SON DAKİKA

#Nükleer Enerji

HABER DEĞER - Nükleer Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nükleer Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ermenistan'dan Moskova hattına kritik sinyal: "Askeri üssü çekerse itiraz etmeyiz" Haber

Ermenistan'dan Moskova hattına kritik sinyal: "Askeri üssü çekerse itiraz etmeyiz"

Bişkek Zirvesi sonrası ikili ilişkiler masada Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile 1 Eylül tarihinde Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te gerçekleştirilen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi kapsamında yaptığı ikili görüşmenin detaylarını paylaştı. Putin ile yapıcı bir görüşme gerçekleştirdiklerini ve yakın bir zamanda Moskova'ya resmi bir ziyaret düzenleme konusunda mutabakata vardıklarını belirten Paşinyan, iki ülke arasındaki iş birliği başlıklarının pratik karşılığını yeniden tanımlamak istediklerini ifade etti. Ermeni lider, iki müttefik ülke arasındaki ortak ve farklı görüşlerin netleştirilmesi gerektiğine dikkat çekerek, "Bu başlık altında hangi konuların bulunduğunu, hangi konularda iki tarafın aynı görüşe sahip olduğunu, hangi konularda farklı görüşlere sahip olduğumuzu ve hangi konularda görüşlerimizin kesin olarak olumlu ya da kesin olarak aynı olmadığını belirlememiz gerekiyor" değerlendirmesini yaptı. Nükleer enerji ve demiryolu hattı Görüşmede bölgesel projelerin ve ekonomik başlıkların da ele aktarıldığını belirten Paşinyan, Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom'un Genel Müdürü Aleksey Likhachev'in bu ay içerisinde Erivan'ı ziyaret edeceğini hatırlattı. Yeni nükleer santral inşasına yönelik Rus tekliflerinin bu ziyarette sunulacağını belirten Paşinyan, enerji meselesine tamamen rasyonel yaklaştıklarını vurguladı: "Nükleer santral meselesi bizim için jeopolitik bir tercih değil. Bizim için gerekli olan, fiyat ve kalite açısından en iyi oranı sağlayan teklif. Bize kim en iyi teklifi sunarsa, o teklifin peşinden gideceğiz." Ayrıca Rusya tarafından işletilen Ermenistan demiryolları meselesini de Putin'le istişare ettiklerini kaydeden Paşinyan, mevcut statükonun sürdürülemez olduğunu ve bu alandaki sorunların acilen çözüme kavuşturulması gerektiği konusunda ortak bir anlayış oluştuğunu belirtti. "Askeri üs hayati değil" Paşinyan'ın açıklamalarındaki en dikkat çekici bölüm ise ülkesindeki Rus askeri varlığına ilişkin sarf ettiği sözler oldu. Liderler arasında bu konunun zirvede doğrudan gündeme gelmediğini söyleyen Ermenistan Başbakanı, Gümrü'deki üsse dair şu ifadeleri kullandı: "Bu konu gündeme gelmedi. Ermenistan'da Rus askeri üssünün bulunması hayati önem taşımıyor. Rusya, askeri üssünü Ermenistan'dan çekmeye karar verirse buna itiraz etmeyiz. Ancak kalmak istediklerini ifade ederlerse bunu da görüşmeye hazırız." Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce yaptığı bir açıklamada, Ermenistan'ın Gümrü şehrindeki Rus askeri üssüne ilişkin, "Ermenistan bu altyapıya ihtiyacı olmadığına karar verirse yarın bile ayrılırız" ifadelerini kullanmıştı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Enerji Bakanı Bayraktar: "Türkiye'nin hedefi enerjide dışa bağımlılığı bitirmek" Haber

Enerji Bakanı Bayraktar: "Türkiye'nin hedefi enerjide dışa bağımlılığı bitirmek"

Genç Diplomasi Derneği (GDD) tarafından "Krizler Çağında İnsani Diplomasi" temasıyla gerçekleştirilen Bosphorus Diplomasi Forumu'nun 2026 (BDF'26) oturumları kapsamında, "Küresel Sistemin Kırılma Noktası: Enerji Diplomasisi" başlıklı panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, küresel enerji krizleri, yerli üretim hamleleri ve gelecek döneme ilişkin stratejik hedefler hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. "Artan talebi kendi kaynaklarımızla karşılayacağız" Dünya genelinde enerji talebinin hızla artmaya devam ettiğini ve enerjisiz bir yaşamın mümkün olmadığını belirten Bayraktar, bu artışın dış kaynaklar yerine iç kaynaklarla karşılanmasının ekonomiye büyük katkı sağlayacağını ifade etti. Türkiye'nin 2022 yılında enerji ithalatı için yaklaşık 100 milyar dolar ödediğini hatırlatan Bayraktar, dışa ödenen bu paranın ülkede kalmasının yanı sıra jeopolitik anlamda kendi kendine yetebilen bir yapı oluşturmanın önemine dikkat çekti. İran'da yaşanan krizin Hürmüz Boğazı'ndaki petrol ve LNG akışını etkilediğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti: "Türkiye, bu dönemde yüzde 10 enerjisini, petrolünü Hürmüz geçişli tedarik ediyordu. Yüzde 10 olduğu için şu anda Türkiye'de herhangi bir sıkıntı yaşamıyoruz. Ama bu daha yüksek oranlarda olsaydı, ki olan ülkeler var. O zaman belli sıkıntıları yaşayacaktık. Kendi kaynaklarınızla enerjinizi sağlamak, yerli, yenilenebilir kaynaklarla bunları sağlamak ülkeler için hem stratejik açıdan, jeopolitik açıdan ve de ekonomik açıdan çok büyük katkıları olan bir durum." 2035 hedefleri ve projeleri Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığı bitirmek için 2035 hedefleri doğrultusunda çalışmalarını hızlandırdığını dile getiren Bakan Bayraktar, petrol arama, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji alanındaki projelerin sürdüğünü söyledi. Yapay zeka, veri merkezleri ve elektrikli ulaşım gibi faktörler nedeniyle küresel elektrik talebinde ciddi artışlar beklediklerini belirten Bayraktar, bu talebi yerli, yenilenebilir ve nükleer kaynaklarla karşılayacaklarını ifade etti. Gabar, Sakarya Gaz Sahası ve Akkuyu Nükleer Güç Santrali'ni Türkiye'nin kaderine etki edecek "oyun değiştirici" projeler olarak nitelendiren Bayraktar, Karadeniz'deki doğal gaz üretimiyle ilgili şu bilgileri paylaştı: "Bu senenin sonunda iki katına çıkacağız. İnşallah Osmangazi birkaç hafta sonra Karadeniz'deki lokasyonuna gidecek. O, üretimi iki katına çıkaracak." Türkiye nükleer lige çıkıyor Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile Türkiye'nin yaklaşık 70 yıllık nükleer enerji hedefini gerçeğe dönüştürdüğünü söyleyen Bayraktar, "İnşallah ilk reaktörde elektrik üretmeye önümüzdeki birkaç ay içinde başlıyoruz. 70 yıllık bir rüya. Türkiye nükleer lige çıkıyor" dedi. Küçük modüler reaktörlerin nükleer enerjinin ikinci çağı olduğunu belirten Bayraktar, Türkiye'nin bu yeni çağda kendi enerji teknolojisini kullanabilen bir ülke olmasını hedeflediklerini ve eylül ayında TEKNOFEST kapsamında nükleer teknoloji yarışmasının üçüncüsünün düzenleneceğini sözlerine ekledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bakan Bayraktar: "Nükleer enerji 2053 hedefimiz için olmazsa olmaz" Haber

Bakan Bayraktar: "Nükleer enerji 2053 hedefimiz için olmazsa olmaz"

Türkiye’nin 2050 yılına kadar 20 bin megavatlık bir nükleer kapasiteye ulaşmayı hedeflediğini belirten Bakan Bayraktar, bu süreçte rekabetçi fiyatlar, yüksek güvenlik standartları ve yerlilik oranının öncelikli olduğunu vurguladı. "En güvenli ve rekabetçi teknolojiyi istiyoruz" Romanya’nın Köstence kentinde bulunan Cernavoda Nükleer Güç Santrali’ni ziyaret ederek Kanada menşeli CANDU reaktör teknolojisi hakkında incelemelerde bulunan Bakan Bayraktar, nükleer enerjinin Türkiye’nin kalkınma vizyonu için kritik bir eşik olduğunu ifade etti. Bakan Bayraktar, "Türkiye hem rekabetçi fiyatlarla nükleere sahip olmak, bu yatırımları yapmak istiyor hem de en güvenli teknolojiye sahip olmak istiyor. Nükleer atık yönetimi ve nükleer yakıt tedarikiyle alakalı da daha kapsamlı, daha bütüncül bir yaklaşımla inşallah önümüzdeki ikinci, üçüncü projeleri hayata geçireceğiz. Ülkemizin hem enerji arz güvenliğini teminat altına almak hem de Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu '2053 Net sıfır Emisyon' hedefine ulaşmak için nükleer bizim için olmazsa olmaz bir husus" değerlendirmesinde bulundu. Akkuyu’dan sonra yeni duraklar: Sinop ve Trakya Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde dört reaktörün inşa sürecinin başarıyla devam ettiğini hatırlatan Bayraktar, 20 bin megavatlık hedefe ulaşmak adına Sinop ve Trakya bölgelerinde planlanan yeni santral projeleri için hazırlıkların sürdüğünü belirtti. Bakan ayrıca, küçük modüler reaktörlerin de Türkiye’nin enerji portföyünde değerlendirilen seçenekler arasında yer aldığını kaydetti. Bakan, "Türkiye, şu anda kritik bir süreçte. Biz bu noktada özellikle Akkuyu sonrasında yapacağımız santrallerde teknoloji seçimiyle alakalı, birlikte bu alanda ortaklık yapacağımız, birlikte çalışacağımız teknolojiler ve ülkelerle alakalı çalışmaları yürütüyoruz" dedi. Küresel ortaklıklar ve teknoloji arayışı Türkiye’nin teknoloji seçimi konusunda Çin ve Güney Kore ile yürüttüğü yoğun müzakerelerin yanı sıra, son aylarda Kanada ile nükleer enerji teknolojileri üzerine de iş birliği süreçlerinin derinleştiğini belirten Bayraktar, "Bununla beraber özellikle bu teknolojinin uygulamalarını yerinde görmek adına da bugün ülkemize çok yakın bir mesafede, 'komşumuz' diyebileceğimiz ve çok iyi ilişkilerimizin olduğu Romanya'da CANDU teknolojisiyle kurulmuş iki reaktörü görme fırsatımız oldu" ifadelerini kullandı. Bu kapsamda, Kanadalı bir enerji şirketi ile Türkiye’deki tedarikçi ve ekipman sağlayıcılarının haziran sonu veya temmuz başında bir araya geleceği açıklandı. Romanya'daki Türk toplumuna destek mesajı Romanya temasları çerçevesinde Köstence’de yaşayan iş insanları ve soydaşlarla da bir araya gelen Bakan Bayraktar, bölgedeki Türk toplumunun Romanya ekonomisine ve iki ülke arasındaki ikili ilişkilere olan katkılarını takdirle karşıladıklarını belirtti. Bayraktar, Romanya'daki Türklere hitaben, "Sizler, burada bu ülkenin gelişiminde, ilerlemesinde ve Türkiye ile olan ikili işbirliğinin daha ileri gitmesi noktasında çok önemli bir yer tutuyorsunuz. Sizin buradaki varlığınız, buradaki faaliyetleriniz ve yaptığınız çalışmalar, Romanya'nın ekonomisine, Romanya'nın ekonomik ve içtimai hayatına çok önemli katkılar yapıyor. Her ne konuda olursa olsun arkanızda olduğumuzu, çok güçlü bir devlet olarak her alanda sizlere destek olduğumuzu ve olacağımızı, devletimizi temsil eden tüm kurumlarımız adına ifade ediyorum" dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Nükleer gerilimin kalbi: Zenginleştirilmiş uranyum nedir, İran’ın elinde ne var? Haber

Nükleer gerilimin kalbi: Zenginleştirilmiş uranyum nedir, İran’ın elinde ne var?

Zenginleştirilmiş uranyum nedir? Uranyum, doğada bulunan bir elementtir ve iki temel izotoptan oluşur: U-238 ve U-235. Nükleer enerji ya da silah üretimi için kritik olan izotop ise U-235’tir. Doğal uranyumda U-235 oranı yalnızca yaklaşık %0,7’dir. Bu oran artırılarak kullanılabilir hale getirilir. İşte bu sürece zenginleştirme denir. Bu işlemde: Uranyum gaz haline getirilir Santrifüj adı verilen yüksek hızlı makinelerde döndürülür Daha hafif olan U-235 ayrıştırılarak yoğunlaştırılır Sivil kullanım ile nükleer silah arasındaki fark Zenginleştirme oranı, uranyumun ne amaçla kullanılacağını belirler: %3–5 → Nükleer santrallerde enerji üretimi %20 → Araştırma reaktörleri %90 → Nükleer silah üretimi Yani oran yükseldikçe, uranyumun silah haline getirilmesi daha mümkün hale gelir. Kritik eşik: %20 Uzmanlara göre %20 zenginlik seviyesi kritik bir eşiktir. Çünkü bu seviyeye ulaşıldığında, %90’a çıkmak çok daha kısa sürede mümkün olur. Bu nedenle %20 üzeri stoklar, küresel güvenlik açısından yakından izlenir. İran’ın elinde ne kadar uranyum var? ABD’li yetkililere göre İran’ın elinde: %60 zenginleştirilmiş yaklaşık 440 kg uranyum %20 seviyesinde yaklaşık 1000 kg %3,6 seviyesinde yaklaşık 8500 kg uranyum bulunuyor Bu veriler, İran’ın kısa sürede silah seviyesine ulaşabilecek teknik kapasiteye sahip olabileceği yönünde yorumlanıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na göre bu miktar, daha da zenginleştirilirse teorik olarak birden fazla nükleer bomba üretimine yetecek düzeyde olabilir. İran nükleer silah geliştiriyor mu? İran, nükleer programının tamamen sivil amaçlı olduğunu savunuyor. Uluslararası denetim kurumları ise aktif bir nükleer silah programına dair kesin kanıt bulunmadığını belirtiyor. Ancak uzmanlar, uranyum zenginleştirme kapasitesinin artmasının tek başına yeterli olmadığını da vurguluyor. Çünkü bir nükleer silah için: Savaş başlığı tasarımı MontajTaşıma sistemi (füze vb.) gibi çok daha karmaşık süreçler gerekiyor. Müzakerelerin kilit noktası ABD ile İran arasındaki görüşmelerde en kritik başlıklardan biri, bu uranyum stokunun akıbeti. ABD tarafı stokların sınırlandırılmasını isterken, İran bu konuda geri adım atmaya yanaşmıyor. Enerji mi, tehdit mi? Zenginleştirilmiş uranyum, bir yandan enerji üretiminin anahtarıyken, diğer yandan küresel güvenlik açısından en büyük risklerden biri. Bu nedenle İran’ın elindeki stok, sadece bölgesel değil küresel dengeleri de doğrudan etkileyen stratejik bir mesele olarak öne çıkıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Beyaz Saray’dan “Yapay Zekâ ve Büyük Ayrışma” Raporu: Dr. Hüseyin Korkmaz değerlendirdi Haber

Beyaz Saray’dan “Yapay Zekâ ve Büyük Ayrışma” Raporu: Dr. Hüseyin Korkmaz değerlendirdi

Uluslararası güvenlik ve ABD-Çin ilişkileri alanında çalışmalar yürüten Dr. Hüseyin Korkmaz (Ph.D.), Beyaz Saray Ekonomik Danışmanlar Konseyi tarafından yayımlanan “Yapay Zekâ ve Büyük Ayrışma” başlıklı raporu resmi X hesabından değerlendirdi. Korkmaz, raporun yapay zekâyı 21. yüzyılın yeni Sanayi Devrimi olarak konumlandırdığını ve küresel ölçekte yeni bir “Büyük Ayrışma” sürecinin başladığını iddia ettiğini aktardı. Raporun girişinde, tarihçi Kenneth Pomeranz’ın “The Great Divergence” adlı eserine atıf yapıldığına dikkat çekildi. Sanayi Devrimi’nin ardından sanayileşen ülkeler ile geri kalan dünya arasındaki ekonomik makasın açıldığı hatırlatılarak, benzer bir sürecin bu kez yapay zekâ üzerinden yaşanabileceği savunuldu. ABD’nin yatırım üstünlüğü vurgusu Raporda yer verilen verilere göre ABD’de kümülatif özel sektör yapay zekâ yatırımları 470 milyar doları aşarken, Avrupa Birliği ülkelerinin toplam yatırımı yaklaşık 50 milyar dolar seviyesinde kaldı. Ayrıca ABD’nin küresel hesaplama kapasitesinin yüzde 74’ünü elinde bulundurduğu belirtildi. Raporda, OpenAI ve Anthropic gibi şirketlerin gelir artış hızlarının geçmişteki büyük teknoloji firmalarının büyüme dönemlerini geride bıraktığı ifade edildi. Sektörde maliyetlerin her yıl katlanarak arttığı, buna karşın model yeteneklerinin hızla geliştiği kaydedildi. Çin’in konumu ve donanım bağımlılığı tartışması Raporun dikkat çeken başlıklarından biri de Çin’in yapay zekâ modellerinin büyük ölçüde Amerikan donanımı üzerinden eğitildiği iddiası oldu. Çin’in bu alanda önemli bir aktör olmakla birlikte ileri düzey hesaplama altyapısında ABD’ye bağımlı olduğu öne sürüldü. Dr. Korkmaz ise bu değerlendirmeye temkinli yaklaştı. Çin’in yüksek kamu yatırımları ve asimetrik kapasitesinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Korkmaz, rapordaki bazı çıkarımların politik bir çerçeve taşıdığı izlenimi verdiğini ifade etti. Enerji arzı kritik eşik olarak gösterildi Raporda, yapay zekâ veri merkezlerinin 2028 yılına kadar ABD’de toplam elektrik tüketiminin yüzde 12’sine ulaşabileceği öngörüldü. Bu durumun enerji arzını yapay zekâ rekabetinin en önemli belirleyicilerinden biri haline getirdiği vurgulandı. Nükleer enerji ve doğal gaz erişiminin stratejik önem kazandığı belirtilirken, enerji hâkimiyeti ile yapay zekâ hâkimiyeti arasında doğrudan bir ilişki kuruldu. “Pax Silica” ve yeni bloklaşma Raporda ABD’nin Japonya ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi müttefikleriyle birlikte tedarik zincirlerini kontrol etmeye yönelik bir blok oluşturduğu ve bunun “Pax Silica” olarak adlandırıldığı ifade edildi. Bu yapının, teknoloji alanında yeni bir bloklaşmayı beraberinde getirebileceği değerlendirildi. Dr. Korkmaz, bu kavramın özellikle Çin’e yönelik teknolojik bir tecrit anlamı taşıyabileceğini belirterek, sürecin yeni ve hibrit bir soğuk savaş dinamiğine evrilebileceğini dile getirdi. Türkiye açısından değerlendirme Korkmaz, Türkiye açısından en büyük riskin teknolojiyi üreten değil tüketen bir ekonomi konumunda kalmak olduğunu ifade etti. Yapay zekânın üretim ve enerji altyapısıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Korkmaz, ulusal stratejinin üretken yapay zekâ ve enerji yatırımları üzerine inşa edilmesinin önemine işaret etti. Beyaz Saray’ın raporu, yapay zekâyı yalnızca ekonomik bir büyüme aracı değil, küresel güç dengelerini yeniden şekillendirecek stratejik bir unsur olarak konumlandırırken; Dr. Hüseyin Korkmaz’ın değerlendirmeleri, bu sürecin ekonomik olduğu kadar jeopolitik boyutlar taşıdığına dikkat çekti. ????Beyaz Saray Ekonomik Danışmanlar Konseyi tarafından "Yapay Zeka ve Büyük Ayrışma" başlıklı bir rapor yayınlandı. ????Rapora göre yapay zeka; 21. yüzyılın yeni Sanayi Devrimi ve “İkinci Büyük Ayrışma"nın tetikleyicisi olabilir. ????Bahse konu rapora yakından bakalım.⤵️ pic.twitter.com/xZJUlpjzGa — Hüseyin Korkmaz (@drhkorkmaz) February 13, 2026

Prens Selman, Kaşıkçı cinayeti sonrası ilk kez Washington yolcusu Haber

Prens Selman, Kaşıkçı cinayeti sonrası ilk kez Washington yolcusu

Kaşıkçı gölgesinden sonra ilk temas ABD istihbaratı, Kaşıkçı cinayetinin Veliaht Prens’in bilgisi dahilinde gerçekleştiğini öne sürmüş; Selman ise operasyonu emretmediğini ancak ülkenin fiili lideri olarak “siyasi sorumluluğu” kabul ettiğini söylemişti. Aradan geçen yedi yılın ardından bu ziyaret, iki başkent arasında “sayfa çevirildiği” mesajı olarak değerlendiriliyor. Savunma anlaşması Washington–Riyad hattının kilidi Ziyaretin en kritik başlılarından biri, ABD ile Suudi Arabistan arasında uzun süredir müzakere edilen güvenlik anlaşması. Riyad, Pentagon’un resmî güvenlik garantisini içeren kapsamlı bir savunma paktı istiyor. Ancak Washington, bu paketin şartını “Suudi Arabistan’ın İsrail ile ilişkileri normalleştirmesi” olarak ortaya koyuyor. Suudi tarafı ise İsrail’den Filistin devletine yönelik bağlayıcı taahhüt bekliyor. Netanyahu hükümetinin buna sıcak bakmaması süreci çıkmaza sokuyor. Bu nedenle Trump’ın Katar’da yaptığına benzer bir başkanlık kararnamesiyle daha sınırlı bir taahhüt vermesi en olası senaryo olarak görülüyor. Nükleer enerji pazarlığı: Uranyum krizi Prens Selman’ın ABD gündeminde bir diğer kritik başlık sivil nükleer program. Suudi Arabistan, Vision 2030 hedefleri kapsamında ABD’den nükleer teknoloji transferi istiyor. Ancak Washington’ın şartları ağır: Uranyum zenginleştirilmeyecek Kullanılmış yakıt yeniden işlenmeyecek Riyad bu kısıtlamaları kabul etmiyor. Bu nedenle masadan ya bir “ilerleme açıklaması” ya da kısmi bir anlaşma çıkması bekleniyor. Yapay zekâ ve çip teknolojisi yarışı Görüşmenin ekonomik boyutundaysa Suudi Arabistan’ın yapay zekâ ekosistemine giriş planı öne çıkıyor. Prens Selman: ABD’li teknoloji devleriyle ortaklık, Veri merkezi yatırımları, Yüksek kapasiteli yapay zekâ çiplerine erişim konularında anlaşmalar arıyor. Riyad’ın hedefi, BAE’nin hızla büyüyen teknoloji gücüyle rekabet edebilmek ve bölgenin veri merkezi üssü haline gelmek. Washington ve Riyad’dan “zorunlu uzlaşma” beklentisi Diplomatik çevreler, iki tarafın da beklentilerinin yüksek olduğuna ancak şartların sert olduğuna dikkat çekiyor. Son değerlendirmelere göre: “Taraflar masadan istediklerinin tamamını alamayacak ama ilişkileri yeniden yapılandıracak orta yol bulunacak.” Bu ziyaret, hem Ortadoğu dengeleri hem de ABD–Suudi ilişkileri açısından son yılların en kritik diplomatik adımlarından biri olarak görülüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.