SON DAKİKA

#Milliyetçi Hareket Partisi

HABER DEĞER - Milliyetçi Hareket Partisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milliyetçi Hareket Partisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Siyasi partilerin üye sayıları açıklandı: Hangi parti kaçıncı sırada? Haber

Siyasi partilerin üye sayıları açıklandı: Hangi parti kaçıncı sırada?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, siyasi partilerin Temmuz 2025–Ocak 2026 dönemine ait güncel üye sayılarını kamuoyuyla paylaştı. Veriler, iktidar ve muhalefet partilerindeki üye artış ve azalışlarını net biçimde ortaya koyarken, bazı partilerde dikkat çekici yükselişler yaşandığını gösterdi. AKP üye sayısında açık ara önde Başsavcılığın 2 Ocak 2026 tarihli verilerine göre Adalet ve Kalkınma Partisi, Temmuz 2025–Ocak 2026 döneminde 664 bin 568 yeni üye kazanarak en yüksek artışı kaydeden parti oldu. AKP’nin üye sayısı 10 milyon 878 bin 733’ten 11 milyon 543 bin 301’e yükseldi. Saadet Partisi ve Anahtar Parti’de hızlı artış Muhalefet partileri arasında en dikkat çekici artış Saadet Partisi’nde yaşandı. Saadet Partisi’nin üye sayısı 246 bin 842’den 314 bin 86’ya çıkarak 67 bin 244 arttı. Anahtar Parti ise üye sayısını 42 bin 851’den 105 bin 342’ye yükselterek 62 bin 491 yeni üye kazandı. CHP ve MHP’de sınırlı yükseliş Cumhuriyet Halk Partisi’nin üye sayısı aynı dönemde 1 milyon 903 bin 432’den 1 milyon 922 bin 757’ye çıktı. Milliyetçi Hareket Partisi’nin üye sayısı ise 497 bin 428’den 498 bin 21’e yükselerek 593 kişilik artış gösterdi. Diğer partilerin güncel üye sayıları Yeniden Refah Partisi 2 bin 860 yeni üyeyle 652 bin 933’e ulaştı. DEM Parti’nin üye sayısı 13 bin 970’ten 16 bin 228’e yükseldi. Ocak 2026 itibarıyla diğer bazı partilerin üye sayıları ise şöyle kayda geçti: Türkiye İşçi Partisi 35 bin 547, İYİ Parti 391 bin 731, Zafer Partisi 71 bin 84, Gelecek Partisi 60 bin 494, DEVA Partisi 15 bin 962 ve Demokrat Parti 309 bin 27. Yargıtay verileri, siyasi partiler arasındaki üye dengelerinin büyük ölçüde korunduğunu ancak bazı partilerde hızlı yükselişlerin yaşandığını ortaya koydu. Özellikle Saadet Partisi ve Anahtar Parti’deki artışlar, muhalefet cephesinde örgütlenme dinamiklerinin değiştiğine işaret ediyor.

MHP’den CHP’nin ‘açılım’ raporuna ilk yanıt: Yeni bir şey yok Haber

MHP’den CHP’nin ‘açılım’ raporuna ilk yanıt: Yeni bir şey yok

Cumhuriyet Halk Partisi’nin açılım sürecine ilişkin Meclis’e sunduğu rapor siyaset gündeminde tartışma yaratırken, Milliyetçi Hareket Partisi’nden konuya dair ilk açıklama geldi. MHP yönetimi, raporun içeriğine yönelik eleştirilerini kamuoyuyla paylaştı. CHP raporunu TBMM’ye sundu Cumhuriyet Halk Partisi, açılım sürecine ilişkin komisyon çalışmaları kapsamında hazırladığı raporu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. Rapora ilişkin açıklama yapan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, metinde “umut hakkı”na dair herhangi bir atıf bulunmadığını ve terörle bağlantılı suç işlememiş kişilerin dönüşüne yönelik bir öneri yer almadığını ifade etti. MHP’den rapora ilk tepki geldi CHP’nin Meclis’e sunduğu rapora ilişkin ilk değerlendirme Milliyetçi Hareket Partisi cephesinden yapıldı. MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, sosyal medya hesabından açıklamada bulundu. “Günlük politik söylemlerin ötesinde bir içerik yok” Feti Yıldız, CHP’nin daha önce 12 Ağustos 2025’te açıkladığı 29 maddelik Demokrasi Paketi’nin, “Terörsüz Türkiye” başlığı altında yeniden TBMM’ye sunulduğunu belirterek, raporda sürece dair yeni bir yaklaşım bulunmadığını savundu. Yıldız, açıklamasında “Günlük politik söylemlerinin dışında süreçle ilgili yeni bir şey yok” ifadelerini kullandı. Siyasi sorumluluk vurgusu yapıldı MHP’li Yıldız, açıklamasının devamında siyasetin ciddi bir sorumluluk alanı olduğuna dikkat çekerek, bu sorumluluğun göz ardı edildiğini ima etti. Açıklama, MHP’nin açılım sürecine ilişkin tutumunu ve CHP’nin yaklaşımına yönelik mesafesini ortaya koydu. CHP’nin raporuna ilişkin tartışmalar sürerken, Meclis’teki siyasi partilerin önümüzdeki günlerde konuya dair yeni değerlendirmeler yapması bekleniyor.

Bahçeli’den Öcalan gündemine dair miting yorumu: Mahzurlu bir yanı yok Haber

Bahçeli’den Öcalan gündemine dair miting yorumu: Mahzurlu bir yanı yok

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan ile yürütülen temasların kamuoyunda yarattığı tartışmalar sürerken, Demokratik Toplum Platformu’nun çağrısıyla yapılacak miting hakkında ilk değerlendirmesini yaptı. Bahçeli, mitingin nerede, ne zaman ve hangi çerçevede ele alınması gerektiğine dair net bir tutum ortaya koydu. Miting ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında görülüyor Bahçeli, DEM Parti öncülüğünde Demokratik Toplum Platformu tarafından 4 Ocak 2026’da Diyarbakır’da düzenlenecek mitingin demokratik haklar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bahçeli, “Kanaatimce DEM Parti’nin 4 Ocak 2026’da düzenleyeceği mitingin hiçbir mahsurlu yanı yoktur” ifadelerini kullandı. Bahçeli’den tansiyonu düşüren yaklaşım Açıklama, Öcalan ile yapılan görüşmeler ve bu görüşmelerin siyasal yansımalarına dair tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde geldi. Bahçeli’nin sözleri, mitinglere ve siyasal ifade alanına yönelik daha yumuşak bir ton olarak değerlendirildi. Öcalan görüşmeleri sonrası MHP’nin tutumu netleşiyor Son dönemde kamuoyunda, DEM Parti ile Öcalan arasında yürütülen temasların ardından MHP’nin nasıl bir pozisyon alacağı merak ediliyordu. Bahçeli’nin bu açıklaması, sürecin sokak ve mitingler üzerinden kriminalize edilmemesi gerektiği yönünde bir mesaj olarak yorumlandı. Siyasal tartışma zemini genişliyor Bahçeli’nin miting açıklaması, Türkiye toplumunda ifade özgürlüğü, siyasal katılım ve barışçıl toplantı hakkı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Açıklama, farklı siyasi aktörler arasında tansiyonun nasıl şekilleneceğine dair önemli bir işaret olarak görülüyor.

Yeniden Refah: Yasal düzenlemeler referanduma gitsin, Kürtçe seçmeli ders olsun Haber

Yeniden Refah: Yasal düzenlemeler referanduma gitsin, Kürtçe seçmeli ders olsun

Yeniden Refah Partisi, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kapsamında hazırladığı raporu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. Daha önce Milliyetçi Hareket Partisi ve DEM Parti tarafından rapor sunulan komisyona iletilen çalışma, terörle mücadele, toplumsal barış ve kalıcı çözüm başlıklarında kapsamlı öneriler içeriyor. Yeniden Refah, silahların tamamen bırakılmasını temel şart olarak vurguladı Sekiz sayfalık raporda, silahlı yapıların tamamen tasfiye edilmesi gerektiği belirtilerek, bırakılacak silahların kime ait olduğunun tespit edilmesi ve seri numaralarının kayıt altına alınması önerildi. Bu adımın, şiddet sürecinin kesin biçimde sona erdirilmesi için zorunlu olduğu ifade edildi. Kayyım uygulamalarının kaldırılması ve hukuki zemin oluşturulması istendi Raporda, belediyelere yapılan kayyım atamalarının iptal edilmesi ve yerel yönetimlere ilişkin hukuki zeminin yeniden düzenlenmesi çağrısı yapıldı. Bu düzenlemenin, demokratik temsil ilkesini güçlendireceği ve yerel düzeyde toplumsal güveni artıracağı savunuldu. Kürtçe dahil tüm diller için seçmeli ders önerisi getirildi Yeniden Refah Partisi’nin raporunda, Türkiye’de yaşayan yurttaşların konuştuğu dillerin devlet okullarında seçmeli ders olarak okutulması önerildi. Ayrıca, mahalli lisanlarda eğitim yapmak isteyen özel kurumların, talebe bağlı olarak açılabilmesinin önünün açılması gerektiği belirtildi. Yapılacak tüm yasal düzenlemeler için referandum çağrısı yapıldı Raporda, çözüm sürecine ilişkin atılacak her türlü yasal adımın doğrudan Türkiye toplumunun onayına sunulması gerektiği vurgulandı. Kalıcı ve istikrarlı bir barışın, ancak çoğunluğun açık desteğiyle mümkün olabileceği ifade edildi. İmralı ziyareti eleştirildi, komisyon sürecine zarar verdiği savunuldu Raporda, milletvekillerinin İmralı’ya yaptığı ziyaretin, terör örgütü liderini siyasi bir figür hâline getirdiği savunularak, bu durumun komisyon çalışmalarının sağlıklı ilerlemesi açısından önemli bir hata olduğu belirtildi. Ziyaret sonrasında paylaşılan özet bilgilendirmenin ise kuşkuları artırdığı ifade edildi. Türk ve Kürt yurttaşlar arasındaki kardeşlik vurgusu öne çıkarıldı Yeniden Refah Partisi, çözüm perspektifinin bin yıllık ortak tarih ve birlikte yaşama iradesi temelinde ele alınması gerektiğini savundu. Raporda, İslam kardeşliğini ve Türk-Kürt yurttaşlar arasındaki toplumsal bağları güçlendirecek somut adımların atılması gerektiği ifade edildi. Şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetine dikkat çekildi Hazırlanan raporda, atılacak adımların şehit ailelerini ve gazileri incitecek nitelikte olmaması gerektiği vurgulandı. Bu kesimlerin onaylamayacağı düzenlemelerden özellikle kaçınılması çağrısı yapıldı. Irkçılık açık şekilde reddedildi, anayasal vurgu yapıldı Yeniden Refah Partisi, her türlü ırkçılığı kesin olarak reddettiğini belirterek, millet ve laiklik kavramlarının anayasal düzeyde açık biçimde tanımlanmasını önerdi. Bu adımın, toplumsal uzlaşmayı güçlendireceği savunuldu. Rapor, kalıcı barış için geniş toplumsal mutabakat hedefliyor Parti yönetimi, güvenlik tedbirleriyle birlikte ekonomik, sosyal ve siyasi adımların eş zamanlı atılmasının zorunlu olduğunu vurgularken, çözümün yalnızca güvenlik eksenli değil, Türkiye toplumunun tamamını kapsayan bir perspektifle ele alınması gerektiğini ifade etti.

Tüm dünyayı ayağa kaldıran efsane: Cep Herkülü Naim Süleymanoğlu’nun sarsıcı yaşam yolculuğu Haber

Tüm dünyayı ayağa kaldıran efsane: Cep Herkülü Naim Süleymanoğlu’nun sarsıcı yaşam yolculuğu

Dünya halter sahnesini kökten değiştiren Naim Süleymanoğlu’nun kim olduğu, nerede doğduğu, nasıl efsaneleştiği, hangi başarılarla adını tarihe yazdırdığı ve neden tüm zamanların en büyük haltercisi kabul edildiği bugün yeniden konuşuluyor. Spor otoritelerinin “dünyanın en iyisi” dediği Cep Herkülü’nün hayatı, mücadelesi ve mirası yıllar sonra bile etkisini sürdürüyor. Bulgaristan’daki baskı ortamından Türkiye’ye uzanan kaçış süreci 23 Ocak 1967’de Bulgaristan’ın Kırcaali kentinde doğan Naim Süleymanoğlu, 1977’de henüz 10 yaşındayken haltere başladı. Bulgaristan’ın Türk isimlerini yasaklayan politikaları nedeniyle adı zorla “Naum Şalamanov” yapılan efsane sporcu, 1986’da Melbourne’de düzenlenen dünya şampiyonasında büyükelçiliğe sığınarak Türkiye’ye iltica etti. Türk yetkililerin ve özellikle Turgut Özal’ın devreye girmesiyle Türkiye adına yarışma hakkını kazandı. Bu dramatik kaçış, uluslararası spor basınında büyük yankı uyandırdı. Olimpiyatlarda kırdığı rekorlar spor tarihini yeniden yazdı 1988 Seul Olimpiyatları, Süleymanoğlu’nun adını ölümsüzler listesine yazdırdığı andı. Türkiye’ye katılabilmesi için Bulgaristan’a 1 milyon 250 bin dolar ödendi ve o sahneye çıktığında tam altı dünya, dokuz olimpiyat rekoru kırarak eşine az rastlanır bir zafer elde etti. 60 kiloda koparmada 152,5 kg, silkmede 190 kg kaldırarak toplamda 342,5 kiloya ulaştı. Bu, kendi kilosunun üç katından 10 kilogram fazla kaldırmayı başaran dünyadaki tek sporcu rekoruydu ve hâlâ kırılamadı. 1992 Barselona ve 1996 Atlanta’da da altın madalyaları kazanarak üç kez olimpiyat şampiyonluğuna ulaşan ilk haltercilerden biri oldu. Dünya ve Avrupa şampiyonluklarında sergilediği üstün performans Genç yaşta Dünya Gençler Şampiyonası’nda altın madalyalarla parlayan Süleymanoğlu, kariyeri boyunca yedi dünya şampiyonluğu, altı Avrupa şampiyonluğu ve tam 46 dünya rekoru kırdı. 1984, 1985 ve 1986’da “Yılın Haltercisi” seçildi. 1993 Melbourne, 1994 İstanbul ve 1995 Guangzhou’daki dünya şampiyonalarında sakatlıklarına rağmen altın madalyaları toplamaya devam etti. 1994’te Varşova’da yalnızca üç kaldırışla üç dünya rekoru kırarak tarihe geçti. Uluslararası Halter Federasyonu’ndaki görevleri ve siyasi girişimleri Başarılarının yanı sıra spor yönetiminde de etkin rol aldı. 2000’de Atina’da yapılan Uluslararası Halter Federasyonu kongresinde asbaşkan seçildi. 2004 yerel seçimlerinde ve 2007 genel seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisi’nden aday olarak siyasete adım atsa da seçilemedi; ancak toplumda geniş bir tanınırlığa ve sevgiye sahip olmaya devam etti. Ani sağlık sorunları sonrası 50 yaşında yaşamını yitirmesi Siroza bağlı karaciğer yetmezliği nedeniyle tedavi gören Süleymanoğlu’na 2017’de karaciğer nakli yapıldı; ardından gelişen beyin kanaması nedeniyle yoğun bakıma alındı. Tüm müdahalelere rağmen 18 Kasım 2017’de hayatını kaybetti. Fatih Camii’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından Edirnekapı Şehitliği’ne defnedildi. Ölümünden sonra ortaya çıkan ve DNA testiyle doğrulanan babalık davası da kamuoyunda geniş yankı buldu. Cep Herkülü’nün yaşamı sinemaya uyarlandı 2019’da vizyona giren “Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu” filmi büyük ilgi gördü. Hayat Van Eck’in canlandırdığı Süleymanoğlu, Netflix’te yayımlanmasının ardından uluslararası izleyiciyle de buluştu. Rekorları, başarıları ve özgürlük mücadelesiyle bir efsane olarak yaşayan Naim Süleymanoğlu, yalnızca Türkiye toplumunun değil dünya spor tarihinin en saygıdeğer figürlerinden biri olarak anılmaya devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.