SON DAKİKA

#Paylaşma

HABER DEĞER - Paylaşma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Paylaşma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İstanbul Maltepe’de şehit ve gazi aileleri için anlamlı iftar Haber

İstanbul Maltepe’de şehit ve gazi aileleri için anlamlı iftar

Ramazan ayının dayanışma ve paylaşma ruhunu kent genelinde yaşatmaya devam eden Maltepe Belediyesi, şehit aileleri ve gaziler için anlamlı bir iftar programı düzenledi. Program, Cumhuriyet Kültür Merkezi Nikah Salonları’nda gerçekleştirildi. Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, yaptığı konuşmada şehit ve gazi ailelerinin toplumun en kıymetli emanetleri olduğunu vurguladı. Köymen, “Ramazan ayının paylaşma, dayanışma ve birlik duygularını büyüten bu güzel akşamında sizlerle aynı sofrada buluşmaktan büyük bir onur ve mutluluk duyuyorum. Bu toprakların bağımsızlığı, özgürlüğü ve huzuru için en büyük bedeli ödeyen aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Kahraman gazilerimize de şükranlarımı sunuyorum. Ramazan ayı bizlere yalnızca oruç tutmayı değil; aynı zamanda birbirimizin halini anlamayı, dayanışmayı büyütmeyi ve vefayı hatırlamayı öğreten bir aydır. Bugün burada aynı sofrayı paylaşmamızın anlamı da tam olarak budur. Bizler Maltepe’de dayanışmayı büyüten ve kimseyi yalnız bırakmayan bir yerel yönetim anlayışıyla çalışıyoruz. Şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkmak, gazilerimizin yanında olmak ve sizlerin hayatını kolaylaştıracak her adımı atmak bizim için yalnızca bir görev değil; aynı zamanda büyük bir sorumluluktur. Bu vesileyle ülkemizin kurtarıcısı ve kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve aziz şehitlerimizi saygıyla anıyor, kahraman gazilerimize sağlık ve huzurlu bir ömür diliyorum.” Şehitlerin ve gazilerin fedakarlığının hiçbir zaman unutulmayacağını belirten Köymen, yerel yönetimlerin sosyal dayanışmayı güçlendiren projelerle her zaman ailelerin yanında olmaya devam edeceğini söyledi. Ramazan’ın bereketinin paylaşıldığı iftar programı, yapılan duaların ardından sıcak sohbetler ve hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.

Kibar Feyzo ne söylüyordu? Haber

Kibar Feyzo ne söylüyordu?

Yeşilçam komedileri çoğu zaman “sadece güldüren” filmler olarak hatırlanır. Oysa bazı yapımlar vardır ki kahkahayı bir perde gibi kullanır; arkasında sert, rahatsız edici ve son derece politik bir dünya kurar. Kibar Feyzo bu filmlerin başında gelir. Başrolde halk sinemasının simge ismi Kemal Sunal’ın yer aldığı film, yüzeyde köy komedisi gibi ilerlerken, derinlerde sosyalizm, komünizm, sınıf mücadelesi ve sistem eleştirisi üzerine güçlü bir anlatı kurar. Film, bireysel bir aşk hikâyesi gibi başlar; ancak çok kısa sürede iktidar–emek ilişkilerinin merkezine yerleşir. Feyzo ve Bilo’nun Gülo’yla evlenme isteği, aslında iki farklı siyasal tavrı temsil eder. Feyzo, otoriteye karşı çıkarak hakkını almaya çalışır. Bilo ise güce yanaşır, boyun eğer ve bunun karşılığında ödül bekler. Bu karşıtlık, filmin başından itibaren itaat ile direniş, uyum ile çatışma arasındaki ideolojik farkı görünür kılar. Ağalık düzeni: Yerel bir feodalite, küresel bir sistem Köydeki ağa figürü, yalnızca yerel bir zorba değildir. O, sermayeyi, mülkiyeti ve iktidarı tek elde toplayan bir sınıfın temsilidir. Ağa, “herkesi beslediğini” iddia eder; toprağın, kadının, emeğin ve hatta inancın sahibi gibi davranır. Bu söylem, sosyalist literatürde sıkça eleştirilen “koruyucu ama sömürücü egemen sınıf” anlatısıyla birebir örtüşür. Ağanın ismi Maho’dur. Bu isim, komünist ideolojinin en bilinen liderlerinden Mao Zedong’u çağrıştırır. Ancak film burada bilinçli bir ironi kurar. Kendini halkın sahibi gibi gören, en ağır sömürüyü yapan bir karakterin, komünizmle özdeşleşmiş bir isim taşıması, otoriter rejimlerin ideolojileri nasıl ters yüz edebildiğine dair güçlü bir göndermedir. Halk adına konuşan ama halkı ezen iktidarlar eleştirilir. Başlık parası: Kadın bedeni, mülkiyet ve kapitalist mantık Filmin merkezindeki başlık parası meselesi, yalnızca bir gelenek eleştirisi değildir. Gülo’nun açık artırmaya çıkarılması, kadının metalaştırılmasının çarpıcı bir ifadesidir. Senetler, kefiller, imzalar… Hepsi kapitalist düzenin soğuk diliyle işler. Kadın, evlilikte bir özne değil, alınıp satılan bir değer haline gelir. Bu yönüyle film, sosyalist ve feminist bir kesişim noktasında durur. Özel mülkiyetin yalnızca toprağı değil, insan ilişkilerini de belirlediğini gösterir. Kadının özgürlüğü, sınıfsal özgürlükten bağımsız değildir; film bu gerçeği ironik bir dille ama net biçimde ortaya koyar. Kent ve bilinç: Sınıf farkındalığının doğuşu Feyzo’nun İstanbul’a gidişi, filmin ideolojik kırılma anıdır. Kent, burada yozlaşmanın değil, sınıf bilincinin mekânı olarak resmedilir. Feyzo sendikayla, dayanışmayla ve hak arama fikriyle tanışır. Paralı tuvalet gibi basit bir detay bile, kâr mantığının gündelik hayata nasıl sızdığını anlatır. Ancak asıl önemli olan, Feyzo’nun öğrendiklerini köye taşımasıdır. Sosyalizm, filmde bir teori olarak değil; örgütlenme, paylaşma ve itiraz etme pratiği olarak görünür. Feyzo’nun duvarlara yazdığı sloganlar, köylüyü bir araya getirme çabası, kolektif hareketin ilk adımlarıdır. Din, korku ve antikomünizm Film, dinin nasıl bir kontrol aracına dönüştürüldüğünü de açıkça gösterir. Köydeki imamın “din elden gidiyor” çıkışı, dinin egemen sınıf tarafından bir bastırma aracı olarak kullanılmasını simgeler. Bu söylem, özellikle 1960’lar ve 70’lerde sosyalist hareketlere yöneltilen antikomünist propagandaların birebir yansımasıdır. Ağanın kullandığı “1412” ifadesi ise dönemin anayasal maddelerine yapılan doğrudan bir göndermedir. Sosyal düzeni yıkmaya yönelik faaliyetleri suç sayan bu maddeler, devletin ideolojik aygıtlarının nasıl işlediğini hatırlatır. Film, komünizm korkusunun yalnızca bir fikir değil, hukuki ve toplumsal bir baskı mekanizması olduğunu vurgular. Silah mı, sistem mi? Filmin finalinde ağa öldürülür. İlk bakışta bu, klasik bir “mutlu son” gibi görünür. Ancak kısa süre sonra daha sert bir gerçek ortaya çıkar: Ağa gitmiştir ama ağalık düzeni sürmektedir. Köye daha kötüsü gelir ve köylü eski zalimi arar hale düşer. İşte Kibar Feyzo’nun asıl ideolojik cümlesi burada kurulur. Film, sorunun kişilerde değil, o kişileri üreten sistemde olduğunu söyler. Bu yönüyle, dönemin silahlı sol hareketlerine de dolaylı bir eleştiri getirir. “Zengini öldürmek çözüm değildir” demeden, bunu acı bir tecrübeyle gösterir. Kibar Feyzo, güldüren bir Yeşilçam filmi olmanın çok ötesindedir. Sosyalizmi romantize etmeden, komünizmi slogana indirgemeden, sınıf mücadelesini gündelik hayatın içinden anlatır. Mizahı bir kalkan gibi kullanır; ama arkasında son derece ciddi bir sistem eleştirisi bırakır. Bugün yeniden izlendiğinde, film yalnızca geçmişi değil, bugünü de sorgulatır. Çünkü değişen isimler, mekânlar ve kostümler olsa da iktidar, mülkiyet ve emek arasındaki gerilim hâlâ yerli yerindedir. Kibar Feyzo, tam da bu yüzden eskimeyen bir politik metin olarak varlığını sürdürür. Azra YILMAZ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.