SON DAKİKA

#Öfke

HABER DEĞER - Öfke haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Öfke haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’deki okul saldırıları dünya medyasında: Financial Times’tan çarpıcı rapor Haber

Türkiye’deki okul saldırıları dünya medyasında: Financial Times’tan çarpıcı rapor

Ekonomik güvensizlik ve eğitimden kopuş şiddeti besliyor Financial Times (FT) raporunda, nisan ayında Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta bir gün arayla yaşanan iki silahlı okul saldırısının, gençlerin karşı karşıya olduğu daha geniş toplumsal ve ekonomik sorunları gün yüzüne çıkardığı vurgulandı. Türkiye’de okullarda toplu silahlı saldırıların son derece nadir olduğuna dikkat çekilen raporda, gençlerdeki öfke ve yabancılaşmanın arkasındaki temel etkenlerin ekonomik güvensizlik, toplumsal dışlanma ve çeteleşme olduğu ifade edildi. TBMM’de kurulan Okul Saldırılarının Nedenlerini Araştırma Komisyonu’nun çalışmalarına da yer verilen raporda, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) verilerine atıfta bulunuldu. Buna göre, Türkiye’deki 15 yaşındaki gençlerin yaşam memnuniyeti 73 ülke arasında en düşük seviyelerde yer alıyor. Ayrıca 18-24 yaş grubundakilerin yaklaşık üçte birinin ne istihdamda ne eğitimde ne de mesleki eğitimde bulunduğu, bu oranın OECD ortalamasının iki katından fazla olduğu belirtildi. Yüksek enflasyonun ardından yapılan anketlerde gençlerin yarısından fazlasının karamsar olduğu ve 2025 yılında en sık ifade edilen duygunun "öfke" olduğu kaydedildi. "Sosyal medyada çete liderleri kahraman gibi görünüyordu" Haberde, İstanbul’da yaşayan ve reşit olmadığı için adı kullanılmayan 15 yaşındaki Mert’in çeteler adına suç işlemeye sürüklenme hikayesine yer verildi. Çete üyelerinin kendisine para, statü ve aidiyet vadettiğini belirten Mert, suç dünyasının gerçekte çok daha karanlık olduğunu anladığını ifade etti. Kriminolog ve eski emniyet müdürü Muhammed Ferit Duman, FT’ye yaptığı değerlendirmede, çetelerin zayıf okulların ve yetersiz sosyal hizmetlerin bıraktığı boşluğu gençlere koruma duygusu vererek doldurduğunu söyledi. Duman, sosyal medyanın da suç ağlarına kimlik ve görünürlük kazandırarak katılımı hızlandırdığına dikkat çekti. Ağır cezalar ve sosyal medya yasakları tartışma konusu Resmi verilerin suça karışan genç sayısındaki artışı gözler önüne serdiği belirtilen raporda, Adalet Bakanlığı verilerine göre 2015’ten bu yana çocuklar hakkında açılan ağır ceza mahkemesi davalarının yüzde 75 arttığı bildirildi. Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’deki cinayet oranının bazı komşu Avrupa ülkelerinin iki katından fazla olduğuna işaret edildi. Hükümetin 15 yaş altı için sosyal medya yasağı getirdiği ve 15-18 yaş arasındaki cinayet hükümlüleri için müebbet hapis cezasının önünü açan düzenlemeleri kabul ettiği hatırlatıldı. Ancak eleştirmenlerin, bu sert önlemlerin gençlerin yaşamını şekillendiren temel sosyal ve ekonomik koşulları göz ardı ettiğini savunduğu aktarıldı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

30 yıl sonra gelen şok itiraf: Anne canlı yayında Emine Yıldırımcan’ın cinayetini kabul etti Haber

30 yıl sonra gelen şok itiraf: Anne canlı yayında Emine Yıldırımcan’ın cinayetini kabul etti

Adana’da 1995 yılında 4 yaşındayken ortadan kaybolan Emine Yıldırımcan’ın dosyası, aradan geçen 30 yılın ardından Müge Anlı ile Tatlı Sert programında yeniden gündeme taşındı. Yıllardır esrarengiz bir şekilde kayıp olan küçük Emine’nin akıbetine ilişkin ortaya çıkan yeni bilgiler, Türkiye kamuoyunu derinden sarstı. ATV ekranlarında 23 Aralık 2025 tarihli canlı yayında yaşanan gelişmede, Emine’nin annesi Raziye Yıldız yıllar sonra cinayeti itiraf etti. Anne Yıldız, kızının öldürüldüğünü yıllardır bildiğini açıklayarak Müge Anlı’nın programında sürecin seyrini değiştirdi. Ancak anne, bu itirafa rağmen kızının cesedinin yerini açıklamadı. Öte yandan, o dönemde üvey baba konumunda olan Ercan Yılmaz ise suçlamaları ısrarla reddediyor. Olayın geçmişi ve şüphelerin odağı Emine Yıldırımcan, Raziye Yıldız’ın (kızlık soyadıyla Raziye Tanrıkulu) öz babası Ömer Yıldırımcan’dan boşandıktan sonra birlikte yaşamaya başladığı Ercan Yılmaz’ın evinde kayboldu. 4 yaşındaki küçük kızın 1995 yılında ortadan kaybolmasının ardından, aile içinde çelişkili açıklamalar ve uzun süreli bir sessizlik hâkim oldu. Emine’nin amcası ve kuzeni, anne Raziye’nin yıllar boyunca net bir bilgi vermediğini ve küçük kızı görmek isteyen akrabaların taleplerinin engellendiğini öne sürdü. Aile üyeleri, şüphelerinin başından beri özellikle üvey baba Ercan Yılmaz üzerinde yoğunlaştığını dile getirmişti. Anne Raziye Yıldız ise o dönem kızını para karşılığı birine verdiği iddialarını kesin dille reddetmiş ve tek isteğinin çocuğuna ne olduğunu öğrenmek olduğunu söylemişti. Programda ortaya çıkan kan donduran iddialar Dosyanın yeniden açılmasıyla birlikte dehşete düşüren iddialar peş peşe gündeme geldi. En sarsıcı iddialar, Ercan Yılmaz’ın önceki evliliğinden olan kızlarının yıllar sonra anlattıklarıyla ortaya çıktı. Canlı yayına telefonla bağlanan Yılmaz’ın öz kızı, babasının 4 yaşındaki Emine’ye cinsel istismarda bulunduğunu, ardından da küçük kızı öldürüp cesedini yok etmek için “tesbih makinesi” kullandığını gözyaşları içinde anlattı. Genç kadın, “Babam Emine’yi öldürdü, parçalara böldü… Gördüklerimden sonra beni de tehdit etti” diyerek çocukluk yıllarından beri bu sırrı vicdan azabıyla taşıdığını ifade etti. Bu ifadeler, stüdyodakiler ve ekran başındaki milyonlar için büyük bir şok etkisi yarattı. Özellikle “tesbih makinesi” detayı, kamuoyunda infiale yol açtı. Tanık beyanlarına göre olay gecesi Ercan Yılmaz’ın küçük Emine’ye şiddet uyguladığı, çocuğun bu şiddet sonucu hayatını kaybettiği öne sürüldü. Ardından Yılmaz’ın, cesedi ortadan kaldırmak için evde tesbih yapımında kullanılan makineyi devreye soktuğu iddia edildi. Bu korkunç senaryoya göre Emine’nin cansız bedeni parçalara ayrılarak talaşların arasına gizlendi ve daha sonra tamamen ortadan kaybedildi. Görgü tanığı olan üvey evlat, babasının kendisini ve Raziye’yi bir bahane ile evden uzaklaştırdığını, gece yarısı olayı gizlice izlediğini anlattı. Tanık, “Seni de aynısını yaparak öldürürüm” şeklinde tehdit edildiğini, bu nedenle yıllarca korkudan konuşamadığını, ancak artık gerçeğin ortaya çıkması için suskunluğunu bozduğunu söyledi. Canlı yayında gelen itiraf: Anne Raziye’nin açıklamaları Günler süren yayınların ardından beklenen kırılma anı 23 Aralık 2025’te yaşandı. Emine’nin annesi Raziye Yıldız, cinayetle ilgili gerçeği itiraf etti. “Olay gecesi evdeydim” diyen Yıldız, kızının öldürüldüğünü yıllar önce öğrendiğini açıkladı. Anlatımına göre, o gece Ercan Yılmaz’dan şiddet gördü, darp edilerek etkisiz hale getirildi. “Ercan, kızımın ve kendi kızlarının yanında bana şiddet uyguluyordu” sözleriyle ev içinde sürekli korku yaşadığını belirten anne, cinayet gecesi elleri kolları bağlı halde bırakıldığını söyledi. Baygınlık geçirdiği sırada evde ne yaşandığını görmediğini, ancak kendine geldiğinde tesbih makinesinin çalıştığını duyduğunu ifade etti. Raziye Yıldız, kızının ölüm haberini komşusundan öğrendiğini belirterek, “Beni evden gönderdiği zaman yapmış” dedi. Bu itiraf, 30 yıldır karanlıkta kalan dosyada anneden gelen ilk açık doğrulama oldu. Ancak kritik bir boşluk hâlâ duruyor: Emine’nin cansız bedeninin nerede olduğu bilinmiyor. Anne, kızının öldürüldüğünü kabul etse de cesedin nereye konulduğunu bilmediğini ya da bu konuda suskun kaldığını söylüyor. İtiraf sırasında dile getirilen “ver babasına” ifadesi de dikkat çekti. Bu sözlerin, Raziye Yıldız’ın olaydan önce “Çocuğa bakamıyorsan öz babasına ver” diye ısrar ettiğini ima ettiği değerlendiriliyor. Üvey babanın inkârı ve devam eden soruşturma Hakkındaki ağır suçlamalarla yüzleşen Ercan Yılmaz, tüm iddiaları kesin bir dille reddediyor. Canlı yayına bağlanan Yılmaz, kızlarının anlattıklarının gerçek dışı ve yönlendirme sonucu ortaya çıktığını savundu. Özellikle “tesbih makinesiyle ceset parçalama” iddiasının teknik olarak mümkün olmadığını öne süren Yılmaz, küçük Emine’nin kaybolmadan önce öz babasının yanında olduğunu iddia etti. Ancak tanık beyanları ve anne Raziye’nin itirafı, Yılmaz’ın savunmalarını kamuoyu nezdinde büyük ölçüde gölgede bıraktı. Bu gelişmeler üzerine resmî soruşturma başlatıldı. Savcılık, canlı yayında dile getirilen iddiaları ihbar kabul etti. Yetkililer, olası gömü yerlerinin tespiti ve eski adli kayıtların yeniden incelenmesi için çalışma başlattı. Medyanın ve kamuoyunun tepkisi Olay, medya ve sosyal medyada günlerdir başlıca gündem maddesi. “Tespih makinesi cinayeti” başlığıyla anılan dosya, toplumun her kesiminde öfke ve derin bir üzüntü yarattı. Sosyal medyada binlerce kişi, “Nasıl sustun?” diyerek anneye tepki gösterirken; bazıları ise annesinin maruz kaldığı şiddeti vurgulayarak daha karmaşık bir tabloya dikkat çekti. Öte yandan Müge Anlı ve ekibi, dosyanın yeniden açılmasındaki rolleri nedeniyle takdir topladı. Programın, 30 yıllık bir suskunluğu kırması, televizyon gazeteciliğinin etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Şimdi gözler adli makamlarda. Emine Yıldırımcan’ın cesedinin bulunup bulunamayacağı belirsizliğini korurken, kamuoyunda tek bir ortak dilek öne çıkıyor: “En azından bir mezarı olsun.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.