SON DAKİKA

#Nüfus

HABER DEĞER - Nüfus haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nüfus haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YSK’dan kritik karar: 5 beldede sandık kurulacak Haber

YSK’dan kritik karar: 5 beldede sandık kurulacak

Resmi Gazete’de yayımlandı, seçim süreci resmen başladı Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) aldığı yeni karar, Türkiye’de yerel seçim gündemini yeniden hareketlendirdi. 28 Mart 2026 itibarıyla yayımlanan karara göre, üç ilde bulunan toplam 5 beldede seçim yapılacak. Kararın Resmi Gazete’de yer almasıyla birlikte süreç resmen başladı. YSK’nın açıklamasına göre Tokat, Gümüşhane ve Nevşehir’de belde statüsü kazanan yerleşim birimlerinde yurttaşlar sandık başına gidecek. Seçimlerde belediye başkanı ve belediye meclisi üyeleri belirlenecek. 41 parti seçimlere katılabilecek Kararda dikkat çeken bir diğer başlık ise seçimlere katılabilecek siyasi partilerin sayısı oldu. Yasal şartları sağlayan toplam 41 siyasi parti, söz konusu seçimlere katılma hakkı elde etti. Bu durumun, özellikle küçük yerleşim birimlerinde rekabeti artırması bekleniyor. Seçim takvimi belirlenecek YSK’nın ilan ettiği karar doğrultusunda seçim takvimi oluşturulacak. Süreç kapsamında adaylık başvuruları alınacak, ardından propaganda dönemi başlayacak ve belirlenen tarihte oy verme işlemi gerçekleştirilecek. Seçimlerde yalnızca ilgili beldelerde kayıtlı seçmenler oy kullanabilecek. Belde statüsü süreci etkiledi Seçim kararının, bazı yerleşim yerlerinin idari statülerinde yapılan değişikliklerden kaynaklandığı belirtildi. Nüfus ve idari yapıdaki değişimlere bağlı olarak belde statüsü kazanan yerlerde seçim yapılması yasal bir zorunluluk olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda YSK’nın aldığı karar, yerel yönetimlerin belirlenmesi ve demokratik temsilin sağlanması açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Asya yükseliyor, Avrupa duraklıyor mu? Hidayet Muslu’dan çarpıcı analiz Haber

Asya yükseliyor, Avrupa duraklıyor mu? Hidayet Muslu’dan çarpıcı analiz

Haber Değer Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Özmen’in sorularını yanıtlayan Türkiye Ziraatçiler Derneği Genel Başkanı Hidayet Muslu, küresel güç dengelerinin Asya lehine değiştiğini belirtti. Muslu, özellikle son yıllarda bilimsel üretim, patent sayıları ve nüfus avantajı üzerinden Asya’nın öne çıktığını ifade ederken, Türkiye’nin üretim ve eğitim politikalarını yeniden yapılandırması gerektiğine dikkat çekti. Asya bilimsel patlama yaşıyor, patent üretiminde zirveye çıktı Muslu, son 20 yılda özellikle Çin, Hindistan, Güney Kore ve Japonya’nın bilimsel üretimde büyük bir sıçrama yaptığını söyledi. 2024 ve 2025 verilerine dikkat çeken Muslu, dünya patent üretiminin yaklaşık yüzde 90’ının Asya tarafından gerçekleştirildiğini ifade etti. Avrupa’nın bu alanda ciddi bir gerileme yaşadığını belirten Muslu, bu tabloyu “somut bir bilimsel güç kayması” olarak değerlendirdi. Avrupa’nın zenginliği durağanlığa dönüştü Muslu’ya göre Avrupa, son 300 yılda ekonomik ve kültürel açıdan dünyaya yön veren bir merkezdi. Ancak zamanla elde edilen refahın toplumlarda durağanlığa yol açtığını belirtti. Nüfus artışının sınırlı olması, nitelikli iş gücü kaybı ve üretim dinamiklerinin zayıflaması Avrupa’nın rekabet gücünü düşüren başlıca faktörler arasında gösterildi. Asya’nın avantajı: Nüfus, eğitim ve planlı üretim Asya’nın yükselişinde en önemli etkenlerden birinin nüfus gücü olduğunu vurgulayan Muslu, dünya nüfusunun büyük bölümünün bu kıtada yaşadığını hatırlattı. Bu durumun hem iç pazar hem de üretim gücü açısından büyük avantaj sağladığını ifade etti. Ayrıca Asya’nın ekip çalışmasına dayalı mühendislik anlayışı ve ihtiyaç odaklı eğitim modeliyle fark yarattığını dile getirdi. Türkiye köprü ülke ama yönünü yeniden tanımlamalı Türkiye’nin coğrafi ve doğal kaynaklar açısından büyük avantajlara sahip olduğunu belirten Muslu, buna rağmen ekonomik ve kültürel ilişkilerde ağırlığın Avrupa’ya yöneldiğini söyledi. Türkiye’nin hem Asya hem Avrupa ile dengeli ilişkiler kurarak stratejik konumunu daha etkin kullanması gerektiğini vurguladı. “Türkiye üretim toplumundan tüketim toplumuna kaydı” Muslu, Türkiye’de üretim yerine tüketim odaklı bir yapının öne çıktığını belirterek, bunun en somut örneklerinden birinin tarım ürünlerindeki fiyat farkları olduğunu söyledi. Antalya’da 4 liraya alınan bir ürünün İstanbul’da 44 liraya ulaşmasının, planlama ve lojistik sorunlarını ortaya koyduğunu ifade etti. Çözüm: Eğitim, planlama ve üretim odaklı dönüşüm Türkiye’nin yeniden üretim toplumu haline gelmesi için eğitimin baştan aşağı yenilenmesi gerektiğini vurgulayan Muslu, eğitim sisteminin doğrudan üretim ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesi gerektiğini söyledi. Doğal kaynakların doğru kullanımı, nitelikli iş gücü yetiştirilmesi ve merkezi planlama anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Gençler için kritik uyarı: “Hayaller üretimle buluşmalı” Muslu, gençlerin geleceğinin eğitim ve üretim politikalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade ederek, tarım ve üretim alanlarının yeniden cazip hale getirilmesi gerektiğini söyledi. “Bir genç ‘toprakla üretim yaparak mutlu olacağım’ diyorsa, o toplumun geleceği güçlüdür” diyen Muslu, gençlerin hayallerinin doğru politikalarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Çin alarm veriyor: Nüfus 1949’dan bu yana ilk kez bu kadar hızlı geriledi Haber

Çin alarm veriyor: Nüfus 1949’dan bu yana ilk kez bu kadar hızlı geriledi

Çin’de demografik dengeler köklü biçimde değişiyor. Ulusal İstatistik Bürosu (UİB) verilerine göre, 2025 yılında Çin ana karası nüfusu 1 milyar 404 milyon 890 bine geriledi. Bu rakam, hem üst üste dördüncü yıllık düşüşü hem de modern Çin tarihinde bir dönüm noktasını işaret ediyor. Doğumlar tarihi dipte, ölümler artışta 2025’te dünyaya gelen bebek sayısı 7,92 milyonla bir önceki yıla göre yüzde 16,9 azaldı. Doğum oranı binde 6,77’den binde 5,63’e gerileyerek kayıtların tutulmaya başlandığı 1949’dan bu yana en düşük düzeye indi. Aynı dönemde ölüm sayısı yüzde 3,4 artarak 11,31 milyona yükseldi. Böylece nüfusun doğal artış hızı binde eksi 2,41 oldu. Nüfus 3,39 milyon azaldı Çin nüfusu yalnızca 2025 yılında 3,39 milyon kişi küçüldü. Bu düşüş, 2022’de başlayan ve 1960’ların başındaki kıtlık yıllarından sonra ilk kez görülen azalma eğiliminin devam ettiğini gösteriyor. Erkek nüfusu 716,85 milyon, kadın nüfusu ise 688,04 milyon olarak kaydedildi. Yaşlanan toplum, daralan işgücü Verilere göre 16-59 yaş aralığındaki “çalışma çağındaki” nüfus 851,36 milyonla toplam nüfusun yüzde 60,6’sını oluşturdu. 60 yaş ve üzeri nüfusun payı yüzde 23’e, 65 yaş ve üzerinin payı ise yüzde 15,9’a ulaştı. Uzmanlar, bu tablonun Çin’de hızlanan yaşlanma sürecine ve gelecekte işgücü potansiyelinin daralmasına işaret ettiğini belirtiyor. Kentleşme sürüyor, kırsal nüfus azalıyor 2025’te kentsel nüfus 10,3 milyon artarak 953,8 milyona yükselirken, kırsal nüfus 13,69 milyon azalarak 451,09 milyona düştü. Kentleşme oranı yüzde 67,89’a çıktı. Teşvikler yetmedi Çin yönetimi, 1980’lerden itibaren uygulanan “tek çocuk” politikasını 2016’da iki çocuğa, 2021’de ise üç çocuğa izin verecek şekilde gevşetmişti. Ancak ekonomik büyümenin yavaşlaması, yaşam ve çocuk yetiştirme maliyetlerinin artması, genç kuşakların çocuk sahibi olma konusunda isteksiz davranmasına yol açtı. Uzun vadeli riskler Analistlere göre Çin, önümüzdeki yıllarda nüfusun daha hızlı küçüldüğü, yaşlı nüfusun arttığı ve bu durumun ekonomi ile sosyal güvenlik sistemi üzerinde ciddi baskılar yarattığı bir döneme giriyor. Bu demografik kırılma, yalnızca Çin’i değil küresel ekonomiyi de etkileyecek sonuçlar doğurabilir. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Japonya'da nüfus alarm veriyor: Türkiye'de de benzer gidişat gözleniyor Haber

Japonya'da nüfus alarm veriyor: Türkiye'de de benzer gidişat gözleniyor

Japonya, 2025 yılında tarihinin en büyük nüfus düşüşünü yaşadı. Japon hükümetinin açıkladığı verilere göre, ülkedeki Japon vatandaşlarının sayısı yalnızca bir yılda yaklaşık 908 bin kişi azalarak 120 milyon 653 bine geriledi. Ülkenin toplam nüfusu ise 123 milyon 800 bin seviyesinde bulunuyor. Nüfus düşüşü, Japonya’da art arda 16 yıldır kesintisiz şekilde sürüyor. Bu azalmada en belirgin etkenler arasında düşen doğurganlık oranları, geç evlilik ve toplumun yaşlanması öne çıkıyor. Uzmanlara göre bu tablo yalnızca Japonya’ya özgü değil; benzer bir eğilim Türkiye’de de giderek belirginleşiyor. Türkiye’de doğumlar azalıyor, yaş ortalaması yükseliyor Birleşmiş Milletler’in 2024 verileri, Türkiye’nin de hızlı bir nüfus değişimine girdiğini ortaya koydu. Türkiye’nin toplam doğurganlık hızı 1,48’e kadar gerilemiş durumda. Bu oran, nüfusun kendini yenileyebilmesi için gerekli olan 2,10’un oldukça altında kalıyor. Özellikle İstanbul’da bu oran 1,13 seviyesine kadar düştü. Türkiye hâlâ genç nüfusu ile öne çıkan bir ülke gibi görünse de yaş yapısındaki değişim, geleceğe dair ciddi uyarılar barındırıyor. 15-24 yaş grubundaki nüfus oranı yüzde 14,9’a gerilerken, 65 yaş üstü nüfusun oranı yüzde 10,6’ya yükseldi. Afyoncu uyarmıştı: “Savaştan bile önemli bir tehdit” Tarihçi ve akademisyen Prof. Dr. Erhan Afyoncu, yaklaşık bir ay önce X hesabından yaptığı paylaşımda Türkiye’nin demografik gidişatını şöyle değerlendirmişti: “Genç nüfusu ile övünen ülkemiz, Avrupa’nın yaşlı ülkeleri arasına doğru hızla gidiyor. Nüfusumuzun kendini yenileyememesi ciddi bir risk. Bu, birçok kişinin fark edemediği, Türkler için savaştan bile daha önemli bir tehdit.” Afyoncu, 2024’te Türkiye’nin yıllık nüfus artış hızının sadece binde 3,4 olduğuna dikkat çekmiş, bu oranın 1960’lardaki binde 28,5’lik artışla kıyaslandığında durumun ciddiyetini ortaya koyduğunu belirtmişti. Yapısal nedenler benzer, çözüm sosyal politikada Hem Japonya hem Türkiye’de doğum oranlarının düşüşü yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamıyor. Yüksek yaşam maliyetleri, geçim sıkıntısı, barınma sorunları, kadınların iş gücüne katılımında yaşanan zorluklar, çocuk sahibi olmayı giderek zorlaştırıyor. Japonya bu sorunlarla yıllardır mücadele ederken, Türkiye’de henüz etkili aile ve kadın politikaları geliştirilebilmiş değil. Ebeveyn izinlerinin kısıtlı olması, kreş hizmetlerinin yaygın olmaması ve ekonomik desteklerin sınırlı kalması, özellikle büyükşehirlerde doğum oranlarını baskılıyor. Gelecek senaryosu net: Ya hızlı önlem ya da demografik çöküş Uzmanlara göre Türkiye, Japonya’nın yaşadığı süreci yaşamamak için zamanında harekete geçmek zorunda. Gerekli sosyal politikalar, ekonomik teşvikler ve aile dostu uygulamalar hayata geçirilmediği takdirde, nüfusun hızla yaşlanması, hem iş gücünü hem de sosyal güvenlik sistemlerini derinden sarsacak. Japonya, demografik çöküşün yalnızca bir nüfus meselesi değil; aynı zamanda ekonomik ve sosyal istikrarı tehdit eden bir sürece dönüştüğünü gösteriyor. Türkiye için de benzer alarm zilleri çalıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.