SON DAKİKA

#Müzik

HABER DEĞER - Müzik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Müzik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

12 Eylül’ün Sanat Dünyasındaki İzleri Haber

12 Eylül’ün Sanat Dünyasındaki İzleri

Millî Güvenlik Konseyi'nin yönetime el koymasıyla birlikte, ülkedeki tüm özgür düşünce mecraları denetim altına alındı. Darbenin ilk hedef aldığı kesimlerden biri olan sanatçılar, yazarlar, sinemacılar ve müzisyenler; hapis cezaları, sürgünler, kitap yakma eylemleri ve kapsamlı sansür mekanizmalarıyla karşı karşıya kaldı. Basın ve Yayın Dünyasına Yönelik Baskılar Darbe döneminde basın özgürlüğü büyük ölçüde kısıtlandı. Cumhuriyet başta olmak üzere dönemin önde gelen gazeteleri yüzlerce dava ile karşılaştı ve yayınları geçici sürelerle durduruldu. Binlerce gazeteci hakkında hapis cezaları istendi. Basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasal düzenlemelerin yanı sıra, imha edilmek üzere depolanan gazete, dergi ve kitapların ağırlığı resmi rakamlara göre 39 tonu buldu. Birçok eser daha okunmadan sobalarda ve açık arazilerde yakıldı. Bu sürecin en acı örneklerinden biri, Onur Yayınları sahibi İlhan Erdost’un 8 Kasım 1980’de gözaltına alındıktan sonra Mamak Cezaevi’ne nakledilirken hayatını kaybetmesi oldu. Yazar Muzaffer Erdost, kardeşinin ölümünün ardından onun adını kendi adıyla birleştirerek "Muzaffer İlhan Erdost" olarak yazmaya devam etti. Sinemada Sansür ve Yasaklar Darbe yönetimi sinema sektörünü de sıkı bir denetim mekanizmasına tabi tuttu. Dönemde toplam 937 film yasaklandı. Erden Kıral’ın yönettiği, Adana Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından yasaklanan Bereketli Topraklar Üzerinde filminin nüshalarının imha edildiği iddia edildi. Doğu bölgesindeki yoksulluğu konu alan Hakkâri’de Bir Mevsim filmi de uzun süre yasaklı kalan yapımlar arasında yer aldı; film uluslararası festivallerde ödüller alsa da gösterimi engellerle karşılaştı. Müzik Dünyası ve Sürgünler Müzik alanı da 12 Eylül rejiminin baskılarından doğrudan etkilendi. TRT repertuvarından yüzlerce şarkı çıkarıldı; Ruhi Su, Selda Bağcan ve Zülfü Livaneli gibi isimlerin eserleri yasaklı listelerine eklendi. Konser izinleri iptal edilen, pasaportlarına el konulan ve yargılanan sanatçılardan Selda Bağcan uzun yıllar yurt dışına çıkamadı, çeşitli davalardan yargılandı ve konser vermesi yasaklandı. Darbe sırasında bir konser için Almanya'da bulunan Cem Karaca, hakkında açılan davalar ve Interpol kararları nedeniyle uzun yıllar yurda dönemedi ve vatandaşlıktan çıkarıldı. Melike Demirağ, Şanar Yurdatapan gibi isimler de ülkeyi terk etmek zorunda kalan sanatçılar arasında yer aldı. Yeni Türkü'nün Buğdayın Türküsü albümü piyasadan çekildi. Bunun yanı sıra, dönemin idari kararları doğrultusunda sanatçıların kimlik hakları ve ifade biçimleri de baskı gördü. Sanatçı Bülent Ersoy’a sahne yasağı getirildi ve hukuki süreçler sonucunda dönemin mahkemeleri ve idari kurumları tarafından cinsiyet kimliğine yönelik kısıtlamalar uygulandı. Kürtçe dilinin kamusal alanda ve eğitimde kullanımı yasaklandı; bu yasaklar daha sonraki yıllarda kaldırılsa da dönemin kültürel hayatta açtığı tahribat kalıcı oldu. Barış Derneği Davası ve Aydınlar 1977 yılında kurulan Türkiye Barış Derneği, darbenin ardından kapatıldı ve yöneticileri ile kurucuları hakkında İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından dava açıldı. Mahkeme süreci yıllarca sürdü; Mahmut Dikerdem, Reha İsvan, Orhan Apaydın, Erdal Atabek, Ataol Behramoğlu, Ali Sirmen gibi çok sayıda aydın, yazar, hukukçu ve bilim insanı tutuklanarak uzun süre cezaevinde yargılandı. Dava, 1991 yılında sanıkların beraatıyla sonuçlandı. 12 Eylül rejimi, edebiyattan sinemaya, müzikten akademiye kadar geniş bir yelpazede yarattığı korku iklimi, otosansür ve yapısal dönüşümlerle Türkiye'nin kültürel hafızasında derin izler bıraktı. Sanatçılar ve aydınlar üzerindeki bu baskı ortamı, sonraki yıllarda da Türk sanat hayatının en çok tartışılan veirdilerini şekillendiren temel kırılma noktalarından biri olmayı sürdürdü. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Aleviliğin son yüzyılına çok katmanlı bakış: Yalçın Çakmak’tan kapsamlı bir derleme Haber

Aleviliğin son yüzyılına çok katmanlı bakış: Yalçın Çakmak’tan kapsamlı bir derleme

Yalçın Çakmak’ın derlediği “Aleviliğin Son Yüzyılı”, Osmanlı’dan günümüz Türkiye’sine uzanan süreçte Aleviliği yalnızca inanç ekseninde değil; siyaset, hafıza, kimlik, medya, kültür, göç ve toplumsal dönüşüm başlıkları üzerinden ele alıyor. Kitabın asıl gücü, Aleviliği tek bir tanıma sıkıştırmaması. Tarihsel hafıza, devlet-toplum ilişkileri, kimlik inşası, medyada temsil, Alevifobi, Avrupa’daki Alevi örgütlenmeleri, kültürel üretim ve dijital hafıza gibi başlıklar aynı çerçeve içinde ele alınıyor. Böylece okura, Aleviliğin yalnızca geçmişe ait bir inanç ve kimlik meselesi değil, bugünün siyasal ve toplumsal tartışmalarında hâlâ canlı biçimde var olan bir alan olduğu gösteriliyor. Osmanlı’dan bugüne devam eden bir hafıza meselesi Kitabın temel sorularından biri şu: Aleviler, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e ve bugüne uzanan süreçte kendi tarihsel hafızalarını nasıl korudu? Bu soru, eserin omurgasını oluşturuyor. Horasan anlatısından Dersim’e, Madımak Katliamı’ndan Avrupa’daki diaspora deneyimine kadar uzanan geniş bir tarihsel hat üzerinden, Alevi kimliğinin zaman içinde nasıl katmanlaştığı inceleniyor. “Türk İslamı” tartışması ve siyasal anlamı Derlemenin önemli tartışma alanlarından biri de Aleviliğin tarih boyunca farklı ideolojik çerçeveler içinde tanımlanması. Kitap, özellikle Aleviliğin “Türk İslamı” şeklinde yorumlanmasının yalnızca teolojik değil, aynı zamanda siyasal bir tercih ve kimlik politikası olduğunu tartışmaya açıyor. Bu tartışma, Aleviliğin “İslam içi mi, kendine özgü bir inanç mı?” sorusundan çok daha geniş bir zemine oturuyor. Yalçın Çakmak’ın daha önce İmran Gürtaş ile birlikte derlediği “Kızılbaşlık, Alevilik, Bektaşilik: Tarih-Kimlik-İnanç-Ritüel”kitabında da benzer biçimde terminoloji, kimlik ve inanç ayrımları tartışılmıştı. Yeni kitap bu hattı daha yakın döneme taşıyor ve son yüz yıldaki siyasal dönüşümlerle ilişkilendiriyor. Alevifobi yalnızca geçmişin meselesi değil Kitapta öne çıkan bir diğer başlık ise Alevifobi. Derleme, Alevilere yönelik önyargı ve dışlamanın yalnızca tarihsel devlet politikalarında değil, medyada ve dijital dünyada da farklı biçimlerde yeniden üretildiğini ele alıyor. Bu başlık, kitabın güncelliğini en çok artıran bölümlerden biri. Çünkü mesele artık yalnızca tarihsel belgeler üzerinden değil; haber dili, sosyal medya, dijital hafıza ve kamuoyu algısı üzerinden de okunuyor. Avrupa’daki Alevilik ayrı bir kimlik deneyimi oluşturuyor “Aleviliğin Son Yüzyılı”, Türkiye sınırlarının dışına da çıkıyor. Avrupa’daki Alevilerin örgütlenme biçimleri, kimliklerini kamusal alanda ifade etme yöntemleri ve göçle birlikte yaşanan dönüşümler kitabın önemli başlıklarından biri. Bu bölüm, Aleviliğin Türkiye’deki tarihsel ve siyasal bağlamla sınırlı olmadığını gösteriyor. Avrupa’da Alevilik, bir yandan inanç kimliği olarak korunurken diğer yandan hukuki tanınma, örgütlenme ve yurttaşlık mücadelesinin parçasına dönüşüyor. Edebiyattan sinemaya Aleviliğin kültürel görünürlüğü Kitap yalnızca siyaset ve tarihle sınırlı değil. Edebiyat, sinema ve müzik endüstrisinde Aleviliğin nasıl temsil edildiğide ele alınıyor. Bu tercih, derlemeyi klasik tarih çalışmalarından ayırıyor. Çünkü Alevilik burada yalnızca arşiv belgelerinde veya siyasal mücadelelerde değil, kültürel üretim alanında da izleniyor. Böylece Alevi kimliğinin toplumdaki görünürlüğünün, yalnızca siyasi hak talepleriyle değil, sanat ve popüler kültür aracılığıyla da şekillendiği ortaya konuyor. “Aleviliğin Son Yüzyılı”nı değerli kılan temel unsur, tek bir tez dayatmak yerine farklı meseleleri aynı tarihsel eksende buluşturması. Kitap, Aleviliği ne yalnızca bir inanç sistemi ne de yalnızca bir siyasi kimlik olarak ele alıyor. Bunun yerine, inanç, hafıza, siyaset, kültür, göç ve kimlik arasındaki geçişkenliğe odaklanıyor. Bu nedenle eser, Alevilik üzerine çalışan akademisyenler için olduğu kadar Türkiye’nin yakın siyasi ve toplumsal tarihini anlamaya çalışan okurlar için de güçlü bir başvuru kaynağı niteliğinde. Kitabın başlığı da bu açıdan isabetli: “Son Yüzyıl” ifadesi yalnızca kronolojik bir dönem tarif etmiyor; Aleviliğin modernleşme, Cumhuriyet, göç, kentleşme, siyasal örgütlenme ve dijitalleşmeyle birlikte geçirdiği büyük dönüşümü işaret ediyor. Yalçın Çakmak kimdir? Yalçın Çakmak, Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nde lisans eğitimini 2005’te, yüksek lisansını 2012’de, doktorasını ise 2018’de tamamladı. Çalışma alanları arasında Kızılbaşlık/Alevilik, Bektaşilik, Türkiye’de dinî ve etnik gruplar, dinler tarihi ile Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi dinî, toplumsal ve siyasal yaşamı bulunuyor. Çakmak, “Sultanın Kızılbaşları: II. Abdülhamid Dönemi Alevi Algısı ve Siyaseti” ile “Osmanlı’da Dinden Çıkma (İrtidad)” kitaplarının yazarı. Ayrıca “Kızılbaşlık, Alevilik, Bektaşilik”, “Kürt Tarihi ve Siyasetinden Portreler”, “Kürt Aşiretleri”, “Şekâvet, Hıyânet, İsyan” ve “Huzursuz Bir Ruhun Panoraması” gibi çok sayıda çalışmanın da derleyicileri arasında yer aldı. Önemli Alevi yazmalarından “Tabîbu’l-Kulûbi’l-Asfiyâ ve Seyru Sülûki’l-Evliyâ” adlı eseri de çevirip yayına hazırlayan Çakmak, 2013-2018 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalıştı. Halen Munzur Üniversitesi Tarih Bölümü’nde doçent olarak akademik çalışmalarını sürdürüyor. Çakmak, 2019 yılında Tarih Vakfı Mütevelli Kurulu üyeliğine seçildi. “Aleviliğin Son Yüzyılı”, İletişim Yayınları’nın Araştırma-İnceleme dizisinden Ağustos 2026’da ilk baskısını yaptı ve 358 sayfadan oluşuyor. Kitapta Bülent Akın, Yalçın Çakmak, Faruk Çalışkan, Özge Dikmen, Kumru Berfin Emre, Mehmet Ertan, Orhan Gazi Ertekin, Bülent Keleş, İhsan Koluaçık, Onur Özger, Cemal Salman, Ali Duran Topuz ve Elif Yıldızlı’nın katkıları bulunuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

"Şair Ceketli Çocuk" 21. yılında unutulmayacak Haber

"Şair Ceketli Çocuk" 21. yılında unutulmayacak

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı’nın prodüksiyonuyla gerçekleşecek olan "Kazım’a Şarkılar Söylüyoruz" konseri, 19 Haziran Cuma akşamı saat 21.00’de Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda dinleyicileriyle buluşacak. Müzik, hatıralar ve görünmeyen arşivler Etkinlik, yalnızca sanatçının ölümsüz eserlerinin seslendirileceği bir konserden öte, Koyuncu’nun yaşamına dair detayların paylaşıldığı kapsamlı bir anma olacak. Sahneye yansıtılacak özel arşiv görüntüleri ve sanatçının kendi sesinden anlatımlar, izleyicilere duygusal bir yolculuk vadediyor. Ünlü oyuncular Seda Türkmen ve Berkay Ateş’in sunuculuğunu üstleneceği gecede, müzik dünyasının önde gelen isimleri de Koyuncu’nun şarkılarını kendi yorumlarıyla yeniden hayat bulacak. Sahne alacak sanatçılar arasında Şevval Sam, Niyazi Koyuncu, Selçuk Balcı, Cahit Berkay, Emrah Karaca, Aydoğan Topal, Erdal Güney, İlknur Yakupoğlu, Yasemin Göksu, Erdoğan Emir, Erdal Bayrakoğlu, Peradi Ensemble ve Hopa Kent Orkestrası gibi geniş bir sanatçı kadrosu bulunuyor. Biletler tükendi İstanbulluların ve Kazım Koyuncu sevenlerin yoğun ilgi gösterdiği gece için Biletix üzerinden ücretsiz olarak satışa sunulan biletlerin kısa süre içerisinde tamamen tükendiği açıklandı. Müziği, duruşu ve toplumsal duyarlılığıyla geniş kitlelerin kalbinde yer eden sanatçı, vefatının 21. yılında bir kez daha müzikseverlerle Harbiye’nin büyülü atmosferinde buluşacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Üç Avaz’dan Kadim Geleneğe Yeni Soluk: "Hubların Şahı" Yakında Yayında Haber

Üç Avaz’dan Kadim Geleneğe Yeni Soluk: "Hubların Şahı" Yakında Yayında

Mert Karaboya, Özgür Bakış Süer ve Uğur Süer tarafından kurulan Üç Avaz, Anadolu’nun köklü söz ve nefes geleneğini modern bir müzikal anlayışla yeniden yorumluyor. Grubun uzun süredir titizlikle üzerinde çalıştığı ilk single çalışması "Hubların Şahı", çok yakında tüm dijital platformlarda ve video klibiyle YouTube’damüzikseverlerin beğenisine sunulacak. Mutfakta Deneyimli İsim: Deniz İlgün Geleneksel ruhu çağdaş bir sound ile buluşturan eserin müzikal sorumluluğu deneyimli bir isime emanet edildi. "Hubların Şahı" deyişinin müzik yönetmenliğini Deniz İlgün üstlendi. Projenin yapımcılığını ise grubun üyelerinden Mert Karaboya gerçekleştirdi. Güçlü vokaller ve zengin enstrümantal altyapı, bu profesyonel mutfaktan geçerek klasik çizgilerin ötesinde modern bir yapıma dönüştü. Görsel Bir Şölen Yolda: "Hubların Şahı" Klibi Şarkının ruhunu görsel bir hikayeyle taçlandıran video klip, deyişin barındırdığı derin felsefeyi ve mistik atmosferi ekranlara taşıyacak. Üç Avaz üyelerinin performanslarıyla renklenen klip, estetik sinematografisi ve güçlü görselliğiyle çıkışıyla birlikte adından söz ettirmeyi hedefliyor. "Anadolu’nun Sesi, Üç Farklı Avazda Birleşti" Grubun kuruluş felsefesini aktaran grup üyeleri, ilk teklileri öncesi heyecanlarını şu sözlerle dile getiriyor: "Biz Anadolu’nun kadim sözlerini, kendi içsel yolculuğumuz ve müzikal kimliğimizle harmanlamak istedik. 'Hubların Şahı' bizim için sadece bir başlangıç. Üç farklı avazın tek bir yürekte birleştiği bu yolculukta, dinleyicilerimizi çok yakında derin bir nefes almaya davet edeceğiz." Üç Avaz’ın ilk göz ağrısı "Hubların Şahı" deyişi ve video klibi, çok yakında tüm dijital müzik platformlarında ve grubun resmi YouTube kanalında eş zamanlı olarak yayında olacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Burcunuza göre hobi önerileri açıklandı: Her burcun ilgisi farklı Haber

Burcunuza göre hobi önerileri açıklandı: Her burcun ilgisi farklı

Astroloji temelli içeriklerde, burçların karakter özelliklerine göre hobi tercihleri yeniden gündeme geldi. 24 Mart 2026 tarihli bir içerikte, 12 burcun ilgi alanlarına göre farklı hobi önerileri sunuldu. Koç ve Boğa burçlarında fiziksel ve üretken aktiviteler öne çıkıyor Koç burcu için daha çok fiziksel enerji gerektiren sporlar ve doğa aktiviteleri önerilirken, Boğa burcunun daha çok gastronomi, bahçecilik ve koleksiyon gibi sabır gerektiren alanlara yöneldiği ifade edildi. İkizler ve Yengeç burçlarında zihinsel ve duygusal uğraşlar dikkat çekiyor İkizler burcunun dijital içerik üretimi, yabancı dil ve strateji oyunları gibi zihinsel aktivitelerle ilgilendiği belirtilirken; Yengeç burcunun fotoğrafçılık, ev içi üretim ve nostaljik uğraşlara daha yatkın olduğu aktarıldı. Aslan ve Başak burçları yaratıcılık ve detay odaklı hobileri tercih ediyor Aslan burcu için sahne sanatları, tasarım ve organizasyon gibi görünürlük içeren aktiviteler önerilirken, Başak burcunun daha çok kaligrafi, bonsai ve analiz temelli sporlarla ilgilendiği ifade edildi. Terazi, Akrep ve Yay burçlarında estetik, derinlik ve keşif öne çıkıyor Terazi burcu için sanat ve tasarım odaklı hobiler ön plana çıkarken, Akrep burcunun araştırma, gizem ve derinlik içeren alanlara yöneldiği belirtildi. Yay burcunun ise seyahat, felsefe ve keşif temelli aktivitelerle ilişkilendirildiği aktarıldı. Oğlak, Kova ve Balık burçlarında disiplin, teknoloji ve sanatsal yön belirleyici Oğlak burcunun daha çok uzun vadeli ve disiplin gerektiren hobileri tercih ettiği, Kova burcunun teknoloji ve inovasyonla bağlantılı alanlara yöneldiği ifade edildi. Balık burcunun ise sanat, müzik ve ruhsal aktivitelerle öne çıktığı belirtildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.