SON DAKİKA

#Mehmet Sabri Akgönül

HABER DEĞER - Mehmet Sabri Akgönül haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mehmet Sabri Akgönül haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Araştırmacı-yazar Mehmet Sabri Akgönül: "Mansur Yavaş'ın siyasal hayatı bitmiştir" Haber

Araştırmacı-yazar Mehmet Sabri Akgönül: "Mansur Yavaş'ın siyasal hayatı bitmiştir"

Araştırmacı-yazar Mehmet Sabri Akgönül, katıldığı egündem adlı youtube kanalında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın CHP’den istifa kararını, 2023 seçim süreçlerini ve Kaşif Kozinoğlu dosyasını tüm detaylarıyla masaya yatırdı. Programda, Yavaş'ın hamlesinden muhalefetin adaylık krizine ve derin devlet dosyalarına kadar pek çok konuda dikkat çekici değerlendirmelerde bulunuldu. Siyasi Hayatının Sonu mu? Akgönül değerlendirilmesinde "Mansur Yavaş'ın siyasal hayatı bitmiştir." dedi. Nedeni olarak yaptığı açıklamada, "Çünkü Mansur Yavaş bu saatten sonra kendisine "Beni Erdoğan'ın karşısına çıkarmayın" diyebilecek bir siyasal parti veya bir siyasal eğilim arayacak. Onu da herkes Erdoğan'ın karşısına çıkarmak isteyecektir. Zaten Mansur Yavaş gibi adamlar Erdoğan'ın karşısına çıkmazlar. Bu kadar akıllı adamlardı, adamlardılar. 2023 seçimlerini de değerlendiren Akgönül, "Çıksalar zaten 2023'te çıkarlardı. Çıkmadılar. 2023'te çıksalardı da bu oyunların ölçülerini alırlar. 2023 yılıyla ilgili birazdan detaylı bazı bilgiler de verebiliriz. Çünkü fırtına aslında orada başlıyor. Ben Mansur Yavaş'ın siyasal hayatının bittiğini düşünüyorum. Hatta bence Mansur Yavaş'ın belediye başkanlığı hayatı da bundan sonra bitecek. Yani Nisan 2019'da Mansur Yavaş belediye başkan adayı da olmayacaktır" dedi. Mansur Yavaş'ın Siyasi Geçmişi Mansur Yavaş'ın daha önce de siyasi kariyeri hakkında açıklamada bulunan Akgönül, "6-8 ay sonra bir partiye geçerse, söz gelimi yeni parti veya 2 yıl sonra yeniden CHP'ye geçerse —ki biliyorsun o CHP'den ayrılıp yeniden CHP'ye geri dönmüşlüğü de vardı. Aslında Mansur Yavaş'ın CHP ile kurduğu ilişki çok zikzaklıdır. 2014'te CHP'ye giriyor. 2014'teki yerel seçimlerde yine CHP'den aday olarak gösteriliyor. 2014'te %1 farkla... ve orada büyük bir şey vardı, büyük bir infial kopmuştu, elektrikler kesilmişti vesaire. %1 oy farkla Melih Gökçek'e kaybediyor. 2016'da ayrılıyor, CHP'den ayrılıyor. 2018'de yeniden geliyor, bak arada 2 yıl var. 2018'de yeniden geliyor. 2019'da CHP Ankara Belediye Başkan adayı gösteriliyor. %50 küsür oy alıyor. Zaten 2023'te de şey, 2024'te de %60 oy alıyor. Dolayısıyla aslında 2 yıl sonra yeniden CHP'ye dönebilir Mansur Yavaş." ifadelerini kullandı. Akgönül ayrılışın sebebini de değerlendirerek, "Eğer siyasal bir hamle yaptıysa o da yeni partili seçmenlerin kendisine Ankara özelinde bundan sonra muhalefet etmesini engellemek için. Çünkü yeni partililer aslında Mansur Yavaş'a ciddi ciddi bir kimilerine göre karalama kampanyası, kimilerine göre artık gerçeği saklamama ihtiyacı olsun diye Mansur Yavaş'ın aslında Ankara'ya da bir faydasının olmadığını, Ankara'ya da bir hizmet üretmediğini söylemeye başlıyorlardı." dedi. Yavaş ardından ilçe belediylerinin de ardı arkasına istfa etmeleri hakkında Akgönül, "Sadece Mansur Yavaş değil diğer ilçe belediyeleri de istifa etti. Evet. Ama onlar hepsi yedi ilçe belediye başkanı istifa etti. Ben bu istifaların Ankara dışına da taşacağını düşünüyorum. Hepsi sadece bir ya da iki kişi hariç Mansur Yavaş'ın ismini vererek istifa ettiler. Yani "Mansur Başkan'la birlikteyiz" diye. Bu zaten kaçınılmaz. Yani sen Büyükşehirle iş tutan bir ilçe belediye başkanı olmaya çalışacaksın ve dahası zaten seni Mansur Yavaş getirdi. Yani zaten Mansur Yavaş'ın CHP listelerine soktuğu adamlardı bu giden belediye başkanları. Orada bence racona aykırı bir durum yok. Burada esas durum şu: Yani Mansur Yavaş 2028'de Cumhurbaşkanı adayı olmayacak. Bu bir. İki, eğer bağımsız kalırsa Nisan 2029'da da belediye başkanı adayı olmayacak."dedi. "Bağımsız kalırsa Nisan 2029'da belediye başkanı adayı olmayacak" Akgönül Yavaş'In bağımsız kalırsa belediye başkanı adayı olmayacağı tespitinde bulunarak, "Mansur Yavaş'ın kişisel bir karizması yok. Yani kişisel karizması %20'lerdedir. Hatta şunu diyebilirim: MHP'den belediye başkan adayı olduğunda %27 oy almıştı. 2014 yerel seçimlerinden önce değil mi? Evet, %27 oy almıştı. O da hani Mansur Yavaş'ın kişisel karizması belki %15-20'dir. Yani belediyeleri biz sizinle geçen hafta analiz ettik. Ben bu yüzden belediyelerin kapatılması gerektiğini savunmuştum. Belediyelerde partizanlar seçim yaparlar. Sempatizanlar seçim yapmazlar. Yani "ben şu belediye başkanının hizmetini çok iyi buluyorum, onu tercih ediyorum" diyen bir tane aklı başında insan yoktur. Çünkü hiçbir belediye başkanı çok iyi hizmet yapmaz. Belediye başkanları politik bir kariyer inşa etmek için belediye başkanı olurlar. Ve bunu da partiler üzerinden yaparlar. Parti dışı bir belediye başkanı olmaz." dedi. Demirtaş ve Cumhurbaşkanı değerlendirmesi Akgönül Demirtaş tahliyesi hakkında çıkacağını öngördüğünü söyledi. Cumhurbaşkanının adaylığı hakkında ise, "Cumhurbaşkanlığı mevcut seçim tarihinden, 2028 yılındaki seçim tarihinden bir gün önce bile yapılan seçimde aday olabilir. Erken seçim olacağını düşünüyoruz. Tabii aslında hukuki teknik anlamıyla 2028 Nisan ayında bir seçim yapılacak. Bu erken seçim olmayacak. Hukuki anlamda bu öne alınmış seçim olacak. Öne alınan bir seçimde veya erken seçimde ki ikisinde de meclisin onayı lazım. Meclisin onayını aldığında halihazırda iki dönem cumhurbaşkanlığı yapmış biri yeniden cumhurbaşkanı adayı olabilir." dedi. "Kaşif Kozinoğlu bir kahramandır ve bir şehittir" Son dönemde ölümü ile ilgili soruşturma yürütülen eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu dosyası hakkında da kritik açıklamalarda bulundu. Kozinoğlu'nu bir şehit olarak nitelendiren Akgönül, "Fethi kabir yapılmıştı ve bu fethi kabirde Kaşif Kozinoğlu'nun vücut bütünlüğünün büyük oranda bozulmadığı, 15 yıllık yeraltında değil mi, defnedilmesine rağmen bu bizim inancımıza göre şehitlere verilen bir payedir aslında. Bu yüzden ben Kaşif Kozinoğlu'nun kahraman olduğunu ve bir şehit olduğunu düşünüyorum. Niye kahramandır'ı söylüyorum? Burada bir tersine çevirme yapalım. Ekrem Dumanlı vardı bilirsiniz. Zaman Gazetesi'nin genel yayın yönetmeni ve aynı zamanda bir numaralı FETÖ'cü. Hatta bana göre o mahrem imamların biridir. Ekrem Dumanlı Kaşif Kozinoğlu'nun öldürülmesinden, bana göre öldürülmesinden sonra ya da şüpheli ölümünden sonra diyelim ama ben onun şehit edildiğini düşünüyorum, öldürülmesinden sonra bir yazı yazmıştı: "Kaşifinizden kahraman çıkmaz" demişti. Bu hitabı üzerime alınıyorum. Yani aslında "Kaşifimiz kahramandı"yı Ekrem Dumanlı'nın yazısına bir cevap olarak bence herkesin vermesi gerekir." dedi. Kurtlar Vadisi hakkında değerlendirme Akgönül dizi hakkında yürütülen soruşturmaya da atıfta bulunarak, "Her kim yaptıysa suyu bulandırıyor arkadaşlar. Hatta hatırlayın en son o Ömer Baba karakterini canlandıran Emin Olcay da ifade vermeye gitti. Yani böyle bir şey olabilir mi? Emin Olcay ne bilsin yani Kaşif Kozinoğlu cinayeti ile ilgili ne bilsin? Dün, dün dediğim yani birkaç gün önce Sabah Gazetesi'ne röportaj veriyor. Raci Şaşmaz ve Necati Şaşmaz'ı kötülüyor. Bir diss atıyor kendince. Ertesi gün savcılıktan ifadesine başvurulmak için bile değil, bilgi almak için o sıfatla çağrılıyor. Abi bu adam ne bilsin yani?" dedi. Dizinin tarihinden itibaren değerlendirmelerde bulunan Akgönül, " Kurtlar Vadisi ilk çıktığından beri 2002'den beri zaten MİT içerisindeki kapışmanın, Milli İstihbarat Teşkilatı içerisindeki kapışmanın bir tarafı olarak konuşuyordu. Her zaman konuşuyordu. Bak 2004 yılında çok şaşıracaksın, dönemin MİT başkanı Şenkal Bey'e, Şenkal Atasagun'a Kurtlar Vadisi ile ilgili bir rapor gidiyor. Raporu kim yazıyor? Kaşif Kozinoğlu. Ve raporda ne diyor? "Bu dizinin konsept danışmanı Soner Yalçın ama akıl babası, akıl vereni Hasan Atilla Uğur" diyor. Peki Hasan Atilla Uğur ne oluyor? Bugün Kaşif Kozinoğlu'nun bana göre cinayet şüphelisi ki sağlık problemleri el vermediği için cezaevine konulmadı ama şu anda ev hapsinde. Zaten o da Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümünde bir payı var Hasan Atilla Uğur'un ve bana göre güçlü bir payı var." diye konuştu. Hasan Atilla Uğur'un savcılık ifadeleri Akgönül soruşturmanın önemli ismi Hasan Atilla Uğur hakkında da açıklamalarda bulundu. Açıklamasında "Rasim Ozan Kütahyalı Kaşif Kozinoğlu cinayeti için "kokteyl cinayet" dedi. Daha doğrusu "kokteyl operasyon". Doğru telaffuz edelim: kokteyl operasyon. Kokteyl operasyon şu demek: Başfail FETÖ'cüdür ama zamanında Ergenekoncu olarak bilinenlerden de destek almıştır. Dolayısıyla bence cinayeti FETÖ işletti ama dönemin Ergenekoncularından da bazılarından —Ergenekon örgütünden değil, Ergenekonculardan bazılarından— da destek aldı. İşte bu destekçilerden zaten ikisi Kaşif Kozinoğlu rahmetlinin koğuş arkadaşıydı. Ve orada dikkat et sen Hasan Atilla Uğur'un savcılıktaki ifadelerini? Ne diyor? Hiçbir şey demiyor. "Hatırlamıyorum" diyor. "Hatırlamıyorum". "Hangi ilacı verdin?", "Hatırlamıyorum". "Çıktığında elinin arkasında bir şey var saklıyorsun, değnek mi iğne mi her neyse artık bir şey var saklıyorsun, ne var?", "Hatırlamıyorum" diyor. Şimdi savcılık bu kadar çok nisyan ile malul olan birine onun hatırlayacağı bir şeyler söylemeli." kaydetti. "Kaşif Kozinoğlu cinayetinin veya şüpheli ölümünün en bilgili kişisidir" Akgönül Perinçek'in soruşturmada bilgili olduğunu değerlendirerek, "Peki kimdir acaba hatırlayanlar? Kim olabilir? Doğu Perinçek. Bence Doğu Bey, Doğu Perinçek Kaşif Kozinoğlu cinayetinin veya şüpheli ölümünün en bilgili kişisidir. Yani Raci Şaşmaz ve Bahadır Özdener'i çağıracağına, Emin Olcay'ı çağıracağına, Doğu Perinçek'i bilgi verme sıfatıyla... Ama ne sanık ne tanık. Hani burada da Doğu Bey'i biz zan altında bırakmayalım. Çünkü Kaşif Kozinoğlu ölmeden önce Doğu Perinçek'e bir sürü mektup gönderiyor. Bunlar var. "Kaşif Kozinoğlu'nun Mezara Götürmediği Sırlar" diye kitap olarak yayınlanıyor. Kaynak Yayınları'nın genel yayın yönetmeni ve Doğu Perinçek bilgi verme sıfatıyla savcılığa davet edilmelidir." dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Akgönül: “İmamoğlu ve Özel ortak günahlar yüzünden birbirlerine bağlı!” Haber

Akgönül: “İmamoğlu ve Özel ortak günahlar yüzünden birbirlerine bağlı!”

Araştırmacı-yazar, Mehmet Sabri Akgönül,Ela Er moderatörlüğünde, Mehmet Anıl Korkmaz ile 21 Mayıs sürecini değerlendirdiği Haber Değer canlı yayınında yaptığı açıklamalarda CHP, Ekrem İmamoğlu ve son dönemde yaşanan siyasi gelişmelere ilişkin dikkat çeken eleştirilerde bulundu. CHP'nin içinde bulunduğu siyasi pozisyonun Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu öne süren Akgönül, “CHP devlete karşı kurulan bir komplonun zemini haline geldi. Bu, bir ülkenin başına gelebilecek en kötü şeylerden biridir” ifadelerini kullandı. "Erdoğan'a karşı yapılan her meydan okuma, bilinçli ya da bilinçsiz şekilde devlete karşı yapılmıştır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi kimliği ile devlet başkanlığı görevini birbirinden ayrı değerlendirdiğini söyleyen Akgönül, “AK Parti Genel Başkanı Erdoğan ile devlet başkanı Erdoğan'ı ayrı değerlendiriyorum. Erdoğan'a karşı yapılan her meydan okuma, bilinçli ya da bilinçsiz şekilde devlete karşı yapılmıştır” dedi. “Devlet sadece iktidardan ibaret değildir” Devlet kavramının yalnızca siyasi iktidarla özdeşleştirilemeyeceğini belirten Akgönül, devletin toplumun farklı unsurlarından oluştuğunu ifade etti. Akgönül, “Devlet polistir, askerdir, halktır. Devlet yalnızca siyaset kurumundan ibaret değildir” değerlendirmesinde bulundu. “19 Mayıs operasyonu, bir daha 15 Temmuz yaşanmaması içindir” Ekrem İmamoğlu'na yönelik yürütülen süreç hakkında da görüşlerini paylaşan Akgönül, yaşananları sıradan bir siyasi veya olarak görmediğini bir vaka olarak değerlendirdiğini söyledi. “Bu ülke bir daha 15 Temmuz yaşamasın diye 19 Mayıs operasyonu yapıldı” diyen Akgönül, “İmamoğlu vakası bir devlet vakasıdır.” ifadelerini kullandı. “Ortak günahlar nedeniyle birbirlerine bağlılar” MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin geçmişte yaptığı uyarıların dikkate alınmadığını ileri süren Akgönül, CHP yönetimi ile Ekrem İmamoğlu arasındaki ilişkiye de değindi. Akgönül, “Devlet Bahçeli onları uyarmasına rağmen gerekli adımlar atılmadı. Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere bu aktörler ortak günahları olduğu için birbirlerine bağlılar” dedi. Yayında Türkiye'nin son dönemdeki siyasi gelişmelerini değerlendiren Akgönül, yaşanan süreçlerin yalnızca parti siyaseti çerçevesinde değil, devletin güvenlik ve kurumsal refleksleri açısından da ele alınması gerektiğini savundu.

 Akgönül: "Devlet terbiyesini bilen bir Kürt siyasal aklına ihtiyaç var" Haber

 Akgönül: "Devlet terbiyesini bilen bir Kürt siyasal aklına ihtiyaç var"

Türkiye, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin "Gelin anahtarı alın, kapıyı açın" çıkışıyla siyasal bir dönüşümün eşiğine girerken, bu sürecin başarıya ulaşması için muhatapların niteliği ve bölgesel tehditler dün Haber Değer'de Genel Yayın Koordinatörü Mehmet Anıl Korkmaz'ın canlı yayın konuğu olan Araştırmacı - yazar Mehmet Sabri Akgönül tarafından masaya yatırıldı. Akgönül, mevcut yasal Kürt siyasetinin devletle müzakere dilini ve hiyerarşisini bilmediğini savunarak, çözümün ancak "devlet terbiyesi" almış yeni bir siyasal zeminde mümkün olabileceğini ifade etti. Akgönül, Türkiye'nin jeopolitik rotasını korumak adına atılan bu adımların "terörsüz Türkiye" hedefinin bir parçası olduğunu vurguladı. "Alternatifin adresi İsrail değil İran" Terör örgütü elebaşlarından Murat Karayılan’ın "alternatifsiz değiliz" çıkışını değerlendiren Akgönül, kamuoyundaki genel algının aksine asıl adresi işaret etti. Akgönül, "Buradaki temel Karayılan'ın 'alternatifsiz değiliz'inden kastı İran'dır. Yani aslında şunu diyor Karayılan: 'İran bize bir teklif sundu, biz ne yapalım?'" diyerek örgütün Tahran ile olan temaslarını deşifre etti. 1999 yılında Öcalan’ın teslim edilmesi sürecinde Kasım Süleymani’nin bizzat devreye girerek örgütün Türkiye dışına çıkmasını engellemeye çalıştığını hatırlatarak "İran'dan yeni bir teklif geldi ve Bahçeli'nin 'bir koordinatörlük kuralım' hamlesi, tam da bu teklife karşı bir tekliftir" tespitinde bulundu. Kürt siyasetindeki "devlet terbiyesi" sorunu Sürecin neden tıkandığına dair en dikkat çekici tespiti yapan Akgönül, DEM Parti’nin ve legal Kürt siyasetinin devlet mekanizmasını idrak edemediğini savundu. Akgönül, bu eksikliği şu sözlerle dile getirdi: "Kürt siyasal aklı devletsiz bir akıldır. Bu anlamda devlet terbiyesi almamış bir akıldır. Hatta bir adım daha öteye gideyim; Kürt siyasal aklı terbiyesiz bir akıldır, terbiye edilmemiş. Devletle terbiye edilmemiş, devletin ne olduğuna dair bir terbiyesi yok." Kürt siyasetinin hiyerarşik devlet yapısını ve "ahesteliğin" (devlet vakarının) ne olduğunu bilmediğini belirten yazar, mevcut yapının ya devletsiz ya da devlet düşmanı bir gelenekten geldiği için müzakere masasında yetersiz kaldığını vurguladı. Yeni bir "DEM" ve icracı koordinatörlük Bahçeli’nin önerdiği Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü'nün, mevcut siyasal tıkanıklığı aşacak bir alternatif olarak kurgulandığını ifade eden Akgönül, bu yapının doğrudan "icracı" olacağını belirtti. Koordinatörlüğün aslında yeni bir siyasal zeminin inşası anlamına geldiğini savunan yazar, "Barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü yeni bir DEM Partisi kurulmasıyla sonuçlanacaktır. Çünkü DEM Partisi kendi tarafında yenilenmeyi kabul etmedi" dedi. Akgönül'e göre bu yapı, mevcut siyasalları depolitize ederken, dışarıda kalan kesimleri siyasallaştıracak bir amel komisyonu olarak görev yapacak. "Türkiye küçülmemek için büyümek zorunda" Türkiye’nin artık terörle mücadele konseptinden bölgesel hakimiyet aşamasına geçtiğini kaydeden Akgönül, ülkenin yazgısının büyüme üzerine kurulu olduğunu savundu. Antiemperyalist duruşun artık aktif bir "emperyal programa" dönüştüğünü vurgulayan araştırmacı yazar, "Yazgımız büyümektir. Neden büyümeliyiz? Küçülmemek için. Kendiliğinden antiemperyalist olan Türkiye artık emperyal bir programa sahiptir" sözleriyle Türkiye'nin yeni jeopolitik rotasını özetledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Mehmet Sabri Akgönül: Bir dünya savaşı çıkacak ve bunu Türkiye çıkaracak! Haber

Mehmet Sabri Akgönül: Bir dünya savaşı çıkacak ve bunu Türkiye çıkaracak!

Aksa Tufanı tartışması: “Askeri literatürde zaferdir” Programda 7 Ekim 2023’te başlayan Aksa Tufanı operasyonunu değerlendiren Akgönül, saldırının askeri sonuçlarını şöyle tanımladı: “Aksa Tufanı, askeri literatürde bir zaferdir. Hamas, İsrail’in güvenlik bariyerini delmiş, Güney İsrail’de kontrol alanı oluşturmuştur.” Ancak Akgönül’e göre bu operasyonun asıl önemi askeri değil, siyasiydi: “Savaş, siyasetin başka araçlarla devamıdır. 7 Ekim, Filistin’in geleceği konusunda tıkanan siyasete yeni bir yol açtı. Bu saldırının siyasal ufku, iki devletli çözümü yeniden tartıştırmaktı — ve bu hedefe ulaşıldı.” “Hamas kendini fes edecek, El Fetih’i fethedecek” Akgönül, Hamas’ın 7 Ekim sonrasındaki misyonunu tamamladığını belirterek örgütün geleceğine dair çarpıcı bir tahminde bulundu: “Hamas kendini fes edecek ve El Fetih’i fethedecek. Bu şimdilik bir aforizma gibi dursun, ama süreç o yöne gidiyor.” Filistin yönetimi lideri Mahmud Abbas’ı eleştiren Akgönül, “Mahmud Abbas, Filistin’i yönetmeye layık değildir. İki yıllık savaş boyunca Filistin yönetimi kötü bir sınav verdi” dedi. Akgönül’e göre, askeri eylemin siyasal sonuçlarını üretmesi gereken Filistin yönetimi yerine, Türkiye ve Katar bu rolü üstlendi: “Hamas’ın eylemini siyasal başarıya dönüştüren Türkiye oldu. Katar’ı da ikna eden yine Türkiye’ydi.” Türkiye’nin rolü: “Yeni hegemonik düzenin ortağı” ABD’deki güç değişimlerine dikkat çeken Akgönül, Donald Trump döneminin yeni bir jeopolitik dönüşüm başlattığını söyledi: “Trumpçılık, 1945 sonrası liberal düzeni Amerikan lehine revize ediyor. Bu yeni Amerikan düzeninde Türkiye artık bir oyuncu değil, bir ortak.” “Trump, Erdoğan’a ‘Ortağım Türkiye’ derken bunu sembolik söylemiyor. ABD, yeni hegemonyasında Türkiye’ye pay veriyor.” Akgönül ayrıca “Bahçeli ve Erdoğan’ın danışmanları bu dönüşümü öngördü” diyerek Türkiye’nin hazırlıklı davrandığını savundu. İran ve bölge dengesi: “Oltadaki balık artık İran” Akgönül, eski bir benzetmeyi yeniden yorumlayarak, “Oltadaki balık artık İran’dır. Türkiye ve İran aynı anda yükselemez, iki imparatorluk bakiyesi eşzamanlı olarak büyüyemez” ifadelerini kullandı. Bu rekabetin mezhepsel değil, coğrafi ve tarihsel bir gerçeklik olduğunu belirtti: “Bu mesele Şiilik ya da Sünnilikle ilgili değil; aynı coğrafyada iki güç aynı anda yükselemez.” “Yurtta barış, dünyada savaş” dönemi Programın son bölümünde Akgönül, Türkiye’nin dış politik vizyonuna dair en iddialı tespitini yaptı: “Kemalizm bizi sıfır noktasına kadar getirdi; ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ diyordu. Bugünkü Türkiye ise ‘Yurtta barış, dünyada savaş’ ufkuna sahip.” Bu sözlerle Türkiye’nin artık barış diplomasisini içeride, sert güç politikasını ise dışarıda uyguladığını vurguladı. Akgönül, “Bir dünya savaşı çıkacak ve bunu biz çıkaracağız. Çünkü savaş, ona ihtiyacı olanlar tarafından çıkarılır. Türkiye buna hazır” ifadeleriyle sözlerini noktaladı.

Mehmet Sabri Akgönül: Çanlar İsrail için çalıyor, dünya yeni bir döneme giriyor! Haber

Mehmet Sabri Akgönül: Çanlar İsrail için çalıyor, dünya yeni bir döneme giriyor!

“Mahmud Abbas’a vize yasağı İsrail’in BM’yi itibarsızlaştırma girişimidir” Akgönül, Mahmud Abbas’ın Birleşmiş Milletler’deki özel oturuma vize yasağı nedeniyle çevrim içi katılmak zorunda bırakılmasını değerlendirdi. Bu durumu İsrail’in uluslararası mekanizmaları itibarsızlaştırma çabası olarak nitelendirdi. Ayrıca Abbas’ın konuşmasındaki mikrofon kapanma anının “sözünü kestiler” şeklinde manipüle edilmesini de “dezenformasyon” örneği olarak tanımladı. “Filistin artık sadece Orta Doğu’nun değil, dünyanın meselesi” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasını “tarihsel bir dönüm noktası” olarak değerlendiren Akgönül, üç vurgunun öne çıktığını söyledi: Filistin’in artık küresel bir mesele olduğu, Tanınmanın tek başına yetmeyeceği, devlet olarak desteklenmesi gerektiği, İsrail’in Gazze’den ancak uluslararası barış gücüyle çekilebileceği. Akgönül, “Artık İsrail sadece Filistin’de soykırım yapan bir ülke değil, uluslararası düzeni tehdit eden küresel bir tehlike haline gelmiştir” dedi. “Çanlar İsrail için çalıyor” Filistin’i tanıyan ülkelerin sayısının 157’ye çıkmasının önemine dikkat çeken Akgönül, özellikle İngiltere ve Fransa’nın bu sürece dahil olmasını “kırılma noktası” olarak değerlendirdi. “Artık çanlar İsrail için çalıyor. İsrail korktukça daha sert saldırıyor ama bu saldırganlık yolun sonunu da hızlandırıyor.” “ABD-İsrail bağı kırılmak üzere” Akgönül, İsrail’in en büyük dayanağının ABD ve Trump olduğunu ancak bu bağın da zayıfladığını belirtti. ABD kamuoyunda İsrail karşıtı seslerin yükseldiğini ve Charlie Kirk suikastı sonrası bu tepkinin daha görünür hale geldiğini söyledi. “Trump Nobel Barış Ödülü’nü almak istiyorsa İsrail’e dur demek zorunda. Bunun farkında. Ama cesareti Türkiye’den alabilir.” “Türkiye barış gücünün öncülüğünü yapmaya hazırlanıyor” Akgönül, yakın dönemde Gazze’ye BM şemsiyesi altında bir barış gücü gönderilmesi ihtimalini dile getirdi: “Türkiye’nin öncülüğünde, diğer Müslüman ülkelerin de katkısıyla Gazze’ye barış gücü konuşlandırılabilir. Bu, hem Filistin için tarihi bir adım hem de İsrail’in saldırganlığını durduracak en güçlü hamle olacaktır.” Mehmet Sabri Akgönül’e göre dünya yeni bir döneme giriyor. İsrail’in yalnızlaşması hızlanırken, Türkiye’nin diplomatik ve askeri öncülüğü Filistin için tarihi bir kırılma yaratabilir.

Bahçeli’nin usturası siyasetin yönünü Kudüs’e çeviriyor! Haber

Bahçeli’nin usturası siyasetin yönünü Kudüs’e çeviriyor!

Türkiye’de son dönemde en dikkat çekici siyasal çıkışların sahibi olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ekim 2024’te başlattığı “devrimci momenti” Kudüs üzerinden ileri taşımayı hedefliyor. Yazar Mehmet Sabri Akgönül, Bahçeli’nin bu stratejik yönelimini “ustura” metaforu ile açıklayarak, Türkiye’nin hem iç hem de dış politikada yeni bir restorasyon dönemine girdiğini savunuyor. Bahçeli’nin devrim anlayışı Kudüs hedefiyle birleşiyor Akgönül’e göre Bahçeli’nin Kudüs çıkışı, yalnızca bir siyasi söylem değil; Türkiye’nin meşruiyetini içeride yeniden kurma ve dışarıda etki alanını genişletme projesinin parçası. “Kudüs düşerse Ankara kaybeder, İstanbul kavrulur” sözleriyle işaret edilen bu yönelim, yeni dönemin merkezine Kudüs’ü oturtuyor. Bahçeli’nin stratejik çerçeveyi kurduğunu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ise taktiksel uygulamaları üstlendiğini belirten Akgönül, üçlü yapının Türkiye’yi büyütecek bir denge oluşturduğunu vurguluyor. Ustura metaforu siyasetin gereksiz ayrıntılarını kesiyor Akgönül, Bahçeli’nin yöntemini Ockham’ın Usturası ile açıklıyor: “Gereksiz varsayımları ve korkuları elimine ederek en kestirme yolu işaret ediyor.” Bu bağlamda, Bahçeli’nin Kudüs çıkışının Gazze üzerinden şekillendiğini aktaran Akgönül, 2024’te önerilen “Kudüs Paktı” teklifinin 2025’te yeniden gündeme taşındığını hatırlatıyor. Gazze tezkeresi hazırlığı gündeme gelebilir Akgönül, Libya’ya 2020’de yapılan müdahale örneğini hatırlatarak, benzer bir sürecin Gazze için planlanabileceğini öne sürüyor. Türkiye’nin diplomatik girişimler, iç siyasal konsolidasyon ve uluslararası meşruiyet arayışıyla adım adım bu sürece hazırlandığını belirtiyor. Önümüzdeki hafta yapılacak BM Genel Kurulu toplantısının bu meşruiyeti sağlayabileceğini ifade eden Akgönül, İngiltere, Kanada ve Avustralya’nın Filistin’i tanıması ile İtalya’nın BM misyonu önerisi gibi gelişmeleri “şartların olgunlaştığına” dair işaretler olarak sunuyor. TRÇ ittifakı önerisi Trump’a mesaj niteliği taşıyor Bahçeli’nin Türkiye-Rusya-Çin (TRÇ) İttifakı çıkışını değerlendiren Akgönül, bu önerinin asıl muhatabının Rusya ya da Çin değil, doğrudan Donald Trump olduğunu belirtiyor. Akgönül’e göre Trump, Hindistan ve Rusya’yı Çin’e “kaptırma” tehlikesi yaşarken Türkiye’nin de bu blokta yer alması, ABD’nin küresel iddiasını bitirebilir. Bu nedenle Bahçeli’nin usturası, Trump’ın korkularını ajite etmeyi hedefleyen stratejik bir hamle niteliği taşıyor. Avrasyacı kadrolar da Kudüs meselesine çekiliyor Akgönül’ün analizine göre, Bahçeli’nin Kudüs çıkışı yalnızca dış politikada değil, içeride de etkili oldu. Avrasyacı devlet kadrolarının Kudüs meselesini merkezine alması, Türkiye’de yeni bir stratejik konsensüsün doğduğunu gösteriyor. Artık Avrasyacılık, Kudüs’ten ve Gazze Tezkeresi’nin olgunlaştırılmasından geçiyor. Bahçeli’nin usturası siyasal korkuları kesip atıyor Mehmet Sabri Akgönül yazısını şu yorumla tamamlıyor: Bahçeli’nin usturası, hem içeride hem dışarıda gereksiz korkuları kesip atarak Türkiye’yi Kudüs merkezli yeni bir stratejik hatta yerleştiriyor. Erdoğan’ın ve Fidan’ın adımlarıyla birleşen bu stratejik vizyon, önümüzdeki günlerde hem BM Genel Kurulu’nda hem de Washington-Ankara hattında somutlaşacak. Bahçeli’nin usturası ne anlatıyor? Mehmet Sabri Akgönül’ün yazısı ilk bakışta bir “Bahçeli portresi” gibi görünse de aslında çok daha geniş bir bağlamı işaret ediyor. Akgönül, Bahçeli’nin politikalarını yalnızca güncel çıkışlar olarak değil, tarihsel bir “sağın yeniden yükselişi” sürecinin parçası olarak okuyor. Yazının ana fikri şu: Türkiye’de sağ siyasetin uzun bir gerileme döneminden sonra tekrar yükselişe geçtiği bir dönemde, Bahçeli bu yükselişi stratejik bir çerçeveye oturtan, diğer aktörleri tamamlayan merkezi figürdür. “Ustura” metaforu burada önem kazanıyor. Akgönül, Bahçeli’yi gereksiz ayrıntıları, korkuları, tereddütleri kesip atan; meseleyi özüne indirgeyen bir lider olarak konumlandırıyor. Bu bakış, Bahçeli’nin Kudüs çıkışını, bir “anlık refleks” değil, Türkiye’nin iç-dış politikasını yeniden kuracak bir stratejik hedef olarak yorumluyor. Yazıda Erdoğan ve Fidan’ın rollerinin altının çizilmesi, aslında “Bahçeli’nin yön, Erdoğan ve Fidan’ın uygulama sağladığı üçlü mekanizma” vurgusunu öne çıkarıyor. Yani, bir hiyerarşi değil; birbirini tamamlayan roller söz konusu. Bu, Cumhur İttifakı içindeki iş bölümüne dair de bir okuma sunuyor. En kritik noktalardan biri, Trump ve ABD bağlamı. Akgönül, Bahçeli’nin Kudüs çıkışını yalnızca Filistin meselesine indirgemiyor; asıl hedefin Trump’ın İsrail karşısındaki tereddütlerini kırmak ve ABD’nin Ortadoğu politikalarını değiştirmeye zorlamak olduğunu söylüyor. Burada TRÇ (Türkiye-Rusya-Çin) ittifakı önerisi, Rusya ve Çin’le yakınlaşma değil, Trump’a “Türkiye’yi kaybetme” korkusunu hatırlatma işlevi görüyor. Yani bu öneri, bir dış politika stratejisi olmaktan çok, bir diplomatik koz. Yazının satır aralarında ayrıca içerideki Avrasyacı kadrolara yönelik bir mesaj da var. Bahçeli’nin Kudüs çıkışı, bu kadroları doğrudan “Kudüs meselesi” etrafında konsolide etmeyi amaçlıyor. Böylece Avrasyacılık, klasik anlamıyla Rusya-Çin hattına yaslanmak değil, Kudüs üzerinden yeniden tanımlanıyor. Sonuç olarak Akgönül, Bahçeli’yi yalnızca bir parti lideri değil, tarihin ruhunu kavrayıp yön veren bir “stratejik akıl” olarak sunuyor. Yazının özü şu şekilde özetlenebilir: Bahçeli stratejiyi kuruyor, Erdoğan ve Fidan taktiği uyguluyor. Kudüs meselesi, Türkiye’nin restorasyon sürecinin merkezine yerleşiyor. TRÇ ittifakı önerisi, ABD’ye yönelik bir psikolojik baskı unsuru. Avrasyacı kadrolar Kudüs meselesine çekilerek yeni bir konsensüs oluşuyor. Bu nedenle, Akgönül’ün yazısı yalnızca bir “analiz” değil; aynı zamanda okuyucuya Türkiye’nin önümüzdeki dönemdeki dış politika hamlelerine dair bir “öngörü” sunuyor. Bahçeli’nin usturası, siyasal korkuları kesip atarken, Türkiye’nin hem içeride hem dışarıda yeni bir yönelim kazanacağı mesajını veriyor.

“Türkiye’nin geleceği Kürtlerle şekilleniyor”  Mehmet Sabri Akgönül’den önemli tespitler Haber

“Türkiye’nin geleceği Kürtlerle şekilleniyor” Mehmet Sabri Akgönül’den önemli tespitler

“İçeridekilerin dünyasını, içeridekilere anlatıyoruz” Mehmet Sabri Akgönül, Balzac’tan yaptığı bir alıntıyla sosyolojik konumlanışını şu sözlerle ifade etti: “Madem ki bizi içeri almıyorlar, o zaman içeridekilerin nasıl yaşadığını içeridekilere anlatalım.” “Naçizane bizim hikâyemiz, içeride olmayıp içeride kalbi atan, ruhu atan insanlar olarak içeride neler olup bittiğini içeridekilere anlatmak. Eğer içeridekiler dağın tepesine konumlanıp bizi duymazdan gelmeye devam ederlerse, başlarına ne geleceğini bilmezler.” “Benim söylemim Türk milliyetçiliğine denk düşüyor ama beni dinleyenler İslamcılar ve solcular” Mehmet Sabri Akgönül, düşünsel kimliğini tanımlarken hem kültürel hem siyasal anlamda karmaşık bir haritayı işaret etti: “Söylemlerim İslamcılara ve solculara ters olmasına rağmen beni daha çok ciddiye alan kitle onlar. Oysa söylemlerim maksimalist bir Türk milliyetçiliğine daha yakın.” Kürt kökenli bir entelektüel olarak Türkiye merkezli düşündüğünü vurgulayan Akgönül, fikri çizgisini şöyle tanımladı: “Ben Türkiye’yi hakikaten emperyal bir Türkiye olarak görüyorum. Büyük bir Türkiye. Ve bu büyük Türkiye’nin büyümesine yol açacak olan koridor Kürtlerdir.” “Benim üzerime iki kere tarihsel bir misyon yüklendi” Akgönül, kendi pozisyonunu yalnızca entelektüel değil, tarihsel bir sorumluluk olarak da gördüğünü belirtti: “Bir: Türkiyeli olmak. İki: Türkiyeli Kürt olmak. Bu ikisinin çakıştığı bir yerdeyim. Yavuz Sultan Selim dönemindeki kolektif akıl ve Kürt iş birliğine referansla, mevcut siyasi konjonktürde bu ‘damarın’ eksik olduğunu söyledi. “Çözüm süreci bir garabetti” Programda Türkiye’deki çözüm süreci de gündeme geldi. Mehmet Sabri Akgönül bu konuda net bir eleştiri ortaya koydu: “Biz çözüm sürecinde değiliz. O süreç bir çözüm değildi. Bir garabetti.” “Zaferle değil, seferle mükellefiz” Akgönül, sözlerini Enver Paşa’nın meşhur sözüyle bitirerek fikri mücadeleye olan bağlılığını ortaya koydu: “Biz seferle mükellefiz, zaferle değil. Allah zaferi getirir ya da getirmez, o başka bir konu. Biz elimizden geleni yapmakla mükellefiz.” Program hakkında Program, Uğur Güzel’in moderatörlüğünde Nonpaper adlı yeni medya girişimi tarafından hazırlandı. Sadece ekonomi değil, iç ve dış politika, tarih, kültür gibi farklı eksenlerde derinlikli analizler üretmeyi hedefleyen platformda, Mehmet Sabri Akgönül’ün sözleri serinin dikkat çeken bölümlerinden biri oldu.

Mehmet Sabri Akgönül: CHP’de tek değil, iki operasyon vardı! Haber

Mehmet Sabri Akgönül: CHP’de tek değil, iki operasyon vardı!

“Genel başkanın kendi kurultayını kaybetmesi olağan değil” CHP’de son kurultayla yaşanan gelişmeleri değerlendiren Mehmet Sabri Akgönül, Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendi kongresini kaybetmesinin olağan koşullarda mümkün olmadığını vurguladı. Akgönül, “Siyasi Partiler Kanunu ve delege düzeni düşünüldüğünde, genel başkanın kaybetmesi ancak operasyonla olur. Bu, olağan akışın dışında bir sonuçtur” dedi. “Burada yalnızca bir değil, iki operasyon var” Akgönül, yaşanan süreci yalnızca tek bir müdahaleyle açıklamanın eksik olacağını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Burada yalnızca bir operasyon değil, ikinci bir operasyon da var. Devlete yönelik hamleye karşı, devlet de kendi refleksini devreye soktu. Bu nedenle uzun sürmesi beklenen kapışma, beklenenden hızlı dengelendi.” “Mutlak butlan” yeni bir dönemin kapısını aralıyor Gündemdeki “mutlak butlan” tartışmasına değinen Akgönül, bu kararın çıkması halinde 2023 sonrası alınan tüm kararların geçersiz olabileceğini söyledi. Bu ihtimalin parti içinde yeni bir süreci başlatacağını belirten Akgönül, olası senaryoyu şöyle özetledi: Kısa vadede: Arınma ve nedamet çerçevesinde tasfiye süreçleri yaşanacak. Orta vadede: Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel arasında soğukkanlı bir uzlaşma sağlanabilecek. Uzun vadede: CHP, devletin yeni yönelimiyle uyumlu bir statüko partisine dönüşebilecek. “İmamoğlu CHP’nin ayarlarını bozdu” Ekrem İmamoğlu’nun etkisine dikkat çeken Akgönül, bu süreci şu sözlerle değerlendirdi: “İmamoğlu, CHP’nin bütün ayarlarını bozdu. Burjuvazinin ve paranın dönüştürücü gücüyle parti içinde dengeler sarsıldı. Ancak bu etki, karşı operasyonlarla dengelendi.” Akgönül’e göre bu dalga, yalnızca bireysel bir adaylık hamlesi değil, parti içindeki güç dengelerini yeniden tanımlayan bir süreç oldu. Hikmet Çetin faktörü: “Artık belirleyici bir figür” Akgönül, CHP’nin geleceğinde Hikmet Çetin’in rolüne de özel vurgu yaptı: “Kılıçdaroğlu genel başkan olsun ya da olmasın, Hikmet Çetin bundan sonra CHP’de yalnızca danışılan değil, karar süreçlerinde belirleyici bir figür olacaktır.” Çetin’in geçmiş dışişleri deneyimi, uluslararası itibarı ve farklı çevrelerde kabul gören konumu, bu değerlendirmeyi güçlendiren unsurlar olarak öne çıktı. “Özgür Özel iyi bir ikinci adam, ama birinci olunca zorlanıyor” Kılıçdaroğlu–Özel ilişkisini analiz eden Akgönül, Özel’i “iyi bir ikinci adam” olarak niteledi: “Özgür Özel çok iyi bir ikinci adamdır. Ancak birinci adam yapıldığında doğal yetenekleri törpüleniyor. Eğer Kılıçdaroğlu ile uzlaşma olgunlaşırsa, parti güvenli bir limana çekilir.” Cumhurbaşkanlığı için sürpriz öneri: “Dilek İmamoğlu” Akgönül’ün en dikkat çekici öngörüsü, muhalefetin Cumhurbaşkanlığı adayı konusunda oldu. “Muhalefetin çıkarabileceği en az itiraz görecek aday Dilek İmamoğlu olabilir. Bu isim kazanmak için değil, yarışı anlamlı kılmak ve muhalefeti bir arada tutmak için sembolik bir eşik oluşturabilir” dedi. Sağ blokta ise Fatih Erbakan ve Yavuz Ağıralioğlu gibi isimlerle çok adaylı bir tablonun oluşabileceğini söyleyen Akgönül, “Bu tablo, seçimi ikinci tura taşır” ifadelerini kullandı. Belediyeler için radikal öneri: “Kaldırmak ya da kökten düzenlemek” Yerel yönetimlere dair çarpıcı bir çıkış yapan Akgönül, “belediyelerin ya tamamen kaldırılması ya da sert bir şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini” dile getirdi. Bu adımın CHP’ye yeni bir konum kazandırabileceğini belirterek, “Böyle bir idari reform, Kılıçdaroğlu’nu yeniden devlet adamı konumuna taşıyabilir” dedi. “Terörle mücadelede tavizsiz bir dönem” Türkiye’nin güvenlik politikalarına da değinen Akgönül, **“terörle mücadelede tavizsiz bir doktrin”**in işletildiğini söyledi. Laiklik ve dindarlık ekseninde de “tanımsal berraklık” sağlanmasıyla, yıllardır tartışılan gerilimlerin çözülebileceğini vurguladı. “Bu iki başlığın çözülmesi, iktidarın hanesine tarihsel bir kredi yazar” değerlendirmesinde bulundu. “CHP artık devletin yoluna sokuldu” Mehmet Sabri Akgönül, değerlendirmesinin sonunda CHP’nin önündeki temel soruyu şöyle özetledi: “CHP devletin yoluna mı girecek, karşısında mı duracak? Görünen o ki, karşıtlıktan çıkarıldı; yola sokuldu.” Akgönül, “mutlak butlan” kararının çıkması halinde partide tasfiye ve arınma süreçlerinin hızlanacağını, orta vadede uzlaşma ve güvenli liman arayışının öne çıkacağını, uzun vadede ise CHP’nin “devletin yeni statükosuna uyum sağlayan” bir yapıya evrileceğini savundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.