SON DAKİKA

#Propaganda

HABER DEĞER - Propaganda haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Propaganda haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nobel’i emperyalizme sunmak: María Corina Machado’nun iki yüzlü gösterisi Haber

Nobel’i emperyalizme sunmak: María Corina Machado’nun iki yüzlü gösterisi

Barış ödülü mü, müdahale madalyası mı? Venezuela’da yıllardır uygulanan yaptırımların, ekonomik kuşatmanın ve dış müdahale tehditlerinin mimarı olan Donald Trump’a Nobel madalyası uzatmak; barıştan değil, güçten yana saf tutmaktır. Machado’nun bu hamlesi, Nobel’in evrensel değerlerini ayaklar altına alırken, emperyalist ABD’nin müdahaleci sicilini aklamaya dönük bir propaganda numarasına dönüştü. Halkını baypas eden muhalefet Kendi ülkesinin geleceğini Washington koridorlarında pazarlayan María Corina Machado, Venezuela toplumunun iradesini değil, ABD’nin jeopolitik beklentilerini temsil ettiğini bir kez daha kanıtladı. Yaptırımların bedelini ödeyen yurttaşlar yok sayılırken, Beyaz Saray’da poz vermek “özgürlük” diye sunuldu. Nobel Komitesi’ne rağmen siyasi tiyatro Nobel Barış Ödülü’nün devredilemeyeceği bilinirken yapılan bu gösteri, kuralları hiçe sayan bir siyasi şova dönüştü. Madalyanın el değiştirmesi, ödülün ruhunu değiştirmediği gibi; onu, emperyalizmin vitrin aksesuarına çevirdi. Barış ödülü, bombaların ve yaptırımların gölgesinde parlatılmaya çalışıldı. Emperyalizme meşruiyet çabası Machado’nun jesti, ABD’nin Latin Amerika’daki müdahaleci geçmişine “ahlaki” bir makyaj sürme girişimidir. Halkların kendi kaderini tayin hakkı yerine, büyük güçlerin onayı esas alındı. Bu, muhalefet değil; açık bir siyasal taşeronluktur. Bu tablo, Nobel’in barış idealine değil; emperyalist politikalara hizmet etti. Machado’nun Trump’a uzattığı madalya, Venezuela halkının değil, Washington’un çıkarlarının sembolü oldu. Barış, saraylarda değil; halkların iradesinde filizlenir. Bu jest, tarihe bir iki yüzlülük belgesi olarak geçmiştir. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

ABD’de ICE operasyonu faciaya dönüştü: Bir kadın polis kurşunuyla öldürüldü Haber

ABD’de ICE operasyonu faciaya dönüştü: Bir kadın polis kurşunuyla öldürüldü

ABD’nin Minnesota eyaletine bağlı Minneapolis kentinde Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) polislerinin yürüttüğü göçmen operasyonu ölümle sonuçlandı. Operasyon sırasında aracında bulunan 37 yaşındaki ABD vatandaşı bir kadın, ICE görevlisinin açtığı ateş sonucu yaşamını yitirdi. Olay, ABD’de güvenlik güçlerinin yetkileri ve göçmen politikaları tartışmasını yeniden alevlendirdi. “Nefsi müdafaa” savunması geldi ABD İç Güvenlik Bakanlığı Sözcüsü Tricia McLaughlin ve Bakan Kristi Noem, kadının aracını “silah gibi kullanarak polisleri ezmeye çalıştığını” öne sürdü. Yapılan açıklamalarda, ICE görevlisinin kendisini ve çevresindekileri korumak amacıyla ateş ettiği savunuldu. ABD Başkanı Donald Trump da sosyal medya paylaşımında olayı “nefsi müdafaa” olarak niteleyerek ICE polislerinin arkasında olduğunu söyledi. Vali ve belediye başkanından sert tepki Minnesota Valisi Tim Walz ise paylaşılan video görüntülerine dikkat çekerek bu anlatımı reddetti. Walz, “Videoyu gördüm. Bu propaganda makinesine inanmayın” ifadelerini kullandı. Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey de ICE’in kentte güvenlik sağlamadığını, aksine “kaos ve güvensizlik yarattığını” belirterek acil ve bağımsız bir soruşturma çağrısı yaptı. Video görüntüleri soru işaretlerini artırdı Sosyal medyada yayılan görüntülerde, kadının aracında olayları izlediği sırada bir ICE polisinin kapıyı zorla açmaya çalıştığı, ardından kaçmaya çalışan araca yakın mesafeden üç el ateş edildiği görülüyor. Olay anını kaydeden yurttaşların polislere tepki gösterdiği, vurulan kadına çevredekilerin ilk yardım yapmaya çalıştığı görüntülere yansıdı. Kentte tansiyon yükseliyor Minneapolis Şehir Konseyi Üyesi Jason Chavez, hayatını kaybeden kadının göçmen komşularını izleyen sivil bir “gözlemci” olduğunu açıkladı. CNN’e konuşan kaynaklar ise Trump yönetiminin kentte yaklaşık 2 bin ICE görevlisi konuşlandırdığını aktardı. Olayla ilgili soruşturma çağrıları sürerken, ABD’de göçmen operasyonlarının hukuki sınırları ve güvenlik güçlerinin güç kullanımı bir kez daha kamuoyunun merkezine oturdu.

İstanbul merkezli DEAŞ operasyonu: 110 gözaltı, sayı artabilir Haber

İstanbul merkezli DEAŞ operasyonu: 110 gözaltı, sayı artabilir

Yılbaşı öncesi güvenlik tedbirlerinin artırıldığı süreçte, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde DEAŞ terör örgütüne yönelik kapsamlı bir operasyon gerçekleştirildi. Soruşturma kapsamında, örgüt adına illegal faaliyetler yürüttüğü tespit edilen toplam 115 şüpheli hakkında işlem başlatıldı. Yılbaşı öncesi kritik operasyon Terör Suçları Soruşturma Bürosu’nun yürüttüğü dosyada, şüphelilerin illegal mescit faaliyetleri yürüttüğü, yasa dışı ders ve sohbetler düzenlediği, örgüt adına para topladığı, propaganda yaptığı ve eleman kazandırmaya çalıştığı belirlendi. Yalova’daki saldırıyı gerçekleştiren kişilerle bağlantılı oldukları ve yılbaşı günü benzer eylemlere teşebbüs edebileceklerine dair istihbarat bulunan isimlerin de operasyon kapsamında yer aldığı öğrenildi. 114 adrese eş zamanlı baskın İstanbul merkezli olmak üzere 2 farklı ilde 114 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 110 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ve örgütsel dokümana el konuldu. Firari durumdaki şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi. Örgüt liderliği ve finans ağı iddiası Soruşturma dosyasına göre M.Y. isimli şüphelinin İstanbul’da DEAŞ adına liderlik yaptığı, illegal etkinlikler organize ettiği ve toplanan paraların Suriye’de örgüt bağlantılı kişi ve yapılar için kullanıldığı öne sürüldü. Bu paraların, örgüt mensuplarına yönelik eğitim ve lojistik faaliyetlerde değerlendirildiği iddialar arasında yer aldı. Ankara’da da gözaltı kararları Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ayrı bir DEAŞ soruşturması kapsamında 17 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Güvenlik birimleri, operasyonların ülke genelinde devam edeceğini ve gözaltı sayısının artabileceğini belirtiyor. Yetkililer, operasyonların önleyici nitelik taşıdığını ve özellikle yılbaşı öncesi olası saldırı girişimlerinin engellenmesinin hedeflendiğini vurguladı. Soruşturma çok yönlü olarak sürdürülüyor.

Devlet Tiyatroları’nın harcamaları yüzde 115 arttı Haber

Devlet Tiyatroları’nın harcamaları yüzde 115 arttı

“Lale Devri bitti” demişti, harcamalar katlandı 11 Ağustos 2023’te Devlet Tiyatroları Genel Müdürü olarak atanan Tamer Karadağlı, göreve geldiğinde yaptığı “Lale Devri bitti. Çalışmayacaksanız istifa edin” açıklamasıyla büyük yankı uyandırmıştı. Ancak Sayıştay denetimlerine yansıyan veriler, Karadağlı döneminde temsil ve tanıtım harcamalarının rekor seviyelere ulaştığını gösteriyor. BirGün’ün incelediği raporlara göre, Devlet Tiyatroları’nın temsil ve tanıtma giderleri son üç yılda dramatik biçimde arttı: 2022: 3 milyon 304 bin TL 2023: 6 milyon 477 bin TL 2024: 13 milyon 354 bin TL Böylece 2023–2024 arasında yüzde 115’lik bir artış yaşandı. “Tamer Karadağlı, ‘tasarruf dönemi’ dedi ama rakamlar tam tersini söylüyor.” — BirGün araştırma notu Sayıştay raporlarında usulsüzlük iddiaları Devlet Tiyatroları’na ilişkin Sayıştay denetim raporları, Karadağlı döneminde yalnızca harcamaların değil, idari uygulamaların da tartışmalı hale geldiğini ortaya koydu. Raporda, mevzuata aykırı ihaleler ve usulsüz atamalar tespit edildi. Kurumun 2024 bütçesinden “hediye amaçlı alımlar” için 1 milyon 75 bin TL harcandığı belirtildi. Sanat camiası, bu kalemin kamu kaynaklarının “şeffaflıktan uzak biçimde” kullanıldığını savunuyor. “Tasarruf çağrılarının yapıldığı bir dönemde milyonluk hediyeler dağıtmak kamusal etikle bağdaşmaz.” — Bir sanatçı sendikası temsilcisi Sanat çevrelerinden tepki: “Gerileme dönemi yaşanıyor” Birçok tiyatrocu, Karadağlı’nın yönetim anlayışını “otoriter ve popülist” olarak nitelendiriyor. Oyuncu Erdal Beşikçioğlu, daha önce yaptığı açıklamada Devlet Tiyatroları’nın “gerileme dönemi yaşadığını” söylemişti. “Devlet Tiyatroları, sanatı değil yöneticinin imajını büyütme aracı haline getiriliyor.” — Erdal Beşikçioğlu Karadağlı’nın atanması da ilk günden itibaren liyakat tartışmalarına yol açmıştı. Zira Karadağlı, geçmişte Devlet Tiyatrosu sanatçı kadro sınavını kazanamamış, buna rağmen Genel Müdürlük görevine getirilmişti. Tanıtım ve gösteri giderlerinde artışın perde arkası Kültür çevreleri, temsil ve tanıtım giderlerindeki artışın “kurumsal şeffaflık eksikliğinden” kaynaklandığını savunuyor. Bazı uzmanlar, artan giderlerin bir kısmının Kıbrıs ve yurt dışı turnelerine, bir kısmının da medya tanıtım projelerine aktarıldığını iddia ediyor. Tamer Karadağlı ise daha önceki açıklamalarında eleştirileri reddederek, “Devlet Tiyatroları halka açıldı, seyirci rekoru kırıyoruz” ifadelerini kullanmıştı. Ancak kültür sanat alanında faaliyet gösteren dernekler, bu yaklaşımın “sayısal büyümeyi kalite yerine koyduğunu” belirtiyor. Sanatın değil siyasetin sahnesi mi? Devlet Tiyatroları’ndaki bu harcama artışı, kamu kaynaklarının sanat yerine “gösteri ve propaganda” amacıyla kullanıldığı yönündeki eleştirileri güçlendirdi. Kültür politikaları uzmanlarına göre, kurumun “bağımsız sanat üretiminden uzaklaştığı” ve “iktidarın kültürel vitrinine dönüştüğü” görüşü yaygınlaşıyor. “Sorun sadece paranın nereye harcandığı değil, sanatın kim için yapıldığıdır.” — Bir tiyatro eleştirmeni “Lale Devri” bitti mi, yoksa yeniden mi başladı? Tamer Karadağlı’nın “Lale Devri bitti” çıkışı, ironik biçimde, harcamaların en fazla arttığı dönemin sloganı haline geldi. Devlet Tiyatroları’nın yalnızca sanatsal değil, mali disiplini ve kamu denetimi açısından da tartışmalı bir döneme girdiği açık. Sanat camiası şimdi şu soruyu soruyor: “Lale Devri gerçekten bitti mi, yoksa sadece sahnesi mi değişti?”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.