SON DAKİKA

#Pandemi

HABER DEĞER - Pandemi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pandemi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YRP'li Aşıla'dan hantavirüs açıklaması: "Bu oyuna bir daha gelmeyelim" Haber

YRP'li Aşıla'dan hantavirüs açıklaması: "Bu oyuna bir daha gelmeyelim"

Yeniden Refah Partisi (YRP) Kocaeli Milletvekili Mehmet Aşıla, son günlerde gündeme gelen hantavirüs vakaları üzerinden yaptığı değerlendirmede, geçmişteki pandemi sürecine atıfta bulundu. 6 yıl önceki Covid sürecinde insanların kandırıldığını savunan Aşıla, benzer bir tablonun hantavirüs ile tekrarlandığını iddia etti. "Salgın olmadan patenti alınmış" Milletvekili Aşıla, hantavirüsün ortaya çıkış takvimi ve aşı patentleri arasındaki ilişkiye dair dikkat çeken bir iddiayı gündeme taşıdı. Hantavirüsün 7 Mayıs 2026 tarihinde devreye sokulduğunu öne süren Aşıla, "Hantavirüs Messenger RNA aşı üretim patenti 24 Nisan 2025 tarihinde alındı. Yani salgın olmadan patenti alınmış ve her şey planlanmış" dedi. Kendi ailesinden de örnek veren Aşıla, "Annemi Covid zamanı sağlam götürdük, pozitif dediler; bir hafta sonra öldü dediler" diyerek yaşadığı acının etkisiyle halkı uyardığını belirtti. "Bu oyuna bir daha gelmeyelim" çağrısında bulunan Aşıla, önlem alınması gerekse bile bunun insanları kısıtlayarak yapılmaması gerektiğini savundu. Biyolojik silah ve nüfus azaltma iddiası Dünya nüfusunu azaltmaya çalışan yapılar olduğunu iddia eden Mehmet Aşıla, bu yapıları "Satanist Siyonistler" olarak tanımladı. Bu odakların dünya nüfusunu 500 milyona indirmeyi hedeflediğini öne süren Aşıla, "Bu tankla, topla, tüfekle yapmak pahalı. Son yıllarda taktik değiştirdiler, biyolojik silahları devreye soktular" değerlendirmesinde bulundu. Messenger RNA teknolojisiyle üretilen aşılara dikkat çeken YRP'li vekil, bu yöntemlerle insan nüfusunun azaltılmasının hedeflendiğini iddia etti. Hantavirüs nedeniyle 3 can kaybı Tartışmaların odağındaki hantavirüs, Hollanda bandıralı lüks yolcu gemisi MV Hondius'ta görüldü ve 3 kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı. Gemideki tüm yolcular tahliye edilirken, Tenerife'de tahliye edilen bir Fransız ve bir Amerikalı yolcuda da test sonuçlarının pozitif çıktığı bildirildi. Genellikle kemirgenlerden bulaştığı bilinen virüs; ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi belirtilerle başlıyor. Solunum yetmezliği, iç kanama ve böbrek yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilen virüs, kemirgen dışkı ve salyalarının karıştığı havanın solunmasıyla bulaşıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

DSÖ Genel Direktörü'nden Tenerife halkına güvence: "Hantavirüs yeni bir Covid-19 değil" Haber

DSÖ Genel Direktörü'nden Tenerife halkına güvence: "Hantavirüs yeni bir Covid-19 değil"

Hantavirüsün Andes varyantı nedeniyle 3 kişinin hayatını kaybettiği yolcu gemisinin İspanya’nın Tenerife adasına kabul edilmesi, bölge halkında endişe yaratmıştı. Konuyla ilgili bir açık mektup yayımlayan Ghebreyesus, mevcut durumun 2020’deki pandemi süreciyle kıyaslanmaması gerektiğini belirterek, Tenerife’de günlük yaşam ve halk sağlığı açısından riskin düşük seviyede bulunduğunu vurguladı. Gemideki güncel durum ve tahliye planı Ghebreyesus, 'MV Hondius' gemisinde şu an itibarıyla semptom gösteren bir yolcu bulunmadığını ve DSÖ'den bir uzmanın gerekli tıbbi ekipmanlarla birlikte gemide görev yaptığını bildirdi. Yolcuların tahliyesi için bölge halkıyla temasın sıfıra indirildiği kapsamlı bir plan devreye alınacak. Plana göre gemi, yerleşim yerlerinden uzak olan Granadilla sanayi limanına yanaşacak. Yolcular, mühürlü ve korumalı araçlarla kordon altına alınmış bir güzergah üzerinden doğrudan ülkelerine gönderilecek. Tahliye sırasında bölge halkıyla hiçbir şekilde temas kurulmayacak. Pedro Sanchez’e teşekkür ve yerinde takip İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’e gemiyi kabul ederek "dayanışma ve ahlaki sorumluluk" sergilediği için teşekkür eden Ghebreyesus, gemide 23 farklı ülkeden yaklaşık 150 kişinin haftalardır denizde olduğunu hatırlattı. Süreci bizzat takip etmek üzere adaya gideceğini duyuran DSÖ Direktörü; sağlık çalışanları, liman personeli, gemi mürettebatı ve Tenerife halkına sergiledikleri iş birliği için teşekkürlerini sundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dünya Sağlık Örgütü'nden hantavirüs açıklaması: "Yeni bir pandemi değil" Haber

Dünya Sağlık Örgütü'nden hantavirüs açıklaması: "Yeni bir pandemi değil"

Uluslararası suları alarma geçiren MV Hondius yolcu gemisindeki gizemli salgının detayları netleşmeye başladı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yapılan son açıklamada, Arjantin'den demir alan gemide şu ana kadar sekiz hantavirüs vakası bildirildiği ve bunlardan üçünün ölümle sonuçlandığı doğrulandı. Yaşanan ölümlerin ardından gözler DSÖ'ye çevrilirken, Örgüt Direktörü Tedros Ghebreyesus, Cenevre'de düzenlediği basın toplantısında küresel bir salgın ihtimalini reddetti. İnsandan insana bulaş endişesi Sürece dair en kritik detay, virüsün yayılım şekli oldu. Hantavirüs genellikle kemirgenlerden bulaşmasına rağmen, DSÖ yetkilileri gemide yaşanan vakalarda "insandan insana bulaş" ihtimalinin yüksek olduğuna inanıyor. Ghebreyesus, daha önceki salgınlarda insanlar arası bulaşmanın yalnızca "uzun süreli temas" sonucunda gerçekleştiğine dikkat çekti. Gemideki hastaların, virüsü taşıyan farelerin yoğun olduğu bölgelerde kuş gözlem gezilerine katıldıkları ifade edildi. "Bu bir Covid-19 vakası değil" Toplantının en çarpıcı anlarından biri, yeni bir pandemi korkusuna verilen net yanıttı. DSÖ yetkilisi Maria Van Kerkhove, "Burada açık ve net olmak istiyorum. Bu SARS-CoV-2 değil. Bu Covid pandemisinin başlangıcı gibi değil. Bu, kapalı bir alanda, bir gemide gördüğümüz bir salgın" diyerek kamuoyunu rahatlatmaya çalıştı. Ancak yetkililer, virüsün kuluçka süresinin sekiz haftaya kadar çıkabilmesi nedeniyle önümüzdeki günlerde vaka sayısının artabileceği uyarısında bulundu. Gemide Türk vatandaşları da var 146 kişinin bulunduğu gemideki tahliyelerin ardından rota Kanarya Adaları'na çevrildi. Gemideki yolcular arasında Türkiye dahil 12 farklı ülkenin vatandaşı bulunuyor. YouTube içerik üreticisi Ruhi Çenet ve kuş gözlemcisi Emin Yoğurtçuoğlu'nun da gemide olduklarını sosyal medya hesaplarından duyurmaları, Türkiye'de de endişeye neden oldu. Çenet'in ilk ölüm vakasından sonra gemiden ayrıldığı öğrenilirken, gemide kalanların İspanya'ya ulaştıklarında sıkı bir sağlık taramasından geçirileceği bildirildi. Tedavisi yok, öldürücülük oranı yüksek Hantavirüs, genellikle Hantavirüs Akciğer Sendromu (HPS) ve Kanamalı Ateşli Böbrek Sendromu (HFRS) olmak üzere iki ciddi rahatsızlığa neden oluyor. Uzmanlar, özellikle Güney Amerika'da görülen varyantın akciğerlerde sıvı birikmesine yol açtığını ve hastaların yaklaşık %45'inin hayatını kaybettiğini belirtiyor. Mevcut durumda hastalığın kesin bir aşısı veya antiviral ilaç tedavisi bulunmazken, hastalara yoğun bakım şartlarında destekleyici tedaviler uygulanıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Diş Hekimliği Fakültesi sayısına düzenleme getirilmeli Haber

Diş Hekimliği Fakültesi sayısına düzenleme getirilmeli

İzmir Diş Hekimleri Odası (İZDO) Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Atinel, sektörde yaşanan haksız rekabetin önüne geçilmesi için diş hekimliği fakültesi sayısına düzenleme getirilmesi çağrısında bulundu. Türkiye'de hizmet veren diş hekimliği fakültesi sayısının 106'ya yükseldiğini belirten Atinel, buradan mezun olan hekimlerin işsizlikle karşı karşıya olduğunu söyledi. Türkiye genelinde birbiri ardına açılan diş hekimliği fakültelerinin mesleğe faydadan çok zarar verdiğini vurgulayan Başkan Ersin Atinel, “Akademisyen kadrosunun yeterli olmadığı bazı fakültelerde, araştırma görevlileri ve doktora öğrencilerinin yetiştirdiği öğrenciler mezun ediliyor. Ülkemizde akademik kadro, tıbbi ekipmanlar ve uygulama ünitelerinin yeterli olmadığı bazı fakülteler var. Ülkemizde geçen yıl 45 bin diş hekimi vardı; şu anki mezuniyet rakamlarına göre bu sayı 5 yıl sonra 90 bine çıkacak. Bu kadar çok mezun istihdam edilemez, sektörde haksız rekabete neden olur ve kalite de düşer. Diş hekimliğinde doktora programı da kaldırıldı. Diş hekimliği kontenjanları da geçtiğimiz yıl sınırlandırıldı. Fakat fakülte sayısının da düzenlenmesi lazım. Bu konuda hükümet nezdinde gerekli adımların atılmasını bekliyoruz” diye konuştu. YENİ MEZUNLAR İŞSİZ KALIYOR Ersin Atinel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir yıl önce getirilen düzenlemeyle, bir diş hekimi yanında sertifikalı başka bir diş hekimini çalıştırmaya hak kazandı. Muayenehane sahibi hekimler doğal olarak yanında çalıştıracağı kişinin kalifiye olmasını istiyor. Fakat artan işletme maliyetlerinin yanı sıra; diş hekimliği mezunu olan bazı hekimlerinin akademik anlamda yeterli beceri, deneyim ve donanıma sahip olmaması nedeniyle de bu düzenleme çok ilgi görmedi. Pandemi süreci de uzaktan eğitim nedeniyle sektör adına bir takım olumsuzluklar yaşanmasına neden oldu. Öğrencinin fakülte bünyesinde edinebileceği hastaya yaklaşım, el becerisi ve pratik gibi konularda aksamalar yaşandı. Bu öğrenciler yeterli bilgi ve deneyime sahip olmadığı için mezun olduktan sonra işsizlikle karşı karşıya kalıyor. En büyük arzumuz toplumun ihtiyaçlarıyla örtüşecek sayıda, donanımlı hekimlerin sektöre kazandırılmasıdır”

Şirketlerde yeni dönem: Ortalama çalışanlar gözden mi düşüyor? Haber

Şirketlerde yeni dönem: Ortalama çalışanlar gözden mi düşüyor?

Küresel şirketler çalışan yönetiminde önemli bir dönüşüm yaşıyor. Pandemi döneminde öne çıkan “herkesin potansiyeli var” yaklaşımı yerini, en yüksek performanslı çalışanları ödüllendiren ve düşük performansı hızlı şekilde ele alan yeni bir modele bırakıyor. Uzmanlara göre bu değişim, özellikle orta düzey performans sergileyen çalışanlar açısından riskleri artırıyor. Yıldız çalışanlara odaklanma güçleniyor Teknoloji şirketleri bu dönüşümün en görünür olduğu alanlardan biri. Şirketler satış ve ürün ekiplerinde en iyi performansı gösterenlere daha yüksek ödüller planlarken, hedeflerin gerisinde kalan çalışanlara yönelik baskıyı artırıyor. Akademisyen Richard Smith, bu yaklaşımın pazarlamadaki segmentasyon mantığından geldiğini ve liderlerin stratejik öneme sahip “MVP” çalışanlara yatırım yaptığını belirtiyor. Kariyer koçu Alan Stein ise yıldız çalışanların ödüllendirilmesinin yeni olmadığını, ancak artık daha açık ve sert biçimde uygulandığını vurguluyor. İşe alımın yavaşlaması dengeleri değiştirdi Son yıllarda işe alımların yavaşlaması işverenlerin elini güçlendirirken, orta düzey çalışanların gelişimine ayrılan kaynakların azalmasına yol açtı. Uzmanlar, pandemi döneminde öne çıkan kapsayıcı gelişim anlayışının büyük ölçüde geri planda kaldığını ifade ediyor. Bu durum, kariyer basamaklarının ortasında yer alan geniş bir çalışan grubunun kendini daha kırılgan hissetmesine neden oluyor. “Ortanca çocuk sendromu” tartışması büyüyor Araştırmalara göre büyük şirketlerde çalışanların küçük bir bölümü “olağanüstü”, benzer bir bölümü düşük performanslı olarak sınıflandırılırken, çoğunluğu güvenilir ancak ortalama performans sergileyen çalışanlar oluşturuyor. Sadece zirveye odaklanan modellerin bu geniş grubun motivasyonunu düşürebileceği ve kurum içi iş birliğini zayıflatabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, şirketlerin en iyi çalışanları geliştirmek ile geniş iş gücünü iyileştirmek arasında stratejik bir denge kurması gerektiğine dikkat çekiyor. Yapay zekâ orta seviye baskısını artırıyor Bu dönüşüm yalnızca teknoloji sektörüyle sınırlı değil; hukuk, danışmanlık ve mühendislik gibi alanlar da yapay zekânın etkisiyle benzer bir değişim yaşıyor. Yapay zekâ rutin işleri üstlendikçe, orta düzey rollerin değeri yeniden tanımlanıyor ve çalışanlardan daha yüksek katma değer üretmeleri bekleniyor. Uzmanlara göre çıkış yolu beceri dönüşümü Buna karşın uzmanlar, orta düzey çalışanlar için seçeneklerin sürdüğünü vurguluyor. Güçlü muhakeme, müşteri ilişkileri, belirsizlikle başa çıkma ve karar alma gibi insan odaklı becerilerin öneminin arttığı ifade ediliyor. Yapay zekâyı iş süreçlerini hızlandıracak biçimde kullanmayı öğrenmek de kariyer açısından kritik bir avantaj olarak görülüyor. Yeni dönemde şirketler yüksek performanslı çalışanları parlatırken, “ortalama” olmak kariyer yolculuğunun en tartışmalı ve kırılgan alanlarından biri haline geliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Z kuşağı aptallaşıyor mu? Haber

Z kuşağı aptallaşıyor mu?

Yüzyıllık yükselişin ardından IQ verilerinde dikkat çeken bir kırılma yaşandığı öne sürülüyor. Nörobilim alanında çalışmalarıyla bilinen Jared Cooney Horvath, yaptığı değerlendirmede tarihte ilk kez çocukların ebeveynlerinden daha düşük bilişsel kapasiteye sahip olabileceğini söyledi. Bu açıklama, 20. yüzyıl boyunca her neslin bir öncekinden daha yüksek IQ skorlarına ulaştığını gösteren “Flynn Etkisi”nin tersine dönmüş olabileceği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Flynn etkisinin 2010 sonrası zayıfladığı belirtiliyor. James R. Flynn tarafından ortaya konan ve uzun yıllar boyunca IQ skorlarındaki artışı tanımlayan Flynn Etkisi, eğitim seviyesinin yükselmesi, şehirleşme, beslenme koşullarının iyileşmesi ve karmaşık problem çözme gerektiren yaşam biçimleriyle ilişkilendirilmişti. Ancak bazı Batı ülkelerinde 2010 yılından itibaren yapılan ölçümlerde IQ skorlarında düşüş eğilimi gözlemlendiği bildiriliyor. Özellikle sözel muhakeme, dikkat ve soyut akıl yürütme alanlarında gerileme olduğu ifade ediliyor. Dijitalleşmenin bilişsel süreçleri etkilediği iddia ediliyor. Uzmanlara göre ekran süresinin artması, sosyal medya kullanımının yaygınlaşması ve kısa içerik tüketim alışkanlıklarının derin okuma ve uzun süreli odaklanma becerilerini zayıflatabileceği öne sürülüyor. Bununla birlikte araştırmacılar, bu durumun “zeka kaybı” anlamına gelmeyebileceğini, bilişsel becerilerin farklı alanlara kayıyor olabileceğini belirtiyor. Eğitim ve yaşam tarzındaki değişimlerin rolü araştırılıyor. Pandemi sürecinde uzaktan eğitime geçilmesi, fiziksel aktivite azlığı, uyku düzenindeki bozulmalar ve beslenme alışkanlıkları da olası faktörler arasında gösteriliyor. Bilim insanları, IQ testlerinin belirli bilişsel alanları ölçtüğünü ve insan zekâsının çok boyutlu bir yapıya sahip olduğunu hatırlatıyor. Horvath’ın açıklamaları, yeni kuşakların zihinsel kapasitesine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirirken, uzmanlar kesin yargılardan kaçınılması gerektiğini vurguluyor. Flynn Etkisi’nin gerçekten tersine dönüp dönmediği sorusu ise kapsamlı ve uzun vadeli araştırmalarla netlik kazanacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yapay zekâ alarmı: Çok büyük bir şey oluyor Haber

Yapay zekâ alarmı: Çok büyük bir şey oluyor

Yapay zekâ alanında çalışan girişimci Matt Shumer, kamuoyuna yaptığı değerlendirmede teknolojinin etkisinin henüz tam kavranmadığını belirtti. Shumer’e göre dünya, 2020 başındaki pandemi sürecine benzer bir “hafife alma” döneminde ve yapay zekânın yaratacağı dönüşüm çok daha kapsamlı olabilir. “Şubat 2020’yi düşünün” benzetmesi Shumer, yazısında pandemi öncesi döneme atıf yaparak, ilk başta uzak görünen gelişmelerin kısa sürede küresel krize dönüştüğünü hatırlattı. Ona göre bugün de benzer bir eşikte bulunuluyor; ancak bu kez dönüşümün merkezinde biyolojik değil, dijital bir devrim var. Beyaz yakalı meslekler risk altında mı? Shumer’in değerlendirmesinde hukuk, finans, tıp, yazılım mühendisliği ve müşteri hizmetleri gibi alanlar özellikle vurgulandı. Sözleşme inceleme, veri analizi, raporlama, teşhis önerme ve kod geliştirme gibi birçok bilişsel görevin artık yapay zekâ sistemleri tarafından gerçekleştirilebildiği ifade ediliyor. Özellikle giriş seviyesi pozisyonların daha hızlı etkilenebileceği belirtiliyor. “İşlerin yüzde 50’si ortadan kalkabilir” iddiası Shumer’in aktardığına göre, Anthropic CEO’su Dario Amodei, yapay zekânın 1 ila 5 yıl içinde giriş seviyesi beyaz yaka işlerin yaklaşık yüzde 50’sini ortadan kaldırabileceğini öngörüyor. Ancak bu tür tahminlerin kesinlik içermediği ve teknolojik adaptasyon süreçlerinin ülkelere göre farklılık gösterebileceği de uzmanlar tarafından sıkça dile getiriliyor. Dönüşüm sadece istihdamla sınırlı değil Shumer, yapay zekânın yalnızca iş gücü piyasasını değil; eğitimden ulusal güvenliğe kadar geniş bir yelpazede etkili olabileceğini savundu. Ona göre bu süreçte erken adapte olan bireyler ve kurumlar avantaj sağlayacak. Teknoloji uzmanları ise yapay zekânın bir tehditten ziyade doğru düzenleme ve eğitim politikalarıyla fırsata dönüştürülebileceğini vurguluyor. Tartışmalar, önümüzdeki yıllarda küresel gündemin merkezinde kalmaya devam edecek gibi görünüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

“BioNTech aşısı gelmedi” iddialarına yalanlama Haber

“BioNTech aşısı gelmedi” iddialarına yalanlama

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, bazı sosyal medya mecralarında dolaşıma sokulan “COVID-19 salgını sürecinde Türkiye’ye BioNTech aşısı gelmedi” iddialarına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, söz konusu iddiaların gerçek dışı olduğu ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik dezenformasyon içerdiği vurgulandı. BioNTech aşılarının doğrudan firmadan temin edildiği açıklandı Yapılan açıklamada, COVID-19’a karşı geliştirilen BioNTech mRNA aşılarının klinik kullanım amacıyla doğrudan BioNTech SE firmasından temin edildiği belirtildi. Aşıların, Mart 2021 tarihinden itibaren salgının son dönemlerine kadar mevzuata uygun şekilde tedarik edilerek Türkiye toplumunun kullanımına sunulduğu ifade edildi. Acil kullanım onayı uluslararası bilimsel kriterlere dayanıyor Açıklamada, salgın gibi küresel halk sağlığı acil durumlarında aşı ve ilaçların temininde “Acil Kullanım Ön Onayı” mekanizmasının dünya genelinde uygulandığı hatırlatıldı. BioNTech mRNA aşılarının da Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası bilimsel otoritelerin değerlendirmeleri esas alınarak, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından temin edildiği ve uygulandığı bilgisi paylaşıldı. Aşılama sürecinin bilimsel ve hukuki çerçevede yürütüldüğü vurgulandı Pandemi boyunca yürütülen tüm aşılama faaliyetlerinin, insan sağlığının korunması önceliğiyle, bilimsel kriterler, şeffaflık ilkesi ve hukuki mevzuat çerçevesinde titizlikle gerçekleştirildiği belirtildi. Yetkililer, sürecin ulusal ve uluslararası standartlara uygun şekilde yürütüldüğünün altını çizdi. Kamuoyuna dezenformasyon uyarısı yapıldı İletişim Başkanlığı, teknik ve hukuki bağlamından koparılarak dolaşıma sokulan, yanıltıcı ve gerçek dışı iddialara itibar edilmemesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada, Türkiye toplumunun doğru ve güvenilir bilgiye erişiminin önemine dikkat çekildi ve yurttaşlara resmî kaynakları takip etme çağrısı yapıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.