SON DAKİKA

#Pandemi

HABER DEĞER - Pandemi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pandemi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Diş Hekimliği Fakültesi sayısına düzenleme getirilmeli Haber

Diş Hekimliği Fakültesi sayısına düzenleme getirilmeli

İzmir Diş Hekimleri Odası (İZDO) Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Atinel, sektörde yaşanan haksız rekabetin önüne geçilmesi için diş hekimliği fakültesi sayısına düzenleme getirilmesi çağrısında bulundu. Türkiye'de hizmet veren diş hekimliği fakültesi sayısının 106'ya yükseldiğini belirten Atinel, buradan mezun olan hekimlerin işsizlikle karşı karşıya olduğunu söyledi. Türkiye genelinde birbiri ardına açılan diş hekimliği fakültelerinin mesleğe faydadan çok zarar verdiğini vurgulayan Başkan Ersin Atinel, “Akademisyen kadrosunun yeterli olmadığı bazı fakültelerde, araştırma görevlileri ve doktora öğrencilerinin yetiştirdiği öğrenciler mezun ediliyor. Ülkemizde akademik kadro, tıbbi ekipmanlar ve uygulama ünitelerinin yeterli olmadığı bazı fakülteler var. Ülkemizde geçen yıl 45 bin diş hekimi vardı; şu anki mezuniyet rakamlarına göre bu sayı 5 yıl sonra 90 bine çıkacak. Bu kadar çok mezun istihdam edilemez, sektörde haksız rekabete neden olur ve kalite de düşer. Diş hekimliğinde doktora programı da kaldırıldı. Diş hekimliği kontenjanları da geçtiğimiz yıl sınırlandırıldı. Fakat fakülte sayısının da düzenlenmesi lazım. Bu konuda hükümet nezdinde gerekli adımların atılmasını bekliyoruz” diye konuştu. YENİ MEZUNLAR İŞSİZ KALIYOR Ersin Atinel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir yıl önce getirilen düzenlemeyle, bir diş hekimi yanında sertifikalı başka bir diş hekimini çalıştırmaya hak kazandı. Muayenehane sahibi hekimler doğal olarak yanında çalıştıracağı kişinin kalifiye olmasını istiyor. Fakat artan işletme maliyetlerinin yanı sıra; diş hekimliği mezunu olan bazı hekimlerinin akademik anlamda yeterli beceri, deneyim ve donanıma sahip olmaması nedeniyle de bu düzenleme çok ilgi görmedi. Pandemi süreci de uzaktan eğitim nedeniyle sektör adına bir takım olumsuzluklar yaşanmasına neden oldu. Öğrencinin fakülte bünyesinde edinebileceği hastaya yaklaşım, el becerisi ve pratik gibi konularda aksamalar yaşandı. Bu öğrenciler yeterli bilgi ve deneyime sahip olmadığı için mezun olduktan sonra işsizlikle karşı karşıya kalıyor. En büyük arzumuz toplumun ihtiyaçlarıyla örtüşecek sayıda, donanımlı hekimlerin sektöre kazandırılmasıdır”

Şirketlerde yeni dönem: Ortalama çalışanlar gözden mi düşüyor? Haber

Şirketlerde yeni dönem: Ortalama çalışanlar gözden mi düşüyor?

Küresel şirketler çalışan yönetiminde önemli bir dönüşüm yaşıyor. Pandemi döneminde öne çıkan “herkesin potansiyeli var” yaklaşımı yerini, en yüksek performanslı çalışanları ödüllendiren ve düşük performansı hızlı şekilde ele alan yeni bir modele bırakıyor. Uzmanlara göre bu değişim, özellikle orta düzey performans sergileyen çalışanlar açısından riskleri artırıyor. Yıldız çalışanlara odaklanma güçleniyor Teknoloji şirketleri bu dönüşümün en görünür olduğu alanlardan biri. Şirketler satış ve ürün ekiplerinde en iyi performansı gösterenlere daha yüksek ödüller planlarken, hedeflerin gerisinde kalan çalışanlara yönelik baskıyı artırıyor. Akademisyen Richard Smith, bu yaklaşımın pazarlamadaki segmentasyon mantığından geldiğini ve liderlerin stratejik öneme sahip “MVP” çalışanlara yatırım yaptığını belirtiyor. Kariyer koçu Alan Stein ise yıldız çalışanların ödüllendirilmesinin yeni olmadığını, ancak artık daha açık ve sert biçimde uygulandığını vurguluyor. İşe alımın yavaşlaması dengeleri değiştirdi Son yıllarda işe alımların yavaşlaması işverenlerin elini güçlendirirken, orta düzey çalışanların gelişimine ayrılan kaynakların azalmasına yol açtı. Uzmanlar, pandemi döneminde öne çıkan kapsayıcı gelişim anlayışının büyük ölçüde geri planda kaldığını ifade ediyor. Bu durum, kariyer basamaklarının ortasında yer alan geniş bir çalışan grubunun kendini daha kırılgan hissetmesine neden oluyor. “Ortanca çocuk sendromu” tartışması büyüyor Araştırmalara göre büyük şirketlerde çalışanların küçük bir bölümü “olağanüstü”, benzer bir bölümü düşük performanslı olarak sınıflandırılırken, çoğunluğu güvenilir ancak ortalama performans sergileyen çalışanlar oluşturuyor. Sadece zirveye odaklanan modellerin bu geniş grubun motivasyonunu düşürebileceği ve kurum içi iş birliğini zayıflatabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, şirketlerin en iyi çalışanları geliştirmek ile geniş iş gücünü iyileştirmek arasında stratejik bir denge kurması gerektiğine dikkat çekiyor. Yapay zekâ orta seviye baskısını artırıyor Bu dönüşüm yalnızca teknoloji sektörüyle sınırlı değil; hukuk, danışmanlık ve mühendislik gibi alanlar da yapay zekânın etkisiyle benzer bir değişim yaşıyor. Yapay zekâ rutin işleri üstlendikçe, orta düzey rollerin değeri yeniden tanımlanıyor ve çalışanlardan daha yüksek katma değer üretmeleri bekleniyor. Uzmanlara göre çıkış yolu beceri dönüşümü Buna karşın uzmanlar, orta düzey çalışanlar için seçeneklerin sürdüğünü vurguluyor. Güçlü muhakeme, müşteri ilişkileri, belirsizlikle başa çıkma ve karar alma gibi insan odaklı becerilerin öneminin arttığı ifade ediliyor. Yapay zekâyı iş süreçlerini hızlandıracak biçimde kullanmayı öğrenmek de kariyer açısından kritik bir avantaj olarak görülüyor. Yeni dönemde şirketler yüksek performanslı çalışanları parlatırken, “ortalama” olmak kariyer yolculuğunun en tartışmalı ve kırılgan alanlarından biri haline geliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Z kuşağı aptallaşıyor mu? Haber

Z kuşağı aptallaşıyor mu?

Yüzyıllık yükselişin ardından IQ verilerinde dikkat çeken bir kırılma yaşandığı öne sürülüyor. Nörobilim alanında çalışmalarıyla bilinen Jared Cooney Horvath, yaptığı değerlendirmede tarihte ilk kez çocukların ebeveynlerinden daha düşük bilişsel kapasiteye sahip olabileceğini söyledi. Bu açıklama, 20. yüzyıl boyunca her neslin bir öncekinden daha yüksek IQ skorlarına ulaştığını gösteren “Flynn Etkisi”nin tersine dönmüş olabileceği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Flynn etkisinin 2010 sonrası zayıfladığı belirtiliyor. James R. Flynn tarafından ortaya konan ve uzun yıllar boyunca IQ skorlarındaki artışı tanımlayan Flynn Etkisi, eğitim seviyesinin yükselmesi, şehirleşme, beslenme koşullarının iyileşmesi ve karmaşık problem çözme gerektiren yaşam biçimleriyle ilişkilendirilmişti. Ancak bazı Batı ülkelerinde 2010 yılından itibaren yapılan ölçümlerde IQ skorlarında düşüş eğilimi gözlemlendiği bildiriliyor. Özellikle sözel muhakeme, dikkat ve soyut akıl yürütme alanlarında gerileme olduğu ifade ediliyor. Dijitalleşmenin bilişsel süreçleri etkilediği iddia ediliyor. Uzmanlara göre ekran süresinin artması, sosyal medya kullanımının yaygınlaşması ve kısa içerik tüketim alışkanlıklarının derin okuma ve uzun süreli odaklanma becerilerini zayıflatabileceği öne sürülüyor. Bununla birlikte araştırmacılar, bu durumun “zeka kaybı” anlamına gelmeyebileceğini, bilişsel becerilerin farklı alanlara kayıyor olabileceğini belirtiyor. Eğitim ve yaşam tarzındaki değişimlerin rolü araştırılıyor. Pandemi sürecinde uzaktan eğitime geçilmesi, fiziksel aktivite azlığı, uyku düzenindeki bozulmalar ve beslenme alışkanlıkları da olası faktörler arasında gösteriliyor. Bilim insanları, IQ testlerinin belirli bilişsel alanları ölçtüğünü ve insan zekâsının çok boyutlu bir yapıya sahip olduğunu hatırlatıyor. Horvath’ın açıklamaları, yeni kuşakların zihinsel kapasitesine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirirken, uzmanlar kesin yargılardan kaçınılması gerektiğini vurguluyor. Flynn Etkisi’nin gerçekten tersine dönüp dönmediği sorusu ise kapsamlı ve uzun vadeli araştırmalarla netlik kazanacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yapay zekâ alarmı: Çok büyük bir şey oluyor Haber

Yapay zekâ alarmı: Çok büyük bir şey oluyor

Yapay zekâ alanında çalışan girişimci Matt Shumer, kamuoyuna yaptığı değerlendirmede teknolojinin etkisinin henüz tam kavranmadığını belirtti. Shumer’e göre dünya, 2020 başındaki pandemi sürecine benzer bir “hafife alma” döneminde ve yapay zekânın yaratacağı dönüşüm çok daha kapsamlı olabilir. “Şubat 2020’yi düşünün” benzetmesi Shumer, yazısında pandemi öncesi döneme atıf yaparak, ilk başta uzak görünen gelişmelerin kısa sürede küresel krize dönüştüğünü hatırlattı. Ona göre bugün de benzer bir eşikte bulunuluyor; ancak bu kez dönüşümün merkezinde biyolojik değil, dijital bir devrim var. Beyaz yakalı meslekler risk altında mı? Shumer’in değerlendirmesinde hukuk, finans, tıp, yazılım mühendisliği ve müşteri hizmetleri gibi alanlar özellikle vurgulandı. Sözleşme inceleme, veri analizi, raporlama, teşhis önerme ve kod geliştirme gibi birçok bilişsel görevin artık yapay zekâ sistemleri tarafından gerçekleştirilebildiği ifade ediliyor. Özellikle giriş seviyesi pozisyonların daha hızlı etkilenebileceği belirtiliyor. “İşlerin yüzde 50’si ortadan kalkabilir” iddiası Shumer’in aktardığına göre, Anthropic CEO’su Dario Amodei, yapay zekânın 1 ila 5 yıl içinde giriş seviyesi beyaz yaka işlerin yaklaşık yüzde 50’sini ortadan kaldırabileceğini öngörüyor. Ancak bu tür tahminlerin kesinlik içermediği ve teknolojik adaptasyon süreçlerinin ülkelere göre farklılık gösterebileceği de uzmanlar tarafından sıkça dile getiriliyor. Dönüşüm sadece istihdamla sınırlı değil Shumer, yapay zekânın yalnızca iş gücü piyasasını değil; eğitimden ulusal güvenliğe kadar geniş bir yelpazede etkili olabileceğini savundu. Ona göre bu süreçte erken adapte olan bireyler ve kurumlar avantaj sağlayacak. Teknoloji uzmanları ise yapay zekânın bir tehditten ziyade doğru düzenleme ve eğitim politikalarıyla fırsata dönüştürülebileceğini vurguluyor. Tartışmalar, önümüzdeki yıllarda küresel gündemin merkezinde kalmaya devam edecek gibi görünüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

“BioNTech aşısı gelmedi” iddialarına yalanlama Haber

“BioNTech aşısı gelmedi” iddialarına yalanlama

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, bazı sosyal medya mecralarında dolaşıma sokulan “COVID-19 salgını sürecinde Türkiye’ye BioNTech aşısı gelmedi” iddialarına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, söz konusu iddiaların gerçek dışı olduğu ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik dezenformasyon içerdiği vurgulandı. BioNTech aşılarının doğrudan firmadan temin edildiği açıklandı Yapılan açıklamada, COVID-19’a karşı geliştirilen BioNTech mRNA aşılarının klinik kullanım amacıyla doğrudan BioNTech SE firmasından temin edildiği belirtildi. Aşıların, Mart 2021 tarihinden itibaren salgının son dönemlerine kadar mevzuata uygun şekilde tedarik edilerek Türkiye toplumunun kullanımına sunulduğu ifade edildi. Acil kullanım onayı uluslararası bilimsel kriterlere dayanıyor Açıklamada, salgın gibi küresel halk sağlığı acil durumlarında aşı ve ilaçların temininde “Acil Kullanım Ön Onayı” mekanizmasının dünya genelinde uygulandığı hatırlatıldı. BioNTech mRNA aşılarının da Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası bilimsel otoritelerin değerlendirmeleri esas alınarak, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından temin edildiği ve uygulandığı bilgisi paylaşıldı. Aşılama sürecinin bilimsel ve hukuki çerçevede yürütüldüğü vurgulandı Pandemi boyunca yürütülen tüm aşılama faaliyetlerinin, insan sağlığının korunması önceliğiyle, bilimsel kriterler, şeffaflık ilkesi ve hukuki mevzuat çerçevesinde titizlikle gerçekleştirildiği belirtildi. Yetkililer, sürecin ulusal ve uluslararası standartlara uygun şekilde yürütüldüğünün altını çizdi. Kamuoyuna dezenformasyon uyarısı yapıldı İletişim Başkanlığı, teknik ve hukuki bağlamından koparılarak dolaşıma sokulan, yanıltıcı ve gerçek dışı iddialara itibar edilmemesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada, Türkiye toplumunun doğru ve güvenilir bilgiye erişiminin önemine dikkat çekildi ve yurttaşlara resmî kaynakları takip etme çağrısı yapıldı.

Evde LGS ve YKS’ye Hazırlık: DenemeBank AR-GE ve Proje Koordinatörü Elifnur Gökmenoğlu’ndan “Ölç, Analiz Et, Kazan!” Rehberi Haber

Evde LGS ve YKS’ye Hazırlık: DenemeBank AR-GE ve Proje Koordinatörü Elifnur Gökmenoğlu’ndan “Ölç, Analiz Et, Kazan!” Rehberi

Merhaba eğitimseverler! Pandemi sonrası dünya, evleri birer öğrenme laboratuvarına dönüştürdü. LGS ve YKS gibi kritik sınavlara evde hazırlanmak artık bir zorunluluk değil, akıllı teknolojilerle desteklenen bir avantaja dönüştü. Bu hafta DenemeBank AR-GE ve Proje Koordinatörü Elifnur Gökmenoğlu ile yaptığımız röportajda, tam da bu konuyu masaya yatırdık: Evde nasıl verimli çalışılır? Gökmenoğlu, canlı ders platformlarından DenemeBank.com gibi kurumsal deneme hizmetlerine uzanan dijital eğitim ekosistemini anlatarak şu noktayı vurguladı: Önemli olan, ölçmek ve analiz etmek. Çünkü her öğrencinin öğrenme yolculuğu benzersizdir. Haydi, bu ilham verici söyleşiden yola çıkarak sizin için hazırladığımız pratik rehbere birlikte bakalım! Röportajın Kalbi: Elifnur Gökmenoğlu Kimdir ve Neden Bu Konuşma Önemli? Elifnur Gökmenoğlu, DenemeBank.com’un AR-GE ve Proje Koordinatörü olarak eğitim teknolojilerinin ön saflarında yer alan bir uzman. Pandemi döneminde ev okullarının dijital dönüşümüne öncülük eden Gökmenoğlu, “Eğitim artık duvarlarla sınırlı değil; bir tıkla evrene açılıyor” diyor. Röportajımız “Evde LGS ve YKS’ye nasıl hazırlanılır?” sorusuyla başladı. Cevabı ise netti: “Teknoloji, sınav hazırlığını demokratikleştirdi. Artık pahalı kurslara gerek yok; evinizde, cebinizden çok daha az harcayarak zirveye çıkabilirsiniz. Özellikle DenemeBank.com gibi platformlar, kişiye özel içerikleriyle bu süreci herkes için ulaşılabilir hale getiriyor.” Pandemi Sonrası Dijital Devrim: Evde Çalışmayı Kolaylaştıran Araçlar Gökmenoğlu’na göre pandemi, eğitim teknolojilerini hızlandıran bir dönüm noktası oldu. Öğrenciler artık üç temel dijital destekten faydalanabiliyor: 1. Canlı Ders Platformları: “Zoom gibi araçlar, evinizi bir sınıfa dönüştürdü. Haftada 3–4 canlı dersle öğretmenle birebir iletişim kurmak hem motivasyonu korur hem de soruların anında çözülmesini sağlar.” 2. Öğrenci Koçluğu Uygulamaları: “Bir koç, yol haritanızı çizer. Haftalık görüşmelerle tıkanma noktalarını fark eder. Artık bu süreç, dijital koçluk uygulamaları sayesinde 7/24 erişilebilir hale geldi.” 3. Kurumsal Deneme Hizmetleri: “İşte burada DenemeBank.com devreye giriyor,” diyor Gökmenoğlu. “Uygun fiyatlı paketlerle Türkiye geneli denemeler sunuyoruz. EditDijital altyapımız sayesinde sonuçlar anında analiz ediliyor. Bu, evde çalışmanın en ekonomik ve verimli yolu. Her öğrenciye özel deneme sıklığı, konu bazlı testler ve bireysel raporlarla öğrenme sürecini tamamen kişiselleştiriyoruz.” Peter Drucker’ın “Ölçemediğiniz şeyi yönetemezsiniz” sözünü hatırlatarak ekliyor: “Bir deneme çözün, netlerinizi görün, zayıf konularınızı belirleyin. DenemeBank.com’da her deneme sonrası grafiklerle desteklenen raporunuz hazır. Böylece körü körüne değil, bilinçli şekilde çalışırsınız.” Her Öğrenciye Özel: Benzersiz Öğrenme Şekilleri Gökmenoğlu, her öğrencinin öğrenme biçiminin farklı olduğunu vurguluyor: “Kimisi görsel, kimisi işitsel, kimisi ise kinestetik öğrenir. Önemli olan, kendi öğrenme stilinizi keşfetmektir.” Howard Gardner’ın çoklu zeka kuramından esinlenerek şu önerileri paylaşıyor: Görsel öğrenenler için: Videolu dersler ve infografikler kullanın. DenemeBank.com’un çözüm videoları hatalarınızı görmenizi sağlar. İşitsel öğrenenler için: Podcast’ler dinleyin veya sesli notlar kaydedin. Kinestetik öğrenenler için: Hareket ederek çalışın, deneme sonrası küçük kutlamalar yapın. Okuma-yazma odaklı öğrenenler için: Günlük tutun, analizlerinizi yazıya dökün. Gökmenoğlu’na göre evde çalışmak, bu farklı yöntemleri denemek için mükemmel bir fırsat: “Bir hafta boyunca çeşitli öğrenme tekniklerini deneyin. Hangisi size ‘bu bana göre’ dedirtiyorsa, ona sadık kalın. DenemeBank.com’un yapay zekâ destekli sistemi zaten bu süreci otomatikleştiriyor.” Pratik Rehber: 5 Adımda Evde Etkili Sınav Hazırlığı Gökmenoğlu’nun önerdiği eylem planı, evde hazırlanan LGS ve YKS öğrencileri için oldukça pratik: Hedef Belirleyin: “Neden bu sınavı kazanmak istiyorsunuz? Hayalinizi yazın, motivasyon kaynağınız bu olsun.” Günlük Rutin Oluşturun: Sabah 2 saat konu çalışması, öğleden sonra 1 saat deneme. Aralarda 5 dakikalık nefes molaları verin. Dijital Araçları Entegre Edin: Canlı ders + koç + DenemeBank.com paketi kombinasyonu en etkili formüldür. Düzenli Ölçüm Yapın: Her ay bir tam deneme çözün. “Netleriniz artmıyorsa yönteminizi değiştirin.” Destek Ağı Kurun: Ailenizle süreci paylaşın, online topluluklara katılın. “Evde bile bir ekip olun!” diyor Gökmenoğlu. Son Söz: Elifnur Gökmenoğlu’ndan Motivasyon Dozu Röportajın sonunda Gökmenoğlu bunları vurguluyor: “Evde çalışmak, özgürlük demek. Pandemi bize gösterdi ki gerçek eğitim, teknolojiyle kalbi buluşturduğunda anlam kazanıyor. DenemeBank.com, kişiye özel programlarıyla bunu herkes için erişilebilir kılıyor. Her öğrenci bir yıldız; sadece doğru analizi yapın, parlayın!” Bu rehberi uygulayın, farkı kendi gözlerinizle görün. DenemeBank.com’da uygun fiyatlı LGS ve YKS paketlerini keşfedin – EditDijital’in güçlü altyapısıyla ölçümünüz kusursuz olsun!

İran’da eğitimde katılım seferberliği: Sorunlar halkın eliyle çözülmeli Haber

İran’da eğitimde katılım seferberliği: Sorunlar halkın eliyle çözülmeli

İran’da eğitim politikaları yeni bir katılımcı anlayışla yeniden şekilleniyor. Cumhurbaşkanı Mesud Pezizkian yönetimindeki 14. Hükümet, eğitimi yalnızca bir kurumsal mesele değil, “toplumsal katılımın ve bilimsel kalkınmanın omurgası” olarak ele alıyor. Son haftalarda düzenlenen üç ayrı toplantı ve açıklama, İran’da eğitim sisteminin demokratikleştirilmesi, uygulamalı eğitimin güçlendirilmesi ve bilim insanlarına duyulan saygının kurumsallaşması yönünde dikkat çekici mesajlar içeriyor. “Eğitim halkın katılımına açılmalı” Tahran Eğitim Genel Müdürü Majid Parsa, Ebeveynler ve Eğitimciler Haftası kapsamında yaptığı konuşmada, İran’daki eğitim sisteminin ancak halkın aktif katılımıyla iyileşebileceğini vurguladı. “Eğitim yükü ağır, ama çözüm halkın katılımında. Eğitim kurumlarının kapıları yurttaşların görüşlerine, planlarına ve karar süreçlerine açık olmalı.” Parsa, Cumhurbaşkanı Pezizkian’ın eğitime verdiği özel önemi “takdire şayan” olarak niteledi. Pezizkian’ın son bir yılda “eğitimde adalet” temalı 60’tan fazla toplantıya katıldığını belirten Parsa, özellikle kırsal bölgelerde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesine yönelik projelerin hızlandığını söyledi. Eğitim müdürü ayrıca, Tahran’daki aile danışma merkezlerinin sayısının yıl sonuna kadar 12’den 20’ye çıkarılacağını açıkladı. Bu merkezler, öğretmen-aile işbirliğini geliştirmeyi ve öğrenci başarısına sosyal destek sağlamayı hedefliyor. “Eğitim teoride değil, uygulamada anlam kazanır” İran İdari ve İstihdam Teşkilatı Başkanı Alaeddin Rafizadeh, kamu kurumlarındaki yöneticiler ve eğitim müdürleriyle yaptığı toplantıda, eğitimde reformun ancak “uygulamalı, güncel ve yenilikçi” yöntemlerle mümkün olacağını söyledi. “Eğer eğitim pratik değilse, sadece sıkıcı hale gelir. Gerçek hayata dokunmayan hiçbir öğretim süreci bireylere ya da kurumlara katma değer sağlayamaz.” Rafizadeh, çevre yönetiminden kamu yönetimine kadar tüm alanlarda eğitimlerin teoriden pratiğe taşınması gerektiğini vurguladı. Ülkede başlatılan “Etkili Eğitim, Çevre Yönetiminin Temelidir” projesi kapsamında üç yeni çevre eğitim paketi de tanıtıldı. “Bilgiye saygı günü”: Bilim insanlarına alkışlı vurgular İran’da üniversitelerde yeni akademik yılın açılış töreni, Cumhurbaşkanı Mesud Pezizkian’ın “Bilgiye Saygı” çağrısıyla dikkat çekti. Tarbiat Modares Üniversitesi’nde düzenlenen törende Pezizkian, “İnançları, siyasi görüşleri ve cinsiyetleri ne olursa olsun, bilgiyi temsil eden herkese saygı göstermeliyiz.” ifadelerini kullandı. “Ülkemizi önemsiyorsak, kültürel, ekonomik ve toplumsal sorunları çözmek için en yetkin bilim insanlarını dinlemeliyiz. Kurtuluşun yolu bilgi ve bilgeliktedir.” Cumhurbaşkanı’nın sözleri, akademisyenler tarafından uzun süre alkışlandı. Törende ayrıca üniversiteye yeni giren başarılı öğrencilere ödüller verildi; bilimsel yetkinliğin İran’ın askeri ve toplumsal gücünün temeli olduğu vurgulandı. “Bilim, inanç ve toplumsal sorumluluk el ele” Sağlık Bakanı Muhammed Rıza Zafargandi, törende yaptığı konuşmada, İran’ın bilimsel hareketinin durdurulamaz olduğunu belirtti: “İlim aramak, yalnızca uzun yollar yürümek değil; dünyayla etkileşim kurmak, bilimi paylaşmak ve insanlığa hizmet etmektir.” Zafargandi, İranlı bilim insanlarının özellikle pandemi sürecinde gösterdikleri çabayı hatırlatarak, “Bilimsel otorite, İran’ın askeri ve kültürel bağımsızlığının teminatıdır.” dedi. Eğitimde reform çağrısı Türkiye’ye de mesaj taşıyor İran’daki bu gelişmeler, bölge ülkelerinde eğitim politikalarının yönünü tartışmaya açtı. Katılımcı yönetim, bilim temelli karar alma ve uygulamalı eğitim vurgusu, Türkiye’deki eğitim reformu tartışmalarına da paralellik gösteriyor. Uzmanlara göre, İran’ın “bilgiye saygı, eğitime katılım ve adalet” merkezli politikaları, bölgesel düzeyde “insan odaklı kalkınma modeli” arayışına yeni bir örnek oluşturuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.