SON DAKİKA

#Milli Eğitim Bakanlığı

HABER DEĞER - Milli Eğitim Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milli Eğitim Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

LGS tarih oluyor: Yerine KGS geliyor Haber

LGS tarih oluyor: Yerine KGS geliyor

Ortaokuldan liseye geçişte yıllardır uygulanan Liselere Geçiş Sistemi’nde köklü bir değişikliğe gidiliyor. Milli Eğitim Bakanlığı, LGS kapsamındaki merkezi sınavı kaldırarak yerine Kademeler Arası Geçiş Sınavı (KGS) adını taşıyan yeni bir sınav sistemini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Yapılan açıklamalara göre KGS, 2028 yılından itibaren yürürlüğe girecek. LGS kaldırılıyor, KGS geliyor Mevcut sistemde merkezi sınavla öğrenci alan liselere yerleşim LGS puanı üzerinden yapılırken, yeni dönemde bu rolü KGS üstlenecek. Bakanlık kaynakları, KGS’nin yalnızca test başarısını değil, öğrencinin kazanımlarını daha bütüncül şekilde ölçmeyi hedeflediğini vurguluyor. KGS nedir, nasıl uygulanacak? Kademeler Arası Geçiş Sınavı (KGS), ortaokuldan liseye geçişte merkezi yerleştirmeye esas olacak. Sınavın soru yapısının, ezbere dayalı klasik test sisteminden uzaklaşılarak; yorumlama, analiz ve kazanım temelli ölçme anlayışıyla hazırlanacağı belirtiliyor. Yeni müfredata uyumlu sınav KGS, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda hazırlanan yeni müfredatla uyumlu olacak. Ortaokul kademesinde bu modele 2028 itibarıyla tam geçiş planlandığı için, sınav sisteminin de eş zamanlı olarak yenilenmesi hedefleniyor. Öğrenci ve veliler için kritik takvim 2027 ve öncesinde sınava girecek öğrenciler için LGS sistemi geçerliliğini koruyacak. 2028 ve sonrasında ortaokuldan mezun olacak öğrenciler ise KGS kapsamında sınava girecek. Geçiş sürecinde müfredat ve sınav hazırlıkları kademeli olarak yürütülecek. Eğitim camiasında geniş yankı uyandıran bu değişiklikle birlikte, liselere geçişte ölçme ve değerlendirme anlayışında yeni bir dönemin başlaması bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

CHP: Bu iddialar karşısında rektör görevde kalabilir mi? Haber

CHP: Bu iddialar karşısında rektör görevde kalabilir mi?

Cumhuriyet Halk Partisi’nin hazırladığı soru önergesiyle, Şırnak Üniversitesi’nde yaşandığı öne sürülen tartışmalı atamalar ve kadro ilanları Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine girdi. CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın, üniversitenin rektörü Abdurrahim Alkış hakkında basına yansıyan iddiaların ciddiyetine dikkat çekti. “İlanlar yayımlanmadan isimler açıklandı” iddiası gündemde Soru önergesinde yer alan iddialara göre Rektör Alkış, 31 Aralık 2025’te Resmi Gazete’de yayımlanan öğretim üyesi ve öğretim elemanı alım ilanları öncesinde, sosyal medya hesabından hangi kadrolara kimlerin alınacağını tek tek açıkladı. Taşkın, bu paylaşımlarda henüz ilan yayımlanmamışken on farklı kadroya atanacak isimlerin kamuoyuna duyurulduğunun ileri sürüldüğünü aktardı. “Liyakat değil sadakat” vurgusu Meclis’e taşındı Önergede, Alkış’ın akademik atamalarda liyakat yerine “tam itaat” ve “sadakat” kriterlerinin esas alınacağını ifade ettiği iddialarına da yer verildi. CHP’li Taşkın, üniversitede yapılacak tüm atama ve yükseltmelerin rektörün onayı ve rızası doğrultusunda gerçekleşeceğinin söylenmesinin, akademik özerklik ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını vurguladı. Akraba ataması iddiası yeniden gündemde Rektör Alkış hakkında daha önce de benzer iddiaların kamuoyuna yansıdığı hatırlatılan önergede, rektörün kardeşi Abdullah Alkış’ın, üniversitenin açtığı bir kişilik personel ilanının kendisi için hazırlandığını sosyal medya hesabından paylaştığı iddiasına dikkat çekildi. Taşkın, bu durumun doğru olması halinde Anayasa’nın eşitlik ilkesine açıkça aykırı olacağını ifade etti. “Mevzuat şahsa özel ilanı yasaklıyor” CHP’li Taşkın, 30449 sayılı Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği’nin ilgili maddesini hatırlatarak, şahıslara özel kadro ilanı açılamayacağının açıkça düzenlendiğini vurguladı. Önergede, Şırnak Üniversitesi’nde açılan kadroların bu nedenle şaibeli hale geldiği belirtildi. Bakan Tekin’e dört kritik soru CHP’nin soru önergesinde, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’den yanıtlanması istenen başlıklar arasında, söz konusu iddialar hakkında herhangi bir soruşturma başlatılıp başlatılmadığı, YÖK’ün akademik ve idari personelin görüşlerini alıp almayacağı ve ilanların iptal edilip edilmeyeceği yer aldı. En dikkat çeken soru ise, iddialar netleşene kadar rektörün açığa alınmasının gerekip gerekmediği oldu. CHP’ye göre, Şırnak Üniversitesi’nde yaşandığı ileri sürülen bu süreç yalnızca bir üniversiteyi değil, Türkiye toplumunda akademinin geldiği noktayı da ilgilendiriyor. Gözler şimdi Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK’ten gelecek yanıtlara çevrildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

MEB’den milyonlarca öğrenciyi ilgilendiren yeni karar! Haber

MEB’den milyonlarca öğrenciyi ilgilendiren yeni karar!

Ara tatile sayılı günler kala alınan karar, eğitim anlayışında köklü bir değişime işaret ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı, öğrencilerin değerlendirilme biçiminde kapsamlı bir dönüşüme gitti. Yeni uygulamayla birlikte öğrencilerin başarısı yalnızca not ortalamalarıyla değil, yıl boyunca gösterdikleri sosyal, duygusal ve kişisel gelişimle birlikte ele alınacak. Kademeli olarak hayata geçirilen sistem, karne dönemine yeni bir içerik kazandırıyor. Notların yanına gelişim raporu eklendi “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında hazırlanan düzenleme doğrultusunda, geleneksel karnelere ek olarak “beceri ve gelişim raporu” uygulaması başlatıldı. Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci imzasıyla tüm illere gönderilen resmi talimatla, okullar öğrencilerin akademik durumunun yanı sıra kişisel gelişimlerini de raporlayacak. Veliler çocuklarının güçlü ve zayıf yönlerini daha net görecek Yeni raporlar sayesinde veliler, çocuklarının hangi alanlarda öne çıktığını ve hangi konularda desteklenmesi gerektiğini daha somut verilerle takip edebilecek. Bakanlık, bu uygulamayla ailelerin eğitim sürecine daha bilinçli şekilde dahil olmasını ve öğrencilerin çok yönlü gelişiminin izlenmesini hedefliyor. Uygulama kademeli olarak genişletiliyor Beceri ve gelişim raporları halihazırda okul öncesi eğitim kurumları ve ilkokul birinci sınıflarda uygulanıyor. İlkokul ikinci sınıflarda da sistemin takibi sürerken, ortaokul ve lise düzeyinde bu yıl geçiş süreci yaşanıyor. Ortaokul 5 ve 6. sınıflar ile lise hazırlık, 9 ve 10. sınıf öğrencileri bu dönemde yalnızca geleneksel karnelerini alacak. İkinci dönemden itibaren kapsam genişleyecek Eğitim öğretim yılının ikinci döneminin sonunda ise ortaokul ve lise kademesindeki öğrenciler de karneleriyle birlikte gelişim raporlarına kavuşacak. Öğretmenler, yıl boyunca işlenen tema ve kazanımlar doğrultusunda öğrencilerin gelişimini sisteme kaydederek bu raporların temelini oluşturacak. Eğitimde sınav odaklı anlayıştan uzaklaşma hedefleniyor Milli Eğitim Bakanlığı, yeni sistemle öğrencilerin yalnızca sınav sonuçlarıyla değil; karakter gelişimi, sosyal becerileri ve öğrenme süreciyle birlikte değerlendirilmesini amaçlıyor. Uygulamanın, eğitimde daha bütüncül ve uzun vadeli bir yaklaşımın kapısını aralaması bekleniyor.

Velilerin merakla beklediği karar netleşti! Haber

Velilerin merakla beklediği karar netleşti!

Çocuğunu özel okullarda okutmayı planlayan milyonlarca yurttaşın yakından izlediği ücret artışlarıyla ilgili yeni tablo ortaya çıktı. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Aralık ayı enflasyon verilerinin ardından, özel okullarda uygulanabilecek tavan zam oranları belirlendi. Böylece gelecek eğitim yılında velilerin karşılaşabileceği en yüksek artış oranları netleşmiş oldu. Hesaplama yöntemi değişti, tavan aşağı çekildi 1 Ocak itibarıyla yürürlüğe giren yeni düzenlemeyle birlikte özel okul ücretlerindeki zam hesabı da değişti. Önceki uygulamada TÜFE ve ÜFE ortalamasına 5 puan eklenirken, yeni sistemde bu ortalama 1,05 katsayısı ile çarpılarak hesaplanıyor. Yapılan değişiklik, zam üst sınırının daha düşük seviyede oluşmasına yol açtı. Sınıf bazlı tavan oranlar belirlendi Açıklanan verilere göre 2026–2027 eğitim ve öğretim yılında özel okullarda uygulanabilecek tavan zam oranları sınıf düzeyine göre farklılık gösterecek. Buna göre anasınıfı ile 1., 5. ve 9. sınıflarda ücret artışı yüzde 43,92 ile sınırlandırıldı. Ortaokul ve lise kademelerinde ise tavan oran yüzde 30,74 olarak belirlendi. Kitap ve kırtasiyede sınır enflasyonla sınırlı Eğitim hizmeti dışındaki kalemlerde de üst sınır uygulaması devam ediyor. Kitap ve kırtasiye gibi ek ücretlerde yapılacak artışlar, en fazla enflasyon oranı kadar olabilecek. Bu kalemlerde belirlenen tavan zam oranı yüzde 29,28 oldu. İlk kez kayıt alınan sınıflar için özel düzenleme Milli Eğitim Bakanlığı, bu yıl birinci, beşinci ve dokuzuncu sınıflar için ilk kez ayrı bir üst sınır uygulamasını hayata geçirdi. Buna göre bu sınıflarda yapılacak ücret artışı, enflasyon oranının yüzde 50 fazlasını geçemeyecek. Belirlenen oranlarla birlikte özel okullar, 2026–2027 eğitim ve öğretim yılında ücretlendirmelerini bu tavanların üzerinde yapamayacak. Veliler açısından yeni dönemde bütçe planlamasının bu çerçevede şekillenmesi bekleniyor.

Hayalet sınıflar ortaya çıktı: 48 özel okulun ruhsatı iptal edildi Haber

Hayalet sınıflar ortaya çıktı: 48 özel okulun ruhsatı iptal edildi

Milli Eğitim Bakanlığı, özel okullara yönelik yürüttüğü denetimlerde ciddi usulsüzlükler tespit etti. Bakanlık, fiilen eğitim yapılmayan sınıflar oluşturduğu belirlenen 48 özel okulun faaliyet iznini iptal etti. Denetimlerde çok sayıda okul hakkında da ağır para cezaları uygulandı. “Hayalet sınıf” nedir? Denetim raporlarına göre “hayalet sınıf” uygulaması; okula devam etmeyen öğrencilerin devamsızlıklarının sisteme işlenmemesi, gerçeğe aykırı not girişleri yapılması ve örgün eğitim şartlarını taşımayan öğrencilerin kayıtlarının sürdürülmesi gibi usulsüzlükleri kapsıyor. Bu yöntemle bazı okulların, mevzuata aykırı şekilde öğrenci kayıtlarını sürdürdüğü belirlendi. Ruhsat iptali ve milyonluk cezalar MEB, usulsüzlüklerin tespiti sonrası hızlı bir şekilde işlem başlattı. Hayalet sınıf uygulaması yaptığı belirlenen 48 özel okulun ruhsatı iptal edilirken, diğer bazı okullara da uyarı ve idari yaptırımlar uygulandı. Kesilen para cezalarının toplamının yaklaşık 300 milyon lirayı bulduğu bildirildi. Güçlü Özgan: Sistem hem öğretmeni hem veliyi mağdur ediyor Gazeteci Güçlü Özgan, Yeri ve Zamanı programında konuyu değerlendirerek şunları söyledi: “Özel okullarla ilgili tartışmalar bitmiyor. İşletenler, öğretmenler ve veliler sistemden şikâyetçi. 2025 itibarıyla hayatımıza ‘hayalet sınıf’ diye bir kavram girdi. Okula devam etmeyen öğrenciler için devamsızlık girilmemesi, sahte notlar ve mevzuata aykırı kayıtlar… Ne kadar kuralsızlık varsa uygulanmış. Bakanlık denetliyor ve 48 okulda bu ihlalleri tespit ediyor. Ardından ruhsat iptalleri geliyor.” Denetimler sürecek Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, özel okullara yönelik denetimlerin artarak devam edeceğini ve öğrencilerin eğitim hakkını zedeleyen uygulamalara karşı “sıfır tolerans” politikası izleneceğini vurguluyor. “Hayalet sınıf” skandalı, özel okul sistemindeki yapısal sorunları bir kez daha gündeme taşırken; denetimlerin sıkılaştırılması, hem veliler hem de eğitim emekçileri açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.

Akran zorbalığı alarmı: Neden artıyor ve ne yapılabilir? Haber

Akran zorbalığı alarmı: Neden artıyor ve ne yapılabilir?

Son yıllarda akran zorbalığı, hem okul ortamlarında hem de çevrim içi platformlarda kaygı verici bir artış gösteriyor. Uluslararası ve ulusal araştırmalar, zorbalığın yalnızca yaygınlaşmadığını; biçim değiştirerek daha görünmez ve yıkıcı hale geldiğini ortaya koyuyor. UNESCO verilerine göre dünya genelinde her üç öğrenciden biri akran zorbalığına maruz kalıyor. Türkiye’de ise ebeveynlerin önemli bir bölümü çocuklarının zorbalık yaşadığını belirtirken, vakaların büyük kısmının okul içinde gerçekleştiği ifade ediliyor. Akran zorbalığı nedir ve neden hafife alınmamalıdır? Akran zorbalığı, benzer yaş grubundaki çocuklar arasında kasıtlı, tekrarlayan ve güç dengesizliğine dayalı saldırgan davranışlar olarak tanımlanıyor. Bu durum, “çocuktur yapar” denilerek geçiştirilemeyecek kadar ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Uzmanlar, zorbalığı diğer çatışmalardan ayıran temel unsurun süreklilik ve taraflar arasındaki güç farkı olduğuna dikkat çekiyor. Zorbalığın türleri çeşitleniyor Akran zorbalığı; fiziksel, sözel, sosyal/duygusal ve siber biçimlerde ortaya çıkabiliyor. Fiziksel zorbalık doğrudan şiddet içerirken, sözel zorbalık hakaret ve tehditlerle ilerliyor. Sosyal zorbalık ise dışlama ve dedikodu gibi görünmez yollarla mağduru yalnızlaştırıyor. Son yıllarda hızla artan siber zorbalık ise sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden 7/24 sürebilmesi nedeniyle en yıkıcı türlerden biri olarak değerlendiriliyor. Hangi yaş grupları ve ortamlar daha riskli? Araştırmalar, ilkokul ve ortaokul çağındaki çocukların zorbalığa daha açık olduğunu gösteriyor. Küçük yaş gruplarındaki çocukların fiziksel ve duygusal olarak daha savunmasız olması riski artırıyor. Ergenlik döneminde ise zorbalık biçim değiştirerek dijital mecralara kayıyor. Okullar, zorbalığın en sık görüldüğü ortamların başında geliyor; özellikle denetimin zayıf olduğu alanlarda güç ilişkileri daha görünür hale geliyor. Siber zorbalık neden bu kadar hızla yayılıyor? Dijital teknolojilerin yaygınlaşmasıyla zorbalık okul sınırlarının dışına taştı. Uzmanlara göre çocuklar, çevrim içi ortamda anonim olmanın verdiği rahatlıkla daha kolay saldırgan davranışlar sergileyebiliyor. UNICEF, siber zorbalığın çocukların ruh sağlığı üzerinde uzun vadeli ve derin etkiler bıraktığını vurguluyor. Artışın arkasındaki temel nedenler Uzmanlar artışın tek bir nedene indirgenemeyeceğini belirtiyor. Dijital medya kültürü, aile içi iletişim sorunları, sosyoekonomik eşitsizlikler, bireysel psikolojik faktörler ve okul iklimi bu artışı besleyen başlıca etkenler arasında gösteriliyor. Şiddetin normalleştiği ve cezasızlık algısının güçlendiği ortamlarda zorbalığın daha kolay yayıldığı ifade ediliyor. Okul iklimi ve eğitim politikalarının rolü Kalabalık sınıflar, yetersiz rehberlik hizmetleri ve net olmayan disiplin politikaları, zorbalıkla mücadeleyi zorlaştırıyor. Uzmanlar, okul yönetimlerinin net kurallar ve kararlı yaptırımlar uygulamasının önemine işaret ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı ise son yıllarda güvenli okul ortamı hedefiyle farkındalık ve önleyici programları yaygınlaştırdığını belirtiyor. Çözüm için neler yapılabilir? Uzmanlara göre çözüm, çocukları güçlendirmekle başlıyor. Çocukların sınırlarını tanıması, yardım istemekten çekinmemesi ve zorbalığı tanıyabilmesi kritik görülüyor. Ailelerin empati, saygı ve sınır koyma konusunda rol model olması; okulların ise rehberlik servislerini güçlendirmesi öneriliyor. Dijital ebeveynlik ve kontrollü ekran kullanımı da siber zorbalığın önlenmesinde önemli araçlar arasında yer alıyor. Toplumsal mücadele ve farkındalık şart Sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kurumlar, zorbalığa karşı farkındalık kampanyaları yürütüyor. Uzmanlar, “seyirci kalma” kültürünün kırılmasının zorunlu olduğunu vurguluyor. Medyanın da bu konuda çözüm odaklı ve duyarlı bir dil kullanması gerektiği belirtiliyor. Akran zorbalığı, yalnızca bireysel bir sorun değil; çocuk hakları, eğitim kalitesi ve toplum sağlığını ilgilendiren çok boyutlu bir mesele olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, kalıcı çözümün ancak aileler, okullar ve karar alıcıların ortak ve kararlı adımlarıyla mümkün olabileceği görüşünde birleşiyor. Empati ve güven duygusunun güçlendiği bir eğitim ortamı, çocukların geleceğini korumanın temel anahtarı olarak görülüyor.

MEB’den “612 bin çocuk okula gitmiyor” iddiasına net yanıt Haber

MEB’den “612 bin çocuk okula gitmiyor” iddiasına net yanıt

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Eğitim Reformu Girişimi’ne atıfla kamuoyuna yansıyan “6–17 yaş arası 612 bin çocuk okula gitmiyor” iddiasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Bakanlık, söz konusu rakamların yanlış bir hesaplamadan kaynaklandığını vurguladı. “İddia hatalı veri kıyaslamasına dayanıyor” Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, eğitim dışında olduğu öne sürülen çocuk sayısının, yabancı uyruklu nüfusu da kapsayan çağ nüfusu verileri ile yalnızca Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları için hesaplanan okullaşma oranlarının birlikte değerlendirilmesi sonucu ortaya çıktığı ifade edildi. Bu yöntemin istatistiksel olarak hatalı olduğu belirtildi. OECD verileri: Okullaşma oranı yüzde 99 Açıklamada, OECD’nin Bir Bakışta Eğitim 2025 raporuna da atıf yapıldı. Buna göre, zorunlu eğitimin karşılaştırılabilir olduğu 6–14 yaş grubunda Türkiye’de okullaşma oranının yüzde 99 olduğu, bu oranın OECD ortalaması olan yüzde 98’in üzerinde seyrettiği bildirildi. Aynı yaş grubundaki kız çocuklarının okullaşma oranının ise yüzde 99,19 olduğu kaydedildi. “Yanıltıcı bilgilere itibar edilmemeli” MEB, bilgi ve belgeye dayanmayan bu tür hesaplamaların eğitim camiasını ve kamuoyunu gereksiz yere meşgul ettiğini belirterek, yanıltıcı haber ve paylaşımlara itibar edilmemesi çağrısında bulundu. Açıklamada, eğitim politikalarının sağlıklı biçimde tartışılabilmesi için doğru ve karşılaştırılabilir verilerin esas alınmasının önemine dikkat çekildi.

Meslek liselerine “dijital ikiz” hamlesi Haber

Meslek liselerine “dijital ikiz” hamlesi

Milli Eğitim Bakanlığı, mesleki liselerde hayata geçirilecek “Dijital İkiz Atölyeleri Projesi”ni 12 Aralık 2025’te İstanbul’daki Haydarpaşa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde düzenlenen tanıtım programıyla kamuoyuna duyurdu. Programda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, projenin mesleki ve teknik eğitimi üretim planlamasından AR-GE’ye, bakım süreçlerinden kalite kontrole kadar işletmelerle “ortak dil” kurabilen bir zemine taşıyacağını söyledi. Bakan Tekin, mesleki eğitimi “üretim hikayesinin taşıyıcı sütunu” olarak konumladı Bakan Tekin, dijital teknolojiler, yapay zeka ve otomasyonun üretim dünyasını kökten dönüştürdüğünü belirterek mesleki eğitimin bu dönüşüme ayak uydurması gerektiğini vurguladı. Tekin, “Türkiye Yüzyılı” perspektifi içinde insanı merkeze alan, emeği yücelten bir maarif anlayışını uzun vadeli planlamayla buluşturduklarını ifade etti. Tekin, “28 Şubat” döneminin mesleki eğitime etkisini hatırlattı Konuşmasında yakın geçmişe de atıf yapan Tekin, “28 Şubat” sürecindeki düzenlemelerle mesleki ve teknik eğitimin ortaöğretimdeki payının yüzde 17 bandına gerilediğini söyledi. Bugün bu payın yeniden yüzde 40’lara yaklaştığını kaydeden Tekin, mesleki eğitimi değersizleştiren yaklaşımların gençlerin emeğine ve ülkenin üretim kapasitesine haksızlık olduğunu dile getirdi. Bakanlık, çocukları ortaokuldan itibaren üretim ortamıyla buluşturmayı hedefliyor Bakan Tekin, meslek ortaokulları ve zanaat atölyeleriyle öğrencilerin ortaokuldan itibaren üretim ortamıyla tanıştırıldığını, ayrıca “Mesleki Eğilim Belirleme Beceri Ölçme Bataryası” ile öğrencilerin 8 ve 9’uncu sınıfta kabiliyetlerine uygun alanlara yönlendirilmeye çalışıldığını aktardı. Tekin, 2025 LGS verilerinin başarı sıralamasında üst dilimde yer alan öğrencilerin mesleki eğitime ilgisinin arttığına işaret etti. Dijital ikiz atölyeleri, makineleri bire bir simülasyonla sınıfa taşıyacak Tekin, 10 pilot okulda kurulan dijital ikiz altyapısıyla her bir makine, tezgah ve iş sürecinin dijital ortama taşındığını; öğrencilerin gerçek bir makinede yapılabilecek işlemleri güvenli bir simülasyon ortamında tecrübe edebildiğini anlattı. Pilot uygulamalarda CNC, elektrik-elektronik ve motorlu araçlar alanlarında öğrencilerin daha kısa sürede yüksek beceri seviyesine ulaşabildiğini belirtti. Sistem, öğrencinin becerisini anlık izleyip kanıta dayalı geri bildirim üretecek Bakan Tekin, dijital ikiz altyapısının öğrencinin hangi beceride zorlandığını ve hangi senaryoda geliştiğini anlık kaydedebildiğini; böylece mesleki yeterliliklerin kanıta dayalı biçimde takip edilerek geri bildirim üretilebileceğini söyledi. Bu altyapının, okul çağındaki gençlerin yanı sıra halk eğitim merkezleri ve belediyeler üzerinden yürütülecek yetişkin eğitimlerinde de kullanılmasının planlandığını ifade etti. Tanıtım programına üst düzey katılım sağlandı Tanıtım toplantısına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile İstanbul Valisi Davut Gül ve İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür’ün yanı sıra öğretmenler ve öğrenciler katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.