SON DAKİKA

#Mücadele

HABER DEĞER - Mücadele haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mücadele haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Smart Solar’da direniş 58. gününde: Grev kırıcılığına izin vermeyeceğiz Haber

Smart Solar’da direniş 58. gününde: Grev kırıcılığına izin vermeyeceğiz

Kocaeli’de faaliyet gösteren Smart Solar fabrikasında çalışan işçilerin, insanca yaşam koşulları ve güvenceli çalışma talebiyle başlattığı grev 58 gündür devam ediyor. Grev sürecinde yaşanan gelişmeler, sendikanın İstanbul Beykoz’daki şirket merkezi önünde yaptığı açıklamayla yeniden kamuoyunun gündemine taşındı. Sendika, şirket merkezinin önünde grev kırıcılığına karşı uyardı. Birleşik Metal-İş Sendikası yöneticileri ve grevdeki işçiler, Smart Solar’ın Beykoz’daki genel merkezi önünde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Smart Solar işçisi kazanacak” pankartı açılırken, sık sık grev ve direniş sloganları atıldı. “Grev anayasal bir haktır, kararlılıkla sürüyor.” Basın açıklamasını yapan Birleşik Metal-İş Genel Sekreteri Ali Çeltek, Smart Solar işçilerinin grevinin 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde işverenin uzlaşmaz tutumu nedeniyle başladığını söyledi. Çeltek, işçilerin anayasal hakları olan grev hakkını kullanarak mücadeleyi ilk günkü kararlılıkla sürdürdüğünü vurguladı. Üretimin başka yollarla sürdürülmesi iddiası gündemde. Çeltek, grev sürecinin başlamasıyla birlikte işverenin grevin etkisini kırmaya yönelik uygulamalara yöneldiğini belirterek, üretimin başka işyerlerine kaydırıldığı ya da fason yöntemlerle devam ettirildiğine dair ciddi bulgular olduğunu ifade etti. Bu durumun grev hakkını fiilen ortadan kaldırmaya yönelik açık bir grev kırıcılığı olduğunu söyledi. Sendikalar Kanunu hatırlatıldı, hukuksuzluğa dikkat çekildi. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na işaret eden Çeltek, yasal bir grev süresince işverenin grevdeki işçilerin yerine başka işçileri çalıştıramayacağını ve üretimi doğrudan ya da dolaylı biçimde sürdüremeyeceğini hatırlattı. Grevin doğasında üretimin durmasının bulunduğunu belirten Çeltek, aksi halde grev hakkının işlevsiz hale geleceğini dile getirdi. “Bu mücadele yalnızca bir işyerinin değil.” Birleşik Metal-İş, Smart Solar yönetiminin hukuksuz girişimlere rağmen işçilerden sessizlik beklemesinin büyük bir yanılgı olduğunu vurguladı. Çeltek, sendikanın Smart Solar işçilerinin haklı ve meşru mücadelesinin sonuna kadar arkasında olduğunu belirterek, bu direnişin yalnızca Smart Solar işçilerinin değil, Türkiye toplumunda işçi sınıfının grev hakkı ve sendikal özgürlükleri için verilen tarihsel bir mücadele olduğunu söyledi. Smart Solar’daki grev, emeğin karşılığı, adil ücret ve güvenceli çalışma talebi etrafında şekillenirken, gözler hem işverenin atacağı adımlara hem de toplu sözleşme sürecinin nasıl sonuçlanacağına çevrilmiş durumda.

Madenciler ölüyor, sermaye büyüyor: Bu düzenin adı sömürü, artık dur diyoruz! Haber

Madenciler ölüyor, sermaye büyüyor: Bu düzenin adı sömürü, artık dur diyoruz!

Emek ölüyor, adalet susuyor: Dünya Madenciler Günü’nde Türkiye’nin acı tablosu 4 Aralık Dünya Madenciler Günü, tarihte madencilere sığınarak yaşamını kurtaran Santa Barbara’nın anısıyla dünyanın pek çok yerinde dayanışma günü olarak anılırken; Türkiye’de ise madenciler “ölümüne çalışma” düzeninin simgesi haline gelmiş durumda. Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, Yüksel Caddesi’nde yaptığı açıklamada, işçi katliamlarının artık kader değil politik tercihler olduğunu vurguladı. Açıklamada, yalnızca geçen hafta Siirt Şirvan’da maden işçilerini taşıyan minibüsün uçuruma yuvarlanmasıyla 15 madencinin yaralandığı hatırlatıldı; Soma, Amasra, Ermenek, Şırnak, Kozlu, Elbistan, Sivas ve Zonguldak’ta yaşanan katliamların hâlâ Türkiye toplumunun hafızasında olduğu belirtildi. “Soma’nın katilleri özgür, işçinin avukatları hapiste” Açıklamada, iş cinayetlerinin yargı süreçleri için şu ifadeler kullanıldı: “301 madencinin katili, Soma Holding yöneticisi Can Gürkan, her bir emekçinin yaşamı için altı gün hapis yattıktan sonra serbest bırakıldı. İşçinin avukatlığını yapan Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay ise yıllardır hapishanede.” Bu durumun, Türkiye’de adaletin sermayeden yana işlediğinin en çarpıcı göstergelerinden biri olduğu vurgulandı. Maden Kanunu ve ÇED kararları: ‘Saray’ın sınırsız yetkisi tepki çekiyor Maden Kanunu’nda yapılan son değişikliklerle maden sahalarının açılması, genişletilmesi ve işletilmesi kararlarında tüm yetkinin Saray’a verilmesine değinilerek: “Akbelen’de, İkizköy’de süren direnişleri aşmak için hazırlanan düzenlemeler, yargı kararlarını yok sayarak sermayeye sınırsız bir imtiyaz sunuyor.” denildi. Çocuk emeği, MESEM ve ölümler: “Sorumluluk alması gerekenler kendini aklıyor” MESEM uygulamasıyla çocukların düşük ücretlerle uzun saatler çalıştırıldığı, pek çok çocuğun yaşamını yitirdiği hatırlatılarak: “Çocuklar ölürken Milli Eğitim Bakanı sorumluluk duymuyor; kendisine ‘katil’ denmesini hakaret sayıyor. Bu gerçeği yüzlerine söyleyen 16 öğrenci tutuklandı.” denildi. MESEM’lerde ölümler nedeniyle eylem yapan öğretmenlerin ters kelepçe ile gözaltına alınması da tepkiyle dile getirildi. “İşçi sağlığı yetersiz, denetim yok: Sermaye kanla büyüyor” İSİG Meclisi’nin raporuna göre yılın ilk on ayında 1737 işçi hayatını kaybetti; en az 85’i çocuk. Açıklamada şu vurgu yapıldı: “Sermaye, kadın-çocuk demeden işçilerin kanıyla semiriyor. İşçiler sendikaya üye olduğunda işten atılıyor, direnişleri ise polis-patron-valilik üçgeninde bastırılıyor.” Bütçe ve asgari ücret görüşmeleri: “Yine krizin yükü emekçinin sırtında” Meclis’te görüşülen bütçede de halktan çok sermayeye kaynak ayrıldığı belirtilerek: “Şehir hastaneleri, MESEM gibi modellerle halk için ayrılan sınırlı bütçe bile sermayeye aktarılıyor.” Yakında başlayacak asgari ücret görüşmelerindeki tablo içinse: “İşçi sınıfına yalnızca hayatta kalabileceği bir ücret reva görülüyor.” ifadeleri kullanıldı. Direnişler yayılıyor: “Genel grev, genel direniş mümkündür” Açıklamada, maden işçilerinin tarihsel mücadelesine atıf yapılarak: “1990-91 Zonguldak Büyük Madenci Direnişi, dayanışmanın ve birleşik mücadelenin kazanabileceğini gösteriyor.” denildi ve işçi sınıfı, öğrenciler ve kadın hareketlerinin ortak mücadele hattı kurması çağrısı yapıldı. Son çağrı: “Ölüm değil, insanca yaşam istiyoruz" Açıklama şu sözlerle tamamlandı: “Yer üstünü de yer altı gibi ölüm alanına çeviren bu düzene karşı mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. Tüm maden emekçilerinin Dünya Madenciler Günü’nü saygıyla selamlıyoruz.” Açıklama, Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla Yüksel Caddesi’nde yapıldı ve Madenci Anıtı’na yürüyüşle son buldu.

56 gün sustu, YouTube’a döndü Haber

56 gün sustu, YouTube’a döndü

AKP’li Cumhurbaşkanı’nı tehdit ettiği iddiasıyla yargılanan gazeteci Fatih Altaylı’ya 4 yıl 2 ay hapis cezası verildi. Kararın ardından YouTube yayınlarına ara veren Altaylı, 56 gün sonra yeniden kamera karşısına geçti. Yayınında hem kararın gerekçesine hem de dava salonunda elindeki evrakları yere fırlatmasına ilişkin tartışmalara açıklık getirdi. Mahkemede yere atılan kâğıtların gerekçesini ilk kez bu kadar net anlattı Altaylı, savunma metni ve içtihatların yere atılmasını “öfke patlaması” olarak değil, “hukuka tepki” olarak nitelendirdi. “Adaleti yere ben fırlatmadım; adalet yere düşürüldüğü için ben de savunmamı yere fırlattım” diyerek, verilen cezanın kendisine göre “ağır bir hukuksuzluk” olduğunu ifade etti ve kararı doğru bulan kimse görmediğini söyledi. “Yargıya kırgınım, siyasete değilim” dedi Sözlerinin odağını yargıya yönelten Altaylı, siyasete ne kızgın ne de kırgın olduğunu, esas hayal kırıklığının yargı kararında olduğunu dile getirdi. “Bunu vicdanen doğru bularak imzaladılarsa hakkım helal olsun; vicdanlarına sığmayan bir imzayla attılarsa umarım bir gün sevdiklerine hasret kalmanın ne olduğunu anlarlar” sözleriyle sert bir kişisel mesaj verdi. “Karar önceden verilmişti, indirim de Yargıtay yolunu kapatmak içindi” iddiası Altaylı, hükmün daha duruşma bitmeden şekillendiğini savunarak “en ağır cezanın verildiğini” söyledi. Altıda birlik indirimin iyi niyetten değil, dosyanın Yargıtay’a gitmesini engelleme amacı taşıdığını öne sürdü. Kararın henüz yazılmadığını belirten Altaylı, cezaevinde ne kadar kalacağını bilmediğini de ekledi. “Kaçacakmışım… Hem ayıp hem komik” diyerek tutukluluk gerekçesine itiraz etti Tutukluluğun “kaçma şüphesi” gerekçesiyle sürdürülmesine özellikle tepki gösteren Altaylı, “Beni bu ülkeden sürgüne yollasalar bir yolunu bulur geri dönerim. Ne kaçması?” sözleriyle bu değerlendirmeyi incitici bulduğunu ifade etti. Sağlık durumunu ayrıntılarıyla anlattı Yayınında sağlık geçmişine de yer veren Altaylı, kalbinde dört stent bulunduğunu ve aort genişlemesi nedeniyle düzenli kontrole girdiğini aktardı. Beyin zarında iyi huylu bir tümörün takip edildiğini, Silivri’de MR ve kardiyak tetkiklerin yapıldığını ve şimdilik aort genişlemesinin ilerlemediğini söyledi. Cezaevi sağlık ekibi ve Silivri Devlet Hastanesi hekimlerine teşekkür etti. Cezaevinde yaşadığı talihsiz kazayı da paylaştı Açık havada tek başına top oynarken düştüğünü, bileğini burktuğunu, elini çatlattığını ve başını kale direğine çarptığını anlatan Altaylı, elinin alçıya alındığını ancak günlük ihtiyaçlarını karşılamayı zorlaştırdığı için birkaç gün sonra alçıyı çıkarttırdığını ve durumunun iyiye gittiğini belirtti. Sözlerinde son vurgu Altaylı, “Umut az ama mücadele sürecek” diyerek üst mahkemelere başvuracağını duyurdu; izleyicilerine de “adaleti savunma” çağrısını yineledi.

Narin davasında sessizlik bozuldu: Müebbet alan amca tek ismi işaret etti! Haber

Narin davasında sessizlik bozuldu: Müebbet alan amca tek ismi işaret etti!

Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde 2024 yılında kaybolduktan sonra cansız bedeni derede bulunan 9 yaşındaki Narin Güran’ın cinayetine ilişkin davada verilen ağırlaştırılmış müebbet cezaları Yargıtay’a taşınırken, cezaevinde bulunan amca Salim Güran ilk kez konuştu. Güran, kardeşi aracılığıyla yayınladığı mesajda “Bu dava bitmedi, katil bellidir” diyerek Nevzat Bahtiyar’ı işaret etti. Dava Yargıtay aşamasında: Ağırlaştırılmış müebbet kararları masada Narin Güran cinayetinde anne Yüksel Güran, amca Salim Güran ve ağabey Enes Güran, “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet cezası almıştı. Sanıklardan Nevzat Bahtiyar’a ise “delilleri yok etme” suçundan 4 yıl 6 ay hapis verilmişti. Mahkeme, olayın planlı şekilde işlendiğini ve sanıkların birlikte hareket ettiğini karara bağlamıştı. Ailelerin ve avukatların itirazı üzerine dosya Yargıtay’a taşındı. Cezaevinden gelen mesaj: “Susmayacağız, gerçek ortaya çıkacak” Eski muhtar olan ve olay tarihinde tutuklanan amca Salim Güran, sessizliğini bozarak cezaevinden mesaj gönderdi. Güran, paylaşımında “Bizi yalnız bırakmayan herkese teşekkür ederim. Deliller katilin kim olduğunu kabak gibi ortaya koyuyor. Biz kanımızın son damlasına kadar mücadele edeceğiz, susmayacağız” ifadelerini kullandı. Mesaj, kardeşi tarafından sosyal medya üzerinden paylaşıldı. Nevzat Bahtiyar iddiası: ‘Deliller ona işaret ediyor’ çıkışı Güran, olayda suçlandığı iddiaları reddederken tüm okları Nevzat Bahtiyar’a çevirdi. Mahkeme gerekçeli kararında tüm sanıkların birlikte hareket ettiği belirtilmişti ancak Salim Güran, “asıl failin saklandığını” ve dosyanın yeniden incelenmesi gerektiğini savunuyor. Aile, hem adli tıp raporları hem de telefon kayıtlarının yeniden araştırılmasını talep ediyor. Ailenin çağrısı: ‘Narin için adalet bitmedi’ Güran ailesi, Yargıtay sürecine dair “Son nefesimize kadar adalet arayacağız” açıklamasında bulundu. Dava sürecini yakından takip eden yurttaşlar ve kadın örgütleri de “çocuk cinayetlerinde cezasızlık kabul edilemez” diyerek sürecin kamuoyu baskısıyla takip edilmesi gerektiğini vurguluyor. Narin Güran cinayeti, Türkiye toplumunda infial yaratan çocuk cinayetleri arasında yer almaya devam ederken, Yargıtay’ın vereceği karar davanın seyrini belirleyecek.

LGBTİ+ dernekleri: Geri çekilme değil, erteleme… Rehavete kapılmıyoruz! Haber

LGBTİ+ dernekleri: Geri çekilme değil, erteleme… Rehavete kapılmıyoruz!

Tartışmalı maddeler geri mi çekildi? Dernekler temkinli: “Bu bir zafer değil, oyalama girişimi olabilir” Yargı Paketi’nde yer alan LGBTİ+ karşıtı düzenlemelerin taslaktan çıkarıldığına dair kulis bilgileri, 15 LGBTİ+ derneğinin ortak açıklamasıyla karşılık buldu. Dernekler, söz konusu maddelerin geri çekildiği iddiasını “ihtiyatla karşılıyoruz” diyerek değerlendirdi ve siyasi iktidarın benzer maddeleri geçmişte de erteleyip yeniden gündeme getirdiğini hatırlattı. Derneklerin açıklamasında şu ifadeler öne çıktı: “Bu maddelerin çıkarıldığı iddiası gerçek olsa bile bunun bir ‘zafer’ değil, ancak bir ‘erteleme’ olduğunu biliyoruz. İktidarın niyeti değişmedi. Bu düzenlemeler her an yeni bir torba yasa ya da anayasa tartışmasıyla geri gelebilir.” “Rehavete kapılmayacağız, mücadele büyüyecek” Ortak açıklamada, LGBTİ+ dernekleri kamuoyuna, sendikalara, kadın ve feminist örgütlere, siyasi partilere ve tüm hak savunucularına dayanışma için teşekkür etti; ancak “tehlike geçmedi” diyerek uyarıda bulundu: “Bu geri çekilme iddiaları, tepkileri söndürmek için bir taktik olabilir. Gardımızı indirmiyoruz, mücadelemizi büyütüyoruz.” “Sadece LGBTİ+’lar değil, toplumun tamamı hedef alınıyor” Dernekler, paketen yalnızca LGBTİ+ karşıtı bölümlerinin değil, diğer maddelerinin de hak ihlallerine yol açtığını vurguladı. İki nokta özellikle öne çıkarıldı: Suça sürüklenen çocuklarla ilgili madde: Çocukları korumak yerine kriminalize ettiği, cezasızlığı artırdığı ve çocuk haklarını yok saydığı belirtildi. “Trafik düzenlemesi” adı altında gösteri hakkını sınırlayan madde: Protesto özgürlüğünü fiilen ortadan kaldıran, sokak muhalefetini bastırmayı hedefleyen bir düzenleme olarak tanımlandı. Açıklama, şu ifadelerle son buldu: “Bu paket, nefret maddeleri çıkarılsa bile kabul edilemez. Toplumun temel hak ve özgürlüklerine yönelik her girişime karşı dayanışmayla direnmeye devam edeceğiz.”

Erdoğan AK Parti Grup Toplantısı’nda konuştu Haber

Erdoğan AK Parti Grup Toplantısı’nda konuştu

AK Parti’nin TBMM’de düzenlenen grup toplantısı, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Coşkulu kalabalığın sloganları eşliğinde kürsüye çıkan Erdoğan, 3 Kasım 2002 seçimlerinin yıldönümünde “AK Parti devrimi” vurgusu yaptı ve partinin “23 yıllık iktidarına yönelik eleştirilerin meşruiyet sorunu taşımadığını” savundu. Erdoğan: “3 Kasım bir halk devrimiydi, 23 yıldır bu devrime sadakatle bağlı kaldık” Erdoğan, Türkiye’nin 3 Kasım 2002’de “yeni bir döneme girdiğini” belirterek şu ifadeleri kullandı: “AK Parti henüz 15 aylık bir partiyken milletimiz bizi tek başına iktidara getirdi. Bu başarı sadece bir seçim değil, bir halk devrimiydi. 23 yıl boyunca bu devrime sadakatle bağlı kaldık.” Cumhurbaşkanı, 2002’de doğan bir çocuğun bugün 23 yaşında olduğuna dikkat çekerek, “Bu gençler Türkiye’nin istikrarı, büyümesi ve kalkınması döneminde gözünü açtı. AK Parti, bir neslin tamamına yön veren iktidardır” dedi. “Sandık tartışması yapanlar yenilgiyi hazmedemeyenlerdir” Türkiye’de seçim güvenliği ve demokrasi tartışmalarına da değinen Erdoğan, eleştirileri reddetti: “Her seçimde millet iradesi eksiksiz sandığa yansımıştır. Türkiye, dünyanın en güvenilir seçim sistemine sahiptir. Otoriterlik masalları, başarısız muhalefetin ürettiği safsatalardır.” Gençlere mesaj: “3 Kasım artık sizin sorumluluğunuz” Erdoğan, genç seçmene hitaben “Bizim yürüttüğümüz mücadele size bir miras değil, bir görev bırakıyor” diyerek çağrı yaptı: “3 Kasım sadece bir tarih değil, Türkiye’nin şahlanışının başlangıcıdır. Bu yürüyüşü geleceğe taşıyacak olan sizsiniz.” “Türkiye’yi bu yoldan çeviremeyecekler” Konuşmasının sonunda Erdoğan, “AK Parti’nin vizyonunun önünün kesilemeyeceğini” savunarak partililere şu sözlerle seslendi: “Ne yaparlarsa yapsınlar, Türkiye’yi bu yoldan döndüremeyecekler. Bu milletin özgüvenini biz yeniden kazandırdık, bu ülkenin ufkunu biz açtık.”

Fenerbahçe’nin tarihi Beşiktaş zaferi sonrası gece yarısı Galatasaray resti Haber

Fenerbahçe’nin tarihi Beşiktaş zaferi sonrası gece yarısı Galatasaray resti

Süper Lig’in 11. haftasında Beşiktaş deplasmanında 2-0 geriye düşmesine rağmen 3-2 kazanan Fenerbahçe, lider Galatasaray’ın puan kaybettiği haftada kritik 3 puanı alarak zirve yarışında yeniden iddialı konuma yükseldi. Derbinin hemen ardından Fenerbahçe’den gece yarısı art arda açıklamalar geldi. Fenerbahçe yönetimi derbi sonrası “kazanma alışkanlığı” vurgusu yaptı ve moral mesajı verdi. Karşılaşmanın ardından Tüpraş Stadı’nda konuşan Fenerbahçe yöneticisi Ertan Torunoğulları, galibiyeti “değerli” olarak tanımladı ve “Futbol olarak istediğimiz seviyede olmasak da kazanma alışkanlığı açısından çok önemli bir virajı döndük” dedi. Torunoğulları, UEFA Avrupa Ligi’ndeki Viktoria Plzen ve Süper Lig’deki Kayserispor maçlarını da kazanarak milli araya yüksek moralle girmek istediklerini söyledi. “Jhon Duran gerçek kalitesini gösterdi, milli aradan sonra çok daha fazlasını izleyeceğiz.” Maçın yıldızı Jhon Duran’ı özel olarak öven Torunoğulları, “Bugün herkes onun ne kadar özel bir oyuncu olduğunu gördü. Milli aradan sonra çok daha keyif veren bir Duran izletecek. Hocamıza ve oyuncularımıza güveniyoruz” ifadelerini kullandı. Fenerbahçe yönetimi taraftara mesaj verdi: “Birlik olursak aşamayacağımız engel yok.” Torunoğulları, “Fenerbahçe taraftarı bir olduğunda aşamayacağı hiçbir şey yok. Başkanımızın dediği gibi, gülmeyen tüm Fenerbahçelileri güldüreceğiz. Stuttgart’la başladık, Kayserispor’la devam edeceğiz” diyerek tribünlere teşekkür etti. Galatasaray derbisi için rest: “Kadıköy artık rakiplerin kolay çıkacağı bir yer olmayacak, Galatasaray’ı yeneceğiz.” Aralık ayında oynanacak Galatasaray-Fenerbahçe derbisine değinen Torunoğulları, “Aralık ayına daha var ama artık Kadıköy, rakiplerin rahatça gelip çıkabileceği bir yer olmayacak. Biz Galatasaray’ı Kadıköy’de yeneceğiz. Başkanımız önce Samandıra’daki ölü toprağını kaldırdı, şimdi sıra Kadıköy’de” dedi. “Fenerbahçe her zaman şampiyonluğa oynar, fark kapanır.” Torunoğulları, zirve yarışına dair, “Fenerbahçe her zaman şampiyonluğa oynar. Fark kapanır, biz şampiyonluğun en büyük adayıyız” diyerek iddialı bir çıkış yaptı. Hakem Ali Yılmaz’a destek: “Genç bir hakem, hataları oldu ama art niyet yoktu.” Yönetici, maçın hakemi Ali Yılmaz’a yönelik eleştirilere karşı çıkarak, “Genç bir hakem, hataları oldu ama art niyetli değildi. Hakemleri desteklemeliyiz” açıklamasını yaptı. “2-0’dan dönmek inançtır”: Ali Gürbüz, galibiyeti “azmin sonucu” diye tanımladı. Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi Ali Gürbüz, derbiyi “azim ve çok çalışmanın sonucu” olarak yorumladı ve “2-0 geriye düşsek de inancımızı kaybetmedik. Takım bizi mahcup etmedi, sonuna kadar mücadele edip kazandı” dedi. “Puan farkı bizi ilgilendirmiyor, kısa sürede liderliği alacağız çünkü bizim bir hayalimiz var.” Gürbüz, şampiyonluk hedefini şu sözlerle yineledi: “Aradaki puan farkı bizi ilgilendirmiyor, biz maç maç bakıyoruz. Kısa sürede liderliği alacağız, çünkü bizim bir hayalimiz var.” “Sadettin Saran güçlü bir ekip kurdu, taraftarın desteği karşılıksız kalmayacak.” Gürbüz, teknik heyet ve yönetime tam güven verdiklerini belirterek, “Sadettin Saran başkanımız çok iyi bir ekip kurdu. Taraftarlarımızın desteği hiçbir zaman karşılıksız kalmayacak” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.