SON DAKİKA

#Planlama

HABER DEĞER - Planlama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Planlama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Asya yükseliyor, Avrupa duraklıyor mu? Hidayet Muslu’dan çarpıcı analiz Haber

Asya yükseliyor, Avrupa duraklıyor mu? Hidayet Muslu’dan çarpıcı analiz

Haber Değer Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Özmen’in sorularını yanıtlayan Türkiye Ziraatçiler Derneği Genel Başkanı Hidayet Muslu, küresel güç dengelerinin Asya lehine değiştiğini belirtti. Muslu, özellikle son yıllarda bilimsel üretim, patent sayıları ve nüfus avantajı üzerinden Asya’nın öne çıktığını ifade ederken, Türkiye’nin üretim ve eğitim politikalarını yeniden yapılandırması gerektiğine dikkat çekti. Asya bilimsel patlama yaşıyor, patent üretiminde zirveye çıktı Muslu, son 20 yılda özellikle Çin, Hindistan, Güney Kore ve Japonya’nın bilimsel üretimde büyük bir sıçrama yaptığını söyledi. 2024 ve 2025 verilerine dikkat çeken Muslu, dünya patent üretiminin yaklaşık yüzde 90’ının Asya tarafından gerçekleştirildiğini ifade etti. Avrupa’nın bu alanda ciddi bir gerileme yaşadığını belirten Muslu, bu tabloyu “somut bir bilimsel güç kayması” olarak değerlendirdi. Avrupa’nın zenginliği durağanlığa dönüştü Muslu’ya göre Avrupa, son 300 yılda ekonomik ve kültürel açıdan dünyaya yön veren bir merkezdi. Ancak zamanla elde edilen refahın toplumlarda durağanlığa yol açtığını belirtti. Nüfus artışının sınırlı olması, nitelikli iş gücü kaybı ve üretim dinamiklerinin zayıflaması Avrupa’nın rekabet gücünü düşüren başlıca faktörler arasında gösterildi. Asya’nın avantajı: Nüfus, eğitim ve planlı üretim Asya’nın yükselişinde en önemli etkenlerden birinin nüfus gücü olduğunu vurgulayan Muslu, dünya nüfusunun büyük bölümünün bu kıtada yaşadığını hatırlattı. Bu durumun hem iç pazar hem de üretim gücü açısından büyük avantaj sağladığını ifade etti. Ayrıca Asya’nın ekip çalışmasına dayalı mühendislik anlayışı ve ihtiyaç odaklı eğitim modeliyle fark yarattığını dile getirdi. Türkiye köprü ülke ama yönünü yeniden tanımlamalı Türkiye’nin coğrafi ve doğal kaynaklar açısından büyük avantajlara sahip olduğunu belirten Muslu, buna rağmen ekonomik ve kültürel ilişkilerde ağırlığın Avrupa’ya yöneldiğini söyledi. Türkiye’nin hem Asya hem Avrupa ile dengeli ilişkiler kurarak stratejik konumunu daha etkin kullanması gerektiğini vurguladı. “Türkiye üretim toplumundan tüketim toplumuna kaydı” Muslu, Türkiye’de üretim yerine tüketim odaklı bir yapının öne çıktığını belirterek, bunun en somut örneklerinden birinin tarım ürünlerindeki fiyat farkları olduğunu söyledi. Antalya’da 4 liraya alınan bir ürünün İstanbul’da 44 liraya ulaşmasının, planlama ve lojistik sorunlarını ortaya koyduğunu ifade etti. Çözüm: Eğitim, planlama ve üretim odaklı dönüşüm Türkiye’nin yeniden üretim toplumu haline gelmesi için eğitimin baştan aşağı yenilenmesi gerektiğini vurgulayan Muslu, eğitim sisteminin doğrudan üretim ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesi gerektiğini söyledi. Doğal kaynakların doğru kullanımı, nitelikli iş gücü yetiştirilmesi ve merkezi planlama anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Gençler için kritik uyarı: “Hayaller üretimle buluşmalı” Muslu, gençlerin geleceğinin eğitim ve üretim politikalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade ederek, tarım ve üretim alanlarının yeniden cazip hale getirilmesi gerektiğini söyledi. “Bir genç ‘toprakla üretim yaparak mutlu olacağım’ diyorsa, o toplumun geleceği güçlüdür” diyen Muslu, gençlerin hayallerinin doğru politikalarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Uyuyamayanlar için yeni yöntem: Beyni kandıran teknik gündemde Haber

Uyuyamayanlar için yeni yöntem: Beyni kandıran teknik gündemde

Uykuya dalmakta zorlananlar için geliştirilen “bilişsel karıştırma” yöntemi yeniden gündemde. 22 Mart 2026’da yayımlanan değerlendirmelere göre, bu teknik özellikle aşırı düşünen ve zihnini susturmakta zorlanan bireyler için alternatif bir yöntem olarak öne çıkıyor. Uzmanlara göre bilişsel karıştırma, uyanıklık ile uyku arasındaki geçiş sürecinde ortaya çıkan doğal zihinsel dağınıklığı taklit etmeye dayanıyor. Bu sayede bireyin zihni, endişe ve planlama gibi uyarıcı düşüncelerden uzaklaşarak daha sakin bir duruma geçebiliyor. Zihin rastgele düşüncelerle meşgul ediliyor Yöntemde, duygusal yük taşımayan rastgele bir kelime seçilerek bu kelimenin harfleriyle başlayan nesnelerin düşünülmesi öneriliyor. Bu nesnelerin zihinde canlandırılmasıyla birlikte dikkat, kaygı yaratan düşüncelerden uzaklaştırılıyor. Uzmanlar, bu sürecin zihinde hızlı ve bağlantısız imgeler oluşturarak uykuya geçişi kolaylaştırdığını belirtiyor. Uykuya geçiş sürecini taklit ediyor Araştırmacılara göre bilişsel karıştırma, beynin uykuya dalarken doğal olarak ürettiği “dağınık düşünce” yapısını taklit ediyor. Bu süreç, “hipnagogik zihinsel süreç” olarak adlandırılan ve uyanıklık ile uyku arasındaki geçişte ortaya çıkan bir durumla ilişkilendiriliyor. Bu nedenle yöntemin, zihni uykuya hazır hale getiren bir etki oluşturabileceği ifade ediliyor. Herkeste aynı etkiyi göstermeyebilir Uzmanlar, bu tekniğin herkes için aynı sonucu vermeyebileceğini vurguluyor. Bireylerin stres düzeyi, düşünme biçimi ve alışkanlıklarının yöntemin etkisini değiştirebileceği belirtiliyor. Bununla birlikte düzenli uygulandığında yöntemin daha etkili hale gelebileceği ve bazı kişilerde uykuya dalmayı kolaylaştırabileceği ifade ediliyor. Uyku sorunlarının sık yaşanması halinde ise uzmanlar, profesyonel destek alınması gerektiğini belirtiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

YÖK ve AFAD’dan 'Afete Hazır Üniversite' protokolü Haber

YÖK ve AFAD’dan 'Afete Hazır Üniversite' protokolü

İçişleri Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu ile AFAD arasında “Afete Hazır Üniversite” iş birliği protokolünün imzalandığını duyurdu. Protokol ile üniversitelerde afet bilinci, eğitim ve tatbikatların yaygınlaştırılması hedefleniyor. İçişleri Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) arasında “Afete Hazır Üniversite” iş birliği protokolünün imzalandığını açıkladı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, protokolün üniversitelerin afet ve acil durumlara hazırlık kapasitesini güçlendirmeyi amaçladığını belirtti. Bakan Çiftçi, söz konusu iş birliği ile üniversitelerde afet farkındalığı eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve afet yönetimi alanında akademik çalışmaların teşvik edilmesinin planlandığını söyledi. “Afete Hazır Üniversite, Afete Hazır Türkiye” ???????? Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) arasında “Afete Hazır Üniversite” İş Birliği Protokolü imzaladık. İmzalanan protokol, afet ve acil durumlara hazırlık kapasitelerini güçlendirirken,… pic.twitter.com/4vTPFRcizN — Mustafa ÇİFTÇİ (@mustafaciftcitr) March 5, 2026 Protokol çerçevesinde ayrıca AFAD Gönüllülük Sistemi ile uyumlu öğrenci topluluklarının desteklenmesi, üniversite kampüslerinde düzenli tatbikatların yapılması ve akademik bilgi ile sahadaki tecrübenin bir araya getirileceği ortak AR-GE çalışmalarının yürütülmesinin de hedeflendiğini belirten Bakan Çiftçi, –7 Mart Deprem Haftası kapsamında toplumda afet bilincinin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların da süreceğini kaydetti. Bakan Çiftçi, afet yönetiminin yalnızca kriz anında yürütülen bir süreç olmadığına dikkat çekerek, bilim, eğitim ve planlama ile afet öncesinde başlayan bir hazırlık sürecinin önemine vurgu yaptı.

Ramazan sofraları cep yakıyor: İftar menülerinde 3 bin TL sınırı tartışma yarattı Haber

Ramazan sofraları cep yakıyor: İftar menülerinde 3 bin TL sınırı tartışma yarattı

Mübarek Ramazan ayının ilk günüyle birlikte yurttaşlar ilk iftarlarını çoğunlukla evlerinde açarken, dışarıda iftar planı yapanlar artan fiyatlarla karşı karşıya kaldı. Özellikle İstanbul’da restoranların açıkladığı menüler, geçen yıla kıyasla belirgin artış gösterdi. Orta segment bir restoranda kişi başı iftar ücretinin 2.500 TL’den başladığı, birçok mekânda ise 3.000 TL seviyesine yaklaştığı görüldü. Geçen yıla göre keskin artış yaşandı 2025 Ramazan’ında ortalama 800–1.000 TL bandında olan iftar menülerinin bu yıl iki-üç katına çıktığı belirtiliyor. Mahalle lokantalarından lüks otellere kadar geniş bir skalada fiyatların yükseldiği, orta gelir grubunun dışarıda iftar yapmasının daha zor hale geldiği ifade ediliyor. Premium mekânlarda fiyatlar 4 bin TL’yi aşıyor Bazı popüler restoranlarda kişi başı iftar ücretleri 2.700 TL ile 3.950 TL arasında değişirken, lüks segmentte 4 bin TL’nin üzerine çıkan menüler dikkat çekti. Bazı işletmelerde fiyatların 5 bin TL’yi aşması, iftar organizasyonlarının maliyetini önemli ölçüde artırdı. Sosyal medyada iki farklı görüş öne çıktı Fiyatların açıklanmasının ardından sosyal medyada geniş bir tartışma başladı. Bir kesim fiyatları “makul değil” diyerek eleştirirken, diğer kesim artışın yükselen gıda, kira, enerji ve personel maliyetlerinden kaynaklandığını savundu. Restoran temsilcileri özellikle et ve süt ürünlerindeki maliyet artışının menü fiyatlarını doğrudan etkilediğini belirtiyor. Manevi atmosfer ve ekonomik gerçeklik tartışılıyor Tüketiciler ise Ramazan ayının paylaşım ve dayanışma vurgusuyla bu seviyedeki fiyatların çeliştiğini dile getiriyor. Dışarıda iftarın giderek “özel gün etkinliği” haline geldiği, ortalama bir ailenin restoran tercihinin ciddi bütçe planlaması gerektirdiği ifade ediliyor. Deneyim odaklı iftar konseptleri fiyatları yükseltiyor Uzmanlara göre iftar organizasyonlarının yalnızca yemek değil; ambiyans, canlı müzik, sunum ve konsept deneyimle paketlenmesi fiyatların artmasında etkili oluyor. Bu durum, menü içeriği kadar sunulan hizmetin de fiyatlandırmada belirleyici hale geldiğini gösteriyor. Ramazan ayıyla birlikte iftar sofraları her yıl olduğu gibi bu yıl da ekonomik tartışmaların merkezinde yer alırken, dışarıda iftar yapmak birçok yurttaş için daha fazla planlama ve harcama anlamına geliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yapay zekâ bu meslekleri bitirecek mi? Haber

Yapay zekâ bu meslekleri bitirecek mi?

Teknoloji dünyasından gelen açıklama, beyaz yakalı çalışanlar için çarpıcı bir uyarı niteliği taşıyor. Mustafa Suleyman, yapay zekânın iş gücü piyasası üzerindeki etkilerine ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Microsoft’un yapay zekâ alanındaki üst düzey yöneticisi olan Süleyman, önümüzdeki yaklaşık 1,5 yıl içinde bazı mesleklerin tamamen ortadan kalkabileceğini iddia etti. Açıklamalar, özellikle beyaz yakalı çalışanlar arasında büyük tartışma yarattı. Avukatlık ve muhasebecilik gibi uzmanlık gerektiren alanların risk altında olduğu belirtildi. Süleyman’a göre, veri analizi ve sözleşme inceleme gibi tekrar eden ve sistematik süreçlere dayanan işlerin büyük kısmı yapay zekâ sistemleri tarafından daha hızlı ve düşük maliyetle gerçekleştirilebilecek. Bu kapsamda avukatlık ve muhasebecilik gibi mesleklerin ciddi bir dönüşüm geçireceği, hatta mevcut formlarıyla tamamen ortadan kalkabileceği öne sürüldü. Proje yöneticiliği ve pazarlama uzmanlığı gibi pozisyonların da otomasyona açık olduğu ifade edildi. Açıklamalarda, planlama, raporlama, veri yorumlama ve strateji üretme gibi görevlerin giderek yapay zekâ destekli sistemlere devredileceği savunuldu. Özellikle proje yöneticiliği ve pazarlama uzmanlığı gibi koordinasyon ve analiz odaklı rollerin, gelişmiş yapay zekâ modelleri karşısında sürdürülebilirliğini kaybedebileceği dile getirildi. Beyaz yakalı mesleklerin büyük bölümünün yeniden tanımlanacağı öngörülüyor. Süleyman’ın değerlendirmeleri, yalnızca belirli meslek gruplarını değil, genel olarak beyaz yakalı iş gücünü kapsayan bir dönüşüme işaret ediyor. Uzmanlar ise bu tür öngörülerin kısa vadede “tamamen yok oluş” yerine köklü bir dönüşüm anlamına gelebileceğini belirtiyor. Yapay zekânın insan emeğini tamamen ortadan kaldırmak yerine, iş yapış biçimlerini radikal biçimde değiştireceği görüşü de tartışmalar arasında yer alıyor. Teknoloji alanındaki hızlı gelişmeler, önümüzdeki dönemde iş dünyasında köklü değişimlerin yaşanabileceğine işaret ederken, hangi mesleklerin nasıl evrileceği sorusu kamuoyunun gündeminde kalmaya devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Serbest Bölgelere dijital devrim! Tüm süreçler tek platformda toplanıyor Haber

Serbest Bölgelere dijital devrim! Tüm süreçler tek platformda toplanıyor

Ticaret Bakanlığı, serbest bölgelerdeki tüm iş ve işlemleri hızlandıracak kapsamlı dijital dönüşümü hayata geçiriyor. Yenilenen Serbest Bölgeler Platformu ile başvurular, izinler ve izleme süreçleri tamamen dijital ortamda yürütülecek. Ticaret Bakanlığı, Türkiye’nin ihracata dönük üretim ve yatırım üsleri olan serbest bölgelerde kapsamlı bir dijital modernizasyon süreci başlattığını duyurdu. Yenilenen altyapı ile serbest bölgelerdeki tüm iş ve işlemler tek bir dijital platform üzerinden yürütülecek. 2025 yılı itibarıyla Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 5’ini gerçekleştiren serbest bölgelerde, orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin payı yüzde 58,3’e ulaştı. Son 10 yılda serbest bölgelerden yapılan ihracat yüzde 70 artarak 2025’te yüzde 4,5’lik yıllık artışla 12,5 milyar dolara yükseldi. Bölgelerde istihdam ise 100 bin sınırına dayandı. Artan ekonomik hacme paralel olarak Serbest Bölgeler Bilgisayar Uygulamaları Programı (SBBUP) baştan sona yenilenerek Serbest Bölgeler Platformu (SBP) oluşturuldu. Yeni platform, Serbest Bölgelerin Mekânsal Yönetimi Otomasyonu (SEB-ATLAS) başta olmak üzere iç ve dış paydaş sistemleriyle entegre çalışacak şekilde tasarlandı. Yeni sistemle birlikte tüm uygulamalara tek girişle erişim sağlanacak, faaliyet ruhsatı başvuruları ve onay süreçleri tamamen dijital ortamda yürütülecek. Manuel işlemler büyük ölçüde kaldırılarak süreçlerin hız ve doğruluğu artırılacak. Ayrıca takip modülü sayesinde kamu gelirleri gerçek zamanlı izlenebilecek, gösterge panoları ile performans anlık olarak takip edilebilecek. Dijital dönüşüm kapsamında serbest bölgelerin “dijital ikizleri” oluşturulacak. Üç boyutlu bina modelleri ve mekânsal verilerin entegre edilmesiyle bölgeler sayısal ortamda birebir izlenebilecek; planlama, denetim ve yatırım kararları güncel verilerle desteklenecek. Serbest Bölgeler Platformu; MAKS, SEBİS, MERSİS, Türkiye Noterler Birliği, SGK, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile Ticaret Bakanlığı Elektronik Belge Yönetim Sistemi gibi kritik kamu altyapılarıyla da entegre çalışacak. Böylece şirket bilgileri, mal akışı ve istihdam verilerine güvenli ve doğrudan erişim sağlanacak. Bakanlık açıklamasında, dijital altyapıyı merkeze alan bu dönüşümle serbest bölgelerde daha etkin, şeffaf ve sürdürülebilir bir yönetim modelinin hedeflendiği vurgulandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Muğla'ya 19,9 milyar liralık yeni bütçe Haber

Muğla'ya 19,9 milyar liralık yeni bütçe

Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin 2026 yılı bütçesi, 19 milyar 972 milyon TL olarak belirlenip oy birliğiyle kabul edildi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın başkanlığında toplanan Büyükşehir Belediye Meclisi’nde bütçe görüşmeleri gerçekleştirildi ve teklif meclis üyelerinin ortak kararıyla onaylandı. Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi, Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Başkan Ahmet Aras’ın başkanlığında toplandı. Mecliste 2026 yılı bütçesi 19 milyar 972 milyon TL olarak belirlendi ve teklif, oy birliğiyle kabul edildi. Başkan Aras, bütçenin hazırlanmasında ilçe belediyeleri, muhtarlıklar ve sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan kapsamlı görüşmelerin esas alındığını vurguladı. Başkan Aras, bütçenin Muğla’nın öncelikli ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde hazırlandığını ifade ederek, “Yatırımların başarısı, zamanında ve yerinde uygulanmasıyla ölçülecektir. Tüm yatırımlarımızı kamuoyuyla düzenli olarak paylaşacağız” dedi. Başkan Aras, bütçenin uygulanmasında doğru planlama ve şeffaflığın öncelik olacağını belirtti. “Bütçeler, kentin geleceğinin planlanması açısından büyük önem taşır” diyen Aras, yatırımların spordan sanata, altyapıdan tarıma kadar geniş bir yelpazeyi kapsadığını söyledi. Bütçenin merkezi hükümet çalışmalarıyla eşgüdümlü yürütüleceğini aktaran Aras, daire başkanlıklarına yatırım ve harcama süreçlerinin titizlikle takip edilmesi talimatını verdi. Su ve atıksu tarifelerinde indirim Bütçe görüşmelerinde Başkan Aras, su ve atıksu tarifelerinde önemli indirimler yapıldığını açıkladı. Buna göre su fiyatlarında artış yapılmadı, yalnızca Yİ-ÜFE’ye eksi oranlı artış uyguolanırken, atıksu tarifesinde yüzde 50 indirim gerçekleştirildi. Köyden mahalleye veya beldeden mahalleye dönüşen yerleşimlerde eski uygulamada merkez tarifesinin yarısı olan atıksu ücreti, yeni düzenlemeyle artık merkez tarifenin dörtte biri olarak uygulanacak. Başkan Aras, bu düzenlemelerin sürdürülebilir turizmi desteklemeyi ve vatandaşın yükünü azaltmayı hedeflediğini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.