Neşet Ertaş’ın ölüm yıldönümünde ortaya çıkan büyük sır
Halkın gönlünde yaşayan ozan
1938’de Kırşehir’de doğan ve 2012’de İzmir’de hayata veda eden Neşet Ertaş, aradan geçen yıllara rağmen hâlâ Anadolu’nun sesi olmayı sürdürüyor. Türkmen-Abdal geleneğinin son büyük temsilcisi kabul edilen Ertaş, ardında yüzlerce eser ve derin bir kültürel miras bıraktı.
Türkülerde saklı değerler gün yüzüne çıktı
Akdeniz Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ahmet Zeki Güven’in yaptığı çalışma, Ertaş’ın eserlerinde sevgi, hoşgörü, dürüstlük ve saygı gibi değerleri işlediğini ortaya koydu. Onun türküleri yalnızca ezgi değil; toplumsal, ahlaki ve insani mesajların da taşıyıcısı olarak değerlendiriliyor.
İsyan yerine sabrı tercih etti
Zorlu bir hayat sürmesine rağmen eserlerinde isyan değil tevekkül ve sabır öne çıkan Ertaş, mahlas olarak “Garip”i seçti. “Kendim ettim, kendim buldum” gibi türkülerinde alçakgönüllülüğü, “Hep sen mi ağladın, hep sen mi yandın?” dizelerinde ise insanın ortak kaderini dile getirdi.
Çalışkanlık ve tevazuya övgü
Ertaş, “Boş durmak günahtır, çalışmak sevap” dizeleriyle alın terini yüceltirken; sevgi, barış ve hoşgörü değerlerini de yalın bir dille işledi. Bu yönüyle onun eserleri yalnızca bir müzik değil, genç kuşaklara bırakılmış bir ahlak ve hayat rehberi oldu.
Edebi miras ve halk felsefesi
Hece ölçüsünü yaşatan, redif ve kafiyeyi ustaca kullanan Ertaş, halk felsefesini müzikle harmanladı. Onun eserleri toplumsal hafızayı diri tutarken, edebiyata da güçlü katkılar sundu.
Aradan geçen yıllara rağmen etkisi sürüyor
Doç. Dr. Güven’e göre Ertaş’ın türküleri, ölümünün üzerinden yıllar geçse de aynı etkiyi sürdürüyor. Onun sevgi ve hoşgörüyle yoğrulmuş sözleri, gelecek kuşaklara da ışık olmaya devam edecek.