluyla kurulan bu itiraz, sorunun ne kadar yaygın ve hissedilir olduğunu gösterirken, ABB’nin resmi hesabından yayımlanan “Kamuoyuna Duyuru” başlıklı metin, kamuoyunda “bilgilendirme” değil “azarlama” olarak algılandı. Son 50 Yılın En Kurak Yılı mı, Son 50 Yılın En Kötü Yönetimi mi? Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne göre 2025 yılı, hidrolojik veriler açısından başkent için “son 50 yılın en kurak yılı.” Barajlara gelen su miktarının tarihi dip seviyelere gerilediği, kişi başına düşen günlük su miktarının 55 litreye kadar düştüğü resmi açıklamada açıkça ifade ediliyor. Üç yıl içinde barajlara gelen suyun 661 milyon metreküpten 182 milyon metreküpe düşmesi, kuraklık gerçeğini inkâr edilemez kılıyor. Ancak tartışma tam da bu noktada başlıyor. Çünkü “kuraklık” vurgusu, sahadaki düzensiz ve plansız kesintileri açıklamak için bir kalkana dönüşüyor. Belediye “su veriliyor” derken, yurttaşın deneyimi çoğu zaman “saat var, gün yok” şeklinde yaşanıyor. Aynı şehirde, hatta aynı sokakta farklı binaların tamamen farklı su rejimleriyle karşı karşıya kalması, sorunun yalnızca iklimsel olmadığını düşündürüyor. Kuraklık gerçek olabilir; ancak kuraklığın nasıl yönetildiği, hangi mahallede ne zaman ne olacağının neden net biçimde açıklanmadığı sorusu yanıtsız kalıyor. Teknik Arıza mı, Mühendislik Fiyaskosu mu? ABB cephesi, kesintileri ve basınç düşüklüklerini büyük ölçüde “eski altyapı”, “patlayan borular” ve geçmişte yapılmamış yatırımlarla açıklıyor. Özellikle Kesikköprü hattındaki arızalar örnek gösterilerek, sorunun teknik olduğu vurgulanıyor. Ancak kulislerde ve teknik çevrelerde konuşulan iddialar, tablonun bundan ibaret olmadığını ortaya koyuyor. İddialara göre yeni kurulan ve revize edilen hatlarda hidrolik denge yeterince hesaplanmadı, debi ve basınç ilişkisi mahalle ölçeğinde analiz edilmeden sisteme su verildi. Yüksek kotlu bölgelerde suya erişim neredeyse imkânsız hale gelirken, düşük kotlarda dengesiz yüklenme nedeniyle arızalar arttı. Gece basınç düşürme uygulamasının kayıp-kaçağı azaltmak yerine sistemi daha da kırılgan hale getirdiği öne sürülüyor. Bazı uzmanlara göre sorun, suyun varlığı değil, dağıtımın mühendislik açısından sağlıklı planlanmamış olması. Yani mesele “eski borular”dan çok, yanlış projelendirme ve aceleci müdahaleler. Belediye bir şeyler yapıyor olabilir; ancak yanlış yapılan her hamle, krizi çözmek yerine derinleştiriyor. “3 Gün Var, 5 Gün Yok”: Başkent’te Su Lüks Oldu Ankara’da su, artık temel bir hak değil; denk gelirse kullanılan bir ayrıcalık. Kentin birçok mahallesinde “üç gün var, beş gün yok” ifadesi sıradan bir şikâyete dönüştü. Aynı apartmanda farklı saatlerde, hatta aynı katta bile farklı musluklardan farklı sonuçlar alınıyor. Yurttaşlar bidonlarla çeşme arıyor, apartmanlar yüksek maliyetlerle su tankı kurmak zorunda kalıyor. Temizlik, yemek, kişisel hijyen gibi en temel ihtiyaçlar komşu dayanışmasına bırakılmış durumda. Başkentte yaşanan bu tablo, “modern belediyecilik” söylemiyle taban tabana zıt bir görüntü yaratıyor. Sorun yalnızca suyun azlığı değil; suyun ne zaman geleceğinin bilinmemesi. Belirsizlik, krizin en yıpratıcı boyutuna dönüşüyor. Mansur Yavaş Pavyona Kadar Düştü Türkiye’de tarihsel olarak bazı gece kulübü ve gazinolarda (pavyonlarda) sahne alan şarkıcılar, bazen sözlerinde güncel olaylara göndermeler yaparak toplumsal eleştiri içerikli şarkılar seslendirebiliyor. Ankara’da bu su krizi de popüler kültürün gündemine girdi. Yavaş’a yönelik esprili şarkılar ve mırıldanmalar, normal yollarla dikkat çekilemeyen durumu halk diline taşıdı. Kullanılan dil, sert politik dilden ziyade sivri mizah ve zeybek havasını aratmayan, eğlence ortamı jargonuna yakın ögeler içeriyor. Sosyolojik açıdan bakıldığında bu durum, halkın kendine özgü direnme ve eleştirme yolları geliştirdiğinin bir işareti. Toplum, otoriteye karşı mizahi bir dil kullanarak hem sinirini boşaltıyor hem de görünürlük kazanıyor. Bu kesim şarkıları, daha çok alt-orta sınıfın eğlence mekanı kültüründen beslendiği için, “pavyon şakası” olarak da değerlendiriliyor. Geçmişte Türkiye’de kırsal ya da işçi semtlerinde yetişen bazı halk müziği ve arabesk sanatçıların sözlerinde, günlük sıkıntılar ve yöneticilere ince göndermeler yer alması bilinen bir durumdu. Ankara’daki son gelişmeler de benzer bir geleneğin yeni bir örneği gibi okunuyor. Söz konusu “Çorbam var içen mi” videosunda geçen mizansenler bu toplumsal eleştiriyi somutlaştırıyor. Halkın bu tür içeriklerle durumu tiye alması, bir nevi krize karşı kolektif başkaldırı biçimi olarak yorumlanabilir. Akademik literatürde kriz dönemlerinde mizahın bir savunma ve hiciv aracı olduğundan söz edilir; Ankara’da su sorunu üzerinden yapılan göndermeler de bu geleneğin çağdaş bir yansıması olarak görülebilir. “Çorbam var içen mi” videosu, Ankara’daki su krizinin sembolü haline geldi. Belediye başkanına yönelik eleştiri artık basın toplantılarında ya da meclis kürsülerinde değil; şarkılarda, videolarda ve pavyon dilinde dile getiriliyor. Ankaralı Cumhur’un “Su yok, metro yok, yol yok – çorbam var içen mi” dizesi, yerel yönetimin yaşadığı itibar kaybının kısa bir özeti gibi dolaşıma giriyor. Bu ifade bir hakaretten çok, siyasal bir gösterge. Çünkü bir kentte yönetime dair eleştiri popüler kültürün en alt, en sivri diline kadar inmişse, orada ciddi bir güven kırılması yaşanıyor demektir. Mansur Yavaş’ın yönetimi artık teknik raporlarla değil, hicivle tartışılıyor. Bu da krizin sadece altyapısal değil, yönetsel ve iletişimsel olduğunu gösteriyor. Neticede Ankara’da su kesintileri konusu, katmanlı bir toplumsal mesele haline geldi. Halk, musluğundan su akmadığında baraj grafiğini değil, yöneticisini sorgular. Ankara’da bugün tartışılan şey barajlar değil; bu kentin neden öngörülebilir biçimde yönetilemediği. Teknik ayrıntılar, kuraklık verileri ve altyapı sorunları bir yana; bir kentin sakinleri suya erişim hakkının kesintiye uğradığını düşündüğünde sosyal tepki mekanizmaları devreye giriyor. Eleştiriler giderek artarken, “su yokluk” meselesi bir politikaya, bir yönetime tepki olarak paylaşılan bir folklor parçasına dönüştü. “Çorbam var içen mi” şarkısının bu kadar sahiplenilmesi, yurttaşın başka bir dil bulamadığının göstergesi. Mansur Yavaş’ın bu sosyolojik zemindeki performansı nasıl şekillendireceği, önümüzdeki süreçte Ankara siyaseti için önemli bir sınav olmaya devam edecek.

ANKARA BİR DAMLA SUYA HASRET KALDI! Haber

ANKARA BİR DAMLA SUYA HASRET KALDI!

Ankara, 2025’in son aylarına girerken modern bir başkentten çok krizle boğuşan bir kent görüntüsü veriyor. Haftalardır, hatta bazı bölgelerde aylardır devam eden su kesintileri nedeniyle yurttaşlar temel bir hak olan temiz suya erişemiyor. Akşam saatlerinde kesilen, sabaha kadar gelmeyen; kimi zaman sabah 10’u bulmadan musluklardan akmayan su, başkentin gündelik hayatını felç etmiş durumda. BAŞKENT’TE ORTAÇAĞ MANZARALARI: TANKER KUYRUKLARI GERİ DÖNDÜ Ankara’da ortaya çıkan tablo, “sosyal belediyecilik” söylemleriyle taban tabana zıt. Mamak, Keçiören, Pursaklar ve Etimesgut başta olmak üzere birçok ilçede yurttaşlar bidonlarla, damacanalarla tanker bekliyor. Apartman önlerinde oluşan kuyruklar, Türkiye’nin başkentinde 2025 yılında yaşanan utanç verici bir manzarayı gözler önüne seriyor. Çamaşır yıkayamayan, duş alamayan, çocuklarına hijyen sağlayamayan aileler için bu durum artık bir konfor sorunu değil, doğrudan yaşam krizi. İlçe Kesinti Süresi / Durumu En Çok Etkilenen Mahalleler Mamak 3 Gündür Kesintili / Bazı yerlerde 30+ Saat Akdere, Saimekadın, Peyami Sefa, Kazım Orbay Yenimahalle Haftalardır her gün kesinti iddiası Pamuklar, Susuz, Ata, Batı Sitesi Etimesgut 24 Saati aşan planlı/plansız kesintiler Bağlıca, Yapracık, Şehit Ali, Turkuaz Keçiören Habersiz ve uzun süreli kesintiler Bağlarbaşı, Hasköy, Atıfbey “BORU PATLADI” DENİLDİ, AYLAR GEÇTİ Kesintilerin ilk günlerinde yapılan açıklamalarda sorun “boru patlağı” ve “teknik arıza” olarak duyuruldu. Ancak 30 Eylül’den bu yana geçen sürede kesintilerin hâlâ sürmesi, bu açıklamaları boşa düşürdü. Eğer sorun bir boru patlağından ibaret ise neden hâlâ giderilemedi? Eğer altyapı yetersizse neden aylarca geçici çözümlerle oyalanıldı? Yanıtlanmayan bu sorular, kamuoyunda “yönetememe” eleştirisini güçlendirdi. GECE GİDİYOR, SABAH GELMİYOR Yurttaşların ortak şikâyeti net: Su akşam 8–9 saatlerinde kesiliyor, sabah ise çoğu zaman 10’u bulmadan gelmiyor. Plansız, düzensiz ve önceden bildirilmeyen kesintiler; çalışanları, öğrencileri, yaşlıları ve hastaları doğrudan etkiliyor. Başkentte yaşam, suyun keyfine ve saatine göre planlanır hale gelmiş durumda. SABIR TAŞTI: “BU YÖNETİM Mİ?” Sosyal medyada tepkiler çığ gibi büyüyor. Yurttaşlar, yaşanan krizin artık teknik değil siyasi bir sorun olduğunu dile getiriyor. “Beceriksizliğin faturası neden bize kesiliyor?” sorusu binlerce paylaşımda tekrar ediliyor. İstifa çağrıları açıkça dillendirilirken, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin sessizliği öfkeyi daha da artırıyor. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın yönetimi, başkenti tanker kuyruklarına mahkûm etmekle suçlanıyor. Yurttaşlar, aylar süren kesintilere rağmen hâlâ net, takvimli ve güven veren bir çözüm planı açıklanmamasını kabul etmiyor. ANKARA SUSUZ, YÖNETİM CEVAPSIZ Başkentte yaşanan tablo artık inkâr edilemez bir noktaya ulaştı. Su kesintileri geçici değil, yapısal bir krize dönüşmüş durumda. Ankara susuz, yurttaş öfkeli, kamuoyu yanıtsız. 30 Eylül’den bu yana değişmeyen tek şey ise belirsizlik. Başkent, bir damla suya hasret; sorumlular ise hâlâ net bir hesap vermiş değil.

Yandaş basından Mansur Yavaş’a “operasyon” manşeti: ABB’den net yanıt geldi Haber

Yandaş basından Mansur Yavaş’a “operasyon” manşeti: ABB’den net yanıt geldi

İktidara yakınlığıyla bilinen bazı medya organlarında, Mansur Yavaş ve Ankara Büyükşehir Belediyesi hakkında “yeni bir inceleme başlatıldığı” yönünde haberler yayımlandı. Ancak söz konusu iddiaların, daha önce açılmış ve kamuoyuna yansımış bir dosyada yer aldığı ortaya çıktı. Ankara Büyükşehir Belediyesi, haberlerin gerçeği çarpıttığını belirterek kamuoyunu bilgilendirdi. Aynı dosya, “yeni” gibi servis edildi Sabah ve Yeni Şafak gazetelerinde yer alan haberlerde, Yavaş’ın Çankırı ve Karabük mitinglerinde belediye imkânlarını kullandığı iddiasıyla “yeni bir soruşturma izni istendiği” öne sürüldü. Sabah gazetesi bu durumu “dördüncü operasyon” başlığıyla verirken, Yeni Şafak haberinde ise “başlatıldı” ve “başlatıldığı öne sürüldü” gibi çelişkili ifadelere yer verdi. İddialar zaten mevcut soruşturma kapsamındaydı Haberlere konu edilen Çankırı ve Karabük mitingleri, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın daha önce talep ettiği ve İçişleri Bakanlığı’nın 22 Kasım 2025 tarihinde izin verdiği soruşturma dosyasında zaten yer alıyordu. Aynı dosyada, belediyenin farklı noktalarda yaptığı ücretsiz çorba dağıtımı ve Ankapark başlıklarının da inceleme konusu olduğu biliniyordu. Ankara Büyükşehir Belediyesi: Algı kampanyası yürütülüyor Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan yazılı açıklamada, dosyanın yeni olmadığı vurgulanarak şu ifadelere yer verildi: Söz konusu dosyanın daha önce kamuoyuna da yansıyan açık bir dosya olduğu, buna rağmen bazı medya organlarınca “ilk kez gündeme gelmiş” gibi sunulmasının açık bir algı çalışması olduğu belirtildi. “Kamu kaynağı kullanılmadı” vurgusu Açıklamada ayrıca, Mansur Yavaş’ın 2023 seçim sürecinde belediyeden maaş dahi almadığı ve kamu kaynağı kullanmadığını açık biçimde beyan ettiği hatırlatıldı. Belediyeden yapılan değerlendirmede, bu bilgilerin kamuya açık olduğu ve isteyen herkes tarafından incelenebileceği ifade edildi. Yaşanan gelişme, yerel yönetimlere yönelik medya dili ve siyasal kutuplaşma tartışmalarını yeniden gündeme taşırken, Ankara Büyükşehir Belediyesi cephesinden “dosya eski, manşet yeni” mesajı verildi.

Ankara’da sular ısındı: Yavaş’tan Gökçekler hakkında suç duyurusu Haber

Ankara’da sular ısındı: Yavaş’tan Gökçekler hakkında suç duyurusu

İddia kulislerle geldi Ankara kamuoyunu sarsan gelişme, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, eski başkan Melih Gökçek ve AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek hakkında suç duyurusunda bulunmasıyla yeni bir aşamaya girdi. Yavaş’ın hamlesi, “soruşturma izni” kararının ardından gündeme gelen kulis iddialarına yanıt olarak geldi. Soruşturma izninin gölgesinde “etki iddiası” patladı Kulis bilgilerine göre, Melih Gökçek ve Osman Gökçek’in, Yavaş hakkında soruşturma izni veren müfettişler ve Teftiş Kurulu ile temas kurduğu; bu görüşmelerde Yavaş aleyhine girişimlerde bulunulduğu öne sürüldü. Söz konusu iddialar, başkentte siyasi tansiyonu yükseltti. Yavaş, iddiaları yargıya taşıdı Gelişmeler üzerine Yavaş, iddialara konu isimler hakkında suç duyurusunda bulunarak meselenin adli mercilerce soruşturulmasını istedi. Belediye cephesinde, “yargının etkilenmesi” iddiasının ciddiyetle ele alınması gerektiği vurgulandı. Dosyanın kökü konser harcamalarına uzanıyor Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, belediyenin konser organizasyonlarına ilişkin yürüttüğü dosyada, iddianame aşamasının ardından Yavaş ile Özel Kalem Müdürü Nevzat Uzunoğlu hakkında “görevi kötüye kullanma” ve “denetim görevini ihmal” suçlamaları kapsamında İçişleri Bakanlığı’ndan soruşturma izni talep etmişti. Bakanlık bu talebe onay vermişti. İtiraz mekanizması işletildi Yavaş, verilen soruşturma izni kararına itiraz ederek dilekçesini İçişleri Bakanlığı’na sundu. İtiraz süreci devam ederken, Gökçekler hakkındaki iddia ve suç duyurusu, dosyayı yalnızca bir mali soruşturma olmaktan çıkarıp geniş bir siyasi tartışmaya dönüştürdü. Başkent, yargı–siyaset geriliminin seyrine kilitlendi Gözler şimdi hem soruşturma izni kararına yapılacak itirazın sonucuna hem de Yavaş’ın suç duyurusuyla açılan yeni hattın nasıl ilerleyeceğine çevrildi. Sürecin, Ankara siyasetinde dengeleri nasıl etkileyeceği merak konusu.

“Mansur Yavaş’a soruşturma izni verildi” iddiası yalanlandı Haber

“Mansur Yavaş’a soruşturma izni verildi” iddiası yalanlandı

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), bazı basın organlarında yer alan “İçişleri Bakanlığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine Mansur Yavaş’a soruşturma izni verdi” haberlerini yalanladı. “İddianamede Mansur Yavaş’ın ismi dahi geçmiyor” ABB’nin yazılı açıklamasında, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla duyuru yapılması gerektiği belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın isminin geçmediği bir iddianameye ilişkin olarak İçişleri Bakanlığı’ndan soruşturma izni talebinde bulunmuştur. Kamuoyunda ‘konser soruşturması’ olarak bilinen süreç kapsamında daha önce Mülkiye Müfettişleri kapsamlı bir inceleme yapmış, Yavaş’ın ifadesine dahi başvurma gereği görmemiştir.” “Yazılı ifade verildi, süreç olağan şekilde işliyor” Açıklamaya göre, İçişleri Bakanlığı belediyeye müfettiş gönderdi ve müfettişler şu anda ilgili iddiaları inceliyor. ABB, bu süreçte Mansur Yavaş’ın yazılı ifade verdiğini ve “olağan prosedürün işlediğini” bildirdi. “Bu konuda Mansur Yavaş yazılı ifade vermiştir. Süreç tamamen olağan şekilde işlemektedir.” “7 günlük süre, standart bir uygulama” Bazı haberlerde öne çıkan “7 günlük savunma süresi” ifadesine de açıklık getirildi. Belediye, bu sürenin Mülkiye soruşturmalarında rutin bir prosedür olduğunu belirtti: “7 günlük süre, Mülkiye soruşturmalarında savunma için rutin olarak tanınan 7 ila 10 günlük standart süreden ibarettir. Müfettiş raporu doğrultusunda, İçişleri Bakanlığı soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine karar verecektir.” “İtiraz hakkımız açık” Ankara Büyükşehir Belediyesi, açıklamasının sonunda olası bir soruşturma izni durumunda yasal itiraz haklarını kullanacaklarını bildirdi: “Soruşturma izni verilmesi halinde, bu karara karşı elbette yasal itiraz yolumuz açıktır. Şu an için söz konusu olan, sadece rutin bir inceleme sürecidir.” Ankara Büyükşehir Belediyesi, Mansur Yavaş hakkında “soruşturma izni verildi” haberlerinin gerçeği yansıtmadığını, sürecin yalnızca rutin bir müfettiş incelemesi olduğunu açıkladı. Belediye, “Yavaş’ın ifade verdiği, ancak herhangi bir soruşturma kararının alınmadığı” bilgisini kamuoyuyla paylaştı.

İlber Ortaylı: Hangi grup onunla uğraşırsa yanlış yapar Haber

İlber Ortaylı: Hangi grup onunla uğraşırsa yanlış yapar

Ünlü tarihçi İlber Ortaylı, bugünkü köşe yazısında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. “Ankara için bir kazançtır” Ortaylı, Yavaş’ın görev süresine ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Türkiye ve Ankara için bir kazançtır. Daha da çok şeyi sessizce yapıyor. İmkânları dar ve yer yer daraltılıyor. Açık konuşayım; hangi grup Mansur Bey’le uğraşırsa yanlış yapar. Sempatizanları da muhalifleri de bu gibi oyunlardan yaka silktikleri için mutlaka ona sahip çıkarlar.” Ortaylı, CHP’nin Yavaş’ı aday göstermesinin Ankara açısından isabetli bir karar olduğunu da belirterek, “Nihayet CHP kendisini aday göstermeyi akıl etti ve şehir hiç de hoş bir durumda değildi” dedi. “Bu anlayamadığım soruşturmadan önceki son yazımdır” Yazısında Yavaş hakkında iddia edilen bir soruşturmaya da değinen Ortaylı, “Galiba bu sıralarda hakkında soruşturma başlayacak. Adalete olan saygımdan dolayı o zaman artık yazmayacağım. Bu kendisi hakkındaki sözü geçen anlayamadığım soruşturmadan önceki son yazımdır. Ama adalet bekliyoruz” ifadelerini kullandı. “İlk defa gerçek bir Ankaralı başkanımız var” Ortaylı, Mansur Yavaş’ın kent kimliğini yansıtan bir yönetim anlayışı sergilediğini de vurguladı: “Ankara’nın kendine yakışan, ağırbaşlı bir belediye başkanı vardır. Etrafıyla da iyi bağlantı kuruyor. Dikkatinizi çekti mi? İlk defa gerçek bir Ankaralı başkanımız var.” Ortaylı’nın bu sözleri, sosyal medyada kısa sürede gündem olurken, birçok yurttaş paylaşımı “destek” ve “adalet çağrısı” yorumlarıyla paylaştı.

MANSUR YAVAŞ İSTİFA! Haber

MANSUR YAVAŞ İSTİFA!

Su kesintileri, 30 Eylül'den beri aralıksız sürüyor. Vatandaşlar, bilgilendirme SMS'lerinin bile kesildiği bir ortamda, ellerini yüzlerini yıkamakta zorlanıyor. ASKİ, "arıza onarımı" gerekçesiyle gecikmeleri uzatırken, muhalif sesler bu durumu "planlı bir ihmal" olarak nitelendiriyor. Önceki dönemlerde sık sık patladığı bilinen asbestli boruların hala değiştirilmemesi, Yavaş yönetiminin en büyük eleştiri oklarını üzerine çekiyor. Bir vatandaş, sosyal medyada öfkesini şu sözlerle dile getirdi: "Mansur Yavaş Ankara'yı Kerbela'ya çevirdi! Susuzluktan kavrulan bir şehirde, konserler ve vitrin çalışmalarıyla mı idare edeceğiz?" Sosyal medyada isyan büyüyor Sosyal medya platformu X'te (eski Twitter) binlerce Ankaralı, #AnkaraSusuzluk ve #MansurYavaş etiketleriyle isyan bayrağını çekti. Bir kullanıcı, "Ankara'da 10 gündür su yok. Elimizi yüzümüzü yıkayamıyoruz, metrolar rezil, sokaklar delik deşik. Mansur Yavaş sadece susuyor!" diye haykırdı. Başka bir paylaşımda, "Mansur Yavaş su sorununa çare buldu: Ankaralılar su kullanmazsa suya da ihtiyaç olmaz!" sözleriyle alay edildi. Eleştiriler, Yavaş'ın 2019'daki "Su hava gibidir, para alamazsınız" vaadine de sıçradı. Bugün konutlarda su fiyatı 5 TL'den 156 TL'ye fırlamış durumda. Mahallelerden yükselen öfke Mamak ve Altındağ gibi semtlerde yaşayan yurttaşlar, "Her gün arıza bahanesiyle su kesintisi, gına geldi" diyerek Yavaş'a sesleniyor. Bir başka Ankaralı ise öfkesini şu sözlerle dile getirdi: "Hani bu Mansur Yavaş için şöyle başkan böyle vizyonlu şöyle iyi diyorsunuz ya hah işte asıl başımıza bunu bela ettiğiniz için asıl sizi Allah kahretsin kaç gündür eve su taşıyoruz!" Muhalifler, Yavaş'ı "karınca gibi çalışmak yerine Ağustos böceği gibi saz çalan" biri olarak tanımlıyor ve istifasını talep ediyor. Resmi açıklama bekleniyor Yavaş cephesinden henüz resmi bir açıklama gelmezken, muhalif belediye meclis üyeleri acil toplantı çağrısı yaptı. Vatandaşlar, "Bu susuzluk 1-2 ay sürecekse, CHP'nin marifetiyle Ankara çöl olacak!" uyarısında bulunuyor. Ankara, bir kez daha yönetimsizliğin bedelini ödüyor: Susuz bir başkent, öfkeli bir halk. Ne zaman bitecek bu çile? Soru, muslukların akmadığı evlerde yankılanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.