SON DAKİKA

#Paris

HABER DEĞER - Paris haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Paris haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milyonerlerin gölgesinde bir meslek: “Milyoner dadıları” nasıl yaşıyor? Haber

Milyonerlerin gölgesinde bir meslek: “Milyoner dadıları” nasıl yaşıyor?

Brezilya’nın Sao Paulo kentinde yaşayan Giuliana Passarelli, bir milyoner iş insanının kişisel asistanı olarak çalışıyor. Gününün büyük kısmını patronunun günlük hayatını düzenlemekle geçiren Passarelli, işinin aslında süper zenginlerin zamanını satın almak anlamına geldiğini söylüyor. Ona göre bu meslek, “patronunun yapmak istemediği her şeyi halletmek” üzerine kurulu. Passarelli’nin görevleri bazen bir doğum günü organizasyonu hazırlamak ya da dişçi randevusu ayarlamak gibi sıradan işlerden oluşuyor. Ancak bazı günler program çok daha sıra dışı olabiliyor. Passarelli, patronunun koleksiyonluk bir Ferrari satın almak için gece yarısı Fransa’ya gitmeye karar verdiğini ve sabaha kadar seyahat hazırlığı yapmak zorunda kaldığını anlatıyor. Paris yakınlarında bir kasabaya gidip aracı satın almak ve gerekli tüm evrakları tamamlamak da onun sorumlulukları arasında yer almış. Sosyal medyada “milyoner dadısı” olarak bilinen Passarelli, işinin perde arkasını TikTok’ta paylaştığı videolarla anlatıyor. Paylaşımları milyonlarca izlenmeye ulaşırken, zenginlerin günlük yaşamına dair merak edilen pek çok detay da bu videolar sayesinde görünür hale geliyor. Passarelli, patronunun hayatını yönetmenin bir anlamda sürekli tetikte olmak anlamına geldiğini ifade ederek “Bir çocuğa göz kulak olur gibi sürekli dikkatli olmanız gerekiyor” diyor. Bazen görevler oldukça sıra dışı bir noktaya da ulaşabiliyor. Passarelli, patronunun minyatür tavuklara merak sardığını ve bir süre bu hayvanların bakımından sorumlu olduğunu anlatıyor. Malezya kökenli “serama” cinsi minyatür tavuklar bir dönem patronunun ofisinde yaşamış, daha sonra bir çiftliğe gönderilmiş. Ancak Passarelli hâlâ bu tavukların fotoğraflarını ve sağlık durumlarını patronuna iletmeye devam ediyor. Uzmanlara göre bu meslek aslında yeni değil, sadece modern bir form kazanmış durumda. Sao Paulo’daki Escola Superior de Propaganda e Marketing’de lüks pazarlama dersleri veren Prof. Cristina Proença, süper zenginlerin uzun zamandır ev hizmetlileri, uşaklar ve yardımcı personel çalıştırdığını belirtiyor. Ona göre günümüzde kişisel asistanlık, bu geleneksel rollerin daha profesyonelleşmiş bir versiyonu. Proença, süper zenginler için en değerli şeyin para değil zaman olduğunu vurguluyor. Bu nedenle kişisel asistanlar, patronlarının zamanını geri kazanmasını sağlayan bir hizmet sunuyor. Başka bir deyişle, zenginler aslında başkalarının zamanını satın alarak kendi zamanlarını genişletiyor. Bu meslek, lüks dünyaya yakın olma fırsatı sunduğu için birçok kişi için cazip görülüyor. Brezilya’da yaşayan João Victor Marques de bu alanda çalışan isimlerden biri. Kariyeri boyunca Monaco, Dubai, Londra ve Zürih gibi şehirlerde görev yapan Marques, süper zenginlerin dünyasına yakından tanıklık ettiğini söylüyor. Hatta bir keresinde Monaco’da demirli olan bir yat üzerinde düzenlenen davette Hollywood yıldızı Leonardo DiCaprio’nun bulunduğu bir akşam yemeğine katıldığını anlatıyor. Ancak bu işin gölge tarafı da var. Süper zenginlerin hayatına yakından tanıklık etmek, özellikle gelir eşitsizliğinin çok yüksek olduğu ülkelerde çalışanlar üzerinde karmaşık duygular yaratabiliyor. Brezilya, dünya gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülkelerden biri olarak biliniyor. Passarelli, her gün aşırı zenginliğe tanık olmanın bazen rahatsız edici olabildiğini kabul ediyor. “Bazen neden bu kadar büyük bir fark var diye düşünüyorsunuz” diyen Passarelli, yine de yaptığı işin sadece bir meslek olduğunu ve bu dünyayı yargılamamaya çalıştığını söylüyor. Sosyal medyada paylaştığı videoların popülerliğinin de tam olarak buradan geldiğini düşünüyor. Ona göre milyonlarca insan, kendi hayatlarından çok farklı olan bu lüks dünyayı merak ediyor. Passarelli ise bunu öğretmek ya da özendirmek için değil, sadece var olan bir gerçekliği göstermek için paylaştığını ifade ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Vizyonda bu hafta: Komediden korkuya 8 yeni film seyirciyle buluştu Haber

Vizyonda bu hafta: Komediden korkuya 8 yeni film seyirciyle buluştu

Sinema salonlarında bu hafta komediden drama, aksiyondan animasyona geniş bir yelpazede sekiz yeni film vizyona girdi. Uluslararası yapımların yanı sıra yerli korku ve gerilim filmlerinin de yer aldığı haftada, göç, aile, kimlik ve hayatta kalma temaları öne çıktı. Göç ve vicdan hikâyesi: “Ben Bir Yabancıydım” Brandt Andersen’in yönettiği “Ben Bir Yabancıydım”, Akdeniz’de yolları kesişen dört yabancının hikâyesi üzerinden savaş, göç ve merhamet temalarını ele alıyor. Suriyeli bir doktorun küçük kızıyla Halep’ten kaçışıyla başlayan film, vicdan ve sorumluluk arasındaki çatışmayı dramatik bir anlatımla beyaz perdeye taşıyor. Orta yaş krizi ve kimlik arayışı perdeye taşınıyor Bradley Cooper imzalı “Sesim Geliyor Mu?”, boşanma sürecindeki bir adamın New York komedi sahnesinde yeni bir anlam arayışını konu alıyor. Dram ve komediyi bir araya getiren yapım, ortak ebeveynlik ve bireysel dönüşüm üzerine odaklanıyor. Aksiyon ve gerilimde hayatta kalma mücadelesi Ric Roman Waugh’un yönettiği “Sığınak”, İskoçya’da ıssız bir adada yaşayan eski bir askerin bir kızı kurtarmasıyla değişen hayatını anlatıyor. Aksiyon ve gerilim unsurlarını bir araya getiren film, geçmiş travmalar ve koruma içgüdüsü ekseninde ilerliyor. Biyografi ve sanat: Chopin’in Paris yılları “Chopin, Chopin!” ünlü besteci Frederic Chopin’in hastalıklarla mücadele ederken müziğinde yarattığı dönüşümü ve Paris sosyetesindeki var olma çabasını ele alıyor. Film, izleyiciyi 19. yüzyılın kültürel atmosferine götürüyor. Sağlık emekçilerinin görünmeyen yükü “Gece Vardiyası”, personel eksikliği yaşayan bir acil serviste çalışan bir hemşirenin tükenmişlik sürecini merkezine alıyor. Yapım, sağlık sektöründeki yoğun tempo ve sistemsel baskıları gerçekçi bir dille aktarıyor. Yerli yapımlarda gerilim ve korku öne çıktı Can Evrenol’un yönettiği “Cam Sehpa”, sıradan bir evlilik hikâyesinden yola çıkarak beklenmedik bir trajediye uzanan gerilimli bir anlatı kuruyor. Bülent Terzioğlu imzalı “Muamma: Cenin-i Cin” ise paranormal olaylar üzerinden aile içi sırları ve inanç çatışmalarını işliyor. Animasyonda epik bir intikam hikâyesi Mamoru Hosoda’nın yönettiği “Scarlet”, babasının intikamını almak isteyen bir prensesin öte dünyada çıktığı yolculuğu anlatıyor. Film, nefret ve merhamet arasındaki dengeyi fantastik bir anlatıyla ele alıyor. Bu hafta vizyona giren yapımlar, farklı türleri ve temalarıyla sinema salonlarında geniş bir izleyici kitlesine hitap ederken, hem uluslararası hem yerli sinemanın çeşitliliğini bir kez daha ortaya koyuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Epstein belgeleri siyaset dünyasını sarstı! Eski bakan görevini apar topar bıraktı Haber

Epstein belgeleri siyaset dünyasını sarstı! Eski bakan görevini apar topar bıraktı

Fransa’nın eski Kültür Bakanı Jack Lang, Jeffrey Epstein ile geçmiş temaslarının ortaya çıkmasının ve hakkında mali soruşturma başlatılmasının ardından Paris merkezli Arap Dünyası Enstitüsü (IMA) başkanlığı görevinden istifa etti. Fransa Dışişleri Bakanlığı, kendi denetimlerindeki kurumun başındaki Lang’ın istifasının Bakan Jean-Noel Barrot tarafından kabul edildiğini açıkladı. İstifanın, dışişleri yetkilileriyle yapılması planlanan acil toplantı öncesinde gerçekleştiği bildirildi. Belgelerde adı yüzlerce kez geçti ABD Adalet Bakanlığı tarafından 30 Ocak’ta yayımlanan Epstein belgelerinde Lang’ın isminin 600’den fazla kez yer aldığı belirtildi. Dosyada, Lang ile reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlamalarıyla yargılanırken hapishanede ölü bulunan Epstein arasında 2012-2019 yılları arasında aralıklı yazışmalar bulunduğu aktarıldı. Yazışmalarda Paris’te kültürel ziyaret önerilerinin yer aldığı, ayrıca 2017’de Epstein’ın Lang’a Fas seyahati için özel uçağını tahsis ettiğine dair ifadelerin bulunduğu kaydedildi. Offshore iddiaları soruşturmayı derinleştirdi Fransa Ulusal Mali Savcılığı, Lang ve film yapımcısı kızı Caroline Lang hakkında “vergi dolandırıcılığı kaynaklı para aklama” suçlamasıyla soruşturma başlattı. Soruşturmanın, Epstein dosyalarında geçen offshore şirket bağlantılarına dayandığı bildirildi. Bağımsız araştırma sitesi Mediapart’a göre Epstein’ın 2016’da ABD’ye bağlı Virgin Adaları’nda kurduğu bir offshore şirketin hisselerinin yarısının Caroline Lang’a ait olduğu ortaya çıktı. Vasiyette 5 milyon euro iddiası Belgelerde Caroline Lang’ın adının da 900’den fazla kez geçtiği belirtilirken, gelişmelerin ardından Lang’ın Fransa Bağımsız Yapımcılar Sendikası’ndaki görevinden istifa ettiği aktarıldı. Mediapart, Epstein’ın vasiyetinde Caroline Lang’a 5 milyon euro bıraktığını yazdı. Caroline Lang ise France 2’ye yaptığı açıklamada böyle bir vasiyetten haberi olmadığını ve herhangi bir ödeme almadığını ifade etti. Doğrudan suç bağlantısına dair kanıt bulunmadı Le Monde ve Mediapart tarafından yapılan incelemelerde, yayımlanan ABD belgelerinde Jack Lang veya kızının Epstein’ın cinsel suçlarına doğrudan karıştığını gösteren bir kanıt bulunmadığı vurgulandı. Buna karşın ortaya çıkan temaslar ve mali iddialar, Fransa kamuoyunda şeffaflık ve hesap verebilirlik tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Fransız siyasetinin tanınan isimlerinden biriydi Jack Lang, 1980’ler ve 1990’larda Cumhurbaşkanı François Mitterrand döneminde Kültür Bakanı olarak görev yapmış ve Louvre Piramidi gibi büyük kültürel projelerde rol almıştı. 2013 yılından bu yana Arap Dünyası Enstitüsü’nün başkanlığını yürütüyordu. İstifanın ardından kurumun yönetimine ilişkin yeni adımların nasıl şekilleneceği merak konusu olurken, gelişmelerin Fransa’da siyaset ve kültür çevrelerinde uzun süre tartışılması bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dünyanın servet haritası çıktı: Milyarderlerin adresi bu şehirler oldu Haber

Dünyanın servet haritası çıktı: Milyarderlerin adresi bu şehirler oldu

Hurun Global Rich List 2025 yayımlandı, küresel servetin hangi kentlerde yoğunlaştığı netleşti. Listede ABD ve Asya şehirleri öne çıkarken, Türkiye’den yalnızca İstanbul yer aldı. Hurun Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan Hurun Global Rich List 2025, dünyadaki milyarderlerin şehir bazlı dağılımını ortaya koydu. Küresel finans merkezleri, teknoloji üsleri ve sermaye yoğun bölgelerin başı çektiği listede, milyarder sayısının belirli metropollerde toplandığı görüldü. Araştırma, ekonomik güç merkezlerinin coğrafi olarak nerelerde yoğunlaştığını da gözler önüne serdi. New York Zirvede, ABD ve Asya Ağırlığı Artıyor Listeye göre dünyanın en fazla milyarder barındıran şehri New York oldu. ABD’nin finans başkenti, 129 milyarderle ilk sıraya yerleşti. Onu 97 milyarderle Londra, 92 milyarderle Şanghay ve 91 milyarderle Pekin takip etti. Mumbai, Şıncın, Hong Kong ve Singapur gibi Asya şehirlerinin üst sıralarda yer alması, küresel servetin doğuya kayışını bir kez daha ortaya koydu. Teknoloji ve Finans Kentleri Yarışta Önde Listenin ilk 20 sırasında yer alan şehirlerin büyük bölümünü finans, teknoloji ve sanayi merkezleri oluşturdu. San Francisco, Los Angeles ve Paris gibi kentler; teknoloji girişimleri, küresel şirket merkezleri ve sermaye akışları sayesinde milyarder yoğunluğunu artıran şehirler arasında yer aldı. Uzmanlar, bu tabloyu dijital ekonomi ve küresel yatırım ağlarının sonucu olarak değerlendiriyor. Türkiye’den Listede Sadece İstanbul Var Hurun Global Rich List 2025’te Türkiye’den yalnızca İstanbul yer aldı. İstanbul, 28 milyarderle dünya genelinde 22. sıraya yerleşti. Türkiye’nin en büyük ekonomik ve finansal merkezi olan İstanbul’un listede yer alması dikkat çekerken, milyarder sayısının küresel ölçekte sınırlı kalması da tartışma konusu oldu. Ekonomistler, İstanbul’un bölgesel bir finans merkezi olmasına rağmen, sermaye birikimi ve küresel yatırım çekme kapasitesinin henüz üst sıralardaki kentlerle yarışacak düzeyde olmadığını vurguluyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Louvre Müzesi’nde 7 dakikalık şok soygun!  Haber

Louvre Müzesi’nde 7 dakikalık şok soygun! 

Güpegündüz merdiven dayayıp içeri girdiler Sabah saat 09.30 sularında gerçekleşen olayda, kimliği henüz tespit edilemeyen dört kişi, Seine Nehri kıyısına park ettikleri araçtan merdiven dayayarak Apollon Galerisi’ne tırmandı. Üzerlerinde Louvre personelini andıran gri üniformalar bulunan hırsızlar, elektrikli kesici aletlerle vitrinleri kırarak mücevherleri aldı. Alarmın çalmasıyla birlikte motosikletlere atlayarak izlerini kaybettirdiler. Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nunez, olayın “önceden keşif yapılmış profesyonel bir ekip işi” olduğunu açıkladı. Çalınanlar arasında Napolyon’un hediyesi de var Soygunla birlikte ortadan kaybolan eserler arasında Fransız Kraliyet Ailesi’ne ait paha biçilemez parçalar yer alıyor. Müze kayıtlarına göre çalınan mücevherler arasında şunlar bulunuyor: Regent Elması – 60 milyon dolar değerinde Kraliçe Marie-Amélie ve Kraliçe Hortense’ye ait taç ve küpeler Napolyon’un eşi Marie-Louise’e düğün hediyesi olarak verdiği zümrüt kolye ve küpeler İmparatoriçe Eugénie’nin elmas broşu, kemer tokası ve tacı 19. yüzyıl başlarına ait safir mücevher seti Paha biçilemez taç yolda bulundu İmparatoriçe Eugénie’ye ait, 1.354 elmas ve 56 zümrütle süslenmiş tacın bir bölümü Paris sokaklarında kırık halde bulundu. Müze yetkilileri, tacın parçalanmış olmasına rağmen “geri kalan mücevherlerin büyük kısmının kayıp olduğunu” açıkladı. “Fransa’nın kültürel mirasına saldırı” Fransa Kültür Bakanlığı yetkilileri olayı “kültürel bir felaket” olarak nitelendirdi. Müze yönetimi, soruşturma tamamlanana kadar Apollon Galerisi’ni ziyarete kapattı. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yaptığı açıklamada, “Bu olay tarihimize ve kimliğimize yapılmış bir saldırıdır. Failler mutlaka adalete teslim edilecek.” ifadelerini kullandı. Aşırı sağcı lider Jordan Bardella ise “Louvre kültürümüzün kalbidir, bu hırsızlık Fransa için dayanılmaz bir utançtır” diyerek hükümete tepki gösterdi. Louvre tarihinin en büyük ikinci hırsızlığı Bu olay, 1911’de ünlü “Mona Lisa” tablosunun çalınmasından sonra Louvre tarihine geçen en büyük ikinci soygun olarak kayıtlara geçti. O dönemde tabloyu müze çalışanı kılığındaki Vincenzo Peruggia çalmış, eser iki yıl sonra bulunmuştu. 7 dakikada tarihe geçen soygun Polis kaynakları, Louvre’un güvenlik kameralarından elde edilen ilk görüntülerde hırsızların son derece planlı hareket ettiklerini belirtti. Ekip, müze girişini sadece 7 dakika içinde aşarak toplamda yaklaşık 100 milyon dolar değerinde tarihi mücevheri çaldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.