SON DAKİKA

#Meşru Müdafaa

HABER DEĞER - Meşru Müdafaa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Meşru Müdafaa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Pezeşkiyan’dan Körfez mesajı: Özür diledi ama “savunma hakkımızdan vazgeçmeyiz” dedi Haber

Pezeşkiyan’dan Körfez mesajı: Özür diledi ama “savunma hakkımızdan vazgeçmeyiz” dedi

Ortadoğu’da savaşın giderek genişlediği bir dönemde İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’dan dikkat çeken bir açıklama geldi. Sosyal medya platformu X üzerinden mesaj paylaşan Pezeşkiyan, İran’ın bölge ülkeleriyle iyi komşuluk ilişkilerini sürdürmek istediğini belirtti. Ancak İran lideri, ABD ve İsrail’in askeri saldırıları karşısında ülkesinin savunma hakkından vazgeçmeyeceğini de açık şekilde ifade etti. “İyi komşuluk ilişkilerini önemsiyoruz” Pezeşkiyan açıklamasında İran’ın bölge ülkeleriyle ilişkilerinde karşılıklı saygı ve egemenlik ilkesini temel aldığını vurguladı. İran yönetiminin komşu ülkelerle dostane ilişkileri sürdürme politikasını benimsediğini belirten Pezeşkiyan, bölgesel istikrarın bu anlayışla sağlanabileceğini söyledi. İran Cumhurbaşkanı, “İran, bölge ülkeleriyle iyi komşuluk ve ulusal egemenliğe karşılıklı saygı temelinde ilişkilerin sürdürülmesini her zaman savunmuştur” ifadelerini kullandı. “Savunma hakkımız ortadan kalkmaz” Pezeşkiyan, İran’ın diplomatik yaklaşımının ülkenin savunma hakkından vazgeçtiği anlamına gelmediğini belirtti. ABD ve İsrail’in askeri saldırıları karşısında İran’ın meşru müdafaa hakkını kullanacağını dile getiren Pezeşkiyan, bu hakkın uluslararası hukuk açısından da geçerli olduğunu söyledi. İran lideri açıklamasında, “Bu durum İran’ın ABD ve Siyonist rejimin askeri saldırılarına karşı kendini savunma hakkını ortadan kaldırmaz” ifadelerine yer verdi. İran: Hedefimiz komşu ülkeler değil Pezeşkiyan ayrıca İran’ın askeri operasyonlarında bölgedeki dost veya müttefik ülkelerin hedef alınmadığını savundu. İran saldırılarının yalnızca ABD’nin bölgedeki askeri varlıklarına yönelik olduğunu belirten Pezeşkiyan, İran’ın amacının saldırıların kaynağı olan hedefleri vurmak olduğunu ifade etti. İran Cumhurbaşkanı, “Biz dost ülkelere saldırmadık. Bölgede bulunan Amerikan üslerini ve askeri tesisleri hedef aldık” dedi. Komşu ülkelere özür mesajı Pezeşkiyan daha önce İran devlet televizyonunda yayımlanan konuşmasında, İran saldırılarından etkilenen komşu ülkelerden özür dilemişti. İran’da kurulan Geçici Liderlik Konseyi’nin saldırı gelmeyen komşu ülkelere yönelik füze fırlatılmaması yönünde karar aldığını açıklayan Pezeşkiyan, İran’ın bölge ülkeleriyle barış ve iş birliği istediğini dile getirmişti. Ortadoğu’da gerilimin hızla yükseldiği bir dönemde yapılan bu açıklamalar, İran’ın hem diplomatik mesaj vermeye hem de askeri kararlılığını vurgulamaya çalıştığı şeklinde yorumlandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ufuk Uras: Özgürlüğün şarkısı şiddetin çalgısıyla çalınmaz! Haber

Ufuk Uras: Özgürlüğün şarkısı şiddetin çalgısıyla çalınmaz!

“Dünya adil değil” Uras, “Dünya Savaşı’ndan sonra büyük bir hesaplaşma” başlığıyla tartışılan döneme dair değerlendirmesinde, kapitalist sistem içinde kaynakların ve pazarların paylaşımı eksenindeki mücadelenin sürdüğünü ifade etti. Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası “tarihin sonu” ve “eşit bir dünya” söylemlerinin 11 Eylül sonrasında çöktüğünü savunan Uras, günümüz dünyasının adil olmadığını söyledi. “Karbon mu silikon mu” Uras, yapay zekâ ve “robotlar dünyası” tartışmasına değinerek “karbon varlıklarla silikon varlıkların mücadelesini anlamlandırmak” için hâlâ yoğun bir düşünsel mesai gerektiğini belirtti. Uras, teknolojinin belirleyiciliğinin arttığı yeni dönemde, dünyanın nereye evrileceğinin kolay öngörülemediğini dile getirdi. “Meşru müdafaa” Uras: “Burada Müslüman Müslümana vuruyor okuması yok, meşru müdafaa var” dedi. İran’ın Körfez ülkelerine dönük saldırılarını değerlendiren Uras, ana akım medyada öne çıkan yaklaşımın meseleyi çarpıttığını savundu. “Doğrudan ABD üslerine yönelik bir meşru müdafaa hakkı kullanılıyor” görüşünü dile getiren Uras, müzakereler sürerken İran yönetimine dönük saldırıların kabul edilebilir olmadığını söyledi ve yaşananları uluslararası hukukun aşınması bağlamında değerlendirdi. “Uluslararası hukuk” Uras, Türkiye’nin tutumunu “diplomasi ve eşit mesafe” vurgusuyla olumlu bulduğunu söyledi. Türkiye’nin hem NATO üyesi hem de İran’la sınır komşusu olması nedeniyle hassas bir denklemde bulunduğunu belirten Uras, çatışmanın müzakere zeminiyle sonlandırılması çağrılarının önemli olduğunu ifade etti. “Akıllı bombaların aklı olmuyor” diyen Uras, savaşın sivil yurttaşlar ve tarihî mekânlar açısından yıkıcı sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. “Öcalan bildirisi” Uras, Abdullah Öcalan’ın son bildirisine de değinerek metnin genel çerçevede devletin açıkladığı perspektifle uyumlu olduğunu söyledi. Bildiride yer alan “demokratik entegrasyon”, “buyurgan dilden uzaklaşma” ve “barış yasaları” vurgularının yeni bir siyasal dil arayışına işaret ettiğini belirten Uras, metni eşitlikçi ve anayasal zeminde bir çözüm çağrısı olarak okuduğunu ifade etti. Öcalan’ın umut hakkı tartışmasını kişisel bir talep zeminine çekmemesini de değerlendiren Uras, sürecin bireysel bir mesele üzerinden değil, toplumsal mutabakat ve Meclis zemininde ilerlemesi gerektiğini söyledi. Uras, “Senkronize adımlar atılmazsa süreç pazarlığa dönüşür. Eş anlı ilerleme önemli” değerlendirmesinde bulundu. “İsrail’in meşruiyeti yok” Uras, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları sonrası ölçünün kaçtığını, izlenen politikaların uluslararası meşruiyeti olmadığını savundu. “Normalleşme, normal olmayanla olmaz” diyen Uras, bölgesel gerilimlerin Türkiye’de demokratikleşme ve barış gündemini daha kritik hale getirdiğini belirtti. “Adres Meclis” Uras, Meclis zeminini “süreçlerin temel muhatabı” olarak işaret etti. “Şiddetten arındırılmış bir toplum” hedefinin ortak bir yurttaş mutabakatıyla güçlenebileceğini söyleyen Uras, siyasal partilerin tutumlarının Meclis’te sınanacağını vurguladı. “Demokrasilerde asgari müştereklerde buluşulur; azami müştereklerde buluşmak faşizmde olur” ifadelerini kullandı. Ufuk Uras kimdir? Ufuk Uras, siyasetçi ve akademisyendir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 23. Dönem İstanbul milletvekili olarak görev yaptı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi kökenlidir ve aynı üniversitede öğretim üyesi olarak çalıştı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Türkiye İran için tek yumruk oldu! Haber

Türkiye İran için tek yumruk oldu!

28 Şubat 2026 Cumartesi günü İsrail “önleyici saldırı” başlattığını duyururken, Reuters’ın aktardığı gelişmelerde emperyalist ABD’nin de operasyona eşlik ettiği, Tahran’da patlamalar duyulduğu ve bölgede gerilimin hızla tırmandığı bildirildi. Aynı gün içinde Türkiye’de farklı ideolojik çizgilerden siyasi partiler ile parti liderleri, saldırıları kınayan ve “İran’la dayanışma” çağrısı yapan açıklamalar yayımladı; bazı açıklamalar İncirlik ve Kürecik başta olmak üzere üsler ve Türkiye’nin hava/deniz/kara sahasına ilişkin somut politika talepleriyle dikkat çekti. İsrail “önleyici saldırı” dedi, Reuters ve AP “ABD-İsrail ortak saldırısı” vurgusunu aktardı. Reuters, İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a “pre-emptive” (önleyici) saldırı duyurduğunu, Tahran’da patlamalar duyulduğunu ve ABD’nin askeri eyleminin saldırılara eşlik ettiğinin bildirildiğini yazdı. AP ise Rusya Dışişleri’nin açıklamasını aktarırken, saldırıların “ABD-İsrail” ortaklığıyla yürütüldüğünü ve Moskova’nın bunu “kışkırtılmamış silahlı saldırganlık” olarak nitelediğini bildirdi. Rusya Dışişleri Bakanlığı, saldırıları “kışkırtılmamış silahlı saldırganlık” diye niteledi. AP’nin aktardığına göre Rusya Dışişleri Bakanlığı, 28 Şubat tarihli açıklamasında ABD ve İsrail’i hedef alarak saldırıları “unprovoked act of armed aggression” (kışkırtılmamış silahlı saldırganlık) olarak tanımladı ve bölgesel sonuçlar ile “radyolojik felaket” riskine dikkat çekti. ICAN, nükleer tırmanma riskini öne çıkararak “tamamen sorumsuz” dedi. Nükleer silahsızlanma alanında çalışan Uluslararası Nükleer Silahların Kaldırılması Kampanyası (ICAN), 28 Şubat tarihli resmi açıklamasında saldırıları kınadı; İcra Direktörü Melissa Parke imzasıyla paylaşılan metinde, saldırıların “tamamen sorumsuz” olduğu, tırmanmayı ve nükleer tehlikeyi artırdığı, askeri eylemin durması gerektiği vurgulandı. Türkiye Komünist Partisi, “İran halkının yanındayız” diyerek üslerin kapatılmasını istedi. TKP, resmi sitesindeki “Kahrolsun emperyalizm, kahrolsun siyonizm” başlıklı açıklamada “TKP, bu emperyalist saldırıya karşı İran halkının yanındadır” ifadesini kullandı; metinde “ülkemizdeki ABD üsleri” için kapatma çağrısı yapıldı ve “istihbari desteğin sonlandırılması” talebi yer aldı. Türkiye İşçi Partisi, “hava–deniz–kara sahamız kapatılsın” diyerek NATO üslerinin statüsünü gündeme taşıdı. Cumhuriyet’in aktardığı Türkiye İşçi Partisi açıklamasında “Hava, deniz ve kara sahamız ABD ve İsrail’in doğrudan veya dolaylı kullanımına derhal kapatılmalıdır” denildi; Konya’daki 3. Ana Jet Üssü dahil İran’ı “takip ve tehdit” için kullanıldığı ifade edilen NATO üslerinin statüsünün değiştirilmesi gerektiği savunuldu. HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin İmir, “dost ve kardeş İran” vurgusuyla bölge ülkelerine çağrı yaptı. HÜDA PAR’ın resmi sitesinde 28 Şubat 2026 12:00 tarih-saat damgasıyla yayımlanan açıklamada Hüseyin İmir imzası yer aldı; metinde saldırı kınanırken bölge ülkelerinin “zorbalığa karşı dayanışma” içinde hareket etmesi gerektiği belirtildi. Haber aktarımı yapan bazı kaynaklar, açıklamada “İran halkının ve devletinin muvaffak olmasını temenni ediyoruz” ifadesinin de yer aldığını aktardı. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, “Kürecik ve İncirlik kapatılmalı” diyerek iktidara çağrı yaptı. TV5’te yer alan habere göre Mahmut Arıkan, ABD ve İsrail’i hedef alan sert ifadelerle saldırıları kınadı ve “Kürecik ve İncirlik” için kapatma çağrısı yaptı; haberde Arıkan’ın sosyal medya paylaşımına da yer verildi. Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, “İranlı kadınlarla dayanışma” diyerek özellikle Kürecik riskine işaret etti. EMEP’in resmi sitesinde yayımlanan metinde Sevda Karaca imzasıyla “İranlı kadınlara dayanışma duygularımızı iletiyor…” ifadesi yer aldı; açıklamada Türkiye’deki ABD üslerinin rolü tartışılırken “Kürecik Üssü”nün hedef haline gelmesi ihtimali üzerinden bölge halkının tehlike altında olduğu vurgulandı. Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, “İran’a saldırı Türkiye’ye saldırıdır” diyerek İncirlik-Kürecik için “kontrol altına alma” çağrısı yaptı. Doğu Perinçek’in açıklaması, farklı mecralarda alıntılanarak yayımlandı; “İran’a saldırı Türkiye’ye saldırıdır” cümlesinin yanı sıra (alıntı içinde) “Türk Milleti İran’ın yanındadır” ifadesi ve “İncirlik ve Kürecik” için “derhal kontrol altına alınmalı” çağrısı aktarıldı. KKTC’de Bağımsızlık Yolu, “İran halkıyla dayanışma” mesajı yayımladı. Kıbrıs Postası’nın haberine göre Bağımsızlık Yolu, 28/02/26 13:30 yayın saatli metinde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonunu kınadı ve “İran halkıyla dayanışma” vurgusu yaptı; haberde ayrıca artan askeri yığınağın Kıbrıs’ı bölgesel savaşın parçası haline getirdiği savunuldu. İsrail içinden İsrail Komünist Partisi ve Hadaş, saldırıyı “İsrail–ABD saldırganlığı” diye niteleyip karşı çıkış çağrısı yaptı. Haber.sol’un 28 Şubat 2026 15:25 zaman damgalı aktarımında, İsrail Komünist Partisi ile Barış ve Eşitlik için Demokratik Cephe’nin (Hadaş) açıklamasında İsrail ve ABD ortaklığının kınandığı, saldırganlığa karşı ses yükseltme ve mücadeleyi büyütme çağrısı yapıldığı belirtildi. Pakistan’dan Bilawal Bhutto-Zardari, Maleeha Lodhi, Sirajul Haq, Raja Nasir Abbas ve Fatima Bhutto’dan “egemenlik” ve “meşru müdafaa” eksenli çıkışlar geldi. Dawn’ın 28 Şubat tarihli derlemesinde Pakistan’dan çok sayıda siyasi figür ve aktivistin tepkisi aktarıldı. Haberde Pakistan Peoples Party Başkanı ve eski dışişleri bakanı Bilawal Bhutto-Zardari’nin saldırıyı kınadığı ve İran’ın egemenliği/toprak bütünlüğü vurgusu yaptığı; eski büyükelçi Maleeha Lodhi’nin Pakistan’ın “gecikmeden” kınama ve dayanışma göstermesi gerektiğini belirttiği; Jamaat-e-Islami Pakistan eski emiri Sirajul Haq’un saldırıyı sert ifadelerle eleştirdiği; Majlis Wahdat-i-Muslimeen lideri ve Senato muhalefet lideri Raja Nasir Abbas’ın BM Şartı md. 51 çerçevesinde “meşru müdafaa” değerlendirmesi yaptığı; yazar/aktivist Fatima Bhutto’nun ise İran’ın kendini savunma hakkını öne çıkaran güçlü ifadeler paylaştığı yer aldı. Ortak çizgi, “dayanışma” ile “Türkiye’nin rolü” tartışmasını aynı cümlede buluşturdu. 28 Şubat günündeki Türkiye merkezli açıklamalarda en sık tekrar eden iki başlık öne çıktı: İran halkıyla dayanışma ve saldırıların Türkiye’yi de içine çekebileceği uyarısı. TKP’nin “ABD üsleri kapatılsın” çağrısı, TİP’in “hava–deniz–kara sahası kapatılsın” talebi, HÜDA PAR ve Saadet Partisi’nin “bölge ülkeleri ortak tutum alsın / Kürecik–İncirlik” vurguları, EMEP’in “Kürecik nedeniyle bölge halkı tehlikede” uyarısı ve Vatan Partisi’nin “kontrol altına alma” çıkışı, günün siyasal dilinde aynı eksende birleşti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Üç çocuk annesi Renee Nicole Good’un son 20 saniyesi Haber

Üç çocuk annesi Renee Nicole Good’un son 20 saniyesi

ABD’nin Minneapolis kentinde yürütülen bir göçmenlik operasyonu sırasında üç çocuk annesi ABD yurttaşı Renee Nicole Good’un ICE görevlisi tarafından vurularak öldürülmesi, ülke genelinde büyük tepkiye yol açtı. Reuters’ın üç ayrı video kaydını inceleyerek yaptığı analiz, olayın son 20 saniyesinde yaşananların, federal makamların açıklamalarıyla örtüşmediğini ortaya koydu. Reuters’a göre ilk kurşun, araç memuru geçerken sıkıldı Reuters’ın doğruladığı görüntülere göre ICE görevlisi, silahını doğrultmasından yaklaşık bir saniye sonra üç el ateş etti. İlk mermi, Good’un SUV aracının ön camından, araç memurun yanından geçmekteyken içeri girdi. Ardından sıkılan iki merminin sürücü tarafına isabet ettiği belirlendi. Görüntülerde memurun araç içinden bakış açısı yer almıyor; ancak zaman çizelgesi, ateşin aracın doğrudan memurun üzerine gelmediği bir anda başladığını gösteriyor. “Meşru müdafaa” iddiası siyasal tartışmaya dönüştü Eski ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda ateşi “meşru müdafaa” olarak nitelendirdi ve Good’un memurun üzerine sürdüğünü iddia etti. Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey ise aynı gün yaptığı basın toplantısında bu savı reddederek, “Videoyu izledim, meşru müdafaa iddiaları tamamen saçmalık” dedi. Görüntüler olayın seyrini adım adım ortaya koyuyor Analize göre ICE görevlisi, ateşten hemen önce aracın önünde duruyor. Araç geri vitese takıldıktan sonra ilerlemeye başlıyor. Görevli tam karşıdayken silahını çıkarıyor; ilk mermi araç yanından geçerken sıkılıyor. İkinci ve üçüncü mermiler sürücü tarafına isabet ediyor. Olaydan sonra araç hızlanarak ilerliyor ve birkaç saniye sonra kaza yaparak duruyor. Uzmanlar “memur tarafından yaratılan tehlike” uyarısı yapıyor Güney Carolina Üniversitesi’nden Kriminoloji ve Ceza Adaleti Profesörü Geoffrey Alpert, memurun aracın önünde pozisyon almasını eleştirerek bunun “memur tarafından yaratılan tehlike” olarak değerlendirilebileceğini söyledi. Zor kullanma uzmanı eski polis Ashley Heiberger ise şiddet içermeyen bir durumda kuvvet kullanımının orantılı olması gerektiğini vurguladı; tehlikenin sona erdiği algısıyla tetiğin bırakılması arasındaki zaman farkına dikkat çekti. İç Güvenlik Bakanlığı sert bir dil kullanıyor ABD İç Güvenlik Bakanlığı Sözcüsü Tricia McLaughlin, Good’u “aracını silaha dönüştüren şiddet yanlısı bir isyancı” olarak niteleyerek olayı “iç terörizm eylemi” şeklinde tanımladı. Bu açıklama, görüntülerle birlikte kamuoyunda yeni bir tartışma başlattı. Ülke genelinde tepkiler ve soruşturma çağrıları büyüyor Olayın ardından Portland’da da federal sınır görevlilerinin açtığı ateş sonucu iki kişinin yaralanması, tepkileri artırdı. Yerel yöneticiler, federal göç operasyonlarının bağımsız ve kapsamlı bir soruşturma tamamlanana kadar durdurulması çağrısında bulundu. New York Belediye Başkanı Mamdani ise yaşananları “yılın ilk örneği olan bir acımasızlık” olarak nitelendirdi.

Sistematik şiddet sarmalından özgürlüğe: Serap Avcı hakkında tahliye kararı! Haber

Sistematik şiddet sarmalından özgürlüğe: Serap Avcı hakkında tahliye kararı!

Savcı ceza istedi, Mahkeme "Özgürlük" dedi Duruşmada mütalaasını açıklayan savcılık, Serap Avcı’nın "eşe karşı kasten öldürme" suçundan, haksız tahrik indirimi uygulanarak cezalandırılmasını talep etmişti. Ancak mahkeme heyeti, dosyadaki delilleri ve yıllara yayılan şiddet geçmişini göz önüne alarak farklı bir hüküm kurdu. Heyet, olayın meşru müdafaa koşulları altında, korku ve panik etkisiyle sınırın aşılması suretiyle gerçekleştiğini belirterek ceza verilmesine yer olmadığına karar verdi. Bu kararla birlikte tutuklu bulunan Serap Avcı’nın tahliyesine hükmedildi. Kendini ve oğlunu korumak için... Dava süreci boyunca Serap Avcı’nın yıllarca eşi Yasin Avcı tarafından ağır şiddete, işkenceye ve ölüm tehditlerine maruz kaldığı ortaya çıkmıştı. Olay günü de kendisine ve çocuğuna yönelen hayati tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla hareket eden Avcı, savunmasında başka çaresinin kalmadığını belirtmişti. "Serap’ı almaya gidiyoruz" Kararın açıklanmasının ardından adliye önünde bekleyen "Serap İçin Feministler" kampanya grubu büyük sevinç yaşadı. Gruptan yapılan açıklamada, "Serap'ın mücadelesi ve feminist mücadelemizle meşru müdafaada sınırın aşılması nedeniyle cezaya yer olmamasına ve Serap'ın tahliyesine karar verildi. Serap artık özgür olacağı için sevinçliyiz. Bakırköy Kapalı Kadın Cezaevi'ne Serap'ı almaya gidiyoruz. Yaşasın kadın dayanışması" ifadelerine yer verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.