SON DAKİKA

#Medya

HABER DEĞER - Medya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Medya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Evinde ölü bulunan Ayşegül Eraslan’ın otopsi raporu ortaya çıktı! Haber

Evinde ölü bulunan Ayşegül Eraslan’ın otopsi raporu ortaya çıktı!

Moda tasarımcısı ve sosyal medya fenomeni Ayşegül Eraslan’ın evinde ölü bulunması kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Ölümünden kısa süre önce sosyal medya hesabından kanlı olduğu görülen bir veda notu paylaşması üzerine olay ilk etapta intihar şüphesiyle değerlendirilirken, Eraslan’ın yakın çevresinden gelen açıklamalar olayın cinayet olabileceği iddialarını gündeme taşıdı. Sosyal medyada kanlı not paylaşmıştı Ayşegül Eraslan’ın Instagram hesabından yaptığı son paylaşımlarda dikkat çeken ifadeler yer aldı. Paylaşımda “Paylaşmadığım şeyler olacaktır, sizin bilmediğiniz, size anlatmadığım. Tek bildiğim ben çok iyi bir insandım. Kimseye kötülüğüm olmadı” sözlerinin yer aldığı bir not paylaşıldı. Ardından paylaşılan ve kanlı olduğu görülen ikinci notta ise Eraslan’ın köpeklerine iyi bakılmasını istediği ve babasından özür dilediği ifadeleri yer aldı. Yakın arkadaşından dikkat çeken iddia Eraslan’ın yakın arkadaşı olan fotoğrafçı Semih Palancı, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada paylaşılan nottaki el yazısının Eraslan’a ait olmadığını öne sürdü. Palancı, bu nedenle durumu polise bildirdiklerini söyledi. Palancı ayrıca otopsi raporuna ilişkin bazı iddialar dile getirerek Eraslan’ın ölümünün intihar değil cinayet olabileceğini savundu. “İntihar süsü verilmiş olabilir” iddiası Palancı yayınladığı videoda, Eraslan’ın ölümünün cinayet olabileceğini öne sürerek şu ifadeleri kullandı: “Değerli arkadaşım Ayşegül Eraslan evinde ölü olarak bulundu. Gece attığı story ve kendisine ait olmayan el yazısı bizi şüphelendirdi. Polise bilgi verdik. Otopsi raporunu bekledik. Otopsi raporunda bilekleri kesilerek ve boğazı sıkılarak asılmış pozisyonu verilerek intihar etmiş gibi gösterildiğini düşünüyoruz.” Adalet çağrısı yaptı Palancı açıklamasının devamında olayın bir kadın cinayeti olabileceğini iddia ederek sorumluların ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi. Açıklamasında “Ayşegül intihar etmemiştir. Ayşegül bir kadın cinayetinin kurbanı olmuştur. Bu olayın üzerinin örtülmesine izin vermeyeceğiz. Gerçekler ortaya çıkacak ve sorumlular adalet önünde hesap verecek” ifadelerine yer verdi. Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kraliyetin kara kutusu açıldı: Epstein belgeleri Prens Andrew ve Sarah Ferguson’u yeniden gündeme taşıdı Haber

Kraliyetin kara kutusu açıldı: Epstein belgeleri Prens Andrew ve Sarah Ferguson’u yeniden gündeme taşıdı

ABD hükümeti tarafından kamuoyuna açıklanan milyonlarca sayfalık belge, İngiliz Kraliyet Ailesi ile hüküm giymiş finansör Jeffrey Epstein arasındaki bağlantılara ilişkin yeni detaylar ortaya koydu. Belgelerde, Prince Andrew, Duke of York ve eski eşi Sarah Ferguson ile Epstein arasındaki temaslar ve yazışmalar yer aldı. Yayımlanan yazışmalar tartışma yarattı Belgelere göre Ferguson’un Epstein ile duygusal ve mali destek içerikli mesajlaşmalar yürüttüğü, bazı ifadelerin kamuoyunda tepki çektiği aktarıldı. Yazışmalardan birinde Ferguson’un “Emrinizdeyim. Benimle evlenmeniz yeterli” ifadesini kullandığı öne sürüldü. Uzmanlar, bu belgelerin kraliyet çevresinde uzun süredir devam eden tartışmaları yeniden alevlendirdiğini belirtiyor. Tahliye sonrası ziyaret iddiası Dosyalarda, Ferguson’un 2009 yılında Epstein’ı tahliyesinden kısa süre sonra ABD’de ziyaret ettiği iddiası da yer aldı. Ziyaret sırasında kızlarının da yanında olduğu belirtilirken, bu durum çiftin kamuoyundaki konumunu zayıflatan unsurlar arasında gösterildi. Prens Andrew hakkında soruşturma baskısı arttı Belgelerin açıklanmasının ardından Andrew’un Epstein ile ilişkilerine dair yeni soru işaretleri gündeme geldi. Daha önce resmi görevlerinden çekilen ve unvanları sınırlandırılan Andrew’un, kamuoyu önünde yeniden savunma yapmak zorunda kalabileceği değerlendiriliyor. Kraliyet kaynakları, Andrew’un Epstein ile kurduğu dostluktan pişmanlık duyduğunu dile getirdiğini aktarıyor. Kraliyet içi mesafe büyüyor Epstein iddialarının ardından Andrew’un kraliyet içindeki rolü ciddi biçimde daraltılmıştı. Süreçte Charles III’ün kardeşinin bazı ayrıcalıklarını geri aldığı ve kamu görünürlüğünün azaltılması yönünde adımlar attığı bildirilmişti. Uzmanlara göre yayımlanan yeni belgeler, Andrew ve Ferguson’un yeniden itibar kazanmasını zorlaştırabilir. Düşük profil önerisi Kraliyet danışmanları, çiftin kamuoyu önünde daha düşük profil izlemesi gerektiğini vurguluyor. Yardım kuruluşlarının bir kısmının Ferguson ile ilişkilerini kesmesi, Epstein bağlantılarının kurumsal alanda da sonuç doğurduğunu gösteriyor. Geçmişteki skandallar yeniden hatırlandı Ferguson’un geçmişte medya gündemine yansıyan tartışmaları ve Epstein ile bağlarına dair açıklamaları da belgelerin ardından yeniden gündeme geldi. Analistler, yeni belge setinin yalnızca bireysel ilişkileri değil, kraliyet kurumunun şeffaflık ve hesap verebilirlik tartışmalarını da derinleştirdiğini belirtiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kübra Güran Yiğitbaşı’nın yıllar önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ettiği teşekkür gündem oldu Haber

Kübra Güran Yiğitbaşı’nın yıllar önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ettiği teşekkür gündem oldu

Cumhurbaşkanı kararıyla Adalet ve İçişleri bakanlıklarında yapılan görev değişiklikleri kapsamında Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı, İçişleri Bakan Yardımcılığı görevine atandı. Atamanın ardından Yiğitbaşı’nın eğitim hayatı, akademik çalışmaları ve kamu görevleri merak konusu oldu. Akademiden kamu yönetimine uzanan kariyer 1979 yılında Ankara’da doğan Yiğitbaşı, liseyi Ankara Tevfik İleri İmam Hatip Lisesi’nde tamamladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü’nden mezun olan Yiğitbaşı, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde Uygulamalı Psikoloji alanında yüksek lisans yaptı. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde doktora çalışmasını tamamlayan Yiğitbaşı, aynı üniversitede araştırma görevlisi, öğretim üyesi ve doçent olarak görev aldı. İletişim etiği, medya ve çocuk, araştırmacı gazetecilik gibi alanlarda dersler verdi ve çeşitli idari görevler üstlendi. Belgesel, kitap ve medya çalışmaları Yiğitbaşı’nın 15 Temmuz temalı “Kalplerin Direnişi” belgeseli uluslararası film festivallerinde gösterilirken TRT Belgesel’de yayımlandı. “Çocuk Yayınları ve Dışa Açılım” adlı kitabı yayımlanan Yiğitbaşı ayrıca “Dijital Çağda E-beveynlik” programının hazırlanmasına katkı sundu. 2019 yılında Basın İlan Kurumu Genel Kurulu temsilciliğine atandı. Bakan yardımcılığından valiliğe 2021 yılında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı olarak görevlendirilen Yiğitbaşı, kadın kooperatifleri, şiddetle mücadele ve aile politikalarına yönelik çalışmalarda yer aldı. 12 Mayıs 2022 tarihli kararnameyle Afyonkarahisar Valisi olarak atanan Yiğitbaşı, Türkiye’nin ilk başörtülü valisi olarak göreve başladı ve yaklaşık dört yıl bu görevi yürüttü. Yeni görev ve gündeme gelen açıklamalar İçişleri Bakan Yardımcılığı görevine atanmasının ardından Yiğitbaşı’nın geçmişte yaptığı bazı açıklamalar da yeniden sosyal medyada paylaşıldı. Akademik kariyerinden kamu yönetimine uzanan süreçte farklı görevler üstlenen Yiğitbaşı’nın evli ve üç çocuk annesi olduğu biliniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kamu diplomasisi artık stratejik bir güç Haber

Kamu diplomasisi artık stratejik bir güç

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Kamu Diplomasisi Koordinasyon Kurulu’nun 6’ncı toplantısının gerçekleştirildiğini belirterek, kamu diplomasisinin dezenformasyonla mücadelenin ve stratejik iletişimin merkezinde yer aldığını vurguladı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Kamu Diplomasisi Koordinasyon Kurulu’nun 6’ncı toplantısının yapıldığını açıkladı. Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Duran, toplantının hayırlara vesile olmasını dileyerek emeği geçenlere teşekkür etti. Kamu diplomasisinin, iletişimin bir silah gibi kullanıldığı günümüzde kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Duran, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde güvenli ve etkili iletişim ekosistemleri kurduğunu, dezenformasyonla kararlı bir şekilde mücadele ettiğini ifade etti. Temiz bir iletişim ekosistemi oluşturmanın zorunluluk olduğunu belirten İletişim Başkanı Burhanettin Duran, bu kapsamda sporculardan sanatçılara, diplomatlara ve sivil aktörlere kadar toplumun tüm kesimleriyle iş birliği yapıldığını ifade ederek, Türkiye’nin coğrafi ve tarihî konumunun hem fırsatlar hem de sınamalar barındırdığını dile getirdi. Duran, Gazze’deki saldırılar, Rusya-Ukrayna Savaşı ve bölgesel krizlerde Türkiye’nin barış ve istikrar için aktif rol üstlendiğini söyledi. Savunma sanayisinden kültür, medya ve sanat alanlarına kadar birçok unsurun kamu diplomasisine katkı sunduğunu belirten Duran, Türkiye’nin hikâyesinin kendi değerlerinden hareketle evrensel bir dille anlatılması gerektiğini ifade etti. Duran ayrıca, 2024-2029 Türkiye Kamu Diplomasi Stratejisi Belgesi ile stratejik iletişim, dijitalleşme ve dezenformasyonla mücadelede yol haritasının belirlendiğini aktardı. Bu kapsamda hayata geçirilen Kamu Diplomasisi İzleme Sistemi (KADİZ) ile kamu kurumlarının faaliyetlerinin dijital ortamda izlendiğini belirten Duran, sistem sayesinde 139 ülkede yürütülen çalışmaların analiz edilebildiğini vurguladı. “Türkiye, Türkiye’den büyüktür” mottosuyla barış, istikrar ve adaleti önceleyen söylemlerin uluslararası alanda güçlendirildiğini ifade eden Duran, insani yardım faaliyetleri, dizi ve sinema sektörü ile kültürel unsurların da kamu diplomasisinin önemli araçları arasında yer aldığını kaydetti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bilal Hancı gözaltına alındı Haber

Bilal Hancı gözaltına alındı

Savcılık koordinesinde gerçekleştirilen operasyonda ayrıca Abdullah Gençal ve İbrahim Barut da yakalanan isimler arasında yer aldı. Toplam 7 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiği, ancak bu kişilerden 3’ünün yurt dışında olduğu tespit edildi. Emniyette işlemler sürüyor Gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri devam ederken, sağlık kontrollerinin ardından Adli Tıp Kurumu’nda saç ve kan örneklerinin alınacağı öğrenildi. Şüphelilerin, ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından İstanbul Adliyesi’ne sevk edilmeleri bekleniyor. Soruşturmanın kapsamı geniş Soruşturma dosyasında şüpheliler hakkında; Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak, Uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırmak, Fuhuşa teşvik, aracılık etme veya yer temin etmek suçlamalarının yer aldığı belirtildi. Daha önce kimler gözaltına alınmıştı? Soruşturmanın önceki dalgalarında medya ve magazin dünyasından birçok isim gündeme gelmişti. Aralarında Mehmet Akif Ersoy, spiker Ela Rümeysa Cebeci ve Cihan Şensözlü gibi isimlerin bulunduğu çok sayıda kişi hakkında adli işlem yapılmış, bazı şüphelilerin test sonuçlarının pozitif çıktığı iddia edilmişti. Soruşturmanın, yeni gözaltılar ve deliller doğrultusunda genişleyerek sürebileceği ifade ediliyor. haberdeger.com ​​​​​​​Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

2025’in belgesel listesi: 35 film var, kaçış yok! Haber

2025’in belgesel listesi: 35 film var, kaçış yok!

2026-01-17’de yayımlanan listede (yazarlar: Burcu Teker, Cem Kayıran, Ekin Sanaç, Elif Yılmaz, Harun Kubat, Marlene Janke, Utkan Çınar, Zelal Buldan) ortak bir iddia var: Bu belgeseller “anlatmak” için değil, izleyiciyi tanıklığa zorlamak için var. Bazısı şiddetin görüntüsüyle yüzleştiriyor, bazısı devletin ve kurumların örtbas düzenini deşiyor, bazısı da müzik ikonlarını “efsane” diye parlatmak yerine insan tarafını kazıyor. Savaş belgeselleri bu yıl konforu iptal ediyor Seçkide savaş hattı çok güçlü. 2000 Meters to Andriivka, Rusya işgali altındaki Ukrayna’yı bir “haber” gibi değil, nefes nefese bir tanıklık gibi kuruyor: askerlerin stratejik bir köy için ilerlediği o orman hattı, izleyicinin kaçamayacağı bir yere dönüşüyor. Aynı şekilde Put Your Soul on Your Hand and Walk da Gazze’ye gidemeyen bir yönetmen ile Filistinli foto muhabir arasındaki uzun soluklu video görüşmelerle, “erişilemeyen coğrafyanın” nasıl görünür kılındığını gösteriyor. Şiddetin imgesi ve etik yük: İzlemek bile bir sorumluluk Afterlives, şiddetin görüntüleriyle nasıl yüzleşileceğini sorguluyor; antik bir heykelden dijital arşivlere, propaganda materyallerinden sanal rekonstrüksiyonlara uzanırken izleyiciyi tek bir soruya sıkıştırıyor: “Gördüğün şeyin yükünü taşıyor musun, yoksa tüketip geçiyor musun?” Bu çizgide The Perfect Neighbor da var; adaletin bir cinayet karşısında nasıl taraflı çalışabildiğini “duygu sömürmeden” göstererek öfkeyi bile gerekçelendiren bir yerden konuşuyor. Kurumların karanlığı: Örtbas, güç ve ceza düzeni The Alabama Solution, ABD’deki en ölümcül hapishane sistemlerinden birine bakarken dramatik numaralara yaslanmıyor; tam tersine soğukkanlılığıyla vuruyor. The Mortician ölüm endüstrisinin ticari yüzünü açıyor; ölümün bile kâra çevrildiği bir düzende “etik” kelimesinin nasıl içinin boşaltıldığını gösteriyor. Cover-Up ise araştırmacı gazeteci Seymour Hersh’ün kariyeri üzerinden ABD’nin karanlık sayfalarına ışık tutan bir hat kuruyor: devlet, medya ve güç ilişkileri yan yana geliyor. Pop kültür ve müzik: Efsaneler parlatılmıyor, kazınıyor Becoming Led Zeppelin arşiv görüntülerine yaslanıyor; hatta bazı şarkıları neredeyse baştan sona canlı performans olarak taşıyor. Üstelik merhum John Bonham’ın ilk kez duyulan röportaj kayıtlarıyla “grup mitini” somutlaştırıyor. It’s Never Over, Jeff Buckley Buckley’nin anlatısını fotoğraflar, eski röportajlar ve canlı performanslarla örüyor; müziği “çekinerek” değil, doya doya kullanıyor. John Candy: I Like Me ise Candy’yi sadece komedyen olarak değil, yıldız olmanın yükünü taşıyan bir insan olarak anlatıyor. Sly Lives! da “Siyah dehanın yükü” üzerinden şöhret, ırk ve düşüş ilişkisini didikliyor. Kimlik, ırkçılık, dayanışma: Teselli bile saklanabiliyor Die Möllner Briefe çok sert bir yerden geliyor: Irkçı kundaklama sonrası aileye destek için yazılan ama teslim edilmeyip arşive kaldırılan mektuplar… Dayanışmanın bile nasıl gasp edilebildiğini anlatıyor. Black Is Beautiful: The Kwame Brathwaite Story ise “Black Is Beautiful” sloganının ardındaki estetik ve politik gücü görünür kılıyor. Dear Ms.: A Revolution in Print de feminist yayıncılığın bir dergiden ibaret olmadığını; kürtaj hakkından ekonomik eşitsizliğe kadar pek çok başlığı düşüncede kırılmaya dönüştürdüğünü hatırlatıyor. Spor belgeselleri: Soyunma odası, rekabet ve miras Court of Gold, Olimpiyat oyunlarına içeriden bir bakış sunarak yıldızlarla dolu kadroların arkasındaki çalışma ve gerilimi gösteriyor. Taurasi Diana Taurasi’nin mirasını “parlak başarı” diye değil, bitmeyen mükemmellik arayışı ve bedeller üzerinden anlatıyor. Ange & The Boss: Puskás in Australia ise Puskás’ın Avustralya günlerini daha hafif, sevimli ve yer yer komik bir hat üzerinden aktarıyor. Ekoloji ve teknoloji: Roket yükselirken bir hayat sökülüyor Shifting Baselines, SpaceX Starbase projesinin küçük bir sahil köyünü nasıl dönüştürdüğüne bakıyor: gökyüzü değişirken kıyı ekosistemi bozuluyor, yerel halk “yeni uzay kapısı” masalının gölgesinde yaşamayı öğreniyor. Island of the Winds ise Losheng Sanatoryumu’nda yıllardır ayrıştırılmış lepra hastalarının gündelik yaşamına odaklanarak dayanışmayı ve direnişi sakin ama sarsıcı bir dille taşıyor. Türkiye’den güçlü işler: Hafıza, sahne, barış dili Ferhangi Bir Yaşam, Ferhan Şensoy’un arşivi ve yakınlarının tanıklıklarıyla verimli bir hayatın izini sürüyor. Kardeş Türküler ile 30 Yıl ise Türkiye’nin yakın tarihindeki karanlık geçitlerle sahnedeki ısrarlı barış dilini aynı anda taşıyor. Sound Dreams of İstanbul da İstanbul’u “bildiğimiz” halinden çok “hatırladığımız/düşlediğimiz” haliyle dinleyen bir belgesel olarak öne çıkıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Hande Fırat’tan medya özeleştirisi: Hepimiz çizgiyi aştık Haber

Hande Fırat’tan medya özeleştirisi: Hepimiz çizgiyi aştık

Hande Fırat, köşe yazısında siyasetçilerin tartışma programlarına çıkmaması ya da çağrılmaması nedeniyle gazetecilerin onların yerine konuştuğunu belirterek, bu durumun hem gazeteciliğe hem de siyasete zarar verdiğini vurguladı. “Gazeteciler vekâleten siyaset yapıyor” Fırat, Türkiye’de televizyon ekranlarında gazetecilerin yorumcu olmanın ötesine geçerek siyasi aktör gibi konuştuğunu ifade etti. “İster muhalefet ister iktidar kanadına yakın medya kuruluşu olsun, ne yazık ki hepimiz çizgiyi aştık” diyen Fırat, ABD ve Avrupa örneklerinde gazetecilerin yorum yaparken mesafeyi koruduğunu, Türkiye’de ise bu sınırın neredeyse silindiğini yazdı. Cumhurbaşkanlığı uçağı eleştirisi Yazıda, Cumhurbaşkanlığı uçağını izleyen gazetecilere de ayrı bir parantez açıldı. Fırat, bu görevin prestijden çok sorumluluk taşıdığını belirterek, son dönemde uçağa binen bazı gazetecilerin muhabirlik geçmişi, uluslararası zirve deneyimi ve dış politika bilgisinin yeterince gözetilmediğini dile getirdi. “İşin gerçek sahipleri ekrana çıksın” çağrısı Fırat, tartışma programlarında gazeteciler yerine doğrudan siyasetçilerin yer alması gerektiğini savundu. Gazetecilerin bir partinin ya da görüşün temsilcisi gibi etiketlenmemesi gerektiğini vurgulayan Fırat, mesleğin temel görevinin “doğruya doğru, yanlışa yanlış demek” olduğunu hatırlattı.

Çakal’ın sözleri gündemi salladı: Hayatımın en kötü deneyimiydi Haber

Çakal’ın sözleri gündemi salladı: Hayatımın en kötü deneyimiydi

Katıldığı bir yayında geçmişte yaşadığı bir televizyon deneyimini anlatan rapçi Çakal’ın sözleri magazin gündemine oturdu. Hangi programda ne yaşandığına dair net bir isim verilmezken, sosyal medyada kulisler hızla hareketlendi. “Bu kadar terbiyesiz sorular görmedim” dedi Çakal, konuk olduğu bir programda daha önce katıldığı bir çekimde son derece rahatsız edici sorularla karşılaştığını söyledi. Çakal, yaşadıklarını “Hayatımda böyle kötü bir misafirperverlik görmedim” sözleriyle anlatarak, programın yayınlanmasını istemediğini ve bölümün yayımlanmadığını belirtti. “Yayınlatmadım” vurgusu dikkat çekti Rapçi, söz konusu çekimin ardından yapım ekibine net bir tavır koyduğunu dile getirerek, “Kesinlikle yayınlanmasını istemediğimi söyledim ve yayınlanmadı” ifadelerini kullandı. Çakal, yaşadıklarını hayatındaki en kötü medya deneyimlerinden biri olarak tanımladı. Sosyal medya iddiaları Berfu Yenenler’i işaret etti Açıklamaların ardından sosyal medyada, Çakal’ın söz ettiği programın Berfu Yenenler’in sunduğu bir program olabileceği iddiası konuşulmaya başlandı. Bu iddialar, yaklaşık 8 ay önce Yenenler’in, çok ünlü bir konukla ciddi bir sorun yaşadığı ve bu nedenle çekilen bölümü yayınlayamadığını açıklamasını yeniden gündeme taşıdı. O dönemki “yayınlanmayan bölüm” yeniden hatırlandı Berfu Yenenler’in aylar önce yaptığı açıklamada, yaşanan anlaşmazlık nedeniyle bir bölümü yayımlamama kararı aldığını söylemesi, Çakal’ın son sözleriyle birlikte tekrar hatırlandı. O dönemde söz konusu ünlü konuğun kim olduğu merak edilmiş ancak net bir isim açıklanmamıştı. Taraflardan resmi bir doğrulama yok Gündeme gelen iddialara rağmen, ne Çakal’dan ne de Berfu Yenenler cephesinden konuya ilişkin doğrudan bir doğrulama ya da yalanlama gelmedi. Tartışma, sosyal medyada yorumlar ve varsayımlar üzerinden sürüyor. Yaşananlar, magazin dünyasında program içerikleri, konuklara yöneltilen sorular ve yayın etiği tartışmalarını yeniden alevlendirmiş durumda.

Gain Medya dosyası büyüyor: Okan Karacan gözaltında Haber

Gain Medya dosyası büyüyor: Okan Karacan gözaltında

İstanbul’da yürütülen soruşturma kapsamında Gain Medya ve bağlantılı şirketlere yönelik operasyon genişletildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla sabah saatlerinde yapılan işlemle sunucu Okan Karacan gözaltına alınırken, soruşturmanın merkezinde kara para aklama ve yasa dışı bahis iddiaları yer alıyor. Soruşturma İstanbul merkezli olarak derinleştiriliyor İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “örgüt kurma” ve “yasa dışı bahis” suçlamaları kapsamında yeni delillere ulaşıldığı bildirildi. Bu gelişmeler doğrultusunda dosyanın kapsamı genişletildi. Gain Medya ve bağlı şirketlere kayyum ataması devam ediyor Operasyon kapsamında Gain Medya ile Anahat Holding A.Ş.’ye daha önce Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyum olarak atanmıştı. Kayyum kararının, şirketlerin mali hareketlerinin denetim altına alınması amacıyla sürdüğü ifade ediliyor. Okan Karacan soruşturma kapsamında gözaltına alındı Bu sabah saatlerinde yürütülen işlemlerle sunucu ve yapımcı Okan Karacan gözaltına alındı. Karacan’ın hangi gerekçeyle ve dosyanın hangi bölümünde şüpheli konumunda olduğu, savcılıktaki işlemlerin ardından netlik kazanacak. Operasyonda başka isimler de yer aldı Soruşturma kapsamında Berkin Kaya, Barbaros Reşat Gülcan ve Selahattin Aydın da gözaltına alınan isimler arasında bulunuyor. Bu kişilerin mali hareketleri ve şirket bağlantıları inceleme altına alındı. MASAK raporu dikkat çekici bulgular ortaya koydu Savcılığın açıklamasına göre, Mali Suçları Araştırma Kurulu raporlarında şüphelilere ait hesaplarda çok sayıda yüksek tutarlı ve kaynağı açıklanamayan nakit giriş-çıkışları tespit edildi. Yurt dışına yoğun para transferleri yapıldığı, bu işlemlerin mevcut ticari faaliyetlerle açıklanamadığı kaydedildi. Yasa dışı bahis ve dolandırıcılık iddiaları dosyada yer aldı İncelemelerde, bazı şirket hesaplarının yasa dışı bahis ve dolandırıcılık organizasyonlarında kullanıldığına ilişkin istihbarat bulunduğu belirtildi. Hesaplarda dolaşan yüksek meblağların kaynağının tespit edilememesi, soruşturmanın temel dayanaklarından biri olarak gösterildi. Kayyum kararı yedi şirketi kapsıyor İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla Gain Medya A.Ş., Anahat Holding A.Ş. ve bağlı toplam yedi şirkete TMSF kayyum olarak atandı. Yargı sürecinin devam ettiği, gözaltı ve delil incelemelerinin sürdüğü bildirildi. Gain Medya soruşturması, medya ve finans dünyasında yakından izlenirken, Türkiye toplumu adına sürecin hukuki şeffaflık çerçevesinde yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.