SON DAKİKA

#Normalleşme

HABER DEĞER - Normalleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Normalleşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mümtaz'er Türköne'den Kapsamlı Süreç Analizi: "Mayın Eşeği Olmaya Razıyım" Haber

Mümtaz'er Türköne'den Kapsamlı Süreç Analizi: "Mayın Eşeği Olmaya Razıyım"

Eşik Aşıldı: Kürt Siyaseti Artık Masanın Kurucu Unsuru Mümtaz'er Türköne kaleme aldığı yazısında, Türkiye siyasetinde kritik bir eşiğin geride bırakıldığını ve hem Kürtler hem de Türkiye için büyük bir kazanım elde edildiğini belirtti. Kendisini Kürt kimliği ile çerçeveleyen siyasi hareketin, Türkiye politikasının meşru, yasal ve bütünleyici bir unsuru haline geldiğinin altını çizen Türköne, "Bütünleyici parça tabirinin altını çiziyorum. Artık Kürt siyasetinin önceliklerini, tercihlerini, stratejilerini, kararlarını dikkate almadan hiç kimse adım atamayacak" değerlendirmesinde bulundu. İktidarların yüzde 5'lik seçmen kitlelerinin tercihiyle belirlendiği bir ülkede kemiksiz yüzde 10'luk oy kütlesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan yazar, üç yıl önce "demlenmek" suçlamalarıyla hedef alınan DEM Parti'nin bugün iktidarın ömrünü uzatmak için iş birliği yapacağı iddialarının konuşulduğu bir konuma geldiğini ifade etti. Dağdan inenlerle birlikte çoğulcu bir Kürt siyasetinin demokratik rekabete hazırlandığını belirten Türköne, farklı fikirlerin açıkça tartışıldığı bir dönemin kapıda olduğunu kaydetti. Öcalan'ın Stratejisi ve "Kaideli Devlet" Vurgusu Gündemdeki tartışmaların "AKP’ye destek verirler mi?", "Anayasa pazarlığıyla iktidara teslim olurlar mı?" gibi sığ sorulardan ibaret olmadığını belirten Türköne, meseleye daha derinlemesine yaklaşılması gerektiğini savundu. Kürt siyasetinin aktüel siyasi hesaplara bu kadar kolay kapılma lüksünün olmadığını ifade eden yazar, Abdullah Öcalan'ın stratejisini şu sözlerle analiz etti: "Öcalan ‘norm devlet’ lafını, AKP ve Saray ile arasına mesafe koymak için kullanıyor. Ayakta kalmak ve ömrünü uzatmak için çırpınan ‘kurulu’ iktidarı değil, devletin kurumsal yapısını ve ‘kurucu’ iradesini yani kaideli devleti muhatap alıyor." Öcalan'ın ulus devlet idealini bileşenlerine ayırarak demokratik cumhuriyet adı altında yeni bir sentez ürettiğini belirten Türköne, Dünkü DEM Parti kongresinde verilen mesajlara bakarak bu yeni sentezin tam olarak kavranamadığını, Tuncer Bakırhan'ın dile getirdiği "Üçüncü Yol" önerisinin ise ideolojik değil politik bir yelpazeyi hedef aldığını ifade etti. "Mayın Tarlası" ve "Mayın Eşeği" Benzetmesi Suların durulmasının ardından kartların yeniden dağıtılacağı bir normalleşme aşamasına girileceğini belirten Türköne, aktüel siyasetin sisi-pusu altında asıl tehlikeli zeminin o zaman karşımıza çıkacağını vurguladı. Yazısının en dikkat çekici bölümünde, tarladaki mayınların ön yargılardan ve ezberlerden oluştuğunu belirten Türköne, şu tarihi benzetmeyi yaptı: "Kaçakçılar mayınlı araziden geçerken önlerinde, arkasındaki ağırlıkları sürükleyen bir eşek yürür. Hesapça mayın eşeği yolu temizleyecektir. Kürt sorunu konuşulduğu zaman, Türk tarafının mayın eşeği olma görevi, hasbelkader bana düştü. ‘Apo’yu paşa yapalım’ sözüyle, ‘Öcalan muhatap alınmalı’ diyeli neredeyse 17 sene olmuş. ‘Diyarbakır’ın adı Amed olabilir’ lafını tam 20 sene önce etmiş ve hemen toplu linçe tabi tutulmuştum. Bahçeli, Amedspor’un Süper Lig’e çıkmasını tebrik ederken, bana geçen yıllara, çekilen acılara hayıflanmak düşüyor. Şikayetçi değilim. Yeter ki gelecek nesiller bizim yaşadığımız saçmalıklara maruz kalmasın. Nesli tükenmek üzere olan eşekler sevimli ve ciddi yaratıklardır. Ben mayın eşeği olmaya razıyım." Özünde Bir Kürtçe Sorunu Türkiye'nin çözmek için altın değerinde bir fırsat yakaladığı Kürt sorununun özünde bir "Kürtçe sorunu" olduğunu savunan Türköne, Türk ve Kürt milliyetçilerinin tekrarladığı ezberlerin bir kenara bırakılması gerektiğini belirtti. Yıllardır çekilen acıların temelinde devletin yasakçı zihniyetinin yattığını ifade eden yazar, Kenan Evren döneminde çıkarılan yasakları hatırlatarak şu tespiti yaptı: "Anadili bir insanın namusudur. Yasaklamak, insanı bütünüyle yok saymaktır... Devlet katında üretilen ve uygulanan yasakların elbette toplum katında yansımaları oldu. Kürtçe düşmanlığı önyargıların ve devlet politikalarının eseri. Vatandaşının anadiline saygı göstermeyen bir devlet, onların rızalarını talep edemez. Bugün Kürt sorununu çözmeye azmetmiş devlete, Kürtçeye saygı gösterme görevi ve sorumluluğu düşüyor." Bu kapsamda Türkiye'nin Kürtçe eğitime eksiksiz bir şekilde hazırlanması gerektiğini savunan Türköne; okul öncesinden yükseköğretime kadar her kademede kamu kaynaklarının seferber edilmesini, sosyal bilgiler ve fen derslerinin de Kürtçe verilebilmesini ve anadili Türkçe olan vatandaşların da Kürtçe öğrenmesinin teşvik edilmesini önerdi. Kürtçenin Yeni Düşmanı: Serbest Piyasa Düzeni Yazısının son bölümünde bölgesel gelişmelere de değinen Türköne; Erbil'deki tabela uygulamalarını, Süleymaniye'de Kürtçe okulların kapanmasını ve Suriye'deki eğitim tartışmalarını örnek göstererek Kürtçenin karşısındaki en büyük yeni tehdidin devlet yasaklarından ziyade kapitalist serbest piyasa düzeni olduğunu belirtti. Pazarın ihtiyaçlarına göre dillerin kullanım alanının belirlendiğini, ailelerin çocuklarının geleceği için Arapça, Türkçe veya İngilizceyi daha cazip bulduğunu ifade eden yazar, Kürtçenin geleceğinin hem bölgesel hem de küresel ölçekte ciddi meydan okumalarla karşı karşıya olduğunu vurgulayarak yazısını tamamladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Rusya'dan "S-400 satışı" açıklaması: "Görüşmeler devam ediyor" Haber

Rusya'dan "S-400 satışı" açıklaması: "Görüşmeler devam ediyor"

Rus yetkililer, Türkiye ile S-400 hava savunma sistemlerinin üçüncü bir ülkeye devri konusunda aktif görüşmeler yürüttüklerini açıkladı. Rusya iddiaları doğruladı S-400’lerin üçüncü bir ülkeye satılacağına dair Ankara kulislerinde konuşulan ve basına yansıyan haberler, Rus tarafının bugün yaptığı açıklamayla resmiyet kazandı. Rus yetkililer, Türkiye ile bu konuda istişare halinde olduklarını teyit ederken, satışın muhatabı olan üçüncü ülke veya anlaşmanın teknik detayları hakkında henüz net bir bilgi paylaşmadı. "Körfez" ihtimali güçleniyor Rusya'nın açıklaması, daha önce Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi tarafından dile getirilen "S-400'lerin Körfez'e satıldığı" iddiasını kuvvetlendirdi. Bölge ülkeleri arasından özellikle Katar, savunma çeşitliliği ve Patriot sistemlerine karşı duyulan güven eksikliği nedeniyle ve Birleşik Arap Emirliklier (BAE) bölgesel hava savunma ağını güçlendirme hedefleri nedeniyle en güçlü iki aday olarak öne çıkmaya devam ediyor. CAATSA sürecinde yeşil ışık S-400 sistemlerinin Türk envanterinden çıkışı, Türk-Amerikan ilişkilerinde uzun süredir devam eden CAATSA yaptırımlarının kaldırılması için de en önemli diplomatik bariyeri oluşturuyordu. ABD Başkanı Donald Trump'ın daha önce verdiği "yaptırımların kaldırılmasına dair sinyallerin" ardından, Rusya ile yapılan bu görüşmelerin Ankara'nın Washington ile yürüttüğü "normalleşme" trafiğinde hızlandırıcı bir rol oynaması bekleniyor. Ankara-Moskova-Washington hattı Türkiye, S-400'leri Rusya'dan tedarik ederken "Rusya ile benzer savunma ilişkilerinin geliştirilmeyeceği" taahhüdünü de elinde tutmak zorunda. Bu bağlamda, Rusya'nın satış sürecine dair yaptığı bu "görüşüyoruz" açıklaması, Moskova’nın satışa onay verdiğini ve Türkiye’nin stratejik hamlelerini diplomatik zeminde onayladığını gösteriyor. Gelişmeler, hem bölgedeki güç dengelerini hem de Türkiye'nin savunma diplomasisindeki hareket alanını yeniden tanımlıyor. Ankara ve Moskova'nın bu satışı resmen açıklaması halinde, savunma sanayii ve uluslararası ilişkiler tarihine geçecek önemli bir dönüm noktası yaşanacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cevdet Yılmaz Hamaney’in cenaze töreni için Tahran’da Haber

Cevdet Yılmaz Hamaney’in cenaze töreni için Tahran’da

Yılmaz, başkentteki temasları kapsamında İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile de bir görüşme gerçekleştirdi. "Acıları yürekten paylaşıyoruz" Gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Yılmaz, "İran’ın Merhum Devrim Rehberi Ali Hamaney’in cenaze törenine katılmak üzere bulunduğumuz Tahran’da, İran Cumhurbaşkanı Sayın Mesud Pezeşkiyan ile bir araya geldik. Kardeş İran halkının geride bıraktığımız süreçte yaşadığı acıları yürekten paylaşıyoruz" ifadelerini kullandı. "İş birliği içinde çalışmaya devam edeceğiz" Bölgesel barış ve istikrar vurgusu yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye'nin bölgedeki normalleşme sürecine destek vermeye kararlı olduğunu belirtti. Yılmaz, "Türkiye olarak, bölgede barış ve istikrarın kalıcı hale gelmesi, diyalog kanallarının güçlendirilmesi ve savaşın ardından normalleşme sürecinin desteklenmesi yönündeki çalışmalara katkı sunmayı sürdüreceğiz" dedi. Ekonomik ve ticari ilişkilere de değinen Yılmaz, "Komşumuz, dost ve kardeş İran ile ikili ilişkilerimizin ekonomi, ticaret, enerji ve ulaştırma başta olmak üzere her alanda daha da geliştirilmesi için muhataplarımızla iş birliği içinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu. Yılmaz, taziyelerini yineleyerek sözlerini, "Nazik kabulleri için Sayın Cumhurbaşkanına teşekkür ediyor, Devrim Rehberi Ali Hamaney başta olmak üzere hayatını kaybeden tüm İranlı kardeşlerimize Allah’tan rahmet, İran devleti ile dost ve kardeş İran halkına bir kez daha sabır ve başsağlığı diliyoruz" şeklinde tamamladı. İran’ın Merhum Devrim Rehberi Ali Hamaney’in cenaze törenine katılmak üzere bulunduğumuz Tahran’da, İran Cumhurbaşkanı Sayın Mesud Pezeşkiyan ile bir araya geldik. Kardeş İran halkının geride bıraktığımız süreçte yaşadığı acıları yürekten paylaşıyoruz. Türkiye olarak,… pic.twitter.com/wRJ4WG5FdU — Cevdet Yılmaz (@_cevdetyilmaz) July 3, 2026 haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Biz bu kavganın tarafı değiliz" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Biz bu kavganın tarafı değiliz"

Konuşmasında CHP içindeki gelişmelere değinen Erdoğan, siyasi rakiplerinin yaşadığı iç çekişmelerle bir bağları olmadığını vurguladı. "Kendi elleriyle bu noktaya geldiler" CHP içerisindeki mevcut durumu "iç savaş" olarak nitelendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşanan çatışmalara müdahil olmadıklarını belirtti. Erdoğan, "Biz CHP içindeki bu kavganın, bu iç savaşın tarafı değiliz. Dün yoktuk, bugün de yokuz, yarın da olmayacağız" diyerek partisinin duruşunu netleştirdi. Sürecin gelişimine dair ise, "Birbirlerine tuzak kurdular, birbirlerinin kuyularını kazdılar, birbirlerini şikayet ettiler ve bizim değil, yargının değil, bizzat kendi elleriyle, kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler. Bir Frankenstein ürettiler, şimdi de ceremesini çekiyorlar" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin vesayetten arınmış bir ana muhalefet partisine ihtiyaç duyduğunu belirten Erdoğan, "Gücünü tabandan almayan, gücünü seçmeninden almayan, gücünü Türkiye üzerine hesabı olan birtakım dış güçlerden, gücünü yolsuzlukla elde edilmiş yetim hakkından, kara paradan, haram paradan alan bir muhalefet Türkiye'ye fayda getirmez, zarar getirir" değerlendirmesinde bulundu. "Türkiye'de kimse üvey evlat değildir" AK Parti'nin kuruluşundan bu yana kucaklayıcı bir siyaset izlediğini vurgulayan Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin bu toprakların asli unsuru olduğunu söyledi. Kutuplaştırma değil normalleşme mücadelesi verdiklerini savunan Erdoğan, özellikle başörtüsü meselesine değinerek şunları kaydetti: "Bakınız, kendi evlatlarım dahil bu ülkenin kız çocuklarının başörtüsüyle eğitim görmeleri, başörtüsüyle çalışmaları on yıllar boyunca engellendi. Oysa bu çocuklar, bu kadınlar başlarını inançlarının bir gereği olarak örtüyorlar." Erdoğan, başörtüsüne karşı çıkanları ise şu sert sözlerle eleştirdi: "Şimdi zaman zaman marjinal, cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor, başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor. Nesli tükenmekte olan bu numuneler son derece üstenci bir dille, küstah bir eda ile güya kadınlara ders veriyor, kadınları aşağılıyor, tehdit ediyor." "Milli meselelerde uzlaşıya hazırız" AK Parti’nin bir "Türkiye kitabı" olduğunu ifade eden Erdoğan, "AK Parti işte bir Türkiye kitabıdır. Burada herkese bir sayfa var. Burada herkesin hikayesinde bir yer var. Ama bu kitabın bir cildi ortak ruhu ve duygusu var" dedi. Görüş ayrılıklarının bir zenginlik olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, şu çağrıda bulundu: "AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak başta terörsüz Türkiye sürecimiz olmak üzere, dış politika gibi, güvenlik gibi, hak ve özgürlüklerin ilerletilmesi gibi milli meselelerde uzlaşıya, ortak noktalarımızı büyütmeye hazırız." Konuşmasını birlik vurgusuyla tamamlayan Erdoğan, "Gereksiz tartışmalarla, gereksiz çatışmalarla, incir çekirdeğini dahi doldurmayan kavgalarla Türkiye geçmişte yıllarını kaybetti, enerjisini kaybetti, fidan gibi delikanlılarını kaybetti. Biz artık milletimizin yeni bedeller ödemesini istemiyoruz" ifadelerini kullandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Donald Trump: "Hürmüz Boğazı cumaya kadar açılacak" Haber

Donald Trump: "Hürmüz Boğazı cumaya kadar açılacak"

"Rejim değişikliğine inanmıyorum" İran ile sağlanan mutabakatın adil bir metin olduğunu savunan Trump, anlaşmanın İran’ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olamayacağını garanti altına aldığını vurguladı. Rejim değişikliği tartışmalarına da değinen ABD Başkanı, "İran’ın liderler grubu tamamen değişti. Bir kez daha söyleyeyim, rejim değişikliğine inanmıyorum. Bu yıllar sürer ve işe yaramaz" ifadelerini kullandı. "Hizbullah ile Suriye ilgilensin" İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını "vahşi ve büyük" olarak nitelendiren Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile olan ilişkisine dair dikkat çekici açıklamalarda bulundu. İsrail’in Lübnan konusunda daha sorumlu davranması gerektiğini belirten Trump, "İsrail uzun süredir Hizbullah ile savaşıyor ve çok fazla hayat kaybedildi. İsrail’e 'Bırakın Hizbullah ile Suriye ilgilensin' dedim. Suriye lideri çok becerikli ve ülkeyi toparlamayı başardı; eğer İsrail bunu yapamıyorsa Suriye başarabilir" değerlendirmesinde bulundu. Kendisinin göreve gelmesiyle İsrail’in varlığının korunduğunu savunan Trump, "ABD olmasaydı İsrail olmazdı. Ben olmasaydım İsrail çok uzun zaman önce ortadan kalkmış olurdu" dedi. Cenevre'de imzalar atılacak ABD ve İran arasında 107 gün süren çatışmalı süreci sona erdiren mutabakat zaptı, cuma günü İsviçre’nin Cenevre kentinde yapılacak törenle ilk aşamasına geçiyor. Başkan Yardımcısı James David Vance’in temsil edeceği imza sürecine kendisinin de katılabileceğini belirten Trump, Hürmüz Boğazı’nın "kalıcı olarak ücretsiz ve açık" kalacağının altını çizdi. İmzaların atılmasının ardından kamuoyuyla paylaşılacak olan metin, iki ülke arasındaki normalleşme sürecinin yol haritasını çizecek. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Pentagon'da 9 saatlik kritik zirve: Lübnan, İsrail'in 'normalleşme' talebini geri çevirdi Haber

Pentagon'da 9 saatlik kritik zirve: Lübnan, İsrail'in 'normalleşme' talebini geri çevirdi

Orta Doğu'daki kırılgan ateşkesin geleceğini şekillendirmesi beklenen İsrail-Lübnan müzakerelerinin dördüncü turu, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) binasında gerçekleştirildi. Haritaların ve istihbarat raporlarının detaylı bir şekilde masaya yatırıldığı toplantı, dokuz saati aşkın bir süre devam etti. İsrail'den 'dron' vurgusu ve haritalı baskı Gece saatlerinde sona eren zirvenin sızan detaylarına göre İsrail heyeti, Hizbullah'a ait olduğunu iddia ettiği askeri mevzilerin haritalarını ve istihbarat belgelerini sundu. Tel Aviv yönetimi, özellikle Hizbullah'ın operasyonel gücünü artıran insansız hava araçlarını ciddi bir tehdit olarak tanımlayarak, Lübnan heyeti üzerinde askeri baskı kurma stratejisi izledi. Normalleşme teklifine sert ret Görüşmenin kırılma noktası ise İsrail'in iki ülke arasında "güvenlik odaklı normalleşme" talebinde bulunması oldu. Lübnan askeri heyeti, sınır güvenliğinin ötesine taşan bu önerinin askeri bir konu olmadığını, bu yöndeki bir adımın ancak hükümet düzeyinde verilebilecek siyasi bir karar olduğunu belirterek talebi kesin olarak reddetti. Saha ateş hattında: Ateşkes kağıt üzerinde Pentagon'daki diplomatik yoğunluğa rağmen sınır hattındaki çatışmalar hız kesmiyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın arabuluculuğunda 17 Mayıs'ta 45 günlüğüne uzatılan ateşkese rağmen sahada silahlar susmuş değil. İsrail ordusu Lübnan'ın güneyindeki operasyonlarına, ev yıkımlarına ve nokta atışı hava saldırılarına devam ederken; Başbakan Binyamin Netanyahu, 25 Mayıs tarihi itibarıyla askeri saldırıların yoğunlaştırılması talimatını verdi. Hizbullah, İsrail'in ateşkes ihlallerini gerekçe göstererek bölgedeki İsrail askeri birliklerine karşı saldırılarını sürdürüyor. Mart ayından bu yana süren şiddetli bombardımanlar nedeniyle Lübnan'da yerinden edilen sivil sayısı ise 1 milyonu geride bıraktı. Lübnan heyeti, Pentagon'daki görüşmelerin ardından durum değerlendirmesi yapmak üzere bugün Lübnan'ın Washington Büyükelçiliği'nde bir araya gelecek. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Türkiye'den enerji güvenliği için kritik askeri yakıt hamlesi Haber

Türkiye'den enerji güvenliği için kritik askeri yakıt hamlesi

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), NATO’nun enerji mimarisinde Türkiye’nin jeopolitik ağırlığını tescilleyecek yeni projenin detaylarını kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklamada, "NATO Akaryakıt Boru Hattı Projesi"nin NATO Ortak Fonları kullanılarak titizlikle hazırlandığı ve ittifak nezdindeki resmi onay sürecinin kesintisiz devam ettiği belirtildi. Deniz yolu bağımlılığına karşı Hürmüz Boğazı vurgusu Bakanlığın açıklamasında, küresel enerji koridorlarında, özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan son askeri ve siyasi gelişmelerin ardından deniz yoluyla lojistik ve yakıt taşımacılığının büyük risk barındırdığına dikkat çekildi. Türkiye’nin sunduğu boru hattı projesinin, NATO’nun operasyonel akaryakıt idamesini güvence altına alacağı, olası kriz anlarında müttefik ülkeler arasındaki lojistik iş birliğini ve birlikte çalışabilirliği tahkim edeceği ifade edildi. Türkiye’nin önerdiği bu hattın, diğer tüm bölgesel alternatiflere kıyasla 5 kat daha ekonomik olması ve onaylanması durumunda çok daha kısa sürede faaliyete geçirilebilecek altyapıya sahip olması, projenin en büyük avantajı olarak öne çıkıyor. Patriot sistemlerinde görev değişimi Milli Savunma Bakanlığı haftalık bilgilendirmesinde, Türkiye’de konuşlu hava savunma sistemlerinin son durumuna ve bölgedeki askeri hareketliliğe de değindi. ABD-İsrail ile İran arasında tırmanan bölgesel gerilimin ardından NATO savunma şemsiyesi kapsamında Türkiye'de görevlendirilen iki Patriot bataryasından birinde nöbet değişimi yaşanacağı aktarıldı. Haziran ayında tamamlanması planlanan rotasyon kapsamında, mevcut sistemlerden birinin Almanya tarafından yenisiyle değiştirileceği ve Alman Patriot sisteminin yaklaşık altı ay boyunca Türkiye’de hava savunma görevini sürdüreceği bildirildi. EFES-2026'da tarihi anlar: Libya ve Suriye orduları ilk kez katıldı Bakanlık açıklamasında, Türkiye'nin en büyük birleşik müşterek tatbikatlarından biri olan EFES-2026’ya ilişkin tarihi bir gelişme de paylaşıldı. Bu yılki tatbikata Libya ve Suriye ordularının ilk kez katılım sağladığı duyuruldu. Siyasi istikrar sürecindeki Libya'nın hem doğu hem de batı bölgelerinden toplam 502 askeri personelin katıldığı tatbikatta; Libya askerlerine özel kuvvet harekatı, SAT/SAS, mayın temizleme, amfibi harekat ve muharebe arama kurtarma gibi kritik alanlarda üst düzey eğitimler verildi. Öte yandan, Ankara ile Şam arasındaki normalleşme ve yeniden yapılanma adımlarının bir yansıması olarak, Suriye ordusunun da çekirdek bir unsurla ilk kez ülke dışında bir askeri tatbikata katılarak EFES-2026 yerleşkesinde yerini aldığı, iki ülke arasındaki askeri eğitim ve koordinasyon desteğinin artarak süreceği vurgulandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.