SON DAKİKA

#Odaklanma

HABER DEĞER - Odaklanma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Odaklanma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bilim insanlarından dikkat çeken araştırma: Demansın yeni erken teşhis yöntemi Haber

Bilim insanlarından dikkat çeken araştırma: Demansın yeni erken teşhis yöntemi

Dementia üzerine yapılan yeni bir araştırma, günlük konuşma alışkanlıklarının beyin sağlığı hakkında önemli ipuçları verebileceğini ortaya koydu. Kanada’daki Toronto ve York Üniversiteleri tarafından yürütülen çalışmada, konuşma ritmi ile bilişsel işlevler arasında güçlü bir bağ tespit edildi. Araştırmaya göre konuşurken sık sık duraksamak, “ııı”, “şey” gibi dolgu kelimeleri kullanmak ve doğru kelimeyi bulmakta zorlanmak, erken dönem bilişsel gerilemenin işaretleri arasında yer alabiliyor. Bilim insanları, yürütücü işlevler olarak tanımlanan hafıza, dikkat, planlama ve odaklanma gibi zihinsel becerilerdeki değişimlerin konuşma tarzına da doğrudan yansıdığını belirtti. Çalışmada katılımcılardan detaylı görselleri kendi cümleleriyle anlatmaları istendi. Daha sonra elde edilen konuşma kayıtları yapay zekâ yardımıyla analiz edildi. Sistem; duraksamaların sıklığı, konuşma temposu, dolgu kelimelerinin kullanımı ve kelime bulma güçlükleri gibi yüzlerce farklı özelliği değerlendirdi. Araştırmanın sonuçları, konuşma biçimindeki değişimlerin bilişsel performansı yüksek doğrulukla tahmin edebildiğini ortaya koydu. Çalışmada yer alan Dr. Jed Meltzer, “Konuşmanın zamanlaması yalnızca bir tarz değil, aynı zamanda beyin sağlığının hassas bir göstergesi” ifadelerini kullandı. Uzmanlar, yaşlanmayla birlikte bazı bilişsel değişimlerin doğal olduğunu ancak benzer belirtilerin demansın erken evrelerinde de görülebildiğini vurguladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Z kuşağı aptallaşıyor mu? Haber

Z kuşağı aptallaşıyor mu?

Yüzyıllık yükselişin ardından IQ verilerinde dikkat çeken bir kırılma yaşandığı öne sürülüyor. Nörobilim alanında çalışmalarıyla bilinen Jared Cooney Horvath, yaptığı değerlendirmede tarihte ilk kez çocukların ebeveynlerinden daha düşük bilişsel kapasiteye sahip olabileceğini söyledi. Bu açıklama, 20. yüzyıl boyunca her neslin bir öncekinden daha yüksek IQ skorlarına ulaştığını gösteren “Flynn Etkisi”nin tersine dönmüş olabileceği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Flynn etkisinin 2010 sonrası zayıfladığı belirtiliyor. James R. Flynn tarafından ortaya konan ve uzun yıllar boyunca IQ skorlarındaki artışı tanımlayan Flynn Etkisi, eğitim seviyesinin yükselmesi, şehirleşme, beslenme koşullarının iyileşmesi ve karmaşık problem çözme gerektiren yaşam biçimleriyle ilişkilendirilmişti. Ancak bazı Batı ülkelerinde 2010 yılından itibaren yapılan ölçümlerde IQ skorlarında düşüş eğilimi gözlemlendiği bildiriliyor. Özellikle sözel muhakeme, dikkat ve soyut akıl yürütme alanlarında gerileme olduğu ifade ediliyor. Dijitalleşmenin bilişsel süreçleri etkilediği iddia ediliyor. Uzmanlara göre ekran süresinin artması, sosyal medya kullanımının yaygınlaşması ve kısa içerik tüketim alışkanlıklarının derin okuma ve uzun süreli odaklanma becerilerini zayıflatabileceği öne sürülüyor. Bununla birlikte araştırmacılar, bu durumun “zeka kaybı” anlamına gelmeyebileceğini, bilişsel becerilerin farklı alanlara kayıyor olabileceğini belirtiyor. Eğitim ve yaşam tarzındaki değişimlerin rolü araştırılıyor. Pandemi sürecinde uzaktan eğitime geçilmesi, fiziksel aktivite azlığı, uyku düzenindeki bozulmalar ve beslenme alışkanlıkları da olası faktörler arasında gösteriliyor. Bilim insanları, IQ testlerinin belirli bilişsel alanları ölçtüğünü ve insan zekâsının çok boyutlu bir yapıya sahip olduğunu hatırlatıyor. Horvath’ın açıklamaları, yeni kuşakların zihinsel kapasitesine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirirken, uzmanlar kesin yargılardan kaçınılması gerektiğini vurguluyor. Flynn Etkisi’nin gerçekten tersine dönüp dönmediği sorusu ise kapsamlı ve uzun vadeli araştırmalarla netlik kazanacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dopamin detoksu: Kaçmak değil, sistemi yeniden ayarlamak Haber

Dopamin detoksu: Kaçmak değil, sistemi yeniden ayarlamak

Dopamini “sıfırlamak” mümkün mü? Bilimsel açıdan bakıldığında dopamini tamamen sıfırlamak mümkün değil. Dopamin, beynin motivasyon, öğrenme ve ödül mekanizmalarında temel rol oynayan bir nörotransmitter. Yaşam sürdüğü sürece bu sistem çalışmaya devam ediyor. Asıl sorun, dopaminin yokluğu değil; sürekli ve yoğun uyarılarla sistemin aşırı yüklenmesi. Uzmanlar, sosyal medya, hızlı tüketilen içerikler, sık bildirimler, düzensiz beslenme ve hareketsizlik gibi faktörlerin dopamin sistemini “sürekli patlama modunda” tuttuğunu belirtiyor. Bu durum zamanla odaklanma güçlüğü, motivasyon kaybı ve günlük hayattan alınan keyfin azalması gibi sonuçlara yol açabiliyor. Dopamin detoksu neyi amaçlıyor? Dopamin detoksu, kısa süreli bir ceza ya da radikal bir kopuş olarak değil, alışkanlıkları yeniden düzenlemeye yönelik bir başlangıç adımı olarak değerlendiriliyor. Amaç; hızlı ve yapay dopamin artışlarını azaltarak, beynin daha dengeli ve sürdürülebilir bir motivasyon düzeyine yeniden alışmasını sağlamak. Bu yaklaşımda temel hedefler şöyle özetleniyor: Aşırı ve otomatik uyarıcıları azaltmak Doğal dopamin kaynaklarına (hareket, üretim, sosyal bağlar, doğa) alan açmak Odaklanma ve süreklilik gerektiren faaliyetleri desteklemek Günlük hayatta nasıl uygulanabilir? Uzmanlara göre dopamin detoksu “ya hep ya hiç” şeklinde uygulanmak zorunda değil. Küçük ve sürdürülebilir adımlar yeterli olabiliyor: Bildirimleri azaltmak: Özellikle sosyal medya bildirimlerini kapatmak veya kontrol saatleri belirlemek. Tek işe odaklanmak: Aynı anda birden fazla işle uğraşmak yerine, kısa sürelerle tek bir göreve odaklanmak. Hızlı içerik ve şeker tüketimini fark etmek: Bu ikilinin birlikte dopamin piklerini artırdığına dikkat çekiliyor. Hareketi destek olarak görmek: Düzenli yürüyüş, hafif egzersiz veya kısa fiziksel aktiviteler dopamin sisteminin doğal dengesine katkı sağlıyor. En sık yapılan hata: Kendini cezalandırmak Uzmanlar, dopamin detoksu sürecinde en büyük riskin kişinin kendine aşırı sert davranması olduğunu vurguluyor. Alışkanlıkların uzun sürede oluştuğu ve bir günde tamamen değişmesinin gerçekçi olmadığı hatırlatılıyor. Detoksun amacı iradeyi zorlamak değil, sinir sistemine nefes aldırmak. Dopamin detoksu, mucizevi bir yöntem ya da hızlı bir çözüm olarak görülmemeli. Daha çok, yoğun uyarı çağında zihinsel dengeyi yeniden kurmaya yönelik bir farkındalık süreci olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre bazen çözüm daha fazla zorlamak değil, sistemi yavaşlatmaya izin vermekle başlıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.