SON DAKİKA

#Müzakere

HABER DEĞER - Müzakere haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Müzakere haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ufuk Uras: Özgürlüğün şarkısı şiddetin çalgısıyla çalınmaz! Haber

Ufuk Uras: Özgürlüğün şarkısı şiddetin çalgısıyla çalınmaz!

“Dünya adil değil” Uras, “Dünya Savaşı’ndan sonra büyük bir hesaplaşma” başlığıyla tartışılan döneme dair değerlendirmesinde, kapitalist sistem içinde kaynakların ve pazarların paylaşımı eksenindeki mücadelenin sürdüğünü ifade etti. Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası “tarihin sonu” ve “eşit bir dünya” söylemlerinin 11 Eylül sonrasında çöktüğünü savunan Uras, günümüz dünyasının adil olmadığını söyledi. “Karbon mu silikon mu” Uras, yapay zekâ ve “robotlar dünyası” tartışmasına değinerek “karbon varlıklarla silikon varlıkların mücadelesini anlamlandırmak” için hâlâ yoğun bir düşünsel mesai gerektiğini belirtti. Uras, teknolojinin belirleyiciliğinin arttığı yeni dönemde, dünyanın nereye evrileceğinin kolay öngörülemediğini dile getirdi. “Meşru müdafaa” Uras: “Burada Müslüman Müslümana vuruyor okuması yok, meşru müdafaa var” dedi. İran’ın Körfez ülkelerine dönük saldırılarını değerlendiren Uras, ana akım medyada öne çıkan yaklaşımın meseleyi çarpıttığını savundu. “Doğrudan ABD üslerine yönelik bir meşru müdafaa hakkı kullanılıyor” görüşünü dile getiren Uras, müzakereler sürerken İran yönetimine dönük saldırıların kabul edilebilir olmadığını söyledi ve yaşananları uluslararası hukukun aşınması bağlamında değerlendirdi. “Uluslararası hukuk” Uras, Türkiye’nin tutumunu “diplomasi ve eşit mesafe” vurgusuyla olumlu bulduğunu söyledi. Türkiye’nin hem NATO üyesi hem de İran’la sınır komşusu olması nedeniyle hassas bir denklemde bulunduğunu belirten Uras, çatışmanın müzakere zeminiyle sonlandırılması çağrılarının önemli olduğunu ifade etti. “Akıllı bombaların aklı olmuyor” diyen Uras, savaşın sivil yurttaşlar ve tarihî mekânlar açısından yıkıcı sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. “Öcalan bildirisi” Uras, Abdullah Öcalan’ın son bildirisine de değinerek metnin genel çerçevede devletin açıkladığı perspektifle uyumlu olduğunu söyledi. Bildiride yer alan “demokratik entegrasyon”, “buyurgan dilden uzaklaşma” ve “barış yasaları” vurgularının yeni bir siyasal dil arayışına işaret ettiğini belirten Uras, metni eşitlikçi ve anayasal zeminde bir çözüm çağrısı olarak okuduğunu ifade etti. Öcalan’ın umut hakkı tartışmasını kişisel bir talep zeminine çekmemesini de değerlendiren Uras, sürecin bireysel bir mesele üzerinden değil, toplumsal mutabakat ve Meclis zemininde ilerlemesi gerektiğini söyledi. Uras, “Senkronize adımlar atılmazsa süreç pazarlığa dönüşür. Eş anlı ilerleme önemli” değerlendirmesinde bulundu. “İsrail’in meşruiyeti yok” Uras, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları sonrası ölçünün kaçtığını, izlenen politikaların uluslararası meşruiyeti olmadığını savundu. “Normalleşme, normal olmayanla olmaz” diyen Uras, bölgesel gerilimlerin Türkiye’de demokratikleşme ve barış gündemini daha kritik hale getirdiğini belirtti. “Adres Meclis” Uras, Meclis zeminini “süreçlerin temel muhatabı” olarak işaret etti. “Şiddetten arındırılmış bir toplum” hedefinin ortak bir yurttaş mutabakatıyla güçlenebileceğini söyleyen Uras, siyasal partilerin tutumlarının Meclis’te sınanacağını vurguladı. “Demokrasilerde asgari müştereklerde buluşulur; azami müştereklerde buluşmak faşizmde olur” ifadelerini kullandı. Ufuk Uras kimdir? Ufuk Uras, siyasetçi ve akademisyendir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 23. Dönem İstanbul milletvekili olarak görev yaptı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi kökenlidir ve aynı üniversitede öğretim üyesi olarak çalıştı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Siyasette yeni sayfa mı açılıyor: Öcalan’dan dikkat çeken mesaj Haber

Siyasette yeni sayfa mı açılıyor: Öcalan’dan dikkat çeken mesaj

PKK lideri olarak bilinen Abdullah Öcalan tarafından paylaşıldığı belirtilen yeni mesajda silahlı mücadelenin anlamını yitirdiği, demokratik siyaset ve entegrasyon vurgusunun öne çıktığı ifadeler yer aldı. 27 Şubat 2025 çağrısına atıf yapılan metin, Türkiye toplumunda çözüm, barış ve yeni siyaset tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Silah yerine siyaset vurgusu öne çıktı Mesajda, demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağı görüşü dile getirilirken, örgütsel düzeyde fesih ve silahlı mücadele stratejisinin sona erdirilmesinin zihinsel dönüşümü de içerdiği ifade edildi. Şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişin mümkün olduğu savunularak yeni dönemin müzakere kapasitesini güçlendirdiği öne sürüldü. Metinde, sürece katkı sunduğu belirtilen siyasi aktörlere atıf yapılarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel dahil olmak üzere farklı kesimlerin rolünün önemli olduğu ifade edildi. Ayrıca yaşamını yitiren siyasetçi Sırrı Süreyya Önder anıldı. Birlik ve birlikte yaşam söylemi öne çıkarıldı Mesajda Türkiye toplumunun farklı kimliklerinin tarihsel olarak iç içe olduğu vurgulanarak birlikte yaşamın yeniden tartışılması gerektiği ifade edildi. Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki metinlerde yer alan birlik vurgusuna atıf yapılırken demokratik cumhuriyet talebinin bu ruhun canlandırılması olarak tanımlandığı aktarıldı. Şiddet ve çatışma döngüsünün kırılmasının hedeflendiği belirtilen metinde, kısa vadeli siyasi hesapların sorunun çözümünü zorlaştırabileceği değerlendirmesi yer aldı. Negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçiş çağrısı yapılarak yeni bir siyaset döneminin kapısının aralandığı savunuldu. Demokratik entegrasyon ve hukuk tartışması Metinde demokratik toplum, uzlaşı ve entegrasyon kavramlarının yeni dönemin temel yapı taşları olduğu ifade edildi. Pozitif inşa sürecinin herhangi bir kurumu ele geçirmekten ziyade toplumun tüm kesimlerinin sorumluluk almasını hedeflediği belirtilirken, devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması gerektiği vurgulandı. Demokratik entegrasyonun barış yasalarını gerektireceği ve siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel boyutları olan bir hukuk mimarisini zorunlu kılacağı ifade edildi. Güncel krizlerin önemli nedenlerinden birinin demokratik hukuk eksikliği olduğu savunularak hukuksal güvencelerin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı. Vatandaşlık ve özgür yurttaşlık tartışması Mesajda vatandaşlık ilişkisinin etnik kimlik yerine devletle kurulan bağ üzerinden tanımlanması gerektiği görüşü dile getirildi. Din, dil ve düşünce özgürlüğünü temel alan özgür yurttaşlık anlayışının savunulduğu metinde anayasal vatandaşlık kavramının kimliklerin özgürce ifade edilmesini kapsaması gerektiği belirtildi. Ayrıca kadınların demokratik entegrasyonun önemli bir itici gücü olduğu vurgulanarak aile içi şiddet, kadın cinayetleri ve ataerkil yapıya karşı mücadele başlıklarının demokratik dönüşüm sürecinin parçası olduğu ifade edildi. Mesajın, Türkiye toplumunda çözüm, demokrasi ve birlikte yaşam tartışmalarını yeniden hızlandırması beklenirken, siyasi aktörlerden gelecek olası değerlendirmeler merakla takip ediliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yapay zekâda sansür tartışması: Çinli sohbet botları siyasi soruları neden yanıtlamıyor? Haber

Yapay zekâda sansür tartışması: Çinli sohbet botları siyasi soruları neden yanıtlamıyor?

Uluslararası bir araştırma, Çin’de geliştirilen yapay zekâ sohbet botlarının siyasi konularda farklı davrandığını ortaya çıkardı. Çalışmaya göre bu modeller, devlet politikaları, Tayvan’ın statüsü ve etnik azınlıklar gibi hassas başlıklarda soruları yanıtsız bırakabiliyor ya da sınırlı içerik sunuyor. Çalışma Çinli ve küresel modelleri karşılaştırdı PNAS Nexus dergisinde yayımlanan araştırma, Çin’in önde gelen yapay zekâ sohbet botlarının 100’den fazla politik soruya verdiği yanıtları Çin dışında geliştirilen modellerle karşılaştırdı. Araştırmacılar, sorunun reddedilmesi, konunun geçiştirilmesi veya hatalı bilgi verilmesini olası sansür göstergesi olarak değerlendirdi. Sonuçlara göre Tayvan, demokrasi yanlısı aktivistler ve etnik azınlıklar gibi başlıklarda Çinli modellerin daha sık yanıt vermekten kaçındığı tespit edildi. Yanıtlar daha kısa ve eksik olabiliyor Araştırma, Çinli modeller yanıt verdiğinde ise çoğu zaman sorunun çerçevesini tartıştığını, kritik bilgileri dışarıda bıraktığını ve daha kısa yanıtlar ürettiğini ortaya koydu. Hata oranlarının bazı modellerde Çin dışındaki sistemlere kıyasla daha yüksek olduğu belirtilirken, özellikle bazı sohbet botlarında bu oranın dikkat çekici biçimde arttığı aktarıldı. Düzenlemeler yapay zekâ çıktısını etkileyebilir Uzmanlar, Çin’de yürürlüğe giren yapay zekâ düzenlemelerinin şirketlere “temel sosyalist değerleri” gözetme yükümlülüğü getirdiğini hatırlatıyor. Bu çerçevede yapay zekâ sistemlerinin ulusal egemenliği zayıflatacak veya devlet sistemini eleştirecek içerik üretmesinin sınırlandırıldığı ifade ediliyor. Araştırmacılara göre bu düzenlemeler, Çin merkezli büyük dil modellerinin verdiği yanıtları doğrudan etkileyebilecek bir çerçeve oluşturuyor. Sansürün etkisi görünmez olabilir Çalışma, sohbet botlarının çoğu zaman doğrudan reddetmek yerine özür dileyerek ya da genel ifadeler kullanarak yanıt vermesinin, kullanıcıların sansürün farkına varmasını zorlaştırabileceğine dikkat çekti. Bu durumun bilgiye erişimi, algıları ve karar alma süreçlerini “sessiz biçimde şekillendirebileceği” uyarısı yapıldı. Bununla birlikte araştırmacılar, tüm farklılıkların yalnızca devlet baskısıyla açıklanamayacağını; veri seti, kültürel bağlam ve dil farklılıklarının da sonuçları etkileyebileceğini belirtti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

ABD’den İran hamlesi: Orta Doğu’ya 2003’ten bu yana en büyük hava gücü Haber

ABD’den İran hamlesi: Orta Doğu’ya 2003’ten bu yana en büyük hava gücü

Amerikan basınına yansıyan haberlere göre ABD, Orta Doğu’daki askeri varlığını son yılların en büyük hava gücü sevkiyatıyla güçlendirdi. ABD’li yetkililer ve eski askerî kaynaklara dayandırılan değerlendirmelerde, söz konusu konuşlandırmanın İran’a karşı olası bir saldırı ihtimaline hazırlık niteliği taşıdığı öne sürüldü. Bölgede hava ve deniz unsurları genişletildi Haberlere göre ABD, Ürdün ve Suudi Arabistan’daki üsler başta olmak üzere bölgeye F-35, F-15 ve F-16 savaş uçakları ile erken uyarı ve iletişim uçakları konuşlandırdı. Aynı süreçte Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’da ABD donanmasına ait çok sayıda geminin görev yaptığı, ikinci bir uçak gemisinin de bölgeye doğru ilerlediği belirtildi. Bu askeri yığınakla Washington yönetiminin, İran’a yönelik kısa süreli bir saldırıdan ziyade haftalar sürebilecek yoğun bir hava harekâtı seçeneğini değerlendirdiği ifade ediliyor. Askeri seçenekler nükleer ve füze tesislerini hedef alabilir Yetkililere sunulan brifinglerde, olası operasyon planlarının İran’ın nükleer programı, balistik füze altyapısı ve bölgesel askeri ağlarını hedef almayı amaçladığı aktarıldı. Bazı seçenekler arasında İranlı siyasi ve askeri liderliğe yönelik hedefli saldırıların da yer aldığı iddia edildi. Buna karşılık İran’ın en önemli caydırıcı gücünün füze kapasitesi olduğu ve Hürmüz Boğazı’nı kapatma ihtimalinin de senaryolar arasında değerlendirildiği belirtiliyor. Diplomasi ile askeri hazırlık aynı anda yürütülüyor ABD yönetimi, kamuoyuna yaptığı açıklamalarda diplomatik çözümün öncelik olduğunu vurgularken askeri hazırlıkların sürdüğünü dile getirdi. Washington’un, İran’ın nükleer faaliyetlerini sınırlandıracak kapsamlı bir anlaşma istediği, Tahran’ın ise özellikle balistik füze programına yönelik taleplere mesafeli yaklaştığı ifade ediliyor. Uzmanlara göre tarafların müzakere sürecini sürdürmesi olası bir askeri krizi geciktirebilir ancak gerilimin tamamen ortadan kalktığına dair güçlü bir işaret bulunmuyor. Operasyonun kapsamı ve sonuçları belirsiz Analistler, bölgede geniş hava gücü konuşlandırılmasına rağmen 1991 ve 2003’teki harekâtlardan farklı olarak kara kuvveti desteğinin sınırlı olabileceğine dikkat çekiyor. Bazı müttefik ülkelerin hava sahası konusunda temkinli davranmasının da operasyonun kapsamını etkileyebileceği belirtiliyor. Bu nedenle birçok eski askeri yetkili, belirsizlikler göz önüne alındığında diplomatik bir anlaşmanın askeri seçenekten daha olası ve tercih edilebilir olduğunu değerlendiriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Erdoğan’dan kritik mesaj: Bölgemizde yeni bir savaş istemiyoruz Haber

Erdoğan’dan kritik mesaj: Bölgemizde yeni bir savaş istemiyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretlerinin ardından gazetecilere yaptığı değerlendirmede, bölgedeki gerilimin çatışmaya dönüşmemesi için yoğun diplomasi yürüttüklerini belirtti. Erdoğan, “Amerika ve İran arasındaki gerilimin yeni bir kaosa sürüklenmeden düşürülmesi için elimizden geleni yapıyoruz. İran’a askeri müdahaleye karşı olduğumuzu muhataplarımıza ilettik” dedi. Diplomasi vurgusu: “Çözüm müzakereyle mümkün” Tarafların diplomasiye alan açmak istediğini gördüğünü ifade eden Erdoğan, sorunların çözüm yolunun çatışma değil uzlaşma olduğunu söyledi. Liderler düzeyinde yapılacak görüşmelerin faydalı olabileceğini belirten Cumhurbaşkanı, askeri gerilimin arttığı bir dönemde müzakere masasının kurulmasının önemine dikkat çekti. Suudi Arabistan ve Mısır’la stratejik temaslar Erdoğan, Riyad ve Kahire’de yapılan görüşmelerde ikili ilişkilerin tüm boyutlarıyla ele alındığını, çok sayıda anlaşma ve ortak bildiriye imza atıldığını açıkladı. Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır’ın bölgesel konularda yakın diyalog içinde olduğunu belirten Erdoğan, Gazze başta olmak üzere birçok başlıkta iş birliğinin sürdüğünü ifade etti. Enerjide dev yatırım planı Ziyaret kapsamında yenilenebilir enerji alanında önemli bir anlaşma imzalandığını duyuran Erdoğan, Suudi Arabistan şirketlerinin Türkiye’de toplam 5 bin megavat gücünde güneş ve rüzgâr santralleri kuracağını söyledi. İlk etapta Sivas ve Karaman’da kurulacak santrallerin yaklaşık 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılaması hedefleniyor. Savunma sanayiinde iş birliği mesajı Türkiye’nin yerli muharip uçağı KAAN’a uluslararası ilginin arttığını belirten Erdoğan, Suudi Arabistan ile savunma sanayii alanındaki ortak yatırımların her an hayata geçirilebileceğini dile getirdi. KAAN’ın Türkiye’nin mühendislik kapasitesinin ve bağımsız savunma iradesinin sembolü olduğunu vurguladı. Gazze için kalıcı barış çağrısı Gazze’de ateşkes, insani yardım ve sivillerin korunması için çabaların sürdüğünü belirten Erdoğan, Türkiye’nin Filistinlilerin “onurlu bir geleceğe” kavuşması için aktif rol üstleneceğini söyledi. İsrail’in saldırılarının kabul edilemez olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı, uluslararası toplumu ateşkese uyum konusunda baskı yapmaya çağırdı. Suriye mesajı: “Tek ve bütün bir yapıdan yanayız” Suriye’nin kuzeyinde istikrarın Türkiye için doğrudan önem taşıdığını belirten Erdoğan, ülkenin “tek devlet, tek ordu” anlayışıyla bütünleşmesini istediklerini söyledi. Türkiye’nin terörle mücadelede kararlı olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” hedefinin bölgesel istikrarla güçleneceğini ifade etti. Deprem konutları ve muhalefete eleştiri Asrın felaketinin üçüncü yıl dönümü yaklaşırken yapılan çalışmalara değinen Erdoğan, 455 bin konutun teslim edilmesinin büyük bir başarı olduğunu belirtti. Muhalefeti yapılanları görmezden gelmekle eleştiren Cumhurbaşkanı, deprem bölgesinin yeniden inşasında önemli mesafe kat edildiğini söyledi. Su uyarısı: “Su zengini bir ülke değiliz” Türkiye’nin su stresi yaşayan bir ülke olduğuna dikkat çeken Erdoğan, tasarrufun önemine vurgu yaptı. Devlet Su İşleri ile belediyelerin su temini konusunda çalışmalar yürüttüğünü belirten Cumhurbaşkanı, kaynakların korunmasının hayati olduğunu ifade etti. Belediyeler için reform sinyali 2026’yı reform yılı olarak tanımlayan Erdoğan, merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki yapının modernize edilmesi gerektiğini söyledi. Mali disiplinin artırılacağı, şeffaf ve hizmet odaklı bir belediyecilik sisteminin hedeflendiğini belirtti. haberdeger.com ​​​​​​​Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Fidan’dan SDG’ye net uyarı: Sabır azalıyor, askerî yol istenmiyor! Haber

Fidan’dan SDG’ye net uyarı: Sabır azalıyor, askerî yol istenmiyor!

Hakan Fidan, TRT World yayınında Suriye’deki entegrasyon sürecine dair değerlendirmelerde bulundu. Fidan, SDG’nin Şam’la imzaladığı 10 Mart mutabakatının uygulanmasındaki yavaşlığa işaret ederek, sürecin ülkenin birliği açısından kritik olduğunu vurguladı. “Sürecin hızından memnun değiliz” mesajı açıkça verildi Fidan, SDG’nin entegrasyon sürecinde zaman kazanmaya çalıştığı yönünde güçlü bir kanaat oluştuğunu söyledi. Türkiye’nin yanı sıra bazı bölgesel ortakların da aynı değerlendirmeyi paylaştığını belirten Fidan, ABD’li muhatapların sürecin tamamlanmasının Suriye’nin birliği için hayati olduğunun farkında olduğunu kaydetti. Silahlı yapıların tek komuta altında toplanması vurgulandı Suriye muhalefetindeki silahlı unsurların büyük bölümünün Suriye Savunma Bakanlığı komuta-kontrolüne girmeyi kabul ettiğini anımsatan Fidan, SDG’nin bu çerçevenin dışında kaldığını ifade etti. Bir devlette birden fazla silahlı otoritenin kabul edilemeyeceğini söyleyen Fidan, bunun ulusal birlik ve egemenlik açısından temel bir ilke olduğunu dile getirdi. “Askerî yollara dönmek istemiyoruz” uyarısı yinelendi Türkiye’nin önceliğinin diyalog, müzakere ve barışçıl yöntemler olduğunu vurgulayan Fidan, buna karşın sürecin daha fazla uzatılmasının kabul edilemeyeceğini belirtti. “Tekrar askerî yollara başvurmak zorunda kalmak istemiyoruz” diyen Fidan, SDG’nin ilgili aktörlerin sabrının tükendiğini görmesi gerektiğini söyledi. 10 Mart mutabakatına bağlılık çağrısı yapıldı Fidan, SDG’nin 10 Mart Anlaşması’ndan sapmadan ve gecikmeden yükümlülüklerini yerine getirmesinin beklendiğini ifade etti. Şam’daki Suriyeli muhatapların da bu adımı ulusal birlik için vazgeçilmez gördüğünü belirten Fidan, doğru taktik ve işbirliğiyle hedefe ulaşılabileceği yönünde temkinli bir iyimserlik taşıdığını aktardı. 10 Mart anlaşması merkezi egemenliği öngörüyor Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Ahmed Şara yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri arasında imzalanan 10 Mart mutabakatı; SDG güçlerinin Suriye ordusuna katılmasını, havalimanları ve petrol sahaları ile Irak ve Türkiye’ye açılan sınır kapıları dâhil tüm idari yapıların merkezi hükümete devrini öngörüyor. Anlaşma, Şam’ın egemenliğinin tesisini hedefliyor. Bu açıklamalar, Suriye’de entegrasyon sürecinin zamanlamasının bölgesel istikrar ve Türkiye toplumu açısından taşıdığı önemi bir kez daha gündeme getirdi.

Pekin’den BM kürsüsünden dünyaya rest: Güney Çin Denizi’ndeki egemenliğimiz tartışılamaz! Haber

Pekin’den BM kürsüsünden dünyaya rest: Güney Çin Denizi’ndeki egemenliğimiz tartışılamaz!

"Tahkim kararı siyasi bir oyundur" "Deniz ve Deniz Hukuku" oturumunda söz alan Sun Lei, uluslararası kamuoyunda tartışılan tahkim kararlarına sert tepki gösterdi. Güney Çin Denizi tahkim davasının, BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni ve uluslararası hukukun temel ilkelerini ihlal ettiğini savunan Sun, bu süreci "hukuki bir kılıfla sunulan siyasi bir oyun" olarak nitelendirdi. Çinli diplomat, Pekin’in söz konusu kararı tanımadığını, asla kabul etmeyeceğini ve egemenlik haklarının bu karardan hiçbir şekilde etkilenmeyeceğinin altını çizdi. ABD’ye "özgürlük kisvesi" uyarısı Konuşmasında Washington yönetimini de hedef alan Sun Lei, ABD’nin bölgedeki artan askeri varlığını "ciddi bir güvenlik tehdidi" olarak tanımladı. Çin’in uluslararası hukuka uygun seyrüsefer ve uçuş özgürlüğünü desteklediğini belirten Sun, ancak "özgürlük kisvesi altında" Çin’in ulusal güvenliğinin ve egemenliğinin ihlal edilmesine kesinlikle karşı olduklarını ifade etti. ABD’nin hamlelerinin mevcut anlaşmazlıkları körüklediği mesajı verildi. Çözüm adresi olarak ASEAN’ı gösterdi Pekin yönetimi, krizin çözümü için bölgesel iş birliğini işaret etti. Sun Lei, bölgede barış, istikrar ve kalkınmanın korunması adına ASEAN ülkeleri ile çalışmaya kararlı olduklarını belirtti. Çin’in, anlaşmazlıkları müzakere yoluyla çözmekten yana olduğunu vurgulayan Sun, "Güney Çin Denizi’nde Tarafların Eylemi Deklarasyonu"nun etkin biçimde uygulanması için görüşmeleri sürdüreceklerini kaydetti.

Restoranlardan dijital isyan: Komisyonu düşürün, yoksa çıkıyoruz Haber

Restoranlardan dijital isyan: Komisyonu düşürün, yoksa çıkıyoruz

TÜRES rest çekti, fiyat indirimiyle meydan okumayı başlattı Tüm Restorancılar ve Turizmciler Derneği (TÜRES), artan maliyetler ve online platformların komisyon politikalarına karşı ülke genelinde yüzde 20’lik fiyat indirimi uygulamasına gideceğini duyurdu. Karar, restoran ve kafe işletmecilerinin gelir baskısına dikkat çekmek ve tüketiciye doğrudan yansımayı azaltmak amacıyla alındı. “Yüzde 40’ı bulan komisyonlar sürdürülemez” TÜRES Genel Başkanı Ramazan Bingöl, bazı online yemek platformlarında komisyonların yüzde 40’a kadar çıktığını belirterek, bunun hem işletmeleri hem de yurttaşı mağdur ettiğini söyledi. Bingöl, “Bin liralık siparişin yalnızca 531 lirası işletmeye kalıyor; geri kalanı platforma gidiyor. Bu da fiyatlara pahalılık olarak yansıyor” dedi. Çağrı açık: “Masaya oturun ya da platformdan çıkıyoruz" Bingöl, sektör adına platformlara seslenerek komisyonların makul seviyelere çekilmesini istedi. Aksi halde 300 bin restoran ve kafenin topluca sistemden çıkacağını duyurdu. Bu çıkış, dijital aracılık pazarında şimdiye dek görülmemiş ölçekte bir kopuş ihtimalini gündeme getirdi. “Adı konulmamış bir protesto yaşıyoruz” Sektör temsilcileri, gıda zehirlenmesi haberleri ve pahalılık algısının da etkisiyle bazı işletmelerde ciro kaybının yüzde 90’lara vardığını aktardı. TÜRES, sürecin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda güven krizine dönüştüğünü vurguladı. Yurttaşa mesaj: “Aracı yerine doğrudan gelin, daha ucuza alın” TÜRES, yurttaşları online platformlar yerine doğrudan işletmelere yönelmeye çağırdı. İndirim kampanyasıyla tüketicinin daha ucuza yemek yiyebileceğini savunan sektör, aracı maliyetinin sıfırlanmasıyla fiyatların düşeceğini belirtti. Alternatif plan masada: Kendi sipariş sistemi geliyor Dernek, platformlara bağımlılığı azaltmak için restoranların ortak bir altyapı kurabileceğini duyurdu. Kendi sipariş ve dağıtım ağını kurma hedefi, yapılmaz denilenin yapılabileceği yönünde güçlü bir sinyal olarak yorumlandı. Dijital pazar yeni bir eşikte Restoranların resti kabul görür mü, platformlar geri adım atar mı bilinmiyor. Ancak tartışma, dijital aracılık ekonomisinde “kim kazanıyor, kim ödüyor” sorusunu Türkiye toplumunun merkezine taşıdı. Şimdi gözler, müzakere masasına oturulup oturulmayacağında.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.