SON DAKİKA

#Örgütlenme

HABER DEĞER - Örgütlenme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Örgütlenme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YENİ Parti Genel Başkanı Özel partisinin bütçesini açıkladı: "539 milyon liralık bütçemiz oluştu" Haber

YENİ Parti Genel Başkanı Özel partisinin bütçesini açıkladı: "539 milyon liralık bütçemiz oluştu"

"Genel Merkezimizde ilk toplantımızı gerçekleştiriyoruz" YENİ Parti Genel Merkezi, Genel Başkan Özgür Özel’in başkanlığında gerçekleştirilen Parti Meclisi (PM) toplantısıyla resmi olarak faaliyete başladı. Saat 15.00 itibarıyla başlayan toplantıda konuşan Özel, partinin kuruluş sürecine, hedeflerine ve güncel siyasi gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının başında Girne açıklarında meydana gelen gemi kazasına değinen Özel, arama kurtarma çalışmalarını yakından takip ettiklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Girne'deki yolcu gemisi kazasından hemen sonra Grup Başkanvekilimiz Ali Mahir Başarır başkanlığında altı kişilik bir heyeti adada görevlendirdik. Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu ilk dakikadan itibaren arama kurtarma çalışmaları ile ilgili teknik yönden ilgililerle görüşerek kendi tecrübesiyle bizi en doğru şekilde bilgilendirmeye çalışıyor... Adetimiz değil, cenazeler kalkmadan olayın kendine yönelik bir şey söylemeyeceğiz. Ümit ediyoruz kayıplarımıza sağlıklarıyla birlikte ulaşırız ama ortaya çıkan vefatlar ve vefat ihtimali hepimizi çok derinden üzdü ama çok daha büyük bir facianın hemen kıyısından dönüldüğü ilk verilerden anlaşılıyor. Bu konuyla ilgili cenazeler kalktıktan sonra meselenin tüm yönleriyle araştırılması ve sorumlularının kanun önünde ve millet önünde bunun hesabını vermeleri gerekiyor." "Bizi buraya milletin inancı, mücadelesi ve umudu getirdi" Partinin kuruluş sürecine vurgu yapan Özgür Özel, herhangi bir siyasi mühendislik veya kapalı kapılar ardındaki hesaplarla yola çıkmadıklarını ifade etti. Vatandaşların uzun süredir siyasetten yorulduğunu ve değişim istediğini belirten Özel, süreci şu sözlerle özetledi: "Biz buraya kolay gelmedik. Biz buraya bir siyasi mühendislikle ya da masa başında kendi çizdiğimiz bir yol haritasıyla ya da kapalı kapılar ardında yapılan hesaplarla gelmedik. Biz buraya kendi kararımızla da gelmedik. Bizi buraya millet getirdi. Bizi buraya milletin inancı, mücadelesi ve umudu getirdi... Halkımız uzun zamandır siyasetten yoruldu. Bitmeyen kısır kavgalardan, çatışmalardan, aynı yüzlerden, aynı yönetimlerden, aynı anlayıştan zaten bıkmıştı. Bunun değişmesini istiyordu." Yaşanan hukuki ve siyasi süreçlerin bardağı taşıran son damla olduğunu belirten Özel, 19 Mart darbesi ve muhalefete yönelik operasyonların ardından Anadolu ve Trakya'yı gezerek vatandaşlara istikamet sorduklarını ve YENİ Parti'nin adını bizzat milletin koyduğunu söyledi. "539 milyon liralık bütçemiz oluştu" Partinin finansman yapısına ve üye sayılarına ilişkin dikkat çeken rakamlar paylaşan Özgür Özel, şunları kaydetti: "YENİ Parti'nin her bir kuruşu 152 bin bağışçımızın kendi gönülleriyle üye kayıtları açılmadan önce yaptıkları yasal sınırlar içinde adı belli, soyadı belli, TC'si belli, telefonu belli gerçek kişilerden oluşan 152 bin bağışçımızın ve ardından bugün geldiğimiz noktada partiye kaydolan üyelerimizin giriş aidatlarıyla ve aylık ödemeyi taahhüt ettikleri aidatların ilk taksitleriyle oluştu ve kadar bağışçılarımızdan ve kayıt olan üyelerimizin ilk aidatlarıyla birlikte 539 milyon liralık bütçemiz oluştu. Bu tarihte görülmemiş bir teveccühtür... Online üyelik kampanyamız 13 Ağustos'ta başladı. 18'inci günündeyiz. 18 günde partimize üye olan vatandaşlarımızın sayısı 600 bini aşmış durumdadır. Bunlardan 400 binden fazlası online üyelik." Özel, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kuruluşundan bir yıl sonra 400 bin üye kaydedebildiğini, YENİ Parti'nin ise 18 günde bunun bir buçuk katı olan 600 bin üyeye ulaşmasının tarihi bir başarı olduğunu vurguladı. "Siyaset yapış biçimini değiştiriyoruz" Türkiye'de partilerin siyaset yapış biçimini kökten değiştireceklerini belirten Özgür Özel, yeni nesil siyaset iddiasının bir vaatten ibaret olmadığını ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı: "Eski siyasetin eski örgütlenme biçimini yeniliyoruz. Çünkü ülkeye demokrasi vadetmenin ön şartı önce onu kendi evinizde kurmanızdır... Siyasi partileri içine kapatan bazen parti içi iktidar hedefi ile partiyi gerçek iktidar hedefinden uzaklaştıran delege sistemine dayalı eski nesil örgütlenme modelini terk ediyoruz. Artık delegelik Siyasi Partiler Kanunu'nun gereğini yerine getirmek için teknik bir görev olacak. YENİ Parti'de ilçe başkanını, il başkanını, genel başkanı doğrudan üyelerimiz seçecek. YENİ Parti her üyeye bir oy, her oya da eşit söz hakkı verecek. Biz Türkiye'ye başka bir siyasetin mümkün olduğunu gösteriyoruz. Artık siyasette YENİ Parti'den sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'den 'Çerçeve Yasa' açıklaması: "Sürece yapıcı destek vermeye devam edeceğiz" Haber

Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'den 'Çerçeve Yasa' açıklaması: "Sürece yapıcı destek vermeye devam edeceğiz"

Yeni Parti Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde toplandı. Toplantının ardından kameraların karşısına geçen Parti Sözcüsü Zeynel Emre, parti üyelikleri, teşkilatlanma çalışmaları, son dönemdeki yargı operasyonları ve Meclis'e gelmesi beklenen çerçeve yasa sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. 200'e yakın Belediye Başkanı Yeni Parti'ye katıldı Teşkilatlanma çalışmalarında gelinen noktayı paylaşan Zeynel Emre, ülke genelindeki örgütlenme verilerini şu sözlerle aktardı: "Bugün itibarıyla 44 ilde, 593 ilçede örgütlenme yapılmış haldedir. Bir hafta içerisinde bu sayı daha da artacak. Belediyeler konusunu çok hassas çalışıyoruz. Tutuklular ve istifalar düşürülünce 355 belediye kalıyor, bunun 200'den fazlası bize şu an katılmıştır. Kısa süre içerisinde de sayının 300'leri geçeceğini değerlendiriyoruz. YSK'ya yaptığımız atamaya butlancı yönetim ve AKP itirazda bulunmuştur. MHP ve DEM ise kanundan kaynaklı doğru tarafı desteklemiştir. YSK başkanı da 'Bunun oylanacak bir şeyi yoktur, kanun ve hak bellidir' demiştir." Bağış süreçlerinin şeffaf bir şekilde yürütüldüğünü belirten Emre, nakdi bağışların yanı sıra şarta bağlı bina ve araç bağışlarının da kabul edildiğini, mali duruma ilişkin bilgilendirmelerin her akşam mali işlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan tarafından kamuoyuyla paylaşılacağını kaydetti. "Çerçeve yasa sürecine yapıcı destek vermeye devam edeceğiz" Bu hafta Meclis'e gelmesi beklenen çerçeve yasa taslağını henüz kendilerinin de görmediğini söyleyen Emre, süreçle ilgili olarak, "Biz bu sürece yapıcı destek vermeye devam edeceğiz" dedi. Öte yandan Yeni Parti grubu olarak hazırladıkları yeni kanun teklifini Meclis Başkanlığına sunduklarını belirten Emre, "Şehit yakınları ve gazilerimizin ekonomik ve sosyal haklarının korunup geliştirmesi amacıyla bir kanun teklifi hazırladık. Bunu imzalayarak Meclis Başkanlığına sunduk. Mecliste grubu bulunan partileri bu kanun teklifimize destek vermeye davet ediyorum" çağrısında bulundu. Yargı operasyonlarına tepki Açıklamasında son dönemde belediye başkanlarına yönelik düzenlenen operasyonlara da değinen Zeynel Emre, iktidarı eleştirerek şu ifadeleri kullandı: "İktidar partisi, eline geçirdiği yargı kollarıyla seri operasyonlara girişti. En son bu hafta da maalesef Sinem Dedetaş ve Erdal Beşikçioğlu, gözaltına alınıp tutuklandılar. Her hafta aynı şeyi yaşıyoruz. Hiçbir dönem yoktur ki aynı gerekçelerle operasyona uğrasın belediye başkanları. İstanbul'un 39 ilçesinin 14 belediye başkanı Silivri'de tutuklu. Kazandığımız yerlerde görevden uzaklaştırıldılar. Vatandaş iradesine darbenin büyüklüğünü göstermesi açısından ibretlik." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

YENİ Parti'de yol haritası netleşiyor: 21 ilde özel kadrolar sahaya sürülecek Haber

YENİ Parti'de yol haritası netleşiyor: 21 ilde özel kadrolar sahaya sürülecek

Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki 21 şehir için devreye sokulan özel heyet stratejisiyle sahaya inmeye hazırlanan parti yönetimi, tüm hazırlıkların tamamlanmasının ardından ekim ayında ilk büyük kurultayını toplamayı hedefliyor. Meclis binasında basın karşısına çıkan YENİ Parti kurmayları, siyasi büyüme haritalarını kamuoyuyla paylaştı. Toplantının odak noktasını oluşturan açıklamalara göre, Teşkilatlanmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin, 81 ilin tamamında tabelalarını asmak adına aralıksız bir mesai yürüttüklerini dile getirdi. Doğu ve Güneydoğu'da yoğun markaj Stratejik öneme sahip Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki 21 kentin ayrı bir paranteze alındığını belirten Aytekin, bu coğrafyadaki örgütlenme çalışmalarının büyük bir hassasiyetle ele alındığını kaydetti. Önümüzdeki günlerden itibaren milletvekilleri ve Parti Meclisi üyelerinden teşkil edilecek üçer-dörder kişilik özel ekipler, bölgedeki 21 ili tek tek ziyaret edecek. Halkla birebir temas kuracak bu heyetler, sahadan derledikleri izlenimleri ve raporları doğrudan genel merkeze ulaştıracak. Vatandaşların gösterdiği ilgiden duyduğu memnuniyeti aktaran Aytekin, halkın tabandan gelen bir dalgayla partiye yöneldiğini vurguladı. Teşkilat yapılanmasına dair takvimi de netleştiren yönetim, 9 Ağustos sınırına kadar 60 kentteki teşkilat çalışmalarını sonuçlandırmayı amaçlıyor. Kalan 21 ildeki sürecin de bitirilmesiyle birlikte, partinin ilk olağan büyük kurultayının ekim ayı içinde gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı. Önder Sav'dan tarihi istifa Basın buluşmasında paylaşılan en çarpıcı siyasi gelişmelerden biri de köklü bir ismin katılımı oldu. Siyasette uzun yıllar boyunca kritik görevler üstlenen eski CHP Genel Sekreteri Önder Sav, 70 yıldır bünyesinde yer aldığı partisiyle yollarını ayırdığını duyurdu. Mevcut CHP yönetiminin tüzüğü çiğnediğini savunan Sav, ailesiyle birlikte istifa kararı aldığını belirtti. Açıklamasında Atatürk’ün temelini attığı rejimin değerlerine sahip çıkma iddiasını yineleyen Sav, eski milletvekili Erol Çevikçe ile birlikte YENİ Parti saflarına katıldığını ilan etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

YENİ Parti Genel Başkanı Özel: “Mahkeme kararıyla atanmış yönetimi muhatap alamayacağız” Haber

YENİ Parti Genel Başkanı Özel: “Mahkeme kararıyla atanmış yönetimi muhatap alamayacağız”

"Millet Sırtımızdan İtti" Kuruluş sürecine ve yaşananlara değinen Özel, "Sonuçta çok zorlu günlerden, çok zorlu süreçlerden geçtik. Geçmişe dönük çok değerlendirme yaptım. Yani değişim kurultayının sonucu Türkiye’de, 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapan bir yönetim çıkmıştı. AK Parti’yi de ikinci parti yapmıştı. Bu iki seçimin mağlupları bir araya geldiler. Bu vakitten sonra da anlaşılıyor ki ellerindeki kamu gücünü kullananlar bu konuda bize CHP çatısı altında huzur vermiyorlar. O konuda hukuki süreçleri takip etmeye devam ediyoruz. Yeni başlangıcın kaçınılmaz olduğunu görünce ayrılarak partimizi kurduk" ifadelerini kullandı. Siyasi kuruluşun Anadolu ve Trakya'da gerçekleşeceğini belirten Özel, "Ama siyaseten artık millet sırtımızdan itti bizi. İki ay geçti. Bu iki ay boyunca 22 il gezdim. Bizi YENİ Parti sürecine millet sırtımızdan itti. Yani partiyi millet kurdu. Biz CHP’li siyasetçiler olarak orada sonuna kadar hukuki mücadele verdik. Devamını da getiriyorduk. Ama millet ‘Yeter artık’ dedi. Bir yerden sonra bu milletin iktidar umutlarını kırmak da mümkün değildi. O yüzden millet adına, milletin 91 vekili ilk adımı attık. Yani teknik kuruluşu tamamladık. Ama siyasi kuruluş şu anda Anadolu’da ve Trakya’da gerçekleşecek önümüzdeki iki ay boyunca" dedi. "CHP seçilmemişler tarafından yönetiliyor" "CHP ile ilişkileriniz bundan sonra nasıl olur?" sorusunu yanıtlayan Özel, şunları kaydetti: "CHP’nin kurumsal kimliğine bir şey söylememiz mümkün değil. Ancak şu anda CHP, seçilmemişler tarafından yönetiliyor. Eğer CHP’de seçilmiş bir yönetim olsa o bizim eski partimizdi ama bizim partimiz şu anki CHP değil, şu anda CHP seçilmemişler tarafından yönetiliyor. O yüzden bir siyasi muhataplık kurmamız mümkün değil. Ama onlarla polemik yapacak, kavga yapacak da değiliz. Zaten siyaset seçilmişlerle yapılır. Mahkeme kararıyla atanmış bir yönetimi, pozitif ya da negatif yönde muhatap alacak değiliz. Olumlu ya da olumsuz yönde muhatap alacak değiliz." Yurt genelinden gelen desteklere ve tebrik telefonlarına dikkat çeken Özel, "Türkiye’nin dört bir yanından tutulan ilçe binalarının, il binalarının, hatta belde binalarının fotoğrafları geliyor. Mütevazı fotoğraflar. Mesela Hatay’da iki konteynerden bir ilçe binası fotoğrafı geliyor. Beldelerden geliyor, haberler geliyor" diyerek yelpazenin her yanından bir sahiplenme olduğunu vurguladı. Yönetimdeki değişiklikler ve yeni dönem YENİ Parti yönetiminin belirlenme süreçlerine ilişkin de konuşan Özel, "Bu bir teknik kuruluş. Yani sadece milletvekilleri idaresine geçtik. Esas iki-üç ay sonra yapılacak kurultay çok daha kapsayıcı ve milletle yapılan bir kuruluş olacak" dedi. Örgütlenme dışındaki diğer genel başkan yardımcılıklarında değişiklik yapıldığını belirten Özel, geçmiş süreçte hedef gösterilen isimlerin kendi istekleriyle yönetim kademelerinde yer almayarak yeni yüzlere alan açtığını ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kibar Feyzo ne söylüyordu? Haber

Kibar Feyzo ne söylüyordu?

Yeşilçam komedileri çoğu zaman “sadece güldüren” filmler olarak hatırlanır. Oysa bazı yapımlar vardır ki kahkahayı bir perde gibi kullanır; arkasında sert, rahatsız edici ve son derece politik bir dünya kurar. Kibar Feyzo bu filmlerin başında gelir. Başrolde halk sinemasının simge ismi Kemal Sunal’ın yer aldığı film, yüzeyde köy komedisi gibi ilerlerken, derinlerde sosyalizm, komünizm, sınıf mücadelesi ve sistem eleştirisi üzerine güçlü bir anlatı kurar. Film, bireysel bir aşk hikâyesi gibi başlar; ancak çok kısa sürede iktidar–emek ilişkilerinin merkezine yerleşir. Feyzo ve Bilo’nun Gülo’yla evlenme isteği, aslında iki farklı siyasal tavrı temsil eder. Feyzo, otoriteye karşı çıkarak hakkını almaya çalışır. Bilo ise güce yanaşır, boyun eğer ve bunun karşılığında ödül bekler. Bu karşıtlık, filmin başından itibaren itaat ile direniş, uyum ile çatışma arasındaki ideolojik farkı görünür kılar. Ağalık düzeni: Yerel bir feodalite, küresel bir sistem Köydeki ağa figürü, yalnızca yerel bir zorba değildir. O, sermayeyi, mülkiyeti ve iktidarı tek elde toplayan bir sınıfın temsilidir. Ağa, “herkesi beslediğini” iddia eder; toprağın, kadının, emeğin ve hatta inancın sahibi gibi davranır. Bu söylem, sosyalist literatürde sıkça eleştirilen “koruyucu ama sömürücü egemen sınıf” anlatısıyla birebir örtüşür. Ağanın ismi Maho’dur. Bu isim, komünist ideolojinin en bilinen liderlerinden Mao Zedong’u çağrıştırır. Ancak film burada bilinçli bir ironi kurar. Kendini halkın sahibi gibi gören, en ağır sömürüyü yapan bir karakterin, komünizmle özdeşleşmiş bir isim taşıması, otoriter rejimlerin ideolojileri nasıl ters yüz edebildiğine dair güçlü bir göndermedir. Halk adına konuşan ama halkı ezen iktidarlar eleştirilir. Başlık parası: Kadın bedeni, mülkiyet ve kapitalist mantık Filmin merkezindeki başlık parası meselesi, yalnızca bir gelenek eleştirisi değildir. Gülo’nun açık artırmaya çıkarılması, kadının metalaştırılmasının çarpıcı bir ifadesidir. Senetler, kefiller, imzalar… Hepsi kapitalist düzenin soğuk diliyle işler. Kadın, evlilikte bir özne değil, alınıp satılan bir değer haline gelir. Bu yönüyle film, sosyalist ve feminist bir kesişim noktasında durur. Özel mülkiyetin yalnızca toprağı değil, insan ilişkilerini de belirlediğini gösterir. Kadının özgürlüğü, sınıfsal özgürlükten bağımsız değildir; film bu gerçeği ironik bir dille ama net biçimde ortaya koyar. Kent ve bilinç: Sınıf farkındalığının doğuşu Feyzo’nun İstanbul’a gidişi, filmin ideolojik kırılma anıdır. Kent, burada yozlaşmanın değil, sınıf bilincinin mekânı olarak resmedilir. Feyzo sendikayla, dayanışmayla ve hak arama fikriyle tanışır. Paralı tuvalet gibi basit bir detay bile, kâr mantığının gündelik hayata nasıl sızdığını anlatır. Ancak asıl önemli olan, Feyzo’nun öğrendiklerini köye taşımasıdır. Sosyalizm, filmde bir teori olarak değil; örgütlenme, paylaşma ve itiraz etme pratiği olarak görünür. Feyzo’nun duvarlara yazdığı sloganlar, köylüyü bir araya getirme çabası, kolektif hareketin ilk adımlarıdır. Din, korku ve antikomünizm Film, dinin nasıl bir kontrol aracına dönüştürüldüğünü de açıkça gösterir. Köydeki imamın “din elden gidiyor” çıkışı, dinin egemen sınıf tarafından bir bastırma aracı olarak kullanılmasını simgeler. Bu söylem, özellikle 1960’lar ve 70’lerde sosyalist hareketlere yöneltilen antikomünist propagandaların birebir yansımasıdır. Ağanın kullandığı “1412” ifadesi ise dönemin anayasal maddelerine yapılan doğrudan bir göndermedir. Sosyal düzeni yıkmaya yönelik faaliyetleri suç sayan bu maddeler, devletin ideolojik aygıtlarının nasıl işlediğini hatırlatır. Film, komünizm korkusunun yalnızca bir fikir değil, hukuki ve toplumsal bir baskı mekanizması olduğunu vurgular. Silah mı, sistem mi? Filmin finalinde ağa öldürülür. İlk bakışta bu, klasik bir “mutlu son” gibi görünür. Ancak kısa süre sonra daha sert bir gerçek ortaya çıkar: Ağa gitmiştir ama ağalık düzeni sürmektedir. Köye daha kötüsü gelir ve köylü eski zalimi arar hale düşer. İşte Kibar Feyzo’nun asıl ideolojik cümlesi burada kurulur. Film, sorunun kişilerde değil, o kişileri üreten sistemde olduğunu söyler. Bu yönüyle, dönemin silahlı sol hareketlerine de dolaylı bir eleştiri getirir. “Zengini öldürmek çözüm değildir” demeden, bunu acı bir tecrübeyle gösterir. Kibar Feyzo, güldüren bir Yeşilçam filmi olmanın çok ötesindedir. Sosyalizmi romantize etmeden, komünizmi slogana indirgemeden, sınıf mücadelesini gündelik hayatın içinden anlatır. Mizahı bir kalkan gibi kullanır; ama arkasında son derece ciddi bir sistem eleştirisi bırakır. Bugün yeniden izlendiğinde, film yalnızca geçmişi değil, bugünü de sorgulatır. Çünkü değişen isimler, mekânlar ve kostümler olsa da iktidar, mülkiyet ve emek arasındaki gerilim hâlâ yerli yerindedir. Kibar Feyzo, tam da bu yüzden eskimeyen bir politik metin olarak varlığını sürdürür. Azra YILMAZ

İran’da petrol işçileri ülke tarihinin en büyük grevlerinden birini başlattı Haber

İran’da petrol işçileri ülke tarihinin en büyük grevlerinden birini başlattı

İşçiler kim, nerede, neden ayakta? Grevin fitilini ateşleyen tablo İran’ın Güney Pars bölgesindeki 12 büyük rafineride çalışan en az 5 bin sözleşmeli işçi, salı günü iş bırakarak Asaluye kent merkezine yürüdü. Eylem, ülkenin resmi enflasyonunun yüzde 49,4’e fırladığı, gıda fiyatlarının haneleri yoksulluğa ittiği ve taşeron düzeninin iş güvenliğini ortadan kaldırdığı bir dönemde gerçekleşti. Ülke genelinde çelikten elektriğe, kazı işçilerinden teknik servislere kadar çok sayıda iş kolu greve destek verdi. Özelleştirme işçiyi yoksullaştırdı: Hak gaspları büyüdü Grevlerin arka planında 2016 sonrası hızlanan özelleştirme politikaları bulunuyor. İran’da özelleştirme çoğu zaman şirketleri piyasaya değil, devlet içindeki belirli yapılara devretme biçiminde ilerliyor. Bu durum işçiler için “yeni patron ama aynı baskı” anlamına geliyor. Ücretlerin ödenmemesi, sigortaların kesilmesi, 12–16 saate varan mesailer ve iş güvencesinin tamamen ortadan kalkması, petrol sektöründe öfkeyi zirveye taşıdı. Tahran’daki eylemde konuşan bir petrol işçisi, “Biz yalvarmıyoruz; uyarıyoruz. Bu sülüklerin elini canımızdan, malımızdan, soframızdan çekin” sözleriyle tepkisini dile getirdi. Taşeron sistemi işçiyi bölmenin aracı haline geldi İran’da hükümetin uzun süredir kullandığı yöntemlerden biri, petrol gibi kritik sektörlerde taşeron düzenini yaygınlaştırmak oldu. Böylece işçilerin örgütlenmesi zorlaştı, işten atmalar kolaylaştı ve ücretler ucuzlatıldı. Petrol sektörü İran işçi hareketinin kalbi olduğu için taşeronluk, sadece ekonomik değil siyasi bir kontrol mekanizması haline geldi. Sözleşmeli işçilerin grevin merkezinde olması, bu düzenin yarattığı yapısal baskının en somut göstergesi oldu. Dış baskılar ve ABD yaptırımları krizi derinleştiriyor İran işçi sınıfının yaşadığı sıkışma yalnızca içerideki politikalarla sınırlı değil. ABD’nin İran'a yönelik yıllardır süren yaptırımları ve Trump yönetiminin yeni stratejik belgesi, ülkenin dış ticaret kapasitesini daraltıyor ve ekonomik krizi ağırlaştırıyor. İran’ın Rusya ve Çin karşısında daha yalnızlaşacağına dair işaretler, hem hükümetin hem işçilerin üzerindeki baskıyı artırıyor. Tüm bu tablo işçi sınıfını “yoksulluk ile baskı arasına sıkışmış bir yaşam”a mahkûm ediyor. Baskıya rağmen büyüyen bir sınıf hareketi İran’da Güney Pars işçilerinin başlattığı grev, baskı, tehdit ve yoğun güvenlik politikalarının gölgesinde gerçekleşmesine rağmen büyüyor. Eylem, hem ekonomik hem siyasal bir kırılma anı niteliği taşıyor. Yıllardır işçileri bölmek için kullanılan taşeronluk, özelleştirme ve güvenlik mekanizmaları, artık kitlesel bir tepki ile karşı karşıya. İran işçi sınıfı, ağır koşullara rağmen örgütlenme ısrarını sürdürüyor ve rejimin geleceğinde belirleyici bir aktör haline geliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.