SON DAKİKA

#Provokasyon

HABER DEĞER - Provokasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Provokasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bahçeli’den bayrak provokasyonuna sert mesaj Haber

Bahçeli’den bayrak provokasyonuna sert mesaj

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Nusaybin’de Türkiye bayrağına yönelik saldırı girişimine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Bahçeli, yaşananları bugüne kadar karşılaşılan provokasyonların “en ağırı” olarak nitelendirirken, saldırının arkasındaki kişi ve yapıların tüm yönleriyle ortaya çıkarılması gerektiğini vurguladı. Bayrağa yönelik saldırı provokasyon olarak tanımlandı Bahçeli, Türkiye bayrağının hedef alınmasının yalnızca bir sembole değil, Türkiye toplumunun ortak değerlerine ve bağımsızlık iradesine yönelmiş açık bir saldırı olduğunu ifade etti. Açıklamada, bayrağın Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğinin simgesi olduğu hatırlatılarak, bu tür girişimlerin hafife alınamayacağı belirtildi. Provokasyonların bilinçli şekilde tırmandırıldığı savunuldu MHP lideri, “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedefleri doğrultusunda atılan adımların bazı çevreleri rahatsız ettiğini öne sürdü. Bahçeli, Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin güvenlik ve istikrar arayışından duyulan rahatsızlık nedeniyle provokasyonların bilinçli olarak artırıldığını savunarak, yaşananların tesadüf olmadığını dile getirdi. DEM Parti’ye sorumluluk çağrısı yapıldı Bahçeli, açıklamasında DEM Parti’yi de hedef alarak, Nusaybin’de yapılan grup toplantısının ardından yaşanan gelişmelerin siyasi sorumluluk doğurduğunu ileri sürdü. DEM Parti’nin net bir tutum belirlemesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, silah ve şiddetle arasına mesafe koymanın önemine dikkat çekti. “En ağır şekilde cezalandırılmalı” vurgusu öne çıktı Açıklamanın en dikkat çekici bölümünde Bahçeli, Türkiye bayrağına yönelik saldırıyı planlayan, teşvik eden ya da uygulama aşamasında yer alan herkesin en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini söyledi. Olası istihbarat bağlantılarının da araştırılması çağrısında bulunan Bahçeli, olayın arka planının tüm yönleriyle açığa çıkarılmasını istedi. Terörsüz Türkiye vurgusu ile mesaj tamamlandı Bahçeli, açıklamasını “Terörsüz Türkiye” hedefinden geri adım atılmayacağı mesajıyla tamamladı. Provokasyonlara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan MHP lideri, Türkiye toplumunun milli ve manevi değerlerine yönelik her girişime karşı kararlı bir duruş sergileneceğini ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Türkiye bayrağına aşağılık saldırı Haber

Türkiye bayrağına aşağılık saldırı

Suriye sınırında yaşanan provokatif bir girişim, 20 Ocak 2026 Salı günü güvenlik ve diplomasi gündeminin merkezine oturdu. Nusaybin–Kamışlı sınır hattında, Suriye tarafında terör örgütü YPG yandaşlarının Türk bayrağını hedef aldığı bildirildi. Girişimin ardından Ankara’dan “karşılıksız kalmayacak” mesajı verildi. Sınır hattında bayrağı hedef alan girişim Edinilen bilgilere göre, sınır hattında toplanan bir grup provokatör, Türk bayrağına ulaşmaya ve zarar vermeye yönelik hamlede bulundu. Güvenlik birimleri olayın büyümesini engellemek için bölgede önlem alırken, saldırı girişimi kısa sürede kontrol altına alındı. Yetkililer, olayın Türkiye toplumunun huzurunu hedef alan açık bir provokasyon niteliği taşıdığına dikkat çekti. İletişim Başkanı Duran’dan çok sert açıklama Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, saldırıyı sert sözlerle kınadı. Duran, Türk bayrağına yönelik bu girişimin terörle mücadele kapsamındaki gelişmeleri hedef aldığını vurgulayarak, “Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğine ve mukaddesatımıza yönelik hiçbir tehdit cezasız kalmayacaktır” ifadelerini kullandı. Nusaybin-Kamışlı sınır hattında, Suriye tarafındaki terör örgütü YPG yandaşları tarafından şanlı bayrağımıza yapılan hain saldırı, milletimizin huzuruna yönelmiş, terörle mücadele kapsamındaki gelişmeleri hedef alan açık bir provokasyondur. Bu tür eylemleri planlayan ve icra… — Burhanettin Duran (@burhanduran) January 20, 2026 Soruşturma başlatıldı, mesaj net verildi Açıklamada, olayla ilgili olarak ilgili kurumlar tarafından derhal soruşturma başlatıldığı belirtildi. Saldırının faillerinin ve arkasındaki yapıların hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde tespit edilerek gerekli adli ve idari işlemlerin uygulanacağı kaydedildi. Yetkililer, bu tür provokasyonların Türkiye toplumunun birlik ve beraberliğini zedelemeyeceği mesajını yineledi. Sınır hattındaki gelişmeler yakından izlenirken, güvenlik birimlerinin olası yeni girişimlere karşı teyakkuzunu sürdürdüğü bildirildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Sınır hattında tansiyon yükseldi: Provokasyona TSK’dan anında karşılık Haber

Sınır hattında tansiyon yükseldi: Provokasyona TSK’dan anında karşılık

Suriye’de faaliyet gösteren YPG/SDG/PKK yapılanmasına bağlı bir grubun, 20 Ocak 2026 Salı günü Türkiye sınır hattında provokatif bir girişimde bulunduğu bildirildi. Güvenlik kaynaklarına göre, sınır hattında Türk bayrağını hedef alan girişim üzerine Türk Silahlı Kuvvetleri havaya uyarı ateşi açarak duruma müdahale etti ve bölgedeki hareketlilik kısa sürede kontrol altına alındı. Provokatif girişim sınır hattında yaşandı Edinilen bilgilere göre, sınır hattına yaklaşan silahlı unsurların Türk bayrağını indirmeye yönelik hamlesi, bölgede görev yapan birlikler tarafından fark edildi. Olası bir gerilimin büyümesini önlemek amacıyla Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından havaya uyarı ateşi açıldı. Müdahalenin ardından grup bölgeden uzaklaştı. Türk Silahlı Kuvvetleri hızlı müdahalede bulundu TSK’nın zamanında müdahalesiyle sınır hattındaki provokasyon engellendi. Yetkililer, olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma yaşanmadığını belirtirken, sınır güvenliğine yönelik tedbirlerin artırıldığını aktardı. Türkiye toplumunun güvenliğini tehdit eden her türlü girişime karşı teyakkuz halinin sürdüğü vurgulandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan terör mesajı geldi Yaşanan gelişmelerin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, terörle mücadeleye ilişkin değerlendirmede bulundu. Erdoğan, “Bölgemizde terörün devri kapanmıştır” ifadeleriyle Türkiye’nin sınır güvenliği ve bölgesel istikrar konusundaki kararlılığını yineledi. Sınır hattındaki gelişmeler yakından izlenirken, güvenlik birimlerinin olası yeni provokasyonlara karşı bölgede önlemlerini sürdürdüğü bildirildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bahçeli’den Yalova’daki saldırıya sert tepki: DEAŞ’ın üzerimize salınması duruşumuzu sarsamayacaktır Haber

Bahçeli’den Yalova’daki saldırıya sert tepki: DEAŞ’ın üzerimize salınması duruşumuzu sarsamayacaktır

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Yalova’da DEAŞ terör örgütüne yönelik operasyon sırasında yaşanan çatışmada 3 polis memurunun şehit düşmesi, 8 polis ile 1 bekçinin yaralanması üzerine yazılı bir açıklama yayımladı. Bahçeli, saldırıyı “kanlı bir provokasyon” olarak nitelendirdi. “Aziz vatanda teröre müsaade edilmeyecek” Bahçeli açıklamasında, “Terörsüz Türkiye hedefiyle birlikte iç barış, güvenlik ve huzur ortamının güçlendiği bir dönemde, insanlığın ortak düşmanı DEAŞ’ın Yalova’da yeni bir saldırı sahnelediğini” belirtti. Şehit olan polisler için başsağlığı, yaralılara acil şifa dileklerini ileten Bahçeli, Emniyet Teşkilatı’na ve şehit ailelerine sabır diledi. “Hiçbir saldırı milli azmimizi sarsamaz” MHP lideri, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi: “Hiçbir iç ve dış mahreçli saldırı, suikast ya da sabotaj haklı davamızdan ve ‘Terörsüz Türkiye’ kararlılığımızdan bizi geri döndüremeyecektir. Kiralık katil olarak sahaya sürülen DEAŞ’ın üzerimize salınması ülkemizi yıldıramayacak, milli duruşumuzu sarsamayacaktır.” “Terör hücreleri tavizsiz biçimde temizlenecek” Bahçeli, DEAŞ’ın uyuyan ya da aktif tüm hücrelerinin temizlenmesi konusunda tavizsiz mücadelenin süreceğini vurgulayarak, “Bu aziz vatanda hiçbir teröriste, hiçbir hain ve düşman emeline müsaade edilmeyecektir. Milletimiz müsterih olsun; terör musibetinin kökü her cihetten kazınacaktır” dedi. Açıklama, Yalova’daki saldırının ardından siyasi liderlerden gelen en sert mesajlardan biri olarak kayda geçti.

“Nefret mezarlığa taştı”: Sydney’de Müslüman mezarlığına domuz kafaları bırakıldı Haber

“Nefret mezarlığa taştı”: Sydney’de Müslüman mezarlığına domuz kafaları bırakıldı

Silahlı saldırının hemen ardından mezarlık hedef alındı Avustralya’nın New South Wales (NSW) eyaletine bağlı Sydney kentinde, Bondi Plajı’nda düzenlenen ve çok sayıda kişinin yaşamını yitirdiği silahlı saldırının ardından toplumlar arası gerilimi artıran yeni bir olay yaşandı. Yerel basında yer alan bilgilere göre, saldırının ertesi günü kentin güneybatısındaki Narellan banliyösünde bulunan bir Müslüman mezarlığına domuz kafaları bırakıldı. Polis: Hayvan kalıntıları mezarlık girişine bırakıldı Polis yetkilileri, mezarlığın girişinde hayvan kalıntıları bulunduğuna dair ihbar alındığını, olay yerine giden ekiplerin birden fazla domuz kafası tespit ettiğini açıkladı. Kalıntıların toplanarak uygun şekilde imha edildiği belirtilirken, olayın nefret suçu kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğine ilişkin soruşturmanın sürdüğü bildirildi. Toplumlar arası hassasiyetin arttığı bir dönemde gerçekleşti Söz konusu provokasyon, bir gün önce Sydney’in Bondi Plajı’nda yaşanan ve 15 kişinin hayatını kaybettiği, 42 kişinin yaralandığı silahlı saldırının hemen ardından gerçekleşti. Polis, saldırının “Yahudi Avustralyalılara yönelik” olduğunu açıklamış, Başbakan Anthony Albanese de kamuoyuna yaptığı açıklamada bu yönde değerlendirmede bulunmuştu. Müslüman toplumdan dayanışma mesajı Avustralya’daki Müslüman toplumun temsilcileri, silahlı saldırıyı açık biçimde kınayarak yaşamını yitirenlerin yakınlarıyla dayanışma içinde olduklarını duyurmuştu. Buna karşın Müslüman mezarlığının hedef alınması, nefretin farklı inanç gruplarına yönelme riskini yeniden gündeme taşıdı. Toplumun vicdanında yankı uyandıran müdahale Silahlı saldırı sırasında şüphelilerden birinin elindeki silahı alarak daha büyük bir katliamı önlediği belirtilen Ahmed el-Ahmed’in cesur müdahalesi Avustralya basınında geniş yer bulmuş, farklı inanç ve kimliklerden yurttaşların dayanışmasının önemine dikkat çekilmişti. Yetkililere çağrı: Nefret suçlarına karşı net tutum Yaşanan son olay, Avustralya toplumunda artan kutuplaşma ve inanç temelli nefret suçlarına karşı daha güçlü ve kapsayıcı önlemler alınması çağrılarını beraberinde getirdi. Müslüman yurttaşlar başta olmak üzere, farklı inanç grupları, bu tür saldırıların yalnızca bir mezarlığı değil, birlikte yaşam kültürünü hedef aldığını vurguluyor.

TRT seti Dargeçit’i karıştırdı: İsrail bayrağını gören yurttaşlar tepki gösterdi Haber

TRT seti Dargeçit’i karıştırdı: İsrail bayrağını gören yurttaşlar tepki gösterdi

Mardin’in Dargeçit ilçesinde bir kontrol noktasına asılan ve bazı kişilerin elinde taşıdığı İsrail bayraklarını gören yurttaşlar kısa süreli şaşkınlık yaşadı. İlk etapta protesto ya da provokasyon zannedilen görüntüler, yetkililerden alınan bilgiyle açıklığa kavuştu. Bayrakların TRT tabii’nin viral hale gelen Sumud dizisinin çekimleri için kullanıldığı öğrenildi. Bayrakları gören yurttaşlar önce şaşırdı, sonra set hazırlığını fark etti Olay, ilçede çekim hazırlığı yapan prodüksiyon ekibinin kurduğu sahne dekoru nedeniyle yaşandı. Kameralar, çekim araçları ve set çalışanlarını gören yurttaşlar, yetkililerle konuştuklarında durumun bir dizi sahnesinden ibaret olduğunu öğrenerek rahatladı. Görüntülerin gerçek bir eylem ya da provokasyon olmadığının anlaşılmasıyla bölgedeki hareketlilik kısa sürede son buldu. TRT tabii’nin Sumud dizisi Dargeçit’i Gazze ve Batı Şeria mekânı olarak kullanıyor Edinilen bilgilere göre, TRT’nin dijital platformu tabii’de yayınlanan ve son günlerde geniş izleyici kitlesine ulaşan Sumud dizisinin yeni bölümleri Dargeçit’te çekiliyor. Filistin’in Gazze ve Batı Şeria’da geçen sahneleri için ilçe sokakları set alanına dönüştürüldü. Midyat’ta başlayan çekimler, Filistin’in işgal altındaki bölgelerini temsilen Dargeçit’te devam ediyor. Sumud dizisi Filistinli bir doktorun hikâyesi üzerinden kimlik ve dayanışma temalarını işliyor Dizinin başrolünde genç oyuncu Şifanur Gül bulunuyor. Gül, New York’ta büyümüş Melisa karakterine hayat veriyor. Melisa, yıllar sonra babasının aslında Filistinli bir doktor olduğunu öğreniyor ve köklerine doğru zorlu bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculuk, hem kimlik arayışını hem de Filistin halkına destek olma çabasını güçlü bir şekilde işliyor.

Ayhan Bilgen: Ukrayna feda edildi, Karadeniz savaş gölüne dönüşmemeli! Haber

Ayhan Bilgen: Ukrayna feda edildi, Karadeniz savaş gölüne dönüşmemeli!

Türkiye’nin savunma sanayisindeki hamlesi, caydırıcılık ve bağımsız dış politika için kritik Programda önce Türkiye’nin savunma sanayisindeki dönüşümünü değerlendiren Ayhan Bilgen, güçlü bir savunma kapasitesi olmadan ne bağımsız dış politikanın ne de gerçek anlamda barışın mümkün olmadığını vurguladı. Savunma kapasitesi ile barış arasındaki ilişkiyi, sıkça atıf yapılan bir sözle hatırlattı: Ayhan Bilgen: “İstiyorsan sulh, salah; hazır ol cenge. Kimse silahı kullanma iştiyakıyla hareket etmez ama savunma sanayiniz olmadan güvenliğinizi, barışınızı, caydırıcılığı ve bağımsız dış politikayı tesis etmek imkânsız.” Bilgen, Almanya ve Japonya örneği üzerinden “ekonomik güç–siyasi özneleşme” dengesizliğine dikkat çekerek, savunma alanındaki dışa bağımlılığın siyasi iradeyi sınırladığını söyledi: Ayhan Bilgen: “Ekonomik olarak çok güçlü olabilirsiniz ama savunma politikanız başka bir ülkeye angaje ise dünyadaki gücünüze denk bir özne olamıyorsunuz. Bağımlılığı ne kadar azaltırsanız, milli menfaatlerinizin gerektirdiği dış politikayı yapma özgüvenini o kadar hissedersiniz.” Türkiye’nin savunma sanayinde geldiği yerin, sadece teknik bir başarı değil, yarım asrı aşan bir mücadelenin sonucu olduğuna işaret etti; Nuri Killigil’den ASELSAN mühendislerine uzanan saldırı hatlarını hatırlatarak, “Bu ülkenin kendi silahını üretmesine dönük sistematik engelleme girişimleri”nden bahsetti: Ayhan Bilgen: “1949’da Nuri Killigil’in silah fabrikasının patlatılmasıyla verilen mesaj şuydu: ‘Kendi silah fabrikanızı kuramazsınız.’ 1950’lerden bugüne savunma sanayine emek veren herkes, Türkiye’nin geleceği ve güvenliği açısından çok kıymetli bir miras bıraktı.” NATO, Avrupa ve “kurgusal tehdit” tartışması: “Hiçbir ittifak sınırsız güvence değil” Bilgen, Ukrayna savaşıyla birlikte Avrupa’da derinleşen güvenlik tartışmalarına da değindi. NATO’nun tarihsel olarak Sovyet tehdidine karşı kurulduğunu hatırlattı, ancak bugün gelinen noktada Avrupalı aktörlerin hem Rusya’dan, hem de ABD’nin “güvence kapasitesinden” duyduğu tereddütlerin arttığını söyledi: Ayhan Bilgen: “Avrupa’da bugün şu tartışılıyor: Rusya tehdidine karşı Amerika bizi gerçekten koruyacak mı? Bu tehdidin kendisi de kurgusal olabilir, yani bizzat Amerika’nın Avrupa’yı kontrol altında tutmak için tercih ettiği bir strateji de olabilir. Gerçek tehdit de olabilir.” Bu tartışmanın, NATO içinde yeni arayışları, “Avrupa ordusu” gibi başlıkları ve Türkiye dahil bazı ülkelere yönelik yeni beklentileri beraberinde getirdiğini anlattı. Buradan hareketle kritik bir uyarıda bulundu: Ayhan Bilgen: “Hiçbir ittifak sonsuz ve sınırsız güvence değildir. Ne kadar öz gücünüz, ne kadar bağımsız savunma sanayiniz varsa; diğer alanlarda da o kadar caydırıcı olabilir, dostlarınıza güven verebilir ve uluslararası ilişkileri kendi gücünüz doğrultusunda şekillendirebilirsiniz.” Bilgen’e göre Türkiye’nin savunma kapasitesindeki artış, sadece kendi sınırlarını koruma meselesi değil, aynı zamanda Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e uzanan geniş coğrafyada daha saldırgan politikaları frenleyebilecek bir caydırıcılık aracı. Suriye, İsrail ve İran başlığında “Türkiye’yi çatışmaya çekme” riskine dikkat çekti Programda tartışılan başlıklardan biri de Suriye’deki denklemin, İsrail’in bölgesel planları ve İran’ın hamleleriyle iç içe geçmesi oldu. Ayhan Bilgen, SDG, Şam yönetimi, İran ve İsrail hattında yaşanan gelişmeleri okurken, önümüzdeki dönemde Irak merkezli yeni bir gerilim dalgasının Suriye’yi ve Türkiye’yi de etkileme riski taşıdığını dile getirdi. Irak seçim sonuçlarının, daha radikal Şii grupların temsil gücünü artırdığına dikkat çeken Bilgen, bunun hem ABD ve İsrail açısından yeni bir “güvenlik tehdidi” gerekçesi, hem de İran’a karşı muhtemel bir operasyonun zeminini oluşturabileceğini söyledi: Ayhan Bilgen: “Irak seçim sonuçları iki türlü risk içeriyor. Daha radikal Şii grupların ciddi oy artışı, İsrail ve Amerika için yeni bir tehdit algısı yaratacak. Ben, Suriye ile ilgili riski de besleyen ve muhtemel bir İran operasyonunun altyapısını oluşturacak bir Irak müdahalesinin gündeme gelebileceğini düşünüyorum; askeri müdahaleden bahsediyorum.” Bu tabloda Türkiye açısından en kritik noktalardan birinin, Suriye sahasında YPG üzerinden yürüyebilecek provokasyonlar olduğuna dikkat çekti: Ayhan Bilgen: “Türkiye’yi Suriye’de bir askeri operasyon ve çatışmanın içine çekmek arayışı, son derece ciddi bir provokasyon olacaktır. Önümüzdeki dönem İran’la ilgili muhtemel gelişmeler ve İsrail’in planları, bunu YPG içindeki bir ekibe de tercih ettirebilir.” Bilgen, bu nedenle Ankara’nın hem sahadaki gelişmelere hem de “Öcalan üzerinden yürütülen tartışmalara” soğukkanlı ve çok kanallı okuma ile yaklaşması gerektiğini belirtti; Öcalan’a atfedilen mesajların hem Türk kamuoyu hem de Kürt siyasetindeki yansımalarının, süreci zorlaştırma potansiyeli taşıdığı uyarısını yaptı. İran–İsrail gerilimi: “İran çatışma istemiyor ama daha sert cevap vermeye zorlanıyor” Programın ilerleyen bölümünde, stüdyo konuklarının büyük çoğunluğu gibi Bilgen de İsrail–İran hattında yeni bir çatışma ihtimalinin yüksek olduğunu ifade etti. İran’ın hem içeride hem dışarıda ciddi manevra kabiliyeti olan bir devlet olduğunu, buna rağmen son saldırılarla birlikte daha sert bir çizgiye itilme riskinin büyüdüğünü anlattı: Ayhan Bilgen: “İran devletinin manevra kabiliyetinin yüksek olduğunu düşünenlerdenim. Uzun süre Avrupa ile nükleer müzakereleri bilinçli biçimde sürdürdüler; sanki taviz veriyorlarmış gibi yaparak zaman kazandılar. Ama bugün, içeride daha kapsayıcı bir siyaset güçlenirken dışarıda daha aktif ve sert cevap verme eğilimi de güçlenecek gibi görünüyor.” İran’da bir yanda “dışarıdaki hareketleri destekleyerek ülkeyi ekonomik olarak zayıf bırakıyoruz” diyenler, diğer yanda “uzlaştık da ne oldu, Atom Enerjisi Kurumu’yla işbirliği yaptık, adresleri onlar verdi” diyenlerin bulunduğunu hatırlatan Bilgen, dış saldırıların rejimi zayıflatmak yerine içeride ulusal refleksi güçlendirdiğini vurguladı: Ayhan Bilgen: “İran’ın çatışmadan yana menfaat gördüğünü düşünmüyorum. Ama çatışmanın kaçınılmazlığı durumunda artık çıtayı aşağıda tutan bir savunma refleksi, toplumun beklentisi açısından yönetilebilir değil. Daha sert, daha ileri düzeyde cevap vermek zorunda kalacakları bir duruma doğru gittiklerinin herkes farkında.” Bu durumun dış müdahalelerle içeride “ayaklanma” hedefleyen senaryoları boşa çıkardığını söyleyen Bilgen, “Her saldırı, rejime karşı olan muhalifleri bile İran’ı savunmaya, İran’ı İsrail ve Amerika’ya karşı korumaya itiyor.” değerlendirmesini yaptı. “Ukrayna kazanmak için değil, barışamadığı için savaşan bir ülke” Programın odak sorusu olan “Ukrayna savaşı Karadeniz’e yayılır mı?” başlığında ise Ayhan Bilgen, Ukrayna’nın artık klasik anlamda “zafer” hedefiyle savaşmadığını, barış ilan edemediği için savaşmaya devam eden bir ülkeye dönüştüğünü söyledi. Ukrayna’nın ağır bir stratejik yanlışın kurbanı olduğunu vurguladı: Ayhan Bilgen: “Artık Ukrayna’nın kazanmak için savaştığı bir noktada olduğunu düşünmüyorum. Barışamadığı için savaşan bir Ukrayna var. Toprakları işgal edilmiş bir ülkenin barışı, toplumu ikna ederek kabul ettirmesi son derece zor.” Ona göre Ukrayna’nın en baştan itibaren güç dengelerini hesaba katmayan, Batı’dan gelecek desteğe fazlasıyla bel bağlayan bir hataya sürüklendiğini söylemek gerekiyor: Ayhan Bilgen: “Ukrayna feda edildi, kurban edildi. Güç dengesi açısından kabul edilemez, sonuç alma ihtimali olmayan bir yere sürüklendi. Çok büyük bedeller ödedi; göç, kayıplar, tarumar olmuş bir ülke.” Bilgen, bunun bir yanının da Batı’nın izlediği politika olduğunun altını çizdi: Ayhan Bilgen: “Bu sürecin en önemli sebeplerinden biri Batı’nın kışkırtma stratejisiyse, diğeri de Zelenski’nin siyasi ferasetten, akıldan, gerçeklikten uzak yol haritasıydı.” İngiltere’nin rolü ve “Karadeniz’i savaş gölüne çevirme” tehlikesi Ayhan Bilgen, Birleşik Krallık’ın savaşın seyrindeki rolüne dair soruyu yanıtlarken, Londra’nın başından beri ABD’den bile daha “iştahlı” bir çizgi izlediğini söyledi: Ayhan Bilgen: “Başından beri çok açık biçimde İngiltere, bazı Avrupa ülkelerinden de daha iştahlı, daha istekli biçimde bu yol haritasını uygulamaya çalışıyor.” Ukrayna açısından “gerçekçi bir başarı ihtimali” bulunmadığını vurgulayan Bilgen, bunun Karadeniz’i de içine çekme riskine işaret etti. Ona göre, bugün gelinen noktada asıl odaklanılması gereken nokta, Karadeniz’in bir çatışma havzasına dönüşmesini engellemek: Ayhan Bilgen: “Karadeniz’in bir savaş gölüne dönüşmemesi, Türkiye’nin de diğer bütün kıyıdaş ülkelerin de çıkarıdır. Asıl korunması gereken, güvenceye alınması gereken alan burası. Herkesin bu başlığa odaklanması gerekiyor.” Bilgen, Ukrayna’nın sahada kaybettiklerinin diplomasi masasındaki olası bir “denge barışına” nasıl çevrileceğinin, Rusya’ya ne tür tavizler verilerek ama aynı zamanda hangi geri adımların “zafer gibi paketleneceğinin” önümüzdeki dönemin temel tartışması olacağını düşünüyor: Ayhan Bilgen: “Rusya’ya, kontrol ettiği toprakların bir kısmını bırakmış gibi göstererek, Ukrayna’ya da ‘kaybetmedim’ dedirtecek bir denge aranıyor. Amerika–Çin ilişkileri açısından Rusya’ya bir miktar ‘rüşvet’ verileceğini, Ukrayna’nın ise bu tabloda feda edildiğini düşünüyorum.” Türkiye için dersler ve Karadeniz ekseninde yeni denge arayışı Ayhan Bilgen’in analizleri, Türkiye’nin hem savunma sanayinde hem de dış politikada önündeki yol ayrımlarına dair güçlü mesajlar içeriyor. Ona göre: Savunma sanayinde dışa bağımlılığı azaltmak, yalnızca savaş kapasitesi değil, barışı kurma ve “hayır” diyebilme gücü demek. NATO ve Batı ittifakı, hiçbir ülke için mutlak güvence değil; ittifaklar, öz gücü olan aktörler için anlamlı. Suriye, Irak, İran ve İsrail hattında yaşanacak olası bir yeni büyük çatışma, YPG üzerinden Türkiye’yi de sahaya çekmek isteyen provokasyonlarla iç içe ilerleyebilir. Ukrayna savaşının Karadeniz’e yayılması, sadece Ukrayna–Rusya meselesi değil; İngiltere’den ABD’ye, NATO’dan Çin’e uzanan geniş bir jeopolitik satranç tahtasının riski. Bu nedenle Bilgen, Türkiye’nin hem savunma kapasitesini artırırken hem de Karadeniz’deki statükoyu koruyan, çatışmayı sınırlayan ve diplomatik kanalları açık tutan bir çizgiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu vurguluyor: Ayhan Bilgen: “Kendi savunma sanayinize güvenmeden, sadece Batı’dan alacağınız silaha, paraya güvenerek başka bir ülkeyle savaşmayı tercih etmemek gerektiğine dair bu süreç ciddi bir ders içeriyor. Karadeniz’i savaş gölüne çevirmemek, herkesin ortak sorumluluğu.”

Yunanistan’ın skandal paylaşımı Ankara’yı harekete geçirdi: Türkiye’den nota Haber

Yunanistan’ın skandal paylaşımı Ankara’yı harekete geçirdi: Türkiye’den nota

Skandal paylaşımın ardından Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’a şifahi (sözlü) nota verdi. Acı olayın hemen ardından “C130” paylaşımı tepki çekti Türk Hava Kuvvetleri’ne ait C130 tipi askeri kargo uçağı 11 Kasım’da Gürcistan-Azerbaycan sınırında düşmüş, 20 asker şehit olmuştu. Türkiye’nin yas süreci devam ederken, Yunanistan Hava Kuvvetleri’nin sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşım krize yol açtı. Yunan Hava Kuvvetleri, C130 tipi uçakların fotoğraflarını “Photo of the Day – Günün fotoğrafı” notuyla paylaştı. Henüz kazanın üzerinden 48 saat bile geçmemişken yapılan bu paylaşım, Türkiye kamuoyunda “ahlak dışı” ve “iyi komşuluk ilkeleriyle bağdaşmayan” bir provokasyon olarak değerlendirildi. Tepkilerin büyümesi üzerine söz konusu gönderi dakikalar içinde silindi. Ankara’dan hızlı yanıt: Yunanistan’a nota Türkiye, paylaşımın ardından Yunanistan’a şifahi (sözlü) nota vererek tepkisini diplomatik yolla iletti. Diplomatik kaynaklar, notada “böyle bir paylaşımın zamanlamasının son derece talihsiz ve saygısızca olduğu” vurgusunun yer aldığını belirtti. Ankara, Yunan makamlarından olayın resmî bir açıklamayla netleştirilmesini ve benzer davranışların tekrarlanmamasını talep etti. Yunan Hava Kuvvetleri geri adım attı, başsağlığı mesajı paylaştı Tepkilerin ardından Yunan Hava Kuvvetleri, bu kez Türk Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu’na hitaben bir taziye mesajı yayınladı. Korgeneral Dimosthenis Grigoriadis imzalı mesajda şu ifadeler yer aldı: “Bu korkunç haberi büyük bir üzüntüyle karşıladık. Kelimeler, personelinizin kaybı nedeniyle duyduğum acıyı tarif etmeye yetmez. Bu zor zamanlarda yanınızdayız. Lütfen Yunan Hava Kuvvetleri ve şahsım adına içten taziyelerimizi kabul edin.” Yunan Savunma Bakanlığı kaynakları ise AA muhabirine yaptığı açıklamada, paylaşılan fotoğrafın Türk uçağı kazasıyla ilgisi olmadığını, rutin bir tören karesi olduğunu öne sürdü. Ancak “yanlış anlaşılma riski nedeniyle gönderinin silindiğini” ifade etti. Siyasetten sert tepki: “Haddinizi bilin” Skandal paylaşıma Türkiye’den siyasi tepkiler de gecikmedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Faruk Acar, X hesabından yaptığı paylaşımda Yunanistan’a sert ifadelerle seslendi: “Haddinizi bilin. Yoksa bildiririz. Bunu iyi bilirsiniz.” Acar’ın paylaşımı kısa sürede binlerce kez paylaşılarak Türkiye kamuoyunun tepkisini yansıtan sembolik bir yanıt haline geldi. İyi komşuluk ilkeleri bir kez daha gündemde Yaşanan gelişme, Türkiye–Yunanistan ilişkilerinde sık sık gündeme gelen “iyi komşuluk ve diplomatik nezaket” tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Ankara, benzer hassasiyetlerin bölgesel barışın korunması için temel öneme sahip olduğunu vurgularken; Yunanistan’ın bu tür paylaşımlarda diplomatik duyarlılık göstermesi gerektiğini belirtti.

Çin’den Filipinler’e uyarı: Güney Çin Denizi’nde provokasyona son verin! Haber

Çin’den Filipinler’e uyarı: Güney Çin Denizi’nde provokasyona son verin!

Pekin: Gerilimin kaynağı Filipinler’in dış aktörleri bölgeye taşıması Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Kıdemli Albay Jiang Bin, bugün yapılan basın toplantısında, Filipinler’in Güney Çin Denizi’nde “görev gücü” kurma girişimlerine tepki gösterdi. Jiang, Filipinler’in “Çin’in zorlayıcı eylemlerine karşı koyma” iddiasıyla ABD ve diğer bölge dışı ülkelerle ortak devriyeler düzenlediğini, bunun da bölgedeki istikrarı bozduğunu ifade etti. “Egemenlik ve deniz haklarımızdan vazgeçmeyiz” Sözcü Jiang Bin, Güney Çin Denizi’ndeki askeri ve siyasi tansiyonun temelinde Filipinler’in dış güçleri bölgeye dahil etme çabası olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Çin’in egemenlik ve deniz haklarını koruma iradesi sarsılmazdır. Filipinler, bölge ülkelerinin barış ve kalkınma çabalarını baltalamayı bırakmalı; ihlal ve provokasyon faaliyetlerine son vermelidir.” Çin, iki ülke arasındaki savunma işbirliğinin “üçüncü tarafları hedef almaması ve bölgesel barışa zarar vermemesi gerektiğini” daha önce de dile getirmişti. Güney Çin Denizi gerilimi bölgesel krize dönüşüyor Güney Çin Denizi, zengin enerji kaynakları ve stratejik konumu nedeniyle Pekin ile Manila arasında yıllardır süren hak iddiası geriliminin merkezinde bulunuyor. Filipinler, ABD başta olmak üzere müttefikleriyle iş birliğini artırırken, Çin ise bu adımları “askeri tırmandırma ve dış müdahale” olarak değerlendiriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.