SON DAKİKA

#Ortadoğu

HABER DEĞER - Ortadoğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ortadoğu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hürmüz’de yeni kriz: ABD İran bayraklı gemiye el koydu Haber

Hürmüz’de yeni kriz: ABD İran bayraklı gemiye el koydu

ABD İran bayraklı gemiye el koydu, ateşkes öncesi gerilim tırmanıyor Ortadoğu’da kırılgan ateşkes süreci devam ederken, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında tansiyonu yeniden yükselten kritik bir gelişme yaşandı. ABD güçleri, Pazar günü Hürmüz Boğazı yakınlarında deniz ablukasını delmeye çalıştığını öne sürdüğü İran bayraklı bir kargo gemisine operasyon düzenleyerek gemiyi kontrol altına aldı. Washington yönetimi, operasyonun İran limanlarına yönelik uygulanan ablukanın denetlenmesi kapsamında gerçekleştirildiğini savunurken, Tahran ise müdahaleyi “uluslararası sularda korsanlık” ve “ateşkes ihlali” olarak niteledi. İran devlet medyasına göre ortak askeri komutanlık, olayın cevapsız kalmayacağını açıkladı. Ateşkesin son günlerinde yeni risk Bölgedeki en kritik başlıklardan biri, birkaç gün içinde sona erecek geçici ateşkes anlaşması. Çarşamba günü süresinin dolması beklenen düzenlemenin uzatılıp uzatılmayacağı belirsizliğini koruyor. Son gemi krizi, zaten hassas olan dengeyi daha da kırılgan hale getirdi. Diplomatik kaynaklar, taraflar arasında perde arkasında temasların sürdüğünü, ancak sahadaki askeri adımların müzakere zeminini zayıflattığını belirtiyor. Trump’ın müzakere mesajı askıda Donald Trump daha önce yaptığı açıklamada ABD heyetinin Pazartesi günü Pakistan’a giderek İran’la dolaylı görüşmelere katılabileceğini söylemişti. Ancak Hürmüz’deki son operasyon sonrası bu temasların gerçekleşip gerçekleşmeyeceği net değil. Krizin ekonomik etkisi de gecikmedi. Küresel petrol fiyatları yeni haftaya yükselişle başladı. Enerji piyasaları, dünya petrol ticaretinin önemli bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak uzun süreli bir krizin arz zincirini sarsmasından endişe ediyor. Bölge yeni bir eşiğe mi gidiyor? Son haftalarda İran limanlarına abluka, Körfez’de askeri hareketlilik, sigorta maliyetlerinde artış ve ticaret gemilerinin rota değiştirmesi gibi gelişmeler zaten alarm seviyesini yükseltmişti. Son gemi operasyonu ise çatışmasızlık sürecinin kalıcı olmayabileceğine dair kaygıları büyüttü. Diplomasi masası ile denizlerdeki güç gösterisi aynı anda sürerken, Ortadoğu bir kez daha küresel enerji güvenliğinin merkezine yerleşmiş durumda. Çarşamba günü dolacak ateşkesin uzatılıp uzatılmayacağı ise belirsizliğini koruyor.

Aydoğan Doğan : 100 yıllık emperyalist parantez kapanıyor! Haber

Aydoğan Doğan : 100 yıllık emperyalist parantez kapanıyor!

İnsan hakları aktivisti ve siyasetçi Aydoğan Doğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Ortadoğu’daki son gelişmeleri yalnızca güncel bir kriz olarak değil, tarihsel bir dönüm noktası olarak değerlendirdi. Doğan’ın özellikle anti-emperyalist vurgular içeren açıklamaları, bölgedeki gelişmelere farklı bir perspektiften bakılması gerektiği yönünde tartışmaları yeniden alevlendirdi. Doğan’dan dikkat çeken paylaşım Doğan paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “1918’de emperyalizm zulmü karşısında halklar susturulmuştu. 2026’da İran o sessizliği parçaladı! Evet 100 yıllık reklam arası bitti. Şimdi hesaplaşma zamanı!!! Teşekkürler İran ” Bu sözler, özellikle tarihsel göndermeleri ve güçlü siyasi dili nedeniyle kısa sürede geniş bir etkileşim aldı. 1918’de emperyalizm zulmü karşısında halklar susturulmuştu. 2026’da İran o sessizliği parçaladı! Evet 100 yıllık reklam arası bitti. Şimdi hesaplaşma zamanı!!! Teşekkürler İran — Aydoğan Doğan (@Aydogan0658) April 8, 2026 “1918: Emperyalist düzenin kuruluş momenti” Doğan’a göre 1918 yılı, yalnızca Birinci Dünya Savaşı’nın sonu değil, aynı zamanda yeni bir küresel düzenin başlangıcıydı. Bu dönemde Ortadoğu’nun yeniden şekillendirildiğini vurgulayan Doğan, Osmanlı coğrafyasının parçalanmasıyla birlikte bölgenin Batılı güçlerin nüfuz alanlarına ayrıldığını ifade etti. Ona göre bu süreçte yerel halkların iradesi büyük ölçüde bastırıldı ve bölge dış müdahalelere açık hale getirildi. “100 yıllık parantez: Bağımlılık ve sessizlik” Aydoğan Doğan, 1918 sonrasında oluşan düzenin yalnızca askeri değil, ekonomik ve kültürel boyutlarıyla da sürdürüldüğünü belirtti. Ekonomik bağımlılık ilişkileri, siyasal vesayet mekanizmaları ve kültürel hegemonya üzerinden bölgenin uzun süre kontrol altında tutulduğunu savunan Doğan, bu süreci “100 yıllık bir suskunluk ve bağımlılık dönemi” olarak tanımladı. “2026: Sessizliğin bozulduğu an” Doğan, günümüzde yaşanan gelişmeleri ise bu uzun döneme karşı bir kırılma olarak yorumladı. İran’ın son dönemdeki tutumunu daha geniş bir tarihsel bağlamda ele alan Doğan’a göre, bölgesel aktörler artık daha bağımsız hareket ediyor ve tek kutuplu dünya düzeni sorgulanıyor. Bu çerçevede 2026 yılını, “sessizliğin bozulduğu moment” olarak nitelendirdi. Anti-emperyalist perspektif: “Hesaplaşma zamanı” Doğan’ın açıklamalarında anti-emperyalist yaklaşım belirgin bir şekilde öne çıkıyor. Ona göre mevcut süreçte halklar yeniden tarih sahnesine çıkarken, bölgesel güçler de daha bağımsız bir çizgi izliyor. Bu gelişmeleri “hesaplaşma zamanı” olarak tanımlayan Doğan, bunun yalnızca askeri değil, aynı zamanda ideolojik ve ekonomik bir mücadele olduğuna dikkat çekti. Tartışmalar sürüyor Aydoğan Doğan’ın açıklamaları kamuoyunda farklı tepkilere neden oldu. Bir kesim bu değerlendirmeleri güçlü bir anti-emperyalist duruş olarak desteklerken, bazı çevreler ise bölgedeki gelişmelerin çok daha karmaşık dinamikler içerdiğini ve farklı jeopolitik riskler barındırdığını savunuyor. Doğan’ın çıkışı, Ortadoğu’daki gelişmelerin yalnızca güncel bir kriz değil, aynı zamanda tarihsel bir dönüşüm olarak ele alınabileceği yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşımış durumda. Önümüzdeki süreçte bu değerlendirmelerin ne ölçüde karşılık bulacağı ise bölgedeki gelişmelerle birlikte daha net ortaya çıkacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

ÖCALAN: Tek çözüm demokratik entegrasyondur! Haber

ÖCALAN: Tek çözüm demokratik entegrasyondur!

“Süreç tarihsel bir eşiğe ulaştı” Heyetin açıklamasında, yürütülen sürecin yalnızca siyasi değil, tarihsel bir sorumluluk taşıdığı ifade edildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu noktada üstlendiği rolün hayati olduğu belirtilirken, hazırlanacak yasal çerçevenin gecikmeden ve kapsayıcı şekilde hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı. Demokratik siyasetin güçlendirilmesi ve diyalog kanallarının açık tutulmasının çözüm için temel olduğu ifade edildi. “Ortadoğu’da üç farklı hat oluştu” Öcalan’ın değerlendirmelerinde Ortadoğu’daki gelişmelere geniş yer verildi. Özellikle İran merkezli gelişmeler üzerinden üç farklı siyasi çizginin ortaya çıktığını belirten Öcalan, ABD-İsrail hattı, İngiltere merkezli statüko hattı ve kendi savundukları demokrasi ve ortak yaşam çizgisini karşılaştırdı. Bu gelişmelerin Türkiye’de yürütülen sürecin önemini daha da artırdığı ifade edildi. “Silahlı mücadele dönemi sona erdi” Öcalan’ın açıklamalarında en dikkat çeken vurgulardan biri, silahlı mücadeleye ilişkin oldu. Sürecin geri dönülemez bir noktaya ulaştığını belirten Öcalan, “Silahlı mücadele dönemi sona ermiştir. Artık geriye dönüş mümkün değildir” ifadelerini kullandı. Bu sürecin “Demokratik Cumhuriyet ile barışa geçiş” olarak tanımlandığı aktarıldı. “Demokrasi Cumhuriyeti iki kat güçlendirir” Cumhuriyet ile bir sorunlarının olmadığını ifade eden Öcalan, esas meselenin demokratikleşme olduğunu belirtti. Demokrasi ile güçlenen bir Cumhuriyetin mümkün olduğunu vurgulayan Öcalan, sürecin başarıya ulaşması halinde Cumhuriyetin daha güçlü hale geleceğini söyledi. Açıklamada, kimlik, ifade özgürlüğü, örgütlenme hakkı ve kadın özgürlüğünün tüm yurttaşlar için güvence altına alınması gerektiği belirtildi. “Toplum temelli çözüm vurgusu” Öcalan, çözümün yalnızca devlet düzeyinde değil, toplum temelli bir dönüşümle mümkün olacağını ifade etti. Demokratik entegrasyon modelinin, Türkiye’de yaşayan tüm halklar ve inançlar için ortak bir gelecek sunduğu belirtildi. Sürecin doğru anlaşılması için kamuoyuna daha geniş şekilde anlatılması gerektiği de vurgulandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan İsrail’e: Mescid-i Aksa’ya yapılan küstah bir saldırıdır! Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan İsrail’e: Mescid-i Aksa’ya yapılan küstah bir saldırıdır!

“Bu kural tanımazlık, 2 milyar insanın inancına saldırıdır” Erdoğan, İsrail’in Mescid-i Aksa’yı kapalı tutmasına ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Bu kural tanımazlık, 2 milyar Müslümanın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır.” Aksa’da 1967’den bu yana ilk kez bayram namazı kılınamamasının kabul edilemez olduğunu belirten Erdoğan, Kudüs’ün korunmasının tarihi bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Bölgedeki savaş için sert sözler Ortadoğu’daki çatışmalara da değinen Erdoğan, bölgede yaşananların sadece belirli ülkeleri değil tüm coğrafyayı etkilediğini söyledi. “Şii, Sünni, Türk, Kürt, Arap fark etmez… Akan kan bizim değil mi?” sözleriyle bölgesel birlik çağrısı yaptı. “Böl-parçala-yönet planlarına karşıyız” Erdoğan, bölgedeki ayrışmaları derinleştiren her türlü tartışmanın karşısında olduklarını belirterek, “Siyonizmin böl-parçala-yönet planlarına destek verecek her adımı reddediyoruz” dedi. Ekonomi mesajı: Hedeflerimizden sapmayacağız Konuşmasında ekonomiye de değinen Erdoğan, küresel dalgalanmalara rağmen Türkiye’nin hedeflerinden vazgeçmeyeceğini ifade etti. “Dönemsel ya da küresel şoklar bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır” diyerek ekonomik kararlılık mesajı verdi. “Savaş iklimine teslim olmayacağız” Türkiye’nin krizlere karşı soğukkanlı bir duruş sergileyeceğini vurgulayan Erdoğan, “Devlet olarak savaş iklimine teslim olmayacağız, tarihin doğru tarafında duracağız” ifadelerini kullandı. Açıklamalar, bölgedeki gerilimin arttığı bir dönemde Türkiye’nin siyasi ve diplomatik pozisyonunu net şekilde ortaya koyan mesajlar olarak değerlendirildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

“Her karışı savunacağız” mesajı! NATO’dan Türkiye için kritik açıklama Haber

“Her karışı savunacağız” mesajı! NATO’dan Türkiye için kritik açıklama

Türkiye’ye yönelen füzeler havada imha edildi Rutte, yaptığı açıklamada İran’dan Türkiye’ye yönelen üç balistik füzenin üç ayrı olayda havada etkisiz hale getirildiğini duyurdu. Bu gelişme, NATO’nun Türkiye’ye yönelik güvenlik taahhütlerinin sahada aktif şekilde uygulandığına dair önemli bir mesaj olarak değerlendirildi. “NATO topraklarının her karışını savunacağız” Rutte açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “32 müttefik olarak NATO topraklarının her bir karışını savunmak için elimizden geleni yapacağız. Türkiye’ye yönelen füzelerin düşürülmesi bunun açık bir göstergesidir.” Bu sözler, özellikle bölgedeki gerilimin arttığı bir dönemde ittifakın ortak savunma refleksine vurgu yaptı. Bağdat’ta kritik karar: Tahliye tamamlandı Milli Savunma Bakanlığı, Bağdat’ta NATO kapsamında görev yapan Türk askerlerinin tahliyesinin gerçekleştirildiğini duyurdu. Açıklamada, bölgedeki güvenlik risklerinin artması nedeniyle NATO Irak Misyonu çerçevesinde çekilme kararı alındığı belirtildi. ABD’den vatandaşlarına acil çağrı Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri, Irak’taki vatandaşlarına yönelik en yüksek seviyede uyarı yaptı. ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği, ülkede bulunan vatandaşlarına “derhal ayrılın” çağrısında bulunarak, Irak için “Seviye 4: Seyahat etmeyin” uyarısının geçerli olduğunu hatırlattı. Bölgede gerilim tırmanıyor Ortadoğu’da artan askeri hareketlilik ve karşılıklı saldırılar, Türkiye’nin güvenliği ve NATO’nun rolünü yeniden gündemin merkezine taşıdı. Uzmanlara göre, NATO’nun bu açıklaması yalnızca bir güvenlik mesajı değil; aynı zamanda olası daha büyük bir çatışma riskine karşı “caydırıcılık” hamlesi olarak da okunuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Prof. Dr. Hüseyin Çelik: Dünya ahlaki çöküş yaşıyor Haber

Prof. Dr. Hüseyin Çelik: Dünya ahlaki çöküş yaşıyor

Prof. Dr. Hüseyin Çelik’in kaleme aldığı ve uluslararası kamuoyunda tartışma yaratan analiz yazısı, ABD, İsrail ve İran arasında süren çatışmaların sadece askeri değil, aynı zamanda ahlaki ve vicdani bir kriz olduğunu ortaya koydu. Çelik, yaşananları “savaş” olarak tanımlamanın dahi doğru olmadığını savunarak, süreci “uluslararası hukukun ve insanlığın çöküşü” olarak değerlendirdi. “Bu bir savaş değil, devlet terörü” Çelik, mevcut çatışmanın klasik anlamda bir savaş olmadığını vurgulayarak, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını uluslararası hukuka aykırı buldu. Güçlü devletlerin kendilerini haklı görerek zayıf gördükleri ülkelere müdahale ettiğini belirten Çelik, bu durumu “devlet korsanlığı ve devlet terörü” olarak nitelendirdi. Geçmişten bugüne müdahaleler zinciri Yazıda, ABD’nin Irak işgali başta olmak üzere birçok ülkede yürüttüğü askeri müdahaleler hatırlatıldı. Bu müdahalelerin ardından demokrasi ve istikrar yerine yıkım, yoksulluk ve toplumsal travmaların kaldığı ifade edildi. Çelik, bu süreçlerin küresel ölçekte güven kaybına yol açtığını vurguladı. “İran’a saldırı hiçbir şekilde meşru değil” Çelik, İran yönetiminin eleştirilebilecek yönleri olduğunu kabul etmekle birlikte, bunun askeri saldırıyı haklı kılmayacağını belirtti. İran’a yönelik müdahalenin gerekçelerinin inandırıcı olmadığını savunan Çelik, özellikle nükleer silah iddialarının geçmişte Irak örneğinde olduğu gibi tartışmalı olduğunu dile getirdi. “Mazlumdan yana olmak gerekir” Yazının en dikkat çekici bölümlerinden birinde Çelik, hem insani hem de etik açıdan taraf olmanın önemine dikkat çekti. Çelik, fiili bir savaşa girilmemesi gerektiğini belirtirken, duruş olarak “haklı olan zayıfın” yanında yer alınması gerektiğini ifade etti. Ortadoğu’ya sert eleştiri: “Sessizlik kabul edilemez” Bölge ülkelerinin tutumunu da eleştiren Çelik, bazı ülkelerin ABD’ye karşı sessiz kalmasını “ahlaki bir çelişki” olarak değerlendirdi. Özellikle sivil kayıplar karşısında yeterli tepki verilmemesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Türkiye için kritik uyarılar Çelik, Türkiye’nin bu süreçte dengeli ve temkinli bir politika izlemesi gerektiğini ifade ederken, ülkedeki yabancı askeri üslerin de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Türkiye’nin uluslararası ilişkilerde bağımsız duruşunu korumasının önemine dikkat çekti. “En tehlikeli durum: Kaybedecek hiçbir şeyi kalmayanlar” Yazının sonunda Çelik, savaşların en büyük riskinin toplumsal yıkım olduğunu belirterek, kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan toplumların daha büyük krizlere yol açabileceği uyarısında bulundu. Çelik’in değerlendirmeleri, küresel siyasette artan gerilimlerin sadece askeri değil, aynı zamanda etik ve insani boyutlarıyla da tartışılması gerektiğini bir kez daha gündeme taşıdı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Siyasetçilerden bayram mesajı: “Barış, birlik ve umut” ortak vurgusu Haber

Siyasetçilerden bayram mesajı: “Barış, birlik ve umut” ortak vurgusu

Ramazan Bayramı dolayısıyla Türkiye’de farklı siyasi partilerin liderleri ve devlet yetkilileri, sosyal medya hesapları üzerinden kutlama mesajları yayımladı. Mesajlarda hem bayramın toplumsal dayanışmayı güçlendiren yönüne vurgu yapıldı hem de ekonomik, siyasal ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmeler yer aldı. İktidar kanadından birlik, güvenlik ve istikrar vurgusu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bayramların toplumsal dayanışmayı güçlendiren özel günler olduğuna dikkat çekerek Türkiye’nin bölgesel barış için çaba gösterdiğini belirtti. Yılmaz, Türkiye Yüzyılı vizyonu ve “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda kararlı adımlar atıldığını ifade etti. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ise bayram süresince yurttaşların güvenliği için tüm birimlerin sahada olacağını vurgulayarak özellikle trafik kurallarına uyulması çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da mesajında bayramların birlik, paylaşma ve kardeşlik duygularını pekiştirdiğini ifade ederek tüm insanlık için huzur temennisinde bulundu. Muhalefetten ekonomi, adalet ve demokrasi eleştirisi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, bayram mesajında ekonomik kriz ve adalet sorunlarına dikkat çekti. Türkiye toplumunun zor bir dönemden geçtiğini belirten Özel, “Bu ülkeyi bir bayram havasında ayağa kaldıracağız” diyerek değişim vurgusu yaptı. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise mesajında birlik ve beraberlik temasını öne çıkarırken, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, bölgesel çatışmalar ve insan hakları ihlallerine dikkat çekerek bayramların artık acılarla gölgelendiğini ifade etti. Milliyetçi ve muhafazakâr partilerden dayanışma mesajları MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bayramların kırgınlıkların sona erdiği ve toplumsal bağların güçlendiği zamanlar olduğunu belirtti. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici ise birlik ve dayanışma çağrısı yaparak İslam coğrafyasındaki gelişmelere dikkat çekti. Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Kudüs başta olmak üzere birçok bölgede yaşanan zulme değinerek adalet çağrısında bulundu. Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal da ekonomik sıkıntılar ve bölgesel çatışmalar nedeniyle bayrama buruk girildiğini ifade etti. DEM Parti’den “çifte bayram” ve barış çağrısı DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Ramazan Bayramı ile Nevruz’un kesiştiği dönemi “çifte bayram” olarak nitelendirdi. Mesajlarında barış, özgürlük ve eşitlik vurgusu yapan liderler, Türkiye ve Ortadoğu’da çatışmaların son bulması gerektiğini belirtti. Farklı partilerden ortak temenni: barış ve huzur Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, liyakat ve adaletin sağlandığı bir Türkiye temennisinde bulunurken, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Önder Aksakal dayanışma ve toplumsal sorumluluk vurgusu yaptı. Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Cenk Küpeli ve Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır da bayramın huzur ve refah getirmesi dileğini paylaştı. Farklı siyasi görüşlerden gelen mesajlarda öne çıkan ortak nokta ise bayramın barış, birlik ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmesi gerektiği oldu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.