SON DAKİKA

#Medya

HABER DEĞER - Medya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Medya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında adli tıp süreci tamamlandı: Örnekler yeniden kabrine konuluyor Haber

Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında adli tıp süreci tamamlandı: Örnekler yeniden kabrine konuluyor

Türk siyasi ve istihbarat tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak kayda geçen ve yıllardır kuşkularını koruyan Kaşif Kozinoğlu'nun Silivri Cezaevi'ndeki şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada somut bir aşama geride kaldı. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in sosyal medya hesabından duyurduğu, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından yeniden ele alınan dosya kapsamında gizlilik kararı sürdürülürken, soruşturmayı derinleştiren özel ekip çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Fethi kabir işleminin ardından örnekler iade ediliyor Başsavcılığın talebi üzerine 12 Eylül tarihinde gerçekleştirilen fethi kabir işlemiyle Kaşif Kozinoğlu'nun mezarı açılmış ve Adli Tıp Kurumu'na incelenmek üzere örnekler alınmıştı. Adli Tıp'taki kapsamlı laboratuvar incelemelerinin tamamlandığı bildirilirken, alınan örneklerin usulüne uygun şekilde yeniden kabrine konulması için resmi işlemlerin başlatıldığı kaydedildi. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması hedeflenen soruşturmada elde edilen bulguların başsavcılık tarafından titizlikle değerlendirildiği ifade edildi. Geniş çaplı operasyonlar ve tutuklamalar Soruşturmanın ilk dalgasında, olayın meydana geldiği dönemde Silivri Cezaevi'nde görev yapan 10 şüpheli gözaltına alınmış, şüphelilerden birinin FETÖ kapsamında yurt dışında firari olduğu belirlendiği tespit edilmişti. Adliyeye sevk edilen zanlılardan biri tutuklanırken, 7'si adli kontrol şartıyla olmak üzere 9 kişi serbest bırakılmıştı. Soruşturmanın boyutları ilerleyen günlerde medya çalışanlarına, sağlık personeline ve dönemin adli bürokrasisine uzandı. Yürütülen operasyonlarda bir muhabir, bir kameraman ve 7 sağlık çalışanı gözaltına alındı. Hakimlik, aralarında muhabirin de bulunduğu 3 şüphelinin tutuklanmasına karar verirken, kameramanın da yer aldığı 6 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uyguladı. Yargı ve infaz kurumundaki sorumluluk zincirine yönelik adımlarda ise olayın yaşandığı tarihte görev yapan Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan tutuklandı. Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli deniz yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ile jandarma albay Hasan Atilla Uğur hakkında adli kontrol hükümleri uygulanırken, eski gazeteci Osman Arslan tutuklandı; dönemin cezaevi müdürü Ömer Vatan ile vardiya amiri Kazım Beyke adli kontrolle serbest bırakıldı. Ambulans şoförü Süleyman Kaba ise jandarmadaki ifadesinin ardından serbest kaldı. Soruşturma kapsamında toplam tutuklu sayısının 9'a yükseldiği bildirildi. Medya bağlantıları ve siyasi figürler dosyada Dosya kapsamındaki iddialar ve bağlantılar, soruşturmanın magazin ve medya ayağına da sıçradı. Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan "bilgi sahibi" sıfatıyla savcılığa ifade verirken, yapım hakkında da inceleme başlatıldı. Dizide "Ömer Baba" karakterini oynayan Emin Olcay ile "Kazım Kaşifoğlu" karakterini canlandıran Sedat Savtak "tanık" sıfatıyla dinlendi. Senaryo sürecine dahli olduğu tespit edilen eski emniyet müdürü Bayram Özbek de tutuklanan isimler arasında yer aldı. Ayrıca Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek "bilgi sahibi" sıfatıyla ifade verirken, FETÖ davası hükümlüsü Enver Altaylı da soruşturma çerçevesinde tutuklanan isimler arasında kayda geçti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Trump'tan medya ambargosu: 3 yayın organını yasakladı Haber

Trump'tan medya ambargosu: 3 yayın organını yasakladı

Trump'tan sosyal medyada radikal karar ABD Başkanı Donald Trump, ana akım medya kuruluşlarıyla uzun süredir devam eden gerilimi zirveye taşıyacak çok sert ve radikal bir karara imza attı. Sosyal medya hesabı üzerinden kamuoyuna duyuruda bulunan Trump; CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a erişiminin ve akreditasyonlarının engellendiğini açıkladı. Söz konusu yayın organlarını sürekli olarak kurgu ve yalan haber üretmekle suçlayan Trump, özellikle Politico hakkında dikkat çeken iddialarda bulundu. Trump, Politico'nun ayakta kalabilmek amacıyla önceki Joe Biden yönetimi döneminde ABD hükümetinden yasa dışı yollarla 8 milyon dolarlık abonelik desteği aldığını öne sürdü. "Yalan haber yapan diğer kurumlar da yasaklanacak" Alınan kararın derhal yürürlüğe girdiğini vurgulayan ABD Başkanı Donald Trump, basın etiği ve habercilik anlayışına ilişkin sert eleştirilerde bulundu. Medya organlarının haber yaparken belirli sınırara uyması gerektiğinin altını çizen Trump, şu ifadeleri kullandı: "Medya organları; ABD Başkanı'nı, Trump yönetimini veya Amerika Birleşik Devletleri'ni haberleştirirken sürekli kurgu ve yalan haber yazamamalı. Yalan haber yapan diğer medya organları da yakında yasaklanacaktır." Basın özgürlüğü ile taraflı yayın tartışmalarını yeniden alevlendiren bu hamlenin ardından, Beyaz Saray ile ana akım medya arasındaki gerilimin nasıl bir boyuta evrileceği uluslararası kamuoyunda yakından takip ediliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Gazeteci Kemal Öztürk hakkında gözaltı kararı verildi Haber

Gazeteci Kemal Öztürk hakkında gözaltı kararı verildi

Programındaki sözleri tepki çekmişti Geçtiğimiz günlerde NTV'de yayınlanan "Yakın Plan" programına konuk olan gazeteci Kemal Öztürk'ün Suriye'deki iç savaş sürecine ve geçmiş olaylara ilişkin sarf ettiği ifadeler kamuoyunda sert tartışmalara yol açmıştı. Öztürk programda şu ifadeleri kullanmıştı: "Afrin'de, İdlib'de, Halep kırsallarında öylesine korkunç ifadeler dinledim ki kurşuna dizmeden çocuk ölümüne kadar. Bu Nusayrilerin hepsini katletseler yeridir diyesiniz geliyor ama bakın intikam almadılar, o toplu infazları yapmadılar." Söz konusu ifadelerin ardından RTÜK Üyesi İlhan Taşcı da açıklamanın suç unsuru teşkil ettiği gerekçesiyle RTÜK Başkanlığı'na resmi başvuruda bulunmuş ve konunun Üst Kurul toplantısında gündeme alınmasını talep etmişti. Gelen tepkilerin ardından Samandağ Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatarak Kemal Öztürk hakkında gözaltı kararı çıkardı. Kemal Öztürk kimdir? 1969 yılında Ağrı'da doğan Kemal Öztürk, ilk ve orta öğrenimini Sakarya'da tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldu. 1995 yılında profesyonel gazeteciliğe adım atan Öztürk; televizyon haberciliği, köşe yazarlığı ve belgesel yönetmenliği alanlarında çalışmalar yaptı. Kariyeri boyunca önemli bürokratik ve medya görevlerinde bulunan Öztürk, 2003-2005 yılları arasında TBMM Başkanı İletişim Danışmanlığı ve Başdanışmanlığı görevlerini yürüttü. Ardından o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'ın Basın Danışmanlığı görevini üstlenen Öztürk, 2011-2014 yılları arasında Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü olarak görev yaptı. Yeni Şafak ve Habertürk gazetelerinde köşe yazarlığı yapan, siyasal iletişim ve yakın tarih alanında eserleri bulunan Kemal Öztürk, evli ve üç çocuk babasıdır. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Aleviliğin son yüzyılına çok katmanlı bakış: Yalçın Çakmak’tan kapsamlı bir derleme Haber

Aleviliğin son yüzyılına çok katmanlı bakış: Yalçın Çakmak’tan kapsamlı bir derleme

Yalçın Çakmak’ın derlediği “Aleviliğin Son Yüzyılı”, Osmanlı’dan günümüz Türkiye’sine uzanan süreçte Aleviliği yalnızca inanç ekseninde değil; siyaset, hafıza, kimlik, medya, kültür, göç ve toplumsal dönüşüm başlıkları üzerinden ele alıyor. Kitabın asıl gücü, Aleviliği tek bir tanıma sıkıştırmaması. Tarihsel hafıza, devlet-toplum ilişkileri, kimlik inşası, medyada temsil, Alevifobi, Avrupa’daki Alevi örgütlenmeleri, kültürel üretim ve dijital hafıza gibi başlıklar aynı çerçeve içinde ele alınıyor. Böylece okura, Aleviliğin yalnızca geçmişe ait bir inanç ve kimlik meselesi değil, bugünün siyasal ve toplumsal tartışmalarında hâlâ canlı biçimde var olan bir alan olduğu gösteriliyor. Osmanlı’dan bugüne devam eden bir hafıza meselesi Kitabın temel sorularından biri şu: Aleviler, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e ve bugüne uzanan süreçte kendi tarihsel hafızalarını nasıl korudu? Bu soru, eserin omurgasını oluşturuyor. Horasan anlatısından Dersim’e, Madımak Katliamı’ndan Avrupa’daki diaspora deneyimine kadar uzanan geniş bir tarihsel hat üzerinden, Alevi kimliğinin zaman içinde nasıl katmanlaştığı inceleniyor. “Türk İslamı” tartışması ve siyasal anlamı Derlemenin önemli tartışma alanlarından biri de Aleviliğin tarih boyunca farklı ideolojik çerçeveler içinde tanımlanması. Kitap, özellikle Aleviliğin “Türk İslamı” şeklinde yorumlanmasının yalnızca teolojik değil, aynı zamanda siyasal bir tercih ve kimlik politikası olduğunu tartışmaya açıyor. Bu tartışma, Aleviliğin “İslam içi mi, kendine özgü bir inanç mı?” sorusundan çok daha geniş bir zemine oturuyor. Yalçın Çakmak’ın daha önce İmran Gürtaş ile birlikte derlediği “Kızılbaşlık, Alevilik, Bektaşilik: Tarih-Kimlik-İnanç-Ritüel”kitabında da benzer biçimde terminoloji, kimlik ve inanç ayrımları tartışılmıştı. Yeni kitap bu hattı daha yakın döneme taşıyor ve son yüz yıldaki siyasal dönüşümlerle ilişkilendiriyor. Alevifobi yalnızca geçmişin meselesi değil Kitapta öne çıkan bir diğer başlık ise Alevifobi. Derleme, Alevilere yönelik önyargı ve dışlamanın yalnızca tarihsel devlet politikalarında değil, medyada ve dijital dünyada da farklı biçimlerde yeniden üretildiğini ele alıyor. Bu başlık, kitabın güncelliğini en çok artıran bölümlerden biri. Çünkü mesele artık yalnızca tarihsel belgeler üzerinden değil; haber dili, sosyal medya, dijital hafıza ve kamuoyu algısı üzerinden de okunuyor. Avrupa’daki Alevilik ayrı bir kimlik deneyimi oluşturuyor “Aleviliğin Son Yüzyılı”, Türkiye sınırlarının dışına da çıkıyor. Avrupa’daki Alevilerin örgütlenme biçimleri, kimliklerini kamusal alanda ifade etme yöntemleri ve göçle birlikte yaşanan dönüşümler kitabın önemli başlıklarından biri. Bu bölüm, Aleviliğin Türkiye’deki tarihsel ve siyasal bağlamla sınırlı olmadığını gösteriyor. Avrupa’da Alevilik, bir yandan inanç kimliği olarak korunurken diğer yandan hukuki tanınma, örgütlenme ve yurttaşlık mücadelesinin parçasına dönüşüyor. Edebiyattan sinemaya Aleviliğin kültürel görünürlüğü Kitap yalnızca siyaset ve tarihle sınırlı değil. Edebiyat, sinema ve müzik endüstrisinde Aleviliğin nasıl temsil edildiğide ele alınıyor. Bu tercih, derlemeyi klasik tarih çalışmalarından ayırıyor. Çünkü Alevilik burada yalnızca arşiv belgelerinde veya siyasal mücadelelerde değil, kültürel üretim alanında da izleniyor. Böylece Alevi kimliğinin toplumdaki görünürlüğünün, yalnızca siyasi hak talepleriyle değil, sanat ve popüler kültür aracılığıyla da şekillendiği ortaya konuyor. “Aleviliğin Son Yüzyılı”nı değerli kılan temel unsur, tek bir tez dayatmak yerine farklı meseleleri aynı tarihsel eksende buluşturması. Kitap, Aleviliği ne yalnızca bir inanç sistemi ne de yalnızca bir siyasi kimlik olarak ele alıyor. Bunun yerine, inanç, hafıza, siyaset, kültür, göç ve kimlik arasındaki geçişkenliğe odaklanıyor. Bu nedenle eser, Alevilik üzerine çalışan akademisyenler için olduğu kadar Türkiye’nin yakın siyasi ve toplumsal tarihini anlamaya çalışan okurlar için de güçlü bir başvuru kaynağı niteliğinde. Kitabın başlığı da bu açıdan isabetli: “Son Yüzyıl” ifadesi yalnızca kronolojik bir dönem tarif etmiyor; Aleviliğin modernleşme, Cumhuriyet, göç, kentleşme, siyasal örgütlenme ve dijitalleşmeyle birlikte geçirdiği büyük dönüşümü işaret ediyor. Yalçın Çakmak kimdir? Yalçın Çakmak, Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nde lisans eğitimini 2005’te, yüksek lisansını 2012’de, doktorasını ise 2018’de tamamladı. Çalışma alanları arasında Kızılbaşlık/Alevilik, Bektaşilik, Türkiye’de dinî ve etnik gruplar, dinler tarihi ile Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi dinî, toplumsal ve siyasal yaşamı bulunuyor. Çakmak, “Sultanın Kızılbaşları: II. Abdülhamid Dönemi Alevi Algısı ve Siyaseti” ile “Osmanlı’da Dinden Çıkma (İrtidad)” kitaplarının yazarı. Ayrıca “Kızılbaşlık, Alevilik, Bektaşilik”, “Kürt Tarihi ve Siyasetinden Portreler”, “Kürt Aşiretleri”, “Şekâvet, Hıyânet, İsyan” ve “Huzursuz Bir Ruhun Panoraması” gibi çok sayıda çalışmanın da derleyicileri arasında yer aldı. Önemli Alevi yazmalarından “Tabîbu’l-Kulûbi’l-Asfiyâ ve Seyru Sülûki’l-Evliyâ” adlı eseri de çevirip yayına hazırlayan Çakmak, 2013-2018 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalıştı. Halen Munzur Üniversitesi Tarih Bölümü’nde doçent olarak akademik çalışmalarını sürdürüyor. Çakmak, 2019 yılında Tarih Vakfı Mütevelli Kurulu üyeliğine seçildi. “Aleviliğin Son Yüzyılı”, İletişim Yayınları’nın Araştırma-İnceleme dizisinden Ağustos 2026’da ilk baskısını yaptı ve 358 sayfadan oluşuyor. Kitapta Bülent Akın, Yalçın Çakmak, Faruk Çalışkan, Özge Dikmen, Kumru Berfin Emre, Mehmet Ertan, Orhan Gazi Ertekin, Bülent Keleş, İhsan Koluaçık, Onur Özger, Cemal Salman, Ali Duran Topuz ve Elif Yıldızlı’nın katkıları bulunuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kılıçdaroğlu’ndan yeni parti tartışmalarına yanıt Haber

Kılıçdaroğlu’ndan yeni parti tartışmalarına yanıt

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’nın Polatlı ilçesinde mevsimlik tarım işçilerinin kaldığı çadır alanını ziyaret etti. İşçilerle görüşerek çalışma ve yaşam koşulları hakkında bilgi alan Kılıçdaroğlu, ziyaretin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, yeni partiye geçen milletvekili sayısı oranında Hazine yardımından pay verilmesine ilişkin açıklaması sorulan Kılıçdaroğlu, gündeminin parti tartışmaları değil, halkın sorunları olduğunu belirtti. Kılıçdaroğlu, “Benim gündemim halkın gündemi. Buradaki insanların sorununu çözmek. A partisi bunu demiş, B partisi bunu demiş; önemli olan halkın sorunlarıyla kimin ilgilendiğidir” ifadelerini kullandı. Toplumun unutulmuş kesimleriyle bir araya gelmeyi görev olarak gördüğünü söyleyen Kılıçdaroğlu, “Ben başka bir yerde değil, halkın arasında siyaset yapıyorum. Günlük ve kısır tartışmaların ötesine çıkmak gerekiyor” dedi. CHP içindeki gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde ise Kılıçdaroğlu, “CHP’nin içindeki tartışmalar beni hiç ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren, bu ülkenin sorunlarıyla kimin ilgilenmek istediğidir. Birilerinin sözcüsü olmayacağız; halkın sözcüsü olacağız” diye konuştu. Mevsimlik tarım işçilerinin sosyal güvenlik, eğitim ve barınma sorunlarına dikkat çeken Kılıçdaroğlu, mevcut tablonun sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını savundu. Basına da çağrıda bulunan Kılıçdaroğlu, “Kontrollü ve yönlendirilen medya istemiyoruz. Halkın sesi olacak, bu çocukların hakkını savunacak bir medya istiyoruz” ifadelerini kullandı. Siyasetçilerin halka hesap vermesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Hesap vermekten kaçan bir siyasetçinin arkasında karanlık noktalar vardır. Kirli siyasetin bu ülkeye faydası yoktur” değerlendirmesinde bulundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.